SupersatForum  

Hergün 1 Yeni Bilgi

 Muhabbet, Eğlence Ve Hobileriniz Katagorisinde ve  Seviyeli Konular Forumunda Bulunan  Hergün 1 Yeni Bilgi Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...


Geri Git   SupersatForum > MUHABBET-EGLENCE VE VİDEO DUNYASI > Muhabbet, Eğlence Ve Hobileriniz > Seviyeli Konular
Özel Arama

Seviyeli Konular Bu Bölümde Seviyeli,Ciddi Konuları Paylaşabilirsiniz.Ayrıca Kandiller,Tebrik Mesajlarınızıda Burada Yayınlayabilirsiniz...

Cevap
 
LinkBack Konu Araçları Gösterim Biçimleri
Eski 07-11-2015, 07:47   #41 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan


Gökkuşağı Niçin Yuvarlaktır ?

Su damlası ve yakıcı güneş. İşte gökkuşağı bunlardan oluşur. Atalarımız gökkuşağından çok korkarlardı. Onu Tanrıların elçi-+lerinin geçmesi için yapılmış bir köprü olarak görüyorlardı. Yağmur ve güneş ile ilişkisi ilk olarak milattan önce 310 yıllarında Aristoteles tarafından ileri sürüldü. Günümüzde ise bir sır olmaktan çıktı.
Altından geçenin cinsiyetinin değişeceği veya yere değdiği noktada bir küp altın gömülü olduğu lafları sadece şakalarda kullanılıyor. Zaten gökyüzünde sabit bir gökkuşağı oluşmuyor. Herkesin bakış yönüne göre, gördüğü gökkuşağı farklı yerde oluyor. Gökkuşağının görüldüğü yere doğru gidilince görülebildiği sürece kişiye hep aynı mesafede kalıyor.
Gökyüzünde gökkuşağı gördüğünüz vakit biliniz ki, o yağmur damlalarından oluşmaktadır ama güneş kesinlikle arkanızdadır. Güneşin paralel ışınları başınızın üstünden geçerek yağmur damlalarına çarparlar. Yağmur damlaları burada ışığı renklerine ayıracak bir prizma görevi görürler.
Sarı gibi görünmesine rağmen güneş ışığı aslında beyazdır ve bütün renkler onun içindedir. Yağmur damlasının içine girince kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor renklere ayrışır. Mor renk çemberin içinde kırmızı ise en dışındadır.
Yağmur damlası çocukken oynadığımız misket veya bilye gibi küresel saydam bir şekildedir. Güneş ışığı bu kendi tarafındaki yüzeyinden doğrudan içine girer. İçinde renklere ayrıdır ve kürenin arka duvarına vurarak gerisin geriye yansır. Işığın damlanın ön yüzünden değil de arka yüzünden yansımasının nedeni içbü***, dışbü*** mercek özelliklerindendir.
Ayrışmış renkler, içbü*** arka yüzden çeşitli açılarda yansımaları sonucu gözümüze sırayla dizili renklerden oluşmuş bir bant şeklinde görünüyorlar. Gökkuşağını görebilmek için Güneş, biz ve yağmur damlaları, muhakkak belirli bir açıda dizilmek zorundayız. Ama daha önemlisi milyonlarca yağmur damlasından yansıyan ışınların gözümüze geliş açıları mutlaka aynı olmalıdır ki biz gökkuşağını görebilelim.
Yağmur damlalarından yansıyan ışınların gözümüzde odaklaşabilmeleri için bir daire şeklinde dizilmiş olmaları gerekir. Aslında o bölgedeki bütün yağmur damlaları gelen ışığı renklere ayrıştırarak yansıtırlar ama sadece bir yarım daire içinde olan yağmur damlalarından yansıyanlar gözümüze odaklaşırlar.
Biz de sadece o yağmur damlalarından gözümüze gelen renklerine ayrılmış ışınları görebildiğimizden gökkuşağını da yarım daire şeklinde görürüz. Bazen bir uçaktan veya yüksek bir dağdan baktığımızda gökkuşağını tam daire şeklinde görmemiz de mümkün olabilmektedir.
Güneş ne kadar yüksekse gökkuşağı dairesi de o kadar aşağı iner. Bunun içindir ki yedi renkli gökkuşağını sabah ve akşam yağışlarından sonra daha çok görürüz.
Genellikle fark edilmez ama gökkuşağı daima içice iki halkadan oluşur. İkinci kuşak pek dikkat çekmez. Bir ikinci zayıf kuşağın daha bulunmasının nedeni bazı güneş ışıklarının su damlasının iç yüzeyine bir kez değil iki kez çarpmalarıdır, Böylece parlaklıklarını yitiren ışıklardan oluşan ikinci gökkuşağı zar zor görülür. Birinci kuşakta kırmızı renk şeridin en dışında iken ikinci kuşakta en içtedir. Diğer renklerin sıralamaları da terstir.
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-11-2015, 07:48   #42 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

Erkekler Eskiden Nasıl Tıraş Oluyorlardı ?

Arkeologlara göre erkekler tarih öncesi devirlerde de tıraş oluyorlardı. Mağara duvarlarındaki bu devirlerden kalma resimler sakal tıraşı için kabukların, köpekbalığı dişlerinin, en çok da keskinleştirilmiş çakmaktaşlarının kullanıldığını göstermektedir. Günümüzde keşfedilen bazı ilkel kabilelerde çakmaktaşının bu amaçla kullanıldığı gerçekten de görülmektedir. Mısır’da açılan mezarlarda eski Mısırlıların M.Ö. 4. yüzyılda sakal kesmek için kullandıkları altın ve bakır aletler bulunmuştur. MS. 14. yüzyılda şimdiki usturanın ilkelleri ortaya çıkmaya başladı, ama erkeklerin acılı ve kanlı tıraş derdi 20. yüzyılın başlarına kadar devam etti. King Camp Gillette (jilet) ABD’de 1901 yılında ilk iki taraflı jileti keşfetti. Daha sonra eski bir kılıç üreticisi olan Wilkinson firması da tıraş bıçağı üretimine geçti ve bu ikili günümüze kadar piyasanın devleri olarak geldiler.
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-11-2015, 07:48   #43 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

İnsanların niçin bazıları solaktır ?

İnsanların çoğunun niçin, daha çok sağ ellerini kullandıkları henüz bilinmiyor. Eğer dünya nüfusunun yarısı solak olsaydı veya dünyada hiç solak olmasaydı, bu durum tabiatın kurallarına daha uygun olabailirdi, ancak tek yumurta ikizlerinin bile yüzde onunun farklı ellerini kullanmaları şaşırtıcıdır. Bu durumun genetik olmadığı, katılımla bir ilgisinin bulunmadığı da kesin. Bebeklerin rahimdeki pozisyonlarıyla ilgili teoriler var ama kanıtlanmış değil.
İnsanın dışında hiçbir yaratık, bir elini veya ayağını diğerine göre öncelikli kullanmaz. Dünyada tarih boyunca, kültür ve ırk farkı olmaksızın insanlar arasında sağ elini kullananlar hep çoğunlukta olmuşlardır. Bilim insanları yıllardır bunun nedenini arayıp durmaktadır.
Bilindiği gibi, beynimizin her iki yarısı değişik yetenekleri kontrol eder. Önceleri beynimizin sol yarısının konuşma yeteneğimize kumanda ettiği bilindiğinden, yazmamıza da kumanda ettiği, bütün önemli kumandaları bu tarafın üstlendiği sanılıyordu. Ama sonraları beynimizin sağ yarısının da idrak, yargılama, hafıza gibi çok önemli işlevlere kumanda ettiği, beynin her, iki yarısının da birbirinden üstün olmadığı ve her iki tarafın da eşit değerde görevler üstlendiği görüldü.
Solakların oranı hakkında çeşiti görüşler var. Genel görüş bunun 1/9 oranında olduğu şeklindedir. Her azınlığın başına geldiği gibi solaklar toplumda bazı zorluklarla karşılaşmışlar, hatta tarihin karanlık çağlarında şeytanla bile özleştirilmişlerdir. Günümüzde bile solak doğan çocuklar, aileleri tarafından sağ elleri ile yazmaya zorlanmaktadırlar.
Sağ ellerini kullananlar için hayat daha kolaydır. Onlar daha iyi organize olmuşlar, acımasız bir üstünlük kurmuşlar, dünyada her şeyi kendilerine göre ayarlamışlardır. Arabaların vitesleri, silahlarda boş kovanların fırlayış yönü, hatta tuvaletteki muslukların yeri bile hep sağ ellilere göre tasarlanmıştır.
İngilizce’de sol anlamındaki “left” kelimesi, zayıf ve kullanışsız anlamında eski İngilizce’de kullanılan “lyft” kelimesinden türetilmiştir. Sağ anlamındaki “right” ise haklılık ve doğruluk anlamında da kullanılır. Türkçe’de de öyle değil mi? Sağ hem canlı ve hayatta anlamında kullanılır, hem de sağlıklı, sağlam gibi sıfatların kökünü oluşturur, solun ise soluk gibi bir sıfatın kökünü oluşturma dışında sadece bir nota ile isim benzerliği vardır.

beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-12-2015, 08:35   #44 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

Türbülans Nedir?

Türbülans uçakta hafif, orta veya yüksek şiddette sarsıntı olarak hissedilebileceği gibi kısa süreli ani irtifa alışverişi şeklinde de hissedilebilir.
Türbülans esnasında uçaktan muhtelif sesler gelmesi de normaldir. Bu sesler uçağın aynı zamanda yeteri kadar esnek olduğunun da kanıtıdır.

Uçaklarda türbülansın yerini ve şiddetini belli koşullarda gösteren cihazlar mevcuttur. Mümkün olduğu takdirde, türbülanstan kaçınmak için pilotlar zaten irtifa değişikliği veya istikamet (rota) değişikliğini hava trafik kontrolörlerinden talep ederler.
Herşeye rağmen yine de türbülanslı hava sahası içinden geçmek gerekebilir. Bu durumda; motorları türbülanstan en az etkileneceği devre ayarlamak, uçağın süratini türbülanstan en az etkileneceği sürate azaltmak, motorun durmasına karşı tedbir olarak ateşlemeyi devamlı hale getirecek anahtarları açmak gibi uçuş tekniği ve uçak sistem olarak gerekli tedbirler zaten pilotlar tarafından yapılır.

Yine de bu tedbirler sarsıntının tamamen yok edileceği anlamına gelmez. Yolcular ve mürettebat emniyet kemerleri bağlı olarak seyahate devam etmeli kabin memurlarının ikazlarına dikkatle uyulmalıdır
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-12-2015, 08:36   #45 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

Dünya neden yuvarlaktır ?

Bu soruya verilelecek ilk yanıt, “Dünya gerçekten yuvarlak mıdır?” olabilir. Bunun cevabı da hayırdır. Yani en azından kusursuz bir yuvarlak değildir. Ancak ortalama bir kübe oranla kesinlikle yuvarlaktır. Size aktarabileceklerimiz “Nova” da gördüklerimizden ibaret olacaktır. Bunun temelde, merkezi bir güç olan yerçekimi ile ilgili olduğu söylenebilir. Bunun anlamı da, yerçekimi herşeyi düz bir çizgi boyunca biraraya doğru çekiyor demektir. Çekilen nesnelerden birisi ne kadar büyük ve kütlesel olursa, o kadar güçlü bir şekilde çekilir. Dünya oluşma aşamasında, patlamış olan bir güneşten (bir süpernova) arta kalan büyük bir toz topundan başka bir şey değildi. Yerçekimi, maddenin büyük bir bölümünün yoğunlaşarak büyük bir ateş topuna (bizim güneşimiz) dönüşmesine neden olmuştu. Ancak bazı parçacıklar çok uzaklara savrulmuştu ki, güneşin değil gezegenlerin toz parçacıklarını bir araya çeken daha güçlü çekim güçlerine kapıldılar, ve böylelikle, hep birlikte başka bir topa dönüştüler. Çarkıfelek üzerine yerleştirilen bir kartona, hızla dönerken boya fışkırttığınızda, bu dönme hareketi boya damlacıklarını merkezden kaçırır (bu süpernovanın patlaması gibidir). Damlacıklar, merkezden açığa doğru ilginç bir yol izleyerek ilerler ve bir yerde dururlar. Bu durma, dönme gücünün, boyayı kartona yapıştıran (yerçekimi gibi) güce eşit ve karşıt olduğu zaman gerçekleşir. Eğer boyayı kartona yapıştıran güç bu kadar kuvvetli olmasaydı, damlacıklar giderek daha büyük hale geleceklerdi, ve tabi gezegenler de.
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-12-2015, 08:36   #46 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

Sarı renkte olan mısır patlatılınca neden beyaz oluyor ?

Mısır, içeriğindeki suyun ısı nedeniyle yaptığı basıncın bir sonucu olarak patlar. Öz halindeki mısır taneciği ısıtıldığında, içeriğindeki su da buhar haline dönüşüp basınç yaratır ve bu basınç taneciğin kabuğunu zorlamaya başladığında da mısırı patlatır. Bu gerçekleştiğinde dışarı çıkan kabarık beyazlık ise tane içeriğindeki nişastadır. Rengi de nişasta içeriğinden dolayı beyaz olur. Mısırın içinde bulunan jelatin yapıdaki nişasta tanecikleri, nemden dolayı oluşan basınç nedeniyle patlamaz. Bunun yerine, genleşerek jel benzeri kabarcıklar haline gelirler. Daha sonra bu kabarcıklar birleşerek katılaşır ve sonuçta da şekilsiz beyaz patlaklar meydana gelir.
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-01-2016, 22:01   #47 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

Saçlar Sürekli Uzarken Kaşlar Neden Uzamıyor ?


Vücudumuzdaki kıllar (saç, kaş, kirpik, vücut kılları, vs.) yer aldıkları bölgelere göre farklı görevlere sahiptir ve farklı boylardadır. Saçlarımız bir metrelik bir uzunluğa bile erişebilirken, kaşlarımız oldukça kısadır. Saçlarımız ve kıllarımız, "keratin" adı verilen bir ...proteinle dolu olan ölü hücrelerden oluşurlar. Derinin hemen altında bulunan köklerine de, "folikül" adı verilir.

Vücudumuzda çeşitli bölgelerde bulunan kılların boyları, genetik olarak programlanmıştır. Bu nedenle hepsi, belirli bir uzunluğa kadar uzarlar ve bu "son uzunluğa" eriştikten sonra da periyodik olarak dökülürler. Ancak yaş etkisiyle, saç ve kıl köklerinin bu programlı büyümesinde bozulmalar görülebilir. Yaşlılarda kaşların normalden daha uzun olması, bu nedenledir.

Saçlarımızın gövdesi boyunca ölü hücreler bulunur. Saçın dış kısmı sert yapılı proteinlerden, iç kısmı ise uzayabilen esnek liflerden oluşur. Saçta herhangi bir sinir hücresi bulunmaz. Bu nedenle, saç kökleri, saçın ne denli uzun olduğuna dair bir bilgiye sahip değildir. Sadece saçların belirli bir "son uzama" sınırı vardır –ki kişiye veya cinsiyete göre değişir-, ve saçlar bu uzunluğa gelip de ömürlerini doldurduktan sonra dökülürler..
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-01-2016, 22:04   #48 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

Gün ve Ay İsimleri Nereden Geliyor?


Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler. (yek, du, se, cihar, penç, şes) Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi (heft)dir veya (hefte) Yedi günlük hafta ismi de buradan alınmıştır.
Halen Türkçede kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?
Cuma Arapça (Toplama, toplanma)
Cumartesi Arapça (Ertesi) Türkçe
Pazar Farsça Ba (Yemek), zar (yer)
Pazartesi Farsça (Ertesi) Türkçe
Salı İbranice (Üçüncü)
Çarşamba Farsça (Cehar) şenbe (dördüncü gün)
Perşembe Farsça (Penç) şenbe (beşinci gün)
Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.
İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.
Ocak Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)
Şubat Süryanice
Mart (Latince Mariîus mitolojik isim Mars tan)
Nisan Süryanice
Mayıs (Latice Tanrıça Marianın ayı)
Haziran Süryanice
Temmuz Arapça Süryanice
Ağustos (Latice Roma İmparatoru Augustusun adından)
Eylül Süryanice
Ekim (Türkçe Toprağı ekmekten)
Kasım (Arapça Bölen)
Aralık (Türkçe İki zaman dilimi arası)
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-01-2016, 22:04   #49 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

Kediler nasıl 4 ayakları üstüne düşer ?

Bilimsel olarak izahı biraz zor. Bilime göre düşen bir cisme dışarıdan bir kuvvet uygulayamazsanız, ona açısal bir dönme hareketi kazandıramazsınız. Gerçi bir kule atlayıcısı, havuza düşmeden önce havada birkaç kez takla atar, kendi ekseni etrafında döner ama bu tramplen veya kuleyi terk ederken ayakları ile başlattığı bir dönme hareketidir.
Sırtüstü düşen bir kedi önce bacaklarını kendisine, kuyruğunu da bacaklarının arasına çeker, başını yere bakacak şekilde döndürür. Belli bir noktada tam tersini yaparak bacaklarını ve kuyruğunu açar ve vücudu tam ters yöne, yani yere doğru döner. Böylece paraşüt etkisi yaratarak, hızını da frenler ve inişin yumuşak olmasını sağlar.
Yapılan deney ve gözlemlerde bir kedinin alçak bir yerden düşmesinin, yüksek bir yerden düşmesine göre çok daha fazla hasar yaratacağı tespit edilmiştir. Örneğin yaklaşık bin metre yüksekliğindeki, otuz iki katlı bir binanın tepesinden düşen bir kediye hiçbir şey olmazken, yedi katlı binalardan düşenlerde ciddi sakatlıklar, hatta ölüm vakaları görülmüştür. Bilim insanları bunu da “limiz hızı” ile izah ediyorlar.
Havadan yere düşen cisimler, önce gittikçe artan bir hızla yere düşerler. Sonra kütlelerine bağlı olarak belirli bir mesafede hızdaki bu artış durur ve “limit hız” denilen sabit bir hızla yere düşmeye devam ederler. Yani bir gökdelenenin tepesinden atılan madeni bir paranın yere düşme anındaki hızı ile uçaktan atılan (aynı) paranın hızı arasında bir fark yoktur. İyi ki de yoktur, çünkü bu “limit hız” olmasaydı ve cisimler gittikçe artan bir hızla düşmeye devam etmeselerdi, yağmur damlaları kafamıza kurşun gibi düşebilirlerdi.
Bu teoriye göre yüksekten düşen kediler, yaklaşık saatte yüz kilometre sürate gelince limit hıza ulaşırlar, artık hep aynı hızda düşerler ve stresi atlatıp, kendilerine gelir ve gevşerler. Başlangıçta bahsettiğimiz dönme hareketini yaptıktan sonra, Avustralya’da yaşayan uçan sincapların uçuşuna benzer şekilde, tüm vücutlarını paraşüt gibi kullanarak, yaralanma olasılığını en aza indirerek, yere inerler.
Tabii bütün bu deney sonuçlerı ve teoriler, hayvan hastanelerine gelen kediler göz önüne alınarak ortaya çıkartılmıştır. Yüksekten düşüp de ölen veya alçaktan düşüp, ölmeyip, olay yerini terk eden, her iki şekilde de hayvan hastanalerine uğramamış kedilerin sayıları bilinmiyor.
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-01-2016, 22:04   #50 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

Güvercinler nasıl takla atıyorlar ve takla atmalarının sebebi nedir ?

Güvercinlerde iki farklı nedenle görülen, iki farklı tip takla var. Bunlardan ilki, havada uçarken hafifçe yan dönme şeklinde görülen ve aslında güvercinlerle beslenen gökdoğan gibi yırtıcı kuş türlerine karşı kazanılmış olan bir savunma uyumu. Bu, doğal olarak artık genlerine yerleşmiş ve bir yaşam biçimi haline gelmiş bir özellik. Taklacı güvercin olarak bilinen ırklarda görülen takla davranışı da, bu şekilde bir uyum olarak kazanılmış ve ırk özelliği haline gelmiş.
Diğeriyse, vitamin eksikliği ya da bir virüs nedeniyle ortaya çıkabilen, beyine giden sinir hücrelerinin üzerini kaplayan myelin kılıfın erimesine neden olan ve havalanırken ya da uçarken denge kaybı nedenli takla atma, yürürken daireler çizme, başın arkaya doğru yatması (stargazing: yıldız sayma) gibi belirtilerle kendini gösteren hastalık. Bu takla zaten diğerinden belirgin olarak ayrılıyor ve sıklıkla hayvanların kontrollü bir şekilde beslenmesiyle iyileştirilebiliyor.
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-02-2016, 06:58   #51 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

Saçlar Sürekli Uzarken Kaşlar Neden Uzamıyor ?


Vücudumuzdaki kıllar (saç, kaş, kirpik, vücut kılları, vs.) yer aldıkları bölgelere göre farklı görevlere sahiptir ve farklı boylardadır. Saçlarımız bir metrelik bir uzunluğa bile erişebilirken, kaşlarımız oldukça kısadır. Saçlarımız ve kıllarımız, "keratin" adı verilen bir ...proteinle dolu olan ölü hücrelerden oluşurlar. Derinin hemen altında bulunan köklerine de, "folikül" adı verilir.

Vücudumuzda çeşitli bölgelerde bulunan kılların boyları, genetik olarak programlanmıştır. Bu nedenle hepsi, belirli bir uzunluğa kadar uzarlar ve bu "son uzunluğa" eriştikten sonra da periyodik olarak dökülürler. Ancak yaş etkisiyle, saç ve kıl köklerinin bu programlı büyümesinde bozulmalar görülebilir. Yaşlılarda kaşların normalden daha uzun olması, bu nedenledir.

Saçlarımızın gövdesi boyunca ölü hücreler bulunur. Saçın dış kısmı sert yapılı proteinlerden, iç kısmı ise uzayabilen esnek liflerden oluşur. Saçta herhangi bir sinir hücresi bulunmaz. Bu nedenle, saç kökleri, saçın ne denli uzun olduğuna dair bir bilgiye sahip değildir. Sadece saçların belirli bir "son uzama" sınırı vardır –ki kişiye veya cinsiyete göre değişir-, ve saçlar bu uzunluğa gelip de ömürlerini doldurduktan sonra dökülürler..
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-02-2016, 06:59   #52 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

• En Uzun Rüya 7 Saniyedir
• Hafızamızı Kaybetmemiz İçin
Beynizimizden 110 Milyon Hücre Ölmesi
Gerekir
• Timsahlar daha derine batabilmek için taş
yutarlar.
• Bir Balinanın Kalbi Tam 300 Kilodur
• İnsanlar gibi Hayvanlarda Rüya görüp
Rüyasında Sayıklarlar.
• Uyku problemi olanlara; Günde 4-5 tam
ceviz yenirse Melatonin salgısı artar ve
rahatça uyursunuz.
• Yorgunluk sadece fiziksel değil, duygusal
olarak da yaşanır. Yani karşınızdaki sizi ne
kadar çok severse sevsin bir süre sonra
yorulacaktır.
• Tekerlemenin orijinal hali "Oh pity pity,
care'em all so pity, tear is the last thing,
gymnastic"dir ve ingilizce bir şiirin giriş
dizesidir.
• Kadınların %80'i, gerçekten kırıldığında
bağırmak yerine sessizliği tercih ediyor.
• İnsanların %67'si çayı kalabalık ortamda,
sohbet ederken içmeyi seviyor. Ancak bu
insanlar kahve içerken her zaman yalnızlığı
seçiyor.
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-02-2016, 07:00   #53 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

- Türk'lerden Guinnesslik Ölümler -
1.Balkona 50 kişinin çıkması sonucu meydana
gelen toplu ölüm.(dudullu'da bir köyde nişan
töreninde)
2.TEM'de seyreden araçtaki 5 kişinin radyoda
oynak şarkı çalınca aracı sağa çekerek
otoyolda göbek atmaya başlaması ve 3'ünün
ayrı ayrı araçların çarpması sonucu ölümü.
(adapazarı -hendek)
3.Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısındaki
taşı çıkarmak için ayağını silkeleyen kişiyi
elektrik çarptığını sanan bir başkasının
akımdan kurtarmak amacıyla kafasına kürekle
vurup öldürmesi.(rize- tunca köyü)
4.Midesine sinek kaçan bir kişinin sineği
öldürmek için odaya sıkar gibi ağzına sheltox
isimli ilacı sıkması ve sinekten beter ölümü.
(istanbul- sultanbeyli)
5.Mühendisin kontrol için geminin buhar
kazanına girdiği sırada bundan habersiz bir
gemi personelinin kapağı kapatması ve
geminin sefere çıkmasıyla mühendisin ölümü.
(kocaeli)
6.Aynı işyerinde biri gündüz biri gece
vardiyasında çalışan baba-oğulun
motorsikletle eve giderken sert bir virajda
karşılaşıp birbirlerine selam vermek isterken
çarpışarak ölmeleri.(konya)
7.Nüfus sayımı nedeniyle kendisinden başka
kimsenin bulunmadığı yolda (üstelik de
otoban) sayım görevlisinin bariyerlere
çarparak ölümü(tem otoyolu-gebze)
8.Karabük demir-çelik fabrikasında 600 tonluk
pres makinasının arasından emekleyerek
geçen işçinin 2450 santigratlık fırından
sigarasını yakmaya çalışırken can vermesi.
(karabü k)
9.Tıraş olurken berberin rahatlatır diye boynu
aniden sağa sola çevirme hareketi sonucu küt
diye boynu kırılan müşterinin koltukta
rahmetlik oluşu.(erzurum)
10.Bir vatandaşın yatağındaki tahtakurusunu
öldürmek için yaptığı ilaçlamadan sonra
uykuya dalınca tahatakuruları yla birlikte
zehirlenmesi. (bodrum-yalı kavak)
11.Bir lunaparkta kafadar iki gecebekçisinin
uçan sandalyeyi çalıştırıp binmeleri ve
durduracak kimse olmayınca inemeyip sabaha
kadar kusarak hayatlarını kaybetmeleri.
(göztepe)
12.Arkadaşları yla iddiaya tutuşup kafasıyla
mermer bloku kırmaya çalışan medyatik
karatecinin mermer yerine kafasını kırarak
beyin travması sonucu ölmesi.(Istanbul-
esenler) ..
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-02-2016, 07:00   #54 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

• Mark Zuckerberg renk körüdür. Ve en iyi
görebildiği renk mavidir,bu yüzden
facebook mavidir.
• Ananas'a tuz atmak ananasın daha tatlı
olmasını sağlar.
• NASA'nın bir açıklamasına göre, uzay
biftek ve metal gibi kokuyor.
• El yazısı büyük olan insanların
özgüvenleri diğerlerine göre daha
yüksektir.
• Solaksanız, ileride şizofreni olma
ihtimaliniz daha fazladır.
• Habeşistan takviminde 13 ay vardır, yani
orada hala 2005 yılını yaşamaktadırlar, yeni
yıl ise 11 Eylül'de kutlanır.
• Grönland ülkede yeterince çim
yetişmediği için FİFA'ya katılamamaktadır.
• Cırcır böcekleri kendi yüksekliklerinin 20
katına zıplayabilirler, eğer insanlar bu güce
sahip olsaydı 37 metreye kadar
zıplayabilirdi.
• Vücudunuzda 900 tane kalem yapmaya
yetecek kadar karbon vardır.
• Irak mezarlığı dünyanın en büyük
mezarlığıdır.
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-02-2016, 07:01   #55 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

• Yalan söyleyen insanlar bir şeyi
anlatırken, ellerini kullanarak
görselleştirme yapamaz.
• İnsan mutsuzken daha çok uyumak ister.
Çünkü bütün acıların dindiği tek yer
uykudur.
• Textaphrenia, insanların sıkça yaşadığı
cep telefonuna mesaj geldiğini zannetme
durumudur.
• Hadsafhada, ne kadar random gülüş gibi
dursada Türkçemizin güzide bir kelimesidir.
• Sarhoş biri size bir şeyler anlatıyorsa
anlattıklarına inanın çünkü sarhoşların
anlattıklarının %85'i doğrudur.
• Mutlu çiftlere söylenen "Çifte kumrular
gibi" sözü, Kumru kuşlarının ölene kadar
eşlerine sadık kalmalarından gelir.
• Vanilyalı dondurma yemek, mide
yanmasını büyük oranda azaltır.
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-02-2016, 07:01   #56 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

-İlginç bir şekilde, karıncalar gibi çok hafif
hayvanlar ne kadar yüksekten düşerlerse
düşsünler ölmezler.
-Twitterda atılan her tweet San
Francisco'daki ana merkezde kayıt altına
alınmaktadır.
-Diş fırçaladıktan sonra yenen veya içilen
şeyin tadının kötü gelmesini, fırçalama
sonrası ağzı sıcak suyla çalkalayarak
giderebilirsiniz.
-Eğer ter kokusundan şikayetçiyseniz,
maydanoz tüketin. Maydanoz terleseniz
bile terinizin kötü kokmamasını sağlar.
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-02-2016, 07:01   #57 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

• Klinik ölüm sonrası insan 5 dakika içinde
hayata geri getirilebilir. 5 dakika sonra
beyin hücreleri ölmeye başlar, ama yine de
bu süreyi 5 dakika daha uzatmak
mümkündür.
• Niagara şelalesinden düşüp hayatta
kalabilen ilk insan olan Bobby Leach,
evinde portakal kabuğuna basarak düşmüş
ve iç kanamadan ölmüştür.
• Soru sormak, iletişimi başlatıp devam
ettirecek en iyi yoldur.
• Bir ankete göre kadınların %96'sı en çok
boyundan öpülmekten hoşlanmaktadır.
• Denizanaları ölü halde bile sizi sokabilir.
• Tüm dünyada her saniye 10 milyonun
üzerinde sigara yakılmaktadır.
• Kızılderililere göre doğadan uzaklaştıkça
yüreğiniz sertleşir.
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-02-2016, 07:02   #58 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

♥ Rusya’da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir.
♥ Sadece bir tane kovboy filmi kadın yönetmen tarafından çekilmiştir
♥ Sadece dişi sivrisinekler ısırır.
♥ Sağ elini kullanan insanlar sol elini kullananlara göre ortalama dokuz yıl daha fazla yaşıyorlar.
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-02-2016, 07:02   #59 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?

Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 09-02-2016, 07:03   #60 (permalink)
 
Avatarı
 
Katılım Tarihi: 05-19-12
Mesajlar: 12.527
Üye No: 134026
Uydu Alıcısı: Next-NextStar
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Aldığı Beğeni: 1411
Beğendikleri: 400
Varsayılan

Yurt Dışında İlk Temsil Eden Türk Takım ?

Yurtdışında Türkleri (o zaman Osmanlı'ydı) temsil eden ilk takım Galatasaray'dır. 1911 yılında Romanya'da Bükreş karmasını 11-1 yenmiştir.
beaverss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap

Etiketler
bilgi, hergün, yeni


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Gösterim Biçimleri

Yazım Kuralları
Yeni konu açma izniniz yok.
Mesajlara cevap yazma izniniz yok.
Mesajlarınıza dosya / resim ekleme izniniz yok.
Mesajınızı değiştirme izniniz bulunmuyor.

BB kod - Açık
Yüz İfadeleri are Açık
[IMG] kodları Açık
HTML kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Varsayılan Zaman Aralığı: GMT +2. Saat 08:07.



Powered by: vBulletin Version 3.8.10
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright © 2005-2018 SupersatForum İnternational®, All Rights Reserved

iptv
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.2.2 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2018 DragonByte Technologies Ltd.
www.supersatforum.com Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız Bize Ulaşın linkinden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.