PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : müslüman yılbaşını kutlayabilirmi.



bayram tv
29-12-2013, 11:30
Only the registered members can see the link

Only the registered members can see the link

hilalyıldız
29-12-2013, 13:40
S.A.Siz hiç kurban veya ramazan bayramını kutlayan hristiyan gördünüz mü?Biz hristiyan bayramını (yılbaşı kisvesi altında)NEOL bayramını kutlayan MÜSLÜMAN gördük.Yılbaşı (NEOL)kutlamak hristiyanlara göre bir ibadettir.Müslümanlara göre Ramazan ve Kurban bayramlarını kutlamak ibadettir.ALLAH bizleri İSLAM-KUR'AN yolundan ayırmasın inşaALLAH.AEO.:praying::praying::praying:

meydancı
29-12-2013, 16:15
Hz.Hasan'ın şehit edildiği tarih bu sene yılbaşına denk gelmekte.

hilalyıldız
30-12-2013, 12:02
S.A.31/ARALIK-01/OCAK MEKKE'nin fethidir.Karanlıktan aydınlığa,zulümden adalete dönüştür.AEO.:praying::praying::praying:

hilalyıldız
31-12-2013, 01:23
S.A.1 ocak 630 MEKKE'nin fethi.Yılbaşı gecesi FETİH ve YASİN suresini okuyalım.Fetih Suresi, İçinde İslâm'ın elde edeceği fetih, başarı ve zaferden bahsedildiği için Fetih adını alan bu sûre, hicretin altıncı yılında Hudeybiye antlaşması dönüşünde Mekke ile Medine arasında inmiş ve Medine'de inen sûrelerden sayılmıştır; 29 (yirmidokuz) âyettir.
Bismillahirrahmanirrahim

1. Ayet : İnna fetahna leke fetham mübına

Anlamı : Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsân ettik.

2. Ayet : Li yağfira lekellahü ma tekaddeme min zembike ve ma teahhara ve yütimme nı'metehu aleyke ve yehdiyeke sıratam müstekıyma

Anlamı : Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru yola iletir.

3. Ayet : Ve yensurakellahü nasran azıza

Anlamı : Ve sana Allah, şanlı bir zaferle yardım eder.
fetih suresi

4. Ayet : Hüvellezı enzeles sekınete fı kulubil mü'minıne li yezdadu imanem mea ımanihim ve lillahi cünudüs semavati vel ard ve kanellahü alımen hakıma

Anlamı : İmanlarına iman katsınlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah bilendir, herşeyi hikmetle yapandır.

5. Ayet : Li yüdhılel mü'minıne vel mü'minati cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve yükeffira anhüm seyyiatihim ve kane zalike ındellahi fevzen azıyma

Anlamı : Mümin erkeklerle mümin kadınları, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyması, onların günahlarını örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir kurtuluştur.

6. Ayet : Ve yüazzibel münafikıyne vel münafikati vel müşrikıne vel müşrikatiz zannıne billahi zannez sev' aleyhim dairatüs sev' ve ğadıbellahü aleyhim ve leanehüm ve eadde lehüm cehennem ve saet masıyra

Anlamı : Ve o Allah hakkında kötü zanda bulunan münâfık erkeklere ve münâfık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük onların başlarına gelmiştir. Allah onlara gazap etmiş, lânetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Orası ne kötü bir yerdir!

7. Ayet : Ve lillahi cünudüs semavati vel ard ve kanellahü azızen hakıma

Anlamı : Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

8. Ayet : İnna erselnake şahidev ve mübeşşirav ve nezıra

Anlamı : Şüphesiz biz seni, şâhit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

9. Ayet : Li tü'minu billahi ve rasulihi ve tüazziruhu ve tuvekkiruh ve tusebbihuhu bükreten ve ezıyla

Anlamı : Ki, Allah'a ve Resulüne iman edesiniz, ve bunu takviye edip, O'na saygı gösteresiniz ve sabah akşam O'nu tesbih edesiniz.

10. Ayet : İnnellezıne yübayiuneke innema yübayiunellah yedüllahi fevka eydıhim fe men nekese fe innema yenküsü ala nefsih ve men evfa bi ma ahede aleyhüllahe fe se yü'tıhi ecran azıyma

Anlamı : Herhalde sana bey'at edenler ancak Allah'a bey'at etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahde vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.

11. Ayet : Se yekulü lekel mühallefune minel a'rabi şeğaletna emvalüna ve ehluna festağfir lena yekulune bi elsinetihim ma leyse fi kulubihim Kul fe mey yemlikü leküm minellahi şey'en in erade biküm darran ev erade biküm nefa bel kanellahü bima ta'melune habıra

Anlamı : Yakında a'râbilerden geri kalmış olanlar sana diyecekler ki, "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile." Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Hayır! Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

12. Ayet : Bel zanentüm el ley yenkaliber rasulü vel mü'minune ila ehlıhim ebedev ve züyyine zalike fı kulubiküm ve zanentüm zannes sev' ve küntüm kavmen bura

Anlamı : Aslında siz Peygamber ve müminlerin, ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.

13. Ayet : Ve mel lem yü mim billahi ve rasulihı fe inna a'tedna lil kafirıne seıyra

Anlamı : Kim Allah'a ve Rasulüne iman etmezse şüphesiz biz, kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.

14. Ayet : Ve lillahi mülküs semavati vel ard yağfiru li mey yeşaü ve yüazzibü mey yeşa' ve kanellahü ğafurar rahıyma

Anlamı : Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar dilediğini azaplandırır. Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir.

15. Ayet : Se yekulül mühallefune izen talaktüm ila meğanime li te'huzuha zeruna nettebı'küm yürıdune ey yübeddilu kelamellah kul len tettebiuna kezaliküm kalellahü min kabl fe se yekulune bel tahsüdunena bel kanu la yefkahune illa kalıla

Anlamı : Siz ganimetleri almak için gittiğinizde geri kalanlar: "Bırakın biz de arkanıza düşelim." diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz bizimle gelemeyeceksiniz. Allah daha önce böyle buyurmuştur. Onlar size: "Bizi kıskanıyorsunuz." diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir.

16. Ayet : Kul lil muhallefıne minel a'rabi se tüd'avne ila kavmin ülı be'sin şedıdin tükatilunehüm ev yüslimun fe in tütıy'u yü'tikümüllahü ecran hasena ve in tetevellev kema tevelleytüm min kablü yüazzibküm azaben elıma

Anlamı : A'rabilerin geri bırakılmış olanlarına de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla savaşırsınız veya müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.

17. Ayet : Leyse alel a'ma haracüv ve la alel a'raci haracüv ve la alel meriydı harac ve mey yütıılahe ve rasulehu yüdhılhü cennatin tecrı min tahtihel enhar ve mey yetevelle yüazzibhü azaben elıma

Anlamı : Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. Bununla beraber kim Allah'a ve peygamberine itâat ederse, Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.

18. Ayet : Le kad radıyallahü anil mü'minıne iz yübayiuneke tahteş şecerati fe alime ma fı kulubihim fe enzeles sekınete aleyhim ve esabehüm fethan karıba

Anlamı : Andolsun o ağacın altında (Hudeybiye'de) sana bey'at ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş onlara güven indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır.

19. Ayet : Ve meğanime kesiraten ye’huzuneha ve kânallahü aziyzen hakiyma

Anlamı : Allah onları elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfatlandırdı. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

20. Ayet : Ve adekümüllahü meğanime kesiraten te'huzuneha fe accele leküm hazihı ve keffe eydiyen nasi anküm ve li tekune ayetel lil mü'minıne ve yehdiyeküm sıratam müstekıyma

Anlamı : Allah size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir ki bu, müminlere bir işaret olsun ve Allah sizi doğru yola iletsin.

21. Ayet : Ve uhra lem takdiru aleyha kad ehatallahü biha ve kanellahü ala külli şey'in kadıra

Anlamı : Bundan başka sizin güç yetiremediğiniz, ama Allah'ın sizin için kuşattığı ganimetler de vardır. Allah herşeye kâdirdir.

22. Ayet : Ve lev katelekümüllezıne keferu le vellevül edbara sümme la yecidune veliyyev ve la nesıyra

Anlamı : Eğer kâfirler sizinle savaşsalardı arkalarına dönüp kaçarlardı. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamazlardı.

23. Ayet : Sünnetellahilletı kad halet min kabl Ve len tecide li sünnetillahi tebdıla

Anlamı : Allah'ın öteden beri gelen kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

24. Ayet : Ve hüvellezı keffe eydiyehüm anküm ve eydiyeküm anhüm bi batni mekkete mim ba'di en azferaküm aleyhim ve kanellahü bi ma ta'melune basıyra

Anlamı : O sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra Mekke'nin göbeğinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı görendir.

25. Ayet : Hümüllezıne keferu ve sadduküm anil mescidil harami vel hedye ma'kufen ey yeblüğa mehılleh ve lev la ricalüm mü'minune ve nisaüm mü'minatül lem ta'lemuhüm en tetauhüm fe tüsıybeküm minhüm mearratüm bi ğayri ılm li yüdhılellahü fı rahmetihı mey yeşa' lev tezeyyelu le azzebnellezıne keferu minhüm azaben elıma

Anlamı : Onlar inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram'ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını men edenlerdir. Eğer kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle, mümin kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle bir vebalin altında kalmanız ihtimali olmasaydı, Allah savaşı önlemezdi. Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmıştır. Eğer onlar birbirinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptırırdık.

26. Ayet : İz cealellezıne keferu fi kulubihimül hamiyyete hameyyetel cahiliyyeti fe enzelellahü sekınetehu ala rasulihi ve alel mü'minıne ve elzemehüm kelimetet takva ve kanu ehakka biha ve ehleha ve kanellahü bi külli şey'in alıma

Anlamı : O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, câhiliyet taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi. Onları takva sözü üzerinde durdurdu. Zaten onlar buna pek layık ve ehil kimselerdi. Allah herşeyi bilendir.

27. Ayet : Le kad sadekallahü rasulehür ru'ya bil hakk le tedhulünnel mescidel harame in şaellahü aminıne muhallikıyne ruuseküm ve mükassıriyne la tehafun fe alime ma lem ta'lemu fe ceale min duni zalike fethan karıba

Anlamı : Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinzi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.

28. Ayet : Hüvellezı ersele rasulehu bil hüda ve dınil hakkı li yuzhirahu aled dıni küllih Ve kefa billahi şehıda

Anlamı : Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. Şahit olarak Allah yeter.

29. Ayet : Muhammedür rasulüllah vellezıne meahu eşiddaü alel küffari ruhamaü beynehüm terahüm rukkean süccedey yebteğune fadlem minellahi ve rıdvana sımahüm fı vücuhihim min eseris sücud zalike meselühüm fit tevrati ve meselühüm fil incıl ke zer'ın ahrace şat'ehu fe azerahu festağleza festeva ala sukıhı yu'cibüz zürraa li yeğıyza bihimül küffar veadellahüllezıne amenu ve amilus salihati minhüm mağfiratev ve ecran azıyma

Anlamı : Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûa varırken secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.

Yasin suresi, "öldükten sonra dirilme ve hesap" denilen ana konuyu ele alıp onun meydana geleceğine dair kesin delilleri anlatarak sona erer.
Bismillahirrahmanirrahim

1. Ayet : Yasin

Anlamı : Yasin

2. Ayet : Vel kur'anil hakiym

3. Ayet : İnneke le minel murseliyn

Anlamı : 2 ve 3. Ayet : Ayet : Ey Muhammed! Hikmetli Kur'ân'a andolsun ki, sen risâlet görevi

4. Ayet : Ala sıratım müstekıym

Anlamı : Dosdoğru bir yol üzerindesin. Ayet :

5. Ayet : Tenziylel aziyzir rahıym

6. Ayet : Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun

Anlamı : 5 ve 6. Ayet - Babaları korkutulmamış ve kendileri de gafil olan bir kavmi, çok güçlü ve çok merhametli olan Allah'ın indirdiği (Kur'ân) ile korkutasın.



7. Ayet : Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü'minun

Anlamı : Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler.

8. Ayet : İnna cealna fı a'nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun

Anlamı : Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.

9. Ayet : Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun

Anlamı : Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.

10. Ayet : Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü'minun

Anlamı : Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.

11. Ayet : İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım

Anlamı : Sen ancak Kur'ân'a tabi olan ve görünmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan kimseyi sakındırırsın. İşte onu bir bağışlanma ve çok şerefli bir mükafatla müjdele.

12. Ayet : İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm ve külle şey'in ahsaynahü fı imamim mübiyn

Anlamı : Gerçekten biz ölüleri diriltiriz, onların önceden yapıp gönderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Zaten biz her şeyi açık bir kütükte, bir "imam-ı mübin"de (ana kitapta, yani Levh-i mahfuzda) sayıp tesbit etmişizdir.

13. Ayet : Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh iz caehel murselun

Anlamı : Sen onlara, o şehir halkını örnek ver. Hani oraya peygamberler gelmişti.

14. Ayet : İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun

Anlamı : Hani biz onlara iki peygamber göndermiştik, fakat onlar ikisini de yalanlamışlardı. Biz de (onları) üçüncü bir peygamberle destekledik. Onlara: "Şüphesiz ki biz size gönderilmiş elçileriz." dediler.

15. Ayet : Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey'in in entüm illa tekzibun

Anlamı : Onlar da: "Siz bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz, hem Rahman olan Allah, hiçbir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." dediler.

16. Ayet : Kalu rabbüna ya'lemü inna ileyküm le murselun

Anlamı : Peygamberler dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz."

17. Ayet : Ve ma aleyna illel belağul mübın

Anlamı : "Bize düşen de sadece apaçık tebliğdir."

18. Ayet : Kalu inna tetayyarna biküm leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym

Anlamı : Onlar dediler ki: "Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur."

19. Ayet : Kalu tairuküm meaküm ein zükkirtüm bel entüm kavmüm müsrifun

Anlamı : Peygamberler de şöyle cevap verdiler: "Sizin uğursuzluğunuz beraberinizdedir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz israfı âdet etmiş bir kavimsiniz."

20. Ayet : Ve cae min aksal medıneti racülüy yes'a kale ya kavmittebiul murseliyn

Anlamı : O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve: "Ey kavmim! Uyun o elçilere!"

21. Ayet : İttebiu mel la yes'elüküm ecrav vehüm mühtedun

Anlamı : "Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir."

22. Ayet : Ve ma liye la a'büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun

Anlamı : "Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmişim beni yaratana? Hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz."

23. Ayet : E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey'ev ve la yünkızun

Anlamı : "Hiç ben O'ndan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer O Rahman, bana bir zarar dileyecek olsa, onların şefaati benden yana hiçbir şeye yaramaz ve onlar beni kurtaramazlar."

24. Ayet : İnnı izel le fı dalalim mübın

Anlamı : "Şüphesiz ki ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum."

25. Ayet : İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun

Anlamı : "Şüphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni."

26. Ayet : Kıyledhulil cenneh kale ya leyte kavmı ya'lemun

Anlamı : (Sonra ona) "haydi gir cennete!" denildi. O da dedi ki: "Ne olurdu kavmim bilseydi!"

27. Ayet : Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn

Anlamı : "Rabbimin beni bağışladığını ve beni kendilerine ikram edilen kullarından kıldığını."

28. Ayet : Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba'dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn

Anlamı : Biz arkasından kavminin üzerine bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.

29. Ayet : İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun

Anlamı : Sadece bir gürültü oldu, onlar da hemen sönüverdiler.

30. Ayet : Ya hasraten alel ıbad ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun

Anlamı : Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

31. Ayet : Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim la yarciun

Anlamı : Görmediler mi ki, kendilerinden önce nice kuşakları helak etmişiz. Onlar artık kendilerine dönüp gelmiyorlar.

32. Ayet : Ve in küllül lemma cemiy'ul ledeyna muhdarun

Anlamı : Onların hepsi toplanıp, sadece bizim huzurumuza getirilmişlerdir.

33. Ayet : Ve ayetül lehümül erdul meyteh ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye'külun

Anlamı : Hem bir delildir onlara ölü toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar.

34. Ayet : Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a'nabiv ve feccerna fiyha minel uyun

Anlamı : Biz orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler yaptık. İçlerinde pınarlardan sular fışkırttık.

35. Ayet : Li ye'külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim efela yeşkürun

Anlamı : (Bunu), Onun ürününden ve kendi elleriyle yaptıklarından yesinler diye (yaptık). Hâlâ şükretmeyecekler mi?

36. Ayet : Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya'lemun

Anlamı : Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ın şanı ne yücedir.

37. Ayet : Ve ayetül lehümül leyl neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun

Anlamı : Gece de onlara bir delildir. Biz ondan gündüzü soyar çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar.

38. Ayet : Veş şemsü tecrı li müstekarril leha zalike takdiyrul aziyzil aliym

Anlamı : Güneş de bir delildir ki kendi yolunda akıp gidiyor. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.

39. Ayet : Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym

Anlamı : Ay'a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) dönmüştür.

40. Ayet : Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabikun nehar ve küllün fı felekiy yesbehun

Anlamı : Ne güneşin aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçebilir; onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler.

41. Ayet : Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun

Anlamı : Onlar için bir delil de bizim, onların neslini dolu bir gemide taşımamızdır.

42. Ayet : Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun

Anlamı : Yine kendileri için onun gibi binecek şeyler yaratmamızdır.

43. Ayet : Ve in neşe' nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun

Anlamı : Eğer dilesek onları boğarız da o zaman ne onların feryadına yetişen bulunur, ne de onlar kurtarılır.

44. Ayet : İlla rahmetem minna ve metaan ila hıyn

Anlamı : Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.

45. Ayet : Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun

Anlamı : Durum böyle iken onlara: "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden korkun ki size rahmet edilsin" denildiği zaman,

46. Ayet : Ve ma te'tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridıyn

Anlamı : Ve kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet geldiği zaman mutlaka ondan yüz çevirirler.

47. Ayet : Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut'ımü mel lev yeşaüllahü at'amehu in entüm illa fı dalalim mübın

Anlamı : Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın" dendiği zaman, o kâfirler, müminler için: "Allah'ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?" dediler.

48. Ayet : Ve yekulune meta hazel va'dü in küntüm sadikıyn

Anlamı : Yine onlar: "Eğer doğru söylüyorsanız bu (kıyamet) vaadi ne zaman?" diyorlar.

49. Ayet : Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te'huzühüm vehüm yehıssımun

Anlamı : Onlar sadece bir tek çığlığa bakıyorlar, bir çığlık ki, onlar çekişip dururken kendilerini yakalayıverir.

50. Ayet : Fela yestetıy'une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun

Anlamı : O zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine de dönemezler.

51. Ayet : Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun

Anlamı : Sûr'a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar.

52. Ayet : Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina haza ma veader rahmanü ve sadekal murselun

Anlamı : Onlar: "Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân'ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler" derler.

53. Ayet : İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy'ul ledeyna muhdarun

Anlamı : Başka değil, sadece bir tek çığlık olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir.

54. Ayet : Fel yevme la tuzlemü nefsün şey'ev vela tüczevne illa ma küntüm ta'melun

Anlamı : Artık bugün hiç kimseye zerre kadar zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

55. Ayet : İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun

Anlamı : Gerçekten cennetlik olanlar bugün bir meşguliyet içinde zevk etmektedirler.

56. Ayet : Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun

Anlamı : Kendileri ve eşleri gölgelerde koltuklar üzerine kurulmuşlardır.

57. Ayet : Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun

Anlamı : Onlara orada bir meyve vardır. İsteyecekleri her şey onlarındır.

58. Ayet : Selamün kavlem mir rabbir rahıym

Anlamı : (Onlara) Rahîm olan Rab'den "selâm" sözü vardır.

59. Ayet : Vemtazül yevme eyyühel mücrimun

Anlamı : Ey günahkârlar! Bugün siz bir tarafa ayrılın.

60. Ayet : Elem a'hed ileyküm ya benı ademe el la ta'büdüş şeytan innehu leküm adüvvüm mübiyn

61. Ayet : Ve enı'büduni haza sıratum müstekıym

Anlamı : 60 ve 61. Ayet - "Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)

62. Ayet : Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra efelem tekunu ta'kılun

Anlamı : Böyle iken o sizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz?

63. Ayet : Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun

Anlamı : İşte bu size vaad edilen cehennemdir.

64. Ayet : Islevhel yevme bima küntüm tekfürun

Anlamı : Bugün yaslanın ona bakalım inkâr ettiğiniz için.

65. Ayet : El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun

Anlamı : Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayakları da şahitlik eder.

66. Ayet : Velev neşaü letamesna ala a'yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun

Anlamı : Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler?

67. Ayet : Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun

Anlamı : Yine dileseydik oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de geri dönebilirlerdi.

68. Ayet : Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk efela ya'kılun

Anlamı : Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak, yaratılışta onu (güç ve kuvvetini alarak) tersine çeviriyoruz. Hâlâ akıllanmayacaklar mı?

69. Ayet : Ve ma alemnahüş şı'ra ve ma yembeğıy leh in hüve illa zikruv ve kur'anüm mübiyn

Anlamı : Biz ona şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da... O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.

70. Ayet : Li yünzira men kane hayyave ve yehıkkal kavlü alel kafirın

Anlamı : (Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.

71. Ayet : E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en'amen fehüm leha malikun

Anlamı : Şunu da görmediler mi: Biz onlar için kudretimizin meydana getirdiklerinden birtakım hayvanlar yaratmışız da onlara sahip bulunuyorlar.

72. Ayet : Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye'külun

Anlamı : Onları, kendilerinin hizmetine vermişiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.

73. Ayet : Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib efela yeşkürun

Anlamı : Onlarda daha birçok menfaatleri ve türlü içecekleri de var. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

74. Ayet : Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun

Anlamı : Onlar, Allah'tan başka birtakım ilâhlar edindiler. Güya yardım olunacaklar.

75. Ayet : La yestetıy'une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun

Anlamı : Onların, onlara yardıma güçleri yetmez. Kendileri ise onlar için bazı askerlerdir.

76. Ayet : Fela yahzünke kavlühüm inna na'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun

Anlamı : O halde onların sözleri seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz, dışlarını da.

77. Ayet : Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın

Anlamı : İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçık bir hasım kesildi?

78. Ayet : Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım

Anlamı : Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: "Kim diriltecekmiş o çürümüş kemikleri?" dedi.

79. Ayet : Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah ve hüve bi külli halkın alım

Anlamı : De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmayı bilir."

80. Ayet : Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun

Anlamı : Size o yeşil ağaçtan bir ateş yapan O'dur. Şimdi siz ondan tutuşturmaktasınız.

81. Ayet : Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm bela ve hüvel hallakul alım

Anlamı : Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kâdir değil midir? Elbette kâdirdir. Çünkü o her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.

82. Ayet : İnnema emruhu iza erade şey'en ey yekule lehu kün fe yekun

Anlamı : O'nun emri, bir şeyi dileyince ona sadece "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.

83. Ayet : Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey'iv ve ileyhi türceun

Anlamı : O halde her şeyin mülkü ve tasarrufu (hükümranlığı) elinde bulunan Allah'ın şanı ne yücedir. Siz de yalnız O'na döndürüleceksiniz.Amin inşaALLAH.AEO.:praying::praying::praying:

hilalyıldız
31-12-2013, 18:38
S.A.1 ocak 630 MEKKE'nin fethi.Yılbaşı gecesi FETİH ve YASİN suresini okuyalım.Fetih Suresi, İçinde İslâm'ın elde edeceği fetih, başarı ve zaferden bahsedildiği için Fetih adını alan bu sûre, hicretin altıncı yılında Hudeybiye antlaşması dönüşünde Mekke ile Medine arasında inmiş ve Medine'de inen sûrelerden sayılmıştır; 29 (yirmidokuz) âyettir.
Bismillahirrahmanirrahim

1. Ayet : İnna fetahna leke fetham mübına

Anlamı : Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsân ettik.

2. Ayet : Li yağfira lekellahü ma tekaddeme min zembike ve ma teahhara ve yütimme nı'metehu aleyke ve yehdiyeke sıratam müstekıyma

Anlamı : Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru yola iletir.

3. Ayet : Ve yensurakellahü nasran azıza

Anlamı : Ve sana Allah, şanlı bir zaferle yardım eder.
fetih suresi

4. Ayet : Hüvellezı enzeles sekınete fı kulubil mü'minıne li yezdadu imanem mea ımanihim ve lillahi cünudüs semavati vel ard ve kanellahü alımen hakıma

Anlamı : İmanlarına iman katsınlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah bilendir, herşeyi hikmetle yapandır.

5. Ayet : Li yüdhılel mü'minıne vel mü'minati cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve yükeffira anhüm seyyiatihim ve kane zalike ındellahi fevzen azıyma

Anlamı : Mümin erkeklerle mümin kadınları, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyması, onların günahlarını örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir kurtuluştur.

6. Ayet : Ve yüazzibel münafikıyne vel münafikati vel müşrikıne vel müşrikatiz zannıne billahi zannez sev' aleyhim dairatüs sev' ve ğadıbellahü aleyhim ve leanehüm ve eadde lehüm cehennem ve saet masıyra

Anlamı : Ve o Allah hakkında kötü zanda bulunan münâfık erkeklere ve münâfık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük onların başlarına gelmiştir. Allah onlara gazap etmiş, lânetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Orası ne kötü bir yerdir!

7. Ayet : Ve lillahi cünudüs semavati vel ard ve kanellahü azızen hakıma

Anlamı : Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

8. Ayet : İnna erselnake şahidev ve mübeşşirav ve nezıra

Anlamı : Şüphesiz biz seni, şâhit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

9. Ayet : Li tü'minu billahi ve rasulihi ve tüazziruhu ve tuvekkiruh ve tusebbihuhu bükreten ve ezıyla

Anlamı : Ki, Allah'a ve Resulüne iman edesiniz, ve bunu takviye edip, O'na saygı gösteresiniz ve sabah akşam O'nu tesbih edesiniz.

10. Ayet : İnnellezıne yübayiuneke innema yübayiunellah yedüllahi fevka eydıhim fe men nekese fe innema yenküsü ala nefsih ve men evfa bi ma ahede aleyhüllahe fe se yü'tıhi ecran azıyma

Anlamı : Herhalde sana bey'at edenler ancak Allah'a bey'at etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahde vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.

11. Ayet : Se yekulü lekel mühallefune minel a'rabi şeğaletna emvalüna ve ehluna festağfir lena yekulune bi elsinetihim ma leyse fi kulubihim Kul fe mey yemlikü leküm minellahi şey'en in erade biküm darran ev erade biküm nefa bel kanellahü bima ta'melune habıra

Anlamı : Yakında a'râbilerden geri kalmış olanlar sana diyecekler ki, "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile." Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Hayır! Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

12. Ayet : Bel zanentüm el ley yenkaliber rasulü vel mü'minune ila ehlıhim ebedev ve züyyine zalike fı kulubiküm ve zanentüm zannes sev' ve küntüm kavmen bura

Anlamı : Aslında siz Peygamber ve müminlerin, ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.

13. Ayet : Ve mel lem yü mim billahi ve rasulihı fe inna a'tedna lil kafirıne seıyra

Anlamı : Kim Allah'a ve Rasulüne iman etmezse şüphesiz biz, kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.

14. Ayet : Ve lillahi mülküs semavati vel ard yağfiru li mey yeşaü ve yüazzibü mey yeşa' ve kanellahü ğafurar rahıyma

Anlamı : Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar dilediğini azaplandırır. Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir.

15. Ayet : Se yekulül mühallefune izen talaktüm ila meğanime li te'huzuha zeruna nettebı'küm yürıdune ey yübeddilu kelamellah kul len tettebiuna kezaliküm kalellahü min kabl fe se yekulune bel tahsüdunena bel kanu la yefkahune illa kalıla

Anlamı : Siz ganimetleri almak için gittiğinizde geri kalanlar: "Bırakın biz de arkanıza düşelim." diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz bizimle gelemeyeceksiniz. Allah daha önce böyle buyurmuştur. Onlar size: "Bizi kıskanıyorsunuz." diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir.

16. Ayet : Kul lil muhallefıne minel a'rabi se tüd'avne ila kavmin ülı be'sin şedıdin tükatilunehüm ev yüslimun fe in tütıy'u yü'tikümüllahü ecran hasena ve in tetevellev kema tevelleytüm min kablü yüazzibküm azaben elıma

Anlamı : A'rabilerin geri bırakılmış olanlarına de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla savaşırsınız veya müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.

17. Ayet : Leyse alel a'ma haracüv ve la alel a'raci haracüv ve la alel meriydı harac ve mey yütıılahe ve rasulehu yüdhılhü cennatin tecrı min tahtihel enhar ve mey yetevelle yüazzibhü azaben elıma

Anlamı : Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. Bununla beraber kim Allah'a ve peygamberine itâat ederse, Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.

18. Ayet : Le kad radıyallahü anil mü'minıne iz yübayiuneke tahteş şecerati fe alime ma fı kulubihim fe enzeles sekınete aleyhim ve esabehüm fethan karıba

Anlamı : Andolsun o ağacın altında (Hudeybiye'de) sana bey'at ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş onlara güven indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır.

19. Ayet : Ve meğanime kesiraten ye’huzuneha ve kânallahü aziyzen hakiyma

Anlamı : Allah onları elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfatlandırdı. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

20. Ayet : Ve adekümüllahü meğanime kesiraten te'huzuneha fe accele leküm hazihı ve keffe eydiyen nasi anküm ve li tekune ayetel lil mü'minıne ve yehdiyeküm sıratam müstekıyma

Anlamı : Allah size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir ki bu, müminlere bir işaret olsun ve Allah sizi doğru yola iletsin.

21. Ayet : Ve uhra lem takdiru aleyha kad ehatallahü biha ve kanellahü ala külli şey'in kadıra

Anlamı : Bundan başka sizin güç yetiremediğiniz, ama Allah'ın sizin için kuşattığı ganimetler de vardır. Allah herşeye kâdirdir.

22. Ayet : Ve lev katelekümüllezıne keferu le vellevül edbara sümme la yecidune veliyyev ve la nesıyra

Anlamı : Eğer kâfirler sizinle savaşsalardı arkalarına dönüp kaçarlardı. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamazlardı.

23. Ayet : Sünnetellahilletı kad halet min kabl Ve len tecide li sünnetillahi tebdıla

Anlamı : Allah'ın öteden beri gelen kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

24. Ayet : Ve hüvellezı keffe eydiyehüm anküm ve eydiyeküm anhüm bi batni mekkete mim ba'di en azferaküm aleyhim ve kanellahü bi ma ta'melune basıyra

Anlamı : O sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra Mekke'nin göbeğinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı görendir.

25. Ayet : Hümüllezıne keferu ve sadduküm anil mescidil harami vel hedye ma'kufen ey yeblüğa mehılleh ve lev la ricalüm mü'minune ve nisaüm mü'minatül lem ta'lemuhüm en tetauhüm fe tüsıybeküm minhüm mearratüm bi ğayri ılm li yüdhılellahü fı rahmetihı mey yeşa' lev tezeyyelu le azzebnellezıne keferu minhüm azaben elıma

Anlamı : Onlar inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram'ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını men edenlerdir. Eğer kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle, mümin kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle bir vebalin altında kalmanız ihtimali olmasaydı, Allah savaşı önlemezdi. Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmıştır. Eğer onlar birbirinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptırırdık.

26. Ayet : İz cealellezıne keferu fi kulubihimül hamiyyete hameyyetel cahiliyyeti fe enzelellahü sekınetehu ala rasulihi ve alel mü'minıne ve elzemehüm kelimetet takva ve kanu ehakka biha ve ehleha ve kanellahü bi külli şey'in alıma

Anlamı : O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, câhiliyet taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi. Onları takva sözü üzerinde durdurdu. Zaten onlar buna pek layık ve ehil kimselerdi. Allah herşeyi bilendir.

27. Ayet : Le kad sadekallahü rasulehür ru'ya bil hakk le tedhulünnel mescidel harame in şaellahü aminıne muhallikıyne ruuseküm ve mükassıriyne la tehafun fe alime ma lem ta'lemu fe ceale min duni zalike fethan karıba

Anlamı : Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinzi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.

28. Ayet : Hüvellezı ersele rasulehu bil hüda ve dınil hakkı li yuzhirahu aled dıni küllih Ve kefa billahi şehıda

Anlamı : Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur. Şahit olarak Allah yeter.

29. Ayet : Muhammedür rasulüllah vellezıne meahu eşiddaü alel küffari ruhamaü beynehüm terahüm rukkean süccedey yebteğune fadlem minellahi ve rıdvana sımahüm fı vücuhihim min eseris sücud zalike meselühüm fit tevrati ve meselühüm fil incıl ke zer'ın ahrace şat'ehu fe azerahu festağleza festeva ala sukıhı yu'cibüz zürraa li yeğıyza bihimül küffar veadellahüllezıne amenu ve amilus salihati minhüm mağfiratev ve ecran azıyma

Anlamı : Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûa varırken secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.

Yasin suresi, "öldükten sonra dirilme ve hesap" denilen ana konuyu ele alıp onun meydana geleceğine dair kesin delilleri anlatarak sona erer.
Bismillahirrahmanirrahim

1. Ayet : Yasin

Anlamı : Yasin

2. Ayet : Vel kur'anil hakiym

3. Ayet : İnneke le minel murseliyn

Anlamı : 2 ve 3. Ayet : Ayet : Ey Muhammed! Hikmetli Kur'ân'a andolsun ki, sen risâlet görevi

4. Ayet : Ala sıratım müstekıym

Anlamı : Dosdoğru bir yol üzerindesin. Ayet :

5. Ayet : Tenziylel aziyzir rahıym

6. Ayet : Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun

Anlamı : 5 ve 6. Ayet - Babaları korkutulmamış ve kendileri de gafil olan bir kavmi, çok güçlü ve çok merhametli olan Allah'ın indirdiği (Kur'ân) ile korkutasın.



7. Ayet : Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü'minun

Anlamı : Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler.

8. Ayet : İnna cealna fı a'nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm mukmehun

Anlamı : Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.

9. Ayet : Ve cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la yübsırun

Anlamı : Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.

10. Ayet : Ve sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü'minun

Anlamı : Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.

11. Ayet : İnnema tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin kerım

Anlamı : Sen ancak Kur'ân'a tabi olan ve görünmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan kimseyi sakındırırsın. İşte onu bir bağışlanma ve çok şerefli bir mükafatla müjdele.

12. Ayet : İnna nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm ve külle şey'in ahsaynahü fı imamim mübiyn

Anlamı : Gerçekten biz ölüleri diriltiriz, onların önceden yapıp gönderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Zaten biz her şeyi açık bir kütükte, bir "imam-ı mübin"de (ana kitapta, yani Levh-i mahfuzda) sayıp tesbit etmişizdir.

13. Ayet : Vadrib lehüm meselen ashabel karyeh iz caehel murselun

Anlamı : Sen onlara, o şehir halkını örnek ver. Hani oraya peygamberler gelmişti.

14. Ayet : İz erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm murselun

Anlamı : Hani biz onlara iki peygamber göndermiştik, fakat onlar ikisini de yalanlamışlardı. Biz de (onları) üçüncü bir peygamberle destekledik. Onlara: "Şüphesiz ki biz size gönderilmiş elçileriz." dediler.

15. Ayet : Kalu ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey'in in entüm illa tekzibun

Anlamı : Onlar da: "Siz bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz, hem Rahman olan Allah, hiçbir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." dediler.

16. Ayet : Kalu rabbüna ya'lemü inna ileyküm le murselun

Anlamı : Peygamberler dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz."

17. Ayet : Ve ma aleyna illel belağul mübın

Anlamı : "Bize düşen de sadece apaçık tebliğdir."

18. Ayet : Kalu inna tetayyarna biküm leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün eliym

Anlamı : Onlar dediler ki: "Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur."

19. Ayet : Kalu tairuküm meaküm ein zükkirtüm bel entüm kavmüm müsrifun

Anlamı : Peygamberler de şöyle cevap verdiler: "Sizin uğursuzluğunuz beraberinizdedir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz israfı âdet etmiş bir kavimsiniz."

20. Ayet : Ve cae min aksal medıneti racülüy yes'a kale ya kavmittebiul murseliyn

Anlamı : O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve: "Ey kavmim! Uyun o elçilere!"

21. Ayet : İttebiu mel la yes'elüküm ecrav vehüm mühtedun

Anlamı : "Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir."

22. Ayet : Ve ma liye la a'büdüllezı fetaranı ve ileyhi türceun

Anlamı : "Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmişim beni yaratana? Hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz."

23. Ayet : E ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey'ev ve la yünkızun

Anlamı : "Hiç ben O'ndan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer O Rahman, bana bir zarar dileyecek olsa, onların şefaati benden yana hiçbir şeye yaramaz ve onlar beni kurtaramazlar."

24. Ayet : İnnı izel le fı dalalim mübın

Anlamı : "Şüphesiz ki ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum."

25. Ayet : İnnı amentü bi rabbiküm fesmeun

Anlamı : "Şüphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni."

26. Ayet : Kıyledhulil cenneh kale ya leyte kavmı ya'lemun

Anlamı : (Sonra ona) "haydi gir cennete!" denildi. O da dedi ki: "Ne olurdu kavmim bilseydi!"

27. Ayet : Bima ğafera lı rabbı ve cealenı minel mükramiyn

Anlamı : "Rabbimin beni bağışladığını ve beni kendilerine ikram edilen kullarından kıldığını."

28. Ayet : Ve ma enzelna ala kavmihı mim ba'dihı min cündim mines semai ve ma künna münziliyn

Anlamı : Biz arkasından kavminin üzerine bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.

29. Ayet : İn kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hamidun

Anlamı : Sadece bir gürültü oldu, onlar da hemen sönüverdiler.

30. Ayet : Ya hasraten alel ıbad ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yestehziun

Anlamı : Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

31. Ayet : Elem yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim la yarciun

Anlamı : Görmediler mi ki, kendilerinden önce nice kuşakları helak etmişiz. Onlar artık kendilerine dönüp gelmiyorlar.

32. Ayet : Ve in küllül lemma cemiy'ul ledeyna muhdarun

Anlamı : Onların hepsi toplanıp, sadece bizim huzurumuza getirilmişlerdir.

33. Ayet : Ve ayetül lehümül erdul meyteh ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye'külun

Anlamı : Hem bir delildir onlara ölü toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar.

34. Ayet : Ve cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a'nabiv ve feccerna fiyha minel uyun

Anlamı : Biz orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler yaptık. İçlerinde pınarlardan sular fışkırttık.

35. Ayet : Li ye'külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim efela yeşkürun

Anlamı : (Bunu), Onun ürününden ve kendi elleriyle yaptıklarından yesinler diye (yaptık). Hâlâ şükretmeyecekler mi?

36. Ayet : Sübhanellezı halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya'lemun

Anlamı : Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ın şanı ne yücedir.

37. Ayet : Ve ayetül lehümül leyl neslehu minhün nehara fe iza hüm muslimun

Anlamı : Gece de onlara bir delildir. Biz ondan gündüzü soyar çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar.

38. Ayet : Veş şemsü tecrı li müstekarril leha zalike takdiyrul aziyzil aliym

Anlamı : Güneş de bir delildir ki kendi yolunda akıp gidiyor. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.

39. Ayet : Vel kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil kadiym

Anlamı : Ay'a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) dönmüştür.

40. Ayet : Leşşemsü yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabikun nehar ve küllün fı felekiy yesbehun

Anlamı : Ne güneşin aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçebilir; onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler.

41. Ayet : Ve ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil meşhun

Anlamı : Onlar için bir delil de bizim, onların neslini dolu bir gemide taşımamızdır.

42. Ayet : Ve halakna lehüm mim mislihı ma yarkebun

Anlamı : Yine kendileri için onun gibi binecek şeyler yaratmamızdır.

43. Ayet : Ve in neşe' nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm yünkazun

Anlamı : Eğer dilesek onları boğarız da o zaman ne onların feryadına yetişen bulunur, ne de onlar kurtarılır.

44. Ayet : İlla rahmetem minna ve metaan ila hıyn

Anlamı : Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.

45. Ayet : Ve iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm türhamun

Anlamı : Durum böyle iken onlara: "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden korkun ki size rahmet edilsin" denildiği zaman,

46. Ayet : Ve ma te'tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridıyn

Anlamı : Ve kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet geldiği zaman mutlaka ondan yüz çevirirler.

47. Ayet : Ve iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut'ımü mel lev yeşaüllahü at'amehu in entüm illa fı dalalim mübın

Anlamı : Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın" dendiği zaman, o kâfirler, müminler için: "Allah'ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?" dediler.

48. Ayet : Ve yekulune meta hazel va'dü in küntüm sadikıyn

Anlamı : Yine onlar: "Eğer doğru söylüyorsanız bu (kıyamet) vaadi ne zaman?" diyorlar.

49. Ayet : Ma yenzurune illa sayhatev vahıdeten te'huzühüm vehüm yehıssımun

Anlamı : Onlar sadece bir tek çığlığa bakıyorlar, bir çığlık ki, onlar çekişip dururken kendilerini yakalayıverir.

50. Ayet : Fela yestetıy'une tevsıyetev ve la ila ehlihim yarciun

Anlamı : O zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine de dönemezler.

51. Ayet : Ve nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim yensilun

Anlamı : Sûr'a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar.

52. Ayet : Kalu ya veylena mem beasena mim merkadina haza ma veader rahmanü ve sadekal murselun

Anlamı : Onlar: "Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân'ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler" derler.

53. Ayet : İn kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy'ul ledeyna muhdarun

Anlamı : Başka değil, sadece bir tek çığlık olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir.

54. Ayet : Fel yevme la tuzlemü nefsün şey'ev vela tüczevne illa ma küntüm ta'melun

Anlamı : Artık bugün hiç kimseye zerre kadar zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

55. Ayet : İnne ashabel cennetil yevme fı şüğulin fakihun

Anlamı : Gerçekten cennetlik olanlar bugün bir meşguliyet içinde zevk etmektedirler.

56. Ayet : Hüm ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki müttekiun

Anlamı : Kendileri ve eşleri gölgelerde koltuklar üzerine kurulmuşlardır.

57. Ayet : Lehüm fiyha fakihetüv ve lehüm ma yeddeun

Anlamı : Onlara orada bir meyve vardır. İsteyecekleri her şey onlarındır.

58. Ayet : Selamün kavlem mir rabbir rahıym

Anlamı : (Onlara) Rahîm olan Rab'den "selâm" sözü vardır.

59. Ayet : Vemtazül yevme eyyühel mücrimun

Anlamı : Ey günahkârlar! Bugün siz bir tarafa ayrılın.

60. Ayet : Elem a'hed ileyküm ya benı ademe el la ta'büdüş şeytan innehu leküm adüvvüm mübiyn

61. Ayet : Ve enı'büduni haza sıratum müstekıym

Anlamı : 60 ve 61. Ayet - "Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)

62. Ayet : Ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra efelem tekunu ta'kılun

Anlamı : Böyle iken o sizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz?

63. Ayet : Hazihı cehennemülletı küntüm tuadun

Anlamı : İşte bu size vaad edilen cehennemdir.

64. Ayet : Islevhel yevme bima küntüm tekfürun

Anlamı : Bugün yaslanın ona bakalım inkâr ettiğiniz için.

65. Ayet : El yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu yeksibun

Anlamı : Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayakları da şahitlik eder.

66. Ayet : Velev neşaü letamesna ala a'yünihim festebekus sırata fe enna yübsırun

Anlamı : Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler?

67. Ayet : Velev neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la yarciun

Anlamı : Yine dileseydik oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de geri dönebilirlerdi.

68. Ayet : Ve men nüammirhü nünekkishü fil halk efela ya'kılun

Anlamı : Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak, yaratılışta onu (güç ve kuvvetini alarak) tersine çeviriyoruz. Hâlâ akıllanmayacaklar mı?

69. Ayet : Ve ma alemnahüş şı'ra ve ma yembeğıy leh in hüve illa zikruv ve kur'anüm mübiyn

Anlamı : Biz ona şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da... O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.

70. Ayet : Li yünzira men kane hayyave ve yehıkkal kavlü alel kafirın

Anlamı : (Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.

71. Ayet : E ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en'amen fehüm leha malikun

Anlamı : Şunu da görmediler mi: Biz onlar için kudretimizin meydana getirdiklerinden birtakım hayvanlar yaratmışız da onlara sahip bulunuyorlar.

72. Ayet : Ve zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye'külun

Anlamı : Onları, kendilerinin hizmetine vermişiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.

73. Ayet : Ve lehüm fiyha menafiu ve meşarib efela yeşkürun

Anlamı : Onlarda daha birçok menfaatleri ve türlü içecekleri de var. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

74. Ayet : Vettehazu min dunillahi alihetel leallehüm yünsarun

Anlamı : Onlar, Allah'tan başka birtakım ilâhlar edindiler. Güya yardım olunacaklar.

75. Ayet : La yestetıy'une nasrahüm vehüm lehüm cündüm muhdarun

Anlamı : Onların, onlara yardıma güçleri yetmez. Kendileri ise onlar için bazı askerlerdir.

76. Ayet : Fela yahzünke kavlühüm inna na'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun

Anlamı : O halde onların sözleri seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz, dışlarını da.

77. Ayet : Evelem yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübın

Anlamı : İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçık bir hasım kesildi?

78. Ayet : Ve darabe lena meselev ve nesiye halkah kale mey yuhyil ızame ve hiye ramım

Anlamı : Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: "Kim diriltecekmiş o çürümüş kemikleri?" dedi.

79. Ayet : Kul yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah ve hüve bi külli halkın alım

Anlamı : De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmayı bilir."

80. Ayet : Ellezı ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü tukıdun

Anlamı : Size o yeşil ağaçtan bir ateş yapan O'dur. Şimdi siz ondan tutuşturmaktasınız.

81. Ayet : Eveleysellezı halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm bela ve hüvel hallakul alım

Anlamı : Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kâdir değil midir? Elbette kâdirdir. Çünkü o her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.

82. Ayet : İnnema emruhu iza erade şey'en ey yekule lehu kün fe yekun

Anlamı : O'nun emri, bir şeyi dileyince ona sadece "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.

83. Ayet : Fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey'iv ve ileyhi türceun

Anlamı : O halde her şeyin mülkü ve tasarrufu (hükümranlığı) elinde bulunan Allah'ın şanı ne yücedir. Siz de yalnız O'na döndürüleceksiniz.Amin inşaALLAH.AEO.:praying::praying::praying:??????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!?:sunglasses2::49::45:

rselturk
31-12-2013, 23:00
Benim için yılbaşı,bir takvim yılının bitişi ve bir yenisinin başlangıcıdır.Yeni bir yıla "merhaba" derken,17 Aralıkta Türkiyenin yaşadığı bir sosyal depremi bir kez daha yaşamamayı,yaşatanların önce bu dünyada sonra da mahkem_i kübrada hesaba çekilmesini dilemektir....:nono::nono:

12eylul10
01-01-2014, 00:24
müslüman adeti olmadığı için kesinlikle KUTLAYAMAZ gerçi bu yılbaşı kutlama adetini ATATÜRK bize armağan etti kutlayamaz dediğime karşı çıkanlar olacaktır muhakkak sırf ATATÜRK öncülk etti deyü muhalefet edecekler çıkacaktır neyse önemli olan ALLAH indinde HARAM mı HELAL mi ? herkes kendine göre cevap verir