-
Kulak ağrıları neden geceleri artar?
Kulağımız neder ağrır, kulak ağrısı neden diş ağrısı gibi geceleri daha da artar ve dünyayı insana zindan eder. Kulak ağrısın dindirmek için neler yapmalıdır?
Kulak ağrısının en sık görülen sebebi orta kulağı boğaza birleştiren östaki kanalının tıkanmasıdır. Genellikle alerji, sinüzit veya grip hastalıkları sırasında ortaya çıkar. Gün boyunca ayakta iken östaki kanalından boğazımızın arkasına doğru rahat akış sağlanır. Ayrıca çiğneme ve yutkunma östaki kanalı etrafındaki kasları hareket ettirerek, orta kulağa östaki kanalından hava giriş-çıkışını sağlar.
Kulak ağrıları neden geceleri artar?
Ancak, uykuya daldığınızda östaki kanalı rahat boşalamaz. Ayrıca gece yeterince yutkunmadığınız için, fazla hava girişi de olmaz. Orta kulaktaki hava, etraftaki dokular tarafından kullanıldığı için, negatif basınç oluşur. Bu da kulak zarının içeri doğru emilmesi anlamına gelir. Gecenin bir yarısında kulak ağrısı ile uyanabilirsiniz. Dış kulak yolu enfeksiyonları, uçak yolculuğu ve tüplü dalış gibi atmosferik değişiklikler, saç kılının tıraştan sonra dış kulak yoluna düşmesi, diş, dil, çene gibi kulakla ilişkisi olmayıp, kulakta hissedilen ağrılar da kulak ağrısını tetikleyebilir.
Nasıl dindirilir?
* Dik oturun.
* Saç kurutma makinesi kullanın: 10 cm. mesafeden ılık hava ve düşük fan hızında kurutma makinesi ağrıyı azaltacaktır.
* Kulak kepçenizi hafif hareketlerle oynatın: Eğer ağrı duyuyorsanız bu muhtemelen dış kulak yolu enfeksiyonudur. nDış kulak yoluna vücut ısısında yağ damlatılabilir: Vücut ısısındaki suya bebek yağı veya normal zeytinyağı ekleyip, birkaç damla kulağınıza damlatın. Ağrının azaldığını göreceksiniz. Bu, asla zarı delik olan kulağa uygulanmamalıdır.
* Sakız çiğneyin: Östaki kanalının açılması için oldukça faydalıdır.
* Esneyin: Yine östaki kanalını açarak etki gösterir.
* Burnunuzu tutun: Uçakta 10 bin metrede uçarken kulaklarınız tıkanırsa, burnunuzu iki parmak arasında sıkıştırıp, derin bir nefes alın ve havayı genzinize doğru yönlendirecek şekilde üfleyin. Açılma sesi duyacaksınız. Bu basınç eşitlemesinin olduğunu gösterir, aynı zamanda kulak ağrısı da ortadan kalkar. nUçak alçalırken uyumayın.
* Burnunuz tıkalı ve genize doğru akıntı varsa ve her uçağa binişte ağrı oluyorsa, uçağa binmeden 1 saat önce akıntıları azaltan ilâçlardan veya burun damlalarından kullanabilirsiniz
-
En DeĞerlİ İlaÇ DoĞada Gİzlİdİr
DOĞADAKİ HER ŞEY BİRBİRİNİN AKRABASIDIR. İNSANI, AĞACI, ÇİÇEĞİ, KUŞU, DENİZİ, DAĞI OLUŞTURAN ATOM VE MOLEKÜLLER, BİRBİRİNİN AYNISIDIR, KOPYASIDIR.
İşte bu nedenle en değerli ilaç huzurun büyük parçası doğada yer alır. Huzur sudadır, topraktadır. Ağaçlarda, kuşlardadır. Doğaya kaçmak için kendinize bol bol fırsatlar hazırlayın.
HUZUR, araştırmalara göre, sağlıklı, formda ve kaliteli bir hayatın köşetaşlarından biri. Huzur ile birlikte olmayan hiçbir şeyin tadı yok. Mutlu bir hayat ile en çok uyuşan, barışan, kaynaşan şey huzur olmalıdır. Huzur ruh sağlığınızın olmazsa olmaz ıdır. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler, su, toprak ve güneş hep birlikte var olmuştur. Beden ve ruhunuz işte bu nedenle doğanın bir parçasıdır, onunla iç içedir.
Bedeniniz suyun, toprağın, güneşin, bitkinin aynısıdır. Ruhunuz doğadaki esas gücün yansıtıcısı ve aynasıdır. Doğadaki her şey normal olarak birbirinin akrabasıdır. İnsanı, ağacı, çiçeği, kuşu, denizi, dağı oluşturan atomlar ve moleküller hep aynıdır, birbirinin kopyasıdır. İşte bu nedenle huzurun büyük bir parçası doğada yer alır. Huzur sudadır, topraktadır. Ağaçlarda, kuşlardadır. Bazen suyun şırıltısı, yaprakların hışırtısıdır. Bazen de güneşin sıcaklığı, ayın ve yıldızların pırıltısıdır. Sıkılıp bunalınca dağlara, ormanlara kaçmanız, ağlayınca yüzünüzü su ile buluşturmanız bundandır.
RUHU BİÇİMLENDİRİR
Doğa, ruhun ve bedenin en değerli ilacı, huzurun kaynağıdır. Ruh bedenle, beden ruhla doğada daha kolay anlaşır,daha çok kaynaşır.
Hayatın iki hareketli hücrenin birleşmesi ile başladığı ve milyarlarca hücrenin aldıkları bir hiç emir ile sonlandığı doğrudur. Hayatın içindeki bedensel ve ruhsal duruşumuzu bu iki küçük hücredeki genetik materyalinin belirlediğine hiç kuşku yoktur. Ama sakın unutmayın! İçinde yaşadığınız çevrenin ve ait olduğunuz yerel dünyanın özellikle ruhsal örgütlenmenizde, şekillenmenizde çok fazla etkisi vardır.
DOĞAYA KULAK VERİN
Bozkır insanını, deniz insanından, şehir insanını, köy, kasaba insanından farklılaştıran şey biraz da budur. Doğa ruh sağlığımızın en büyük destekçisi huzurun en büyük ustasıdır. Huzuru ararken doğa ile daha çok birlikte olun.
Bedensel ve ruhsal egzersizleri beraber yapmanın, huzuru yakalamanın hoşluğunu hissedin. Bu daveti lütfen ertelemeyin. Çünkü huzur ve mutluluk doğada gizlidir.
UNUTMAYIN
A- Hayatı kısaltan şeyler
- Yapacak bir işi olmamak
- Can sıkıntısı
- Agresif-yıkıcı-olumsuz yaklaşımı sürdürmek
- Kazanç ve servet odaklı olmak
- Talihsizlik hallerinde geri çekilmek, küsmek
- Depresyonda, içe dönük, yalnız bir yaşam sürmek
- Doğaya ilgisizlik
- Sağlık bakımına özensiz olmak
- Hırçın, kızgın, ve agresif bir ruhsal örgütlenme
- Uykusuzluk
B- Hayatı uzatan öneriler
- Yardım etmek
- Aşık olmak
- Gülmek/Ağlamak
- Yeni dostluklar kurmak
- Evde hayvan beslemek
- Evlenmek
- Anne baba olmak, torun bakmak
- Fıkra öğrenmek/dinlemek/anlatmak
- Coşku ve neşe odaklı olmak
- Tatil yapmak
- Kendine önem vermek, iyi bakmak
- Eğitim düzeyini arttırmak
- Olumlu düşünmek/İyimser olmak
- Şimdiyi yaşamak
- Müzik dinlemek
- Sevdiklerine daha fazla dokunmak, sarılmak
- İç sesine kulak vermek
- Daha sık **** yapmak
- İyi haberler
ÇİKOLATA FAYDALI OLABİLİR
Son çalışmalar çikolatanın sağlığı koruyan flavonoidleri bol miktarda içerdiğini gösteriyor. Çikolatada bulunan flavonoidler (flavanoller ve prosiyanidinler), üzüm suyunda bulunan resveratrol ve yeşil çayda bulunan epigallokateşinlerle yakın akrabadır! Bu flavonoidler de yeşil çay ve üzüm flavonoidleri gibi bedeninizin antioksidan savunma gücüne güç katar. Antioksidan kapasinizin artması sizi kalp ve damar hasarlanmalarından korur. DNAnızda oluşabilecek muhtemel hasarı önler. Çikolatadaki flavonollerin damarlarda kan akımını kolaylaştırmaları ve damar duvarındaki yangısal olayları önlemeleri de mümkündür.
GÜÇLÜ ANTİOKSİDAN
Çikolata severleri mutlu edecek bir haberimiz daha var: Çikolata flavonoidlerinin yeşil çay polifenollerinden daha güçlü antioksidanlar oldukları anlaşıldı. Kakao, yeşil çay ve şarabın antioksidan kapasitelerini mukayese eden yeni bir çalışmada en yüksek antioksidan kapasiteye kakaonun sahip olduğu belirlendi. Bizim önerimiz çikolata tüketirken sütlü çikolatanın yerine kakao miktarı fazla olan koyu siyah bitter çikolataları tercih etmeniz, beyaz çikolatalardan ciddi bir antioksidan bir yarar beklememeniz, sütlü çikolataların şeker, doymuş yağ ve kalori ile yüklü olabildiklerini asla unutmamanız. Sıcak ve soğuk kakaolu içeceklerden de böyle bir fayda beklemeyin. Kakaolu içeceklerin yapımlarında kullanılan alkali kimyasallar kakaodaki flavonoid miktarını oldukça azaltıyor.
HAYATA OLUMLU BAKIN
Sağlığının kötüye gittiğine inananların takip eden yedi yılda ölme olasılıkları, sağlığının mükemmel olduğunu düşünenlere göre üç misli fazla bulunmuştur. Olumlu beklentiler, sadece kendimizi iyi hissetmemizi sağlamaz, daha uzun ve daha sağlıklı bir hayat sürmemize de katkı sağlar. Olumlu düşünce bağışıklık sistemini güçlendirir, kan basıncını düşürür, kalp atımlarını azaltır, dolaşım sistemini sakinleştirir, cinsel gücü yükseltir, uykuyu derinleştirir. Olumlu bakış ve iyimser yaklaşım en güçlü doğal destektir. Sadece destekleyip korumaz, neredeyse iyileştirir. Hastalıkların ortaya çıkmasını da şiddetini de belirleyen şey hastalık yapıcı etkenlerden çok sizin onları nasıl karşıladığınız, nasıl algıladığınızdır. Muhtemel en iyi sonucu beklemenin size de iyi geleceğinden kuşku duymayın. Olumlu bakışın, iyimser yaklaşımın koruyucu ve iyileştirici gücünden yararlanın.
-
SİGARANIN ZARARLARI
SİGARA İÇMENİN VÜCUDA ETKİLERİ
Artık herkes sigaranın ne kadar ne kadar zararlı olduğunu biliyor. Tütünün kanserojen olduğunu duymayan, bilmeyen kalmadı. Ancak, sigaranın zararları bununla bitmiyor, her türlü kalp ve akciğer hastalığına yol açıyor, damar tıkanıklığı felce kadar götürrebiliyor.
İlk nefes ... ve sonrası
Sigara içtiğiniz anda, vücudunuz etkilenmeye başlar. Nabzınız yükselir, daha hızlı nefes alıp vermeye başlarsınız. Kan dolaşımınız yavaşlar. Sigara içinde yaklaşık 3.700 zehirli madde barındıran bir karışımdır. Bunların büyük bir bölümü kanserojendir. En zararları da karbon monoksit, hidrojen siyanid ve amonyaktır ve bu zehirli kimyasal maddeler, bir nefes sigarayla kan dolaşımınıza karışır. Bunun sonucunda, astım, ciğer yangısı, göğüs ağrıları başlar. Daha sık nezle, grip ve soğuk algınlığı geçirmeye başlarsınız.
Her on üç saniyede bir kişi, sigaraya bağlı bir hastalıktan hayatını kaybetmektedir. Her yıl dünyada 2.500.000 milyon kişi sigara yüzünden hayatını kaybetmektedir. Bu ölümlerin başlıca sebebi akciğer kanseridir, ikinci önemli sebep kalp hastalıkları ve diğer kanser türleridir.
İnsan vücudunda, hiçbir bölüm yoktur ki; sigarada bulunan kimyasal maddelerden etkilenmesin. Bu bölümde, vücudunuzda kısa bir tur yapacağız ve vücudunuzun ne halde olduğunu size göstereceğiz:
Baş ve Yüz
Bir sigara bağımlısı olarak, ağız kanserine yakalanma riskiniz çok yüksek. Ayrıca tütün duman diş eti hastalıklarına yol açar, diş çürümesine ve nefesinizin kötü kokmasına sebep olur. Bunların yanı sıra sigara bağımlılarında kronik baş ağrılarında rastlanır. Beyne giden oksijende azalma olur bu da beyin damarlarının daralmasında neden olur. Bu durum kişiyi felce kadar götürür.
Akciğer ve Bronşlar
Soluk borunuzdan ve bronşlarınızdan geçen duman göğsünüze iner. Sigara dumanındaki hidrojen siyanid, bronşlarınızın çeperini yakar ve kronik öksürük ortaya çıkar. Bronşlar zayıfladıkça, bu bölgede pek çok hastalık oluşur. Akciğer salgılarında azalma olur ve bu da kronik öksürüklere yol açar. Sigara içenler, içmeyenlere on kat daha fazla akciğer kanseri olma riski taşırlar.
Kalp
Sigaranın kalbe verdiği zararlar tek kelimeyle yıkıcıdır. Nikotin kan basıncını yükseltir ve kanın daha çabuk pıhtılaşmasına sebep olur. Sigarada bulunan karbon monoksitin kandaki oksijeni yok etmesiyle damarlarda kolesterol depolanır ve bu da kalp krizi riskini arttırır. Bunun yanı sıra, kan dolaşımı bozukluklarına bağlı olarak, felç, parmaklarda kangren ve iktidarsızlık, sigara içenlerde çok sıklıkla görülen hastalıklardır.
Organlar
Sigaranın sindirim sistemine pek çok kötü etkisi bulunmaktadır. Sigara tüketimine bağlı olarak, midede asit salgılanması artar, mide yanmaları ve ülser başlar. Sigara bağımlılarında pankreas kanseri çok sıklıkla ortaya çıkar, büyük ölçüde ölümle sonuçlanır. Sigaranın ihtiva ettiği kanserojen maddeler, idrarla dışarı atılır ancak bu maddelerin vücuttaki varlığı mesane kanserine yol açar. Sigara yüzünden oluşan yüksek kan basıncı ise böbreklere büyük zarar verir.
Sonuçlar
Sigaranın sağlık üzerindeki kötü etkileri araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu araştırmalar göre, sigara tiryakisi erkeklerin %40'ı henüz emeklilik yaşına gelmeden hayatını kaybetmektedir. Bu oran sigara kullanmayanlarda %18'dir. Sigara kullanan kadınlarda ise rahim kanseri riski çoğalmaktadır, hamile kadınların sigara içmesi ise sakat ve ölü doğumlarla sonuçlanmaktadır.
Tüm bunlara rağmen, sigarayı bıraktığınız anda vücut kendi kendini tamir etmeye başlar. On yıl içinde vücut hiç sigara içmemiş gibi olur. Ancak, sigarayı bırakmak için kanser ya da kalp hastası olmayı beklerseniz, vücudunuzun kendini tamir etmesi için pek fazla vakti olamayacaktır. Ne yazık ki, bu hastalıklar çoğunlukla öldürücüdür. Sigarayı bırakmanız için daha iyi bir sebep olamaz. Ne Dersiniz?
SİGARANIN PSİKOLOJİK ETKİLERİ
Sigara tiryakileri sigara içme isteklerini genellikle şöyle açıklar:
- Gergin olduğum zaman içiyorum.
- Dikkatimi toplamak için içiyorum.
- Canım sıkkın olduğu zaman içiyorum.
- Üzgün olduğum zaman içiyorum.
- Sinirli olduğum zaman yatışmak için içiyorum.
Yalnızca bir sigara bu kadar çok şey verebilir mi? Bu sorunun cevabı sigaranın barındırdığı kimyasal maddelerin psikolojik etkilerinde yatıyor.
Nikotin - Güçlü Bir Uyarıcı
Sigara bağımlılarını kendisine bağlayan nikotin; kokain yada amfitemin kadar güçlü ve onlara benzer bir uyarıcıdır. Tiryakiye sürekli sigara içme isteği veren şey de odur. Nikotin sigara içen kişiyi uyarır, kalp çarpıntısına, yüksek tansiyona, kişinin nefes alıp verişinin hızlanmasına sebep olur. Ne yazık ki, bu etkiler yirmi dakika içinde kaybolur ve tiryaki bir sigara daha yakar.
Karbon Monoksit ve diğer Sakinleştiriciler
Hem sigara dumanında hem de alkolde bazı sakinleştirici maddeler bulunmaktadır. Sigarada bulunan karbon monoksit, kişiyi sersemleştirir. Bu kimyasal maddeler, kısa bir süre için gerilimi, kızgınlığı ve diğer güçlü hisleri bastırır.
Diğer Psikolojik Etkiler
Pek çok sigara bağımlısı için, sigara içmek törensel bir şeydir, kişi işini bırakır, paketten bir sigara alır, onu yakar, dumanı içine çeker ve dışarı verir, kendisini rahatlattığını düşünür. Ayrıca sigaranın yanında bağımlılar genellikle, kahve, çay yada alkol alırlar. Bu öyle bir zevk haline dönüşür ki, kişi için sigarayı bırakmak imkansızlaşır.
Bağımlılığın Gücü
Eninde sonunda, sigara kullanan herkes, nikotin ihtiyacı duymaya başlar. Nikotin güçlü bir uyuşturucudur ve mutlaka bağımlılık yapacaktır. Nikotine bağlanan bir vücut, beyne sürekli nikotin istiyorum mesajı yollayacaktır ve bağımlı kişi sigara üstüne sigara yakacaktır.
Bilmek Güçlenmektir
Sigara yakmanızı sağlayan şeyleri ve sigara içtikten sonra hissettiklerini gözden geçirin. Bu hisleri tanımlamanız sigarayı bırakmaya karar verirken size yardımcı olacaktır.
PASİF İÇİCİLİK
PASİF İÇİCİLİK, AKTİF ZARAR GÖRME
Sigara dumanının zararları saymakla bitmez ve sadece sigara içenler için değil içmeyenler için de çok zararlıdır. Sigara, puro ya da pipo içen bir kişinin yanında duran kişi hem yanan tütününün hem de sigara içen kişinin dışarı verdiği dumanı solur ve oldukça büyük bir zarar görür.
Her yıl binlerce pasif içici, sigara dumanın verdiği zararlardan dolayı hastalanarak, hayatını kaybetmektedir.
Zehirli Duman
Pasif içiciler, sigara içen kişilerin yanında durarak 3.700 çeşit kimyasal gazdan zarar görmektedirler. Bunların büyük bir kısmı zehirlidir, geriye kalan kısmı da kanserojen benzopyrene ve formaldehyde gazlarıdır.
Sigara dumanına ne kadar çok maruz kalırsanız, kalp krizi geçirme ve akciğer kanseri olma riskiniz o oranda artar.
Risk Altındaki Bebekler ve Çocuklar ;
Ne yazık ki, çocuklar için risk çok daha ciddidir. Çünkü, akciğerleri henüz gelişmektedir ve onlar yetişkinlerden daha fazla ve hızlı nefes alıp veririler. Sigara dumanına maruz bırakılarak, pasif içici durumuna düşürülen çocuklarda, kulak ve boğaz enfeksiyonları, bronşit ve zatürree sıklıkla görülen hastalıklardır
-
Ağartılmış kotlar zararlı mı?
Türkiye'de 3 tekstil işçisinin, kot ağartmak için kullanılan kumun akciğerlerine zarar vermesi üzerine öldüğüne ilişkin Türk bilimadamlarının araştırması üzerine, bu yöntemle üretilen pantolonların İsveç'e sokulmasının yasaklanması istendi.
Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı'ndan Dr. Metin Akgün ile İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi'nden Dr. Nur Dilek Bakan, Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da 17-21 Eylül günleri arasında düzenlenen ''15. Avrupa Göğüs ve Akciğer Hastalıkları Kongresi''nde ''silikozis''
hastalığıyla ilgili araştırmalarını sunmuşlardı.
Kot ağartma işinde çalışan 3 işçinin 2004 ve 2005 yıllarında ölmesi üzerine araştırma başlatan Türk bilimadamları, genelde maden işçilerinde görülen silikozis hastalığının, kot ağartmak için kullanılan kumun içerdiği silika maddesinin solunmasından da kaynaklandığını ortaya çıkarmışlardı.
Araştırmayla ilgili haberi yayımlayan Uppsala gazetesi, Uppsala Üniversitesi'nde görevli Doç. Anna Rask-Andersen'in görüşlerine de yer verdi. Doç. Rask-Andersen, silika maddesi kullanılarak üretilen kotların İsveç'e sokulmasının yasaklanmasını istedi.
-
müziği makamıyla dinle,sağlıklı ol
Müziğin ruhun gıdası olduğu söylenirken, makamların da bin türlü dertlere deva olduğu belirlendi.3
Vakıflar Genel Müdürlüğü, yaptığı araştırmalar sonucunda ve 1484 - 1488 yılları arasında Osmanlı'da İkinci Beyazıd döneminde akıl hastalarının iyileştirildikleri dar üş şifalardaki sırları araştırdı ve müzik ve su sesi ile makamların hangi hastalıklara iyi geldiğini belirledi. Bir kitapçık haline getirerek, sağlık sorunu çekenlerin imkanına sundu. Ayrıca Edirne'de Trakya Üniversitesi tarafından restorasyonu tamamlanarak, müzeler arasında yapılan bir yarışmada Avrupa Ödülü alan İkinci Beyazıt Külliyesi, müzik ve makamlarla yapılan tedavi yöntemlerini maketlerle ve görsel dizaynla insanlığın hizmetine açılmış durumda. Vakıfları inceleme ve araştırmaya sevk eden bu külliyenin kaynaklarına göre daha çok Türk Sanat Müziği'nde kullanılan makamların hangi dertlere deva olduğu kitapçık haline getirilerek yayınlandı. Buna göre, makamlar ve hangi dertlere deva oldukları ise şöyle:
Nihavent Makamı: En eski makamlardan birisi olan Nihavent Makamı, kan dolaşımı, karın bölgesi, kalça ve bacak bölgelerine etkili oluyor. Kulunç, bel ağrısı ve tansiyon rahatsızlıklarına faydalı. Kuvvet ve barış duygusu veriyor. Akıl hastalarının tedavisinde kullanılıyor.
Rast Makamı: Soğuk organlar olarak belirtilen kemik ve yağlara etkili. Fazla uyumayı engelliyor, düşük nabzın yükselmesine yardımcı oluyor. Özellikle çocuk bünyesinde nem hakim olduğu için, bu nedenle oluşan dengesizlikleri düzeltiyor. Yine bu makamda akıl hastalarının tedavisinde kullanılabiliyor. Tedavi değeri yüksek olan dört makamdan birisi olarak geçiyor. Felçli hastalara sıkça tavsiye ediliyor. Başa ve göze etkisi çok. Spazmı çözücü özelliği nedeniyle spastik ve otistik hastaların tedavisinde yararlı.
Rehavi Makamı: Baş ağrısı, burun kanamaları, ağız çarpıklığı ve balgamdan gelen hastalıklarına ayrıca akıl hastalarının tedavisinde etkili. Kadınların doğumlarına yardımcı olan bir makam çeşidi. Bu makamında İbn-i Sina ve Evliye Çelebi'de bahsi geçen bir makamdır. Sonraları Rast makamı, rehavi makamının yerini almıştır. Diğer adı ise Ruhavi'dir.
Hüseyni Makamı: Bu makam sabah ve gün ağarırken etkili. Sabah - öğle arası etkisi fazladır. Cumartesi özel gündür. Güzellik, iyilik, sessizlik, rahatlık verir ve ferahlatıcı özelliği vardır. Karaciğer ve kalp ve ruhların iltihabını söndürür ve yok eder. Mide hararetini giderici özelliği bulunuyor. Büyük erkeklerde görülen gizli ateşli nöbeti ve günde bir kere gelen ateşli nöbetin giderilmesinde faydalı. Sıtma hastalığına etkili olduğu gibi bu makam insanlarda kendine güven duygusunun oluşmasında etki oluyor. Bu nedenle otistik ve spastik hastalara kullanılıyor.
Hicaz Makamı: Yatsı'dan sabaha kadar olan zamanda etkisi fazla. Kuru ve soğuk nedenli hastalıklar için faydalı olduğu belirtiliyor. Kemiklere beyne ve çocuk hastalıklarına tedavi edici etkisi bulunuyor. Üro-genital sisteme ve böbreklere etki gücü fazla. Alçakgönüllülük duygusu veriyor.
Pentatonik Melodiler: Pentatonik müzik, Asya kökenli Türk musikisinin en önemli ve karakteristik özelliği olarak belirtiliyor. Bir gam içindeki 7 sesten ikisinin azalması, 3 adet tam ve 2 adet 1.5 sesten olmak üzere 5 sesten oluşuyor. İnsanlarda kendine güven ve kararlılık veriyor, rahatlık sağlıyor. Çocuklara, 9 - 10 yaşına kadar sadece petatonik müzik dinletilmesi tavsiye ediliyor.
Acemaşiran Makamı: Kuru - sıcak makam olarak biliniyor. Fecirden kuşluk vaktine kadar etkili. Kemiklere ve beyne iyi geliyor. Vücutta yağ dengesini sağlıyor. Yaratıcılık duygusu ve ilham veriyor. Durgun düşünce ve duyguları canlandırıyor. Bayanlarda doğumu kolaylaştırıyor.
Uşak Makamı: Fecirden kuşluk vaktine kadar ve günbatımında etkisi fazla. Kalp, ayak rahatsızlıkları, nikriz (damla) ağrılarına faydalı.
Saba Makamı: Cesaret, kuvvet ve rahatlık veriyor. Seher vaktinde dinlenmesi tavsiye ediliyor.
Buselik Makamı: Nihavent makamı ile benzerlik gösteriyor.
Irak Makamı: Bu makamın etkisi daha çok Cuma günleri. Omurilik, kalça ve uyluk bölgelerine etkisi var. Üzüntüyü giderici ve lezzet verici bir özelliği bulunuyor. Akıl hastalarının tedavisinde de kullanılıyor.
Zirefkent Makamı: Etkisi uyku vakti. Dana çok Çarşamba günleri dinlenmesi tavsiye ediliyor. Sırt, mafsal ağrılarına ve kulunç gibi hastalıklara iyi geliyor.
Zengüle Makamı: Etkisi Günbatımı. Daha çok Cuma günleri dinlenmesi tavsiye ediliyor. Kalça eklemleri ve bacak içleri ile ilgisi bulunuyor. Kalp hastalıklarına, menenjit ve beyin hastalıklarına etkili.
-
Saman nezlesinden kaçma yolları
Polen mevsiminin başlamasıyla birlikte saman nezlesinde de artış başladı.
Hapşırık, burun kaşıntısı, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı gibi belirtilerle ortaya çıkan saman nezlesi her 10 kişiden 2'sinde görülüyor.
Polenlerden korunma yöntemleri:
Polen ve dış ortam mantarı gibi alerjenler alerjik rinit nedeni olarak sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu alerjenlerden tümüyle kaçınma güç olsa da bazı pratik yöntemler uygulanabilir. Günlük polen ve mantar sporu miktarının ve duyarlı olunan alerjenin yılın hangi döneminde yüksek olduğunu bilmek önemlidir. Bunun için;
-Bu dönemlerde mümkün olduğu kadar iç ortamda kalmalı, evde ve arabada pencereler kapalı tutulmalıdır. Dış ortama çıkmak gerektiğinde maske ve gözlük kullanımı önerilebilir.
-Sabahın erken saatleri çiçek tozlarının ve diğer alerjenlerin havada daha yoğun olduğu zamanlardır. Bu saatlerde sokakta olmamaya özen göstermek faydalı olabilir. Kuru ve rüzgârlı havalar da havadaki polen miktarının en yüksek seviyelere çıktığı iklim şartlarıdır.
-Polen yoğunluğunun fazla olduğu bölgelere gidilmemelidir.
-Evde ve arabada polen geçişine engel olan filtrelerin takıldığı ventilasyon sistemlerinin kullanımı yararlı olur.
-Dış ortamdan eve gelindiğinde elbiseler hemen değiştirilmeli ve duş alınmalı, bu sayede karşılaşılan polen miktarı azaltılmalıdır.
-Giysiler üzerine çiçek tozları yapışabileceği için dışarı asılmamalıdır.
Ev içi alerjenleri için korunma yöntemleri:
Ev içi alerjilerine ev tozu akarı, kedi, köpek, hamam böceği ve mantarlar olmakla birlikte bunlar içinde en yaygın olanı ev tozu akarı alerjisi. Bu durum evin temiz veya pis olmasıyla yakından ilgili. Ev tozu akarlarında kurtulmak için;
-Kuş tüyü ve yün yastık ve yatak yerine sentetik olanlar tercih edilmeli, eğer yatak eskiyse değiştirilmeli
-Yatak, yorgan ve yastığın özel dokunmuş kılıflarla kaplanmalı
-Yatak yorgan ve yastık kılıflarının her hafta 55 derece üzerinde ısıda yıkanmalı
-Saman nezlesi olan hastalar mümkün olduğu kadar temizlik yapmamalı, temizlik yapmaya mecbur kaldığında mutlaka maske takmalı
-Temizlik esnasında evden uzaklaşılması ve temizlik bittikten 2 saat sonra eve girilmemeye dikkat edilmeli
-Temizlik yaparken toz kaldırılmamasına dikkat edilmeli(ıslak bezle toz alma, çırpma silkeleme şeklinde temizlik yapmama)
-Halılar tahta döşeme gibi diğer zemin kaplama malzemeleri ile değiştirilmeli. Özellikle beton zemin üzerindeki halılar daha risklidir.
-Değiştirilemeyen halıların akarisidlerle (akarları öldüren kimyasal maddeler) temizlenmeli
-Döşemeli mobilyaların deri, tahta veya vinil mobilyalarla değiştirilmesi iyi olur.
-Yün battaniye, yorgan, hırka, kazak yerine sentetik dokuma ve kumaşlar kullanılmalı.
-Yumuşak tüylü oyuncaklar yasaklanmalı veya sıcak su ile yıkanmalı veya derin dondurucuda 1 gece tutulmalı.
-Perdeler kolay yıkanabilir kumaşlardan seçilmeli veya store-jaluzi tipi perdeler tercih edilmeli.
-Toz tutan malzemeler kapalı dolapta saklanmalı.
-Evin içi her hafta çift kat torbası ve HEPA filtresi olan elektrikli süpürgeyle temizlenmeli.
-Ev içi nem oranının yükselmemesine çalışılmalı, bodrumlarda yaşamaktan kaçınılmalı.
Hamam böceği alerjenleri için korunma yöntemleri:
En önemli unsur ev ortamının temizlenmesidir. Ortalıkta gıda artıklarının bırakılmamalı, mutfakta bulaşık bırakılmaması, temizlik yaparken çamaşır suyu kullanılmalı, etraf sık süpürülmeli, yatak ve perdelerin temizliğine dikkat edilmeli, çöpler evin dışında tutulmalı ve gıdaların sıkıca kapatılmış kutularda saklanmasına özen gösterilmeli.
Mantar alerjenleri için korunma yöntemleri :
Mantar alerjisi yaşanılan binanın yaşı ve yapısı, bodrum katı olması, ısınma şekli, nemlendirici ve klimaların kullanılması gibi çeşitli faktörlerden etkileniyor. Mantarların en sevdiği ortamların rutubetli evler, bodrum katı, banyo, sauna, küvet ve lavabolar olduğunu unutmamak gerekiyor. Ev için mantarlarını azaltmak için;
-Air conditioner veya nem gidericilerle iç ortam neminin azaltılmalı
-Havalandırma fanlarının kullanılması, havalandırma ve klima filtrelerinin bakımının yapılmalı
-Yemek pişirme ve duş alma sırasında ortam havalandırılmalı
-Ev içindeki su kaçaklarının önlenmesi ve sızdırmaz hale getirilmeli
-Kapı ve pencerelerin kapalı tutulmalı
-İç ortamlarda bitki bulundurulmamalı
-Halıların kaldırılması, kaldırılamıyorsa sıkça temizlenmesi ve HEPA filtre kullanılmalı
-Silinebilir ve yıkanabilir duvar kâğıtlarının fungisidlerle silinip temizlenmeli
-Fungisidler veya %10'luk çamaşır suyu ile mantar olan yüzeylerin silinmeli
-Buzdolabı ve nem gidericilerin çamaşır suyu ile temizlenmeli
-Elbiselerin kuru olarak dolaplarda muhafaza edilmeli
-Kitap, kağıt, gazete, ayakkabı gibi mantarlar için iyi bir ortam oluşturan eşyaların iyi havalandırılan odalarda tutulmalı.
-Bodrum katlarında yaşamaktan kaçınılmalı
Ev hayvanları alerjenlerinden korunma yöntemleri:
Saman nezleli hastalar için kedi ve köpekler önemli alerjen kaynağı olabilir. Burada hayvanlardan kaçınma en uygun yöntemdir. Bunun için;
-Evcil hayvanın yatak odasının dışında halıları kaldırılmış, zemini cilalı, ayrıca silinebilir mobilyaları olan bir odada tutulmalı
-Yatak odası havasının HEPA filtreleriyle temizlenmeli
-Yatak odası vantilatörlerinin kapalı tutulmalı
-Hayvanın (mümkünse özel şampuanlarla) haftada 1-2 kez yıkanmalı
-Yatak çarşaflarının her hafta yıkanmalı
Kedilerin tüyleri hafif olduğu için genelde perde, mobilya ve raflara yapışır ve ev temizliği kısmen faydalı olur. Köpeklerin tüyleri daha ağır olduğundan yerde kalır ve vakum ile temizlenebilirler. Kedilerin özellikle anüs çevresindeki tüylerinde akarlar daha çok yerleşir. Kedi evden uzaklaştırılsa bile alerjen düzeylerinde belirgin bir azalma görülmesi 6 aya kadar uzayabilmektedir. Ev tozu akarı ve hamam böceği alerjenleri de belirgin bir temizliğe rağmen uzun süre kalıcı olabilir. Bu nedenle etkin korunma yöntemleri sürekli olmalıdır
-
Yaşlanmayı geciktirmek mümkün. Nasıl mı?
Yaşlanmayı durdurmak mümkün değildir. Ancak yaşlanmayı geciktirmek ve yaşlılıkta oluşabilecek bazı hastalıkları ve yetersizlikleri önlemek olasıdır. Herşeyden önemlisi beyin fonksiyonlarını diri tutup, yaşlılığı ertelemek mümkün.
Bir şeyi ne kadar çok yaparsak bir süre sonra o yaptığın şeyi çok iyi yapmaya başladığımızı çoğumuz biliyoruz. Bu düşünceden hareketle kendimizi geliştirmek ve bunu sürdürmek elimizde. Genç bir erişkin olarak yapmaya alıştığımız ve çok iyi yaptığımız şeyleri aynı alışkanlıklarla yapmayı sürdürmek yaşlılığı geciktirmek için yapılacak şeylerin ilk basamağını teşkil eder.
Bir şeyi devamlı yapmak, o yaptığımız şeyi çok iyi yapmamızı sağlar, bunun yanında öğrendiklerimize hergün yeni şeyler eklemek bizi aktif ve zinde tutar. Beynin yaşlanmasını geciktirir ve beyin kapasitesini arttırır.
Yaşlanmaya yol açan faktörlerden birisi de hormon salınımlarındaki azalmadır. Bunu replase etmek mümkündür. Hormon replasman tedavileri eksik olan yerine koyma tedavileridir.
Kesinlikle ebedi gençliği vadetmez, fakat eksiklik sendromlarında yerinde ve zamanında kullanılırsa, çok işe yaradığı da kanıtlanmıştır. Örneğin; östrojen yetmezliği sendromları, testesteron yetmezliği belirtileri, trioid hormonları eksiklikleri gibi durumlarda eksik olanı yerine koyma tedavileri doğru ve uygun zamanda kullanılırsa, çok fayda sağlanılan tedavilerdir.
Beden yaşlandıkca bazı vitamin ve minerallere gereksinimi artar. Ancak avuç dolusu vitamin almak hiçbir zaman ebedi gençliği getirmez. Ayrıca bazı vitaminlerin gerekliliği ve dozu üzerinde de tam bir fikir birliğine varılamamıştır.
Beslenme yoluyla doğru ve doğal vitamin almak en uygun yoldur, ancak yaşlılıkta bozulan beslenme düzeni bazı vitamin ve minerallerin verilmesini lüzumlu kılmaktadır.
Yaşlılığı geciktirici yöntemlerden biri de yaşam tarzı değişiklikleridir. Sosyal yaşam, hareketlilik, iş değişikliği, çevre değişikliliği, pozitif düşünce tarzı insanı ruh ve beden olarak zinde tutar ve motive eder. Sürekli gelecekle ilgili planlar yapmak, sık seyahat etmek, ev eşyaları, gardrop yenilemek, yeni arkadaşlar edinmek, yeni şeyler öğrenmek sürekli insanı motive ederek ve pozitif duygular vererek devamlı bir zindelik sağlar.
Maaselef televizyon izlemek yaşlılığı tetikleyen olayların başında gelen bir alışkanlıktır. Çünkü televizyon seyretmek için arkadaşa ihtiyaç duymazsınız, konuşmaya gerek yoktur. Giyinip kendinize özen göstermenize de gerek yoktur.
Hareket etmezsiniz, düşünmezsiniz ama can sıkıntısından kurtulmak için televizyon karşısında sürekli bir şeyler atıştırırsınız. Bütün bunlar da ne yazık ki, yaşlılığı arttıran sebeplerin başında gelir.
Kısaca insan ömrü son yüzyıllarda uzasa da yaşlılığı önlemek henüz mümkün değil. Anti aging programlarındaki esas amaç uzayan ortalama insan ömründe yaşlı nufüsun artması nedeniyle yaşlılığın meydana getirdiği yetmezlikleri önlemek, mümkün olduğunca başka birisinin bakımına gereksinim duyulmadan yaşayabilmek ve nispeten sağlıklı ve mutlu bir dönem geçirilmesine olanak sağlamaktır.
-
Bilgisayar gözü kurutuyor Bilgisayar karşısında uzun süre çalışan kimselerde göz kırpma aralığının uzaması nedeniyle göz kuruması hastalığı görülebildiği, bundan korunma için de bilgisayarın tepeden bakacak şekilde kullanılması gerektiği bildirildi.
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazmi Zengin, günümüz modern teknolojisinde, işte ve özel kullanımda artık vazgeçilemez yere sahip olan bilgisayarın, doğrudan olmasa da dolaylı olarak bazı rahatsızlıklara neden olabildiğini belirtti.
Genellikle bilgisayar kullananların, bilgisayara uzun bir süre dikkatli şekilde baktığını ifade eden Zengin, ''Bu da 10 saniyede bir kırpılması gereken göz kapaklarının uzun süre açık kalmasına neden oluyor. Bunun sonucunda da göz yüzeyindeki su tabakasının kurumasına bağlı olarak göz kuruması dediğimiz hastalığa neden olabiliyor'' dedi.
Göz kurumasının, zamanında tedaviye başlanmaması halinde gözün korneasının delinmesi sonucu katarakt ve körlüğe dahi neden olabileceğini anlatan Zengin, bilgisayar kullanıcılarının durumu ilaçlı tedavi safhasına getirmeden, kuru ortamda çalışmaktan kaçınarak, klimaya maruz kalmayarak ve varsa kaloriferin üzerine nem yapması için su yerleştirerek, kuru göz sendromundan korunabileceklerini kaydetti.
Zengin, ayrıca göz kuruması rahatsızlığında bilgisayara bakış açısının da büyük önem taşıdığını dile getirerek, ''Özellikle, büro, ofis gibi kapalı ve kuru ortamlarda bilgisayarla çalışanlar, körlüğe dahi neden olabilen göz kuruluğundan kaçınmak için, bilgisayarı tepeden bakacak şekilde kullanmalı'' dedi
-
Bağırsak kanserinden korunma yolları
Kalın bağırsak (kolon denilen kısım ve bunun son kısmı olan rektum) feçesin vücutta depo edildiği ve anüs yolu ile dışarıya atıldığı kısma verilen isimdir.
Kolon ve rektumun iç kısmından kaynaklanan kanserlere kolorektal kanserler denmektedir. Kanser hücreleri buradan çıkarak karaciğer ve akciğer gibi uzak organlara yayılabilir, yani metastaz yapabilirler. Bir kez metastaz oluşur ise bu hastalıktan tam olarak kurtulmak mümkün değildir.
Kalın bağırsak kanseri, kanser nedeni ile ölümlerin önde gelen sebeplerindendir, tüm kanser ölümlerinde üçüncü, dördüncü sırada gelmektedir. Kalın bağırsak kanseri ile ilgili kötü bir haber de ülkemizde giderek yaygınlık kazanan fast-food denilen batı tipi diyet alışkanlığı olan toplumlarda gittikçe bu kanser tipinin artmasıdır.
Kalın bağırsak kanseri ile ilgili iyi bir haber ise bunun sıklıkla korunulabilir bir hastalık olmasıdır.
Eğer kolon kanseri erken teşhis edilirse ameliyatla çıkartılarak tedavi edilebilir.
Ancak maalesef bazı kolorektal kanserler tanı konulduğunda zaten mikroskobik yani hücresel düzeyde yayılmış olurlar. Bu metastazlar ilk ameliyattan aylar veya yıllar sonra büyüyüp yeni tümoral kitleler oluşturabilirler. Bu nedenle erken teşhis ve tedavi bu hastalıktan kurtulma şansı tanısa da kolorektal kanserin üstesinden gelmenin en etkili yolu bundan kaçınmak yani korunmaktır.
Kolorektal kanserden korunmak için
1- Kolonoskopik kontroller yapılmalı, kanser öncüsü (prekanseröz) kolorektal polip denilen oluşumlar çıkartılmalıdır.
2- Az yağlı ve bol lifli gıda alınmalıdır. (sebze, meyva, tahıllar gibi)
3- Kemoprovansiyon denilen tabii veya insanlarca yapılmış olan bir takım kimyasal maddeler kullanarak kolorektal polip ve kanserlerin oluşma ihtimalinin azaltılması yöntemi uygulanmalıdır.
POLİPLERİN ÇIKARTILMASI
Kolorektal kanserleri kolon ve rektumun iç yüzeyinde oluşan polip adı verilen ufak çıkıntılardan gelişir. Kolorektal polipler başlangıçta iyi huylu olsalar bile bir kısmı beş ile yirmi yıl içerisinde kansere dönüşebilirler. Bu prekanseröz yani kanser öncüsü polipler adenoma, tübüler adenoma, villoglandüler adenoma ve villöz adenoma gibi isimlerle anılırlar.
Bu prekanseröz poliplerin çıkartılması da kolorektal kanseri engelleyecektir. Polipleri çıkartılmış kişiler arasında kanser oluşma ihtimali %90 oranında azalmaktadır.
Kolorektal poliplerin teşhisi ve çıkartılması için kolonoskopi uygulanır. Kolonoskopi esnasında uzun, kıvrılabilir ışıklı bir kamera içeren alet anüs ve rektum yolu ile gönderilerek tüm kolon gözden geçirilir. Tespit edilen polipler kolonoskopi esnasında ağrısız olarak çıkartılabilir.
Kolon kanserlerinde genetik faktör rol oynar. Birinci derece yakınlarında kolon kanseri olan kişilerde kolon kanseri gelişme riski normal popilasyona göre üç misli fazladır. Birinci derece yakınlarında kolorektal polip ve kanser olanların aralıklı olarak kolonoskopi ile incelenmesi uygun olacaktır.
KOLOREKTAL KANSERDEN KORUNMADA DİYET
Kolorektal poliplerin ve kanserlerin gelişiminde genetiğin önemli rol oynamasının yanında diyet de çok önemlidir.
Hayvan çalışmalarında ve insanlarda yapılan araştırmalarda yüksek hayvansal yağ ve kırmızı etin, et içeren diyetlerin kolorektal kanser riskini arttırdığı saptanmıştır. Yüksek yağlı diyetler kolondaki kolesterol ve safra asitlerinin metabolitlerini arttırır. Laboratuar hayvanlarında bu metabolitlerin hücre çoğalmasını arttırdığı, doku büyümesini hızlandırdığı ve kolon kanser gelişimine neden olduğu gösterilmiştir. Fare deneylerinde bol lifli diyetlerin kolon kanserine karşı koruyucu olduğu gösterilmiştir.
İnsan çalışmalarında bol lifli diyet alanlarda kolorektal kanser insidansı düşüktür.
Yüksek lifli gıdaların kolondaki karsinojen madde konsantrasyonunu düşürdüğü ve kolon duvarı ile karsinojenlerin temas süresini azalttığına inanılmaktadır. Bazı meyve ve sebzelerdeki maddelerin kolonu karsinojenlerden koruma ihtimali de mevcuttur.
Bugünkü bilgilerimizle kolorektal kanser riskini azaltmak için yağ oranı düşük diyet önerilmektedir (diyetteki total kalorinin %30 veya daha azı yağ olmalıdır). Günlük meyve, sebze ve tahıl miktarı fazla gıda alınmalıdır.
Yeşil çay içen insanlarda da kolon kanserinin daha az oluştuğunu gösteren çalışmalar vardır.Yeşil çayda bulunan epigallocatechin denilen aktif maddenin kolon kanseri hücrelerinin büyümesini durdurduğu söylenmektedir.
Düzenli egzersiz yapmanın da barsak çalışmasını düzenleyerek kolon kanseri görülme oranını azalttığı söylenmektedir.
KOLOREKTAL KANSERDE KEMOPROVENSİYON
Kemoprovensiyon kanserden korunmada birtakım tabii maddelerin veya laboratuarda yapılan kimyasalların kullanılması anlamına gelir. Bugün kanserden koruyucu olarak düşünülen maddelerin çoğu sebze ve meyvelerden oluşan maddelerdir. Bu maddeler kolorektal poliplerin ve kanserlerin gelişmesini engeller. Bunların karsinojenleri inaktive ederek etkilediği (mesela potansiyel olarak karsinojenik olan oksijen radikallerini imha eden antioksidanlar buna örnektir) veya bu maddelerin kolorektal hücrelerdeki DNA'nın karsinojenler tarafından hasara uğramasını engelleyerek etkilediği düşünülmektedir.
KALSİYUM
İnsan ve hayvan çalışmalarında ağızdan alınan kalsiyumlu maddelerin kolon ve rektum iç duvarındaki hücre çoğalmasını ve doku büyümesini azalttığı gösterilmiştir. Kalsiyum kolondaki safra asitlerini bağlar, inaktive edilmelerini ve atılmalarını sağlar. Kalsiyumun safra asitlerini inaktive edişinin hücre ve doku büyümesini azalttığına inanılmaktadır. Kalsiyumun prekanseröz polipleri önleyici etkisiyle ilgili çalışmalar devam etmektedir.
NONSTEROİDAL ANTİ İNFLAMATUAR İLAÇLAR
Birçok aktif kemoprovensiyon ajanı insan yapımıdır. Bu ilaçların içerisinde en çok çalışılanı nonsteroidal anti inflamatuar ilaçlardır. Nonsteroidal anti inflamatuar ilaçlar artrit ve vücudun diğer inflamatuar durumlarında çokça kullanılmaktadır. Nonsteroidal anti inflamatuar ilaçlara bazı örnekler Aspirin, İbuprofen, Naproksen ve Proksitam'dır.
Nonsteroidal anti inflamatuar ilaçların kemoproventif etkilerinin nasıl oluştuğu halen araştırılmaktadır. Nonsteroidal anti inflamatuar ilaçlar vücuttaki prostoglandinlerin patent indibitörleridir. Prostoglandinler hücre çoğalması ve büyümesinde etkilidirler. Birçok laboratuar çalışmasında Nonsteroidal anti inflamatuar ilaçların karsinojene bağlı kolon kanser gelişmesini engellediği gösterilmiştir.Ayrıca aspirin ve benzeri ilaçların kanı sulandırdığı için polip ve tümörlerden kanama yaptığı,bu sayede daha erkan tanı konmasını sağladığı da söylenmektedir.
Nonsteroidal anti inflamatuar ilaçların ciddi yan etkileri vardır. Günümüzde sık kullanılan Nonsteroidal anti inflamatuar ilaçlar ülserlere, mide bağırsak kanamalarına ve bazende karaciğer ve böbreklerde yan etkilere yol açmaktadırlar. Uzun süreli kullanımda emniyetliliği, etkisi ve yaşam süresini uzattığı kesin ispatlanmadan doktorlar Nonsteroidal anti inflamatuar ilaçları kolorektal kanser korunmasında uzun süreli ve geniş olarak kullanmaktan kaçınmaktadırlar.
OMEGA 3 YAĞ ASİTLERİ
Omega 3 yağ asitleri çoğunlukla balıklarda ve balık yağında bulunur.Bazı epidemiyolojik çalışmalarda yüksek miktarda balık yağı tüketen kişilerde kolorektal kanser oluşumunun azaldığı gösterilmiştir.Ayrıca deneysel çalışmalarda da kolon hücrelerinde büyümenin yavaşladığı gösterilmiştir.bu konuda daha ileri çalışmalar yapılması gerekmektedir.
FOLİK ASİT
Folik asit son yıllarda gündeme gelen önemli bir maddedir.Hamilelik esnasında annelerde yetersizliği olursa bebeklerde omurilik bozuklukları oluşmasına yol açmakta ve hamilelik esnasında anneye verilmesi ile bebekteki bu bozukluklar önlenebilmektedir.
Ayrıca folik asit kandaki homosistein maddesi düzeyini düşürerek koroner kalp hastalığı riskini azaltmaktadır.Günde 400 mikrogramdan fazla folik asit alanlarda kolon kanseri görülme sıklığının düştüğü gösterilmiştir.Bir çok çalışmada folik asidin hücre DNA'sının bozulmasını önlediği ve tamirine de yardım ettiği gösterilmiştir, bu sayede kolon kanseri oluşma riskini azaltmaktadır.
SELENYUM
Selenyum vücut bağışıklık sistemi için önemli bir maddedir.Selenyum düzeyi düşük kişilerde kanser görülme oranının arttığını gösteren çok sayıda araştırma vardır.Diyete selenyum eklenmesinin yalnızca kolon değil,akciğer ve prostat kanseri görülme oranlarını da azalttığını gösteren çalışmalar vardır.
KOLOREKTAL KANSERDEN KORUNMAK İÇİN NELER YAPMALIYIZ
1-Diyetteki yağ ve kırmızı eti azaltmalıyız.
2- Diyetteki meyve, sebze, kepek ve tahılları arttırmalıyız.
3- Kolorektal kanser taramaları yaptırmalıyız. Check-up ve fizik muayenelerimiz esnasında doktorumuzla kolon kanser taramasını konuşmalıyız. Kolorektal kanser ve poliplerin taranmasında değişik metodlar vardır. Bunlar gaitada gizli kan bakılması, sigmoidoskopi, kolonoskopi gibi tetkiklerdir.
4- Yüksek kolorektal polip ve kanser riski olan kişiler düzenli olarak kolonoskopi yaptırmalıdır. Yüksek riskli kişilerden kasıt birinci derece akrabalarında kolorektal polip ve kanser olanlar, kendisinde daha önce kolorektal polip ve kanser olanlar ve uzun süreli ülseratif kolit ve Crohn hastalığı olanlardır.
-
Streste 50 Kural:
Stresi daha iyi tanıyın ve yenmeyi öğrenin!...
Streste 50 kural:
1. Kendinizdeki Stres sebeplerini ve Stres Belirtilerini tanıyın! Vücudunuzu dinleyin!
2. Kendinize dikkat edin.
3. Kendi şahsi performans beklentilerinizi değerlendirin ve mümkün olanla iktifa edin.
4. 7-8 saat uyuyun!
5. Haftada 3 defa 30'ar dakikadan egzersiz yapın ve nabız atışınızı dinleyin!
6. Sigara içmeyin ve başkalarının sigara dumanını solumayın!
7. Normal kilonuzu koruyun.
8. Kahvaltı yapın!
9. Aşağıdaki teknikleri kullanarak ve yararlı şekle dönüştürerek vücudunuzun strese karşı gösterdiği tepkiyi değiştirin!
a. Diyafram solunumu veya diğer solunum teknikleri.
b. Artan kas gevşetme metotları.
c. Meditasyon (derin düşünme, dikkat konsantrasyonu); hayal gücü (hayalı stresli durumlar yaratılarak, sağlıklı tepki egzersizleri ile metanet kazanma)
d. Kendi kendine yapılan egzersizler.
e. Diğer gevşeme yöntemleri. (Yoğa, Transendental meditasyon) (Kendi kendine telkin) hipnoz (yapay uyku), bio geri besleme, gözler kapatılarak dinlenme vb. )
10. Stresi arttıran Trafik, kafein, tein, sigara vb. hususlardan kaçının.
11. Aşırı ışık, gürültü ve ısıyı ayarlayın.
12. Saldırgan, sinirli, asabi, kederli, kötümser tabiatlı kişilerle birlikte olmayı öğrenin, Mümkünse birlikte olmayın.
13. Kendi kendinize yaptığınız olumsuz konuşmalar ve asılsız düşüncelerden vazgeçin!
14. Korku yaratan inanışlarınızı bilip ortadan kaldırmaya çalışınız.
15. Yavaş araba kullananlara sinirlenmeyiniz.
16. Telefonda beklemekten sıkılmayınız.
17. Tekrar eden görevlerden dolayı sabırsız olmayınız.
18. Kolaylıkla tahrik olan bir tip olmayınız. Hiddetlenmeyiniz; Sükunetle düşününüz; Tehevvüre kapılmayınız; Saldırgan olmayınız.
19. Hiddetinizi kontrol etme alıştırmaları yapınız.
20.Kendi Kendine ve Başkaları ile kronik bir kargaşa içerisinde bulunmayınız.
21. Küçük ve önemsiz olaylara aşırı tepki göstermeyiniz.
22. Geçmişte öfkelenmeyi icap ettiren durumları hatırlayınca sinirlenmeyiniz.
23. Yumruklarınızı sıkmayınız, masaya vurmayınız.
24. Sakin ve sabırlı olunuz.
25. Acele, telaş ve sabırsız davranışlardan kaçının. (süratle iş yapmak ayrı bir husustur.)
26. Yemeklerinizi sakin yiyiniz.
27. Sabırsız davranarak başkalarının yarım kalmış cümlelerini tamamlamaya çalışmayınız. dinleyiniz, iyi bir dinleyici olunuz.
28. İki işi bir arada düşünüp yapmaya çalışmayınız. (örneğin, çalışırken yemek yemek; oyun oynarken iş düşünmek vb.)
29. Çok fazla düşünme ve çabalamadan kaçının.
30. Sürekli sözünüzün kesilmesinden kaçının.
31. Etkili bir şekilde irtibat kurmayı öğrenin; iyi bir dinleyici olmak ve kararlılığınızı korumak maksadı ile araştırmalar yapın.
32. Acele -Acele konuşmayın! sakin konuşun!
33. Ana kelimelerin üzerine basarak söylemeyin.
34. Konuşmayı sürekli olarak bir başkasının ilgisine göre yönlendirmeyiniz.
35. Başarılı sayılabilmek için, herkesken daha çok ve daha süratli çalışılması gerektiğini biliniz; ancak aşırıya kaçmayınız; Düzenli programlı çalışınız; Programa dinlenme, spor ve eğlenme koyunuz.
36. Aşırı hırslı olmayın.
37. Herkesi rakip görmekten kaçının.
38. Oyunları her zaman kazanmak için oynamayınız.
39. Emniyet kemerinizi kullanın!
40. Değişiklik yapın.
41. Aile, arkadaş, balık tutma, köpek vb. Destek sistemlerini geliştirip devam ettiriniz.
42. İletişim modellerini değiştirin, araba kullanırken müzik dinleyin, hoşunuza giden ve rahatlatan kaset teypler dinleyin.
43. İş yerinizin size uygun olmasını sağlamak için koltukları ve masaları gözden geçirin.
44. İçinde bulunduğunuz atmosferi değiştirin; ara verin; yemek için dışarı çıkın, yıllık izin kullanın.
45. Oturun, dinlenin, gevşeyin!
46. Kendi itibarınızı arttırmak için çalışın.
47. Stresin üstesinden gelmek için şu üç usulü kullanın; Kontrol, mücadele, kesin kararlılık.
48. Çevredeki ilginç şeylerin farkına varınız.
49. Hayattan, her şeyden zevk alınız.
50. Her görevde zevk alarak çalışınız.
51. Aşağıdaki davranışlardan kaçınınız:
Yüz gerginliği-sıkılmış çene-yandan gülmek-göz kırpmak-acele konuşmak-dil sürçmesi- yüksek ses tonu ile konuşmak- kısık, kuvvetli, hoş olmayan bir ses tonu- başkalarının konuşmalarını hızlandırmak- parmakları ile dizleri oynatmak- konuşurken yumruk vurmak- konuşurken yumruğunu sıkmak- gergin bir duruş- içi çekmek- tek kelimelik cevaplar.