Hürriyet gazetesi yazarý Ertuðrul Özkök bugünkü yazýsýnda Akþam gazetesi yazarý Orhan Miroðlu'nun, "Kürtler, zenciler gibi pozitif ayrýmcýlýk bekliyor" baþlýklý mülakat yazýsýna göndermede bulundu. Özkök, zeci ifadesi yerine 'Afrikalý Kürt' terimini kullandýðý yazýsýnda Kürtlere yönelik negatif eþitsizliklerin üzerine pozitif ayrýmcýlýðýn eklenmesinin çözüm için yeterli olmayacaðýna vurgu yaptý.
ÝÞTE ÖZKÖK'ÜN O YAZISI;
'Afrikalý Kürtler' vergi vermesin
Önce þu terminolojik meseleyi bir halledelim.
"Afrikalý Kürt" kavramýný "ilginçlik" için deðil, "politically correct" olmak için kullanýyorum. Yani etik davranmak için. Ne olduðunu da birazdan açýklayacaðým.
Ama önce asýl meselemizi anlatayým.
KÜRTLER POZÝTÝF AYRIMCILIK BEKLÝYOR
Yazar Orhan Miroðlu, dünkü Akþam gazetesinde yayýnlanan mülakatýnda ilginç bir fikir ortaya atmýþ. Burcu Bulut'a verdiði mülakatta, "Kürtler, zenciler gibi pozitif ayrýmcýlýk bekliyor" diyor. Aynen aktarýyorum: "Amerika'da 1960'lý yýllarda zenci toplumunun durumunu iyileþtirmek için pozitif ayrýmcýlýk yapýldý. Affirmativ action dedikleri politika... Yani böylesi bir pozitif ayrýmcýlýk belli bir dönem için bence yapýlabilir."
AFRÝKA KÖKENLÝ KÜRT
Miroðlu, açýkça Kürtlere "zenci" imtiyazý istiyor. Ben "Zenci Kürt" kavramý yerine "Afrika kökenli Kürt" kavramýný kullanmayý tercih ederim. Malum Amerika'da "zenci" kelimesi artýk aþaðýlayýcý bir sýfat olarak kabul ediliyor. Tabii bu iþin þaka yaný. Ciddi tarafýna gelince, bu sözlerin altýnda çok ciddi bir teklif yatýyor.
Miroðlu, görüþünü daha da açýyor ve konuyu çok hassas bir noktaya getiriyor:
Vergi meselesine...
GARÝBÝM ÝZMÝR
O bölümü de aktarýyorum: "Türkiye'nin neredeyse bütün vergileri (yüzde 80) zaten Kocaeli, Ýzmir, Adapazarý, Ýstanbul'da toplanýyor. Dolayýsýyla geriye kalan illerden hiç vergi almasak da bu büyük açýk olmaz. Kürt þehirlerinin hali ortada."
Hadi "Afrikalý Kürtleri" bir yana býraktým, ayný kontenjandan yararlanan, Gaziantep, Ankara, Denizli, Kayseri... Bütün Anadolu kaplanlarý...
Hani o, "Ýzmir geri kalýyor, onlar geliþiyor" denilen bütün o "tiger city"ler...
Garibim Ýzmir, hem her gün "geri kalýyor diye" dayak yiyecek, aþaðýlanacak; bir yandan da verdiði vergilerle ülkenin geri kalanýný beslemeye devam edecek.
"Romus ve Romulus'u besleyen anakent..."
BUNLARI TÜRKÝYE'NÝN GERÝ KALANINA NASIL ANLATACAKSINIZ?
Bir yandan "demokratik özerklik". Öte yandan "pozitif ayrýmcýlýk".
Yani "vergi almamak..." Daha baþka neler...
Devlet memurluklarýna giriþte "Kürt kontenjaný", üniversite giriþ sýnavlarýnda "Kürt öðrencilere ekstra puan"...
Peki bütün bunlarý, Türkiye'nin geri kalanýna nasýl anlatacaksýnýz?
Belki daha da önemlisi þu: Bu düþünce ile vergisini ödeyen insanlar üzerine bir de aðýr "vicdan vergisi" yüklüyorsunuz. "Siz Türkler yüzyýllardýr Kürtleri ezdiniz. Hadi bakalým þimdi vergisini ödeyin."
BU KAFAYLA KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMEZ
Kusura bakmayýn; bu kafayla Kürt sorunu çözülmez. Tam aksine, vergisini ödeyen Türklerle, vergi ödemeyecek Kürtler arasýndaki zaten yeterince yüksek duvarlarý Çin Seddi'ne çevirirsiniz. Bu sorun "hep alan Kürt" karþýsýnda "hep veren Türk" terazisiyle çözülemez. Kürt sorunu sadece Kürtlerin meselesinden ibaret deðil. Bu ülkenin giderek kabaran bir de "Türk sorunu" var.
Biliyorum artýk bu "teþhisi söylemek" bile tehlikeli. Ülkenin alikýran baþkesen yeni demokratlarýnýn kýlýcý kellenizin üzerinde daireler çizmeye baþlar.
TÜRKLER VE KÜRTLER BUNU BÝRLÝKTE ÝNÞA EDECEK
Türkiye yeniden inþa ediliyorsa, edilecekse; bunu Türkler ve Kürtler birlikte inþa edecektir. Toplumun bir bölümüne, inþaatýn maliyetini sadece sen ödeyeceksin, ötekiler aidat da ödemeyecek derseniz, o düzenin adý, "adil düzen" olmaz.
O düzenin adý olsa olsa, "adaletsiz manevi federasyon" olur ki, yaþamasý da mümkün deðildir.
O nedenle gelin Kürt sorununu zaten ülkenin orasýnda burasýnda var olan negatif eþitsizliklerin üzerine bir de pozitif eþitsizlikler ekleyerek deðil, tam aksine gerçek bir eþitlik temeli üzerinde konuþalým. Ancak o zihniyet kalýcý bir çözüm getirir.


Teþekkur:
Beðeni: 

Alýntý



Yer imleri