Lösev
Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
2 sonuçtan 1 ile 2 arasý

Konu: Dünyada Allah’ý Görmek mi Allah’a Ýnanmak mý Daha Yararlý?

  1. #1

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart Dünyada Allah’ý Görmek mi Allah’a Ýnanmak mý Daha Yararlý?

    Allah’ý duyu organlarý ile algýlayamayýnca ateistler ortalýðý boþ görüp ‘Allah yok’ dediler, teistler bazen ona iþimiz düþebilir kaygýsýndan ‘Allah var’ dediler. Deistlerin biraz daha burunlarý yukarýda olduðu için onlar ‘Allah var ama benim pek iþime yaramaz’ kabilinden konuþtular. Agnostikler genç bir kýzýn saflýðý ile ‘bilmem’ dediler. Müslümanlar ise kalp gözü ile varlýðýna tanýklýk ettiler.
    Ýnsan için Allah’ý (c.c.) duyu organlarý ile algýlamak daha yararlý olsaydý, Allah (c.c.) duyu organlarýmýz tarafýndan algýlanýrdý. O zaman Allah (c.c.) Kendi zatýný gizlemek istemezdi. Gözler önünde olurdu. Ama Allah (c.c.) böyle bir yolu seçmemiþtir. Kendi zatýný duyu organlarýndan saklamýþ, ama varlýðýnýn ve birliðinin kanýtlarýný, ayrýca sýfat ve güzel isimlerini yaratmýþ olduðu varlýklarýn üzerinde göstermiþtir. Allah’ýn (c.c.) zatýnýn duyu organlarýndan gizli olmasýnýn elbette pek çok hikmeti vardýr. Burada bunlardan sadece birkaç tanesine deðineceðiz:
    1.Ýnsan bebekken anne ve babasýna baðýmlýdýr. Anne-babasý bebeðin her türlü bakýmýný üstlenir. Karnýný doyurur, altýný temizler. Duygusal ihtiyaçlarýný giderir. Bebeðin büyümesi ile anne-babasýna baðýmlýðý yavaþ yavaþ azalmaya baþlar. Çocukken bu baðýmlýlýk bebekliðe göre hayli azalýr. Yetiþkinlikte ise artýk bunun ortadan kalkmasý beklenir. Yine de bazý insanlar bu baðýmlýlýðý yetiþkinlikte de devam ettirirler. Öyleleri adeta büyük birer bebektirler. Onlarýn düþünsel yetileri zayýftýr. Anne-babalarý kendileri adýna kararlar alýrlar. Bu yüzden iradeleri de geliþmemiþtir. Ýþte þayet Allah (c.c.) duyu organlarý yolu ile algýlanacak olsaydý, her insan da böyle büyük bir bebek gibi kalacaktý. Düþünsel yetileri geliþmeyecekti. Ýrade ile gelen özgürlük, baðýmsýz karar alma gibi insani özellikler dumura uðrayacaktý. Güdük kalacaktý. Oysa insan olmamýzý saðlayan nedenler, geliþmiþ düþünme yetimiz ile özgür irademizdir.

    2. Allah (c.c.), Kendi zatýný gözlerden saklamak suretiyle insanlarýn varlýklar üzerinde düþünerek marifete (bilgiye, irfana) ulaþmalarýný amaçlamýþtýr. Eðer Allah (c.c.) duyu organlarý tarafýndan algýlanabilir özellikte olsaydý hiç kimse yaratýlmýþ olan þeylere iltifat etmez, onlar üzerinde düþünmez, bilgi ve becerisini geliþtirmezdi. Týpký ormanlarýn bir anne-baba þefkatiyle ilkel kabileleri insanlýk tarihi boyunca besleyip büyütmesi; barýndýrýp korumasý gibi bir durum yaþanýrdý. Bilindiði üzere Afrika ve Avustralya gibi kýtalarda ilkel kabilelerde medeniyetin ortaya çýkmamasý, onlarýn doða tarafýndan fazla bir iþ gücü gerektirmeden beslenilip korunmasý olgusuna dayanýr. Oysa medeniyetin ortaya çýktýðý Asya ve Avrupa gibi kýtalarda doða insaný çalýþmadan besleyecek, barýndýracak iklim ve bitki örtüsüne sahip deðildir. Ýnsanýn beslenebilmesi ve barýnabilmesi için doða ile mücadele etmesi, topraðý ekip biçmesi ve kendisine bir barýnak yapmasý gerekmektedir. Ýþte þayet Allah (c.c.) duyu organlarý tarafýndan algýlanacak olsaydý, her bir insan da týpký bu ilkeller gibi her þeyi Allah’tan (c.c.) isteyecek, bekleyecek, bir iþ için kýlýný bile kýpýrdatmayacaktý. Medeniyet diye bir kavram oluþmayacak, hatta bilgi, irfan için bir neden bulunmayacaktý. Ama Allah (c.c.) Kendi zatýný gizleyerek, sýfat ve güzel isimlerini varlýk âlemine yansýtarak insanýn bir arayýþ içerisinde olmasýný saðlamýþtýr. Bu sayede Allah’ý (c.c.) aramak, tanýmak, anlamak konusunda bir alan meydana getirilmiþtir. Bu alan da insana farkýna varmadan marifet kazandýrmaktadýr.

    Kuran-ý Kerim doða olgu, olay ve yasalarýndan söz ederken bunlarý ayet diye isimlendirir. Çünkü her bir doða olay, olgu ve yasasý Allah’ýn (c.c.) sýfatlarýna ve güzel isimlerine dayanýr. Allah’ý (c.c.) bize tanýtýr. Örneðin gökten yaðmurun insanlarýn temel ihtiyaçlarýný gidermesi için yaðmasý Allah’ýn (c.c.) er-Rahmân (acýyan, merhamet eden), er-Rezzâk (rýzýk veren) güzel isimlerini düþündürür. Ýnsanlarýn yaðmuru görünce Allah’ý (c.c.) anmasý, O’na minnet duymasý el-Hamîd (kendisine hamd edilip þükredilen), eþ-Þekûr (kendisine teþekkür edilen) güzel isimlerini hatýra getirir. Yaðmurun sel suyu gibi boþalmayýp da gökten tane tane yere düþmesi insaný el-Halýk (yoktan var eden), el-Bâri’(var ettiðini bir türe sokan), el-Hakîm (hükmeden, hakim), el-Muhsî (her þeyin sayýsýný bilen) olan Allah’ýn (c.c.) kudretine hayran býrakýr. Yaðmurun hayat kaynaðý olmasý, ölümünden sonra topraðý diriltmesi el-Hayy (diri), el-Muhyi (ölüleri dirilten) olan Allah’ýn (c.c.) güzel isimlerine ayna olur. Ýþte tüm bunlar bir doða olay, olgu ve yasasý olan yaðmurun altýndaki hikmetleri teþkil eder. Bu sayede yaðmur Allah’ý (c.c.) bize sýfatlarý ve güzel isimleri ile tanýtmada bir vesile olur.
    3. Þayet Allah (c.c.) duyu organlarý yolu ile algýlanacak olsaydý, her insan O’na karþý küstahlaþabilecekti. Þöyle ki: Baþýmýza gelen bela ve musibetler de aslýnda Allah’ýn (c.c.) birer ayetleridir. Onlarda da Allah’ýn (c.c.) güzel isimleri saklýdýr. Örneðin günahlarýmýzýn bela ve musibet olarak baþýmýza dönmesi Allah’ýn (c.c.) el-Hakîm (hükmeden, hakim), el-Hasîb (her þeyi hesap eden), el-Adl (mutlak adalet sahibi) güzel isimlerini düþündürür. Yine hastalandýðýmýzda O’nun eþ-Þâfi (hastalýða þifa veren) güzel ismine sýðýnýrýz. Böyle anlarda göstereceðimiz iyi hallerle Allah’ýn (c.c.) er-Raûf (çok þefkatli), es-Sabûr (çok sabýrlý) güzel isimlerini kavrayabiliriz. Ýþte öyle anlarda, insanlar pek geniþ düþünemezler. Baþlarýna gelen bela ve musibetin hikmetini gereði gibi kavrayamazlar. Aceleci olurlar. Düþünmeden konuþurlar. Mantýða uymayan davranýþlar gösterebilirler. Kýzma, isyan etme gibi olumsuz tepkiler kendiliðinden ortaya çýkar. Þayet Allah (c.c.) duyu organlarý ile algýlanabilseydi, öyle bir anda pek çok insan, O’na karþý büyük bir saygýsýzlýk yapabilirdi. Hatta bu yüzden dinden, imandan olabilirdi. Yüce Allah (c.c.) Kendi zatýný duyu organlarýndan gizleyerek insanýn bu zaafýnýn önüne geçmiþtir. Hastalýklarýn iyileþtirilmesine doktorlarý, ilaçlarý perde yapmýþ; ölüme kaza, hastalýk, ihtiyarlýk gibi nedenler koymakla kalmamýþ, Azrail isimli meleði de bunun için yaratmýþtýr. Çünkü bir yakýnýn kaybý sýrasýnda insan her türlü terbiyesizliði yapabilecek, aðýr sözü söyleyebilecek bir durumdadýr. Oysa Allah’a (c.c.) karþý ufacýk bir haddini bilmezlik insanýn ayaðýný kaydýrabilir, onu ebedi piþmanlýða sürükleyebilir. Allah (c.c.) Kendi zatýný duyu organlarýndan gizlemek yolu ile bize bu konuda merhamet etmiþtir.

    4. Mecazi aþklarda bir kanun vardýr: Sevgililer birbirlerine kavuþmadýklarý sürece aþklarý artar. Bu sayede birbirlerini gözlerinde büyütürler. Taraflar birbirlerini tanýmak yolunda büyük mesafeler alýrlar. Çünkü hep birbirlerini düþünürler. Gerçi kusurlu yanlarýný görmezler, ama hiçbir olumlu taraf da gözden kaçmaz. Onun için aþký “kavuþma coþkusu”, “ayrýlýkta yaþanan duygu” diye tanýmlayanlar da olmuþtur. Ne zaman ki vuslat gerçekleþir, o zaman da aþkta yavaþ yavaþ bir soðuma gözlenir. Birbirine âþýk olup da evlenen çiftlerin hemen ertesi günü hayal kýrýklýðýna uðrayýp da boþanmak istemelerinin altýnda da bu gerçek yatar. Allah (c.c.) da Kendi zatýný duyu organlarýndan gizlemek suretiyle bu tür bir aþký veya sevgiyi sürekli kýlmýþtýr. Her ne kadar ayný nedenden ötürü pek çok kiþi Allah’ý (c.c.) inkar etse de bu sayede pek çok kiþi de Allah’a (c.c.) olan aþkýný ve sevgisini geliþtirmektedir. Hak âþýký, ârifi bu sayede yetiþmektedir. Kuþkusuz her þeyin bir bedeli vardýr. Allah (c.c.) aþkýnýn ve sevgisinin de bedeli, cehennemi insan ve cinlerle doldurmak olsa da, buna deðer. Çünkü maden ocaklarýnda bir parça kýymetli taþ elde etmek için daðlar büyüklüðünde toprak çýkarýlýr.

  2. #2

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    bir çok inanca göre durum deðiþiyor. bence bu iþin sonu önemli, insan vicdanen iii olmalý. kimileri kendileri allaha çok yakýn hissediyor gibi yapýyor. ve hak yiyorlar, eðer allaha inanýyor olsaydýlar bu zavallýlar kimsenin hakkýný yemeyip, bu dünyanýn sonu olduðunuda bilirlerdi.allahý görmek ile inanmak arasýnda fark var, ama en önemlisi vicdanen allaha inanmaktýr.
    Nötig. Arkadaþlar asla yanlýþ biþey yazmak veya kaos yaratacak birþey yazmak istemem, ben bu yazýya hayatýmda amca olarak,benim seçmediðim, nede onun yiyen olarak seçmediyi amcam olacak þahýs için bir kýsa mesaj yazýyým dedim, kimi ateistlerde hak habib allah diyebiliyor selametle.
    LEBEN ?

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •