Lösev
Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
2 sonuçtan 1 ile 2 arasý

Konu: Þeytanlardan, Þeytanlarýn, Cinlerin Tasallutundan Korunma Yollarý

  1. #1

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart Þeytanlardan, Þeytanlarýn, Cinlerin Tasallutundan Korunma Yollarý

    Allah cinleri bizlerin yaþadýðý boyuttan farklý bir boyutta yaratmýþtýr. Yaþatmaktadýr. Onlarýn inanmayanlarýna þeytan denir. Þeytanlar insanlara çeþitli þekillerde musallat olurlar. Allah onlara bu noktada müsaade vermiþtir. Kuran-ý Kerim’de ilgili ayetleri okuduðumuzda bunu rahatlýkla anlayabiliriz.
    Þeytanýn insanlarýn büyük çoðunluðuna musallatý vesvese iledir. Yani onlarýn bilinçaltlarýna vesvese verirler. Allah’ýn þeytana verdiði izin de buraya kadardýr. Vesveseyi bilinçaltý algýlar. Vesvese dine, itikada aykýrý kötü ve çirkin düþüncelerdir. Bunlar bilinçdýþý tarafýndan algýlandýklarý zaman insana sanki kendi düþüncesi gibi gelir. Hâlbuki þeytanýn vesveseleridir. Sahibi þeytanlardýr. Onun için hangi türde olursa olsun, ne kadar kötü ve çirkin bulunursa bulunsun bu tür düþünceler kiþiye ait olmadýðý için bir sorumluðu yoktur. Bu sebeple suçluluk psikolojisine de girmeye gerek yoktur. Dini ve itikadi açýdan kötü ve çirkin düþünceler akla geldiði zaman sadece edep gereði ‘subhanallah, estaðfirullah’ demek yeterlidir. Bunlar yüzünden kiþiye herhangi bir günah söz konusu deðildir. Bunlarýn sahibinin þeytanlar olduðunu bilmek ve bunlara aldýrmamak en iyi savunma yoludur. Bu vesveseler yüzünden ibadetlerini býrakan insanlar, þeytanlarýn arzularýný yerine getirmiþlerdir, þeytanlarla mücadelede maðlup olmuþlardýr. Onlara yazýklar olsun.
    Ayrýca vesvesenin kiþideki imanýn belirtisi olduðunu da söyleyelim.
    Bu yazýmýzda þeytanlarýn bizzat musallat olma durumunda neler yapacaðýmýza deðineceðiz.
    Öncelikle insanlardan bazýlarýnýn genellikle merak saiký veya bazý nefsani nedenlerle cinlerle iletiþim kurmalarýnýn yanlýþlýðýna deðinelim.
    Medyum diye bilinen kiþiler, genellikle kalp gözlerinin açýldýðý ve bu üstün meziyetten ötürü cinlerle iletiþim kurduklarý için kendi kendilerine bir boþ gurur içerisinde bulunurlar. Övünürler. Kendilerini diðer insanlardan üstün görürler. Hâlbuki baþlarý beladadýr. Farkýnda deðillerdir. Bunu þöyle bir örnekle açýklayalým. Diyelim ki çok zeki bir insanla aptal bir insan evlendiler. Aptal insan evliliðine sahip çýktýðý zaman aradaki zeka uçurumundan dolayý büyük bir komplekse kapýlacaktýr. Bu yüzden eþine sahip çýkma adýna onu kýsýtlamalara ve çeþitli çatýþmalara giriþecektir. Bunun gibi cinlerle dost olan kiþiler de benzer bir cenderenin içerisinde bulunacaklardýr. Çünkü cinlerin zeka seviyeleri çok düþüktür ve bu yüzden aþaðýlýk kompleksinin etkisiyle insanlara üstün olma arzularý çok yüksektir. Bu yüzden insan ile cinlerin arkadaþ olmalarý mümkün deðildir. Bunlarýn doðalarý gereði her iki kesim de ister Müslüman olsunlar, ister baþka dinlerde veya inançlarda ortak bulunsunlar yine de ister istemez çatýþacaklardýr. Onun için medyumluktan uzak durmak gerekir. Medyumluk durduk yerde insanýn baþýný belaya sokmasýdýr. Cinlerin saðdan soldan haber getirmesi bahasýna girilecek büyük bir eziyettir. Velev ki cinleri Müslüman olsa bile. Aslýnda medyumluk cinleri haber toplamasý için hüddam edinmektir. Bu yolla elde edilen bilginin özel hayatta gizli olaný araþtýrma, gýybet, suizan ve iftira türlerine benzemesi açýsýndan haramlýðý da ayrý bir konudur. Büyük günahlardandýr.
    Gelelim hüddam meselesine. Hüddam demek cinleri çeþitli amaçlarla hizmetçi olarak kullanmaktýr. Hüddam edinmek isteyenlere önce þunu sorarým. Sen akþam evine gidince eþine de ki: ‘Sen benim hizmetçimsin.’ Bakalým ne diyecek. Elbette bu sözü insanýn eþi bile kaldýramaz. Tepki gösterir. Cinlerin gerek Müslümanlarý gerekse kâfirleri ise bu sözü hiç kaldýramaz ve bu açýdan insanlarý kýnarlar. Þeytanlarýn böyle hüddam isteyen Müslümanlara yapacaklarýný öç ve kin duygusuyla seyrederler. Çünkü kibir, gurur, ucub gibi duygular ateþten yaratýldýklarý için cinnilerde insanlara göre daha bir üst düzeydedir. Ýnsanlardan bu tür sözler iþitmeleri onlarý çok kýzdýrýr. Aþaðýlýk kompleksini harekete geçirerek kin ve öç almalarýný saðlar.
    Allah (c.c.) da bu maksatla yani hüddam edinmek amacýyla surelerini okuyan ve güzel isimlerini çeken kiþilerin de böyle bir musibete düþmelerine izin verir. Gerek Allah’ýn kitabýnýn okunmasý gerekse Allahýn güzel isimleriyle zikrinin çekilmesi onun rýzasý dýþýnda böyle bir gaye ile olursa insan durduk yerde baþýna bela alýyor demektir. Sonuçta bu tür ibadetlerle cinnileri algýlayacak manevi terakkiye insan ulaþýnca þeytanlar ona çeþitli duyu organlarý kanalýyla iletiþim kurmaya baþlayacaktýr. Genellikle dokunma duyusu ile iþitme duyusu kanallarýyla cinnilerle iletiþime geçilir. Cinni þeytanlar bu yollarla eziyet de yapabilirler. Daha doðrusu cinni þeytanlarýn musallatý genellikle bu iki duyu organýyla olur. Bazý insanlar onlarý madde âleminde duman þeklinde ve belli belirsiz insan görünümünü andýrýr biçimde de görebilirler.
    Cinleri görmek veya onlarla iletiþime geçmek demek kalp gözünün açýlmasý demek deðildir. Kalp gözü ile kastedilen letaiflerdir. Kalp gözü ancak tarikata intisap edip senelerce þeyhin rabýtasýný yaptýktan, verdiði virdi, zikri çektikten sonra Allah’ýn bir ihsaný olmak üzere insanýn göðsünün çeþitli noktalarýnda ve iki kaþýnýn arasýnda bulunan letaiflerinin açýlmasý ile oluþur. Bu sayede nurlarý görür. Nurlar deðiþik renktedirler. Kýrmýzý, sarý, yeþil, beyaz, siyah ve bunlarýn karýþýmý deðiþik tonlar. Þeytanlar bu makamda bulunan müride insan biçiminde, özellikle onun aklýný baþýndan alacak diþi güzeller biçiminde görünürler. Bu güzeller peri diye edebiyata girmiþlerdir. Allah bu makamdaki müridi bu diþi þeytanlarla imtihana tabi tutar. Medyumlar þeytanlarý bu halleri ile göremezler. Görseler akýllarý baþlarýndan giderdi. Onlar ancak gözleri açýk veya kapalý iken onlarý sanki bir duman gibi belli belirsiz bir biçimde görürler. Oysa kalp gözü açýk bir insan onlarý ayný insan gibi net ve açýk bir surette görür.
    Þeytani cinlerin cinsel iliþkide bulunmalarýndaki amaç kiþinin ruhunu zayýf kýlmak, sonra da onu çarpmaktýr. Bu da tabii çeþitli organlarýn felç olmalarý ile sonuçlanýr. Tabii asýl amaçlarý son nefeste insanlarýn imansýz gitmelerini saðlamaktýr. Bunun için olmadýk yalanlara baþvururlar. Genellikle hak suretinde yaklaþýrlar. Sürekli evlilikten söz ederler. Hâlbuki onlarla evlenmek hem caiz deðildir, hem de mümkün deðildir. Çünkü bizim onlarýn âlemine gitmemiz olanaksýzdýr. Ancak uyku sýrasýnda olur ki o zaman da insanýn þuuru yerinde deðildir. Kalp gözü açýlmýþ kiþiye bile þeytanlar bizzat kendileri istedikleri surete girerek görünürler. Yani kalp gözü açýlmýþ kiþi bile onlarýn âlemine girememekte, þeytanlar ona yaklaþmaktadýrlar. Yani binlerce þeytan o kiþi ile bir ve ayný formatta iletiþim ve münasebet kurabilirler. Bunu o kiþinin ayýrt etmesi imkânsýzdýr. Güya olan eþine sahip çýkmasý onu denetlemesi de mümkün deðildir. Yani onlarla evli olduðunu sanýp cinsel iliþkiye girenler zinaya düþerler. Manevi yönden git gide zayýflayýp onlarýn oyuncaklarý olurlar. Allah korusun. Bir de bu þeytanlar senin bu âlemde bizimle kurduðun cinsel münasebet sonucu çocuklarýn oldu yalanýný çok söylerler. Maksat yine kiþiyi bu yolla kendilerine baðlamaktýr. Bu da týbben, ilmen mümkün olmayan büyük bir yalandýr.
    Zina her çeþidiyle insan ruhunda onulmaz yaralar açan ve þeytanlarýn tasallutuna zemin hazýrlayan büyük bir günahtýr. Zinaya düþen insan nurlardan soyunur. Zina her çeþidiyle insanlarla da cinnilerle de ayný etkiyi yapar. Oysa insan ruhu nurla beslenir. Nur olmayýnca zayýflar. Bedenle ruhun münasebeti azalýr. Bu yüzden þeytanlarýn insanlarý çarpmalarý, yani çeþitli organlarda felç halinin yaþanmasý mümkün olur. Onun için þeytanlarýn tüm derdi evlileri boþandýrmak, bekârlarý da evlendirmemektir. Bu sayede toplumda zinayý çoðaltmaktýr. Zina yapan insanda nur kalkýnca üzerine zulumat yaðar. Zulumat ruha zehir gibi etki eder, onu zayýflatýp dermansýz býrakýr. Ayrýca zina yapan insanlarýn son nefeste imansýz gitmeleri daha büyük bir olasýlýkladýr.
    Unutmayýn ki bu din baþlangýçta yani Mekke döneminde insanlardan sadece zina yapmamak ve putlara tapmamak üzere söz istiyordu. Ýnsanlar da putlar yolu ile gelen sosyal ayrýcalýklarýndan kopamadýklarý ve azgýnlaþan nefislerinin zina istekleri yüzünden bu dine girmek istemiyorlardý. Bu aþaðý yukarý on yýl kadar sürdü. Sonra Ýslam’ýn diðer þartlarý ayetlerle bildirildi.
    Böyle açýkta cinni þeytanlarýn musallatýna genellikle zikir erbabý karþýlaþýr. Bunun nedeni zikirle nefisleri incelir ve terakki kaydeder. Gönül gözleri açýlmaz ama nefisleri saydamlaþtýðý için cinnilerle çeþitli duyu organlarý vasýtasýyla iletiþime girebilirler. Aþaðý yukarý on beþ yýldýr bu tür insanlarla iç içe olduðum için bu konuda epey tecrübeye sahibim. Ayrýca bu yazýnýn masa baþý yazýsý olmadýðýný, yazarýnýn da cinni þeytanlarýn tasallutunda fazlasýyla nasiplendiðini de belirteyim.
    Kendi baþýna zikir çeken bir kardeþimiz bu cinnilerle günün birinde tanýþmýþ. Tabii ona büyük bir kutup olduðunu söylemiþler. Zavallýyý kandýrmýþlar. Cinniler de kendilerini evliya veya peygamber ruhu diye tanýþtýrýrlar böyle zavallýlara. Senaryo pek deðiþmez, genellikle böyledir. Bazen canlarý sýkýlýnca onlarla eðlenirler. Ýþte böyle bir durumda ona demiþler ki: ‘Sen þu tarihte öleceksin, ona göre hazýrlýðýný yap.’ Tabii bizim kardeþimiz de öleceðini bilen bir veli edasýyla arkadaþlarýyla dostlarýyla, ailesiyle vedalaþmýþ, ama ölmeyince durum meydana çýkmýþ. Acýnacak duruma düþmüþ. Onun için her zaman derim: Kardeþlerim, her þeyi uzmanýna danýþýrsýnýz da neden bu zikir hususunda ve bu yolla gelen hallerde bir mürþid-i kâmile danýþmazsýnýz. Mürþid-i kâmiller þeytanlarý insanlardan daha iyi tanýrlar, onlarýn hilelerini hemen bilip sofiyi vesvese diye uyarýrlar, o hale deðer vermemesini öðütlerler. Zikir yoluna mürþidi kâmilsiz çýkanlar þeytanlarýn oyuncaðý olabilirler. Onlardan kurtulmalarý mümkün deðildir.
    Zikir Allah rýzasý dýþýnda bir gaye ile çekilirse mutlaka þeytanlarý baþa toplayacaktýr, o insaný baþ edemeyeceði bir fitneye düþürecektir. Bir uzman olarak mürþidi kâmile ihtiyaç duyulduðu gibi asýl bu þeytanlardan kurtulmak için de böyle bir mürþidi kâmilin rabýtasýna ihtiyaç vardýr. Özellikle telebbüsü rabýta yatarken cinni þeytanlarýn saldýrýlarýnda paratoner gibi iþlev görmektedir. Rabýta demek, nur kaynaðý þeyhten yararlanmaktýr. Ruhu nur olan þeyhin ruhuna baðlanmaktýr. Onun için böyle cinni þeytanlarýn tasallutuna maruz kalan insanlarýn din simsarlarýnýn eline düþmeden silsilesi saðlam gerçek bir þeyh aramalarý, baðlanmalarý gerekir. Gerek zikir, gerekse rabýta þeytanlara büyük eziyetler verir.
    Din simsarlarýnýn amacý para kazanmak veya böyle zor durumda bulunan yani þeytanlarýn çeþitli tasallutlarýna maruz kalmýþ insanlardan eðer kadýnlarsa cinsel açýdan yararlanmaktýr. Bu tür insanlara hiçbir þekilde kanmamak ve bunlardan uzak durmak gerekir. Onlardan gelen geçici iyileþmeler ancak þeytanlarla yaptýklarý danýþýklý dövüþtür. Kimse bunlarýn elinden þifaya kavuþamaz.
    Peki böyle cinni þeytanlarýn tasallutuna maruz kalan insanlarýn bilmesi ve yapmasý gereken þeyler nelerdir?
    Böyle kiþiler öncelikle þunu bilmelidirler ki, bu þeytanlarý sihirli sözlerle, muskalarla, zikirlerle, dualarla tamamen uzaklaþtýrmak veya yakýp kül etmek mümkün deðildir. Bu büyük bir cihattýr. Peygamberimiz s.a.s. nefis ve þeytanla yapýlan savaþa büyük cihat demiþtir. Savaþtan kaçarak kimse zafer elde edemez. Þunu bilin ki onlar musallat olma ile her ne kadar sizlere eziyetler etse de bir mümin okuduðu surelerle, çektiði zikirlerle onlara daha büyük eziyetler verir. Hele bu mümin bir de ehl-i tarik olup da günün büyük kýsmýný da telebbüsü rabýta ile geçiriyorsa cinni þeytanlara çok büyük zararlarý dokunuyordur. Onlarýn adeta dermanlarýný kesiyordur. Çünkü bu ibadetler adeta nur kaynaklarýdýr. Ýnsanlar nasýl ateþten zarar görürlerse cinni þeytanlar da nurlardan olumsuz etkilenirler. O kiþiye tasalluta devam etmelerinin tek nedeni yenilgiyi kabul etmek istememeleri ve inatçýlýklarýdýr.
    Þeytanlar ateþten yaratýldýklarý için þeffaftýrlar. Ýnsan bedenine girebilirler. Allah onlara böyle bir izin vermese de insanlara eziyet için bunu yaparlar. Allah onlara sadece vesvese verme iznini vermiþtir. Ýnsanlarýn bedenine veya çeþitli organlarýna verdikleri çeþitli eziyetlerle telafisi mümkün olmayan kul haklarýna girerler. Bu eziyetler eþek misali o kiþinin günahlarýný yükleyecek bir nimete dönüþürler. Yani bu dünyada onlarýn bu türde musallatý ile çekilen sýkýntýlar ahrette büyük birer nimet olacaktýr inþallah.
    Þeytanlarýn verdiði kaygý uyandýran sözlerine hiçbir þekilde aldýrmayýn. Tehditleri hep boþtur. Kulak asmaya bile deðmez. Týpký uzaktan havlayan köpekler gibidirler. Onlara verilecek en güzel cevap ‘Hasbünallahu ve Nimel-Vekil’ demektir. Onlarýn boðaz kaslarýný sýkmalarý kiþileri genellikle kaygýlandýrýr ve cinni þeytanlarýn kendilerini öldürebileceði yanýlsamasýný verirler. Hâlbuki bir cinni þeytanýn hatta onlarýn en güçlüleri olan ifritlerin bile bir insaný öldürmeye güçleri yetmez. Hepsi birleþse de bunu yapamazlar. Onlarý ve bizleri de yaratan Allah (c.c.) onlarýn her halinden ve yapacaklarýndan ezeli bilgisi ile haberi olduðu için onlarý o güçte yaratmamýþtýr. Bir insaný öldürmeye güçleri hiçbir zaman ve hiçbir þekilde yetmez. Bazý organlarda sadece kullandýklarý bazý tekniklerle yani kaslarý özel bir yöntemle sýkarak sanki büyük bir aðýrlýða sahipmiþ ve güçlüymüþ intibaý býrakýrlar. Gerçekte böyle maddi bir aðýrlýklarý yoktur.
    Peki onlarýn bedene, organlara verdikleri sýkýntý ile cinsel tacizleri ve eylemlerinin önüne nasýl geçilebilir?
    Demin de dediðim gibi sihirli formüller arayanlar aradýklarýný hiçbir zaman bulamazlar. Çünkü böyle bir þey yoktur. Onlarla bir ömür boyu hatta son nefeste bile çarpýþmayý daima göz önünde bulundurmak lazýmdýr. Bu dünyanýn kanunu, insanýn da kaderidir. Büyük cihattýr. Onlardan gelen sýkýntýlarý azaltacak bazý teknikler vardýr. Örneðin mutlaka abdestli taþýmak kaydý ile küçük bir Kuran-ý Kerimi göðüs üzerinde cepte taþýmak bu durumdaki insanlarý rahatlatmaya yeterlidir. Ayet el Kürsi gibi onlara zarar veren bir ayet, Nas ve Felak sureleri fotokopi yolu ile istenildiði kadar çoðaltýlarak abdestli olarak üzerimizde taþýnabilir. Genellikle þeyhler ve iyi niyetli hocalar dua, salavat kýsmý fazla ama ayet kýsmý onlara nazaran az olan muskalar, yazýlar hazýrlarlar ki kiþiler abdestsiz de bunlarý üzerinde taþýsýnlar diye. Bunlarý da fotokopi ile yarar derecesini görünceye kadar çoðaltýlýp üzerimizde taþýyabileceðimiz gibi yatarken de kullanabiliriz. Bütün bunlarý okuma ve üzerine de üflemek onlarýn güçlerini daha da artýrýr. Tabii bunlar geçici ve rahatlatýcý tekniklerdir. Cinni þeytanlardan tamamen kurtulma yollarý deðildir. Olamaz da.
    Asýl mücadele cephesi kiþinin ruhunu güçlendirmesidir. Bunun için öncelikle kiþinin bütün günahlara tövbe etmesi gerekir. Günahlar nuru yok ederler, nurun düþmanýdýrlar. Ruh nurla güçlenir. Nur da namaz kýlma, zikir çekme, sure, ayet tilaveti ile güçlenir. Ruhu güçlendiren bu mücadelede asýl silah ise rabýtadýr. Rabýtalar içerisinde de bu mücadelede en yararlýsý telebbüsü rabýtadýr. Telebbüsü rabýta þeyhin suretine girme, kendini ortadan kaldýrýp þeyhi ikame etmedir. Ruh telebbüsü rabýta ile kendisine musallat olan þeytana adeta nur kesilir. Nur þeytanlarý yakar, onlara acý verir. Þeyhin ruhu telebbüsü rabýta kuran sofinin ruhunu sarmalar bu sayede nura kavuþur. Þeytanlar da bundan büyük zararlar görürler. Zamanla telebbüsü rabýta meleke haline geldiðinde ruh fenafiþþeyh makamýna ulaþýr. Artýk þeytanlar bu insandan kendilerine bir hayýr gelmeyeceðini anlarlar, kendilerine verdiði zararlardan býkarlar, o kiþilerden uzaklaþýrlar. Bu seneleri alabilir. Ama bu savaþtan mümin mutlaka galip gelir. Çünkü fenafiþþeyh makamýndan sonra fenafillah makamý gelir. Bu velilik makamýdýr. Nefsin fenaya erip þeytanýn nefsi dünya ve haramlarla kandýrmada aciz olduðu bir makamdýr. O kiþinin bedenine yaklaþan þeytan ruhun nuru arttýðý için eziyet etmekten ziyade kendisi büyük eziyetlere uðrar. Yani veliler de zaman zaman onlardan çeþitli eziyetler görebilirler, ama þeytanlarýn onlardan gördükleri eziyetler kat kat daha büyüktür. Dediðim gibi cinni þeytanlarla insanlarýn mücadeleleri her zaman ve her makamda söz konusudur. Bundan tam anlamýyla kurtulmak mümkün deðildir. Allah dostlarý cinni þeytanlarla savaþmadan ve onlara galip gelmeden bu makama ulaþamazlar.
    Cinni þeytanlarýn tasallutuna uðrayan kiþi bilmeli ki bu durum sadece onun baþýnda deðildir. Allah daðýna göre kar verir. Ýnsaný kaldýramayacaðý þeyle imtihan etmez. Ümidini hiçbir zaman kaybetmemelidir. Þeytanlarýn amaçladýklarý þey mümini ümitsiz býrakmaktýr. Oysa imanýn temeli ümide dayalýdýr. Kuran-ý Kerim’de Allah’ýn rahmetinden ümidini kesenlerin ancak kâfirler olduðu belirtilmektedir (Yusuf Suresi, ayet 87). Þeytana Allah musallat olma konusunda izin vermiþtir. Son nefese kadar da bu izin geçerlidir. Hatta son nefeste imaný çalmak için müminin içerisinde bulunduðu kaygý, korku, maddi sýkýntýlarýndan yararlanarak onu kandýrmaya, bir hayal uðruna imanýný çalmaya çalýþacaktýr. Böyle sýkýntýlarla karþý karþýya bulunan müminler tövbe-i nasuh ederek her türlü haramdan sakýnarak ve ibadet hayatýný zenginleþtirerek þeytanla mücadele yoluna gitmeli, mümkünse gerçek bir þeyhe intisap edip vird almalý ve rabýtaya önem vermelidir. Zira vird ve rabýta þeytanla mücadelede en etkili silahlardýr.
    Þeytanlar kendi isimlerini veremezler. Verirlerse bu onlarýn sonu olur. Zira böyle bir isim gerçek þeyhe verilirse o þeytan yakýlabilir, yani gerçek manada yakýlma ancak bu yolla mümkündür. Þeytanlarýn kendi isimlerini verme konusunda aðýzlarý sýkýdýr. Ama kendi isimlerini vermek için de içlerinde karþý konulmaz bir güdü duyarlar. Çünkü bu kendi varlýklarýný size kabul ettirme anlamýna gelir. Bundan sonsuz bir doyum alýrlar. Bu yüzden konuþma ve sohbet sýrasýnda aðýzlarýndan isimlerini kaçýrabilirler. Ama þeytanlarý yakma ile onlarla baþ edemeyiz. Çünkü onlarýn akrabalarý ve dava arkadaþlarý arkasýndan sökün ederler. Ama yine de elimize geçirdiðimiz þeytanlarýn isimlerini derhal hiçbir korku ve kaygý duymadan þeyhe bildirip bu konuda tavizsiz olmalýyýz. Bunun bir büyük cihat olduðunu hiçbir zaman unutmamalýyýz. Kuran-ý Kerim’in ifadesiyle þeytan bizim apaçýk düþmanýmýzdýr (bk. Yasin suresi, ayet 60; Bakara suresi, ayet 208; Fatýr suresi, ayet 6; Zuhruf suresi, ayet 62 vs.).
    Þeytan musallatýndan kurtulmada ve savaþýnda iþin en zor yaný silsilesi saðlam gerçek bir þeyhi bulmaktýr. Çünkü memleketimizde gerçek þeyhten daha çok sahtecileri de mevcuttur. Hele hele kendileri de cinlenip bu yolda umutsuz bir vaka durumuna düþmüþ nice þeyh vardýr. Sahte para ile gerçeðini ayýrmada titiz olan insan, niyetlendikten sonra gerçek Allah dostunu bulabilir ve intisap da edebilir. Allah bu durumda bulunan kardeþlerimize yardým etsin. Amin.
    Muhsin Ýyi

  2. #2

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Yukarýdaki yazýmda, yani konuyu açan yazýmda kafaya benzer sorular, kuþkular takýlýyor. Aldýðým mesajlar bunu gösterdi. Bunlarý kýsaca soru cevap þeklinde yanýtlayayým.
    1.Zikir mutlaka Allah rýzasý için mi çekilmeli. Dünyevi bir maksadýmýz da olamaz mý?
    Evet, zikir mutlaka Allah rýzasý için çekilmeli. Dünyevi bir amaç için çekilmemeli. Bunun için en az zikrin baþýnda ve sonunda olmak üzere veya her yüzde bir kere ‘Ýlahi ente maksudi ve rýzake matlubi (Allahým Sen maksadýmsýn, isteðim de Senin rýzandýr.)’ demek bu açýdan yararlýdýr. Kalp zikirde rotayý kaybetti mi bu cümle onu doðrultur.
    Ýnsanlarý anlamak çok zor. Bunu dedik mi zikirden uzaklaþýyorlar. Hâlbuki zikri Allah rýzasý için çekerlerse Allah onlarý hem dünyada hem de ahrette ödüllendirecektir. Zikir Allah rýzasý için çekildi mi dünyevi bazý armaðanlarý da bünyesinde taþýr. Kulun sadece dünyevi bir amaç için zikre yönelmesi zikrin deðerini düþürür. Zikri amacý dýþýna çýkarýr. Çünkü Allah bu dünyaya deðer vermemektedir. Kullarýnýn kendi rýzasýna talip olmasýný istemektedir.
    Dualarda ise ahreti gaye edinerek dünyalýk þeyleri Allahtan isteyebiliriz. Allahýn güzel isimleri ile tevessül de yapýlabilir. Ancak bunda da ahreti gaye edinmek, istenilen dünyalýk dinimiz, ahretimiz için hayýrlý ise nasip olmasýný istemek gerekir. Kuran-ý Kerim’de Allah (c.c.) güzel isimleri ile dua edilmesi (tevessül edilmesi) üzerinde de durmuþtur: “En güzel isimler Allah’ýndýr. O halde O’na en güzel isimlerle dua edin. O’nun isimleri hakkýnda eðri yola gidenleri býrakýn. Onlar yapmakta olduklarýnýn cezasýna çarptýrýlacaklardýr (Araf suresi, ayet 180).” Bu ayette dikkati çeken nokta, bazý insanlarýn Allah’ýn (c.c.) bu güzel isimleri ile razý olmayacaðý dualarda bulunmasýdýr. Allah (c.c.) kulunun sadece dünyalýk istemesinden hoþnut olmaz: “Kim ahiret mahsulü isterse onun ürünlerini fazla fazla artýrýrýz. Kim de sýrf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama ahirette onun hiç nasibi olmaz. (Þûrâ suresi, ayet 20).” Bu açýdan duada Allah rýzasýný, ahireti ihmal etmek büyük bir eksikliktir, yanlýþlýktýr. Kuþkusuz bununla dünyalýk istemenin doðru bir þey olmadýðýný iddia etmiyoruz. Demek istediðimiz þey, istediðimiz dünyalýk ile Allah’ýn rýzasýna ve ahirete dönük bir iþi ve kazancý düþünmeliyiz.
    2. Zikir Allah rýzasý için çekildi mi þeytan musallat olmaz mý?
    Þeytan her halükarda musallat olabilir. Ýster zikri Allah rýzasý için çekin, ister dünyevi bir amaç için çekin. Bu fark etmez. Ona musallat olma hakkýný Allah vermiþtir. Onun iþi bu. Þeytana bakmayýn. Þeytandan korkmayýn. Kaygýlanmayýn. Zikri çekin. Allah rýzasýný gözetin. O size zarar veremez. Ýt ürür kervan yürür misali. Þeytanlar insanlara göre çok zayýf yaratýldýðý gibi her zikir ehline de musallat olacak diye bir kaide de yoktur. Zaten musallat olsa da korkulacak bir þey yoktur. Zira zaten en az bir þeytan mümine musallattýr ama bunu vesvese gibi meþru sýnýrlar içerisinde yapýyordur. O mümin çoðu kez bunun farkýna varmaz.
    Þeytan zikir ehli olamayanlara hatta namaz kýlmayanlara da açýkça musallat olabilir.
    Þeytan musallat olur kaygýsýyla zikirden uzak durmak bizzat þeytanlarýn vesveseleridir. Bu durum, ülkeme savaþ açýlýr diye silahlanmamak gibi ahmakça bir düþüncedir. Bu zihniyetteki insanlar Allah’ýn rýzasý yerine þeytandan korktuklarý için son nefeste kaybedebilirler. Allah korusun. Ýnsan elinden geldikçe Allah’ý zikretmeli. Mesela iþim uzakta ve otobüsle gelip gittiðim için küçük tespihimi yanýmdan hiç ayýrmam. Hemen yol boyunca Allah Allah diye kalbimle zikir yaparým. Çünkü zikir her boþ vakitte yapýlacak çok uygun bir ibadettir. Zikir için her vakti insan kullanmalýdýr. Saniyeyi boþ geçirmemelidir. Zikrin kazandýrdýðýný baþka hiçbir ibadet vermez.
    3. Zikir için mutlaka bir þeyhe baðlanmak þart mý, zikri kendi baþýmýza çekemez miyiz?
    Zikir için bir þeyhe baðlanmak þart deðildir. Kendi baþýnýza da çekebilirsiniz. Zikir çok güçlü bir ibadettir. Onun için þeytan engellemek için her hileyi kullanacaktýr. Bir de zikirle bazý manevi haller yaþanýr, bunlarýn bir kýsmý Allah’tandýr, bir kýsmý da þeytandandýr. Bunlarý tek baþýnýza zikir çekerken bilmeniz imkânsýzdýr. Þeyhe danýþmak lazýmdýr. Þeytan insana hem hak suretinden gelir hem de nefis damarýný kullanýr. Yani tek baþýna zikrin tehlikeleri çoktur. Tasavvuf yoluna girip o kültürü edinenlerin bile bazýlarýnýn, çoðu kez ayaklarý kaymaktadýr. Þeytani bir takým hallerle kendilerini veli, kutup, mehdi vs. görebilmektedirler. Tasavvufun sýrrý ise velev ki insan kutup bile olsa nefsini kâfirin nefsinden bile aþaðý görmesidir. Hâlbuki þeytan bu tür insanlara çektikleri zikirle öyle bir nefis damarýnda giriyor ki bunlarý Firavun’dan daha azgýn bir insan konumuna getiriyor, din yolu ile insanlara hükmetme hastalýðýna düþürüyor. Böyle insanlar deðil nefislerini kâfirin nefsinden aþaðý görme bir müminden bile aþaðý görmüyorlar. Kul hakkýna girseler o insandan özür dilemekten ve helalleþmekten bile acizdirler. Nefislerini öyle ilahlaþtýrmýþlardýr ki onlarýn Ýslam’a ve tasavvufa verdikleri zararý kâfirler bile veremez. Zikir Allah rýzasý için çekilirse nefis erimeye baþlar. Kendisini herkesten küçük görür, Allah rýzasý dýþýnda baþka bir amaçla çekilirse nefis azgýnlaþýr, þiþer, kibre ve ucuba kapýlýp insanlara zarar vermeye baþlar. Allah’a da bu yüzden asi olur. Þeytanlaþýr. Allah bizleri bu afatlardan korusun.
    4. Zikri þeyhe baðlanarak çeken kiþi þeytanýn tasallutundan kurtulabilir mi?
    Þeytanla böyle bir antlaþma yok. Þeytan herkese musallat olabilir. Zikri þeyhine baðlanarak çeken kiþiye de musallat olabilir. Zikri yalnýz baþýna, yani bir þeyhe baðlanmadan çeken kiþiye de musallat olabilir. Hiç zikir çekmeyen hatta namaz kýlmayan kiþiye de musallat olabilir. Ama þeyhi olan kimse yaþadýðý halleri þeyhine anlatabilme olanaðýna sahiptir. Þeyh de o yollardan geçtiði için yolu iyi bilir, þeytanlarýn hilelerini anlar. Þeyhler müritlerinden dinlediði hallere genellikle iki çeþit cevap verirler. Fazla konuþmazlar. Ya Allah mübarek etsin, derler ki bu halin sadatlarýn himmeti ile Allah tarafýndan ihsan edildiðine iþarettir. Ya da vesvese derler. Geçerler. Açýklama pek yapmazlar. Bu da halin þeytandan olduðuna iþarettir. Bu durumda mürit haline tövbe ve istiðfar ederek Allah’a sýðýnmalý ve tedbirini ona göre almalýdýr. Bu hale itibar etmemelidir. Mürit her halini þeyhinin onayýndan geçirmek zorundadýr. Yoksa ayaðý farkýna varmadan kayabilir. Çünkü þeytanlar ehli tariki yakýn takibe almýþlardýr. En ufacýk boþluðunu bile bir hile doldurabilir. Sürekli vesvese verirler.
    5. Zikir þeytaný davet midir, þeytanla savaþ mýdýr?
    Þeytan bizim ezeli düþmanýmýzdýr. Onunla bütün ibadetlerimizi terk etsek bile barýþamayýz. Þeytanlarýn insan soyuna amansýz bir kinleri vardýr. Bu, son nefeste insandaki imaný çalsalar bile soðumaz. Kendileri Allah’ý, peygamberleri bildiði halde bu kinleri yine devam eder. Kuran-ý Kerim’in hak olduðunu da hakkal-yakin (gözle görmenin ötesinde, adeta yaþayarak) bilirler. Çünkü nurundan tanýrlar. Okunduðunda nurlarý onlarý yakar. Bu özellik baþka kitapta yoktur. Ama insan soyu karþýsýndaki aþaðýlýk kompleksleri ve kinleri onlarý insanlara, özellikle müminlere düþmanlýða sevk eder.
    Yani þeytanla ve nefisle savaþmak zorundayýz. Bu bir kaderdir. Daha doðrusu her insanýn kazanmasý veya kaybetmesi gereken bir imtihandýr. Kaybedersek ebedi hayatýmýz mahvolur, Allah göstermesin cehenneme düþeriz. Kazanýrsak Allah’ýn rýzasýný elde edip ebedi hayatýmýz cennette geçer.
    Onun için akýllý bir mümin zikri býrakmak þurada dursun onu þeytanlara karþý kullanýlacak bir silah olarak görür. Gece gündüz zikirle meþgul olur. Zikirle nurunu artýrýr. Ruhunu güçlü kýlar. Allahýn da rýzasýný kazanýr.
    6. Silsilesi saðlam gerçek bir mürþidi kâmili nasýl bulacaðýz. Onu siz söyleseniz olmaz mý?
    Benim söylemem uygun deðil. Zira benim pek çok kusurum var. Ona baðlanabilir. Ýkincisi sürekli yazýyorum. Ýnsanlara bir þeyhi reklam yapmak da yanlýþ anlaþýlýr. Üçüncüsü de benim söylememle elde edilecek þeyh sizin için ancak bir vesvese kaynaðý olur. Çünkü bu iþ o kadar kolay ve basit deðildir. Kiþinin varoluþsal sorunu olduðu için kendisinin arayýp bulmasý gerekir. Yoksa kýymeti bilinmez ve düþer. Kaldý ki herkes þeyh aramaya, tarikata girmeye mecbur deðildir. Ama bu devirde yalnýz baþýna insanýn Ýslam’ý yaþamasý çok zor olduðu için en azýndan bir cemaatte bir hizmetinin olmasý güzel bir þeydir.
    Þeyh nasýl aranýr ve bulunur bu konuda kýsaca þunlarý söyleyebilirim.
    Öncelikle bütün günahlara tövbe etmek, onlardan tamamen uzaklaþmak, kalben de piþman olmak gerekir. Bundan baþka namaz, oruç vs. gibi borçlu olduðumuz ibadetler ve kul haklarý varsa ödenmeye çalýþýlýr. Ayrýca bütün farz, sünnet ibadetler incelikle yapýlmaya baþlanýr. Gözyaþý ile Allah’tan bir dostu utanarak, sýkýlarak istenir dualarda. Bunun için istihare ve hacet namazlarý da kýlýnabilir. Kýlýnmasa da her namaz arkasýndan edeple istenir. Bu seneler de alabilir. Allah genellikle rüyada gösterir. Bu birinci yoldur.
    Ýkinci yol. Ya Bismillah deyip tek tek Allah dostlarýný gezmektir. Þimdi internet var. Oralarda siteleri ve adresleri bile var. Ama mekânlarýna gitmek þarttýr. Uygun olan zat bulunduðunda genellikle bu dünyaya ait olmayan bir hoþ koku ile iþaret alýnabileceði gibi kiþinin kendisinin idrak ettiði baþka iþaretler de olabilir.
    Ýþaret almasý mutlaka gerekiyor mu? Gerekmiyor da bu yol çok meþakkatlidir. Yani zikir ve rabýta için kiþi en az bir iki saat gibi bir zaman harcayacaktýr. Allah bu ibadetleri þevkle yapsýn diye bu yolu hak eden müritlerine genellikle çeþitli iþaretler verir. Bazýlarýný uzaklaþtýrmak için vesveseye düþürür. Tabi bunlar bu yolun hakkýný yerine getirmeyenler içindir. Zira Allah kimseye zulmetmez. Bu yolun hakký da tövbe-i nasuhtur.
    Uygun þeyh bulunduðunda tamamen teslim olunur.
    Zikir hususunda buradaki yazdýklarýmý yeterli görmeyenler ve baþka sorularý olanlar bu sitede bulunan þu yazýlarýmý okusunlar:
    1. Zikir, Zikrin Önemi.
    2. Esma-i Hüsna (Esama’ül-Hüsna, Allahýn 99 Güzel Ýsmi) Ýle Zikir Yapmanýn Faziletleri
    Ayrýca vesvese konusunda daha ayrýntýlý açýklama yaptýðým bu sitede bulunan þu yazýma bakýlabilir.
    Dini Kuþkularýn, Þüphelerin, Kuruntularýn Kaynaðý, Vesveselerin Nedenleri Nelerdir
    Muhsin Ýyi

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •