BÝLÝÞÝM SUÇLARI
----&---
OTURUM BAÞKANI YILMAZ YAZICIOÐLU- Sayýn konuklar, Ceza Kanunu Tasarýsýnda, bilgisayar dünyasý, biliþim alanýndaki düzenlemeleri, olmasý gerekenleri ve olanlarýn nasýl yapýldýðýný, varsa eksikliklerini uygun olanlarýný ortaya koymaya, varsa yanlýþ olanlarý konusundaki fikirlerimizi bir metin haline getirmek için toplanmýþ bulunuyoruz. Sadece aramýzda Hüsamettin Baþkaya bulunmamaktadýr, ibrahim Ekdial arkadaþýmýzýn yerine de hem mesai arkadaþý hem de hanýmý Dilek haným mevcuttur; bu þekilde bu sabahki toplantýyý açýyorum.
Biliyorsunuz, bilgisayarlar hýzlý bir geliþim gösterdi ve 90’lý yýllarda bilgisayar suçlarýyla tanýþtýk. Fakat Internet’in, yani bilgisayar þebekeleri arasýndaki iletiþimin geliþmesiyle birlikte inanýlmaz bir þekilde insanlar arasýnda bir iletiþim patlamasý meydana geldi ve böylece günümüzün en popüler suçlarý “Internet suçlarý” denilen ya da “bilgisayar þebekeleri marifetiyle iþlenen suçlar” denilen ve gerek Avrupa Topluluðunu, gerekse Birleþmiþ Milletlerin çeþitli komisyonlarý tamamýyla gündemlerini Internet üzerinden iþlenen suçlara ayýrdý. Bizde de Ceza Kanunumuzda 525/A, B, C, D olmak üzere çeþitli bilgisayar suçlarýný düzenleyen bir düzenleme, 88 tarihli Fransýz Ceza Kanunundan alýnmak üzere mevzuatýmýza dahil edilmiþti 91 yýlýnda.
Fakat geliþen zaman içinde bir ceza kanunu tasarýsý hazýrlandý ve bu tasarýda deðiþik, gerçeði isterseniz oldukça da eksikliklerimizi giderebilecek, dünyadaki geliþmelere de paralellik gösteren ve temel olarak da 94 tarihli yeni Fransýz Ceza Kanunundaki bilgisayar suçlarý, kiþisel veriler aleyhine iþlenen suçlar gibi çeþitli modern, günümüzün suç ve ceza politikasýyla karþýlanmasý gereken düzenlemeleri ceza kanunu tasarýsýna dahil ettiler; ama bakalým bunlar ne derece yeterli, ne derece tamam, ne derece eksik, iþte bugün bu hususlarý dile getirmeye gayret edeceðiz.
Þunu da ilave etmek isterim -korsan teblið vermeyeceðim, kimse korkmasýn- Bu tasarý da direkt biliþim suçlarý yer aldýðý gibi, endirekt biliþim suçlarýný düzenleyen hükümlerin de mevcut olacaðýný görmekteyiz.
Benim amacým ya da bu toplantýnýn amacý birer teblið sunmamýz deðil; eksiklikleri koyalým, o eksiklikleri buradaki topluluk kabul edecek hale getirelim ve o þekilde ilerleyelim.
Öncelikle bir hukukçuya ve bu konuda gündemi ve uygulamayý takip eden Sayýn Cevat Özel’e söz vererek programý açmak istiyorum.
Cevat bey, buyurun.
CEVAT ÖZEL- Sözlerime baþlarken hepinizi saygýyla selamlýyorum.
Biliþim suçlarýndan bahsedeceðimize göre öncelikle “biliþim” kelimesinin sözlükteki tarifini okuyayým: Muhtelif sözlüklerde “insanlarýn teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiþimde kullandýðý ve bilime dayanaðý olan bilginin özellikle elektronik makineler aracýlýðýyla düzenli ve akýlcý biçimde iþlenmesi, bilginin elektronik cihazlarda toplanmasý ve iþlenmesi” gibi informatik olarak açýklanmaktadýr. Günümüzde bu alanda iþlenen suçlara “bilgisayar suçlarý” da denilmektedir ki, yanlýþ bir tabirdir; çünkü bilgisayar, biliþim faaliyetinin kullanýldýðý araçlardan bir tanesidir, bir cihazý ifade etmektedir. Biliþimse, bir faaliyeti ifade etmesi bakýmýndan “biliþim” tabirini kullanmasý bu suçlar yönünden çok daha doðrudur.
Süre kýsýtlý olduðu için, eski yasal düzenlemeden -eski dediðim, þu anda yürürlükte olan yasal düzenlemeden- bahsetmeden geçeceðim; çünkü süre gayet kýsýtlý, onun için tasarýdan bahsetmek istiyorum. Türk Ceza Kanunu Tasarýsýnýn 2 nci kitabýnýn 9 uncu bölümü “Biliþim Alanýnda Suçlar” baþlýðýný taþýyor. Bu bölümde biliþim suçlarýný düzenleyen 7 tane madde var; bunlar 345. Maddeden baþlayýp 351. Maddede sonuçlanan maddelerdir. 345. Maddenin gerekçesinde biliþim alaný þu þekilde tarif ediliyor: “Verileri toplayýp yerleþtirdikten sonra bunlarý otomatik iþlemlere tabi tutma olanaðýný veren manyetik sistemler” þeklinde tarif ediyor. Halen yürürlükte olan 521. Maddede yer alan “bilgileri otomatik iþleme tabi tutmuþ sistem” tabirinden vazgeçilerek, ayný anlamý taþýmak üzere “biliþim sistemi” sözcükleri kullanýlýyor. Yani þu anda yürürlükte olan ve tasarýdaki biliþim suçlarý ayný manada kullanýlmaktadýr, o konuda bir farklýlýk yok, sadece kelimelerde bir azalma olmuþ gibi görünüyor tasarý bakýmýndan.
345. Maddenin 1. Fýkrasý, ne maksatla olursa olsun hukuka aykýrý olarak biliþim sistemine girilmesini suç olarak kabul ediyor, sisteme haksýz olarak genel kasýtla girdiðiniz takdirde suç oluþmuþ oluyor. Belirli özel bir saikle sisteme girmeniz gerekmiyor, herhangi bir nedenle baþkasýnýn sistemine girdiðinizde bu Fýkrada bahsedilen suç oluþmuþ oluyor. 345. Maddenin 3. Fýkrasýnda yeni bir suç türü getirilmiyor, ilk Fýkraya baðlý bir aðýrlaþtýrýcý sebep düzenleniyor; fail hangi nedenle olursa olsun baþkasýnýn sistemine haksýz ve kasti bir þekilde girmiþse ve bunun sonucu olarak sistemdeki veriler imha edilmiþ veya deðiþtirilmiþse, sadece meydana gelen bu neticeden dolayý fail daha aðýr bir cezayla cezalandýrýlýyor.
3. Fýkraya göreyse, sisteme haksýz olarak girmeye teþebbüs edilmesi halinde dahi suç tamamlanmýþ gibi kabul ediliyor. Genelde ceza hukukunda suça teþebbüs edilmesi halinde, suçun tamamlanmasý halinden daha hafif cezalar verilir, bu genel bir sistemdir. Tasarýnýn bu fýkrasýyla bu genel sistemden vazgeçildiði, baþkasýnýn biliþim sistemine haksýz bir þekilde girmeye teþebbüs ettiðiniz takdirde dahi sanki tamamen girmiþsiniz gibi ceza verilmesi söz konusu. Dolayýsýyla bu düzenleme ceza hukukunun teþebbüsle ilgili genel prensibinden ayrýlmýþ gibi görünüyor.
345. Maddeye göre Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda yer alan biliþim sistemleriyle ilgili, programlarla ilgili eser kabul edilen, programlarla ilgili bir biliþim sistemine haksýz olarak giren kiþinin bu programlardan istifade etmesi söz konusu olduðu zaman artýk 345. Madde uygulanmýyor. Bu bilgisayar programlarý eser kabul edildiði için ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunuyla zaten koruma altýna alýndýðý için, böyle bir durumda 345. Madde deðil, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanacak; bunu özellikle zikretmesi isabetli bir davranýþ biçimi olmuþtur.
346. Maddenin 1. Fýkrasý, biliþim sistemlerine yönelik olarak iþlenen bozma, engelleme gibi ýzrar fiillerini, zarar verme fiillerini özel bir suç haline getirmiþ. Burada koruma altýna alýnan þey biliþim sisteminin, diðer bir deyiþle bilgisayarýn fiziki varlýðý ve sistemin iþlemesini saðlayan bütün diðer unsurlardýr; yani bunlara bir zarar verdiðiniz zaman 346. Maddenin 1. Fýkrasýndaki suçu iþlemiþ oluyorsunuz. Bu Maddenin 2. Fýkrasýnda da biliþim sistemine veri sokulmasý, verilerin yok edilmesi, deðiþtirilmesi suç haline getirilmiþ olup bu Fýkranýn uygulanabilmesi için, failin bu neticelerin gerçekleþmesine yönelik özel bir kasýtla hareket etmesi gerekmektedir ve dolayýsýyla bu ilk fýkradakinden daha aðýr bir durumdur.
345. Maddenin 2. Fýkrasýnda fail, özel bir kasýtla istemediði ancak sisteme haksýz olarak girmesi sebebiyle gerçekleþmesine neden olduðu neticeden dolayý cezalandýrýlýrken, burada gerçekleþmesi için özel bir kasýtla hareket ettiði ve gerçekleþtirdiði yukarýda sayýlan fiilden dolayý cezalandýrýlmaktadýr.
3. Fýkrada, failin yukarýdaki iki fýkrada sayýlan eylemleriyle baþkasýnýn zararýna, kendisinin veya baþkasýnýn yararýna haksýz maddi yarar elde etmek için biliþim sistemine girmesi cezalandýrýlmaktadýr.
Burada fýkralar arasýnda, özellikle 3. Fýkra bakýmýndan cezalarda bir uyumsuzluk göze çarpýyor. 345. Maddenin ilk Fýkrasýnda ceza miktarý 1 yýldan 3 yýla kadar hapis, 1 milyar liradan 5 milyar liraya kadar aðýr para cezasý olup, bu Fýkradaki eylemin haksýz bir çýkar saðlamak amacýyla gerçekleþtirilmesi ve dolayýsýyla eylemin 3. Fýkraya uymasý durumunda aðýrlaþtýrýcý had sebebiyle ceza miktarý 2 yýldan 6 yýla kadar hapis ve 2 milyar liradan 10 milyar liraya kadar aðýr para cezasýna çýkarýldýðý görülmektedir. 2. Fýkradaki ceza miktarýysa 3 yýldan 6 yýla kadar hapis ve 3 milyar liradan 10 milyar liraya kadar aðýr para cezasý olmasýna raðmen, 3. Fýkradaki haksýz çýkar saðlama eyleminin 2. Fýkradaki hale uygun olarak iþlenmesi ve aðýrlaþtýrýcý sebebin gerçekleþmesi durumunda 2. Fýkrada öngörülenden daha az hapis ve aðýr para cezasýnýn asgari had olarak taahhüt edilmesini anlamak pek mümkün görünmüyor.
Yukarýda da ifade edildiði gibi 3. Fýkradaki hapis cezasýnýn asgari haddi 2 yýl, aðýr para cezasýnýn asgari haddiyse 2 milyar liradýr ve bu miktarlar 2. Fýkradaki asgari hadlerin de altýndadýr. Yani 3. Fýkradaki ceza miktarýnýn 2. Fýkradaki ceza miktarýndan hem hapis hem de para cezasý yönünden daha fazla olmasý lazým,; aksine 2. Fýkrada da az ceza tayin edilmiþ, sanýyorum burada bir gözden kaçýrma var.
347. Maddede iki ayrý suç tipi var; bunlardan birincisi biliþim sistemi marifetiyle ve özel bir kasýtla hukuk alanýnda fail tarafýndan hedeflenen bir neticeye ulaþmak için biliþim sistemine veri yerleþtirmek, varolan verileri tahrif etmek suretiyle sahte belge oluþturmaktýr. Suçun oluþmasý için failin belgeyi oluþturmasý yeterlidir, ayrýca kullanmasý gerekmez, sahte belgeyi gerçekleþtiren fail ayrýca bunu kullandýysa bu kullanmasýndan dolayý ayrýca ikinci bir ceza verilmez. Ýkinci suç tipiyse, sahte belgeyi oluþturan fail dýþýndaki bir baþka kiþinin sahte olduðunu bilerek belgeyi kullanmasý halidir. Burada da bir uyumsuzluk var bana göre; bu Maddedeki ceza miktarý 1 yýldan 3 yýla kadar hapistir. Sahtecilik yapmak kasýt ve gayesi olmasa bile benzer fiilleri 3 yýldan 6 yýla kadar hapis ve 3 milyar liradan 10 milyar liraya kadar aðýr para cezasýyla cezalandýran 346. Maddenin 2. Fýkrasýndaki cezadan az ceza tertip edildiði görülmektedir. Sahte belge tanzim etme niyeti olmaksýzýn bileþim sistemine hukuka aykýrý olarak veriler sokan, mevcut verileri yok eden, deðiþtiren kiþiye daha aðýr ceza, sahte belge tanzim etmek için bu fiilleri iþleyen kiþiye daha az ceza verilmesi pek mantýklý görülmemektedir.
Belki 346. Maddenin 2. Fýkrasýndaki düzenleme baþkasýnýn biliþim sistemine girilmesi, 347. Maddedeki düzenlemeyse kiþinin kendi biliþim sistemine girmesi ve sahte oluþturmasýyla ilgilidir. Ancak Madde metinleriyle gerekçelerinden bu neticeye varmak zor gözükmekte; kiþi baþkasýnýn biliþim sistemine girerek de sahte belge tanzim edebilir, bu ayrýmýn net bir þekilde yapýlmasý daha uygundur.
Tasarýnýn 348. Maddesinde, 345 ve 346. Maddelerde düzenlenen suçlarý iþleyen kiþiler hakkýnda bu maddelerde yazýlý olan hapis ve para cezalarýna ek olarak verilmesi gereken, ferî ceza olarak nitelediðimiz kamu hizmetinden veya meslek, sanat veya ticaretten 6 aydan 3 yýla kadar yasaklanma; suçta kullanýlan kurumlarýn 2 aydan 1 yýla kadar kapatýlmasý, fiillerin iþlenmesinde kullanýlan araçlarýn veya suçtan meydana gelen þeylerin müsaderesi veya mülkiyetinin devlete geçirilmesi tedbirlerine yer verilmektedir. Bence burada da bir tezat var; 347. Maddede zikredilen sahtecilik suçunun iþlenmesi durumunda ferî ceza uygulamasýnýn bulunmamasý, bu uygulamanýn 345 ve 346. Maddelere hasredilmesi dikkat çekicidir. 348. Maddenin gerekçesinde bu hususta bir açýklama yok; yani “348. Maddede neden ferî ceza yok” diye soruyorum, ama açýklamasýna gerekçe de bulamýyorum.
349. Madde “Banka veya Kredi Kartlarýnýn Kötüye Kullanýlmasý” baþlýðýný taþýyor. Bu kartlarýn, yani banka veya kredi kartlarýnýn haksýz, hukuka aykýrý olarak kullanýlmasý suretiyle bankalarýn veya kredi sahiplerinin zarara sokulmasýný, bu yolla çýkar saðlanmasýný önlemek isteyen bir Madde. 349. Maddedeki bu düzenleme þu anda yürürlükte olan düzenlemede yok, o konuyu Yargýtay Ceza Genel Kurulunun 11 Nisan 2000 tarihinde vermiþ olduðu bir kararla düzenlemiþti. 349. Maddedeki düzenleme, bu Yargýtay Ceza Genel Kurulunun 11 Nisan 2000 tarihli, gerekçeli, güzel kararýndaki düzenlemeye uygun bir düzenleme olarak gözüküyor.
350. Madde, “Suç Ýþlemek Ýçin Örgütlenme” baþlýðýný taþýyor, bu Maddedeki düzenleme örgütlü suç iþleme cürümünün özel bir halini düzenliyor. 9. Bölümde sayýlan, yani “Biliþim Suçlarý” baþlýðýnda sayýlan suçlarý iþlemek üzere 2’den fazla kiþinin bir araya gelerek bu suçlarý iþleme gayesiyle bir veya birden çok maddi nitelikte hazýrlýk yapmalarý aðýrlaþtýrýcý hal oluyor ve bu cürümü iþlemek için örgütlenmiþ sayýlýyor, yani biliþim suçu iþlemek için örgütlenmiþ sayýlýyor.
Bir de enteresan olan son madde, 351. Madde diyor ki, “345, 346, 347, 349 ve 350. Maddelerde tarifi yapýlan suçlarý tüzelkiþiler iþlerse, tüzelkiþiler de sorumludur.” Biliyorsunuz, þimdiye kadar hep insanlarýn, yani hakiki þahýslarýn suç iþlemeleri durumunda Ceza Kanununda veya özel yasalarda öngörülen cezalara çarptýrýlmalarýný biliyorduk, tatbikat böyleydi; ama Tasarý þimdi 351. Maddeyle tüzelkiþileri de bu biliþim suçlarýný iþlemekten sorumlu tutuyor. Tüzelkiþiler tabii hakiki þahýslar gibi hapis cezasýyla cezalandýrýlamýyor, ancak onlar için de özel cezalar koymuþ yasa.
Bu “Biliþim Alanýndaki Suçlar” baþlýðý altýndaki maddeleri kýsaca gördükten sonra 2 madde daha var -bence onlarýn da bu biliþim alanýndaki suçlar baþlýðý altýnda düzenlenmesi daha uygun olurdu- bunlardan bir tanesi 195. Madde, diðeri de 196. Madde. Bunlar da aksine, Tasarýnýn 2 nci kitap, 1 inci kýsým, 8 inci bölümünde düzenlenmiþ; yani orada zikredilen maddeler arasýnda yer alýyor. “Hayatýn Gizli Alanýna ve Özel Hayata Karþý Suçlar” baþlýðýný taþýyan bölümde yer alan 2 maddedir, onlarda burada yer alsa daha iyi olurdu, bir bütünlük arz ederdi, maalesef o yapýlamamýþ.
Kýsaca 195. Madde; kiþilerle ilgili verilerin, bilgisayarda bulunan verilerin, o kiþinin rýzasý hilafýna kanunun öngördüðü þekil ve usullere uyulmaksýzýn baþkalarýnýn veriler yerleþtirmesi suç haline getiriliyor burada, o verilerin elde edilmesi suç haline getiriliyor ve üçüncü paragrafta da verilerin hileli veya kanundýþý yollarla elde edilmesi hali bir artýrma sebebi olarak gösteriliyor.
OTURUM BAÞKANI- Sayýn Savcým, þimdilik burada býraksak, diðer arkadaþlara da söz hakký versek ve dönsek...
Maddeleri böylece gördük. Þunu arz ediyorum: “Bu çalýþmada þunlar, þunlar var” demek yerine, “bunlar bilgisayar suçlarýný, Internet ortamýnda iþlenen suçlarý, kiþilik haklarýný koruyor mu; bu düzenlemeler yetiyor mu, hatalarý var mý, varsa neler, eksikler neler” onlarý acaba tespit edebildik mi?
Sayýn Savcým “özellikle kiþisel verilere iliþkin deðerlendirme mutlaka biliþim alanýndaki suçlar içinde olmasý gerekirdi” dedi -bu görüþ, bunu tartýþýrýz- “biliþim” kelimesinin yerindeliðini tartýþma konusu olarak gündemimize getirdi. Tabii aslýnda daha bu turu geçelim, mesela teþebbüs konusunda ne diyecek Hasan, ona sorabiliriz ve 348’deki uyumsuzluklarý da tartýþabiliriz. Ama galiba bir sorun var; en son tasarýda benim bildiðim bir madde daha ilave edildi, 345’ler 346 oldu, 350’ler 351 oldu, ama çok önemli deðil, düzenlemeler bunlar.
Sadece bunlar deðil; mesela, cumhurbaþkanýna hakaret veya alenen tahrik de Internet yoluyla olursa hep ceza aðýrlaþtýrýlýyor, bu vesileyle bunlar da gündemin içine girmiþ oldu. Acaba gerekir miydi? Çünkü biliyoruz ki, gerek Amerikan hukukunda Amerikan mahkemelerinden verilen, gerekse Avrupa'da -Ýtalya olsun, Fransa’da olsun- mahkemeler artýk Internet’i de kitle iletiþim aracý olarak kabul ediyor ve belirtmelerine bile gerek yok; yani kitle iletiþim denilen kýsýmlarda ayrýca bizde bu düzenlemede “kitle iletiþim araçlarýyla olursa, medya þöyle olursa, televizyonlar olursa” deyip ayrýca Internet’i de belirtiyoruz. Onlar hiç belirtmiyorlar; çünkü Internet bir kitle iletiþim aracý olarak kabul görüyor. Mesela bu yer almalý mý, gündemi nasýl yapalým?
Vedat bey, buyurun.
Av. VEDAT GÜRER- Ben avukatým ve dolayýsýyla bu Tasarýnýn kanunlaþmasý halinde muhtemelen sanýklarýn yanýnda yer alacaðým için, cezalarýn aðýrlýðý beni özellikle ilgilendiriyor. Enformatik alanýndaki suçlarýn neden daha aðýr olduðu konusuna gelmeden önce bir kere bir biliþim sistemi tanýmýnýn tam yapýlmasý gerektiði inancýndayým.
Malum, ceza kanunlarýnýn ruhu þudur: Bir norm getirirsiniz ve bu normla belirli suçlarý, hareketleri yasaklarsýnýz, suç haline getirirsiniz. Bu durumda bunlarýn çok iyi tarif edilmemeleri halinde yoruma ihtiyaç duyar ve yorum da cezadaki en tehlikeli enstrümandýr; yani her yere çekilebilecek anlamlar çok haksýzlýklara sebep olabilir. Bu durumda biliþim sistemini tam tanýmlarsak bu tasarýda, belki daha ileriye gidebiliriz. Tasarýnýn geniþ ve geleceðe hitap eder bir tarzda kalmasý için, biliþim sistemi böyle bir anlamda bilgileri, “eski tanýmýn ismi biliþim sistemidir” diye gelmiþ gerekçede, 525’teki tanýmý aynen koyuyoruz aslýnda; ama “ismini öyle uzun yazmayalým da biliþim sistemi oluversin” gibi bir yazý gelmiþ, þekli o gerekçede. Ama biliþim sistemi kendi içerisinde zaten daha geniþletiyor orayý, bir kere bir enformatiðin içerisinde enformasyon teknolojisi var, bir de öbür tarafta “sistem” diyorsunuz; yani sadece verileri iþleme tutan bir ortamý kastetmekten aþmaya baþlýyorum, yani bu kelimeyi kullandýðým zaman.
Nitekim bileþim sistemine nelerin girdiði konusunda da bu son Ceza Genel Kurulu kararýnda enteresan bir þey var; mesela, ATM makinesi kullanarak bir kredi kartýný sokup para çekiyorlar sanýklar ve diyor ki, “biliþim sistemidir ATM makinesi, bu sistemin bir ünitesidir” diyor. O zaman þunu anlayabiliyoruz: Enterkonekte çalýþan birçok bilgisayar bir biliþim sistemi sayýlabilir. Ama bilgisayarýn da ötesinde bazý unsurlar var buna girilebilen; mesela cep telefonunuzdan baðlandýðýnýzda ve bir para çekme operasyonu yaptýðýnýzda, cep telefonunuz o suç iþlenirken bir bileþim sistemi ünitesidir. Bir avukat olarak yorumumu burada daha da ileriye taþýyorum: Sony bir köpek çýkartmýþ, kendi aralarýnda haberleþiyorlar, sahibini tanýyor, yüz mimiklerini aklýnda tutuyor, fotoðrafýný filan çekiyor. Þimdi bu da belki ne bileyim 195’e girer herhalde, kiþisel verilerin elde edilmesi, sahibinin sevinçli haldeki halini bu köpeðin beyninden çýkarsan filan; yani...
Demek istediðim þu: Biliþim sistemlerini net olarak tanýmlayamadýðýmýz sürece devamlý bu tartýþmalar geniþleyecek ve suçlar da hep böyle yanlýþ yerlere gidebilecek. Buradan gelerek enformatik suçlarýnýn özel bir aðýrlýk var bu tasarýda. Ceza Genel Kurulu kararýnda buna þöyle bir þey diyor: “Bu bütün dünyada da kabul görmüþtür, enformatik suçlarý.” Suç komplikedir, kolayca iþlenemez, özel uzmanlýk gereklidir, bilgisayar bileceksiniz, belki program kýrmayý öðreneceksiniz, bunlarýn hepsini yaparken yakalanmanýz da zor olabiliyor. Dolayýsýyla caydýrýcý olsun diye bu aðýrlýk unsuru gelmiþtir, fakat olayý o zaman baþka bir þeye daha baðlamak gerekiyor; mademki bu suçlarý bu kadar aðýrlaþtýrýyoruz, bunu da o zaman herkes iþleyebileceði bir hale getirmeyelim. Yani bankadan para çekerken cep telefonumu tahrif edene 3-6 yýl vermek zorundayýz; çünkü bir bileþim sistemi tahrip etmiþtir veyahut da o sýrada haksýz çýkmayý saðlamak için kullansa belki bir de öbür yerden gidecek filan.
Burada bir miktar biliþim sistemi kavramýnýn tam netleþmemesi sonucunda bu cezalarýn yetenekli savcýlarýmýz elinde son derece geniþ yerlere doðru çekilebileceði inancýndayým. Bu yüzden de bu tasarýda enformatik suçlar için özel bir kasýt aranmasý gerektiðine inanýyorum. Özel kasýt olarak da þöyle bir þey var: Teknolojik bir bilgi kullanýlabilmeli ki bu suç iþlensin. Yani bir bileþim sistemine tornavida soktuðum zaman bu teknolojik bilgi kullanmak deðil; ama içerideki bilgileri tahrif ediyorum, o zaman bu kadar aðýr ceza olmamalý. Yani niçin bir camý kýrdýðýmda ayný cezayý vermiyorsunuz, televizyon kýrdýðýmda ayný cezayý almýyorum da, “bir bileþim sistemini kýrdým” oluyor, bir bilgisayar veya ATM makinesini kýrdýðýmda olur.
Buralarda o zaman biraz da þöyle bir þey çýkýyor ortaya: Sanki “Ceza Kanunu âdeta bu ileri teknoloji aletlerini daha fazla korumaya deðer görmüþtür” gibi bir kavram çýkýyor ki, bu da sanýyorum yasa koyucunun kastetmek istediði þey deðil. Burada esas kasýt, teknolojik bilgiyi kullanarak bu suçlarýn iþlenmesi ve bu faillerin yakalanma zorluðundan dolayý cezalarý aðýrlaþtýrýp birazcýk daha caydýrýcýlýk unsuru getirmektir.
Burada bir de örgüt konusu beni hep tereddüt ettiriyor; çünkü bir 4422 sayýlý Kanunumuz çýktý bir-iki sene önce “çýkar amaçlý örgüt” diye. Burada þimdi 3 kiþiden, 2 kiþiden fazla örgüt oluyoruz. Burada 3 arkadaþ, bilgisayarýn baþýna gitse, 3 kiþi ayný makinede “þu siteye girsek de acaba bir program yükleyip web sitesini kýrsak” deseler, DGM’lik olma ihtimalleri de var; yani bu da korkunç aðýr bir sonuca doðru götürüyor bence. Þimdilik bu kadar söyleyeyim, yani aðrýlýktan þikâyetçiyim burada.
OTURUM BAÞKANI- Vedat bey, cezalardaki aðýrlýðý eleþtiri konusu yaptý. Tabii buna da bütün katýlýmcýlar söyleyebilir yahut her katýlýmcýnýn eleþtiri noktalarýný not almaya gayret edeceðim ve sonra hep beraber gündemimize bir þekilde getirebilir.
Fikret bey, siz de avukatsýnýz, hem de bu konuda çok yoðun çalýþmalarýnýz var; sizin bu tasarý hakkýnda bir görüþünüz, genel de olabilir, bizatihi tek tek maddelere iliþkin de olabilir yahut bizim deðerlendirmelerimiz ya da arkadaþlarýmýzýn deðerlendirmesine siz de katký yapabilirsiniz.
Buyurun.
Av. FÝKRET ÝLKÝZ- Ýki maddeden söz etmek istiyorum: Bizdeki mevcut Türk Ceza Yasasýnda tanýmlar yok, ama yeni Türk Ceza Yasasý Tasarýsýnda tanýmlar geliyor. Tanýmlar geldiði zaman...
OTURUM BAÞKANI- Þöyle: Bilgisayar alanýna baðlýyýz; yani Ceza Kanununu eleþtirmiyoruz, biz bugün tasarýdaki biliþim alanýyla baðlý olarak...
Av. FÝKRET ÝLKÝZ- Ondan söz edeceðim zaten. Þöyle: Yeni tasarýda tanýmlar geldiði için, örneðin tanýmlar bakýmýndan 4. Maddede “basýn-yayýn yolu vasýtasýyla” ne anlaþýlýr? Türk Ceza Kanunu 97 Tasarýsýnda var; bakýn, ne anlaþýlýr “basýn ve yayýn yolu veya vasýtasýyla” ibaresinden, “basýn, radyo, film, televizyon veya diðer her türlü görsel ve iþitsel iletiþim araçlarýyla yapýlan yayýnlar anlaþýlýr” diye bir madde var. Büyük bir olasýlýkla 2001 tasarýsýna buraya “Internet yolu” ilave edilmiþtir.
Dolayýsýyla hemen sözünü etmek istediðim ve bilgi olsun diye söylüyorum; örneðin, yeni tasarýdaki 427. Madde “Cumhurbaþkanýna Hakaret” baþlýðýný taþýyor, yani mevcut Türk Ceza Yasasýnýn 158. Maddesi. Cumhurbaþkanýna hakaret, “huzurda hakaret eden kimseye 3 yýldan 6 yýla kadar aðýr hapis cezasý verilir” diyor. Ayrýca suç, basýn veya görsel veya iþitsel yayýn yoluyla; yani 4. Maddedeki tanýma uygun olarak veya “Internet marifetiyle iþlenmiþse, fiilin niteliðine göre verilecek ceza 1/3 oranýnda arttýrýlýr” diye bir hüküm var. Sevgili meslektaþýmýn söylediði gibi basýn-yayýn yoluyla iþlenmesi konusunda artýrým genel ve kabul görmüþ olan bir yaklaþýmdýr ve doðrudur, þimdi buna Internet eklenmektedir; bilgilerinize sunulur.
Ýkincisi, resmi kurullara ve yardým görevi hakaret, bizde mevcut Türk Ceza Yasasýndaki 168. Maddesini deðiþtirmektedir. “Adli, idari, askeri veya siyasal, resmi bir kurul huzurunda veya yargý görevi yapanlarýn bu görevlerini yerine getirdikleri sýrada veya duruþmaya iliþkin karar veya hükmün açýklanmasýndan sonra bunlara hakarette bulunan kimseye 6 aydan 2 yýla kadar hapis cezasý verilir” der ve “eðer hakaret bu þekilde gösterilen; yani 1. Fýkrada gösterilen kurullara veya yargý görevi yapanlara sýfat veya hizmetlerinden dolayý...” Taným þöyledir: “Basýn veya görsel veya iþitsel yayýn yoluyla veya Internet marifetiyle iþlenmiþ olursa yine 1/3 oranýnda artýrýlarak hükmolunur” der. Dolayýsýyla hem basýn-yayýn yoluyla yapýlan, hem görsel, hem iþitsel yayýn yoluyla yapýlan veya Internet yoluyla yapýlan yayýnlar anlamýnda ceza oranlarý artýrýmlý olarak gelmektedir ve yeni tasarýda da bunlar vardýr.
Dolayýsýyla yine genel hükümlerden hareketle biz Türkiye'de bana göre, örneðin Türk Ceza Kanunun 158. Maddesini, 159. Maddesini veya Türk Ceza Yasasýnýn 268. Maddesini basýn-yayýn fiilleriyle birlikte yeniden deðerlendirmek zorundayýz. Çünkü eðer buraya “Internet yoluyla” diye eklediðiniz takdirde baðlantýlý olarak taktirde baðlantýlý olarak, örneðin Basýn Yasasýndaki 30. Maddeyi tekrar gözden geçirmek zorundasýnýz.
Basýn Yasasýnýn 30. Maddesinde olumlu veya olumsuz mütalaa yayýnladýðýnýz an 30. Madde ihlal edilmiþ demektir, herhangi bir mahkemenin kesinleþmeden karar ve iþlemleri hakkýndaki yorum yapmak konusunda olumlu-olumsuz mütalaa ayrýmý yoktur. Buradaysa hakaretten hareketle acaba Internet yoluyla yapýlan yayýn hakaret niteliðinde olacak mýdýr, olmayacak mýdýr tartýþmasý gündeme gelmektedir. Demek ki sonuç olarak tasarýda iki önemli madde vardýr, açýkça bundan böyle Türk Ceza Kanunu Ön Tasarýsýnda “Internet yoluyla” denilecektir ve denilmektedir. O zaman bu noktadan hareketle Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasý bakýmýndan veya Türk Ceza Kanunu bakýmýndan yapýlan yayýnlardan kimin sorumlu olduðu konusundaki sorumluluk sistemi eksiktir, düzenlenmesi gerekir.
Þimdilik söyleyeceðim bu kadar.
OTURUM BAÞKANI- Çok teþekkür ederim. Zaten gündemi açarken, bu hususlarýn gözden kaçmamasýný istiyordum.
Hasan bey, buyurun.
HASAN SINAR- Teþekkür ediyorum.
Son derece kýsa konuþmaya ve tasarýda yer alan biliþim alanýndaki suçlara iliþkin çok kýsa bazý satýrbaþlarýna deðinmeye çalýþacaðým. Öncelikle 345. Madde, taným olarak bir biliþim sisteminin bütününe veya bir kýsmýna hukuka aykýrý olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye ceza veriyor. O halde bence tasarýnýn getirdiði çok önemli bir yenilik, çok önemli bir deðiþiklik, yalnýzca sisteme yetkisiz giriþ eyleminin baþlý baþýna bir suç olarak düzenlenmiþ olmasý. Oysa biliyoruz ki mevcut 525. Maddede sisteme yetkisiz giriþ deðil, sistemdeki verileri ele geçirmeye yönelen bir eylemin suç olarak düzenlenmesi söz konusu.
Bu hepimizin bildiði üzere karþýlaþtýrmalý hukukta da çok tartýþýlan bir konu; bir biliþim sistemine veya daha doðru bir ifadeyle biliþim aðý üzerindeki bir sisteme yetki sahibi olmaksýzýn eriþim saðlamak, yetkisiz giriþ yapmak baþlý baþýna suç olarak düzenlenmeli mi? Çok tartýþýlan bir konu ve aslýnda olaya özgürlükler çerçevesinde baktýðýmýzda belki suç olarak düzenlenmesi konusunda o kadar da istekli olmamak gerekiyor.
Zira bir kiþi düþünün, evet, bir biliþim sistemine yetkisiz olarak girmiþ ancak o sisteme herhangi bir zarar vermemiþ, sistem üzerinden kendisine menfaat saðlamak üzere herhangi bir veriyi ele geçirme þeklinde bir eylemde bulunmamýþ; biz bu kiþinin eylemini de suç olarak düzenleyip bu kiþiyi cezalandýracak mýyýz? Eðer bunu yaparsak, acaba biliþim ve enformasyon sistemleri açýsýndan çok büyük önem taþýyan güvenlik ve test amaçlý giriþlerin suç olarak düzenlenmesinin önüne nasýl geçeceðiz? Yine biliþim teknolojisinin geliþmesi açýsýndan hayati önem taþýyan bilgi amaçlý giriþler, o denemeler sayesinde, onlarýn yarattýðý o motivasyon, o dinamizm sayesinde bu sektörde geliþmeler oluyor. Biz acaba sisteme yetkisiz giriþi baþlý baþýna suç olarak düzenlersek, bu alandaki geliþmenin önünü sýnýrlamýþ, kýsýtlamýþ olmaz mýyýz?
347. Maddeye de çok kýsaca deðinmek istiyorum: Burada hukuk alanýnda bir neticeye ulaþmak maksadýyla sahte bir belge oluþturmak için bir biliþim sistemine verilerin yerleþtirilmesi veya varolan verilerin tahrif edilmesi suç olarak düzenlenmiþ. Mevcut Ceza Kanunumuzda bundan biraz daha geri bir düzenleme var; hukuk alanýnda delil olarak kullanýlmak maksadýyla bu eylemin gerçekleþtirilmesi þu an suç olarak düzenlenmiþ. Bunun daha da geniþletilerek, hukuk alanýnda bir neticeye ulaþmak üzere suç olarak düzenlenmesi belki daha olumlu. Ama acaba bilgisayar sistemine iliþkin sahteciliði yalnýzca hukuk alanýndaki bir neticeyle sýnýrlamak doðru mu?
Zira evet, banka kartlarýný düzenleyen bir 350. Madde var tasarýda; ama bu Madde, elektronik ticaretin geliþiminin saðlanabilmesi için yeterli olabilir mi? Endüstriyel casusluk ve benzeri eylemlerin önlenebilmesi için yeterli olur mu ve bilgisayar sistemi aracýlýðýyla gerçekleþtirilen sahteciliðin yalnýzca hukuk alanýyla sýnýrlandýrýlmasý elektronik ticaretin geliþmesi yönünden bir engel teþkil etmez mi, bu amaçla alýnmasý gereken önlemlerin eksikliðini ortaya koymaz mý, bu da beni düþündüren bir sorun.
Son olarak bu 349. Maddeyle ilgili aklýma takýlan bir þey var, onu da ortaya koymak istiyorum: Burada baþkasýna ait veya diðer bir kiþiye verilmesi gereken bir banka veya kredi kartýný her ne suretle olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse cezalandýrýlýyor. Þimdi “her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran” buradan biz maddi anlamda bir ele geçirmeyi veya elde bulundurmayý anlayacak mýyýz? Çok basit bir örnek, üniversitedeki iki öðrencinin gelip bana anlattýklarý; þu an haklarýnda bir ceza davasý açýlmýþ, Internet üzerinden paralý giriþ yapýlan sitelere -biliyorsunuz, o sitelerde kredi kartý numarasý var- rasgele bir numara yazýyorlar ve numara tutuyor, o siteye yetkisiz eriþim saðlýyorlar. Kredi kartýnýn sahibi kimse fatura ona geliyor, bu kiþi müdahale ediyor ve IP numarasýndan bu çocuklarýn bilgisayarlarý bulunuyor, adresleri bulunuyor, isimleri bulunuyor ve haklarýnda dava açýlýyor. Acaba buradaki “ele geçirme veya elinde bulundurma” ifadesini bu eylemi de suç olarak kabul edecek þekilde anlayacak mýyýz, bunu da tartýþýlmasý gereken bir husus olarak belirtmek istiyorum.
Teþekkür ederim.
OTURUM BAÞKANI- Teþekkür ederim, bunlarýn hepsine teker teker dönelim.
Buyurun.
Av. FEYZA TORLAK- Teþekkür ederim.
OTURUM BAÞKANI- Siz de avukat mýsýnýz?
Av. FEYZA TORLAK- Evet. Bir banka avukatý olmam nedeniyle, banka ve kredi kartlarýnýn kötüye kullanýlmasýna iliþkin 350. Maddeyle ilgili bir þey söylemek istiyorum. Ben de biraz evvelki konuþmaya katýlýyorum, “her ne suretle olsun kredi kartýný ele geçiren veya elinde bulunduran kimse” tanýmýnýn eksik olduðunu düþünüyorum. Burada bu eksikliði giderebilmek için uygulamaya da yönelik olarak “kredi kartýný her ne þekilde olursa olsun kullanan” ifadesinin de eklenmesi gerektiðini düþünüyorum. Ayný þekilde sadece kredi kartýyla baðlantýlý olmamasý gerektiðini, bu kredi kartýna ait manyetik þerit bilgilerinin ele geçirilmesi halinin de bu Madde kapsamýnda ele alýnmasý gerektiði görüþündeyim.
Bir konu daha var; burada sadece bir haksýz yarar saðlanýrsa bir ceza öngörülmüþ olup, teþebbüs haline iliþkin bir açýklama yoktur; bunun da bir eksiklik olduðunun tartýþýlmaya açýlmasý gerektiðini düþünüyorum.
Teþekkür ederim.
OTURUM BAÞKANI- Teþekkür ediyorum.
Buyurun.
TEKÝN MEMÝÞ (Atatürk Üniversitesi)- Burada genel olarak bir defa hemen kýsa bir þeyle bu kavramlara deðinmek istiyorum: Bir defa kavramlarýn yerli yerine oturtulmasý gerekir. Avrupa'da, Alman hukukunda, Fransýz hukukunda ve Avrupa Birliði hukukunda bu kavramlarýn geliþmesini takip etmemiz gerekiyor bir defa. Hakikaten 1980’li yýllardan itibaren Ýsviçre Ceza Kanununa, Almanya Ceza Kanununa birtakým maddeler ilave edilmeye baþlanýldý. Hatta bununla ilgili olarak az önce geçti, tüzelkiþilerin nasýl cezalandýrýlabileceðiyle ilgili olarak Ýsviçre’de çok enteresan bir karar verildi ve onlarýn yöneticilerine ceza verildi, hürriyeti baðlayýcý bir cezaydý bu.
Burada önce bir “computer crimanilitaite” dediðimiz, yani bilgisayar suçlarý kavramý geliþtirildi, daha sonra “siber crimanilitaite” dediðimiz siber suçlar kavramý, daha sonra da multimedya suçlardan bahsedilmeye baþlanýldý. Sað olsun bana Hülya haným gönderdi, son geliþmelerden haberim yok; ama bana gönderdiði Ceza Kanunu Tasarýsý üzerinde biraz çalýþma imkâným oldu, karþýlaþtýrma imkâným oldu, onlarý aktarmak istiyorum. Birincisi, getirilen bu maddelerde, bu getirilen yeniliklerde, tasarýlarda iki tane þey bir arada düzenlenmeye çalýþýlmýþ; bunlardan bir tanesi hakikaten doðrudan doðruya Internet’i ilgilendiriyor ve diðeri de bilgisayarý ilgilendiriyor, “bilgisayar suçlarý” dediðimiz o 1980’lerde Avrupa'da düzenlenen suçlarla ilgili. Bunlarý az çok karþýlaþtýrdýðýmýz zaman birbirine benzer olduðunu görüyoruz.
Gerekçeleri okuduðum zaman, tasarýyý yapan insanlarýn daha ziyade Fransýz sisteminden etkilendiðini görüyorum; fakat Avrupa Birliði direktiflerinin çok fazla incelenmediðini, bir Almanya’daki geliþmelerin, Ýsviçre’deki geliþmelerin çok fazla dikkate alýnmadýðýný görüyorum. Hemen bunlara birer örnek vermek istiyorum: Bizim Tasarýmýzda 197 ve 198’de -zannediyorum bunlarda madde deðiþmedi- kiþisel verilerle ilgili düzenlemeler var, 2 maddeyle geçiþtirilmiþ. Almanya’da bu konuyla ilgili yapýlan kanun tam 46 madde ve þurada düzenlenmeyen o kadar çok þey var ki, örneðin ara kayýtlarý acaba kiþisel verilerin ihlali olarak deðerlendirip deðerlendirmeyeceðimiz burada hiç açýk deðil. Acaba ara kayýt yapan insanlar da kiþisel verileri ihlal ediyor mu, bunlar burada hiç incelenmemiþ.
Ýkincisi, sorumluluk konusunda bütün dünyadaki geliþmeleri takip edemiyoruz. Örneðin, Almanya’daki ..... sorumluluk zincirlemesi 3 aþamalý bir sorumluluk sistemi getirilmiþ, Amerika'da ayný sistem var ve Avrupa Birliðinin direktiflerinde de ayný sistem var; fakat bizim kanunlarýmýzda bu þekilde bir sorumluluk sistemi yok.
Bir baþka husus da þu: Kavramlar hakkýnda yeterli bilgi mevcut deðil. Ne, nedir; kiþisel verilerin bilgisayarlara iþlenmesi. Sadece bununla ilgili olarak Almanya’daki kanundaki düzenleme inanýn tam bir sayfa, bir maddede bir sayfada kavramlarý tanýmlýyor; çünkü eðer birilerin ceza verecekseniz, bunu ciddi anlamda ölçüp tartmak, kavramlarý yerli yerine oturtmak zorundasýnýz.
Bir baþka hususa daha deðinmek istiyorum: Almanya’da veya Avrupa'da tartýþýlan bir baþka þey veya hukukçularýn gündemine aldýðý bir baþka konu da of-line suçlar ve on-line suçlar. Yani bir, benim masamdaki bir bilgisayarda iþlenen suçlar of-line suç olarak kabul ediliyor; yani birisi benim bilgisayarýma gelir de benim bilgisayarýmda bu suçlarý iþlerse buna verilecek cezalarla Internet ortamýnda iþleyen sistemlere girilen cezalar arasýnda fark oluþturuluyor ve bunun da oluþturulmasý lazým. Eðer sistemimi, kendi programlarýmý Internet ortamýna vermiþsem, elbette bundaki suçlar ve cezalar da daha farklý olmalýdýr ve daha farklý düzenlenmelidir; mevcut Tasarýda bunlarý görmüyorum.
Bunlardan yine 350’yle 348 arasýnda enteresan bir ceza farklýlaþtýrmasý var; yani bunlar kýsaca tespit ettiðim þeyler. Daha sonra bütün dünyada tartýþýlan bazý konularda Tasarýda hiçbir geliþme göremedim. Evet, Internet’le ilgili düzenleme yapýlýyor; ama Amerika'da Internet’le, suç ve cezayla ilgili tartýþmalarda esas ilk tartýþmalarýn çýktýðý þey *****grafiydi ve kinder *****grafi, çocuk *****grafisiydi. Halbuki, daha milliyetçi muhafazakâr bilinen bir toplumda öncelikle bence bu konularýn ele alýnmasý gerekirdi. Almanya’da “compu serve” denilen olayda Münih savcýsý tam 250 tane server’a, Internet servis saðlayýcýsýna yasak getirmek istedi, ondan sonra artýk sorumluluðu düzenlediler. Yani biz de acaba bir savcýmýzýn çýkýp Internet servis saðlayýcýlarýna komple bir yasak getirmesini mi bekliyoruz bu düzenlemeleri yapmak için? Bunlarýn bence öncelikle sorumluluk hükümlülüklerinin, kimin nereye kadar ve nasýl sorumlu olacaðýnýn bir defa ele alýnmasý lazým.
Ýkincisi, bütün dünyada tartýþýlan ve asgari standartlarý bulunan bu tip suçlarý artýk bizim de Ceza Kanunu Tasarýsýna koymamýz lazým; iþte bu kinden *****grafi gibi, çocuk *****grafisi gibi suçlarýn da bence bu Tasarýda olmasý gerekirdi.
Teþekkür ederim.
OTURUM BAÞKANI- Tekin bey, teþekkür ediyorum.
Özgür bey var; Özgür beyin bir çalýþmasý olmuþ, okudum, Ceza Kanunundaki deðiþikliklere iliþkin eleþtirisel. Ama kendisinden rica edeceðim, tamamýný okursanýz olmaz, bunlarýn içinden bazýlarý ehemmiyet taþýyor, o þekilde nokta nokta seçip söylerseniz, hem belirli bir sürede olmuþ olur hem de hepimiz not almýþ olabiliriz.
Buyurun.
ÖZGÜR UÇKAN (Bilgi Üniversitesi Öðretim Görevlisi)- Önce kendimi tanýtayým: Siyaset felsefecisiyim ve ayný zamanda Bilgi Üniversitesinde e-business ve enformasyon sistemleri üzerinde öðretim görevlisiyim, ayný zamanda sektörde de çalýþýyorum.
Benim aslýnda birçok konuþmanýn deðindiði birçok noktada da birtakým görüþlerim vardý, onlarý hemen atlýyorum; çünkü o konuda kendilerine katýlýyorum. Fakat özellikle son konuþmacýmýzýn da dile getirdiði önemli bir konu var; yani sonuçta Avrupa Birliði Siber Suç Taslak Sözleþmesi bu noktada temel olarak, en azýndan kapsam olarak bir temel alýnmasý gereken metin diye düþünüyorum. Bu bizim ulusal programýmýzda da belirtilmiþ bir durum; yani sonuçta biz bunun altýna imza koyacaðýz.
Bu baðlamda da “siber suç” terimi bu konuda önerilen terim. Þunu anlýyorum; yani “siber” gibi bir yabancý kelimeyi Türk Ceza Kanununa sokmaktaki gönülsüzlüðümüzü anlayýþla karþýlýyorum. Fakat biliþim sistemleri de bana hiç de yeterli gelmiyor; çünkü suçlarýn tanýmlanmasýnda að temelli suçlar, on-line, of-line suçlarý ve çok çeþitli bir boyut var ve “siber” burada bir alaný -bir faaliyeti de deðil- alaný kapsadýðý için, “siber suçlar” teriminin yerine Türkçe bir þey bulmak durumundayýz. Bu konuda çok naçizane bir önerim var; yani bu da biliþim sektörüne girmiþ bir terim, “biliþim ve iletiþim teknolojileri” diyoruz, belki buna baðlý bir taným getirebiliriz.
Maddelerle ilgili çok kýsa birkaç þey söyleyeceðim: 197. Maddenin baþlýðýna bir itirazým var; kanuna aykýrý kiþisel veriler konusunda. Burada doðrudan kiþisel verilerin korunmasý alanýnda giriyoruz ki, bu bence ayrýca bir kanunla düzenlenmesi gereken bir konudur, Türk Ceza Kanunundaki bu maddelerle yeterli bir düzenleme yapamayýz. Dolayýsýyla Türk Ceza Kanununun dýþýnda býrakýlmalý ve kiþisel verilerle ilgili tahrip konularý diðer maddelere entegre edilmelidir ve kiþisel verilerin korunmasýyla ilgili ayrý bir kanun düzenlenmelidir diye düþünüyorum. Bu noktada da Avrupa Birliðinin Siber Suç Taslak Sözleþmesi oldukça yol gösterici.
Suç iþlemeye tahrik fiilinde iletiþim aracý olarak Internet’in kullanýlmasýnýn suçu aðýrlaþtýrmasý meselesi çok ciddi birçok tartýþmayý beraberinde getiriyor. Dolayýsýyla bu çok uzun, buna girmek istemiyorum; fakat bu konuyla ilgili birçok itirazým var.
346. Madde önemli; Biliþim Sistemine Girme, Verileri Tahrip ve Bozma Maddesi. Hasan beyin burada sözünü ettiði konu çok önemli bir konu, yani burada verileri elde etme fiiline atýfta bulunmasý ve onun vurgulanmasý gerekiyor; fakat biz sadece girme fiiline burada doðrudan vurgu yapýyoruz ki, bence de test amaçlý, güvenlik amaçlý ve benzeri birçok girme fiili mevcuttur ve Taslak Sözleþme sadece bu açýdan en az 4 metinde tekrar ve tekrar düzenlenmiþtir. Çünkü Endüstri Avrupa Birliði Taslak Sözleþmesi de bu konuda çok fazla itiraz getirmiþtir, bu itirazlarýn ve bu konuyla ilgili nihai rapora da yansýmýþ olan itirazlarýn da çok ciddi biçimde gözden geçirilmesi gerektiðini düþünüyorum ki, oldukça önemli bir konu.
Ayrýca bence burada ayný kapsama alýnan ve bence de aðýr cezalarla getirilen birtakým suçlar var ki, bunlar kesinlikle birbirinden ayrý verilmesi gereken þeyler. Bunlarý þöyle bir geçersek; að temelli suçlar, müdahale ve sabotaj, eriþim suçlarý, kýrma ... virüs yayma ve benzeri bu maddede birbirinden ayýrt edilmiyor, fakat birbirinden ayýrt edilmesi gereken bir þey. Yeni yetme bir gencin bir biliþim sistemine eriþip oradan herhangi bir zarar vermeden girmesi baþka bir þeydir, terörizm amaçlý bir sabotaj fiili bambaþka bir suçtur. Bunlar Siber Suç Taslak Sözleþmesinde çok ayrýntýlý olarak, en az 2-3 sayfa tek tek tanýmlanarak birbirinden ayýrt edilmiþ ve cezalar da buna göre farklýlýk göstermiþtir; bu konunun oldukça önemli olduðunu düþünüyorum.
Ayrýca bu sahtecilik meselesinde gerçekten sadece hukuk amaçlý bir belge oluþturmakla bu iþin sýnýrlanmasý, elektronik ticaretin ve e-business’ýn realitelerine hiç uyan bir þey deðil; yani fraud, sahtekârlýk, dolandýrýlýcýlýk benzeri bunlar birbirinden farklý ve ayrý ayrý tanýmlanmasý gereken suçlar ve bunun çok fazla çeþidi var. Yani burada sadece, siz mesela sadece ve sadece bir þirketin Internet sitesindeki verileri deðiþtirip sahte bir Internet sitesi yaparak -ki, burada birden fazla suç iþlemektesiniz- ayný zamanda sisteme giriyorsunuz, deðiþtiriyorsunuz, sahte bilgiler yayýyorsunuz, o þirketin itibarýný sýfýra indirip, örneðin bir ihaleye girmesindeki þansýný tamamen yok edebilirsiniz ve bu da sahtekârlýk ve dolandýrýcýlýk iþine girer. Bu maddede, yani Türk Ceza Kanununda bu konuya iliþkin en ufak bir referansta bulunulmuyor.
Ayrýca bu sadece kredi kartlarýyla ilgili bir düzenleme yapýlýp da onun dýþýndaki birtakým sahtekârlýk, endüstri casusluðu ve benzeri gibi çok ciddi birtakým baþka sahtekârlýklar ve dolandýrýcýlýklar vardýr; yani kiþisel çýkar elde etmek fiili biliþim alanýnda çok sayýda suçla ilintilidir. Bu meseleyi sadece kredi kartlarýyla sýnýrlý tutmak da bence hiç realiteye uygun bir þey deðil.
Son olarak kafamý kurcalayan bir þey var; o da suç iþlemek için örgütlenmek, 351. Madde. Bu örgütlenme nasýl olacaktýr? Yani burada bir virtüel, sanal bir ortamdan bahsediyoruz, siber bir ortamdan bahsediyoruz, burada bu örgütlenmenin fiziksel olarak gerçekleþmesi gerektiði söyleniliyor, “maddi nitelikteki hazýrlýklardan” ifadesinde bunu görüyoruz; ama bu hazýrlýklarýn nasýl maddi sayýlýp nasýl maddi sayýlmayacaðý tamamen belirsiz. Yani bu insanlar bir Internet kafede mi bir araya geliyorlar, bu insanlar birbirleriyle kamuya açýk bir e-grup üzerinde buluþup ondan sonra köþedeki kahvede mi buluþuyorlar da suç iþlemek için maddi hazýrlýk oluþturuyorlar, yoksa e-grupta buluþmalarý yeterli bir maddi hazýrlýk mý, bunlar tamamen net olmayan konular ve halen de çok ciddi tartýþmalarýn bulunduðu konular. Açýkçasý bu konuda, yani maddi hazýrlýk konusunda Avrupa Siber Suçlar Taslak Sözleþmesi de yeterli deðil; bu konu daha devam eden bir konu, yani henüz ucu açýk bir konu.
Artý hakaretle ilgili olarak çok keyfi birtakým yorum ve uygulamalara açýklýk verecek çok dilsel maddenin, yani terminolojisine iliþkin birtakým sorunlar var; bu konuda çok daha net tanýmlamalara gidilmeliydi. Ayrýca Internet’in bir iletiþim alaný olduðu kesinlikle doðru; fakat bir kitle iletiþim aracý olup olmadýðý konusunu çok tartýþmalý bir konu. Mesela burada sadece alternatif medyanýn, alternatif haber kanallarý ve benzeri çok rahatlýkla bu madde kapsamýnda hakaret ve benzeri suçlamalara maruz kalabileceðini düþünüyorum.
Teþekkür ediyorum.
OTURUM BAÞKANI- Özgür bey, biz de çok teþekkür ediyoruz.
Dilek haným, buyurun.
DÝLEK ....- Teþekkürler.
Toplantýya biraz vekaleten katýlmýþ bulunuyorum, ama bu konuda daha önceki bazý çalýþmalarým ve Taslaðý þöyle bir incelemem sonucu oluþan kýsa düþüncelerimi iletmeye çalýþacaðým. Bana göre bu Yasa Tasarýsýnda Internet’teki klasik suçlar, web yayýný ve e-mail yoluyla gerçekleþtirilen suçlar ve sonuçlarý yeterince kapsamlý düzenlenmemiþ. Burada deðinmek istediðim birçok konu vardý; ama birçok arkadaþýmýz deðindiler, onlarý özellikle çocuk *****grafisi ve bazý süjelerin sorumluluklarýnýn kesin olarak belirlenmesi konularýný geçeceðim.
Genel olarak edindiðim bilgilere göre Internet’te en yaygýn olarak iþlenen suçlar, hakaret ve sövme, ayrýca haksýz rekabet ve fikri haklara tecavüz suçlarýdýr. Burada bu konularýn belirli hale getirilmesi gerekmekteydi, bu konu yeterince detaylý ele alýnmamýþ. Ayrýca gerçekten suçlarýn sonuçlarý itibariyle sorumluluk yüklenecek olan kiþiler, tüzel ya da özel kiþiler belirlenmemiþ ve onlarýn hukuki sorumluluðu yeterince net olarak düzenlenmemiþ. Her seferinde servis saðlayýcýlarý sorumlu tutmak ne derece faydalý bir sonuca götürür, bana göre o da tartýþmalý.
Benim pratik çalýþmalarýmdan iletmek istediðim bir husus var, belki biraz detay olabilir; fakat önemli bir konu olduðunu düþünüyorum. Haksýz rekabet konusunda konuþmak istiyorum: Biliyorsunuz haksýz rekabet içerisinde bir kiþinin ya da firmanýn isminin, ürünlerinin ve hizmetlerinin bir diðer firma tarafýndan iltibas teþkil edecek þekilde kullanýlmasý yasamýza göre haksýz rekabet oluþturuyor. Burada Internet yoluyla bunun nasýl oluþtuðu çok geniþ bir konu, ama fiili uygulamada özellikle Internet alan adlarý konusunda karþýmýza çýkýyor. Genel olarak haksýz rekabet hükümleri Ceza Yasamýzda düzenlenmiþtir, ayný haksýz rekabet hükümlerinin cezai yanýnýn düzenlendiði gibi bu konuda da bir düzenleme yapýlabileceðini düþünüyorum; çünkü bu da bir haksýz rekabettir, sadece Internet ortamýnda gerçekleþmektedir, sonuçlarý aynýdýr.
Ayrýca bezen uygulamada gördüðümüz bazý örneklerden yola çýkarak yine söyleyeceðim; mesela, alýnan Internet alan adý bir baþka sayfaya yönlendirilmek suretiyle -örneðin *****grafik bir siteye- karþý tarafýn zarara uðramasýna yol açýlmaktadýr. Bunun da cezai açýdan ilgili maddelere, bilmiyorum; yani yaklaþtýrýlmasý ya da ayrý düzenleme yoluyla belirtilmesi gerekmektedir.
Fikri haklara tecavüz, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunumuzda yeni deðiþiklikler yapýldýðý için çok etkin hükümler olduðunu biliyorum, özel yasalarda da cezai açýdan sonuç doðurabilecek bazý hükümler var; fakat Internet yoluyla oluþabilecek kýsýmlarý konusunda da bir düzenleme yapýlabilir bana göre.
Teþekkür ediyorum.


Teþekkur:
Beðeni:
Alýntý

bilişim suçu işliyoz mu ki

Yer imleri