1654 senesinde vefat eden ve Sultan IV. Mehmed Han’ýn Þeyhülislamý olan Behâeddin Efendi, son derece hoþ sohbet ve nüktedan olarak tanýnmýþtý. Fakat Ýslam düþmanlarýna, hele Ýngilizlere karþý muazzam bir din gayreti vardý. Bütün yumuþaklýðý ve nüktedanlýðýna raðmen, Ýslam düþmanlarýna karþý gayet sert davranýr, onlara hiç taviz vermezdi. 1651 senesinde, Ýngiliz vatandaþý olan birisi, Ýzmir’deki Ýngiltere konsolosundan 200.000 akçe alacaðý olduðunu iddia ederek onu mahkemeye verdi. Ýzmir Kadýsý Haþimi zade, konsolosu mahkemeye davet edip alacaklýsýnýn davasýný bildirdi. Konsolos sert bir tavýrla:-Efendi, sen bu davaya bakmaya mezun deðilsin... dedi ve Ýngiltere ve Osmanlý hükûmetleri arasýnda imzalanan “Ahidnâme” nin bir nüshasýný gösterdi. Burada, Ýngiliz vatandaþlarýndan birinin öbüründen alacaðý 200.000 akçeden az olursa Osmanlý kadýlarý nýn davayý dinleyebilecekleri, aksi halde davanýn Ýngiltere’de görüleceði yazýlýydý. Lâkin Kadý Efendi, konsolosun sert ve mütekebbir tavýrlarýndan incinmiþti:-Bre mel’un!.. ben Ýslam þeriatine göre bu davaya bakmaya memurum...diye ýsrar etti.Buna karþýlýk konsolos, onun söylediklerine hiç aldýrýþ etmeden mahkeme hademesini ve mübaþiri itip kakarak çýktý gitti.Haþimizade onun bu yaptýklarýna büsbütün kýzdý ve devlete hakaret saydý. Hemen Þeyhülislam Behâeddin Efendiye bir mektup yazarak hadiseyi nakletti. Þeyhülislam da bu mektubu Sadrazam Melek Ahmed Paþaya gösterdi ve konsolosun azlini, Ýstanbul’daki Ýngiltere büyükelçisinden istemesini rica etti. Sadrazam, bu tehlikeli olabilecek ve siyasi anlaþmazlýlara yol açabilecek meseleye karýþmanýn doðru olmayacaðý kanaatine vardý ve Behâeddin Efendiye:-Bizim iþimiz çoktur. Bu meselede ne gerekirse lütfen kendileri yapsýnlar.. diyerek mektubu Þeyhülislama geri gönderdi.Bunun üzerine Behâeddin Efendi, Sadrazama da gücenerek, kendisi Ýngiltere Büyükelçisini çaðýrtarak, meseleyi teferruatýyla anlatýp, Ýzmir’deki konsolosun azledilmesini istedi. Ancak buna hiç yanaþmayan büyükelçi, soðuk bir tavýrla:-Onu oraya kralýmýz dikmiþtir. Kaldýrmak benim elimden gelmez...karþýlýðýný verdi. Behâeddin Efendi büsbütün kýzýp:-Bre dinsiz, diye çýkýþtý. Hem bizimle dost olduðunuzu söylersiniz, hem de harp halinde olduðumuz Venedik kafirine gemi verip imdat edersiniz. Bunu bilmez miyiz sanýr sýnýz? Diye baðýrdý.Büyükelçi inkar etmedi:-Bizden kim gemi isterse kira ile veririz ve istediði malý para ile satarýz. Bu, ahidnameye aykýrý deðildir, dedi.Ýyice sinirlenen Þeyhülislam:-Götürün bunu hapsedin! Diye baðýrdý.Adam her ne kadar:-Efendi, sen beni hapsedemezsin...buna salahiyetin yoktur, diye direnmek istedi ise de, gayreti galeyana gelen Behâeddin Efendi haykýrdý:-Bre kaldýrýn þunu!..Büyükelçiyi yaka paça sürükleyip ahýra hapsettiler. Þeyhülislam daha sonra Sadrazama haber göndererek:-Bu herifi elbette Yedikule zindanýna yollayýp hapsedesiniz. Din ve devletimize ihaneti vardýr. Dedi.Fakat elçilik mensuplarý daha önceden Sadrazama ve saray adamlarýna giderek, bu durumun anlaþmalara aykýrý olduðu ve büyükelçinin derhal serbest býrakýlmasý gerek tiðini bildirdiler. Sadrazam da hemen bir adamýný Þeyhülislama yolladý ve þunlarý bildirdi:-Sultanýmýzýn huzuruna dua ederiz. Bu kadar senedir Venedikli dedikleri balýkçý kafirle baþ edilemeyip bunca can ve mal gitti. Ýngiltere Kralý ise Avrupa’nýn büyüklerin den, asker ve donanma sahibi kimse olup, bize büyük zarar vermeye gücü yeter kâfidir. Onunla sulhu bozup Ýslam askerine yeni iþ açmak münasip midir?Ertesi gün Divan toplandý ve Vezirler de Þeyhülislama, bu meselede haksýz olduðu nun bildirilmesini kararlaþtýrdýlar. Anadolu Kadýaseri de ona, -Þimdiye kadar hiçbir Þeyhülislamýn bir büyükelçiyi ahýra hapsetmiþ midir? Bu olmuþ bir þey mi? Þu herifi serbest býrak! Diye haber gönderdi. Behâeddin Efendi, bu habere sinirlenerek:-Efendi...Efendi!.. sen Kadýasker deðil misin? Kafirleri himaye edenlerin hükmü nün geçtiði devirde neden Divan toplantýlarýna varýrsýn? Madem ki onlarýn dediði olur, senin orada iþin ne? Yarýn evinden çýkma ve Divana varma... cevabýný gönderdi.Fakat Þeyhülislamýn bu din gayreti, Osmanlý Devletinin Ýngiltere ve bütün Avrupa devletleriyle arasýnýn bozulmasýna yol açacak, belki de harp halinde olduðu Venedik Cumhuriyetinin yanýnda harbe iþtirak edeceklerdi. Bunun üzerine Sadrazamýn teklifiyle Padiþah tarafýndan 2 Mayýs 1651 günü vazifesinden azledilerek Bergama’ya sürgün edil di. Sürgün yerine giderken, bir dostuna þunlarý söylüyordu:-Sadrazam gayretsiz ahmak, biz ise gayretli ahmak olduk. Ýkimizin de yaptýðý devlete zarar verdi.

tahmin etmiþsinizdir diye yazmýyordum alýntý olduðunu...
selametle...