Lösev
Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
2 sonuçtan 1 ile 2 arasý

Konu: Vahdaniyet Murakabesi (Murakabe-i Vâhidiyet), Mülhime Nefis, Fenafillâh

  1. #1

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart Vahdaniyet Murakabesi (Murakabe-i Vâhidiyet), Mülhime Nefis, Fenafillâh

    Murakabelerin en tesirlisi vahdaniyet murakabesidir. Bundan öte murakabe çeþidi de yoktur. Bu murakabe kiþiyi fenafillâha götürür.

    Fenafillâh kendini (nefsini) Allah’ta (c.c.) yok etmedir. Bir insan kendi elleri ile canýna kýyabilir mi? Biraz zor ama elbette yapanlar da vardýr. Zor olmasýnýn nedeni ölümden korkudan ziyade ölürken çekilecek acýnýn gözde büyütülmesidir. Zira çok insan duygusal olarak hayattan bezip ölüme hazýr hale gelebiliyor. Ýçerisine düþtüðü depresyon hali ile ölümden pek korkmamakta ama ölürken çekilecek acý gözlerde biraz büyütülmektedir. Elbette intihar etmede bir Müslüman’ýn bundan baþka ebedi hayatýný ceza yurdu olan cehennemde geçirme korkusu da vardýr. Müslüman’ý intihar etme gibi kötü bir düþünceden alýkoyan en önemli etken öldükten sonra tekrar diriliþin ve hesabýn olmasýdýr.

    Ýnsanýn intihar edenlere bakýp da onlardaki cesarete hayran kalarak, niçin ben Allah’ýn rýzasýnýn gizli olduðu yolda nefsimi fenaya erdirmiyorum, diyesi gelmektedir. Hâlbuki nefsini fenaya erdiren bir kul bu dünyadan göçmediði gibi nefsi de ölmemektedir. Sadece kiþiliðinde haramlardan zevk alan nefsi ýslah olmaktadýr. Elbette fenafillâha eren bir nefis mubah olan þeylerden zevk almaya devam eder. Yalnýz mubah da olsa her þeyi bir ibadet çeþnisi ile yapar. Örneðin yemek yemek mubahtýr. Bizler yemek yerken sadece lezzetine bakarýz. Yemeðin tadý ile meþgul oluruz. Ama fenafillâha eren bir nefis yemek sýrasýnda Rabbi ile meþgul olur. Yemeðini murakabe ile yer. Sanki Rabb’inin sofrasýnda yiyormuþ gibi büyük bir edeple ve þükran duygusuyla hareket eder. Kuþkusuz yemekten lezzet almada nefsini fenafillâha erdiren kiþi daha büyük bir lezzet almýþ olur. Aslýnda nefsiyle yemek yiyen kiþi, çoðu kez edebi bir tarafa koyduðu için hep baþka yemekleri hayal ederek veya yemeðinde kimi nesneleri eksik görerek kendisine lezzet almaktan ziyade zulmeder. Yemek ona zehir gibi olur. Yemekten morali bozulmuþ olarak kalkar. Nefsini fenaya erdiren bir sofi için bu Allah’a (c.c.) büyük bir nankörlüktür, hatta bir küfürdür. Onun zevk almadýðý, þükran duygusu duymadýðý hiçbir yiyecek yoktur. Diðer bütün mubahlar da bunun gibidir.

    Nefis fenafillâha ermekle yok olmamakta, ölmemekte, sadece ýslah edilmektedir.

    Ýnsan istemese de her doðan gün onu ölüme yaklaþtýrmaktadýr. Ölüm Allah ile daha doðrusu Allah’ýn mahremi olan gayb âlemi ile randevu saatidir. Aslýnda kutsal bir andýr. Ama insan bilmediði þeyden korktuðu için ölüme karþý da ayný tavrý takýnmaktadýr. Mevlana Celaleddin Rumi (k.s.) bu durumu anne karnýndaki çocuðun haline benzetir. Bebek dünyayý tanýmadýðý için anne karnýnýn dar ortamýný terk edip de bu aydýnlýk ve geniþ dünyaya gelmek istemez. Doðarken de korku ve kaygýdan çýðlýklar atar. Aðlar durur. Oysa geldiði yer önceki yerinden daha güzeldir. Ýnsan da ölümü ve ölümle gidilecek yeri bu anne karnýndaki bebek gibi görmektedir. Herkes ölümden büyük bir kaygý ve korku duymaktadýr. Oysa cennet yanýnda bu dünya bir hiçtir. Hadis-i þeriflerden anlaþýlacaðý üzere insan oraya gidince bu dünyaya bir daha dönmek istemeyecek, dünya ona bir çöp yeri gibi gözükecektir.

    Tasavvuf, hadis-i þerifte belirtilen ölmeden önce ölme sýrrýný yaþamak sanatýdýr.

    Fenafillâh kiþinin haramlardan çekindikten sonra mubahlara bile bakmayarak nefsini Allah’ýn (c.c.) varlýðý karþýsýnda yok eyleme uðraþýdýr.

    Fenafillâh haline ölüm düþüncesini nefse kabul ettirilerek ulaþýlýr. Vahdaniyet murakabesinin bir yarýsýný bu ölüm düþüncesini nefse kabul ettirme cehdi oluþturmaktadýr. Vahdaniyet murakabesinin diðer yarýsýný ise Allah’ýn (c.c.) var ve tek olduðu, O’ndan baþka varlýk bulunmadýðý düþüncesi meydana getirmektedir.

    Nefis ölümü hiçbir zaman kabullenemez. Herkes ister farkýnda olsun ister olmasýn ölümü her zaman kendisinden uzak görür. Elbette kiþi fani, ölümlü olduðunu kabul eder, ama ölümün ona ansýzýn, bu gün, þu anda geleceðini kabul etmek istemez. Sanki bu konuda Allah’tan (c.c.) ahit veya aman almýþ gibi herkes ölümden bir eminlik duygusu içerisindedir.

    Bir mutasavvýf böyle düþünmez. Yani vahdaniyet murakabesini yapan sofi ölümü nefsine tabiri caizse özümsetir, içselleþtirir. Ölüm hayatýn en sevimli ve heyecanlý aný olur. Mevlana Celaleddin Rumi (k.s) bu ana þeb-i arus (düðün gecesi) diye boþuna dememiþtir.

    Vahdaniyet murakabesi ile ulaþýlmak istenen makam, hiçliktir. Tamamen her þeyiyle yok olarak bu yoklukla Allah’ýn (c.c.) varlýðýný birlemek amaçlanýr. Bu kulluktan da öte bir þeydir. Bu aþk makamýdýr. Aþk ortaklýk kabul etmez. Aþk da seven yoktur, seven hiçtir. Sadece sevilen vardýr.

    Bir insan ibadetle ancak kulluk makamýna ulaþýr. Allah bu makamý elbette cennetle ödüllendirecektir. Kimse bu makamý küçük göremez. Görmemelidir. Bu makamdan öte olan aþk makamýnda ise kiþinin kendisini yok etmesi ve hiçliðe ulaþmasý beklenir. Kulluk makamýnda insan yaptýðý ibadetlerle kendisinde bir varlýk ve enaniyet görebilir. Allah bu makamdaki kiþiyi cennetle ödüllendirecektir ama bu makamdan tam olarak razý olmaz. Zira kulluk makamýnda az da olsa nefis vardýr. Çünkü kiþinin yaptýðý ibadeti görmesi, var saymasý bile az çok nefse iþaret eder. Bu nefsin altýnda bir kendini beðenme, gurur duygularý mutlaka bulunur. Ama aþk makamýnda nefis hiç olduðu için Allah (c.c.) bundan tam anlamýyla razý olur. Allah’ýn gerçek rýzasý kulun bu aþk makamýndaki hiçliðe ulaþmasý ile tecelli eder. Aþk makamýnda sofi, þu kudsi hadisteki hali yaþar. Ýbadetlerinden gurur duymasý þurada dursun, onlarý gözü görmez. Kendi varlýðýndan bile utanç ve rahatsýzlýk hisseder: ‘Vücudun, varlýðýn öyle bir günahtýr ki onunla baþka bir þey mukayese edilemez bile.’

    Allah’ýn (c.c.) ibadete ihtiyacý yoktur. Çünkü yerde ve gökteki melekler ona ibadet etmektedirler. Ama insanýn ibadete ekmek, su gibi ihtiyacý vardýr. Bu nimetle ebedi hayatýný cennette geçirebilir. Allah âþýklarýnýnsa dileði kendilerini ona kurban etmektir. Onlarýn gözü cennette deðildir. Sadece Allah (c.c.) rýzasýný gözetirler.

    Vahdaniyet murakabesi, nefsi Allah’ta fani etmenin, yani fenafillâha ulaþmaya çalýþmanýn bir çeþit alýþtýrmalarý, antrenmanlarýdýr.

    Ýnsana verilen hayal melekesi çok önemlidir. Hayallerimizde niyetlerimiz, özlemlerimiz, isteklerimiz ve daha da önemlisi aþklarýmýz gizlidir. Hadis-i þeriflerde belirtildiði üzere müminin niyeti amelinden üstündür. Ameller niyetlere göredir. Allah (c.c.) kulun kalbine bakmaktadýr. Bu açýdan sofi vahdaniyet murakabesi ile kendisini mezarda kemikleri bile çürümüþ vaziyette hayal ederek bununla Allah’ýn varlýðýný ispat etmeye baþladýðýnda büyük bir amel iþlemiþ olur. Bu durum, kelime-i tevhidin insanýn kendi nefsinde ispatý demektir. Çünkü insan nefsi emmare düzeyinde iken kendini ilah gibi görür. Tüm amacý nefsini tatmin etmektir. Dostluklarý da düþmanlýklarý da hep nefis hesabýna göredir.

    Kelime-i tevhit ve nefy ü ispat zikri ile sofi bir çeþit vahdaniyet murakabesi yaparak La-ilahe (ilah yoktur) kýlýcý ile nefsini yok edip illallah (ancak Allah vardýr) gerçeðini ispat eder.

    Kelime-i tevhit ve nefy ü ispat zikrinin amacý, nefsin belini kýrmaktýr. Nefsi zayýflatmaktýr. Onun için letaif derslerinden sonra onlar gelir. Nefis, kelime-i tevhit ve nefy ü ispat kazmalarýyla deþilmedikçe ruh ve letaifler özgürlüðüne kavuþup emir âlemine yükselemezler. Kelime-i tevhit ve nefy ü ispat zikrini çekerken vahdaniyet murakabesinde olmak bu zikrin daha feyizli ve bereketli geçmesini saðlar.

    Vahdaniyet murakabesi ancak gerçek bir aþkýn eseri olarak yapýlabilir. Zira akýl nefis hesabýna çalýþýr. Nefis ise hiçbir zaman varlýðýný yok etmeyi arzulamaz. Aþk ruha ait bir duygudur. Ruh ibadetlerle biraz canlanýnca Allah’a (c.c.) karþý böyle bir duygu ile yanýp yakýlmaya baþlayabilir. Bu diyardaki gurbeti hissedip asýl vatanýna, yani Allah’a (c.c.) kavuþma isteði duygularýný yaþayabilir. Bu durum ise ilahi aþkýn iþaretidir.

    Ýþte vahdaniyet murakabesi bu ruh haline kadar yükselmiþ sofilerin meþgalesidir. Diðer sofilere ölüm kadar soðuk ve uzak görünür. Ýlgili sofiye ise aþk gibi tatlý gelir.

    Ýnsan bazý þeyleri istemediði zaman kendisini biraz zorlarsa, yani istekli gibi hayaller kurarsa, Allah ona bunlarý nasip edebilir. Çünkü hadis-i þeriflerde belirtildiði üzere kalpler Allah’ýn (c.c.) elleri arasýndadýr, onlarý istediði yöne çevirebilir. Hidayet Allah’tandýr. Yine ayeti kerimelerde (Ýnsan suresi 30, Tekvir suresi, 29) belirtildiði üzere Allah (c.c.) dilemedikçe biz dileyemeyiz. Vahdaniyet murakabesi bu açýdan kalbi dua mesabesindedir. Allah (c.c.) elbette dualara icabet edendir.

    Ýnsan nefsini Allah’ta (c.c.) fani etmek istediðinde büyük bir zevke gömülür. Kendinden adeta geçer. Nasýl içki içen insanlar alkol yardýmý ile benliklerini uyuþturduklarýnda bu halden büyük bir zevk alýrlarsa fenafillâh halleri de böyledir. Belki binlerce kez daha zevklidir. Ýnsanýn iradi olarak Allah’ýn (c.c.) rýzasý yolunda nefsinden geçmesi, âlemlerin yaratýcýsý tarafýndan daha dünyada iken fena zevki ile ödüllendirilir. Bunun ahretteki karþýlýðýný ise bilememekteyiz.

    Fenafillâh zevklerini anlatmak ise imkânsýzdýr. Çünkü haller sözlerle anlatýlamaz.

    Nefis, anasýr-ý erbadan (toprak, su, hava, ateþ) yaratýlmýþtýr. Anasýr-ý erba ise Allah’ýn (c.c.) ‘Ol’ emri ile yokluktan meydana gelmiþtir. Dolayýsýyla nefsin eðilimi dünyaya ve yokluða doðrudur. Allah’ýn (c.c.) rýzasýna girmesi zordur. Kiþinin nefsine vahdaniyet murakabesini uygulamasý ise Allah’ýn rýzasýný celbeder. Allah (c.c.) sofinin kendi elleri ile nefsinin boðazýný sýkmasýný rýzasýyla ödüllendirir. Allah’ýn rýzasýnýn olduðu þeyler ise hem dünyada hem de ahrette ödüllendirilir.

    Vahdaniyet murakabesi insanýn nefsinden soyunmasý, nefsini etkisiz hale getirmesi ile yapýlmaya baþlanýr. Bunun için çok þey düþünmeye gerek yoktur. Kendinizi mezarlýða yerleþtirip vücudunuzun çürüdüðünü ve sadece iskeletinizin kaldýðýný varsaymanýz yeterlidir. Hatta iskeletinizin kemikleri de yavaþ yavaþ çürümeye, topraða karýþmaya baþlamaktadýr. Bu hali zihninizde canlandýrdýktan sonra sadece Allah’ýn var olduðunu diðer bütün varlýklarýn, evrenin de aslýnda yok olacaðýný düþünmenizdir. Bu düþünceleri ruhunuzda uzun süre muhafaza etmeye çalýþýn. Kendinizi mezarda kemiklerinizi bile çürümüþ halde hayalinizde canlandýrýrken sadece Allah’ýn gerçek anlamda var olduðunu düþünmeniz vahdaniyet murakabesinin temelini teþkil eder. Yani vahdaniyet murakabesi iki temel düþünceden oluþmaktadýr: Kendini yok etme, Allah’ý var kýlma. Bu düþünceler nefse çok aðýr geldiði için nefis bunlardan kaçmak isteyebilir. Siz elinizden geldiðince, on beþ dakika, yarým saat, bir saat bu düþünceleri hayal dünyanýzda canlý tutmaya çalýþýn, Allahýn izni ile hem nefsiniz eriyecek hem de Allah’tan nur ve feyz dalgalarý almaya baþlayacaksýnýz. Bu murakabe ile nefsin zamanla beli kýrýlýr. Yine bu düþünceler ruha çok zevkli geldiði için yavaþ yavaþ haz almaya da baþlanýr. Çünkü ruh nefsin adeta düþmanýdýr. Ten kafesinde de sanki nefsin esiridir. Ruh Allah’tan (c.c.) ilahi bir nefha (soluk) olduðu için O’na kavuþmak ister. Vahdaniyet murakabeleri sýrasýnda nefsin dizlerinin baðý çözüldükçe ruha bir canlanma gelir. Zira bu sýrada Allah (c.c.) kuluna da rahmeti, rýzasý ile de yönelir. Feyz ve nur dalgalarý ile o kiþiyi sarar ve sarmalar.

    Vahdaniyet murakabesi þu ayet-i kerimelere dayanýr: ‘O’nun Zatýndan baþka her þey yok olacaktýr. (Kasas suresi, 88)’ , ‘Sizin ilahýnýz tek bir ilahtýr. Ondan baþka ilah yoktur. (Bakara suresi, 163).’

    Vahdaniyet murakabesi en iyi yatakta baþýný yastýða koyduktan sonra uyumadan önce yapýlabilir. Yataða uzandýktan sonra kiþinin kendisini sözünü ettiðimiz þekilde kabirde varsaymasý çok daha kolaydýr. Ayrýca bu durum bütün varlýklarý yokluða verip sadece Allah’ýn (c.c.) var ve bir olduðu düþüncesi için de çok uygun bir ortam saðlar.

    Bazý kitaplarda vahdaniyet murakabesi için kiþinin ölüm sahnesini baþtan sona (Azrail Aleyhisselam’ýn caný almasý, teneþirde yýkanma, namazýnýn kýlýnmasý, gömülme, hesap vb.) hayalinde canlandýrmasýndan söz edilse de bu etkili bir yöntem deðildir. Zira bu sýrada bu murakabenin ikinci temel esasý olan Allah’ýn varlýðýnýn ve tek oluþunun ispatý pek etkisiz kalmaktadýr. O açýdan kiþinin kendisini mezarlýkta bir mezarda çürümüþ halde hayal ederek tek var olan, ebedi olan Allah’ýn (c.c.) murakabesini altýnda olmasý daha etkili bir yöntemdir. Vahdaniyet murakabesinde amaçlanan þeyleri daha etkili ve verimli bir þekilde gerçekleþtirir.

    Vahdaniyet murakabesi mülhime nefse ulaþan sofilere uygundur. Diðer alt kademedeki sofilere aðýr gelir. Ama onu yaparlarsa bundan büyük kazanç elde ederler.

    Sofiler levvame nefiste dünya kadýnlarýyla mülhime nefiste cinni diþi þeytanlarla imtihan edilirler.

    Mülhime nefse ulaþýp da cinni þeytanlarýn diþileri ile imtihan edilen sofiler için de vahdaniyet murakabesi ilaç gibi gelir. Zira insan her ne kadar zinaya karþý çýksa da cinni þeytanlarýn diþileri tabiri caizse sofiye adeta tecavüz ederler. Ne yapýp edip onu yoldan çýkarýrlar. Onun nefsini harekete geçirecek þekilde cinsel tacizlerde bulunurlar. Maksatlarý zina ile sofinin üzerindeki nur ve feyz dalgalarýný yok etmektir. Onu ruhen zayýflatmaktýr. Kendilerine esir ve baðýmlý hale getirmektir. Ayrýca ruhen zayýflayan sofiyi çarpmak isterler. Yani bazý organlarýnda kýsmi felç halleri meydana getirmek en temel hedefleridir.

    Cinni þeytanlarýn mülhime nefisteki sofilere oynamadýklarý tiyatro sahnesi kalmaz. Onlara hep saðdan yaklaþýrlar. Sofilerin onlarýn hiçbir sözüne ve teklifine zerre kadar kýymet vermesi doðru deðildir. Yaptýklarý tehdit ve þantajlarý ise köpek havlamalarý ile bir tutmasý gerekir.

    Nur ve feyz dalgalarý þeytanlarý çok müthiþ rahatsýz ederler. Mülhime nefse ulaþan sofinin bu nur ve feyz dalgalarýný artýrmasý ve belli bir dereceye getirmesi gerekir. Onun için azami derecede ibadetlere aðýrlýk vermelidir. Bir yandan da nur ve feyz hazinesini daðýtmamak, daha doðrusu elden çýkarmamak için cinni diþi þeytanlara dikkat etmesi gerekir. Erkeðin nefsi vahdaniyet murakabesi sýrasýnda adeta yok olur. Çünkü ölüm düþüncesi hadisi þerifte belirtildiði gibi bütün zevklerin zehridir. Vahdaniyet murakabesi ile bu cinni diþi þeytanlarýn bütün çabalarý boþa gittiði gibi bu sýrada artan nur ve feyz dalgalarý ise onlarý uzaklaþmaya da mecbur kýlar. Telebbüsü rabýta da bu cinni diþi þeytanlarý uzaklaþtýrýr, ama vahdaniyet murakabesi kadar tesirli deðildir.

    Vahdaniyet murakabesi ile insanýn cinsel isteklerinin yok olmasý o ana mahsustur. Allah kendi yolunda nefsini fani kýlan kulunun cinsel arzularýný asla yok etmez. Evliya menkýbelerinden de anlaþýlacaðý üzere daha da güçlendirir. Çünkü bilindiði üzere cinsel arzu bastýrma mekanizmasý ile artar. Evliya yolundaki insanlar fantezi dünyalarýnda bile bu tür istekleri bastýrdýklarý için onlarýn bu konuda güçleri normal insanlarýn üzerindedir.

    Emmare ve levvame nefisteki sofiler cinni þeytanlarla çeþitli duyularýyla temasta iseler ve bu yüzden çeþitli sýkýntýlar yaþýyorlarsa onlar için bu sýkýntýlardan kurtulmada ve rahatlamada en etkili yöntem telebbüsü rabýtadýr. Bu nefis makamlarýnda sofilere vahdaniyet murakabesi aðýr gelir ve kullanýþsýzdýr.

    Mülhime nefisteki sofi sermayeyi bu cinni diþi þeytanlara kaptýrmazsa kýsa zamanda nefsi mutmainneye erer. Artýk beden ülkesinde kontrolü ele geçirdiði zaman bir telebbüsü rabýta ile veya murakabe çeþitlerinden birisi ile kendisine eziyet etmek için yaklaþan cinni þeytanlarý uzaklaþtýrmayý baþarabilir.

    Mutmainne nefis, ibadetlerden haz alýnan bir makamdýr. Ayrýca bu makamda nefis Allah’a tam manasýyla tevekkül ettiðinden büyük bir huzuru da yaþar. Oysa mülhimede iken nefis, büyük sýkýntýlar içerisindedir. Ýbadetlerden gerçek manasýyla haz almadýðý gibi Allah’a (c.c.) da tam olarak tevekkül etmediðinden artan ibadet hayatýný da endiþe ile izler. Kýsacasý mülhime nefis hýzla geçilmesi gereken karanlýk, basýk, dar bir koridor gibidir.

    Allah hepimize rýzasýný nasip eylesin. Amin.

    Muhsin Ýyi

  2. #2

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    A29

    S.A.ALLAH (C.C.) razý olsun bilgiler için.AEO.:45:

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •