BÜYÜK RESÝM 21 yýl önce çizildi!
Arslan Bulut
Stockholm’den Oslo’ya, Camp David’den Buckingham Sarayý’na
Cumhurbaþkaný Abdullah Gül, MÝT üzerindeki operasyon giriþiminden sonra “Türkiye’nin çevresinde lehte ve aleyhte deðiþimler yaþanýyor. Herkes büyük fotoðrafa dikkatle bakmalý” dedi. Bunun üzerine büyük fotoðrafý araþtýrdýk. Resmin 21 yýl önce çizildiðini tespit ettik.
Güneþ, Milliyet ve Tercüman gazetelerinin 1991’deki haberlerinde sadece Büyük Orta Doðu Projesi deðil, 1 Mart tezkeresi ile ABD ordusunun Türkiye’ye yerleþme planlarý, bugün Arap Baharý denilen olaylarýn nasýl geliþeceði, TSK üzerinde hangi operasyonlarýn uygulanacaðý harfiyen anlatýlýyordu..
Proje, ise Türk halký üzerinde sürdürülen psikolojik harekatla eþ zamanlý olarak, 1991 yýlýnda Ankara’daki gizli görüþmelerde Türk tarafýna dikte ettirilen kararlardan kopyalanarak aynen uygulanýyor. Peki Türk tarafý 1991’de neyi kabul etmiþti? Genelkurmay da iþin içinde miydi? Karþý çýkanlar var mýydý?
Türk ordusunun küçültülmesi, profesyonelleþtirilmesi ve direnenlerin tasfiyesine nasýl karar verildi? Kürt devletinin temelleri atýlýrken, Büyük Kürdistan öngörülmüþ müydü? Türkiye son dünya ekonomik krizlerini neden hafif atlattý? Kaynaðý açýklanmayan 30 milyar dolar, neyin karþýlýðýnda gönderildi?
Cumhurbaþkaný Abdullah Gül, son iki MÝT müsteþarý Emre Taner ve Hakan Fidan ile Müsteþar yardýmcýsý Afet Güneþ dahil beþ istihbaratçý, özel yetkili savcý tarafýndan ifadeye çaðrýldýðýnda “Gerçekten talihsiz ve üzücü bir durum. Türkiye’nin çevresinde lehte ve aleyhte deðiþimler yaþanýyor. Herkes büyük resime dikkatle bakmalý” deyince, Genel Yayýn Yönetmenimiz Hayri Köklü’nün de ricasýyla ben de bu tavsiyenin gereðini yerine getirmeye karar verdim..
Kararý verdim vermesine de büyük resmi görmek veya herkesin görmesini saðlamak için ne yapmalýydým?
Fuller ile özel görüþme
Mesela 1996 yýlýnda Kafkaslar Konferansý’na katýlýp bir röportaj için o zaman Topkapý’da bulunan Yeniþafak gazetesine giderek meslektaþýmýz Yusuf Ziya Cömert’in sorularýný cevaplandýran CIA’nýn beyin takýmýndan Graham Fuller’in, daha sonra binanýn üst katýnda bulunan Refah Partisi Ýl Baþkanlýðý’na çýktýðýný, orada Abdullah Gül ile görüþtüðünü biliyordum, hatta bunu birkaç defa da gündeme getirmiþtim ama ne konuþtuklarýný bugüne kadar öðrenememiþtim! Yine Ýngiltere Kraliçesi Ýstanbul’a geldiðinde, bir Ýngiliz savaþ gemisinde Abdullah Gül’ü kabul ederken ne konuþtuklarýný da bilmiyordum! Hele hele Buckingham Sarayý’nda, eþi ile birlikte gece yatýya kalýrken, Abdullah Gül ile Kraliçe Elizabeth’in ne konuda uzlaþtýklarýndan da haberim yoktu! Peki o halde büyük fotoðrafý nasýl görecektim bir gazeteci olarak?
Kime soracaktým veya nereden öðrenecektim?
Türk bilim adamlarýnýn, “görünmezlik pelerini” üzerinde çalýþtýklarýný biliyordum ama böyle bir pelerin icat edilecek olsa bile geçmiþte olmuþ bitmiþ ama günümüzü etkileyen önemli olaylarý görmek için bir de zaman tüneli kurmalarý gerekiyordu ki olaylarý yerinde öðrenelim..
O halde klasik yöntemleri kullanmaktan baþka çare yoktu.
Ben de “fikri takip” dediðimiz gazetecilik melekesine sahibim ama Hayri Köklü, 1991 yýlýna ait Güneþ ve Milliyet gazete arþivlerini iþaret etmesin mi?
O yýllarda ben Tercüman’daydým. Benim de kendi yazýlarýmýn, incelemelerimin yayýnlandýðý Tercüman gazeteleri elimin altýndaydý..
Büyük resmi görme yöntemimiz þöyle geliþti:
Mesela, 13 Þubat 2012 günü Dýþiþleri Bakaný Ahmet Davutoðlu, ABD Dýþiþleri Bakaný Hillary Clinton ile Washington’da görüþtü. Ortak basýn toplantýsýnda, Davutoðlu, Suriye konusunu ayrýntýlý bir þekilde görüþtüklerini belirterek, “Suriye’de þiddet artýyor, artýk bekleyecek durumda deðiliz. Ýnsanlarýn bombalanmasýna seyirci kalamayýz. Ýnsani bir inisiyatifin baþlatýlmasý lazým” dedi.
ABD Dýþiþleri Bakaný Hillary Clinton da “Suriye’de bir çözüm bulunmasý yolunda Davutoðlu ve ben aktif rol üsleneceðiz. Türkiye ile insani durumun düzeltilmesi konusunda çabalarýmýzý birleþtiriyoruz. Esad rejimi kaçýnýlmaz sona sürükleniyor” dedi.
Çok deðil 21 yýl öncesine ait, 1991 yýlýnýn 18 Mart tarihli Güneþ gazetesini açtým önüme.. Ýkinci manþette, bir haber vardý: Baþlýklarda “Saddam katlediyor. Irak ordusunun, kadýn-çocuk ayrýmý yapmadan napalm bombasý kullandýðý iddia edildi” deniliyordu. Devam sayfasýnda bir haber daha: “Saddam’ýn sekiz ay hükmü kaldý!”
ABD Dýþiþleri Bakaný James Baker, yeni tamamladýðý Orta Doðu gezisinde edindiði izlenimlere göre, Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin’in yýl sonundan önce iktidarýný yitireceðini söylüyordu..
Þimdi Suriye’de de ayný senaryo, benzer konuþmalarla uygulanmýyor mu? Libya’da uygulanmadý mý?
Özellikle 18 Mart 1991 tarihli Güneþ gazetesi, öyle bir gazete ki bugün ne yaþýyorsak hepsini bütün ayrýntýlarý ile anlatýyor.. Sadece aktörler deðiþmiþ ama olaylar, siyasi söylemler birbirinin aynýsý...
Manþette, “Kürtler dünyaya açýlýyor” baþlýklý bir haber var.B. Murat Öztemir imzalý haberde “20 ülkeden 240 temsilcinin katýldýðý Kürt Konferansý Ýsveç’in baþkenti Stockholm’de sona erdi. Konferansýn bitiminde ‘Kürt Halkýnýn Ýnsan Haklarýna Ýliþkin Stockholm Deklarasyonu’ yayýmlandý” bilgisi veriliyor.
Abdullah Gül’ün Cumhurbaþkanlýðý döneminde de Norveç’in baþkenti Oslo’da bugünkü MÝT müsteþarý Hakan Fidan ile MÝT Müsteþar Yardýmcýsý Afet Güneþ, koordinatör ülke temsilcisinin daveti sonucunda PKK ile müzakerelere oturmuþtu.. Hani Gül’ün “Ýyi þeyler olacak” dediði süreç.. Ýyi þeylerin ne olduðunu, Oslo zabýtlarýnýn Ýnternet ortamýnda yayýnlanmasý ile bütün Türkiye gördü.. Her ne kadar Beþiktaþ’taki özel yetkili savcýlýk “Biz Oslo sürecini soruþturmuyoruz” dese de bu toplantýda konuþulanlar büyük resmin görülmesinde de yardýmcý olabilirdi.
Fakat ne göreyim.. Oslo’da konuþulanlar, sanki bir filmin geriye sarýlýp yeniden oynatýlmasý gibi.. 21 yýl önce Stockholm’de ne konuþulmuþsa, Oslo’da da 2009 yýlýnda konuþulanlar ayný!
Bu konuya ayrýntýlarý ile döneceðim.
Camp David’in sýrlarý
Ancak benzerlikler bununla bitmiyor.. Hani ben Buckingham Sarayý’nda ne konuþulduðunu bilmiyorum demiþtim ya, 1991 yýlýnda Camp David’de ABD Baþkaný (Baba) George Bush, Türkiye Cumhurbaþkaný Turgut Özal’ý eþiyle birlikte misafir ediyordu. Özal ve Bush karayolu ile Washington’a dönerek ortak basýn toplantýsý yapýyordu..
24 Mart Tarihli Güneþ gazetesinde bu basýn toplantýsýnda verilen bilgileri hatýrlayýnca, büyük resim biraz daha aydýnlanmaya baþladý.. Orada ortaya konulan politika, bugün de aynen tekrarlanýyordu..
Yalnýz resmi olduðu gibi görebilmek için 18, 19 ve 24 Mart 1991 tarihli Güneþ gazeteleri ile 24, 26 ve 27 Mart tarihli Milliyet gazetelerini, satýr satýr okumak gerekti.. Tabii 1990 yýlýnda Muammer Aksoy’un 1991 yýlýnda Çetin Emeç’in, 1993 yýlýnda Uður Mumcu’nun katledildiðini, yani Türkiye’nin aydýnlarýna operasyon yapýlmaya baþlandýðýný da unutmayalým..
17 Temmuz 1991’den itibaren 13 gün süreyle Türk-Amerikan iliþkilerini, tarihi süreçle birlikte “Önce Vatan’dan Önce Amerika’ya” baþlýðý altýnda incelemiþtim.. Bugünkü Kürt devletinin temellerini atan Çekiç Güç de o dönemde Türkiye’de konuþlanmýþtý.. Hatta bir Ýngiliz subayý, Silopi kaymakamýný tokatlamýþ, bu olay büyük bir infiale sebep olmuþtu.. Olaya sert tepki göstermiþtik ama Çekiç Güç’ü davet eden Türkiye idi!
Bugün de NATO Genel Sekreteri Fogh Rasmussen, Rusya ve Ýran’ýn karþý çýktýðý füze savunma sisteminin Türkiye’de konuþlandýrýlmasý talebinin Ankara’dan geldiðini söylemedi mi? Çekiç Güç, Kürt devletini kurdu, füze kalkaný da Büyük Kürdistan peþinde deðil mi!
O dönemde “Çekiç Güç kimin baþýna inecek?” baþlýðýyla hazýrladýðým inceleme yazýsý, birinci sayfanýn sürmanþetinden indirilmiþ ve yayýnlanmamýþtý. Çünkü eleþtirilen Özal’ýn politikasýydý ve Özal da o günlerde Tercüman gazetesini yok etmeye çabalýyor, “ikibuçuk gazete kalacak” diyordu.. Gazete yönetimi ise Turgut Özal ile Semra Özal üzerinden baðlantý kurmaya, gazete üzerindeki ablukayý kaldýrmaya uðraþýyordu. Ancak Silopi kaymakamý tokatlandýktan sonra, Çekiç Güç yazým yayýnlanabilmiþti. Bu arada Çekiç Güç, çoktan Türkiye’ye yerleþmiþ ve Kuzey Irak operasyonuna baþlamýþtý..
Orta Doðu Birleþik Devletleri mi?
Yani bugün meydana gelen olaylarýn 1991’deki modelinin týpatýp aynýsýný ben de yakýndan takip etmiþtim.. Onlarla birlikte deðerlendirdiðim zaman Güneþ, Milliyet ve Tercüman’ýn o günleri bütün ayrýntýlarý ile yansýttýðýný görüyorum. Fakat o zamanlar Büyük Orta Doðu projesini, Türkiye’de projenin görevlileri dýþýnda kimse bilmiyordu. Mesela, 1996 yýlýnda, Hürriyet’te yayýnlanan, Talabani’nin “Hayalim Ýstanbul baþkentli OBD” açýklamasýna ve ABD Baþkaný George Bush’un danýþmaný, tarihçi Bernard Lewis’in Ýstanbul Yapý Kredi Plaza’da verdiði “Ortadoðu kimliði üzerine” konulu konferansta gösterdiði Orta Doðu haritasýna dayanarak “Orta Doðu Birleþik Devletleri” oluþturmak için Amerika tarafýndan bir proje geliþtirildiðini, Akþam gazetesinin manþetinden haber verdiðim zaman, Taha Akyol ve Nazlý Ilýcak, yüzüme karþý komplo teorisi ürettiðimi söylemiþlerdi. 2004 yýlýnda ABD Baþkaný George W. Bush projenin eþ baþkanlýðýný Tayyip Erdoðan’a tevdi ettiði, o da kabul ettiði zaman ise iki yazar da köþelerinde bu adýmý alkýþlarla karþýlamýþlardý..
Fakat daha da garibi, Güneþ gazetesinin 1991’deki haberlerinde sadece Büyük Orta Doðu Projesi deðil, 1 Mart tezkeresi ile ABD ordusunun Türkiye’ye yerleþme planlarý, bugün Arap Baharý denilen olaylarýn nasýl geliþeceði de harfiyen anlatýlýyordu.. Hatta daha sonrasý da..
Yani Stockholm’den Oslo’ya, Camp David’den Buckingham Sarayý’na uzanan süreçlerde, sadece yaþlanan veya bu dünyadan ayrýlan aktör veya aktrislerin yerine yenileri gelmiþti.
Mesela Korkut Özal ve Cengiz Çandar o zamanki süreçte de vardý, hala varlar.. Veya o yýllarda Amerikan projelerine alkýþ tutan Taha Akyol, bugün oðluyla birlikte Atatürk’ü Türk halkýnýn gönlünden silmekle meþgul..
30 milyar dolar nereden geldi?
Projeler ise Türk halký üzerinde sürdürülen psikolojik harekatla eþ zamanlý olarak, 1991 yýlýnda Ankara’daki gizli görüþmelerde Türk tarafýna dikte ettirilen kararlardan kopyalanarak aynen uygulanýyor. Peki Türk tarafý 1991’de neyi kabul etmiþti? Genelkurmay da iþin içinde miydi? Karþý çýkanlar var mýydý? Türk ordusunun küçültülmesi, profesyonelleþtirilmesi ve direnenlerin tasfiyesine nasýl karar verilmiþti? Irak’ta Kürt devletinin temelleri atýlýrken, Büyük Kürdistan öngörülmüþ müydü? Projenin finansmaný 1991’den itibaren nasýl saðlandý? Türkiye son dünya ekonomik krizlerini neden hafif atlattý? Kaynaðý açýklanmayan 30 milyar dolar, Türkiye’ye neyin karþýlýðýnda gönderildi?
Projenin nihai hedefi nedir?
Þimdi dilerseniz bu süreçleri ayrýntýlarý ile inceleyelim.. Büyük resmi hep birlikte görelim..
Tabii Ertuðrul Özkök’ün son yazýsýnda belirttiði gibi önce küçük resimleri görelim sonra bunlarý birleþtirelim ve büyük resmi ortaya çýkaralým...


Teþekkur:
Beðeni:


Alýntý

Yer imleri