Lösev
Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
2 sonuçtan 1 ile 2 arasý

Konu: Sýkýntýlarý Gideren, Hayýr Kapýlarýný Açan, Allah’ýn El-Fettâh Güzel Ýsmi

  1. #1

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart Sýkýntýlarý Gideren, Hayýr Kapýlarýný Açan, Allah’ýn El-Fettâh Güzel Ýsmi

    Sýkýntýlarý Gideren, Hayýr Kapýlarýný Açan, Allah’ýn El-Fettâh Güzel Ýsmi

    El-Fettâh (kapalý þeyleri açan; sýkýntýlarý ortadan kaldýran ve sorunlarý çözen; hakla batýlýn arasýný açan) güzel ismin kökü olan feth, “açmak” anlamýna gelir. Bu maddi ve manevi olabilir. Ýnsanýn yaþamýnda sýnýfýný geçmesi, bir sýnavý kazanmasý; kalfanýn usta olmasý, bir iþ yeri açmasý, ev satýn almasý; kiþinin niþanlanmasý, evlenmesi… birer maddi fetih olduðu gibi tövbe etmesi, namaza baþlamasý, namazdan zevk almasý, namazla ilgili bazý sýrlarý yaþamasý da birer manevi fetih olarak zikredilebilir. Bu açýdan her ne kadar bu fetihler kulun çalýþmasý ve gayreti ile elde ediliyorsa da bunlarýn her biri Allah’ýn (c.c.) izniyle ve El-Fettâh güzel isminin tecelli etmesiyle meydana gelmektedir. Bunun için bir insan, týpký rýzýk hususunda nasýl çalýþma ve gayret ile fiili duada bulunuyorsa ve bunun sonucu olarak er-Rezzâk (rýzýk veren) olan Allah’ýn (c.c.) nimetlerine eriyorsa hayatýndaki sýkýntýlarý ortadan kaldýrmak, sorunlarý çözmek, bazý nimetlere ermek için gösterdiði ve birer fiili dua hükmünde olan çalýþma ve gayretlerle de Allah’ýn (c.c.) el-Fettâh güzel isminin tecellisine vesile olabilir.

    Allah’ýn El-Fettâh güzel isminin tecellilerini hayatýmýzda görüp ona þükretmek gerekir. Bütün sýkýntýlarýn çözümünde bu güzel isim tecelli eder. Hayýr kapýlarý bu güzel ismin tecellisi ile açýlýr. Müslüman birisi etrafýndaki nesneleri ve kiþileri nasýl duyu organlarý ile algýlýyorsa manevi organlarý ile Allah’ýn bu güzel isminin hayatýndaki tecellilerinde de dikkat kesilmelidir. Böyle durumlarda Allah’a þükretmelidir. Ayrýca bu tür tecellileri zaman zaman hatýrlayarak duygusallaþmalý, Allah’ý övmeli ve yüceltmelidir. ‘Ama, Rabbinin nimetlerini söyle (say, anlat, hatýrla…)! (Duha suresi, 11)’

    Ýnsanýn hayatý baþtan sona El-Fettâh güzel isminin tecellileri ile doludur. Zira her birimiz annemizden doðduðumuz zaman çaresiz, zayýf, bilgisiz birisi idik. Okullar okuduk, iþ hayatýna atýldýk. Pek çok þeyler öðrendik. Pek çok þeylere sahip olduk. Bu sýrada pek çok sýkýntý ile karþýlaþtýk. Bunlarýn bazýsýný veya çoðunu aþtýk. Pek çok hayýr kapýsý bize açýldý. Tüm bunlarda yüce Allah’ýn El-Fettâh güzel ismi üzerimizde tecelli etti. ‘O istediðiniz þeylerin hepsinden size verdi. Eðer Allah’ýn nimetlerini saymak isteseniz sayamazsýnýz. Gerçekten insan çok zalimdir, çok nankördür (Ýbrahim suresi, 34).’

    Ýnsan þöyle bir düþününce, Allah’ýn El-Fettâh güzel isminin her gün defalarca kez üzerinde tecelli ettiðini görecektir. Evdeki musluk bozulur, yapýlmasa evi su basacaktýr. Tamirci gelir, bu sýkýntýyý giderir. Para sýkýntýsý çektiðimiz an bir yerden gelen para ile rahatlarýz vb. Böyle durumlar dýþýnda iþ hayatýmýzda büyük bir rahatlamaya girebiliriz. Allah hiç beklemediðimiz kapýlarý açarak iþ hayatýmýzda El-Fettah güzel ismini tecelli ettirebilir. Bütün bu durumlar þükrü icap ettirir.

    El-Fettah güzel ismi tasavvuf ve tarikat yoluna giren kiþilerde daha bir anlamlý tecelli eder. Çünkü zikir ve rabýta ile yaþanacak binlerce hal vardýr. Nakþibendiyye tarikatýnda zikre 5.000 Lafza-i Celalle (Allah) baþlanýr. Bu zikir önce kalbe vurulur. Kalp normal þartlarda iki ay içerisinde harekete geçer. Nasýl hamile bir bayanýn karnýndaki çocuk belli bir zaman sonra harekete geçerse bu zikir de önce karýn kýsmýný yýlan gibi oynatmaya baþlar. Bu, zikrin kalbe tesir ettiðinin göstergesidir. Bir anlamda manevi bir fetihtir. Sonra baþka haller tek tek fethedilir. Letaif noktalarýnýn yanmasý, aðrýmasý, açýlmasý gibi. Öyle ki burada bunlarý tek tek anlatmanýn imkâný yoktur. Kýsacasý Allah’ýn El-Fettâh güzel ismi sofide yeni bir halle birkaç ay içerisinde baþka bir þekilde tecelli eder. Bunun sonu yoktur. Ýlahi tecelliler her kiþide farklý tecelli ettiði gibi kiþinin hayatý boyunca da bu farklýlýk devam eder.

    Tabii feth deyince aklýmýza hemen büyük bir ibadet olan cihat gelir.

    Tarihte Ýslam devletlerinin bir fetih üslubu ve yönetim anlayýþý vardý. Allah (c.c.) onlara el-Fettâh güzel ismiyle yeni topraklarý fethetmeyi nasip eylediðinde sivil halka iliþmiyorlardý. Amaçlarý o topraklarda kurulan Ýslam devletiyle insanlarýn Allah’ýn (c.c.) diniyle tanýþmalarýný saðlamaktý. Adaleti, insanlýðý görüp yaþamalarýný gerçekleþtirmekti.

    “Dinde zorlama yoktur (Bakara suresi, ayet 256).” ayeti gereði tarihteki Ýslam devletlerinde farklý dinlerin mensuplarýna saygý ve hoþgörü gösterilmiþtir. Müslümanlar, Gayri Müslimlerle gerek bireysel gerek toplumsal iliþkilerinde kendi dinlerinin hak olduðunu bunlara kanýtlamak zorunda hissetmiþlerdir. Gayri Müslimlerin büyük çoðunluðunun gönüllerini Allah’ýn (c.c.) el-Fettâh güzel isminin tecelli etmesiyle kazanmýþlardýr. Onlarý inançlarýnda özgür býraktýklarý halde büyük kýsmýnýn gönül rýzalarý ile Müslüman olmalarýna vesile olmuþlardýr.

    Bugün fetih genellikle manevi alanda gerçekleþmektedir. Kalpler Ýslam dinine kazandýrýlmaya çalýþýlmaktadýr. Bunda da týpký atalarýmýzýn fethettikleri topraklar üzerinde Gayri Müslimlere gösterdikleri hoþgörüyü, saygýyý insan iliþkilerinde temel almak zorundayýz. Çünkü Ýslam dini baþka dinlerdeki ve ideolojilerdeki zorbalýðýn ve baskýnýn yerine bu yüce kuralý ile gönülleri fethetmektedir.

    Kuran-ý Kerim’deki Fetih suresi de Allah’ýn El-Fettâh güzel ismi gibi bir fazilete sahiptir. Fetih suresi okunduðunda hayatýmýzdaki sýkýntýlarý ortadan kaldýrmak, sorunlarý çözmek, bazý nimetlere ermek gibi nimetlere vesile olur. Onun içindir ki peygamberimiz (s.a.s), Fetih suresi nazil olduðunda þöyle demiþlerdir: ‘Bana bu gece öyle bir sure nazil oldu ki o sure benim için hem dünyadan hem de dünyadaki bulunan her þeyden daha hayýrlýdýr.’ Peygamberimizin (s.a.s) bu surenin faziletlerini, nimetlerini dünya ve dünya içerisindeki nimetlerle kýyaslamasý manidardýr. Bunun altýnda yatan bir hikmet bulunmaktadýr. Zira bu sure öncelikle hediyelerini dünyalýk nimetlerde göstermektedir. Sýkýntýlarýn ortadan kalkmasý, hayýrlý iþlere kapý açýlmasý dünyaya ait büyük nimetlerdir. Aslýnda bu sure dünyanýn bütün nimetlerini kapsamaktadýr. Ýþte bu sure-i þerife Allah’ýn izni ile bütün dünya nimetlerine vesile olmaktadýr. Ýnsan kendisine haftalýk sure-i þerife virdi edindiðinde en az haftada bir gün de olsa bu sure-i þerifenin okunmasýna da yer verebilir.

    Ýnsan kendi küçük aklý ile kendisine neyin lazým olduðunu bilemez. Hayýrlý gördüðü bir þey hakkýnda þer olabilir. Yine þer olarak gördüðü bir þey de hakkýnda büyük hayýrlar barýndýrabilir (bk. Bakara suresi, 216). Bunlarý bizim önceden bilmemiz imkânsýzdýr. Onun için dualarda istek genel olarak belirtilmeli yani hakkýmýzda hayýrlý ne ise onun gerçekleþmesi istenmelidir. Bu ayný zamanda edebe de uygundur.

    Allahýn güzel isimleri ile tevessül yapýlabilir. Hususiyle El-Fettâh güzel ismi ile de tevessül yapýlabilir.
    Allah’ýn (c.c.) güzel isimleri ile dua etmek, yani uygun düþen güzel isimlerle Allah’a (c.c.) tevessül etmek, duanýn kabul olmasýnda çok etkilidir. Tevessül etmek duada bu isimleri vesile kýlmaktýr.
    Allah’a (c.c.) güzel isimlerle tevessül etmek, Allah’a (c.c.) hamd u senâ edip peygamberine ve âl u ashâbýna salât ve selâm getirdikten sonra dua konumuza uygun olan güzel isim yada güzel isimleri seçmekle ve duamýzda zikrederek bunun yada bunlarýn hakký, fazileti, bereketi üzerine Allah’tan (c.c.) istemekle olur. Örneðin El-Fettâh güzel ismi ile þöyle tevessül yapýlabilir: ‘Allah’a sonsuz hamd u senalar olsun. Peygamberimize çokça salât ve selam olsun. Ey yüce Allah’ým, Senin El-Fettâh güzel isminin hürmetine þu sýkýntýlarýmýzý kaldýr, þu hayýrlarý nasip eyle. Âmin.’

    Zikir ise sadece Allah rýzasý için yapýlmalýdýr. Bu Allah’ýn (c.c.) güzel isimleri için de böyle olmalýdýr. Zira zikir aþk gibi bir yüce duyguyla çekilir. Ýsimleri arka arkaya söylemenin baþka bir mantýðý yoktur. Allah’ýn güzel isimleri Allah’ý övmek ve yüceltmek gibi bir ulvi gaye ile çekilmelidir. Dünyevi bir maksatla zikrettiðimizde bu her þeyden önce edebe aykýrýdýr. Allah’ýn rýzasý niyeti ile zikir çekildiði zaman yüce Allah o kiþiye ilgili Esma-i Hüsnanýn dünyaya bakan faziletlerini, nimetlerini de armaðan olarak verir. ‘Allah (c.c.) sonsuz lütuf ve ihsan sahibidir (Hadid suresi, 29).’ Allah (c.c.), kapýsýna geleni boþ göndermez. Zira zikirle insan Allah’ýn kapýsýný çalar.

    Her Esma-i Hüsnanýn dünyaya bakan faziletleri, hediyeleri vardýr. Yani bir kiþi herhangi bir Esma-i Hüsna zikrini çekerse havas bilgileri olarak kitaplarda geçen nimetlere Allah’ýn izni ile eriþebilir. Ama burada yanlýþ olarak gördüðümüz husus, kiþilerin zikri çekerken Allah rýzasý dýþýnda bir gayelerinin olmalarýdýr. Dünyevi maksatlarla zikir çekmeleridir. Zikir sadece Allah rýzasý için çekilmelidir. Bundan baþka Allah’ýn güzel isimlerini zikir ile amaçlanan þey, Allah’ý övmek, yüceltmektir. Gerçi bu da Allah’ýn rýzasýna muvafýk olan bir þeydir.

    Kalp saniyede halden hale girer. Deðiþkendir. Onu bir noktada tutmak zordur. Hele zikir sýrasýnda bu daha çok olur. Nefis ve þeytan vesveseleri ile kalbi bulandýrýrlar, zikri dünyevi bir amaç haline dönüþtürebilirler. O yüzden Nakþibendiler, Lafza- Celal zikrini her tespih devrediþinde (100 adetten sonra) ‘Ýlahi ente maksudi ve rýzake matlubi (Allahým Sen maksadýmsýn, isteðim de Senin rýzandýr.)’ demektedirler. Böylece sapmýþ, sapacak, dönek, renkten renge giren, girecek olan kalbe rotasýný gösterirler. Kalp bu rotadan saptý mý zikir yarar deðil insana zarar vermeye baþlar. Bu durum Esma-i Hüsna zikrinde daha çok kendisini gösterir. Yani kalp Esma-i Hüsna zikrinde rotasýný þaþýrmaya daha müsaittir. Esma-i Hüsna zikrini çekerken kalp O’nun rýzasý dýþýnda baþka yerlere takýlabilir. Onu uyarmak ve doðru yola sevk etmek gerekir. Onun için Esma-i Hüsna zikri çekerken ‘Ýlahi ente maksudi ve rýzake matlubi (Allahým Sen maksadýmsýn, isteðim de Senin rýzandýr.)’ sözünü en azýndan baþta ve sonda birer kere de olsa söylemek ve bu konuda kalbi uyarmak gerekir. Daha çok söylemek daha büyük yararlar saðlar.

    Dualarýmýzda dünyevi þeyleri isteyebiliriz. Ama duada ahreti de unutmamak gerekir. Aslýnda dinin ruhu ahret olduðu için öncelikle ahrete talip olmamýz gerekir. “Kim ahiret mahsulü isterse onun ürünlerini fazla fazla artýrýrýz. Kim de sýrf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama ahirette onun hiç nasibi olmaz. (Þûrâ suresi, ayet 20).”

    Allah (c.c.), El-Fettâh (kapalý þeyleri açan; sýkýntýlarý ortadan kaldýran ve sorunlarý çözen; hakla batýlýn arasýný açan) güzel isminin hürmetine bizlerin bütün sýkýntýlarýmýzý gidersin, bizlere bütün hayýr kapýlarýný da açsýn. Âmin.
    Muhsin Ýyi

  2. #2

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Amin inþallah

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •