GEZÝYORUM
Ýstanbul'un arka bahçesi Çatalca...
Gezimizi Ýstanbul'un yaný baþýnda yer alan Çatalca ve çevresine yapýyoruz. Turumuz boyunca yemyeþil bir cennette yolculuk yaparken göz alabildiðince uzanan kumsallar, özenli villalar, maðaralar, sayýsýz piknik alanlarý içinden geçecek, Yalýköy ve Çilingoz da doðanýn tadýna bakýp sonrada, birbirinden leziz, körpe ürünler için çarþý pazar alýþ veriþ yapacaðýz.Çatalca, Ýstanbul'un önemli nefes borularýndan biri. Kent koþuþturmasý, stres birikimi, betona yenik düþen dev anakent'in iç içe girmiþ konutlarýndan bunalanlarýn kaçýþ noktasý, piknik bahçesi, doða ve huzur sýðýnaðý. Hafta sonunu iple çeken ailelerin, gençlerin mangal ve bahçe meraklýlarýn vazgeçilmez yörelerinden biri olan Çatalca ve çevresi yakýn bir gelecekte Güneyin pabucunu dama atacaða benziyor.
Doðanýn hayli bonkör davrandýðý Karadeniz'in Batý sahilleri ziyaretçilere pastoral bir ziyafet çekiyor. Ýsteyen deniz kenarýna koþuyor, isteyen dere kenarýna veya orman içine yerleþiyor. Hafta sonu otellere yerleþenler, araçlarýndan indiði anda kendilerini farklý bir atmosfere teslim ederken, kampçýlar çadýrlarýný kuruluyor, kimi günübirlik, kimi tatil boyunca dinlenmenin farkýna varýyor.
![]()
Bütün bu anlatýlanlarý yaþamak için yola Ýstanbul'dan çýkýyorsanýz normal yoldan veya otoyoldan 30 - 40 dakikalýk rahat bir yolculukla Çatalca yol ayýrýmýna geliyor, geride býraktýðýnýz. Büyükçekmece gölü üzerinden dönerek Ýlçe merkezine giriyorsunuz. Yol üzerinde saðlý sollu dükkan ve tezgahlarda ilk dikkatinizi çeken piknik malzemeleri satan mangalcýlarýn çokluðu oluyor. Ýlk kez geliyorsanýz bu görüntü size dev bir piknik sahasýna girmek üzere olduðunuz izlenimi uyandýrýyor. Ýstanbul'a çok yakýnsýnýz fakat farklý atmosfer, sanki çok uzaklarda bir baþka yörede olduðunuz hissine kapýlýyorsunuz. Alipaþa, Mescit Camileri, Ferhatpaþa, Alipaþa, HacýMahmut Çeþmeleri, Çatalca Hamamý, Bizans Surlarý gibi geçmiþi çok eskilere dayanan tarihi deðerleri geride býrakýp, ilçede jandarmanýn görev yaptýðý tarihi ve estetik mimariye sahip saatli kulesiyle bir baþka binasý, tek tük kalmýþ ahþap evler arasýndan Çatalca'nýn piknik sahalarýna tabelalar istikametinde doðru yönleniyorsunuz.
Çatalca'ya 9 km uzaklýkta piknik sahalarý,
Ýnceðiz Maðaralarý ile ünlü Subaþý Köyü
Çatalca çýkýþýndan itibaren maðaralarý ile ünlü yýl boyu hizmet verenÝnceðiz Maðaralarý piknik alaný yoldan 8. km de, yoldan 2 km içeri girenleri karþýlýyor. Ücretli giriþli piknik alaný baþýnda yer alan maðaralar rahat bir týrmanýþla gezilebiliyor. Piknik sonrasý hazým yürüyüþüne çýkanlar veya çekim için farklý mekan arayan fotoðraf severlerin deðiþik mekanýn heyecanýný yaþýyorlar. Dev bir kaya kütlesi içinde geniþ aðýzlý göz göz yan yana bulunan maðaralarýn cepheleri öðleden sonra ýþýðý alýyor. Piknik sahasýnda restoran, büfe, aðaç masalar, dere kenarýnda konuklarý aðýrlýyor. Istrancalar ve Karadeniz kökenli taze ve süzülmüþhava zindelik kazandýrýrken, enerji depolamanýza yardýmcý oluyor. Subaþý Köyün Kestanelik yolu üzerinde bulunan Kleopatra Hotel ise hafta sonu konaklamalý fasýl dinlemeye gelen tatil severin ilk tercihleri olarak anýlýrken, hafta içi tatil kaçamaklarýný deðerlendirenlerin huzurlu mekanlardan sayýlýyor. Misafirperver yöneticiler, zengin mutfak, geniþ
bahçe, yüzme ve süs havuzlarý, tenis kortlarý, sauna, konferans salonu iþ adamlarýnýn, seminer ve toplantýlarýna olanak tanýyor.
Akalan Köyü piknik alaný yol üzerinde geçtiðiniz bir baþka seçenek olurken bölge suyunun kalitesi ve bu suyla yapýlan ekmeðin farklý olduðunu anýmsatan odun fýrýný ekmeði tabelalarý dikkat çekiyor. Gezi boyunca dikkat çeken bir baþka nokta ise özene bezene yapýlmýþ çiftlik evleri, abartýlý zevkli inþa edilmiþ olan havuzlu villalar, malikaneler oluyor.
Yörenin kibar ve misafirperver yerlileri adres ve bilgi sormalarda konuklara yardýmcý oluyorlar. Ayný kibarlýðý yol üzerinde çok sýk kurulu bahçe ürünleri satanlarda da görebiliyorsunuz. Özellikle fasulye çeþitleri, þalvar biberler, tarla domatesleri, kavunlar, patlýcan, kabak ve diðerleri sabah dalýndan henüz koparýlmýþ tazelikte, ekonomik fiyatlý oluyor, seçmenize de karýþmýyorlar. Piknik amaçlý gelenler gidiþte, dönüþ yapanlar ev ihtiyaçlarýný alýp araç bagajlarýný dolduruyorlar. Tezgahýn birini pas geçseniz diðerinden mutlaka ya süt mýsýrlardan, ya kokulu topatan kavunlardan mutlak alýyorsunuz.
Yalýköy
Kestanelik'den geçip Hisarbeyli Köprüsünü aþýnca nilüfer çiçekleriyle kaplý bir nazlý dere gözünüzü okþuyor, mekanýn kýyýsýný kayýklar süslerken peyzaj içinde balýk tutanlarla bir de alabalýk kýr lokantasýbulunuyor. Yýllardýr ihmal edilmiþ olan tozu çok, asfaltý dökülmemiþ düzgün ve çukursuz yol daha sonra asfalta birleþerek sizi Yalýköy yoluna baðlýyor.
Artýk denize doðru yöneliyor yerleþim bölgesi içinden geçerek düz asfaltyolu býrakmadan Yalýköy yol alýyorsunuz. Ýkiye ayrýlan bölümde sað tarafa sapan yol "Ormanlý Plajý"na geçit veriyor. Karacaköy geçiliyor, bu defa yine saða ayrýlan sapak "Evcik Plajý"na yine Karadeniz sahilinde denize girme imkaný veren bir baþka sahile devam ediyor. Yalýköy'e düz devam edenler iki tarafý aðaçlý yer yer virajlý bir güzergahla sahil ile buluþuyor. Düzgün parke taþ kaplý yollu köyün her iki yanýna dizili yazlýk evler arasýndan ücretsiz giriþli sahil bandýna kavuþuyorsunuz. Ufuk hattýnda gökyüzü ile denizin haricinde renk ve cisim olarak hiç bir þeyin olmamasý bakýþýnýzý sonsuzlaþtýrýyor, gözünüzü dinlendiriyor. Alabildiðince uzanan sahilin sol böl
ümü tenhalaþarak uzanýrken sað taraf Poyraz, Koru, Fafatara gibi kýr gazino ve lüfer, palamut, kalkan balýðý yapan mütevazi lokantalarýn, çardaklarýn bir arada olmasý nedeniyle daha fazla raðbet görüyor. Yalýsu isimli kaynak suyu çok beðeniliyor. Bölgede bir motel ve Hanoðlu otel bulunuyor. Geniþ kumsal piknik amaçlý gelenlerle, denize girenlerin güneþlenenlerin mekaný olarak herkesi aðýrlýyor. Kumsala paralel uzanan yolun kenarýna araçlarýný park edenler hem kabin olarak kullandýklarý araçlarýndan uzaklaþmamýþ oluyorlar, hem de otopark ve deniz için bir kuruþ ödemeden aracý deniz kenarýna çekip bedava denizin, güneþin, rüzgarýn tadýný doyasýya yaþýyorlar. Dalgalarýn sahile vuruþunda havaya daðýlan iyot'un parçalanýþýný teneffüs edip, ciðerleri bu havayla doldurarak manzarayý seyrediyorlar. Jakuzi tesirli dalgalarýn bedenlere çarpmasý ile dinleniyorlar. Dalgalarýn arka arkaya geldiði denize girince buna yüzmek
mi denir, yoksa denizde dalgalardan dayak yemek mi, buna siz karar verin ama güzel olan tarafý aðar basýyor. Böyle dalgalý havalarda kimse uzaða açýlmýyor, mantýk da buna müsaade etmiyor. 50 m yer yer 100 metre enindeki kýyý bandý boyunca, vücuda yapýþmayan iri taneli kum üzerinde dalgalarla oynayanlar, ayak saðlýðý için masaj görevi görüp, stres boþalmasýný saðlayan yürüyüþlerle þifa buluyorlar.
(Karaburun, Ýðneada arasýnda 20 yýl boyunca inþaat için sahilden alýnan kumlarýn azalmasý, denizin birden bire derinleþmesine neden oluyor ve bu sahipsizliðe üzülüyorsunuz. Bulgaristan ve Romanya sahillerini görenler ayný iklime, ayný sahile sahip kýyýlarýn gerisinde farklý kafalarca yapýlan turistik tesisleri, verilen hizmeti düþününce daha da üzülüyorlar. Yaz mevsimi kýsa diye yatýrým yapmaktan kaçýnanlarýn baþka güzellikleri de fark etmelerini diliyorlar).
Çilingoz
Yalýköy merkezinde ki otobüs duraðý yanýndan saða ayrýlýyor, bir baþka doða sýðýnaðýna gidiyoruz. Burasý Kýyýköy' doðru 13 km kullanýlabilir tozlu toprak yol ile ulaþýlan, farklý, çarpýcý, hafýzada iz býrakan coðrafyasý ile denizin, gölün, ormanýn, kýyý kayalarýn buluþma noktasý!
Yüksekçe bir tepeden inerken sol tarafýn kamp bölgesi, sað tarafýn denize girmeye elveriþli olduðu bölümler olarak harita gibi karþýnýza çýkýyor. Çilingoz'un bünyesinde barýndýrdýðý gizemli, ilginç güzellikleri ise yürüyerek keþfediyorsunuz. Çilingoz koyunun iki baþýnda þekillenen burunda adeta sanat eseri sayýlabilecek güzellikte kayalýklara rastlanýyor. Yalýköy tarafýna bakan yüksek kayalarda sayýsýz deniz maðaralarý sýralanýyor. Sol burun arkasýnda kalýp, kýyýdan yürüyerek (Bir bölümü su içinden geçerek) ulaþýlan "Akvaryum" mevkii ise denizin rüzgârla elele verip nakýþ gibi iþlediði bir güzelliðe sahip. Kumsaldan
yürümeye baþlayanlarýn bir kýsmý Çilingoz Deresinin kýyýya yakýn geniþlediði bölümde sazan, kefal gibi göl balýklarý tutuyor. Bir kýsmý Akvaryum'da kayalarýn merdiven basamaklarýna dönüþtüðü yüksekliklerden kendilerini denize býrakýyorlar. Bu bölüm sabah ýþýðý alýyor ve fotoðraf olarak etkileyici mekanlardan sayýlýyor zemin ve denizin girintilerle kayalara giriþi Akvaryum'a gizem katýyor.
Karadeniz'in tuz oraný düþük suyu, cildi, gözü yakmazken duþ ihtiyacý belirginleþmiyor. Denizden çýkýp giyinip gidebiliyorsunuz. Deniz suyunda bulunan 100 den fazla mineral cilt üzerinde kalarak duþ yapýlmadýðý için daha etkili olduðu belirtiliyor.
Sýrtýný Istranca Ormanlarýna dayamýþ olan yörenin Milli Parklar O.Ý.D.Y sahasýna giriþ için ücret ödeniyor. Arzu edenler beraberlerinde getirdikleri çadýrlarý aile, gençlerin bulunduðu bölüm veya günübirlikçiler için ayrýlmýþ sahalara kuruyorlar, sadece yer kirasý ödüyorlar. Çadýrsýz gelenler, içinde yatak, nevresim olan çadýr kiralayabiliyorlar. Kampalanýnda ýzgara et çeþitleri, köfte, piliç ýzgara yapan restoran, büfe, çardak cafeler, kaynak sularý, çay bahçesi, kampçýlarýn ihtiyaçlarýný karþýlayacak duþlar, kabinler, WC gibi üniteler bulunuyor. Jandarma güvenliði saðlýyor. Kamp iþletmesinin cankurtaran botu sürekli denizde dolaþarak tedbir alýyor. Bölgede kampçýlar için Haziran ayý ile baþlayan mevsim Eylül ortasýna dek sürüyor. Günübirlik gelenler akþam trafiðine kalmamak için saat 17.00 -18.00 arasýnda dönüþe baþlýyorlar, saat 20.00 ise ayrýlýþ için daha uygun saat olduðu belirtiliyor. Yörenin müdavimleri ise 13 km lik yolun toz, topraktan kurtarýlmasý için mýcýr dökülüp silindirle ezilmesini istiyorlar.
Tarihçesi
Bizans Ýmparatorluðu zamanýnda Matrai ismiyle bilinen Çatalca, Osmanlý Ýmparatorluðu hakimiyetine girinceye kadar bir çok savaþa sahne olmuþ ve istilaya uðramýþ. Türk Hun Ýmparatorluðu Atilla 447 tarihinde büyük ordusu ileÇatalca'dan geçip Büyükçekmece'ye kadar gelmiþ ve Bizans'ý vergiye baðlayarak geri dönmüþ. Bundan sonra Avar Türkleri 616 tarihinde, Bulgar Türkleri ise Kurum Han kumandasýnda 813 tarihinde Çatalca üzerinden Ýstanbul'a kadar gelmiþtir. 1090'da
Peçenekler Büyükçekmece'ye ulaþmýþlar. Ýstanbul'u bu istilalardan baskýnlardan korumak maksadýyla Bizans Ýmparatoru Anastasius tarafýndan 507-511 yýllarý arasýnda Karadeniz'in Evcik iskelesinde Silivri'nin batýsýndaki Karýnca Burnu'na kadar uzanan bir sur inþa ettirmiþ. Çeþitli tarihlerde tamir edilen sur harap olmuþ, buna raðmen kalýntýlarý günümüze kadar ulaþmýþ. Bizanslýlar zamanýnda Matrai þehri geniþ ormanlarýyla bir av merkezi sayýlmýþ. Çatalca Osmanlý devrinde I. Murat zamanýnda Bizanslýlardan alýnmýþ. 1865 tarihine kadar Havassý Hümayuna baðlý kadýlýklardan biri olarak devam etmiþ. 1865'te vilayet-i umumiye nizamnamesi Ýstanbul dolaylarýnda uygulanýnca Çatalca Kazai Erbaa arasýnda meclis-i idareci Livay-i zaptiyeye baðlanmýþ. Ýstanbul valisi durumunda olan zaptiye müþiri bölgenin en büyük yönetim amiri olmuþ. 1876'da yönetim þekli deðiþerek Çatalca merkez Silivri ve Büyükçekmece kazalarý ve merkeze baðlý Terkos bucaðý ile 82 köyü içine alan bir sancak haline getirilmiþ. Sancaklarýn mali ve
mülki yönetimi Ýzmir ve Biga sancaklarý ile Ýstanbul Þehremini'ne verilmiþ. Bu yönetim bir yýl sonra 1877'de Çatalca baðýmsýz sancak olmuþ. Kurtuluþ Savaþý'nda Doðu Trakya'nýn Türk Jandarma kuvvetleri tarafýndan teslim alýnmasý üzerine geçici olarak kurulan Çatalca vilayetinin merkezi olmuþ.


Teþekkur:
Beðeni: 


Çatalca, Ýstanbul'un önemli nefes borularýndan biri. Kent koþuþturmasý, stres birikimi, betona yenik düþen dev anakent'in iç içe girmiþ konutlarýndan bunalanlarýn kaçýþ noktasý, piknik bahçesi, doða ve huzur sýðýnaðý. Hafta sonunu iple çeken ailelerin, gençlerin mangal ve bahçe meraklýlarýn vazgeçilmez yörelerinden biri olan Çatalca ve çevresi yakýn bir gelecekte Güneyin pabucunu dama atacaða benziyor.
Doðanýn hayli bonkör davrandýðý Karadeniz'in Batý sahilleri ziyaretçilere pastoral bir ziyafet çekiyor. Ýsteyen deniz kenarýna koþuyor, isteyen dere kenarýna veya orman içine yerleþiyor. Hafta sonu otellere yerleþenler, araçlarýndan indiði anda kendilerini farklý bir atmosfere teslim ederken, kampçýlar çadýrlarýný kuruluyor, kimi günübirlik, kimi tatil boyunca dinlenmenin farkýna varýyor.
Mahmut Çeþmeleri, Çatalca Hamamý, Bizans Surlarý gibi geçmiþi çok eskilere dayanan tarihi deðerleri geride býrakýp, ilçede jandarmanýn görev yaptýðý tarihi ve estetik mimariye sahip saatli kulesiyle bir baþka binasý, tek tük kalmýþ ahþap evler arasýndan Çatalca'nýn piknik sahalarýna tabelalar istikametinde doðru yönleniyorsunuz.
Ýnceðiz Maðaralarý piknik alaný yoldan 8. km de, yoldan 2 km içeri girenleri karþýlýyor. Ücretli giriþli piknik alaný baþýnda yer alan maðaralar rahat bir týrmanýþla gezilebiliyor. Piknik sonrasý hazým yürüyüþüne çýkanlar veya çekim için farklý mekan arayan fotoðraf severlerin deðiþik mekanýn heyecanýný yaþýyorlar. Dev bir kaya kütlesi içinde geniþ aðýzlý göz göz yan yana bulunan maðaralarýn cepheleri öðleden sonra ýþýðý alýyor. Piknik sahasýnda restoran, büfe, aðaç masalar, dere kenarýnda konuklarý aðýrlýyor. Istrancalar ve Karadeniz kökenli taze ve süzülmüþhava zindelik kazandýrýrken, enerji depolamanýza yardýmcý oluyor. Subaþý Köyün Kestanelik yolu üzerinde bulunan Kleopatra Hotel ise hafta sonu konaklamalý fasýl dinlemeye gelen tatil severin ilk tercihleri olarak anýlýrken, hafta içi tatil kaçamaklarýný deðerlendirenlerin huzurlu mekanlardan sayýlýyor. Misafirperver yöneticiler, zengin mutfak, geniþ
bahçe, yüzme ve süs havuzlarý, tenis kortlarý, sauna, konferans salonu iþ adamlarýnýn, seminer ve toplantýlarýna olanak tanýyor.
yolu býrakmadan Yalýköy yol alýyorsunuz. Ýkiye ayrýlan bölümde sað tarafa sapan yol "Ormanlý Plajý"na geçit veriyor. Karacaköy geçiliyor, bu defa yine saða ayrýlan sapak "Evcik Plajý"na yine Karadeniz sahilinde denize girme imkaný veren bir baþka sahile devam ediyor. Yalýköy'e düz devam edenler iki tarafý aðaçlý yer yer virajlý bir güzergahla sahil ile buluþuyor. Düzgün parke taþ kaplý yollu köyün her iki yanýna dizili yazlýk evler arasýndan ücretsiz giriþli sahil bandýna kavuþuyorsunuz. Ufuk hattýnda gökyüzü ile denizin haricinde renk ve cisim olarak hiç bir þeyin olmamasý bakýþýnýzý sonsuzlaþtýrýyor, gözünüzü dinlendiriyor. Alabildiðince uzanan sahilin sol böl
ümü tenhalaþarak uzanýrken sað taraf Poyraz, Koru, Fafatara gibi kýr gazino ve lüfer, palamut, kalkan balýðý yapan mütevazi lokantalarýn, çardaklarýn bir arada olmasý nedeniyle daha fazla raðbet görüyor. Yalýsu isimli kaynak suyu çok beðeniliyor. Bölgede bir motel ve Hanoðlu otel bulunuyor. Geniþ kumsal piknik amaçlý gelenlerle, denize girenlerin güneþlenenlerin mekaný olarak herkesi aðýrlýyor. Kumsala paralel uzanan yolun kenarýna araçlarýný park edenler hem kabin olarak kullandýklarý araçlarýndan uzaklaþmamýþ oluyorlar, hem de otopark ve deniz için bir kuruþ ödemeden aracý deniz kenarýna çekip bedava denizin, güneþin, rüzgarýn tadýný doyasýya yaþýyorlar. Dalgalarýn sahile vuruþunda havaya daðýlan iyot'un parçalanýþýný teneffüs edip, ciðerleri bu havayla doldurarak manzarayý seyrediyorlar. Jakuzi tesirli dalgalarýn bedenlere çarpmasý ile dinleniyorlar. Dalgalarýn arka arkaya geldiði denize girince buna yüzmek
mi denir, yoksa denizde dalgalardan dayak yemek mi, buna siz karar verin ama güzel olan tarafý aðar basýyor. Böyle dalgalý havalarda kimse uzaða açýlmýyor, mantýk da buna müsaade etmiyor. 50 m yer yer 100 metre enindeki kýyý bandý boyunca, vücuda yapýþmayan iri taneli kum üzerinde dalgalarla oynayanlar, ayak saðlýðý için masaj görevi görüp, stres boþalmasýný saðlayan yürüyüþlerle þifa buluyorlar.
Yüksekçe bir tepeden inerken sol tarafýn kamp bölgesi, sað tarafýn denize girmeye elveriþli olduðu bölümler olarak harita gibi karþýnýza çýkýyor. Çilingoz'un bünyesinde barýndýrdýðý gizemli, ilginç güzellikleri ise yürüyerek keþfediyorsunuz. Çilingoz koyunun iki baþýnda þekillenen burunda adeta sanat eseri sayýlabilecek güzellikte kayalýklara rastlanýyor. Yalýköy tarafýna bakan yüksek kayalarda sayýsýz deniz maðaralarý sýralanýyor. Sol burun arkasýnda kalýp, kýyýdan yürüyerek (Bir bölümü su içinden geçerek) ulaþýlan "Akvaryum" mevkii ise denizin rüzgârla elele verip nakýþ gibi iþlediði bir güzelliðe sahip. Kumsaldan
yürümeye baþlayanlarýn bir kýsmý Çilingoz Deresinin kýyýya yakýn geniþlediði bölümde sazan, kefal gibi göl balýklarý tutuyor. Bir kýsmý Akvaryum'da kayalarýn merdiven basamaklarýna dönüþtüðü yüksekliklerden kendilerini denize býrakýyorlar. Bu bölüm sabah ýþýðý alýyor ve fotoðraf olarak etkileyici mekanlardan sayýlýyor zemin ve denizin girintilerle kayalara giriþi Akvaryum'a gizem katýyor.
alanýnda ýzgara et çeþitleri, köfte, piliç ýzgara yapan restoran, büfe, çardak cafeler, kaynak sularý, çay bahçesi, kampçýlarýn ihtiyaçlarýný karþýlayacak duþlar, kabinler, WC gibi üniteler bulunuyor. Jandarma güvenliði saðlýyor. Kamp iþletmesinin cankurtaran botu sürekli denizde dolaþarak tedbir alýyor. Bölgede kampçýlar için Haziran ayý ile baþlayan mevsim Eylül ortasýna dek sürüyor. Günübirlik gelenler akþam trafiðine kalmamak için saat 17.00 -18.00 arasýnda dönüþe baþlýyorlar, saat 20.00 ise ayrýlýþ için daha uygun saat olduðu belirtiliyor. Yörenin müdavimleri ise 13 km lik yolun toz, topraktan kurtarýlmasý için mýcýr dökülüp silindirle ezilmesini istiyorlar.
Bizans Ýmparatorluðu zamanýnda Matrai ismiyle bilinen Çatalca, Osmanlý Ýmparatorluðu hakimiyetine girinceye kadar bir çok savaþa sahne olmuþ ve istilaya uðramýþ. Türk Hun Ýmparatorluðu Atilla 447 tarihinde büyük ordusu ileÇatalca'dan geçip Büyükçekmece'ye kadar gelmiþ ve Bizans'ý vergiye baðlayarak geri dönmüþ. Bundan sonra Avar Türkleri 616 tarihinde, Bulgar Türkleri ise Kurum Han kumandasýnda 813 tarihinde Çatalca üzerinden Ýstanbul'a kadar gelmiþtir. 1090'da
Peçenekler Büyükçekmece'ye ulaþmýþlar. Ýstanbul'u bu istilalardan baskýnlardan korumak maksadýyla Bizans Ýmparatoru Anastasius tarafýndan 507-511 yýllarý arasýnda Karadeniz'in Evcik iskelesinde Silivri'nin batýsýndaki Karýnca Burnu'na kadar uzanan bir sur inþa ettirmiþ. Çeþitli tarihlerde tamir edilen sur harap olmuþ, buna raðmen kalýntýlarý günümüze kadar ulaþmýþ. Bizanslýlar zamanýnda Matrai þehri geniþ ormanlarýyla bir av merkezi sayýlmýþ. Çatalca Osmanlý devrinde I. Murat zamanýnda Bizanslýlardan alýnmýþ. 1865 tarihine kadar Havassý Hümayuna baðlý kadýlýklardan biri olarak devam etmiþ. 1865'te vilayet-i umumiye nizamnamesi Ýstanbul dolaylarýnda uygulanýnca Çatalca Kazai Erbaa arasýnda meclis-i idareci Livay-i zaptiyeye baðlanmýþ. Ýstanbul valisi durumunda olan zaptiye müþiri bölgenin en büyük yönetim amiri olmuþ. 1876'da yönetim þekli deðiþerek Çatalca merkez Silivri ve Büyükçekmece kazalarý ve merkeze baðlý Terkos bucaðý ile 82 köyü içine alan bir sancak haline getirilmiþ. Sancaklarýn mali ve
mülki yönetimi Ýzmir ve Biga sancaklarý ile Ýstanbul Þehremini'ne verilmiþ. Bu yönetim bir yýl sonra 1877'de Çatalca baðýmsýz sancak olmuþ. Kurtuluþ Savaþý'nda Doðu Trakya'nýn Türk Jandarma kuvvetleri tarafýndan teslim alýnmasý üzerine geçici olarak kurulan Çatalca vilayetinin merkezi olmuþ.
Alýntý

Yer imleri