Özel Hastanelerdeki Sezeryan Gerçeði


Riski daha az olmasýna raðmen özellikle özel hastaneler, anne adaylarýný normal doðum yerine daha pahalý olan sezeryana yönlendiriyor. Ýþte sezeryan gerçeði...


Riskinin daha az olmasýna raðmen özellikle özel hastaneler, anne adaylarýný normal doðum yerine daha pahalý olan sezeryana yönlendiriyor.


Türkiye'de 2006'da toplam doðum oraný 706 bin iken, bunun 288 binini, yani yüzde 40,8'ini sezaryenle doðum meydana getiriyordu. 2007'de ise toplam 766 bin doðum gerçekleþti. Bunun 251 bini yani yüzde yüzde 32,8'sini sezeryan doðum oluþturdu. Bu rakamlar sezaryanla doðum oranýnýn her geçen yýl daha da artýtýðýný ortaya koyuyor.


Bu artýþta ise özellikle özel hastanelerin anne adaylarýný daha pahalý olmasý nedeniyle daha çok para kazanacaklarý sezeryana yönlendirmeleri etkili oluyor. Sadece acil durumlarda uygulanmasý gereken sezeryanýn yerleþen kanýnýn aksine birçok olumsuzluklarý bulunuyor. Bu gerçekler ise anne adaylarýna doktorlarý tarafýndan anlatýlmýyor ve anneler direk sezeryanla doðuma yönlendiriliyor.

SEZERYANLA DOÐUMDA HIZLI ARTIÞ


Saðlýk Bakanlýðý Ana Çocuk Saðlýðý ve Aile Planlamasý (AÇSAP) Genel Müdürlüðü Kadýn Saðlýðý ve Aile Planlamasý Daire Baþkaný Dr. Rukiye Gül, geçen yýl hastanelere kayýtlý 1 milyon 126 bin canlý doðum yapýldýðýný, bu rakamýn yüzde 42,5'inin sezaryen, yüzde 57,5'inin normal doðum olduðunu bildirdi.


Sezaryenin ilk baþlarda anne adayýnýn hayatýný kurtarmak için ''umutsuz'' yapýlan bir ameliyat, sonralarýnda bebeðin yaþamýný kurtaracak ''düþük riskli bir operasyon olduðunu ifade eden Gül, þimdilerde ise týbbi zorunluluðun dýþýnda ''anne adayýnýn istediði ve hekimin hayatýný kolaylaþtýran bir tercih'' olduðunu kaydetti.

GEREKTÝÐÝNDE YAPILMALI


Normal doðumun doðal ve fizyolojik bir süreç, sezaryenin ise gerektiðinde kullanýlmasý gereken bir ameliyat olduðunu ifade eden Gül, normal doðumdan hemen sonra bebek ile doðrudan tensel ve duygusal iletiþim mümkünken, sezaryende bu iliþkinin ertelendiðini belirtti.


Gül, annenin normal doðumdan sonra daha kýsa sürede iyileþtiði için günlük yaþama geçiþinin çok hýzlý olduðunu, sezaryenden sonra bu sürecin daha fazla zaman aldýðýný; normal doðumda annenin kanama, enfeksiyon, organ ve doku hasarý, pýhtý oluþumu riskinin sezaryene göre daha düþük ve ekonomik açýdan daha uygun olduðunu bildirdi.


Sezaryenin 1960'larda doðum kanalýnýn dar ya da plesantanýn yerleþim yerinin uygun olmamasý gibi nedenlerle uygulandýðýný anlatan Rukiye Gül, þunlarý kaydetti:


''Annenin doðum sürecinde çektiði aðrýlý döneme iliþkin korku ve endiþe sezaryen isteðini artýrmaktadýr. Bu nedenle özellikle gebelik dönemi izlemlerinde kadýnýn bu endiþelerini gidermeye yönelik danýþmanlýk yapýlmalý, gerekirse profesyonel yardým alýnmalýdýr.

ANNELER EÐÝTÝLMELÝ


Aðrýsýz doðum olarak bilinen epidural anestezi ile yapýlan doðumlarý artýrmak amacýyla uygulamanýn yaygýnlaþtýrýlmasýna yönelik programlar düzenlenmelidir.''


Gül, her yýl sezaryen oranlarýnda artýþ görülmesinin tespit edilmesi üzerine Saðlýk Bakanlýðýnca geçen yýl ''Doðum ve Sezaryen Programý'' baþlattýklarýný söyledi.


''Her gebeye normal doðum þansý'' sloganýyla hareket ettiklerini belirten Gül, Saðlýk Bakanlýðý Eðitim Araþtýrma Hastaneleri ve çeþitli üniversitelerdeki öðretim üyeleriyle uzman dernek yöneticilerinin temsilcilerinin aralarýnda bulunduðu bir Bilimsel Kurul oluþturarak ''Doðum Eylemi Yönetim Rehberi'' hazýrladýklarýný ve 81 ilde uygulanmasý için genelge yayýmlandýklarýný bildirdi.


Ýllerde sezaryen ve normal doðuma yönelik eðitici çalýþmalar ve durum deðerlendirmesi yaptýklarýný ifade eden Rukiye Gül, Saðlýk Bakanlýðý olarak týbbi zorunluluk dýþýnda sezaryen yapýlmasýný önermediklerini, anne bebek saðlýðý açýsýndan normal doðumun desteklenmesini amaçladýklarýný dile getirdi.


Sezaryen oranlarýný düþürmek ve normal doðuma yönlendirmek amacýyla belirlenen kritere göre, eðitim hastanelerindeki sezaryenle doðum oranýnýn yüzde 20'yi, diðer hastanelerde ise yüzde 15'i geçmemesi gerekiyor.


Saðlýk Bakanlýðý Performans Yönetimi ve Kalite Geliþtirme Dairesi Baþkaný Hasan Güler, Türkiye'deki sezaryenle doðum oranlarýnýn yüksek olduðunu, bu oranlarý sorguladýklarýný bildirdi.

ORAN GERÝ ÇEKÝLMELÝ


Güler, Bakanlýk olarak sezaryen oranlarýný Dünya Saðlýk Örgütü'nün belirlediði oranlara çekmek istediklerini belirterek, ''Sezaryen oranlarýný, performans kriterlerinde bir klinik gösterge olarak alýyoruz. Koyduðumuz kriterlere göre, tüm hastanelerde sezaryen oraný yüzde 15'i, eðitim hastanelerinde ise yüzde 20'yi geçmemeli'' diye konuþtu.


Hastanelerin hizmet kalite belgesi alabilmeleri için de sezaryen oranýnýn istenilen düzeyde olmasý gerektiðini ifade eden Güler, ''Sezaryenle doðum oranlarý belli bir düzeyin üstündeyse o hastanedeki iþleyiþin sezaryen anlamýnda iyi olmadýðýný düþünüyoruz. Kurumsal kalite çalýþmalarýnda sezaryen oraný yüksek olduðu zaman bireysel performansý da olumsuz etkileyebilir. Ek ödemeye, döner sermayeye de olumsuz yansýyabilir'' dedi.

BASKI OLUÞTURUR


Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneði Baþkaný Prof. Dr. Bülent Týraþ da performans sisteminin hastanedeki kadýn doðum uzmanlarý ile diðer hekimleri de karþý karþýya getireceðini savunarak, ''Bir hastaneye sizin hastanenizde sezaryen doðum oraný atýyorum yüzde þu kadar ise ben sizin performans puanlarýnýzý düþüreceðim. Bu demektir ki hastanedeki bütün uzmanlarýn alacaðý parayý düþürüyor. Yani kadýn doðum uzmanlarý üzerinde diðer uzmanlar tarafýndan baský artacaktýr'' diye konuþtu.

Timeturk / aa








<div>
___________________________________________________________________________
Ne Cenneti Merak Ediyorum Ne De Cehennemi;

Çünkü Ben Annemi Gülerken De Gördüm, Aðlarken De...

[/b]