Isparta'da Halýcýlýk


Isparta'da halýcýlýk, Türklerin Anadolu'yu fetihlerinden sonra, bölgeye yerleþtirilen Türk oymaklarý ile baþlar. Bu oymaklarýn dokuduðu "Türkmen Halýlarý" yüzyýllar boyunca gelenekselliðini korumuþ, ne var ki, son yüzyýllarda batýlý halý tüccarlarýnýn kendi isteklerine göre halý sipariþ etmeleri yüzünden bu gelenek etkisini sürdürememiþtir.

ÝLK DÖNEMLERDE


1274 yýlýnda ölen Maðribli Ýbni Said "Kitab Bast-Ul Arz Fil-tul Vel Arz" adlý eserinde, Batý Anadolu'dan söz ettikten sonra aynen þu ibareyi kullanýyor: "Bu bölgenin (Antalya ve havalisi) batýsýnda Türkmen Daðlarý (Batý Toroslar) ve Türkmen ülkesi bulunur (Isparta ve çevresi). Türkmenler, Türk soyundan büyük bir kavim olup, Selçuklular devrinde Rum ülkesini fethetmiþlerdir. Türkmen halýlarýný dokuyan bu Türkmenlerdir. Bu halýlar bütün ülkelere satýlýr. Antalya'nýn kuzeyinde Toðula (Tonguzlu - Denizli) Daðlarý vardýr. Bu daðlarda kendilerine Uç denilen Türkmenler yaþar. Bu Türkmenlerin iki yüz bin çadýr olduðu söylenir" demektedir. Anlaþýlacaðý üzere Ýbni Said eserinde "Türkmen Halýlarý" sözü ile bunlarýn tanýnmýþ ve meþhur halýlar olduklarýný ifade ediyor ve bütün ülkelerce satýn alýndýðýný da kaydediyor.


Bu çalýþmaya böyle bir notla baþlamamýzýn nedeni, Isparta halýcýlýðý üzerinde þu andaki genel kanaatlerin ve bilinen son yüzyýl Isparta halýlarý imajýnýn daha derinlere çekilmesini istememizdendir.


Günümüzde dünya halý ticaretinde Avrupalý büyük halý organizasyonlarýnýn malzeme, renk, desen altyapýsýný bizzat götürerek halý imalat atölyesi olarak gördükleri Tibet ve Nepal gibi, "geleneksel el emeði" ile "Avrupai tarzda" halý imalatý anlayýþýnýn bir benzeri, yüz yýl önce bu bölgede yaþanmýþtýr. Kumpanyalar etkisi ile bölgede geliþen ve büyük bir ticari potansiyele de ulaþan "son dönem Isparta halýlarý" konusunda, gerek mahalli boyutta ve gerekse Türkiye genelinde çok kýymetli çalýþmalar ve yayýnlar yapýlmýþtýr. Ancak, 12, yüzyýldan itibaren Türkmen boy ve oymaklarýnýn yoðun iskânýna kucak açan nefis yaylara sahip Isparta, daha doðrusu Hamidabad'ýn "geleneksel düz ve düðümlü yaygý kültürü" açýsýndan "belgeli" bir çalýþma kapsamýna alýnamamýþ olmasý nedeniyle, Isparta halýlarý denildiðinde ilk akla gelen günümüzdeki halýlar olmaktadýr. Oysa 12. yüzyýldan itibaren çok önemli Türkmen nüfusunu barýndýran bu bölgede, belgelere göre meþhur Türkmen halýlarýný dokuyarak komþu ülkelere de ihraç edebilen eski bir "ticari dokuma geleneði" bulunmaktadýr.


Tarihçiler tarafýndan yapýldýðý yer ve detaylarý tartýþýla duran, Anadolu Selçuklu Sultaný II. Kýlýç Arslan zamanýnda (1156-1192) Bizans ve Selçuklu mücadelelerinin en hareketli uç noktasý Isparta çevresindeki Myriokephalon Savaþý (17 Eylül 1176) ve akabinde Bizans Ýmparatoru Manuel Kommenos II ile Sultan Kýlýç Arslan II arasýndaki tarihi antlaþma ile Türklerin batýda bulunan Bizans þehirleri ile ticaret yapma imkâný da kazandýklarý, diðer önemli maddeler içinde yer almaktadýr.


Ticari hayatýn genellikle mübadele esasýna dayandýðý o devirlerde, halý ve kilim imalâtý da yapabilen Türkmenlerin, diðer ürünleri ile birlikte el dokumasý halý ve kilimlerini de mübadele ederek; gerek batýdaki Bizanslýlarla ve gerekse Araplarla bu ticareti geliþtirdikleri ile ilgili Ýbni Said'in yukarýdaki görüþleri doðrulanmaktadýr.


SELÇUKLULAR SONRASI



Ýkinci önemli bir nokta, 1224 yýlýnda Sultan Alâaddin Keykubad döneminde Atabey'de "Bu medresenin inþasýna Sultan Alâaddin Keykubad zamanýnda 621 senesi Ramazanýnda Allah'ýn rahmetine muhtaç olan Artakuþ bin Abdullah emretti" kitabesiyle yaptýrýlan medrese; 1237 yýlýnda Sultan II. Gýyaseddin Keyhusrev zamanýnda Eðirdir'de yaptýrýlan han ve 1301 yýlýnda Eðirdir'i Felekabâd'a, bu haný da medreseye çeviren Hamidoðullan Beyi Felekuddin Dündar Bey'in bayýndýrlýk hizmetleri, bu bölgenin sadece göçebe ve çadýr kültürü ile deðil, yerleþik Türkmen kültürü ile de varlýðýný sürdürdüðü gerçeðidir.


Anadolu Selçuklularý sonrasýnda bir kýsým yayýnlara göre Teke, diðer bir kýsmýna göre ise Yamud Türkmenlerinin kurduðu söylenen Hamidoðullarý, kanaatimizce Hamid Bey'in büyük torunu Felekûddin Dündar Bey'in Hamidoðullan Beyliði sýnýrlarýný Antalya-Korkuteli'ne kadar geniþlettikten sonra, kardeþi Yunus Bey'e devrettiði, Antalya ve havalisinde kurulan beyliðin adýnýn Teke Beyliði olmasý, Hamidoðullarýnýn "Tekeli Türkmen Oymaðý"ndan olmasý ihtimalini daha güçlendirmektedir.1333 yýlýnda bir seyahat yapan Ýbni Batuta, beyliðin baþkenti Felekabad (Eðirdir) da Dündar Bey'den iltifat görmüþ ve kayýtlarýnda bu bölgenin baðlýk, bahçelik, mamur bir þehir olduðunu belirtmiþtir. 17. yüzyýlda bölgeyi gezen Kâtip Çelebi de Baris (Isparta) in mamur, meyvelik, baðlýk ve bahçelik, boyahaneleri bulunan zengin bir belde olduðunu kaydetmiþtir.1820'lerde Anadolu'da seyahatlerde bulunan Ýngiliz Rahip Arundel de Eðirdir (Felekabad) de sanatkârane iþlenmiþ halýlara tesadüf edildiði, hatta bu þehirde açýk havada halý dokunmakta olduðunu belirtir. Bu notu kitabýna düþen yazar, son devir Isparta halýlarý öncesinde de bu bölgede bir halý geleneði olduðunu þu güzel cümlelerle vurgular: "Büyük haralarda yetiþen yünleri sonsuz bir sabýrla bükmek, keskin zekalarla boyamak, renkleri imtizaç ettirerek daha çok sabýrla dokumak, muhit insanlarýnýn tabii hasletlerinin icabýdýr".


SON YÜZYILLAR



Bu dönemlere ait el dokumasý halý ve kilimlerin nasýl özelliklerde olduðunu elde mevcut örnekler bulunamadýðý için þimdilik bilemiyoruz. 19. yüzyýl sonundan itibaren Ýzmir'den baþlayarak Manisa, Kula, Uþak ve Isparta'da en ücra köylere kadar nüfuz eden Þark Halý sipariþleri nedeniyle de mahalli ve geleneksel özellikteki biraz önce sözü edilen halýlarýn unutulduðu ve tam yüz yýldýr da dokunamadýðý bir gerçektir. Vakýf geleneðimiz nedeniyle cami ve mescitlere teberru edilen çok kýymetli örneklerin de gene bu halýlarla deðiþtirilmiþ olmasý, bu konuda çok geç kaldýðýmýzý göstermektedir.


19. yüzyýlýn ortalarýna kadar Avrupalýlarýn istedikleri halýlarýn üretim ve pazarlamasý Osmanlý tüccarlarýnýn elinde bulunmaktaydý. 19. yüzyýl sonlarýnda ve 20. yüzyýl baþlarýnda Avrupalý tüccarlar bu iþe büyük yatýrýmlar yaparak piyasayý ele geçirmeye baþlamýþlardýr. Ýngiliz tüccarlar ip ve modellerini vererek (önce) Uþak ve çevresinde halý dokutmaya baþlamýþ, Batý Anadolu'dan Avrupa'ya ihraç edilen bu halýlarýn çoðu Ýngiliz tüccarlar tarafýndan yapýlmaya baþlamýþtýr. Bu ticarethaneler, sadece halý dokutmakla da kalmayýp, halýlarýn yününü, ipini, boyasýný da bizzat üstlenmiþler, Avrupa'dan getirdikleri modeller ve modellere uygun renklerle yeni tipte halýlar dokutmuþlardýr". Yazýmýzýn baþlangýcýnda deðindiðimiz geleneksel dokuma tarzýndaki kültür deðiþmesi sürecini çok iyi ifade eden bu geliþmeler, olumlu ve olumsuz yönleri ile Anadolu'da son yüzyýlýmýz içinde gene bize ait olan bir melez yaygý kültürü olgusunu ortaya çýkarmýþtýr.


Prof. Önder Küçükerman'ýn Sümer Halý tarafýndan yayýnlanan "Batý Anadolu'daki Türk Halýcýlýk Geleneði Ýçinde Ýzmir Limaný ve Isparta Halý Fabrikasý" adlý kitabý, 19. yüzyýl sonlarýndan itibaren bu bölgede yaþanan Ýngiliz halý ticarethanelerinin halýcýlýk faaliyetlerini ve Isparta'da kurulan Halý Fabrikasýnýn çalýþmalarýný detaylý bir þekilde belgeleriyle açýklayan kaynak niteliðindedir. Ayrýca, Isparta ile ilgili olarak yayýnlanmýþ bütün çalýþmalarda da son devir Isparta halýcýlýðýnýn geliþmesiyle ilgili olarak birbirini teyit eden görüþler bulunmaktadýr:


YENÝ ATILIMLAR



1872-1875 yýllarýnda Isparta (Hamidabad Sancaðý)'da mutasarrýflýk yapan Eyüplü Ali Rýza Efendi'nin gayretleri ile baþlayan ilk faaliyetler, 1891 yýlýnda gelen mutasarrýf Babanzade Mustafa Zihni Paþa'nm destekleri ile ciddi biçimde baþlamýþ olur. Sonrasýnda geliþen faaliyetleri, Ispartalý bir araþtýrmacýnýn gözlemleri ile aktaralým:

"Isparta'da halýcýlýk özel bir teþkilat ile 1889 yýlýnda baþlamýþtýr. Bu zamanda küçük bir þirket tesis edilmiþ, hisse senetleri çýkarýlmýþtýr. Mutasarrýf Zihni Paþa'nýn delalet ve iþtiraki ile þirket hayli ilerleme kaydetmiþ, iyi halýlar dokunmaya, iþ umumi bir hal almaya baþlamýþtýr. Bir taraftan okullarda tezgâh baþlarýnda çocuklara halý iþlemesi öðretilirken, mutasarrýfýn eþi de bu mevzu üzerinde dikkatle çalýþmakta idi... Þirket, halýlarýn satýþýnda aracýlardan kurtulmak ve dünya ticaret alemi ile doðrudan doðruya temasa geçmek istemiþti. Bu arzusu üzerine hükümetin de tavassutu ile Manchester Þehbenderliðine mühim bir parti halý gönderilmiþti. Bu þehbenderlikten halýlarýn bedelini tahsil etmek imkaný kalmamýþ, binnetice þirketin feshi cihetine gidilmiþtir. "


1912-1913 yýllarýnda Isparta mutasarrýfý Þevket Bey, dokumasýný Türklerin yapýp, ticaretini azýnlýklarýn yaptýðý halýcýlýðý tamamen millileþtirmeyi düþünerek, Etreli Halý Ticarethanesinin iflastan kurtarýlarak yeniden canlandýrýlmasý için giriþimde bulunmuþtur. Bu arada Ýmamzade Tahir Efendi bir ticarethane açarak halýcýlýða baþlamýþtýr. 1916-1917 yýllarý mutasarrýfý Cemal Bey döneminde, Isparta'da halý ipi yapýlmasý hususunda giriþimler yapýlmýþ ve 1924 yýlýnda Isparta'da 'Isparta Ýplik Fabrikasý' kurulmuþtur.


1890'lý yýllardan baþlayarak 1930'lara kadar bölgemizde yapýlan ve Þark Halý Kumpanyasý büyük organizasyonu ile yün ipi, boyamasý ve deseni bizzat ve kontrollü olarak verilip, yine satýþ kanallarý kendilerine ait olarak devam eden halýcýlýk faaliyetinde öylesine bir rekabet söz konusu olmuþtur ki; Ispartalý müteþebbislerin büyük bir gayretle bu organizasyon dýþýna çýkarak direkt Ýngiltere'ye olan ihracatlarý, yine bu þirketler tarafýndan engellenmiþ ve Isparta'daki þirketlerin batmasý saðlanmýþtýr. Geleneksel Isparta çevresi düz ve düðümlü dokuma yaygý kültürü üzerinde devrim yaratan bu geliþmeler, en ücra köylere kadar öylesine nüfuz etmiþtir ki; konar göçer Türkmen oymaklarýnýn geleneksel dokumalarý ancak bize, bu dönem öncesine ait bir fikir verebilmektedir. Günümüzde Isparta halýcýlýðýnda lokomotif görevini, 1924 yýlýnda Isparta Ýplik Fabrikasý olarak kurulan ve 1943 yýlýnda Sümerbank'a devredilen, 1990'da Sümer Halý Organizasyonu içine alýnan Sümer Halý Isparta Halý Fabrikasý üstlenmiþ durumdadýr. Halý için hammadde olarak bütün altyapýsýný temin eden (yapak tefrik, yapak yýkama, boyahane, ip büküm) bu fabrika, bütün Türkiye'de organize olmuþ bölgelerde halýlarýný dokutup, tekrar fabrikada yýkama ve apre iþlemi yapýldýktan sonra Türkiye pazarýna nihai mamulü sunabilen bir yapýsýyla, Türkiye'nin alanýnda en büyük kuruluþlarýndandýr.


Isparta'da halýcýlýk konusu içinde, düz dokuma yaygýlarýmýz kilimlerden de bahsetmek yerinde olacaktýr. 12. yüzyýldan itibaren bölgeye yerleþmeye baþlayan Türkmenler, bazý oymaklarýn konar göçerlik geleneði ile bugünlere kadar yavaþ bir iskân seyri ile gelmiþlerdir. Bölgede hâlâ yarý göçer olarak iskân hareketliliði söz konusudur. Yazlarý Anamas ve Korudaðý yaylalarýnda kalan Saçýkaralý, Sarýkeçili ve Karakoyunlu Yörükleri, kýþlarý Antalya Serik ve Aksu köylerine kýþlamaktadýrlar. Bu Yörüklere ait düz dokuma kilim, cicim ve zili dokuma geleneði (son zamanlarda eskisi gibi üretilmese de mevcut örneklerin korunduðu bir yapý nedeniyle) hâlâ devam etmektedir.








<div>
___________________________________________________________________________


Bir Baþkasý Seni Bir Ömür Boyu Sevse,Benim Bir Anlýk Sevdigim Kadar Sevemez ..[/b]



Bazen dayanmaktýr sevmek, hayat nerden vurursa vursun ayakta durabilmek,


Bazen yaþamaktýr sevmek, soluksuz ciðer gibi sevgisiz kalbin duracaðýný bilmek,


Bazen aðýrdýr sevmek, sevdiðine layýk olabilmek ve


Bazen hayattýr sevmek birini çok uzaktayken bile yüreðinde taþýyabilmek,


Bazen ise fedakarlýktýr sevmek sevdiðin için HERÞEYÝNDEN