YÖRESEL YEMEKLER:
Mýsýr Çorbasý, Lahana Çorbasý, Etli Lahana Sarmasý, Kara Lahana Yemeði, Trabzon Döneri, Hamsili Pilav, Hamsi Kuþu, Hamsili Kaygana, Kuymak, Akçaabat Köftesi, Trabzon Peynirlisi, Trabzon Burmalýsý
HAMSÝ:
Geleneksel yöre mutfaðý hamsiden yapýlan yemeklerin çoðunlukta olduðu bir mutfaktýr. Karadeniz'de hamsinin mkültürel bir önemi vardýr. Ayrýca dünyada ilk kez adýna türkü yazýlan balýk türüdür
PÝDE:
Kýymalý ve peynirlsi yapýlan ünlü Trabzon Pidesi özellikle kýþ aylarýnda hafta sonu kahvaltýlarýnýn deðiþmeyen yiyeceði arasýndadýr
VAKFIKEBÝR EKMEÐÝ:
Taþ fýrýnda piþirilen Vakfýkebir Ekmeði uzun süre taze kalýþý ve büyüklüðü ile ünlü bir Trabzon Ekmeðidir.
AKÇAABAT KÖFTESÝ:
Hazýrlanýþý itibarýyle farklý bir lezzet sunan Akçaabat köftesinin mahalli yemekler arasýnda özel bir yeri vardýr.
YÖRESEL GÝYÝM:
"Yüzyýllar boyunca Anadolu'nun Ünye'den Hopa'ya kadar uzanan Karadeniz yalýsý halkýnýn gemicilik ile geçinenleri ile yalý boyu gerisindeki daðlý köylülerin kendilerine has bir kýlýk ve kýyafeti ola gelmiþti; baþtan ayaða kapkara gayetle tipik bir giyim kuþam olup "Laz Kýyafeti" diye anýlagelmiþtir. XVI. Ve XVII. Yüzyýllarda korsan ve dað haydudu kýlýðý iken giderek o yalýnýn bütün gemicileri ile dað köylülerinin sýrtýnda görülmüþtür. Baþa, üstlüðe baðlanmayan müstakil kara bir kukuleta geçirilir; "Baþlýk", "Kara Puþu" veya "Kukula" isimleri ile anýlýr; bu kukuletanýn gayetle uzun iki ucu, kukuletanýn üstünden sarýk gibi dolanarak uzun kulaklý bir düðümle baðlanýr; o düðüm kulaklarý kukuletaya, baþlýða kendine has bir manzara verir. Sýrta, gömlek ve mintan üstüne bir kara cebken giyilir; bu cebkene "Yelek" de denilir; uzun kollu olup kollarýn üst kýsmý dar, alt kýsmý geniþ, hatta bazan yýrtmaçlý olup yenler bilek üstüne kolayca kývrýlýr. Cebkenin göðsünde bazan saðlý sollu iki fiþeklik-ceb yapýlýr. Kýþýn cebkenin altýna ve mintanýn üstüne omuzdan ilikli kara bir zýbýn-yelek giyilir; cebkenin önü bu zýbýn-yelek üstüne kavuþuk kapanýr. Bacaklara "Zýbka" denilen kara bir potur giyilir, buna "Laz Poturu", "Laz Donu" da denilir; Zýbka bir iç donu üstüne giyilir ve iç donu gibi bele uçkur ile baðlanýr; kalçadan ayak bileðine kadar bacaða sýmsýký yapýþýr, fakat aðý körüklüdür; yüze yakýn kýrma ile yapýlan bu körüklü að, zýbka giymiþ kimsenin bacaklarýna, tamamen çýplak bir insanýn bacak hareketindeki mutlak serbestiliðini temin eder; zýbkalý bir gemici veya daðlý dilediði gibi koþar, zýplar, atlar, týrmanýr. Bele karaya boyanmýþ hafif bir pamuk kuþak sarýlýr; kuþaðýn üstüne geniþ bir meþin kemer baðlar; bu kemerin, gümüþden yapýlmýþ yaprakcýklar, dilcikler halinde sarkýtýlmýþ bir sýra süsü vardýr. Hallice olanlar beþ altý kolan halinde uzun bir gümüþ saat kösteði takarlar; boyundan geçme bu uzun kösteðin ucundaki iri bir koyun saati kuþakda muhafaza edilir. Gemiciler yazýn daima yalýn ayak olurlarr, karaya çýkar iken ayaklarýna Çapula denilen, kendilerine mahsus ayakkabýlarýný giyerler; kýþýn ayaða yün çorap giyilir. Daðlýlar ise kýþ ve yaz ayaklarýna "Salenk" giyerler, Salenk hem mest hem çizme, Çapula gibi bu yalý halkýna mahsus bir ayakkabýdýr. Baþlýk-Kukula, Zýbýn-Yelek, Cebken-Yelek ve Zýbka kara çuhadan, bazan kalýn ve yüzü parlak saten-bezden yapýlýr; ve hepsi yine kara þeridden zýrhlarla süslenir."


Teþekkur:
Beðeni:

Alýntý

Yer imleri