Köseler Köyü Gümüþhacýköy Amasya


Tarihi


Köseler: Bu sözcük "köse"den gelir. Sözcüðün sonundaki"-ler" eki, topluluk, aile, sülale anlamý vermektedir. Yani Köseler diye bilinen bir sülalenin kurduðundan köy bu adý almýþ. Sözcükle ilgili olarak aþaðýdaki bilgileri de verebiliriz.


Köseli Yörük Türklerinde bir oymak adý olarak geçer. Köseli sözcüðünün Köselilerden Köselere dönüþme olasýlýðý Köselerin söyleyiþ kolaylýðýndan oldukça yüksektir. Köyde “Yör Abbas” lakabýnda bir kiþi köyün nüfusuna kayýtlý ve bu sülale eskiden beri köyde oturmaktadýr. “yör” takma adý, “Yörük”ten bozulmuþ olma olasýlýðý da göz önünde bulundurulduðunda Köseler Köyü’nün Yörük Türkleri ile bir baðý olduðu kanaati güçlenmektedir; böylelikle Köseler’in kökenlerinde Amasya bölgesine gelen Ulu Yörükler’in olma olasýlýðý da güçlenmektedir. En azýndan köydekilerin bir kýsmýnýn kökeni yörüktür, savý ileri sürülebilir[1].


Köyün, Osmanlý döneminden kalma 500 yýllýk kayýtlarý da bulunmaktadýr. Siyakat yazý tarzý ile yazýlmýþ ve okunmasý oldukça zor olan bu beþ yüz yýllýk Osmanlý kaydýnda þöyle yazýya göre:


Köseler Köyü’nün tamamýnýn vakýf olduðu, bu vakýf olan köyün gelirlerinin Ahi Burak Tekkesi’ne ve Haliliye Medresesine verdiði anlaþýlýr. Devletin baþý olan sultanca tekkelere ayrýlan köylere, ya da araziye “vakýf týmar” adý takýlýr. Týmardan elde edilen gelirin tekkeyle ve medreseyle ilgili vakfa gelir saðladýðý anlaþýlmaktadýr.


Hasýl: Gelirin tamamý, 2584 imiþ. (Akçe olarak olmalý.)

Nefer: Köyde bulunan erkek nüfusu anlatýr. Demek ki 1530’da 42 erkek nüfus varmýþ.(Askerlik çaðýndaki erkek nüfus olmalý.) Kadýn ve çocuklarla birlikte köyün nüfusunun 200’den fazla olduðunu ileri sürülebilir. Hane: Köydeki ev sayýsýný belirtir. Köyde o tarihlerde 37 ev varmýþ. Her evde o devirlerde en az 5 ile 10 nüfus bulunsa köyün toplam nüfusu 200’ü geçer. Evlerin deðiþik bölgelerde olduðunu ileri sürebiliriz. Gaffar Dede, Dereciköy, Atavlun, Samanlýðýn Dere, Çatmamezer, Hanýmýn Yayla, Gurþen Dede, Karaaðaç Dede ve bugünkü Sazak Deresi’nin baþlangýç noktalarý ile Aðca Dede’nin altlarýnda üçer beþer evden köyün 1530’lu yýllardaki 37 hanesini oluþturma olasýlýðý yüksektir. Bu yerleþim yerlerinin her biri ayrý bir boya veya ayný boylarýn emmi çocuklarýna iþaret ettiðini söyleyebiliriz. Bu daðýlým ailelerin üretim alanlarýný da belirler durumdadýr. Daha sonra ailelerin birbirlerinden evlilikleri veya Osmanlýnýn yönetsel baskýlarý ile doðanýn zorlayýcý koþullarý bir yerde sülaleleri toplamýþ olmalý. Gümüþ’teki Aðca Dede Mahallesi’yle Köseler’deki Aðca Dede’nin bir baðlantýsý var mýdýr? Yoksa bu bir isim benzerliðinden öte götürülmemeli midir? Fakat Köseler’in topraklarý en baþta Gümüþ’teki Ahi Burak tekkesinin gözetimi altýnda. Aðca Dede de: Ahi Burak’ýn Köseler’deki bir temsilcisi, vakýf topraklarýnýn köydeki bir yöneticisi olabilir.

Mahmül: Her halde köyün geliri ile ilgili bir ölçü olmalý. Yani yük demektir. 5 yük gidecek veya elde edilen bir gelir vardýr. Hasýl-ý mülkane: Mülkhaneye düþen gelirin miktarýdýr. O köyün sahibine malikane denir. Bu kayýttaki zaviye yani tekke Ahi Burak’a aittir. Bu tespitin yapýldýðý tarihte Ahi Burak yaþamýyordu. Yukarýdaki belgenin tahlili sonucu þu bilgilere ulaþýlýr.


Zaviyeyi Ahi Burak(Barak) ve Haliliye Medresesi: çünkü Köseler 1530 tarihli kayýtta, Ahi Burak Tekkesi ve Haliliye Medresesi’ne gelir saðlayan bir vakýf köyü olarak karþýmýza çýkýyor.


Ahi Burak ve Haliliye Medresesi tabi ki hemen 1530’da kurulmuþ ve o devirlerde kamu hizmeti vermeye baþlamýþ kurumlar deðildi. Bu kurumlarýn kuruluþu veya bu kiþilerin yaþadýðý tarihler, bu kayýttan önce ve farklý zamanlarda olmalý. Ýþte bu kiþilerin yaþadýðý tarihleri tespit ettiðimizde, en azýndan Köseler’in kuruluþunu 1530’lardan birkaç yüzyýl öncelere götürmek mümkün olacaktýr. Çünkü Köseler karyesi Ahi Burak(Barak) Tekkesi’nin vakfý olduðu baðý herhalde Ahi Burak’ýn yaþadýðý yüzyýlda ve zamanýnda baþlamalý.


Sonuç olarak: Köyün en azýndan 600 yýllýk bir tarihi vardýr ve köyün adýnýn kaynaðýnýn da Yörük Türklerinin bir boyu olan "Köseli" boyundan "Köseliler"e sonra da Köseler'e dönüþtüðünü ileri sürebilir.Köyün tarihinde Türkçe'den baþka dil de kullanýlmamýþtýr. Bunu köydeki yer isimleri kanýtlýyor. Þöyle ki: Atavlun,Dereciköy, Kozakçý, Çobançýralýset, Ekinalaðý, Gürleyik,Þarlayuk, Evkaya, Doruk, Suçýkan,Kelçal, Kayabaþý, Dolayyol. Tümü Türkçe kurallara uygun daha yüzlercesi.

Kültür


Kendilerine özgü yemekleri vardýr. Keþkek , Kara Baklalý Yaprak Dolmasý, Eriþte ,Haþhaþlý Taþfýrýn Çöreði ve bayram sabahlarýnýn vazgeçilmezi haþhaþlý çörek. Bayram sabahlarý misafir götürme geleneði vardýr. Misafir aðýrlamayý çok seven köy içilerinde herkesi barýndýrabilir.

Ekmekler


Ekmeðin tarihi uygarlýðýn tarihidir. Kaynaklardan yararlanarak Köseler’deki ekmek çeþitlerini ve ekmekle gelen kültürü dile getireceðim. Önce tanýmýna bakalým ekmeðin. Ekmek, türlü tahýl unundan yapýlmýþ hamurun fýrýnda, sacda ya da tandýrda piþirilmesiyle yapýlan yiyeceðe denir. Bu yiyecek, mýsýr unundan ve çavdar unundan da yapýlýr. Köyde mýsýr ekmeði de çavdar ekmeði de tüketilmez. Fýrýnda bu tür unlarýn ekmeði þimdilerde piþirilmez. Rahmetli ebem, “Seferberlikte arpadan ekmek edip yedik oðul” derdi. Arkasýndan da “Allah o günleri bir daha göstermesin, arpa ekmeði tok tutmaz, hemen acýktýrýr adamý.” derdi. :Ekmek nimettir. Ayakaltýna, yere ekmeði koymak, düþürmek düþmüþ ekmeði almamak günahtýr. :Köyde bir de “ekmeðini yedin mi “ deyimi vardýr. “ekmek” bu deyimde yemek anlamýnda kullanýlýr. “Hadi gelin de akþam ekmeðini yiyelim” cümlesinde “ekmek” yemek anlamýnda kullanýlmýþtýr.


Köseler’de, saçta ve fýrýnda yapýlaný yaygýndýr, ekmeðin.


Somun: Yunanca bir sözcük “yuvarlak ve þiþkin bir ekmek.” Türkçe sözlükler böyle diyor. Bir, bir buçuk kilo aðýrlýðýnda, herhangi bir katký maddesi bulunmayan bir ekmek çeþidi. Köseler’de evlerin vazgeçilmez, sofralara sürekli sunulan ekmeði fýrýnda yapýlýr. On on beþ gün bayatlamaz. Sertçe ve lezzetli bir ekmektir.


Somun piþirilirken yüzüne dürtü sürülür. Bu dürtü somunun alaf çalmasýný ve içinin iyi piþmesini saðlar. Dürtü: kavrulmuþ ve sulandýrýlmýþ undur.


Somun dilimlenerek sofraya konulur. Somunun dilimlenebilmesi için ekmek býçaðýnýn keskin olmasý gerekir. Aç bir kiþi, üç dört dilim ekmek ancak yiyebilir. Doyurucu bir ekmektir. Sobada gevretilip yað sürüp yemesi ayrý bir tattýr. Yumurtalý ekmek kýzartmasý da yaygýndýr.


Somun hamurunun hazýrlanmasý ve piþirilmesi: Una tuz atýlýr, sulandýrýlýp yoðrulur. Hamurun mayasý katýlýp, beklemeye býrakýlýr. Bekleme anýnda hamurun üstü birlenir. Hamurun mayasý gelince, yani hamur kabarýnca fýrýnýn önüne götürülür.


Fýrýn Çöreði: Az yaðlý, kimi de þekerli ve yumurtalý, gevrekçe bir hamur iþi Türkçe sözlük böyle diyor; fakat Köseler’in çöreði bu tanýma sýðmýyor. Haþhaþlý ve haþhaþsýz yapýlýr. Çörek deyince aklýma haþhaþlý çörek gelir. Haþhaþsýz olanýna külcük derler. Bir çörek 200–250 gram gelir. Ana ekmek somundur.


Çörek de arada bir yapýlýr. Düðünlerde, adak günlerinde, cemlerde, helva bayramýnda ve bayramlarda mutlaka çörekler edilir.


Çöreðin yapýlýþý þöyle anlatýlýr: “Hamuru yoðurup mayasýný kat. Hamurun mayasý gelince bir tahta sofra üzerinde aç. Açýlan hamura karerince yaðýný ve dibekte dövülmüþ haþhaþý sür. Malzemesi sürülmüþ bu hamuru istediðin büyüklükte kes. Burmalý veya yuvarlak þekilde kesilen hamuru elinle þekillendir. Þekillendirdiðin hamurun yüzüne süt ve yumurta karýþýmýný sür, piþir. Piþirme iþi, güzüne sobasýnda veya fýrýnda olabilir. Burmalý çörekleri kýþ mevsiminde genelde güzünelerde piþiririz. Çörek taze yenilmelidir; yenilmezse iki günde bayatlar. Çok edilmiþ ve çörek bayatlamýþsa buharda veya fýrýnda ýsýtýlarak tazeleþtirilebilir.”


Pideler: Peynirli pide, soðanlý pide, yumurtalý, kýymalý, çökelekli, haþhaþlý pide, kavurmalý ve patatesli pideler yapýlýr. Pideler taze yenir. Bir iki günde tüketilmelidir.


Sac Ekmekleri: Saçta piþirilen ekmek çeþitlerine geçmeden önce ekmek sacýný, sacayaðýný ve süngüyü, oklavayý, ersünü, ekmek tahtasýný kýsaca tanýyalým. :Sac: Sacdan yapýlmýþ dýþ bükey piþirme aracý. :Sacý Küllemek: Ekmek edilecek günden önce külle sývamak. :Sacayaðý : Ateþ üzerine oturtulan, üç ayaklý çember ya da üçgen biçiminde demir destek. :Süngü: Ekmek çevirmek için yassý demir. :Oklava: Hamur açmak için silindir biçiminde uzunca deðnek. Dimdik duranlara “oklava yutmuþ” gibi derler. :Ersün: Hamur teknesini kazýmak, hamuru yumaklýk kadar kesmek için kullanýlan çok keskince olan üçgen biçiminde olan saplý demir.


Yukarýda sayýlan aletler her evde bulunur. Bunlar, ekmek evinin araç-gereçleridir. Hamur teknesi hem fýrýn ekmeklerinde hem de sac ekmeklerinde kullanýlýr.


Yufka: Köyde yufka sözcüðü pek kullanýlmaz. Bunun yerine “sac ekmeði, yazma ekmeði” kullanýlýr. Yufka son zamanlarýn lafýdýr. Yokadan gelir. Ýnce ekmek demektir. Köseler’in sac ekmeði iyi olur. Gater gater yaparlar. Gater de katmer demektir. Sac ekmeði yapýlacaðý gün kadýnlar komþuluk veya akrabalýk durumlarýna göre imece usulüne göre çalýþýrlar, yardýmlaþýrlar. O gün bir telaþa, bir karmaþa ekmek evini kaplar.


Sacüstü: Haþhaþlý, birkaç katlý, yüzü al al kýzarmýþ tadýna doyum olmaz bir ekmek “Çörek” de denilir. Hamuru mayasýz da olur.


Yanuç: Sac ekmeði hamurundan çökelek konularak yapýlýr. Yüzüne bir þey sürülmez.


Pýtýl, pezü, bazlama, cýzlama… saçta yapýlan ekmeklerdendir. Saçta yapýlan ekmekler, saç ekmeði hariç, taze yenilir. Hemen hepsi yaðlanýr. Bu ekmeklerin hemen hepsi lezzetlidir.


Burmalý Çörek: Kuzine sobalarý çýkýnca, kýþ günleri sýkça yapýlýr. Lezzetli bir çörektir.

Ýsim isim Yiyecek ve Ýçecekler


Turþular: Domates, biber, elma, armut, fasulye, havuç, salatalýk, … gibi turþular yapýlýr.

Yemekler: Bir kýsmýnýn tarifleri yazýldý.

Ekmekler: Tarifleri yazýldý.

Pilavlar: Bulgur, pirinç pilavý.

Eriþte: Mantý, kaypak, kesme aþ.

Salatalar: Çoban salatasý, zeytinyaðlý salata, piyaz,

Çorbalar: Kitabýn yemekler bölümünde bazý çorba tarifleri verilmiþtir. Burada bilinen çorbalarýn isimlerini sayacaðým. Kesme aþ, çatal çorba, yavan aþ, toyga çorbasý, mercimek çorbasý, katýklý çorba, sütlü çorba, tarhana çorbasý, orak çorbasý.

Kavurmalar: Etlik, kesilip kavrulur ve teker haline getirilerek torbalarda saklanýrmýþ, Bu eskiden bir kýþ hazýrlýðýymýþ. Pideler: Peynirli, çökelekli, ýspanaklý, kýymalý, kuþbaþýlý, sebzeli, yumurtalý, soðanlý pideler yapýlýr. Evde Hazýrlanan Kuru Yemiþler: Çetene, mýsýr, bulgur kavurmasý, erik kurusu, ceviz, iðde, ayçiçeðinden çekirdek, kiren kurusu…

Ýçecekler: Çalkama, ayran, ekþi, hoþaf suyu, çay, ýhlamur. Köyde çay ve ýhlamur yetiþmez.

Kurutulmuþ Meyve ve Sebzeler: Bamya, bakla, fasulye, patlýcan, kabak, pancar, biber, soðan, kaklanmýþ meyveler, ayva, armut, elma, erik, kiren kurusu... Meyvelerin kurutulmuþuna hoþaf denir.

Dil ve Yaþam, Hitaplar, Yaklaþýmlar

Köy sözlüðü


Avayit: Hediye. Bir avayit, bir para, karþýlýðý kýna tasý oðlan annesine verilir. Daha çok düðünlerde verilen, takýlan, atýlan hediyedir. Bu sözcük “avutmak“ tan gelmiþ olabilir. Çünkü avayit verilende bir avuntu, bir teselli olur. Avayit de avutacak þey: hediye demektir. Saçý da düðünlerde davetlilerce verilen atýlan hediyedir. Fakat “avayit” saçý anlamýný vermemektedir. Avayit, düðünlerde genellikle bir þeyi almak için, düðünde gerçekleþtirilecek veya gerçekleþtirilen bir iþ, eylem karþýlýðý verilir. Bunun için iþi, eylemi yapan veya yapýlmasýna engel durumu ortadan kýldýrana avayit verilir. Örneðin gelin almaya giden taksi, minibüs ve traktörlere avayit baðlanýr. Gelinin önüne durana avayit verilir. Dünürþülere kapýyý açmayana avayit verilir. Yanuççulara getirdikleri bavulu vermeleri için avayit verilir. Okuyuntulu düðünlerde odalardan avyitleri bir tepsiyle toplanýr. Gelinin beline kuþaðý baðlayan kardeþe küçük akrabaya avayit veriler. Gelin alma ve ceyizin getirilmesinde yastýðý getirene avayit verilir. Kýna tasýný kýz evinden almak için avayit verilir. Kýnayý yiðitbaþý damada yakmak için avayit ister. Davulculara avayit verilir.


Davulcu avayiti: bir pöþkür, bir basma, bir mendil, bir raký … olabilir. Damadý donaltan hocaya avayit verilir. Görüldüðü gibi avayitlerin listesi genellikle düðünlerdeki bir takým iþ ve eylemlere yönelik bir ödül, bir teselli, bir avuntu amacýný taþýr. Hediye, armaðan içeriði de vardýr. “Bu falancanýn düðünden avayittir.” gibi ifadeler de dile girmiþtir.


Acuk: Daðlarda kendiliðinden biten ekþimtýrak, elmaya benzer bir meyve. Acumuk: En çok buðdaylarýn içinde bulunan ve delice, karamuk da denilen acý tohum.

Coðrafya


Amasya iline 90 km., Gümüþhacýköy ilçesine 20 km uzaklýktadýr.

Ýklim


Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alaný içerisindedir.

Nüfus

Yýllara göre köy nüfus verileri

2009 414

2007 436

2000 631

1997 2526

Ekonomi


Köyün ekonomisi tarým ve hayvancýlýða dayalýdýr. Tütün ekilir.

Muhtarlýk


Yerleþim yerinin köy tüzel kiþiliði almasý ile birlikte köyün tüzel kiþiliðini temsil etmesi için köy muhtarlýk seçimleri de yapýlmaktadýr.


Seçildikleri yýllara göre köy muhtarlarý:Köseler Köyü’nde Gelmiþ Geçmiþ Muhtarlar:


Halil Akbaþ, 1924 yýlýnda köyün ilk mazbatalý muhtarý olmuþtur. 1924–1928, 1931–1932, 1935–1939 ve 1943–1945 yýllarýnda tam dört devre muhtarlýk yapmýþtýr.


Hüseyin Türnüklü, 1929–1930 yýllarýnda muhtarlýk yapmýþtýr.


Veli Þahin, 1939 yýlýnda 1 yýl muhtarlýk yapmýþtýr.


Bayram Aydýn, 1940–1943 yýllarýnda muhtarlýk yapmýþtýr.


Mehmet Kurt, 1945–1948 yýllarý arasýnda muhtarlýk yapar.


Sadýk Uygur, 1933–1934 ve 1949–1950 yýllarý arasýnda iki devre muhtarlýk yapmýþtýr.


Halil Türnüklü, 1950–1954 yýllarý arasýnda muhtarlýk yapar.


Aþur Cin, 1954–1963 yýllarý arasýnda muhtarlýk yapar.


Kemal Ceylan, 1963–1967 ve 1984–1989 yýllarý arasýnda iki dönem muhtarlýk yapmýþtýr.


Ýsmail Turan, 1968–1974 yýllarý arasýnda muhtarlýk yapmýþtýr.


Sadýk Akbaþ, 1974–1977 yýllarý arasýnda muhtarlýk yapmýþtýr.


Ýsmail Ýncekar, 1977 yýlýnda muhtar seçilir. 1978'in temmuzunda vefat eder. Sekiz ay kadar muhtarlýk yapmýþtýr.


Sadýk Türnüklü, 1978–1984 yýllarý arasý muhtarlýk yapmýþtýr.


Kemal Ceylan,1984-1989 ikinci kez muhtar olur.(merhum)


Rýfat Karaman, 1989–1999 yýllarý arasý kesintisiz iki dönem muhtarlýk yapmýþtýr.(merhum)


Selman Aslan, 1999-2009 yýllarý arasý kesintisiz iki dönem muhtarlýk yapmýþtýr.


Bahattin Semiz 29 Mart 2009'da muhtarlýða seçilir.

Altyapý bilgileri


Köyde, ilköðretim okulu vardýr ancak kullanýlamamasýnýn yaný sýra taþýmalý eðitimden yararlanýlmaktadýr. Köyün içme suyu þebekesi ve kanalizasyon þebekesi vardýr. Ptt þubesi yoktur ancak ptt acentesi vardýr. Saðlýk ocaðý ve saðlýk evi yoktur. Köye ayrýca ulaþýmý saðlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardýr.


Okul, köye doðru gelirken köy mezarlýðýnýn yanýnda yolun saðýnda kalýr. Okulun yeri tarladan alýnmadýr. Bu tarlayý, Seneðin Halil’in annesinin baðýþladýðý söyleniyor. Bu yapý, tek katlýdýr ve 1961-1962 yýlýnda Aþur Cin’in muhtarlýðýnda yapýlmýþtýr. Okul zamanla yýprandýðýndan eski binanýn arka tarafýna yeni bir okul 1996 yýlýnda Rýfat(Ülfet) Karaman’ýn muhtarlýk döneminde yapýlýr. Yapýnýn her tarafýnda pencereler vardýr. Bahçenin yola cephe tarafýnda taþ duvar bulunur. Bu eðitim kurumunun bahçesi dönemin öðretmeni Elvan Çelebi Köyü’nden Halil Biçer tarafýndan kavak aðaçlarý ve deðiþik türdeki meyve aðaçlarý ile aðaçlandýrýlmýþ. Bu aðaçlardan bazýlarý hala oralarda akþam poyrazlarýnda salýnýp durur. Okulun ana binasýnýn arkasýnda odunluk ve tuvaletler bulunur. Son zamanlarda da 1989’da Ülfet Karaman’ýn muhtarlýðýnda okulun yanýna bir konut yaptýrýlmýþ. Bu konutta köyün öðretmenleri kalmaktadýr. Okulun tarihi, ilk bina dönemin muhtarý Hüseyin Türnüklü zamanýnda 1929 yýlýnda Çalýnbaþý’na yapýlýr. Açýlýþýndan 1939’a kadar üç yýllýk bir ilköðretim eðitimini köyün çocuklarýna verir. Ýlk öðrenciler Kemal Ceylan’ýn dönemini kapsar. 1939’dan sonra beþ yýllýk bir eðitim ve öðretim süresi uygulanmaya baþlanýr ve 1997 yýlýnda da sekiz yýllýk zorunlu eðitim süresine geçilir. Köyde iki okuldan söz edilir. Ýlk yapýlan okul binasý Çalýnbaþý’nda Sýhhýye’nin evine yakýn bir yerdedir. Bu okul 1960’lý yýllarýn sonuna kadar yeni okulla birlikte bazý sýnýflara hizmet vermiþtir. Bu tarihlerden sonra da bu bina kullaným dýþý kalarak köyün öðrencileri tamamen yeni okul binasýnda eðitim ve öðretimlerine devam etmiþ.


Okulun eðitim öðretime baþlama yýlý 1929’dur. Bu yýldan itibaren hizmet vermeye baþlar. Bu, kesintisiz yetmiþ sekiz yýllýk bir eðitim hizmetidir.


Köye Atanan Ýlk Öðretmen; Antalyalý Remzi Bey olduðu söyleniyor. Öðrenci mevcudu ve derslik durumuna göre tek öðretmenli yýllardan, iki, üç ve beþ öðretmenli yýllara ve sekiz yýllýk temel eðitim uygulamasý ve öðrenci sayýsýnýn azalmasý nedeni ile de bir, iki öðretmenli yýllara tekrar dönmüþtür. 1970’li yýllarda okula devam eden öðrenci sayýsý 180–200 arasýdýr.


Okulun eðitim ve öðretime baþladýðý yýllarda Musa Ýncekar muhtar olduðu sanýlýyor. Bu muhtar köyün ayný zamanda ilk muhtarýdýr. Köy topraklarý içinde bir zamanlar okula ait iki tarla olduðu söylenir. Bu tarlalarýn gelirinin okul ihtiyaçlarýnda kullanýldýðý söylenmektedir. Bir zamanlar okulun ihtiyaçlarý için ayrýlan bu tarlalarýn birinin Çalýnardýn’da birinin de Sazak Deresi’nde olduðu bilinir. Bu tarlalar daha sonra þahýslara satýlmýþtýr.


Kaynakça


Köseler köyünün adý ve tarihinin kaynaðý, Türk dili ve Edebiyetý öðretmeni, Milli Eðitim Þube Müdürü Seyfettin Ceylan'ýn araþtýrmasýndan özetlenmiþtir.