Osmanlý Öncesi Ýstanbul'da Su Tesisleri
Ýstanbul'un bilinen en eski su tesisleri: Roma Ýmparatorluðu dönemine tarihlenmektedir. Sahip olduklarý kentlerde su tesislerine büyük önem veren Romalýlar, Antik Byzantion / Konstantinopolis / Ýstanbul'da da geniþ bir su þebekesi kurmuþlar; kendilerinden önceki uygarlýklarda olduðu gibi þehre anýtsallýk ve hareket kazandýran çok katlý, sütunlu ve heykellerle süslü nympheumlara, hamamlara, evlere, saraylara su getiren yapýlarý inþaa etmiþlerdir. Vitruvius, roma dönemi mimarlýðý yapý tipleri ve inþaa tekniklerini anlattýðý on kitaptan oluþan De Architecture adlý eserinin VIII. Kitabýnda Roma'daki su yapýlarýný (sukemerleri, kuyular, sarnýçlar, suterazileri), IX. ve X. Kitaplarda da su aletlerini (su saati, su orgu, su basma makinalarý, su çarký, su deðirmeni, Ctesibius pompasý) anlatýrken Roma dönemi maksemlerinin, suyollarýnýn, kanallarýn, büyük su toplama havuzlarýnýn tanýmlarýný vermektedir.
Roma dönemi ile ilgili bilgi veren yayýnlardan, þehre uzak kaynaklardan kanallarla taþýnýp getirilen sularýn, yüksek yerlerdeki su toplama havuzlarýnda ve taksimlerde toplanarak ve kanallarla sarnýçlara, evlere ve çeþmelere daðýtýldýðý anlaþýlmaktadýr. Strzygowski ve Forchheimer, Ýstanbul'un Bizans dönemi su yapýlarýný anlattýklarý Die Byzantinischen Wasserbehalter von Konstantinopel (1893) adlý kitapta, Belgrad Ormanlarý'ndaki bendlerde toplanan sularýn bir boru hattý ile buradan alýnýp Haliç'e akan iki derenin oluþturduðu vadiler üzerinden sukemerleri yoluyla taþýnarak þehir sularýnda Eðrikapý'ya kadar geldiðini, buradan kente daðýtýlmak üzere üç ayrý semtteki (Atpazarý, Yenibahçe, Ayasofya) taksimlere ulaþtýðýný belirtmektedirler.
ROMA DÖNEMÝ SU YAPITLARI
Sukemerleri / Aquaduct
Üstü kapalý su yollarýndan akan suyun seviyesini sabit tutarak vadiler üzerinden geçiren ve ayný yükseklikte bir noktaya akýtan, köprü þeklinde ayaklý kemerler üzerine yapýlan su yapýsýdýr. Ýstanbul'da Roma döneminde yapýlmýþ ve günümüze kalýntýlarý ulaþabilmiþ IV. yy'a ait sukemerleri; Valens / Bozdoðan Kemeri (368), Ma'zulkemer, Karakemer, Turunçluk Kemeri'dir.
Su terazileri
Osmanlý döneminde su basýncýný ayarlamaya ve suyu ölçerek daðýtmaya yarayan kule biçiminde yapýlar olarak su daðýtým þebekesinde yerini alan suterazilerinin Roma dönemindeki biçim ve iç düzeneðine ait kesin bir bilgi yoktur. Romalý Vitruvius De Architectura'da, roma'daki su yapýlarý ile ilgili bilgi verdiði VIII. Kitap "Terazileme ve Terazileme Araçlarý" adlý V. bölümde, suyu konutlara ve kentlere taþýma yöntemlerini anlatýrken, önce terazileme yönteminin geldiðini, terazilemenin suterazileri ve dioptrae, chorobates adlý araçlarla yapýlabileceðini belirttikten sonra, bunlarýn içinde en saðlýklý yöntemin chorobates adý verilen bir çeþit düz cetvel ile yapýlan terazileme olduðundan sözetmekte ancak suterazileri hakkýnda ayrýntýlý bilgi vermemektedir.
Maksemler
Þehre gelen sularýn ölçülerek daðýtýmýnýn yapýldýðýný yapýlardýr. Vitrivius, De Architectura VIII. Kitapta þehrin surlarýna kadar getirilen suyolunun bir su hazinesine sularýný boþalttýðýný, bu hazinenin yanýna üç bölmeli bir havuz inþa edildiðini, su hazinesine gelen sularýn ayrý ayrý üç borudan üç bölmeli havuzun her teknesine aktýðýný, üç tekneden ortadakinin sularýnýn borularla bütün þehrin havuzlarý ve çeþmelerine, yanlarýndaki teknelerden birinin borularla hamamlara, diðer teknenin sularýnýn ise evlere gittiðinden sözetmekle böylelikle, Roma dönemi maksemlerinin tanýmlarýný vermektedir. Roma dönemi Ýstanbul maksemleri ile ilgili en ayrýntýlý bilgi veren kaynak, Özkan Ertuðrul "Bizans Dönemi Ýstanbul Su mimarisi" adlý doktora tezinde (1989), Roma'nýn ardýlý Bizans / doðu Roma Ýmparatorluðu döneminde þehre gelen sularýn Nympheum Maximum, Tezgahçýlar Kubbesi Maksemi, Balýk Maksemi, Sultanahmet Maksemi, Valens Maksemi ile þehre daðýtýldýðýný belitmektedir.
Kanallar
Suyun bir yerden baþka bir yere taþýnmasýný saðlayan açýk / kapalý kanallar açýk ya da kapalý sarnýçlar arasýndaki baðlantýyý kurmakta, çeþmeler ve evlere su taþýmaktaydýlar. Ayný zamanda sarnýçlarýn fazla sularýný aktarmalarýný da saðlayan kanallardan günümüzde tespit edilebilenlerinin sayýsý 23'tür. Su kanallarý taþ, kurþun veya piþmiþ toprak malzemeden yapýlmaktaydý. Vitrivius bunlarýn içinde en saðlýklýsýnýn toprak borular olduðunu, kanal yataðýna her yüz oyuk için bir inçin dörtte birinden az olmayan eðim verilmesi gerektiðini belirtmektedir.
Büyük Su Toplama Havuzlarý, Kuyular ve Sarnýçlar
Vitrivius, sukemerleri kurulabilecek kaynaklar yoksa kuyular kazmak geriktiðini belirtmekte, ayrýca sularýn toplandýðý iki veya üç bölmeli, suyun birinden diðerine süzdürme yoluyla temizliðinin yapýldýðý büyük haznelerden (sarnýçlar) bahsetmektedir. Sözü edilen haznelerle ilgili verilen bilgiler, bu haznelerin Osmanlý döneminde kullanýlan suyun dinlendirildiði çökertme havuzlara benzediðini düþündürmektedir. Sarnýçlarla ilgili bilgilerin bulunduðu kýsýmda anlatýlan, iþlev açýsýndan sarnýçlarla da kesiþen bu büyük haznelerin bir örneði, Topkapý Sarayý Birinci Avlusu'nda bulunan, giriþi ise Ýkinci Avlu'dan olan dolab Ocaðý'dýr. Sarayýn tüm suyunun tolandýðý ve daðýtýldýðý bir merkez olan bu büyük haznenin / kuyunun yapým tekniði Roma dönemi özellikleri göstermektedir. Yanýna Osmanlý döneminde bir sarnýç eklenmiþtir. Ýstanbul'da Bizans öncesi dönemden beþ adet (Topkapý Sarayý - Birinci Avlu Dolab Ocaðý, Topkapý Sarayý - Ýkinci Avlu Sarnýcýn yanýnda, Topkapý Sarayý - Beþinci Avlu Fil Kapýsý yanýnda, Manganlar Bölgesi'nde Hagia Maria Hodigitria Vaftizhanesi'nin yarým daire avlusunun merkezinde, Darphane Avlusu içinde): Bizans döneminden de iki adet (Topkapý Sarayý - Ýkinci Avlu Bab-üs Selam'dan mutfaklara giren ilk kapý önünde revak altýnda, topkapý Sarayý mutfak revaklarý önünde) kuyu tespit edilebilmiþtir.
Kuyularla baðlantýlý bir diðer Roma dönemi su yapý türü sarnýçlardýr. Günümüze ulaþabilmiþ bilinen sarnýçlarýn en eskileri Roma'nýn ardýlý Bizans / Doðu roma Ýmparatorluðu dönemine tarihlenmektedir.
Vitrivius, VIII. Kitabýnýn VI. Bölümü'nde "Su Kemerleri, Kuyular ve Sarnýçlar" baþlýðý altýnda sarnýçlarla ilgili "Zemin sert veya damarlar fazla derindeyse; su çatýlardan veya yüksek yerlerden toplanarak signinum yapýlmýþ sarnýçlarda biriktirilerek saðlanmalýdýr" bilgisini vermektedir. Signinum'un nasýl yapýlmasý konusunda verdiði bilgilerden bu iþlemle suyun biriktirileceði haznenin iç yüzeyinde bir tür yalýtým oluþturmanýn hedeflendiði anlaþýlmaktadýr.
Bu yalýtýmýn amacýnýn da suyun tadýný ve berraklýðýný arttýrmak olduðu Vitrivius'un þu satýrlarýndan anlaþýlmaktadýr. "Bu tür yapýlar, suyu birinden diðerine süzdürme yoluyla temizliðinin saðlanmasý için iki veya üç bölmeli olmalýdýrlar: bu þekilde su çok daha saðlýklý ve tatlý olacaktýr. Çünkü, çamurun çökebileceði bir yer olduðunda su berraklaþacak, kokusuz olacak ve tadýný koruyacaktýr: aksi durumda ise, tuz katýlarak temizlenmesi gerekecektir."
Vitrivius'un bu satýrlarýndan Roma dönemi sarnýçlarýnýn suyun dinlendirildiði çökertme havuzlarý olarak da kullanýldýðý sonucu çýkmaktadýr.
Çeþmeler
Romalýlar'ýn ve Bizanslýlar'ýn günlük yaþantýsýnda büyük önemi olan su ve su yapýlarýndan günümüze çok fazla kalýntý ulaþmamýþ olsa da kaynaklardan, özellikle Romalýlar döneminde zengin örneklerine rastlanan çoðunlukla sütunlu caddeler, forumlar gibi kentin siluetine katkýda bulunan noktalarda konumlandýrýlan nympheum / anýtsal çeþmelerin, Byzantion / Ýstanbul'da var olduðu anlaþýlmaktadýr. Genellikle Ýmparator Valens (364-378) tarafýndan 368'de yaptýrýldýðý kabul edilen kemerden gelen suyun ulaþtýðý Taurus Meydaný'nda (günümüzde Ý.Ü. Merkez Binasý yerinde) bulunan Nympheum Maximum bunlardan biridir. Ýlk uygulamalarý Antik Yunan'a kadar inen ve kentin mamuya açýk alanlarýný hareketlendiren su anýtlarý olarak karþýmýza çýkan, nympheumlarýn (Anadoll 1997: 1357-58) yanýsýra kaynaklardan zengin Roma ve Bizans evlerinin bahçelerinde anýtsal görünüþlü, kolonlu, heykellerle süslü, genellikle mermerden, kimi zaman bronz ve porfir örneklerine de rastlanan çeþmelerden söz edilmektedir. Bu çeþmelerin büyük çoðunluðu yýkýlmýþ, tahrib olmuþ, bir kýsmý Osmanlý döneminde dönemin mimari beðenisi ve biçimine göre yenilenirken özgün karakterini kaybetmiþ, bir kýsmýnýn da yerine zaman içinde yenileri yapýlmýþtýr.
Roma dönemindeki su tesisleri ile ilgili günümüze kadar yapýlan çalýþmalar ve araþtýrmalar Ýstanbul'un bilinen ilk suyollarýnýn 4 grupta toplandýðýný göstermektedir. Ýmparator Hadrian (117-138) döneminde nþaa edilen, þehrin batýsýndan Sultanahmet Meydaný çevresine ulaþan suyolu, Ýstanbul'un bilinen ilk suyoludur. II. Theodosius (408-50) döneminde bu suyoluna ek yapýlmýþtýr. Þehrin ikinci büyük suyolu Ýmparator Konstantin (324-337) döneminde inþaa edilen ve Istranca Daðlarý'ndan kente ulaþan suyoludur. Kaynaklarda Romalýlar tarafýndan inþaa edilen en uzun suyolu olarak anýlan 242 km. uzunluðundaki bu suyolu, Vize'nin 6 km. kadar batýsýndan gelerek Edirnekapý'nýn güneyinden þehre girmektedir.
Ýstanbul'un üçüncü önemli suyolu Ýmparator Valens döneminde yapýlmýþtýr. Bu suyolu, günümüzde Þehzadebaþý'nda büyük kýsmý ayakta olan kemerin üzerinden geçirilerek 373 yýlýnda þehrin su gereksinimini karþýlamýþtýr. Ýmparator Justinianus (527-65) ve V. Konstantinus dönemlerinde yenilenen, geniþletilen Valens Suyolu: saraylarý, Ahilleus Hamamý'ný ve Yerebatan Sarnýcý'ný besliyordu.
Belgrad Ormaný'ndan þehrin kuzeybatýsýna uzanan, Theodosius I tarafýndan inþaa edildiði sanýlan suyolu, Ýstanbul'un dördüncü büyük suyoludur.
Kuruluþu Ý.Ö. 800'lere kadar uzanan Roma Ýmparatorluðu, Ý.S. 395'te Batý ve Doðu Roma olarak ikiye ayrýlýrken Ýmparatorluðun doðu kanadý XIX. yy tarihçilerinin Bizans olarak adlandýrdýklarý yeni bir mimari ve sanat anlayýþýna bürünmüþ, kendilerine merkez olarak da yeni bir kenti Bizans / Konstantinopolis / Ýstanbul'u seçmiþ, bu yeni baþkent Ý.S. VI. yy'dan sonra Antik Roma gelenekleri üzerine temellenen yeni ve farklý mimari biçimler sunmaya baþlamýþtýr. Bu farklýlýklar içerisinden kentin deðiþmeyen temel özelliklerinden birisi su ve su yapýlarýdýr.
Þehrin zamanla geliþmesi, nüfusunun artmasý su gereksiniminin artmasýný da beraberinde getirmiþ; önceleri kuyular, sarnýçlar ve þehir dýþýndaki su kaynaklarýndan saðlanan su, gereksinimi karþýlayamaz hale gelince mevcut þebekelere ekler yapýlarak suyollarý, daðýtým þebekesi büyütülmüþ, kimi zaman da yeni kaynaklardan þehre su getirilmiþtir.
Ýstanbul'un Romalýlar tarafýndan inþaa edilen suyollarýna Bizans döneminde fazla ilave yapýlmamýþ, V. Konstantinus Kopronymus (741-775), III. Romanos Argyros (1028-1034), I. Manuel Komnenos (1143-1180) tarafýndan yapýlan onarýmlarla yetinilmiþtir. X. yy'a kadar düzgün bir su þebekesine sahip olan Ýstanbul'un Osmanlýlar tarafýndan fethine kadar kuþatmalar, depremler ile su þebekesi kullanýlamaz hale gelmiþtir. Þehre su getiren suyollarý, kuþatmalar ve depremler sonucu tahrip olmaya baþlayýnca Bizanslýlar, daha ucuz ve güvenli bir sistem olan sarnýçlardan þehrin su gereksinimini saðlamayý tercih etmiþ, Roma suyollarýnýn büyük maliyet gerektiren onarýmý yerine þehrin su gereksinimini surlarýn dýþýndan baðýmsýz hale getirmek için Roma döneminden beri var olan sarnýçlarý çoðaltmýþlardýr.
Tarihi yarýmadanýn deðiþik bölgelerinde ve sur dýþýnda deðiþik boyutlarda örnekleri bulunan bu büyük su toplama ve daðýtým merkezlerinden kapalý olanlar þehrin ve büyük binalarýn su ihtiyacýný karþýlarken ayný zamanda engebeli bir arazi yapýsý olan Ýstanbul'da üstlerinde yükselen binalara da yüksek ve düzgün bir platform oluþturuyorlardý.
Tamara Talbot Rice V. yy'dan önceki Ýstanbul / Konstantinopolis Evleri'ni tanýmlarken, Roma Ostia yakýnlarýndaki zengin evlerine benzeyen avlulu Konstantinopolis Evleri'nin avlusunda ev halkýnýn su gereksinimini karþýladýðý bir kuyu ya da sarnýç olduðunu belirtmektedir.
Roma döneminden beri var olduðu anlaþýlan sarnýçlar, büyük bir olasýlýkla , Roma dönemi suyollarýnýn daha önce de söz edildiði gibi çeþitli nedenlerle tahrip olmasýndan sonra kuþatmalar sýrasýnda daha güvenli bir su saðlama sistemi olduðu için Bizanslýlar tarafýndan yaygýn biçimde kullanýlmýþtýr. Özellikle IX. yy'dan sonra þehrin su gereksinimi eski suyollarýna eklenen küçük isale / su þebekeleri ile su toplama hazneleri / sarnýçlardan saðlanmýþtýr.
VI. yy'da Ýmparator Justinianus, kente büyük sarnýçlar yaptýrýrken Ýmparator Hadrianus tarafýndan yaptýrýlan ve kentteki nympheumlar ile Büyük Saray'a su saðlayan Hadrianus Suyolu'na da tamir ettirmiþtir.
Ýstanbul'un Roma ve Bizans dönemlerinde inþaa edilen su tesislerinden biri de ayazmalardýr. Halkýn su ihtiyacýný karþýlamak amacýna hizmet etmeyen, yalnýzca kutsal kabul edilen þifalý su kaynaklarý üzerine inþaa edilen bina anlamýna gelen ayazmalar, halkýn su gereksinimini karþýlayan þehir suyu þebekesi içinde yer almazlardý.
Theodosius ve Justinianus Kanunlarý'nda yer alan su ile ilgili maddelerden Ýstanbul'un bu dönemlerde dýþarýdan gelen su ile beslendiði anlaþýlmakta, Justinianus Kanunlarý'nýn 870-878 yýllarýna ait redaksiyonunda (Prokhiron) bulunan suyollarýnýn kullanýlmasý konusundaki sert düzenlemeler açýk ve kapalý kanallarýn temizliði ve bakýmý ile ilgili özel hükümler ise þehrin su þebekesine verilen önemi göstermektedir.
Daha önce de söz edildiði gibi Ýstanbul'un Roma döneminde yapýlan suyollarý zaman, doða þartlarý ve kuþatmalara baðlý olarak oldukça tahrip olmuþ, özellikle 1204'teki Latin Ýstilasý'ndan sonra neredeyse kullanýlamayacak duruma gelen suyollarýna, Ýstanbul Osmanlýlar'ýn eline geçtiðinde önemli onarým ve ilaveler yapýlmýþtýr.
OSMANLI DÖNEMÝNDE, ÝSTANBUL'DA SU TESÝSLERÝ VE OSMANLI SU TEÞKÝLATI
Fatih Sultan Mehmet, Ýstanbul'un Fethi'nden sonraki günlerde oldukça kötü durumdaki mevcut suyollarýnýn acele tamirini emretmiþ, ayrýca Fatih suyollarý, Turunçlu Suyollarý, Þadýrvan Suyollarý, Mahmutpaþa Suyollarý'ný inþa ettirmiþtir. Geç Roma döneminden beri mevcut olduðu bilinen Kýrkçeþme Tesisleri de bu arada onarýlarak yenilenmiþtir.
Ýstanbul'un tarih boyunca önemli sorunlarýndan biri olan, kentin büyümesine ve nüfus artýþýna baðlý olarak sürekli gündeme gelen su sorununun çözümü için, Osmanlýlar deðiþik dönemlerde Ýstanbul'un var olan suyollarýna ekler yapmýþ, Ýstanbul'un su sorunu köklü biçimde Kanuni Sultan Süleyman tarafýndan yaptýrýlan tesislerle çözülmüþtür. Osmanlýlar'ýn su tesislerinin yapýmýna kendilerinden önceki uygarlýklarda olduðu gibi büyük önem verdiðini Fatih döneminde ayrý bir Su Nezareti / Su Bakanlýðý kurmalarýndan anlamak olasýdýr.
Fatih'ten sonra oðlu Sultan II. Beyazid dönemi (1481-1512)'nde Bayezid suyollarý olarak anýlan suyollarý, Yavuz Sultan Selim dönemi (1512-1520)'nde de çeþitli su tesisleri yapýlmýþ olmasýna karþýn XVI. yy'a gelindiðinde Ýstanbul'un en önemli sorunlarýndan biri yine þehrin gereksinimini karþýlayacak yeterli su olmayýþýdýr. Su sorununun çözümü için Kanuni Sultan Süleyman, Hassa Baþmimari Mimar Sinan'ý görevlendirmiþtir. Büyük bir olasýlýkla dönemin Su Nazýrý Hasan Aða ile birlikte çalýþan Mimar Sinan, Roma-Bizans döneminde ve fethinden sonra yapýlmýþ olan suyollarýný incelemiþ, yeni kaynaklar araþtýrmýþtýr. 1554 yýlýnda Kýrkçeþme Tesisleri'nin inþaatýna baþlanmýþ, 1560'da bitirilmiþtir. Topkapý Sarayý III. Ahmed Kütüphanesi H. 1815 numarada Ýstanbul'un Osmanlýlar'ýn eline geçiþinden beri yapýlan en kapsamlý su tesisi olan Kýrkçeþme Tesisleri'ni gösteren tarihsiz bir kroki bulunmaktadýr. 1620'den önce yapýldýðý sanýlan bu krokide, Kýrkçeþme Tesisleri'nin Kovuk / Kýrýk Kemer, Uzun Kemer, Baþhavuz, Cebeciköy Kemerleri'ne ait boyutlar ile su tesisi hakkýnda çeþitli bilgiler bulunmaktadýr.
Ýstanbul'un Osmanlý dönemine ait, bir kýsmý günümüzde de kullanýlan su isale sistemleri 4 bölüme ayrýlmaktadýr:
1. Halkalý Sularý / Cevâmi-i Þerife Sularý (Birbirinden baðýmsýz 16 ayrý isaleden oluþan ve þehre kuzeybatýdan gelen bu hattýn bir kýsmý büyük bir olasýlýkla Roma dönemine aittir.)
2. Kýrkçeþme Sularý (1554-1564)
3. Taksim Sularý (1731-1839)
4. Diðer isaleler, Hamidiye, Kayýþdaðý Sularý (1904-?).
Osmanlýlar döneminde Ýstanbul þehrine hizmet eden bu suyolu hatlarý, seçilen kaynaklar ve oluþturulan bendlerden sukemerleri yardýmý ile önce maslaklara, sonra sýrasý ile maksemlere suterazilerine ulaþýrdý. Bu yolculuk kimi zaman mahalle çeþmelerinde kimi zaman da binalar ve bu binalarýn içinde yer alan özel çeþmelerde son bulunurdu. Suyun bu yolculuðunda çeþmelere gelene kadar izlediði yol boyunca yer alan Osmanlý su yapýlarý ve tesisleri þunlardýr.
Bendler
Bend adý verilen açýk su depolarý, kaynak ve yaðmur sularýný toplamak için iki dað yamacý arasýna yapýlýn büyük kâgir duvarlardýr. Gövde / Bend Duvarý, Açýk Savak / Bendin yan taraflarýnda taþan sularýn akýp gitmesini saðlayan düzenek, Su Haznesi / Musluk Haznesi gibi bölümlerden oluþan Osmanlý dönemi Ýstanbul bendleri düz duvarlý (Karanlýk Bend, Büyük Bend, Kirazlý Bend), dirsek duvarlý (Topuzlu Bend, Ayvat Bendi, Valide Bendi) ve kavis duvarlý (Yeni Bend) olmak üzere üç farklý tipte yapýlmýþlardýr.
Sukemerleri
Roma döneminden beri þehre su getirmek için kullanýlan bir sistem olan, suyun seviyesini kaybetmeden iki yüksek arazi arasýndaki dere ve vadiden karþýya geçirmek ve ayný yükseklikte bir noktaya akýtabilmek için köprü þeklinde ayaklý kemerler üstüne yapýlan suyollarýdýr. Kanuni Sultan Süleyman döneminde; Ýstanbul'a Belgrad Ormanlarý'ndan su getiren, kullanýlamaz durumdaki eski Roma suyolu Mimar Sinan tarafýndan ekler ve katma sularla yeniden yapýlandýrýlarak Kýrkçeþme Tesisleri adýný almýþtýr. Osmanlý dönemi Ýstanbulu'nun en önemli su tesislerinden biri olan bu tesis için Kovukkemer, Paþa Kemeri, Uzunkemer, Maðlova Kemeri, Güzelce Kemer gibi kimi anýtsal ölçekte 33 tane sukemeri yapýlmýþtýr.
Havuzlar
Gelen sularý toplayýp tasfiye eden ve ana galeriye sevk eden, çaplarý 2m ile 30 m arasýnda deðiþen, genellikle daire planlý, 2-20 m derinliðinde tek veya çift gözlü tesislerdir. Çift katlý örnekleri de vardýr.
Maslaklar
Havuzlardan þehre giden ana galerilerin kollara ayrýldýðý uygun noktalarda inþa edilen küçük hücrelerdir. Maksemler gibi lüleli taksim sandýðý ile donatýlmýþ olup, akan su miktarýný tayin ve tesbite yararlardý. Kimi kaynaklarda taksim / maksemlerle karýþtýrýlan maslaklarýn özellikle þehir dýþýnda olmalarýdýr.
Maksemler
Þehre gelen sularý þehir içindeki çeþme ve binalara daðýtmak için, su miktarýný belirleyen lülelerden savak denilen tevzi / daðýtým teknelerine akýtan düzeneðe sahip, üstü kubbe veya tanoz ile örtülü bir binadan oluþan su hazneleridir. Yer üstünde (Taksim, Eyüp, Harbiye maksemleri gibi) ve yer altýnda (Hacý Osman Bayýrý Maksemi gibi) olmak üzere iki tipte inþa edilmiþlerdir.
Su Terazileri
Sularýn kaynaðýndan gelirken yolda kaybettiði basýncý tekrar kazýndýrarak yüksek rakýmlý mahallelere ayný basýnçla daðýtan, 3-10 m yükseklikte kulelerdir. Ayný seviyeli yerlere su daðýtan bir çeþit maslak düzenindedirler.
Tersip / Çökertme Havuzlarý
Þehre gelen sularýn makseme gelmeden önce temizlenip dinlendirilmesi için yapýlmýþ, birbirine geçen havuzlardan oluþan su tesisleridir. Su, bu havuzlarda dinlendirildikten sonra makseme gelerek taksim olunur.
Osmanlýlar'da su ölçme sistemi de her çeþmeye giden sularýn belirlenmesi açýsýndan önemliydi. Kaynaklarýný vakýf sularý (hayýr için halkýn kullanýmýna baðýþlanmýþ sular), mülk sularý(Sultan tarafýndan temlikname ile kullanýmý þahsa baðýþlanmýþ sular), miri sular / hassa sularý / devlet sularý gibi deðiþik statüdeki sulardan alan çeþmelere, belirlenen miktarda su verilmesine dikkat edilir, su ölçme iþi lülelerle yapýlýrdý. Geniþ ve uzun dikdörtgen þeklinde taþtan bir sandýðýn üzerine savaklar-su toplama tekneleri düzenlenir, eksenleri su seviyesinden 96 mm aþaðýda olan deðiþik çaplý kýsa pirinç borular sandýðýn bir kenarýna dik olarak yerleþtirilir, iç yüzeyleri sandýðýn iç yüzü ile ayný olur borular iç çaplarýna ve debilerine göra lüle, kamýþ, masura, çuvaldýz, hilal gibi adlar alýrlardý. En çok kullanýlan ölçü birimi lüle; yuvarlak küre þeklinde, otuz dirhem (yaklaþýk 96,50 gr) aðýrlýðýndaki bir kurþunun içinden geçebileceði kadar bir delikten akan su miktarý olarak tanýmlanmýþtýr.
Osmanlý su teþkilatý, daha öncede söz edildiði gibi Fatih döneminde kurulan, Su Nezareti'ne baðlý olarak; su nâzýrý, suyolcularý, keþif memurlarý, korucular, çavuþlar, bend muhafýzlarý, neccarlar, löküncüler ve þehir sakalarýndan oluþuyordu. Su Nezareti'nin baþýnda bulunan Su Nâzýrý öncelikle padiþahýn ve sarayýn suyunu saðlardý. Ayrýca sularýn mahallelerden camilere, hamamlara, mahalle çeþmelerine düzenli akýþýnýn saðlanmasý, su tesisatýnýn korunmasý ve bakýmýndan sorumlu suyolcularýna nezâret etmek, su saðlanmasý konularýnda mimarbaþý ile birlikte çalýþmak Su Nâzýrý'nýn görevleri arasýnda idi. Su Nezâreti'nin temelini oluþturan Suyolcularý / Suyolcu Esnafý, suyollarý ile maslaklarýn tamiri, sularýn düzenli þekilde akmasý iþleri ile ilgilenerek, su gelen ev, hamam vb yerlerden aylýk onarým ücreti alýrlardý. Suyolcularýn çeþitli semtlerde koðuþlarý vardý. Sürekli burada bulunurlar ve nöbet tutarlar, herhangi bir aksaklýkta gerekli onarýmý yaparlardý. Su Neareti'nde çalýþan Neccarlar / dülgerler su tesislerinin marangozluk iþlerini yapar, Löküncüler ise su künklerinin birleþtiði aðýzlardan su sýzmamasý için kireçle zeytinyaðýnýn karýþtýrýlarak dövülmesinden elde edilen macunu kullanarak künklerin yalýtýmýný saðlardý.
Kelime anlamý olarak, Arapça kök ismi mübalaða yapýlarak türetilmiþ su veren, su taþýyan kiþi anlamýna gelen sakalar ise özellikle su þebekelerinin evler kadar ulaþamadýðý dönemde ihtiyaç sahiplerine su taþýyan esnaf örgütü idi. Ayrýca Ayasofya'nýn Þekerci kapýsý karþýsýndaki Sakalar Çeþmesi'nin yanýnda koðuþlarý bulunan (Koçu 1958: 42) saraya baðlý sakalar, Yeniçeri sakalarý vardý.
Þehir sakalarý, atlý sakalar ve veya / arka sakalarý olmak üzere ikiye ayrýlýrdý. Atlý sakalar atlarýnýn yan taraflarýnda içine su doldurduklarý saka meþki denilen deriden tulumlarý taþýrlardý. Bu su kulumlarýna kýrba adý verilir ve aðýzlarý meþin bir bað ile baðlanýrdý. Yaya sakalarýn ise 45-50 litre su alan kýrbalarýndan baþka necef tas ve kaseleri de bulunurdu. Her evin giriþ kapýsý yanýnda saka deliði diye adlandýrýlan taþtan küçük tekneciler olurdu. Sakalar getirdiði suyu evin içine girmeden bu teknelere boþaltýrlardý. Su bu tekneciðe baðlý borudan avludaki veya ev içindeki küplere dolardý. Su gereksinimi oldukça en büyük küplerden maþrapalar ile kullanýlýrdý. Kimi evlerde abdesthane ya da sofalara yapýlan çeþmelerin duvara gömülü çömlek biçiminde küçük haznelerine yine ayný sitemle su doldurulur, oradan da bir boru ile musluðu su verilirdi.
Sakalarýn hangi çeþmelerden su alabilecekleri belli bir sisteme baðlýydý. Her çeþmeden su alacak saka belli olur, sayýlarý deðiþmez, ancak bir saka bu iþten vazgeçerse, yeni bir saka onun yerine geçebilirdi. Çeþme vakfedenler eðer sakalarýn kendi çeþmelerinden su alýp satmalarýný istemiyorlarsa, bunu çeþme vakfiyesinde veya kitabesinde belirtirlerdi. Sakalarýn devamlý su aldýklarý çeþmeler ise saka çeþmesi olarak adlandýrýlýrdý. Sakalarýn yaný sýra Osmanlý su teþkilatýna sistemli bir þekilde dahil olmayan, yalnýzca sevap kazanmak amacýyla atlý veya yaya olarak su daðýtan derviþler de bulunmakta idi.
ÝSTANBUL ÇEÞMELERÝ
Ýstanbul'da hüküm süren hemen hemen her sultan, sadrazam, valide sultan ve diðer ileri gelenler Osmanlý kültüründe, sosyal yaþantýsýnda ve mimarisinde önemli yer tutan; döneminin ekonomik, sosyal ve siyasi gücünün göstergesi birçok çeþme yaptýrmýþlardýr.
Yaptýrýlýþ amaçlarýna göre Vakýf Sularý, Mülk Sularý, Hassa Sularý / Miri Sular gibi deðiþik adlar altýnda sýnýflanan sulardan kaynaklarýný alan bu çeþmeler kimi zaman kamuya açýk kent mekânlarýný biçimlendiren Osmanlý külliyelerinin bir parçasý, kimi zaman da oda çeþmeleri gibi özel mekânlarý süsleyen, anlamlandýran döneminin mimari zevkini ve özelliklerini yansýtan birer gösterge olarak karþýmýza çýkmaktadýrlar.
Günümüze ulaþan kimi belgelerden Osmanlý yönetiminin, özellikle XVI. yy'da genellikle evlere su vermek yerine, mahalle çeþmelerine su götürmeyi yeðlediði anlaþýlmaktadýr. Bu yaklaþým kendine özgü içedönük mahallelerin, cumbalý,ahþap evleri, çýkmazlarý, organik sokaklarý kadar çeþmelerinde mahalleyi biçimlendiren vazgeçilmez elemanlar olmasýna neden olmuþtur. Ýnsan ölçeðine uygun organik sokaklarýn açýldýðý "cami meydaný, kýraathane-çýnar altý üçgeninin tamamlayýcý öðesi çeþme baþlarý" diðer kentlerde olduðu gibi dönemin Ýstanbul'unda da birer küçük sosyal iletiþim mekânýdýr.
Hiçbir devirde suyu bol bir þehir olmayan Ýstanbul'un,XVI. ve daha sonraki yüzyýllarda su tesislerinin yenilenmesi ve geliþtirilmesi ile bu anlayýþ deðiþmiþ, evlere kadar su götürülmesi benimsenmiþtir. Büyük konak ve yalýlarda özel künklere sultanýn izniyle getirilen mülk sularý dýþýnda halkýn büyük çoðunluðu tüm su gereksinimini evinin bahçesindeki dolap, su kuyusu gibi yeraltý sularýndan, sarnýç gibi toplama suyundan ya da mahalle çeþmesinden taþýnan sudan baðlardý. Ýstanbul halkýnýn temel gereksinimlerinden en önemlisini karþýlayan çeþmeler, mahallelinin kullanýmýna ve sakalara ait olmak üzere iki grupta toplanýyordu. Özellikle at sakalarýnýn mahalle çeþmelerinden su almalarý yasaklanmasýna raðmen, kimi zaman bu yasaða uyulmadýðýndan, kimi zaman da atlý sakalarla arkalýkla su taþýyan sakalarýn ayný çeþmeden su almalarý yüzünden sýk sýk anlaþmazlýklarýn çýktýðý belgelerden anlaþýlmaktadýr. Bu yüzden kimi çeþme kitabelerinde çeþmeyi yaptýran tarafýndan sakalarýn çeþmeden su alamayacaklarý belirtilmiþtir.
Ýstanbul halkýnýn su gereksinimini karþýlayan çeþmeler, kaynaklarý açýsýndan ikiye ayrýýlr.
1) Þahýslarýn bulduðu veya sahibi olduðu, özel kaynaklardan (Vakýf Sularý, Mülk Sularý) yararlanan çeþmeler
2) Belgelerde Hassa Sularý veya Miri Sular olarak anýlan, yapým giderlerini devletin üstlendiði þehir þebekesinden yararlanan çeþmeler
Yüzyýllara göre yapý malzemesi, biçim ve üslup açýsýndan deðiþimler gösteren çeþmelerin ana þemasý;
Suyun depo edildiði, erken dönemlerde çeþme mimarisini etkileyen hazne (Kadýrga Esma Sultan, Yeþilköy Abdülmecid Han çeþmelerinde olduðu gibi kimi örneklerde bu kýsmýn üzeri namazgâh olarak kullanýlmýþtýr),
Üzerinde daima akan (salma) veya kesilebilen (burma) musluklarýn yer aldýðý, genellikle ait olduðu dönemin mimari modasýna uygun süslemelerle bezeli ve çoðunlukla kemerli bir niþ içinde bulunan musluk taþý-ayna taþý
· Musluk-ayna taþý üzerinde çeþmeyi yaptýran hayýrseverin, kimi zaman suyun cinsinin, çeþmenin yapýlýþ tarihinin belirtildiði kitabe,
· Musluktan akan sularýn toplanýp aktýðý çukur tekne-kurna ve teknenin iki tarafýnda bekleme þekillerinden oluþmaktadýr.
Bu bölümler yüzyýllara göre deðiþen mimari modalar, þehircilik anlayýþý ve beðenilere göre deðiþim göstermiþlerdir. Kimi zaman sütun biçiminde (Çengelköy Ahmed Aða Çeþmesi, 1854) baþka devirlerde görülmeyen çeþmeler yapýlýrken kimi zaman bir yapý cephesi gibi tasarlanmýþ, kent siluetine katkýda bulunan çeþmeler (Yýldýz Bezmiâlem Valide Sultan çeþmeleri) tasarlanmýþtýr. Osmanlý mimarlýðýnda Batýlý etkilerin görülmesi ile birlikte; ticari ve sosyal hayatýn yoðun olduðu, þehircilik açýsýndan önemli vista noktalarý oluþturan, çoðunlukla külliyelerin yanýnda oluþmuþ / oluþturulmuþ meydanlara ya da tören alaný olarak önemi bulunan meydanlara / alanlara yapýlmýþ; Batýlý mimari modalara göre düzenlenmiþ cepheleri Batýlý benzerleri ile yarýþan, Osmanlý mimarlýðýnýn çaðdaþlýðýnýn dolayýsý ile gücünün mimari alandaki göstergesi (Topkapý Sarayý bâb-ý Hümayun önündeki ve Üsküdar'daki III. Ahmed Çeþmeleri, Tophane II. Mahmud Çeþmesi, Maçka Bezmiâlem Valide Sultan Çeþmesi), kimi zaman da kenti oluþturan yapý topluluklarý / külliyelerin birer parçasý olarak, cephelere zenginlik katan Ýstanbul çeþmeleri Osmanlý mimarlýk tarihindeki yerlerini almýþlardýr.
Ýstanbul çeþmelerinin yüzyýllar içindeki malzeme, biçim ve üslup deðiþimlerine koþut olarak yukarýda sözü edilen bölümlerindeki deðiþiminin temel özelliði; XV.- XVI. - XVII. yy'larda klasik kemer içinde sade bir ayna / musluk taþý, kitabe, tekne-sekileri ve su haznesinden oluþan cephe tasarýmýnýn XVIII. yy'da yerini, çeþitli dekoratif kemerlerin içinde güller, vazoda çiçekler, tabakta meyvelerle bezenmiþ, Barok biçime uygun, istiridye kabuðu biçimindeki kemer içi süslemelere sahip, kitabe yeri cephe içinde bir bölüm oluþturan, kimi zaman üzerinde Barok üsluba uygun gölgelikler bulunan cephe tasarýmýna býrakmasýdýr. XVIII. yy'la birlikte çeþme mimarisinde görülen diðer deðiþmeler; ilk örneklerine XVII. yy'da (Hatice Turhan Valide Sultan Çeþmesi ve Sebili, 1663) rastlanan sebil ve çeþmelerin birlikte tasarlandýðý düzenlemelerin artmasý, baðýmsýz birer yapý olarak küçük köþk þeklindeki anýtsal meydan çeþmeleri (Topkapý Sarayý Bâb-ý Hümayun önünde III. Ahmed Çeþmesi vb)nin yapýlmaya baþlanmasýdýr. XIX. yy'a gelindiðinde ise teknolojik geliþmeler sonucu çeþmelerin su haznesi gibi artýk gerekli olmayan bölümlerinin bulunmadýðý örnekler ve þehir siluetine katkýda bulunan, yapý cephesi gibi tasarlanmýþ örnekler görülmeye baþlamýþtýr.
Erken devirlerde lülesinin devamlý su akan salma lüleli çeþmeler çoðunlukta iken, Kanuni döneminde Kýrkçeþme Tesisleri'nin yapýmý sýrasýnda burma lülelerin yani musluklarýn konulmasý ile sokaklar çamurdan kurtarýlmýþ ve sularýn ziyan olmasý engellenmiþtir.
Yüzyýl baþýndan beri çeþitli kaynaklarda farklý olarak sýnýflandýrýlan Ýstanbul çeþmeleri bulunduklarý yerler ve yapýlýþ amaçlarýna göre deðiþiklikler göstermektedir. Kimi zaman Sürre-i Hümayun / Sürre Alayý'nýn, ordunun ve kervanlarýn durak noktalarýna göre Ayrýlýk Çeþmesi (Sürre-i Hümayun'la hacca gidenleri, sefere çýkan orduyu veya kervanlarla kentten ayrýlaný yakýnlarý buraya kadar uðurlayýp bu noktadan ayrýldýklarý için), Selâmi Çeþme (kentten ayrýlanlarýn / kente girenlerin durakladýðý ve kenti selamladýðý / selametlendiði ilk / son durak noktasý olduðu için), kimi zaman bulunduðu bölgenin özelliðine göre Bostancý Çeþmesi (kente giriþ ve çýkýþlarý kontrol eden Bostancýbaþý'nýn bulunduðu noktada olduðu için) kimi zaman da iki veya daha çok yüzünden su aktýðý için biçimine göre Çatalçeþme gibi isimler alan Osmanlý dönemi Ýstanbul çeþmeleri, bu çalýþmada bulunduklarý yerler ve yapýlýþ amaçlarýna göre aþaðýdaki gibi gruplandýrýlmýþtýr.
Duvar Çeþmeleri
Cephesi bir yapý / avlu duvarý üzerinde bulunan çeþmelerdir. Bu çeþmelerin varsa hazneleri duvarýn yüzünde yer alýr. Tek yüzlü çeþmeler ya da cephe çeþmeleri olarak da adlandýrýlýr XV. yy'dan XX. yy baþýna kadar çeþitli üsluplarda yapýlmýþ örnekleri bulunmaktadýr.
Köþe Çeþmeleri
Yapý / sokak köþelerinde yer alýrlar. Erken dönemlerde çoðunlukla tek yüzlü daha sonraki dönemlerde iki ve üç yüzlü örnekleri bulunmaktadýr. Kimi örneklerde iki sokaðýn kesiþtiði köþe kýrýlmaya karþý belli bir yüksekliðe kadar pahlanmýþtýr (çalköþe). Duvar çeþmeleri gibi XV. yy'dan XX. yy'a yaygýn biçimde kullanýlan çeþme tipidir.
Meydan Çeþmeleri
Baðýmsýz bir yapý olarak önemli meydanlara ve tören alanlarýna yapýlan çeþmelerdir. XVIII. yy'dan itibaren Osmanlý mimarlýðýnda görülmeye baþlayan, ayný zamanda Osmanlý mimarlýðýnda Batýlýlaþma olarak adlandýrýlan dönemin ilk temsilcileri sayýlabilecek bu çeþmeler, genellikle dört yüzlü olarak tasarlanmýþlardýr. Kimi örnekler III. Ahmed'in Topkapý Sarayý Bâb-ý Hümayun önüne yaptýrdýðý anýtsal çevrede (1728) olduðu gibi köþelerde sebillerle zenginleþtirilerek birer su köþkü þeklinde inþa edilmiþlerdir. Tek (Boyacýköy, II. Mahmud Çeþmesi - 1837) ve iki yüzlü (Kabataþ, Hekimoðlu Ali Paþa Meydan Çeþmesi - 1732; Azapkapý, Saliha Sultan Çeþmesi - 1732) örnekleri de bulunmaktadýr.
Sebillerle Birlikte Tasarlanan Çeþmeler
Kaynaklarda gelip geçenlere su, þerbet, meyve suyu daðýtýlan yapýlar olarak tanýmlanan sebillerin Ýstanbul'da bilinen en erken örneði 1496 tarihli Efdalzade Sebili'dir.
Sebil-çeþme kompozisyonunun ise Ýstanbul'da bilinen, günümüze ulaþabilmiþ en eski örneði XVII. yy'a ait 1663 tarihli Hatice Turhan Valide Sultan Sebil ve Çeþmesi'dir. XVIII. yy'da bu tipin çok raðbet görmesi kimi araþtýrmacýlarýn bu tipi XVIII. yy özelliði olarak yorumlamasýna neden olmuþtur.
Günümüze ulaþýlabilmiþ en erken örneðin XVII. yy'a ait olmasý bu tipin XVII. yy'da ortaya çýktýðýný kesin olarak göstermekteyse de, Hatice Turhan Valide Sultan örneðinin günümüze ulaþabilmiþ tek örnek olmasý, bu tipin XVII. yy'da ne derece yaygýn olduðu konusuna açýklýk getirebilmeyi güçleþtirmektedir.
XVII. yy'dan itibaren Osmanlý mimarlýðýnda görülmeye baþlayan, sebillerle birlikte tasarlanan çeþmelerin genel karakteristiði; sebili mimari kompozisyon olarak tamamlayan, sebilin iki (Hamidiye Sebili 1777, Koca Ragýp Paþa Sebili 1762) ya da tek yanýnda (Hatice Turhan Valide Sultan Sebili 1663, Sadeddin Efendi Sebili 1741, Damad Ýbrahim Paþa Sebili 1719) yer alan, sebille ayný tasarým özelliklerini taþýyan, çoðunlukla külliyenin ana giriþ kapýsý (Hasan Paþa Sebili 1745, Ahmediye Sebili 1721), ya da önemli sokaklara bakan köþeleri (Beþir Aða Sebili 1745) gibi önemli kýsýmlarýný vurgulayan, zenginleþtiren, kent siluetine katkýda bulunan baðýmsýz anýtsal bir mimari kompozisyon oluþturmalarýdýr.
XVIII. yy'la birlikte ortaya çýkan anýtsal meydan çeþmesi örneklerinde de sebillerin çeþme tasarýmýný zenginleþtiren bir öðe olarak kullandýklarý görülmektedir (Topkapý Sarayý Bâb-ý Hümayun önündeki III. Ahmed Meydan Çeþmesi 1728, Azapkapý Saliha Sultan Çeþmesi 1732).
Namazgâh Çeþmeleri
Genellikle kervanlarýn konakladýðý þehirlerarasý menzil noktalarýnda, þehrin çevresindeki mesire yerlerinde bulunan namazgâhlarýn yanýnda abdest almak, su içmek ve hayvanlarý sulamak için yapýlan çeþmelerdir. Günümüze ulaþabilmiþ altý su deposu ve çeþme, üstü namazgâh olan özel örnekleri de (Kadýrga Esma Sultan Namazgâhlý Çeþmesi, Yeþilköy Bezmiâlem Valide Sultan Namazgâhý-Abdülmecid Han Çeþmesi, Edirnekapý-Rami arasýnda Topçular'da Sadrazam Mehmed Paþa Çeþmesi) bulunan namazgâh çeþmeleri ve mimarileri ile ilgili ayrýntýlý çok fazla bilgi ve belge olmamasýna karþýn, Ýstanbul'a ait suyolu haritalarý ve gravürlerden Ýstanbul'a ait suyolu haritalarý ve gravürlerden Ýstanbul'dan Gebze ve Edirne yönlerine uzanan menzil noktalarý üzerinde yer alan namazgâh çeþmelerinin, insanlarý yaðmur, kar ve güneþten koruyacak geniþçe bir saçaða sahip, yalaklý þehiriçi çeþmeleri ile benzer mimari özelliklere sahip çeþmeler olduðu anlaþýlmaktadýr.
Namazgâh sofasý / sofrasý ile çeþmenin (Anadoluhisarý Çeþmesi XVII. yy. Kadýrga Esma Sultan Çeþmesi 1779) ya da namazgâhýn mihrabý ile çeþmenin birleþtirildiði örnekleri (sur dýþýnda, Edirnekapý Topkapý yolu kenarýnda Sulukule Kapýsý karþýsýnda Vezir Mehmed Paþa Çeþmesi 1589), bulunan Ýstanbul'un Namazgâh Çeþmeleri'nin çoðu günümüze ulaþamamýþtýr. Bilinenler; Edirne yönünde Atmeydaný Üçler Mevkisi Namazgâh Çeþmesi (1516), Bayrampaþa Çeþmebaþý Namazgâhý, Edirnekapý-Topkapý yolu kenarýnda Sulukule Kapýsý karþýsýnda Vezir Mehmed Paþa Namazgâh Çeþmesi (1589), Edirnekapý-Rami arasýnda Topçular'da Sadrazam Mehmed Paþa Namazgâh Çeþmesi (1617), Okmeydaný Namazgâh Çeþmesi, Maçka Bezmiâlem Valide Sultan Namazgâhý yanýndaki çeþme (1839), Yeþilköy Bezmiâlem Valide Sultan Namazgâhý-Sultan Abdülmecid Han Çeþmesi (1842), Gebze yönünde Suadiye Çatal Çeþme (1550), Anadoluhisarý Toplarönü Namazgâh Çeþmesi (XVII.yy), Beykoz Sultaniye Çayýrý'nda Mehmed Bey Namazgâh Çeþmesi (1765); Haydarpaþa Ahmed Aða Çeþmesi / Ayrýlýk Çeþmesi (1741), Kadýköy Selâmi Çeþme (1800), Bostancý Sultan II: Mahmud Han Namazgâh Çeþmesi (1831), Dudullu Adile Sultan Çeþmesi (1730-1891)'dir.
Ýstanbul'un özellikle Anadolu yakasýndaki menzil noktalarýna inþa edilen çeþmelerinin büyük bir bölümü yakýn zamana kadar ayakta ve özgün konumlarýnda iken þehrin bu yöndeki geliþmesi süresince gerçekleþtirilen imar faaliyetleri sýrasýnda namazgâhlarý kaybolmuþ, çeþmeler de Bostancý, II. Mahmud Han Çeþmesi; Haydarpaþa Ahmed Aða Çeþmesi / Ayrýlýk Çeþmesi, Selâmi Çeþme örneklerinde olduðu gibi etrafýný saran yapýlar arasýnda sýkýþýp kalmýþlardýr.
Oda Çeþmeleri
Saray, konak ve yalýlarda temizlik, abdest almak, suyun huzur verici ve seslerin duyulmasýný engelleyici özelliðinden yararlanmak için yapýlan oda çeþmeleri, ayný zamanda devrinin mimari beðenisini yansýtan biçem ve formlarý ile iç mekânlarý zenginleþtiren birer estetik mimari eleman olarak Osmanlý Çeþme Mimarlýðý'ndaki yerlerini almýþlardýr.Miri Sular / Hassa Sularý ve Mülk Sularý'ndan beslenen oda çeþmeleri XV. yy'dan itibaren oda, sofa gibi deðiþik iç mekanlarda kullanýlmýþtýr.
Sütun Çeþmeler
Osmanlý mimarlýðýnda XVIII. yy'dan itibaren kentin cami avlusu, iskele meydaný gibi deðiþik noktalarýnda görülmeye baþlanan özel bir çeþme tipi de Sütun Çeþmeler'dir. Ýlk örneði Kocamustafapaþa Camisi avlusundaki Hacý Beþir Aða Çeþmesi (1737) olan sütun biçimindeki bu çeþmelerin üstlerinde devrin mimari beðenisini yansýtan, kimi örneklerde düz, kimi örneklerde stilize lahana biçiminde küresel bitimler bulunmaktadýr, (Çengelköy Lahana Çeþmesi). Sütun çeþmeler ayný zamanda teknolojinin geliþmesi ile birlikte depo biçiminde büyük su haznelerine gerek kalmadýðýnýn yeni borular ve yeni sistemler sayesinde þehir þebeke suyunun çeþmeden doðrudan akýtýlabildiðinin göstergesidir. Çoðunlukla XIX. yy'a tarihlenen bu çeþmeler büyük olasýlýkla dönemin Ýstanbul'unu Avrupa kentlerine benzetme ideolojisi içinde önemli alan ve yapýlarý vurgulayan birer anýt heykel olarak tasarlanmýþ, XVIII. yy'ýn ayný amaçla tasarlanmýþ farklý beðenileri yansýtan, dört yüzlü meydan çeþmelerinin rolünü üstlenmiþ olmalarýdýr. Günümüze ulaþabilen örneklerin büyük çoðunluðunun XIX. yy'a ait (Tarabya II. Mahmud Çeþmesi 1831, Kavacýk Çeþmesi 1837) olmasý bu tipin XIX. yy'da yaygýn olduðunu düþündürmektedir.
Selsebiller
Osmanlý yapýlarýnýn içinde, köþk / yalý bahçelerinde bir tür çeþme olarak tanýmlanabilecek, mermerden büyük bir taþ (Zank Taþý) üzerinde deðiþik kotlarda tas þeklinde düzenlenmiþ küçük yalaklarýn bulunduðu bu yalaklarýn birinden diðerine dökülen sularýn aþaðýdaki havuz veya kurnaya toplandýðý dekoratif amaçlý yapýlar selsebil olarak adlandýrýlmaktadýr. Bu yapýlar, su gereksinimin karþýlanmasýna yönelik yapýlar olmayýp, Osmanlý Mimarlýðý'nda mekânýn zenginleþtirilmesine katkýda bulunan mimari öðeler olarak kullanýlmýþlardýr. Ýç mekânlarda tasarlananlar, oda çeþmeleri gibi suyun huzur verici ve seslerin duyulmasýný engelleyici özelliðinden yararlanmanýn yaný sýra, mekâný klimatize edici iþleve de sahiptir. Köþk ve yalýlarýn dýþ mekânlarýnda tasarlananlar ise, görsel ve diðer iþlevsel özelliklerine ek olarak kuþlarýn su gereksinimin karþýlanmasýna da hizmet etmektedirler.
XV., XVII., XVII. Yüzyýl Ýstanbul Çeþmeleri
XV. Yüzyýl Ýstanbul Çeþmeleri
Rumeli Hisarý Çeþmesi
Yapým Yýlý : XV.yy
Yeri : Rumelihisarý'nýn sahil cephesinde, yol kenarýndadýr
Tipi : Tek yüzlü duvar çeþmesi.
XVI. Yüzyýl Ýstanbul Çeþmeleri
Çatal Çeþme
Yaptýran : Yaptýran belli deðildir. H 1282 / M 1766 yýlýnda Hacý Merkerap Kalfa tarafýndan tamir ettirilmiþtir.
Yapým yýlý : H 957 / M 1550
Yeri : Kadýköy Baðdat Caddesi, Suadiye ile Bostancý arasýndadýr. 1946-1947 yol geniþletmesi çalýþmalarý sýrasýnda bulunduðu yerden geriye alýnmýþtýr.
Tipi : Üç yüzlü menzil çeþmesi.
Rüstem Paþa Çeþmesi
Yaptýran : Sadrazam Rüstem Paþa.
Yapým Yýlý : H 962 / M 1554
Yeri : Küçük Ayasofya yakýnýnda Çardaklý Hamam kapýsý önündeki köþededir.
Tipi : Tek yüzlü duvar çeþmesi.
Paþa Çeþmesi
Yaptýran : Belli deðil.
Yapým Yýlý : H 978 / M 1570
Yeri : Eyüp'te Kalenderhane Caddesi üzerinde, Kýzýl Mescid'in karþýsýndadýr. Tipi : Tek yüzlü duvar çeþmesi .
Paþa (Cerrah) Çeþmesi
Yaptýran : Sadrazam Cerrah Mehmed Paþa
Yapým Yýlý : H 1002 / M 1593
Yeri : Cerrahpaþa'da, Cerrahpaþa Camisi'nin avlu köþesindedir.
Tipi : Tek yüzlü duvar çeþmesi .
XVII. Yüzyýl Ýstanbul Çeþmeleri
Siyavuþ Paþa Çeþmesi
Yaptýran : Sadrazam Siyavuþ Paþa.
Yapým Yýlý : H 1011 / M 1602
Yeri : Eyüp'te, Sadrazam Siyavuþ Paþa Türbesi bitiþiðindedir.
Tipi : Tek yüzlü duvar çeþmesi
Osman Aða (Mýsýrlý) Çeþmesi
Yaptýran : Mýsýrlý Osman Aða.
Yapým Yýlý : H 1030 / M 1621
Yeri : Kadýköy'de Söðütlüçeþme Cadde üzerinde, Osmanaða Camisi karþýsýndadýr.
Tipi : Tek yüzlü, hazneli köþe çeþmesi
Babüssaade Aðasý Çeþmesi
Yaptýran : Mahmud Paþa.
Yapým Yýlý : H 1031 / M 1622
Yeri : Kadýköy'de Kurbaðalýdere Caddesi'nde Gazhane'yi geçince solda yol kenarýndadýr.
Tipi : Tek yüzlü, hazneli duvar çeþmesi.
Mustafa AðaAða Çeþmesi
Yaptýran : Edirne Sarayý Aðalarýndan Mustafa Aða
Yapým Yýlý : H 1092 / M 1681
Yeri : Fatih, Niþanca Caddesi üzerindedir.
Tipi : Tek yüzlü meydan çeþmesi.
Gülnuþ Emetullah Valide Sultan Çeþmesi
Yaptýran : Sultan Ahmed III ve Sultan Mustafa II'ün anneleri Gülnuþ Emetullah Valide Sultan.
Yapým Yýlý : H 1121 / M 1709
Yeri : Üsküdar'da Hakimiyeti Milliye Caddesi üzerinde, Yeni Cami önündedir.
Tipi : Tek yüzlü duvar çeþmesi.
Ýbrahim Paþa Çeþme ve Sebili
Yaptýran : Sadrazam Damad Ýbrahim Paþa.
Yapým Yýlý : H 1133 / M 1720
Yeri :Þehzadebaþý'nda , Þehzadebaþý ve Dede Efendi Caddeleri'nin birleþtiði köþede, Damad Ýbrahim Paþa Külliyesi'nin bir parçasýdýr.
Tipi : Tek yüzlü duvar çeþmesi.
Hasan Paþa (Nakkaþ) Çeþmesi
Yaptýran : Belli deðil.
Yapým Yýlý : H 1136 / M 1723-24
Yeri : Eyüp, Zal Paþa Caddesi üzerinde, Nakkaþ Hasan Paþa Türbesi cephesindedir.
Tipi : Tek yüzlü duvar çeþmesi.
Beþir Aða Çeþmesi
Yaptýran : Hâzin Beþir Aða
Yapým Yýlý : H 1140 / M 1727
Yeri : Kapalýçarþý'nýn Köseleciler tarafýndaki kapýsýnýn dýþýnda Mercan Camisi'ne giden sokakta bulunur.
Tipi : Dört yüzlü meydan çeþmesi.
Ýbrahim Paþa Çeþmesi - Ortaköy
Yaptýran : Sadrazam Ýbrahim Paþa.
Yapým Yýlý : H 1136 / M 1723
Yeri : Ortaköy'de, Ortaköy Camisi'nin önündeki meydandadýr.
Tipi : Tek yüzlü meydan çeþmesi.
![]()


Teþekkur:
Beðeni:















Alýntý

Yer imleri