Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
Sayfa 3/6 ÝlkÝlk 123456 SonSon
60 sonuçtan 21 ile 30 arasý

Konu: Karýþýk Dini Hikayeler!!!!

Hybrid View

önceki Mesaj önceki Mesaj   sonraki Mesaj sonraki Mesaj
  1. #1

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    YILANDAN KAMÇI

    Sabahýn erken saatlerinde, iki atlý arkadaþ yola çýkmýþlar. Fakat iki kiþiden birisi âmâ imiþ. Giderlerken âmâ olan þahýs, attan aþaðýya kamçýsýný düþürmüþ. Fakat itimad edemediði için, öbür arkadaþýna da kamçýnýn düþtüðünü ve yerden almasýný söylememiþ, kendisi inip aramaya karar vermiþ, inmiþ atýndan el yordamýyla kamçýyý aramýþ, derken, kendi kamçýsýný bulamamýþ ama eline ondan daha güzel yumuþak bir þey geçmiþ. Bu kamçý daha güzelmiþ diyerek alýp atýna binmiþ. Fakat o kamçý diye bulup aldýðý kamçý deðil gecenin soðuðundan hareketsiz hale gelmiþ bir yýlanmýþ ve o âmâ gözleri görmediði için onu kamçý sanarak almýþ.

    Derken biraz sonra hayli ilerlemiþ olan arkadaþýna yetiþmiþ. Arkadaþý sormuþ:

    -Yahu neredesin? diye... Âmâ cevap vermiþ:

    -Kamçýmý düþürmüþtüm, gerçi düþürdüðüm kamçýyý bulamadým ama, ondan daha güzel ipek kaplamalý bir kamçý buldum, iþte demiþ.

    Tabii gözleri gören adam anlamýþ onun yýlan olduðunu ve arkadaþýný ikaz etmiþ: .

    -At o elindekini, o" kamçý deðil, soðuktan hareketsiz hale gelmiþ bir yýlandýr. Biraz sonra ýsýnýrsa sokar seni, demiþse de âmâ inanmamýþ ve:

    -Sen yalan söylüyorsun, bana attýrýp sen alacaksýn deðil mi?, diyerek yýlaný elinden býrakmamýþ;

    Biraz sonra, havalar ýsýnýp yýlanýn sýrtý kýzdýktan sonra harekete geçen yýlan, adamýn müsait bir yerinden sokup zehirlemiþ ve adamý mahvetmiþti. Yýlan soktuktan sonra adamýn aklý baþýna gelmiþ ama, iþ de iþten geçmiþ tâbi...


    Ýþte böyle, adamýn hakikati görecek gözü yok, kendisine yol gösterenlere de inanmaz, tabii ki sonu hüsran olacak.
    süper Teklif sende üye ol sende kazan!!!!
    Ýþte Davet Linkin!!

    http://www.superteklif.com/SuperUye/...9-f6001b6878a1

  2. #2

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    YIKILAMAYAN TÜRBE
    Nevþehir - Göreme yolu üzerinde bir türbe vardý. Hasan Baba Türbesi. Nevþehir Belediyesi, þehrin çýkýþýndaki yolu geniþletme gayesiyle, bazý tadilâtlar yaptý. Bu arada yolun geniþletilmesi ve gidiþ - geliþli bir yolun yapýlmasýna da karar verilmiþti. Yol yapýmý türbenin bulunduðu yeri de' içine alýyor ve türbenin yýkýlmasý icab ediyordu. Fakat bir gün Belediye Baþkanýna bir þikâyet geldi.

    Bazý iþçiler ellerinde kazma olduðu halde türbeyi yýkmak istiyorlar, fakat yýkamýyorlardý.

    Bu hâdise üzerine halk ve belediye baþkaný türbenin bulunduðu mevkie geldiler ve elleriyle türbeyi yýkmak istediler. Fakat Allah Teâlâ, onun yýkýlmasýna müsaade etmediði takdirde nasýl yýkacaklardý. Türbeyi yýkmak için kazmayý alýp da elini kaldýran iþçilerin elleri, halkýn bakýþlarý arasýnda havadan inmiyor ve adam yýkmaktan vazgeçip geri çekildiði zaman ise, hiçbir þey yokmuþ gibi eski haline avdet ediyordu.

    Bu durum karþýsýnda, Belediye türbeyi yýkmaktan vazgeçti ve gidiþ - geliþli yol türbenin saðýndan ve solundan erilerek türbe iki yolun ortasýnda kaldý.


    Halkýn, tevekkülü, çalýþkanlýðý ve üstün ahlâký ile çok sevdiði ve hürmet gösterdiði bir velî idi. Sohbetleri ve güzel ahlâký ile insanlara çok faydalý olmuþtur. Gariplerin, yetimlerin ve hastalarýn yardýmýna koþar, onlara her yönden destek olurdu.



    Hasan Baba, bir gün dostlarýndan birisi vefât etmek üzere iken baþýnda bulunup ona duâ etmiþti. Hasta son anlarýný yaþadýðý sýrada armut istemiþti. Mevsim kýþtý. Dýþarda þiddetli tipi vardý. O mevsimde armut bulmak mümkün deðildi. Hastanýn baþýnda bulunan yakýnlarý ne yapacaklarýný þaþýrarak, Hasan Baba'nýn yüzüne bakýp;

    -Bize yardýmcý ol, ne yapalým, hastanýn bu arzusunu yerine getiremeyeceðiz." dediler.

    Hasan Baba çâresiz kalan ve çok üzülen bu insanlara;

    - Üzülmeyiniz, buluruz. Allahü teâlâ bir imkân ihsân eder. Biraz bekleyin, diyerek dýþarý çýktý.

    Kýsa bir müddet sonra elinde küçük bir armut dalý ile içeri girdi. Armut dalý üzerinde yemyeþil tâze yapraklar ve olgunlaþmýþ sapsarý armutlar vardý. Sanki yaz mevsiminde dalýndan kýrýlmýþ gibi idi. Hastanýn baþýnda bulunanlar bu hâli görünce, bu iþin Hasan Baba'nýn bir kerâmeti olduðunu anladýlar. Ona olan derin muhabbetleri ve gösterdiði yakýn alâka hepsini aðlattý. Armutlarý verip, hastanýn gönlünü hoþ ettiler. Hasta kýsa bir süre sonra vefât etti.
    süper Teklif sende üye ol sende kazan!!!!
    Ýþte Davet Linkin!!

    http://www.superteklif.com/SuperUye/...9-f6001b6878a1

  3. #3

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    ERMÜK'TE BÝR KOMUTAN
    Hz. Ömer R.A.'ýn halifelik döneminin baþlarýnda, Suriye'nin fethi sýrasýnda Yermük mevkiinde Bizanslýlar ile müslümanlar arasýnda çok çetin bir savaþ olmuþtu (Aðustos, 636). Bu savaþta müslümanlarýn komutaný 'Seyfullah' lakabýný taþýyan Halid bin Velid R.A. idi.
    Ýþte bu savaþýn kýzýþtýðý sýrada, Bizans ordusunun önde gelen komutanlarýndan Cerece (Yorgi) öne çýkarak, Halid bin Velid R.A.'ý yanýna çaðýrdý. Omuz omuza yanaþmýþ atlarý üzerinde iki komutan þöyle konuþtular:
    - Halid! Bana doðu söyle. Allah'ýn, Peygamberiniz'e gökten bir kýlýç indirdiðini ve o kýlýcý sana verdiðini söylüyorlar. Sen de bu kýlýcý kime çekersen onu hezimete uðratýrmýþsýn, doðru mu?
    - Hayýr. Allah bize Peygamberi'ni gönderdi. O da bizi imana davet etti. Rasulullah A.S. iman ettiðim sýrada bana þöyle demiþti: 'Sen, Allah'ýn müþriklere çektiði bir kýlýçsýn.' Sonra da zafer kazanmam için bana dua etti. Böylece bana Seyfullah, yani Allah'ýn Kýlýcý ismi verildi.
    - Siz bizi neye davet ediyorsunuz?
    - Allah'tan baþka ilâh olmadýðýna, Muhammed A.S.'ýn O'nun kulu ve elçisi olduðuna þehadet etmeye. O'nun Allah'tan getirdiði þeyleri kabul etmeye davet ediyoruz.
    - Bugün dininize giren kimse sizinle ayný mükâfata erer mi?
    - Evet. Bu gün sizden Ýslâm'a giren, belki bizden üstün olacaktýr. Çünkü bizim Peygamberimiz'den gördüðümüzü siz görmediniz.
    Bu konuþmadan sonra, Yorgi Hz. Halid bin Velid R.A.'ýn yanýna geçerek Ýslâm'a girdi. O'nun çadýrýnda guslederek iki rekat namaz kýldý. Halid bin Velid R.A. ile çýkýp atýna bindi. Bizanslýlar'la savaþa giriþti.
    Bizanslýlar durumu görünce çok þiddetli bir hücuma geçtiler. Sonuçta savaþý müslümanlar kazanýrken, ancak iki rekat namaz kýlabilmiþ olan general Yorgi o gün þehid olmuþtu.
    süper Teklif sende üye ol sende kazan!!!!
    Ýþte Davet Linkin!!

    http://www.superteklif.com/SuperUye/...9-f6001b6878a1

  4. #4

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    YEDÝÐÝN LOKMAYA DÝKKAT ET!
    Þâh-ý Nakþibend (k.s.) hazretleri, tasavvufdaki hallerinni kaybolduðunu söyleyen bir talebesine; 'yediðin lokmalarýn helâlden olup olmadýðýný araþtýr' buyurmuþtur. Talebesi araþtýrdýðýnda, yemeðini piþirirken ocakta helâl olup olmadýðý þüpheli bir odun yakmýþ olduðunu tesbit ederek tevbe etmiþtir.

    'Namazda hudû ve huþû nasýl elde edilir?' diye sorulunca da cevaben buyurdu ki:

    '' Huzurlu bir halde hâlal lokma yiyeceksiniz. Huzur ile abdest alacaksýnýz ve namaza baþlarken iftitah tekbirini kimin huzuruna durduðunuzu bilerek, düþünerek söyleyeceksiniz.'

    Hâce Hazretleri, kendisine karþý edepsizlik yapan bir kimseye kýzmayýp, tebessümle karþýladý. Fakat edepsizlik yapan kimse büyük bir derde düþüp, helâk olacak hâle geldi. Hatasýný anlayýp tevbe etti. Þâh-ý Nakþibend hazretleri bir ara o adamýn evinin önünden geçerken, içeri girip hâlini sordu:

    '' Allah Teâlâ þifâ vericidir., korkma iyileþirsin' dedi. O kimse bu söz üzerine kalkýp:

    ' ' Efendim size karþý edepsizlik ettim, hatýrýnýzý incilttim, beni affediniz.' dedi. Þâh-ý Nakiþbend hazretleri buyurdu ki:

    '' Kalbimiz o zaman incindi. Fakat þu anda gönül aynasý tertemiz. Ýyi bil ki, mürþidlerin kýlýcý kýnýndan çýkmýþ yalýn bir kýlýçtýr. Ama mürþid merhamet sâhibidir. Kimseye kýlýç vurmaz. Ýnsanlar (belâsýný arayanlar) gelip kendilerini o kýlýca vururlar.
    süper Teklif sende üye ol sende kazan!!!!
    Ýþte Davet Linkin!!

    http://www.superteklif.com/SuperUye/...9-f6001b6878a1

  5. #5

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Yaþlý Kadýnlar Cennete Giremez
    Ensardan yaþlý bir kadýn Resulullah'a (s.a.) gelerek.
    - Ya Resulullah! Baðýþlanmam için bana dua et.
    Resulullah (s.a.) :
    - Bilmiyor musun ki cennete yaþlý kadýnlar giremez, buyurdu.
    Bunun üzerine kadýnýn aðlamaya baþlamasý üzerine Resulullah (s.a.) gülümseyerek:
    - Sen o gün ihtiyar bir kadýn olmayacaksýn. Allah'ýn "Gerçekten biz hûrileri apayrý biçimde yeni yarattýk. Onlarý, bâkireler kýldýk. . Eþlerine düþkün ve yaþýt." buyruðunu hiç okumadýn mý? (Vakýa 36-37)
    süper Teklif sende üye ol sende kazan!!!!
    Ýþte Davet Linkin!!

    http://www.superteklif.com/SuperUye/...9-f6001b6878a1

  6. #6

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Bu Kadýn Defnedilemez
    Ebu Hanife’nin meclisine gelen biri þöyle bir suâl sordu:
    – Hamile bir kadýn doðum sýrasýnda vefat etti. Onu yýkamak üzere tahtanýn üzerine koyduklarýnda karnýndaki çocuðun yaþadýðý anlaþýldý. Bu kadýn böylece defnedilecek mi, yoksa bekletilecek mi? Kadýn þu anda yýkama tahtasý üzerinde beklemektedir. Mecliste hazýr bulunanlar birbirlerine bakýþtýlar. Bazýlarý:

    – Bu kadýn defnedilemez. Ancak bekletilir. Ola ki bekleme sýrasýnda çocuk dünyaya gele, dediler.

    Bazýlarý da:

    – Cenaze bekletilmez. Efendimizin hadisi vardýr, cenazenizi bir an önce topraða verin, buyurdu, dediler. Böyle söylenmesine raðmen yine de gözler Ebu Hanife Hazretleri’ndeydi. O, söylenenleri dikkatle dinledikten sonra fikrini açýkladý:

    – Bu cenaze, ne defnedilir, ne de çocuðun doðmasý için bekletilir?

    Dinleyenler þaþýrdýlar.

    – Ne yapýlýr öyleyse? Geride baþka ihtimal mi var sanki?

    Evet, Hazret-i Ýmam’a göre asýl ihtimal geridedir ve olmasý gerekeni þöyle dile getirmiþtir:

    – Bu hamile kadýnýn karný ameliyatla açýlýr, çocuðu alýnýr, sonra defnedilir!

    Dinleyenler hep birden bu görüþe iþtirak ettiler. Doktor geldi. Hamile kadýnýn karný yarýlýp çocuk sað olarak çýkarýldý. Sonra defnedildi, çocuk bakýma alýndý.

    Daha sonra ne oldu biliyor musunuz? Bu çocuk büyüdü, sýhhatli ve akýllý bir çocuk olup, Ebu Hanife’nin ilminden, irþadýndan istifade etti. Ebu Hanife’nin gösterdiði fýkhî çare ile hayata geliþinden dolayý halk ona Ebu Hanife’nin oðlu adýný takmýþtý.

    Kaynak: Yeni Aile Ýlmihali, Ahmed Þahin, Cihan Yayýnlarý






    Yarýn bir Çinli Kardeþim vefat edecek....


    Bundan altý yedi ay önce Çin’in deðiþik bölgelerinden on kiþi Ýstanbul’a gelir. Bunlarýn ortak özelikleri yeni Müslüman olmalarýdýr. Umre için Ýstanbul üzerinden Arabistan’a gideceklerdir. Kimi yirmi gün önce, kimi bir ay, kimi iki ay önce Müslüman olmuþtur. Ne yeterince Ýslâmî bilgileri, ne de yapacaklarý umre ile ilgili bir bilgileri vardýr. Yanlarýna, kendilerine yardýmcý olacak, hem Çince’yi, hem Arapça’yý iyi bilen, hem de Ýslâmî bilgisi olan birini rehber olarak alacaklardý. Türkistan’daki Çin zulmünden kaçýp Ýstanbul’a yerleþmiþ bir Uygur kardeþimiz, bu on Çinliye rehber olur. Bundan sonra hâdiseyi bu kardeþimizden dinleyelim:

    “Yeni Müslüman olmuþ bu on Çinli ile birlikte yola çýktýk. Kýsa zamanda aramýzda iyi bir dostluk kuruldu. Yeni Mü’min olmuþ bu insanlar, büyük bir heyecan yaþýyorlardý. Hiçbirinin Ýslâmî bilgisi yoktu. Hatta namazda okuyacaklarý sûreleri bile bilmiyorlardý. Namazlarda sadece “Elhamdülillah, Allahu Ekber” diyebiliyorlardý. Önce Mekke’ye gittik. Kâbe’de onlarýn hâli görülmeye deðerdi. Yeni doðmuþ çocuklar gibiydiler. Kah aðlýyor kah gülüyorlardý.

    Ýsimlerini deðiþtirmiþtik: Muhammed(Çan Çing), Hasan(Çun Fang) gibi her biri yeni ismi ile çaðrýlýyordu. On Çinli kardeþimizden biri olan Muhammed’te bir farklýlýk vardý. Bu durum dikkatimi çekmiþti. Her namazýný gözleri yaþlý olarak bitiriyordu. Bir gün Muhammed sordu:


    - Ýçki nedir, Ýçkiye dinimiz nasýl bakar?
    - Rabbimiz içkiyi kesin olarak yasaklamýþtýr, içilmesi, yapýlmasý, taþýnmasý, satýlmasý yasaktýr.


    Kaldýðmýz otele gelmiþtik. Muhammed bir telefon edeceðini söyledi ve ona memleketine telefon etme imkâný saðladýk. Çin’deki kardeþini arýyordu. Kardeþine aynen þöyle diyordu:


    - Ýçki fabrikamýzý kapat, Allah’ýmýz öyle emretmiþ. Bize bu emre uymak düþer.


    Kardeþi bunu yapamayacaðýný, birçok baðlantýsýnýn olduðunu, durup dururken kapatýrlarsa, yüz binlerce dolar zarar edeceklerini, hiç olmazsa kendisine biraz zaman vermesini söyler. Fakat Muhammed kararlýdýr:


    -Allah emretmiþ, bize uymak düþer. Fabrikayý hemen kapat, ben gelince borçlarý hallederim.


    Mekke’deki ziyaretimizi bitirdik ve Medine’ye gittik. Medine’de bir sabah namazý. Efendimizin “Burasý cennet bahçesidir” buyurduðu yerde sabah namazýnýn farzýný kýlýyoruz. Muhammed benim yanýmda. Diðer Çinli kardeþlerimizle ayný saftayýz. Muhammed secdeye varýyor ancak bir daha kalkmýyor. Biz namazý bitirdiðimiz halde o hâlâ secdede. Zannettim ki Muhammed secdede kendinden geçti. Ancak uzun süre beklememize raðmen kalkmayýnca merak ettim. Seslendim. Cevap vermedi. Tekrar seslendim yine tepki yok. Tedirgin oldum. Elimi uzattým, omzuna dokundum ve hafifçe çekeyim dedim ki, sað tarafýnýn üzerine yuvarlanýverdi. Hemen ambulans çaðýrdýk, hastaneye götürdüler. Biz de arkasýndan gittik. Hastanedeki ilk muayenede çoktan vefat ettiðini söylediler. Muhammed’i hastanenin morguna kaldýrdýlar. Çinli kardeþlerimle birlikte hastanenin önünde ne yapacaðmýzý bilemez bir hâlde üzüntü içinde bulunuyorduk. O sýrada bir araba ile makam mevki sahibi biri olduðu anlaþýlan bir zat geldi. Herkes onu hürmetle karþýladý, sonradan öðrendik ki bu zat Medine’nin ileri gelen yöneticilerinden biri imiþ. Hastane yetkililerine sordu:


    - Bugün burada ölen bir Çinli var mý?


    - Evet, dediler.


    Biz de meraklanýp,


    -Biz O Çinli’nin arkadaþýyýz. Neden sordunuz?” diye sorunca þu açýklamada bulundu:


    -Dün gece Efendimiz rüyamda bana göründü ve buyurdular ki,


    ‘Yarýn burada bir Çinli kardeþim vefat edecek, onun cenazesi ile ilgilenin’


    Bir anda her þey deðiþti. Muhammed’i morgdan aldýlar, bir devlet yetkilisi defnedilir gibi defnedildi.”
    süper Teklif sende üye ol sende kazan!!!!
    Ýþte Davet Linkin!!

    http://www.superteklif.com/SuperUye/...9-f6001b6878a1

  7. #7

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Yalnýz Allah Bilsin
    Büyüklerden bir zat, ahaliden para toplamak istedi, düþmana karþý tedbir almak, bazý mevkileri tamir ve tahkim için... Hak bu parayý vermedi. o büyük zat, bundan mahzun oldu ve aðladý. Geceleyin, yatsý namazýndan sonra birdenbire bir adam peydahlandý ve o büyük zatýn önüne bir kese içinde iki bin akçe býraktý ve dedi.
    - Bu parayý dilediðiniz iþe sarfediniz!...
    Bu meçhul insan, Ebu Amr... O büyük zat parayý kabul ve ona iyi dualar etti.
    Sabahleyin o büyük zat, dostlarýndan ve yakýnlarýndan ibaret bir kjalabalýk topladý, keseyi meydana çýkardý ve sevinç içinde:
    - Biz, dedi; Ebu Amr hakkýnda çok ümide düþtük. dün gece bana, müslümanlarýn kendilerini düþmana karþý müdafaa etmeleri için iki bin akçe getirdi. Allah iyiliðin karþýlýðýný versin.
    Birdenbire Ebu Amr'ýn kalabalýk içinde doðrulduðu görüldü. Ebu Amr haykýrdý:
    - Dün gece size verdiðim para anneme aitti. Annem paranýn bu iþe sarfolunmasýna razý deðildir. Lütfen bana iade ediniz ki, ben de kendisne vereyim!...
    Büyük zat hemen elini keseye atýp Ebu Amr'a uzattý. Ebu amr keseyi aldý, uzaklaþtý.
    Yine akþam, gece, yatsý namazýndan sonra... O büyük zat odasýnda bire köþeye çekilmiþ düþüncede... Yine Ebu amr birdenbire peydahlanýyor... Yine elinde ayný kese ve kesenin içinde iki bin akçe... Ebu amr parayý o büyük zatýn önüne koyuyor ve fýsýldýyor:
    - Parayý getiriyorum ve sizden tek bir þey rica ediyorum: Bu parayý o türlü sarfediniz ki, ikimizden baþka kimse birþey bilmesin... Onun nereden geldiðini yalnýz Allah bilsin.... (1)


    --------------------------------------------------------------------------------

    YAPACAÐIM BÝR ÞEY YOK

    Þems-i Tebrîzî hazretleri Þam'dan Konya'ya gelirken, yol üzerinde bulunan bir hana uðrayarak burada yatmak istedi. Fakat uðradýðý bütün hanlarýn dolu olduðunu, hiç kalacak yerlerinin olmadýðýný öðrenince, câmide sabahlamak istedi. Câmiye gidip yatsý namazýný cemâatle kýldý. Cemâat daðýldýðýnda, o hâlâ duâya devâm ediyordu. Duâsýný bitirdiðinde, câmide kimse kalmamýþtý. Cübbesini çýkarýp baþýnýn altýna koyarak uzandý. Günlerce süren yolculuðun verdiði yorgunlukla hemen kendinden geçti. Bir müddet sonra câminin kapýlarýný kilitlemek üzere gelen görevli, camide birinin yattýðýný görünce, yanýna yaklaþarak:
    "Burada yatýlmaz kalk!" dedi.
    Þems-i Tebrîzî hazretleri doðrularak:
    "Benim kimseye bir zararým dokunmaz. Garibim, uzak yoldan geliyorum. Hanlarda da yatacak yer yokmuþ, baþka kalacak bir yerim de yok. Býrak da burada sabahlýyayým." dedi.
    Câmiyi kilitlemek için gelen kiþi;
    "Beni uðraþtýrma, sana kalk dýþarý çýk dedim, yoksa yaka paça seni dýþarý atmasýný bilirim." diye karþýlýk verdi.
    Þems-i Tebrîzî hazretleri, bu son sözler üzerine bir tuhaf oldu. Hemen ayaða kalktý. Cübbesini toplayarak sessizce kapýdan dýþarý çýktý. Câmiden çýkmasýný isteyen görevli, onun arkasýndan bakarken, âniden boðuluyormuþ gibi oldu. Bunun üzerine;
    "Ýmdât boðuluyorum!" diye baðýrmaya baþladý. Bu sesi iþiten imâm efendi koþarak geldi ve ona;
    "Ne oldu, niye baðýrýyorsun?" diye sordu. Kayyum durumu anlatýnca, imâm efendi hemen câmiden çýkýp koþarak, Þems-i Tebrîzî hazretlerine yetiþti.
    Kendisine;
    "Efendim, o câhildir, bir terbiyesizlik etmiþ. Ne olur onu affedin!" dedi. Þems-i Tebrîzî hazretleri imâm efendiye baktý. Üzüntülü bir þekilde:
    "Onun iþi benden çýktý. Benim yapabileceðim birþey yoktur. Ancak îmânla ölmesi için duâ edebilirim." buyurdu.
    süper Teklif sende üye ol sende kazan!!!!
    Ýþte Davet Linkin!!

    http://www.superteklif.com/SuperUye/...9-f6001b6878a1

  8. #8

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Yalnýz Allah Bilsin
    Büyüklerden bir zat, ahaliden para toplamak istedi, düþmana karþý tedbir almak, bazý mevkileri tamir ve tahkim için... Hak bu parayý vermedi. o büyük zat, bundan mahzun oldu ve aðladý. Geceleyin, yatsý namazýndan sonra birdenbire bir adam peydahlandý ve o büyük zatýn önüne bir kese içinde iki bin akçe býraktý ve dedi.
    - Bu parayý dilediðiniz iþe sarfediniz!...
    Bu meçhul insan, Ebu Amr... O büyük zat parayý kabul ve ona iyi dualar etti.
    Sabahleyin o büyük zat, dostlarýndan ve yakýnlarýndan ibaret bir kjalabalýk topladý, keseyi meydana çýkardý ve sevinç içinde:
    - Biz, dedi; Ebu Amr hakkýnda çok ümide düþtük. dün gece bana, müslümanlarýn kendilerini düþmana karþý müdafaa etmeleri için iki bin akçe getirdi. Allah iyiliðin karþýlýðýný versin.
    Birdenbire Ebu Amr'ýn kalabalýk içinde doðrulduðu görüldü. Ebu Amr haykýrdý:
    - Dün gece size verdiðim para anneme aitti. Annem paranýn bu iþe sarfolunmasýna razý deðildir. Lütfen bana iade ediniz ki, ben de kendisne vereyim!...
    Büyük zat hemen elini keseye atýp Ebu Amr'a uzattý. Ebu amr keseyi aldý, uzaklaþtý.
    Yine akþam, gece, yatsý namazýndan sonra... O büyük zat odasýnda bire köþeye çekilmiþ düþüncede... Yine Ebu amr birdenbire peydahlanýyor... Yine elinde ayný kese ve kesenin içinde iki bin akçe... Ebu amr parayý o büyük zatýn önüne koyuyor ve fýsýldýyor:
    - Parayý getiriyorum ve sizden tek bir þey rica ediyorum: Bu parayý o türlü sarfediniz ki, ikimizden baþka kimse birþey bilmesin... Onun nereden geldiðini yalnýz Allah bilsin....
    süper Teklif sende üye ol sende kazan!!!!
    Ýþte Davet Linkin!!

    http://www.superteklif.com/SuperUye/...9-f6001b6878a1

  9. #9

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Yalancýnýn mumu yatsýya kadar yanmadý
    Devr-i Saadet'te bir Yahûdi, bir Müslüman'a iftira ederek Peygamberimiz'e þikâyette bulundu:
    -Bu adam benim devemi çaldý. Bu deve benimdir, iþte þahidlerim, diyerek iki de münâfýklardan yalancý þahid gösterdi.
    Gerekli inceleme yapýldý, durum Müslüman'ýn aleyhine tecelli ederek devenin Yahûdi'nin olduðuna hükmolundu ve deve Müslüman'dan alýnarak Yahûdi'ye teslim edildi.

    Bununla kalsa iyi. Hýrsýzlýk yaptýðý için o Müslüman'ýn ayrýca eli de kesilecekti. Ýslâm'ýn hükümlerini bilen o sahabî ellerini açarak:
    -Ya Rabbi! Sen her þeyi bilensin, görüyorsun ki Yahûdi yalancý þahidler göstererek devemi aldý. Þimdi de elim kesilecek. Her gece okuduðum Salavat-ý Þerife'nin yüzü suyu hürmetine sen beni bu belâdan kurtar! Þu anda beni kurtaracak hiçbir merci yok, diyerek Allah'a hulûs-i kalb ile yalvardý.

    Daha Huzur-u Saadet'ten ayrýlmadan deveye Cenab-ý Allah lisan ihsan etti, deve konuþmaya ve hakikatý olduðu gibi söylemeye baþladý:
    -Ya Resûlellah! Ben bu Yahûdi'nin deðil Müslüman'ýn malýyým. Beni sahibime iade et ki, adalet tecelli etsin, diyerek sahibinin huzuruna varýp diz çöktü.

    Ýnsana konuþma hassasýný veren Allah deðil mi? Neye kadir deðil ki, bir Yahûdi'nin karþýsýnda bir Müslüman'ý küçük düþürmekten korudu ve deveye lisan bahþetti. Deve sahibine verildikten sonra Cenab-ý Peygamber Efendimiz, orada bulunanlar da bilsin diye bu Müslüman'a ne ile bu dereceye eriþtiðini sordu. O sahabî de:
    -Ya Resûlellah! Ben her gece sana 10 defa salavat okumadan yatmam! Burada da o salavatýn yüzü suyu hürmetine Allah'tan yardým diledim. Allah Celle Celalühü hamdolsun ki benim yüzümü kara çýkarmadý, dedi.
    Bunun üzerine Efendimiz (s.a.s):
    -Ne mutlu sana, salavat hürmetine dünyada elin kesilmekten kurtulduðun gibi, ahirette de cehennem azabýndan kurtulacaksýn, buyurdular.

    Orada bulunan münâfýklarýn çoðu îmanlarýný yenilediler, kalblerini temizlediler, mü'minlerin ise bir kat daha îmaný ziyadeleþti...
    süper Teklif sende üye ol sende kazan!!!!
    Ýþte Davet Linkin!!

    http://www.superteklif.com/SuperUye/...9-f6001b6878a1

  10. #10

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    YALAN SÖYLEMEYEN ÇOCUK
    Seyyid Abdülkadir Geylâni hazretleri küçük yaþta iken, bir arefe günü çift sürmek için tarlaya gitti. Bir öküzün kuyruðuna tutunup ardýndan giderek oynuyordu. O anda bir ses iþitti:
    ''Ey Abdülkâdir! sen bunun için yaratýlmadýn ve bunlarla emir olunmadýn''!
    Bu ses, Abdülkâdir Geylâni hazretlerini korkuttu. Eve gelince dama çýktý. Hacýlarý gördü. Arafat'ta vakfeye durmuþlardý.
    -Anneciðim! bana izin ver de Baðdat'a gidip, ilim öðreneyim. Sâlihleri, evliyâyý ziyaret edeyim.
    Annesi de dedi ki:
    -Ey benim gözümün nûru ve gönlümün tâcý evladým, Abdülkâdir'im! senin ayrýlýðýna dayanamam. Sensiz ben ne yaparým? Bu bakýmdan müsâade edemiyorum.
    Abdülkâdir-i Geylâni Hazretleri, tarlada olan bitenleri anlattý. Annesi aðladý. Kalkýp babasýndan miras kalan 80 altýný alýp, kýrkýný kardeþine ayýrdý. Kýrkýný da bir keseye koydu ve keseyi elbisesinin koltuðuna dikti. Sonra oðlunun gözlerinin içine bakarak dedi ki:
    -Ey benim gözümün nuru ve gönlümün tacý evlâdým, Abdülkâdir'im! Hak teâlânýn rýzâsý için olmasaydý katiyyen býrakmazdým. Huzur ve esenlik içinde sefere çýk! Yolun açýk olsun! seninle belki ebedi olarak ayrýlýyoruz. Sana son olarak nasihatým þudur ki:''Eðer beni memnun etmek istiyorsan, hiçbir zaman yalan söyleme , doðruluktan asla ayrýlma! Allahü teâlâ her zaman ve her yerde doðrularla beraberdir''.
    Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri annesine söz verdi ve aðlayarak elini öptü. Baðdat'a gitmek üzere bulunan bir kervana rastgeldi ve aralarýna katýldý. Hemedan'ý geçmiþlerdi. Bir müddet yol aldýlar. Arz-ý Tetrenk denilen mahalle geldiklerinde kervanda bir baðýrýp, çaðýrma koptu. Önlerine aniden bir sürü eþkýya çýkýp kervana saldýrdýlar. Bir anda sandýklar yere yýkýldý. Eþyalar yaðma edilmeye baþlandý. Eþkýyalar, kervandakilere birer birer sual edip, üzerlerinde her ne buldularsa aldýlar. Sýra Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerine geldi. Eþkýyalardan biri latife olsun diye bunu önüne çekip sordu:
    -Fakir çocuk, söyle bakalým senin neyin var?
    -Üzerimde yanlýz 40 altýným var.
    Eþkýya inanmamýþtý. Býrakýp gitti. Ýkinci bir harâmi sual edip, o da ayný cevabý alýnca vaziyeti reislerine bildirdiler.
    ''Bu çocuk 40 altýným var'' diyor dediler.
    Bu defa da reisleri sordu:
    -Senin üzerinde ne var?
    -Hýrkamda dikili 40 altýným var.
    Reisleri adamlarýna dönerek dedi ki:
    -Açýn bakýn, bakalým! Adamlarý üstünü aradýlar, içinde 40 altýn bulunan keseyi bulup reislerine verdiler.
    Eþkýya reisi hayretle sordu:
    -Peki evlât, sen neden üzerinde altýn olduðunu söyledin? Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri dedi ki::
    -Ben evden ayrýlýrken anneme asla yalan söylemiyeceðime söz vermiþtim. 40 altýn için sözümü bozar mýyým?
    Bu sözleri duyup hakikate þahit olan eþkýya baþýnýn gözleri yaþardý. Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin hakikat dolu gözlerine bakýp onunla kendi yaþýný ölçtü. Kendisinin bu yaþa kadar nice hiyanet ve zulümler iþlediðini, birgün Hakka yönelmediðini acý acý düþündü ve o güne kadar yaptýklarýndan piþman olup, ellerini baþýna vurarak þöyle haykýrdý:
    -Eyvah! biz de Allahü teâlâ söz vermiþtik.::Bunca zamandýr þeytana uyup ahdimizi bozduk. Fenalýk yaptýk. Yarýn Hak huzurunda acaba bizim halimiz ne olacak? Sonra arkadaþlarýna dönerek dedi ki:
    -Ey arkadaþlarým! Bana bakýnýz, beni dinleyiniz! Ben, bunca senedir Hak teâlâ karþý olan ahdimi bozdum. O'na isyan ettim. Ýçimden gelen bir piþmanlýkla bütün günahlarýma tövbe ile Rabbimin yoluna iltica ediyorum. Bundan böyle inþaallah, Hak teâlânýn râzý ve hoþnut olmadýðý bir þeyi yapmýyacaðým. Reislerine pek ziyade baðlý olan eþkýyalar hep bir aðýzdan dediler ki:
    -Efendimiz, reisimiz! Biz de sizden ayrýlmayýz. Eþkýyalýkta reisimizdin, hidâyette de reisimiz ol!
    Bunun üzerine kervan ehlinden ne alýnmýþsa sahiplerine iâde edildi. Bir sürü eþkýya Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin önünde tövbe etti. Kendisi tekrar yoluna devam ederek Baðdat'a vardý.
    süper Teklif sende üye ol sende kazan!!!!
    Ýþte Davet Linkin!!

    http://www.superteklif.com/SuperUye/...9-f6001b6878a1

Sayfa 3/6 ÝlkÝlk 123456 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •