Letaif Nedir, Letaiflerin Anlamlarý, Ýþlevleri, Görevleri Nelerdir? (2)
-Çakralar ile letaifleri karþýlaþtýrdýðýmýzda en büyük farklýlýk nerelerde görülüyor?
Çakralarda iki letaif noktasý eksiktir. Bunlar sýr ve hafidir. Tabii bu durum dikkat çekicidir. Nedeni ise çok düþündürücüdür: Ýleri derecede zikir çekenler, letaif noktalarýndaki nurlarý müþahede edenler bir müddet sonra týpký güneþ gibi bir nur halesi (tecelli-i nur) ile çevrildiklerini görürler. Þayet bu nur halesi olamasa idi, þeytanlarýn musallatlarýndan kurtulamazlardý. Yani bu nur halesine ulaþmak hayat memat meselesidir.

Tüm letaif noktalarý bu nura ulaþmada týpký bir çark gibidir. Sistemde rol sahibidirler. Ben kendi tecrübelerimle þunu kavradým ki, sýr ve hafi letaifleri þeytanlara karþý büyük mücadele vermektedirler. Bunlar çakralardan sanki usta bir hýrsýz eli ile çýkarýlmýþ ve sistem dýþýna konmuþ gibidirler. Tabii bu durumdan en çok fayda temin edenler, cinni þeytanlar olmaktadýr. Dolayýsýyla bu iþte onlarýn uzun ellerininin payý olduðunu düþünmekteyim.

Meditasyon o hale getirilmiþ ki, artýk faydadan çok zarar getirecek bir hüviyete sokulmuþtur. Elbette kiþi baþlangýçta bunlarý hissedecek halde deðildir. O önceleri vücudunda bazý noktalarda hissettiði hoþ hallerle avunur. Sonra ileriki zamanlarda, özellikle yaþlandýðýnda öyle hallere düþer ki, bundan kurtulmasý mümkün deðildir. Þeytan musallatlarý çok korkunç sýkýntýlar verir. Tabii modern týpta bunlarý tedavi eden bir merci de yoktur. Asýl iþin vahim noktasý böyle bir arayýþa girince zaten ortaya çýkmaktadýr.

-Þeytanlar sofilere musallat olmaz mý?
Elbette letaif noktalarýný zikirle açan bir sofi de þeytan musallatlarýna maruz kalabilir. Bu sýk karþýlaþýlan bir durum olmasa da ara sýra vakidir. Ama böyle þeytan musallatýna maruz kalmýþ bir sofi, her türlü güçlü ve etkili silahla mücehhez bir askere benzer. Þeytanlar ise onun karþýsýnda çok zayýftýrlar. Güya sofiye yaptýklarý eziyetler, cinni þeytanlarýn zikir, rabýta ve murakabe neticesinde meydana gelen nur ve feyz karþýsýnda yaþadýklarý eziyetin yanýnda binde birdir.

Þeytan musallatlarýnýn pek çok deðiþik biçimi vardýr. Maalesef böyle bir sýkýntýya düçar olanlar, baþtan olguyu bir türlü kavramak istemiyorlar. Böyle bir musallattan sihirli bir sözle, duayla, ayetle, sure ile; iyi bir hocaya verecekleri para ile kurtulmak istiyorlar.

Halbuki bu yollarla elde edecekleri þifa geçicidir. Asýl kesin kurtuluþ yolu, kendini güçlü kýlmaktýr. Bir mürþid-i kamile baðlanarak kalbini ve letaiflerini nurla ve feyzle beslemektir.

Sultani zikirle insan vücudunu bu cinni þeytanlara karþý bir kale durumuna getirebilir. Sultani zikir, bütün vucudun titreþimdeki cep telefonu gibi Allah’ý zikretmesidir. Hücrelerinde bu zikri algýlayan sofi dilini damaðýna yapýþtýrýp onlarla beraber gizli zikre devam ederse sultani zikir yavaþ yavaþ tüm vücuda hakim olur. Artar, geliþir. Cinni þeytanlarýn duman biçiminde vücudu ve letaifleri sarmasýný engelleyebilir, onlardan kendisini kuratarabilir. Bu sýrada nefes tutmanýn, bu gizli zikri nefes tutarak yapmanýn faydasý ise çok büyüktür. Cinni þeytanlarýn dumanlarýný, yani kendilerini daðýtýr.

Sofiler böyle bir musallat anýnda rabýtalarýný, zikirlerini, murakabelerini artýrma yolu ile bir rahatlýða ererler. Bunun dýþýnda þeytanlarla mücadeledeki her yol batýldýr. Çýkmaz bir sokaktýr. Esassýzdýr.

Þunu da özellikle belirteyim ki, tembel bir sofi (zikrini, rabýtasýný, murakabesini biraz ihmal eden) bile þeytan musallatlarý nedeni ile büyük sýkýntýlara öyle pek düþmez, yani halk tabiri ile öyle kafayý yemez. Böyleleri genellikle cinni þeytanlarýn diþilerine karþý uçkurlarýný tutamadýðý için manevi olarak pek ilerleyemezler. Yerlerinde sayýp dururlar veya yavaþ yavaþ geriye giderler. Bazý sýkýntýlarý da çekebilirler. Yani cinni þeytanlar tembel sofiyi zinayla etkisiz hale getirmeye çalýþýrlar. Bir de ibadetler sýrasýnda üzerine biraz aðýrlýk verirler. Bunu yaparken de sofinin üstündeki nurdan ve feyizden dolayý cinni þeytanlar büyük acýlar çekerler. Fakat bu tembel sofiler, ruhsal saðlýklarýný yitirip de öyle akýl hastanesine falan düþmezler hiçbir zaman Allah’ýn izniyle. Ben bu yaþýma kadar da böyle bir hadise duymadým. Tembel sofiler ara sýra zikre, rabýta ve murakabeye sarýlarak biraz kendilerine gelirler, þeytanlarýn olumsuz durumlarýndan kurtulurlar, ama nefisleri tam olarak ýslah olmadýðý ve onlarla zinaya karþý büyük bir zaaf içinde bulunduklarý için bir kýsýr döngünün içerisine de girebilirler.

Asýl cinni þeytan musallatlarýnda büyük tehlike, böyle tasavvuf yolundan habersiz insanlarda olmaktadýr. Onlar týpký bir askerin silahlarýndan mahrum olduðu zaman yaþadýðý gibi, þeytanlarýn karþýsýnda büyük bir sýkýntý duymakta, adeta onlarýn ellerinde oyuncak olmaktadýrlar. Tabii cinni þeytanlar herkese musallat olmazlar. Genellikle bu dediðim kesim, hayatlarýnda büyük bir travma (ruhsal acý) yaþarlar: Boþanma, yakýnlarýn ölümü, dayak, iþ ve büyük para kaybý gibi beklenmedik hadiseler… cinni þeytanlarý harekete geçirir, bu durumdaki bazý ruhsal açýdan zayýf kiþilere musallat olabilirler. Onlarýn bazý bozuk itikatlarýný iyi bildikleri, özellikle tasavvuf yoluna giremeyeceklerini de anladýklarý zaman insan soyuna karþý bütün kinlerini bu zavallýlara kusarlar. Onlarý kelimenin tam anlamýyla deli divane yaparlar. Akrabalarý, tanýdýklarý yardým için onlarý o veya þu hocaya götürürler ama dökme su ile deðirmen dönmez. Böyleleri nurdan, feyizden tamamen mahrum olduklarý için pek þifaya da kavuþamazlar. Çoðu kendilerine deli denmemesi için zamanla sýkýntýlarýný saklama yoluna giderler. Bu yolu tutarlar. Kol kýrýlýr yen içinde kalýr, hesabý ile kendilerini kurtarmaya, akýl hastanesine düþmemeye çalýþýrlar.

Tasavvuf yolunun gayesi, nefsi ýslah etmektir. Her türlü kötülüðü, þerri barýndýran nefsi en az Allah’tan razý olan bir makama yükseltmektir. Zikir, rabýta, murakabe her ne kadar letaifleri çalýþtýrýp besliyor, güçlendiriyorsa da bu geliþen ruh, dolayýsýyla letaiflerin gayesi de nefsin derecesini yükseltmek, onda güzel ahlaký meydana getirmektir. Çünkü tasavvufta asýl olan þey, ruhu ve letaifleri tasfiye etmek deðil nefsi tezkiye kýlmaktýr. Ýnsan bu dünyada nefsi ile imtihan edilmektedir. Ruh ve letaifler yüce makmalara ulaþabilir ama nefis günhalarýn, kötü ahlaklarýn, dünyaya baðlýlýðýn elinde esirse bu durum kiþiye dini açýdan bir þey kazandýrmýþ olmaz. Böyle bir kiþinin tasavvuf yolunda elde ettiði þey de koca bir sýfýrdýr.

Nefis Allah’tan razý olduðunda Allah da o nefisten razý olmaktadýr. Böyle yüce bir makama eren kiþiye ise hiç bir olumsuz hadise tesir etmemektedir. Baþa gelen her türlü bela ve musibet (boþanma, yakýnlarýn ölümü, dayak, iþ ve büyük para kaybý gibi beklenmedik hadiseler…), günahlarýnýn neticesi veya imtihan sýrrý olarak yüce Allah’tan (c.c.) bilindiði zaman travmatik bir etki yapmamaktadýrlar. Bilakis nefsi; ruhu, letaifleri güçlü kýlmaktadýr.

Sabýr, en büyük þifa kaynaðýdýr. Hadisi-i þerife göre imanýn da yarýsýný teþkil etmektedir. Olumsuz hadiseler karþýsýnda sabreden ve bu hadisenin asýl yaratýcýsý olarak Allah’ý gören bir mümin, cinni þeytanlara müdahale için hiçbir açýk kapý býrakmamaktadýr. Sabrýn üstüne bir de Allah’tan razý olma durumuna ermiþse, bu kutlu nefis artýk büyük bir manevi güce eriþmektedir. Þeytanlar böyle nefis sahiplerine zarar veremeyeceklerini anladýklarý için onlardan genellikle kaçarlar. Onlarla pek uðraþmak istemezler. Çünkü onlar karþýsýnda vesveseleri bile etkisiz kalmaktadýr. Bu durum onlarý büyük bir çaresizliðe, yenilgi duygusuna sevk edip deli divane kýlar. Cinni þeytanlar da genellikle kafayý bu sebepten yerler. Evliyalar bazý þeytanlarýn böyle bir nefisten etkilenerek Ýslam yoluna girdiðini söylemiþlerdir.

-Letaifler ile rabýtanýn Ýliþkisi nasýldýr?
Kiþi rabýta kurduðu anda yani mürþidini düþündüðünde ruhani bir iliþkiye girmektedir. Aslýnda kimi düþünürseniz onunla ruhani bir temasta bulunuyorsunuz demektir. Rabýta sýrasýnda ruhun manevi organlarý olan letaifler, harekete geçmekte, mürþidin letaifleri ile temas kurmaktadýrlar. Týpký kablolarýn birbirine baðlanmasý gibi bir durum oluþmaktadýr. Mürþidin olgunlaþmýþ letaiflerinden feyz ve nur, rabýta yapan sofiye intikal etmektedir. Birleþmiþ kaplardaki suyun az veya boþ bulunan kaplara dengeli daðýlmasý gibi fiziksel bir yasaya baðlý olarak rabýtada da feyz mürþitten rabýta yapanlara daðýlýr. Bu intikal derecesi rabýtanýn kuvvetine göre az veya çok gerçekleþmektedir.

Manevi rabýtada þeyhin sureti zihinde canlandýrlýmaz. Yanýnýzda veya karþýnýzda olduðu varsayýlýr. Bunun için bu rabýta türü, en az enerji ile yapýlaný ve en çok fayda getirenidir. Bu yoldaki kiþiler bu rabýtayý her iþlerinde kolaylýkla yapabilirler.
Tasavvuf yolunda en büyük kazanç rabýtadadýr. Rabýtanýn sýrrýný anlayan, kalbine ve letaiflerine feyzin (manevi enerji) ulaþtýðýný hisseden sofiyi yükselmekten ve ileri gitmekten, yüksek makamlara ulaþmaktan hiçbir þey engelleyemez.

-Kiþi tasavvuf yoluna girmemiþse kýldýðý namaz ve kendince çektiði zikirlerle letaifleri çalýþmaz mý?
Elbette bir insan Müslümansa kýldýðý namazlarla ve diðer ibadetleri ile letaiflerini canlý tutuyordur ama onlarý tasavvuftaki anlamlarý ile çalýþtýrmak kolay deðildir. Bunun için mürþid-i kamilin rabýtasý ile zikre ihtiyaç vardýr. Yani roket özel bir benzinle çalýþýyor. Araba benzini ile bu iþ gerçekleþmiyor.

Elbette bir Müslümanýn letaifleri nurdan ve feyizden nasipsiz deðildir. Belli bir hýzla da olsa yükselmektedir.

Letaiflerin Allah’a, emir alemine ulaþmasý kolay bir þey deðildir. Tasavvuf yolundaki insanlarýn belki yüz binde biri bile bu nimete erememektedirler. Ki onlar bir Müslüman olarak günlük ibadetlerinden baþka vakitlerinin yarýsýný, hatta yarýsýndan çoðunu ibadetlere ayýrdýklarý halde bu nimete ulaþamamaktadýrlar.

-Freud’un bulduðu bilinçaltý ile letaiflerin iliþkisi nelerdir?
Freud’un buluduðu biliçaltý öyle kapalý bir kutu ki, içinde pek çok þeyi barýndýrmaktadýr. Ýnsanýn özellikle nefis gerçekliði, içgüdüler bu kapalý kutuda baþ köþededir.

Þeytaný kabul etmeyen çaðdaþ insan bilmeli ki, bu baþ köþede bulunan nefsin hemen yanýnda o oturmaktadýr. Ýnsanýn aklýna gelen þarkýlarýn çoðu bile þeytanlarýn can sýkýntýsýndan neþ’et eder. Aklýmýza sanki bizim düþüncelerimizmiþ gibi gelen þeylerin büyük çoðunluðu, bu þeytan vesveseleridir.

Yanýnda þeytaný olmayan bir insansa yoktur. Hadis-i þeriflerde her Müslümanýn mutlaka yanýnda görevli bir þeytanýn bulunduðu belirtilmektedir.

Ruha, dolayýsýyla letailere gelince onlarýn bilinçaltýnda yerleri pek hissedilmez. Yani bilinçaltýnda onlarýn bir yerleri vardýr ama sesleri nefsin ve þeytanlarýn gürültüleri arasýnda kaybolur gider. Ýnsanlar ruhun temel ihtiyacýnýn nur ve feyz olduðunu bilse de bu bilinç pek onlarý harekete geçirememektedir. Bunun için günahlardan uzak durmak ve ibadetlere yönelmek insanlara aðýr gelmektedir. Nefsin ve þeytanlarýn insana dayattýklarý hayvanlar gibi yeme, içme, cinsel ihtiyaçlarý karþýlamayý birinci plana sokan yaþam görüþü daha cazip görülmektedir.

Elbette yüce Allah (c.c.) insaný çok mükerrem yaratmýþtýr. Meleklerin ilhamýný ondan esirgememiþtir. Ýmani, dini konularda insaný rahatlatan düþünceler hep onlardan gelir. Ayrýca hayýr iþlere teþvik hususunda içimize doðan düþünceler de hep meleklerin ilhamý iledir. Bu meleklerin ilhamý da herkese verilir. Kimse bundan yoksun kýlýnmaz. Yüce Allah’ýn (c.c.) imtihan sýrrýnda sunduðu büyük bir manevi ikramdýr bu. Ama insanlarýn büyük çoðunluðuna bu ilham edilen þeyler, aðýr gelir. Onlara pek kulak vermezler. Nefis ve þeytanlarýn yollarýndan giderler. Hak yola karþý ya savaþ açarlar ya da o yolu eðip bükmeye gayret ederler.

Aslýnda insanoðlu öyle kendiliðinden düþünen bir mahluk deðildir. Bir kývýlcým olur þeytanýn vesvesesinden, meleðin ilhamýndan veya nefsin manyetik etkisinden kaynaklanan. Ýnsan da farklý þeyleri karþýlaþtýrmaya, düþünmeye o zaman baþlar. Hak ve batýl arasýndaki bir noktada bir seçime zorlanýr.

Kýsacasý bilinçaltý tam bir kaostur. Kuran-ý Kerim’in hükümlerini, peygamberimizin (s.a.s) sünnetini, kýsacasý ehl-i sünnet itikadýný temel almadýkça bu karýþýlýktan çýkmamýz, kurtulmamýz, ayaðýmýzýn kaymamasý mümkün deðildir.

-Vecd, sekr (manevi sarhoþluk) halleri ile letaiflerin ne gibi ilgileri vardýr?
Yüce Allah (c.c.) imtihan sýrrý gereði zýtlarý yaratmýþtýr. Cinsel ihtiyaç evlilik gibi helal bir yolla da giderilebilir, zina gibi haram bir yolla da.

Ýçkinin, uyuþturucu maddelerinin insan saðlýðýnda ve toplumsal hayatta ne kadar büyük yýkýmlar doðurduðunu bilmeyen kimse yoktur. Ýnsanlar neden bunlara yöneliyorlar? Ýnsanlarý bunlarý kullanmaya iten temel güdü nereden kaynaklanýyor? Evet, insanlar kendilerinden geçmek istiyorlar. Bu onlara büyük bir haz veriyor. Bu istek ruhlarýndan, dolayýsýyla letaiflerinden geliyor. Ama böyle þeytanlarýn elindeki sývýlarla ve maddelerle gelen haz ruhu bulandýrýyor da. Hastalandýrýyor da. Yani verdiði hazzý deðiþik yollarla insanlarýn burnundan fitil fitil çýkartýyor. Öyleyse bu yolun meþru bir þekilde karþýlanmasý gerekiyor. Yüce Allah (c.c.), her negatife karþýlýk bir pozitif kutup, haram olan her þeyin yerine helalini de yüce hikmeti gereði bizlere çeþitli nimetlerle sunmuþtur.

Ýbadetlerdeki huzur hali, ruha bu manevi vecd ve sekr halini çok kýsmi ölçüde vermektedir. Ama bu oran tabii günlük ibadetlerde çok düþüktür. Týpký kolanýn içerisindeki kakoin maddesindeki oran gibi. Ama tabii bu oran, yani sekr ihtiyacý insanlarýn büyük çoðunluðu için yeter de artar bile.

Bazý insanlar ruhsal yapýlarý gereði kendinden geçmeye çok eðilimlidirler.

Tasavvuf yolunda ibadetler arttýðý için letaif noktalarýnda vecd ve sekr halleri kendilerini gerçek manada göstermeye baþlar.

Bu yola yeni girdiðimde önce kalbimden feyz almaya baþladým ve bunu gözümde çok büyüttüm. Hoþ bir duygu yaþýyordum ibadetler sýrasýnda. Sonra göðsümdeki beþ letaif noktasý sýrasýyla açýldý ve ben bu noktalarda, göðüs kafesinin bütününde aldýðým feyzle namaz kýldýðýmda adeta kendimden geçiyordum. Bundan öte bir zevk yoktur sanýyordum. Kabe tarafýndan gelen büyük ve hoþ bir basýnç (feyz), adeta göðsümü eziyordu. Bu durum zikir ve rabýta sýrasýnda da meydana geliyordu. Bu soyut bir zevk deðildi, etimle canýmla yaþadýðým somut bir zevkti. Sonra kafa üzerinde açýlan letaif noktalarý ile ilahi feyzi algýlayýnca öncekiler gözümde çok küçüldü ve sofilerin ‘ilahi sarhoþluk’ tabiri ile ne anlatmak istediklerini daha iyi anladým. Yaþadýklarý þeyin gerçekten çok hoþ bir sarhoþluk hali olduðunu derinden kavradým. Elbette bu, hem çok güzel bir sarhoþluk hem de çok büyük bir ayýklýk halidir. Bu halin þeytanlarýn ellerindeki içki ve uyuþturucu içme ile elde edilen halle uzaktan yakýndan bir ilgisi yoktur. Aslýnda insan ruhu, dolayýsýyla letaifleri hayatta bu büyük zevki aramakta, yaþamak istemekte, ama þeytanlarýn ellerindeki içkilerden ve uyuþturucu maddelerden bunu bulamamakta, bir zaman sonra büyük bir hayal kýrýklýðýna uðrayarak büyük bir ruhsal yýkýma gitmektedirler. Bazýlarý bunun için aziz ömrü içki ve uyuþturucu içerek çürütmektedirler. Hem kendilerine hem çevrelerine büyük maddi ve manevi zararlar vermektedirler.

Mevlana’nýn (k.s) dediði gibi imanýn amacý, tamamen zevktir. Kelimenin tam anlamýyla kendinden geçmek, ilahi aþk yolunda sarhoþ olmaktýr. Ama tabii iman aðacýnýn büyümesi, meyve vermesi çok geç olmaktadýr. Bir ömür genellikle yetmemektedir. Ýnsanlarýn büyük çoðunluðu için bu kutlu iþ ahrete kalmaktadýr. Bazýlarýna, çok az kiþiye dünyada iken bu iþin zevki tattýrýlmaktadýr.

-Ýnsanda sadece bilinen letaifler dýþýnda baþka letaif noktalarý var mý?
Evet, insanýn pek çok yerinde letaif noktalarý vardýr. Özellikle ellerin içerisinde bulunanlar dikkate deðerdir. Zikirle uðraþan insanlarýn genellikle bu letaif noktalarý açýktýr. Bazýlarý bunu hissederler. Çoðu da bilmezler. Bende ilk açýlan letaif noktasý olduðu için bunun en önce açýlan letaif noktasý olduðunu düþünüyorum.

Bu letaif noktalarý kiþiye özel deðildir, isterse her insan zikirle bu ellerdeki letaif noktalarýný açabilir.

Dua ettiðim zaman ellerimin üzerine çok büyük bir aðýrlýk biner. Bu, duadaki samimiyetim ve duanýn uzunluðu ölçüsünde artar. Sanki kilolarca pamuk gibi yumuþak ama aðýr bir yük (feyz), avuçlarýmýn içerisine dolar ve orada taþmaya, sonra da oradan bütün vücudumu kaplamaya baþlar.

Bu letaif noktasý açýldýðýnda herhangi bir yaraya, aðrýyan yere tutulduðunda ýsýndýðý müþahede olunur. Bu ýsý sanki çok yüksek derecelerde gibi olur. Eller resmen yanmaya baþlar.

Bazý insanlar elerinde hissettikleri bazý duyumlara binaen ‘Biyoenerjiye sahibim.’ diye bu iþi bir mesleðe, para kazanmaya dönüþtürmüþlerdir. Ben þahsi kanaatimle gerek kan verme gerek organ nakli olsun insan vücuduna yüce Allah’ýn (c.c.) karþýlýksýz olarak verdiði þeylerin satýlmasýný dini açýdan doðru bulmuyorum. Bu iþlerin Allah (c.c.) rýzasý için yapýlmasý gerektiði kanaatindeyim. Kendim 25 yýldýr her sene kan baðýnda bulunurum. Bunu adet haline getirmiþimdir. Bu, hem saðlýðým için faydalý bir þeydir, hem de bir hayat kurtarmanýn sevabýný bana kazandýrmaktadýr.

Biyoenerji de yüce Allah’ýn (c.c.) insana verdiði bir nimettir. Bunun ticareti hoþ bir þey deðildir, her þeyden önce insan vicdanýna terstir. Dini açýdan da sakýncalý görmekteyim. Þifayý veren yüce Allah (c.c.) senin elini vesile kýlmýþsa, bundan daha büyük bir nimet olabilir mi? Karþý taraftaki insan da, yani hasta da, gerçekten böyle bir elden þifa aldýðýna inanýyorsa, bu iþin de Allah rýzasý için yapýldýðýný da görmüþse, ondan gelecek bir dua hiç paraya deðiþilebilinir mi?

Gerçekten elden gelen bu biyoenerji þifa veriyor mu? Evet, yüce Allah (c.c.) bunu þifa için vesile kýlabilir. Ama bunu para ile yapan kiþilerde o güçte bir biyoenerji olacaðý bana pek makul gelmemektedir. Diðer letaiflerin çalýþmasý ile ellerdeki letaifler ancak istenilen ölçüde bir seviyeye gelebilir. Çünkü letaif noktalarý bir bütündür, ruhun temel organlarýdýr. Birbirleri ile güçlü baðlarý vardýr. Birindeki bir olgunlaþma diðerlerini de etkilemekte, her biri insicamlý bir þekilde geliþmektedirler. Yoksa ellerde hissedilen ufak tefek karýncalanma, yanma, batma ile bu ellerin letaiflerinin þifa verecek kapasiteye ulaþmalarýný imkânsýz görmekteyim. Daha doðrusu bir insanýn baþtan sona bütün letaifleri çalýþmadýkça, nur ve feyz kaynaðý kesilmedikçe, yani ilahi nurlarý veya nuru gözlerini kapadýðýnda görmedikçe insanlara þifa daðýtacaðýna inanmýyorum. Bu seviyeye ulaþan kiþi ise, ne gariptir ki, insanlara þifa için pek ellerini kullanmamaktadýr.

Bir diðer letaif noktasý da bizzat gözlerin içerisindedir. Nazar, nefis letaifinin (nefs-i emmarenin) kötü bir ýþýnýdýr. Bu herkeste az çok vardýr. Ýnsan kibirle haset ettiðinde bu nazar üst seviyeye ulaþýr. Bu nefis terbiye edilip en az mutmainne makamýna eriþirse o zaman gözlerden büyük bir þifa kaynaðý akmaya baþlar. Mürþitlerin, veli kiþilerin hoþ bir nazarlarýna ermek çok büyük bir nimettir, devlettir. Bunun kýymetini tarif etmek mümkün deðildir. Tabii bunun için önce onlarýn gönüllerini alacak bir þeyler yapmak, sonra da onlarýn hoþ nazarlarýný üzerimize celbetmek gerekir. Bu gözlerden gelen þifa kiþinin maddi ve manevi her derdine, dert olarak gördüðü her þeye deva olabilir. Ellerden gelen þifa bir lira deðerinde ise bu gibi zatlarýn gözlerinden gelecek þifa milyon deðerindedir. Bir de her türlü müþküle, probleme uygun düþer. Tabii bu hoþ nazar herkese pek kýsmet olmaz.

Mürþit gönülden isterse bir nazarla uygun olan müridini yüce mertebelere eriþtirebilir.

Mürþitlerin, veli kiþilerin kötü nazarla bakmalarý ise büyük yýkým, uðursuzluk ve ölüm getirir.

-Rüya ile letaiflerin iliþkisi nedir?
Rüyayý ruh letaifleri aracýlýðý ile görür.

Rüyanýn çeþitleri vardýr: Þeytani, nefsani, hak.

Þeytani rüyalar, þeytanlarýn letaiflere ayný kelimeleri uyku süresince fýsýldamalarý ile görülür. Bunlar genellikle kaygý veren veya cinsel içerikli rüyalardýr.

Nefsani rüyalar, hak rüyalarla genellikle karýþtýrýlýr. Çünkü nefsani rüyada ayný rüya defalarca kez görülebilir. Bu yüzden hak rüya sanýlabilir. Nefis isteðinde hep ýsrarlýdýr. Örneðin evlenmede çeþitli problemleri olan genç kýzlar, hep ayný türden rüyalar görerek gerçek hayatta yaþadýklarý veya karþýlaþtýklarý problemleri rüyalarýnda dile getirirler.

Freud, nefsani rüyalarý baþarýlý bir þekilde analiz etmiþtir.

Hak rüyalar ise gerçekleþir. Gelecekten haber verirler. Amaçlarý imaný, özellikle kadere imaný güçlendirmek ve tahkiki seviyeye ulaþtýrmaktýr. Allah’ýn (c.c.) büyük bir hediyesidirler. Hadis-i þerife göre, nübüvvetin 46’da birisidirler. Herkese nasip olmaz. Nefsini biraz temizlemiþ kiþilere görmek müyesser olur.

Nefis tezkiye olduðunda letaifler, misal alemine yükselerek levh-i mahfuza ulaþmakta, orada geleceðe dair malumattan haber almaktadýrlar.

Yüce Allah (c.c.) rýzasý dahilinde, ehl-i sünnet inancý doðrultunda yaþamayý ve ölmeyi nasip eylesin. Ayaklarýmýzý kaydýrmasýn. Âmin.
Muhsin Ýyi.