Türk futboluna spormenlikleriyle adýný yazdýrmýþ Beþiktaþlý duruþunu litaritürlere sokmuþ bu insanlarý daha yakýndan tanýyalým
Onlar Beþiktaþýmýzýn her þeyi
BABA HAKKI
SEREF REISIMIZ HAKKI YETEN
(AVUKAT - SAMPIYON VE MILLI FUTBOLCU)
Kim ne derse desin bize göre Türkiye'nin gelmis geçmis en büyük futbolcusu Hakki Yeten'dir. Tam 17 sene sirtinda tasidigi Siyah-Beyaz formasini zaferden zafere kosturmus, ayni zamanda takimina yenilmezlik vasfi kazandirmistir. Müthis kafa vuruslari, balyoz gibi sag, sol sutlari, sürati ve kendine has çalimlariyla ideal oyuncu tipinin en belirli numunesi olan Hakki Yeten, ayrica otoritesi sayesinde takiminda senelerce kurdugu disiplinle kaptanlik vazifesini de basariyla yürütmüstür.
Hakki Yeten'i bütün Besiktaslilar degismez bir kaptan olarak kabul ederler. Bugün bile büyük küçük herkes ona (Kaptan) diye hitap etmektedir.
Futbol oynadigi 17 sene içinde; bes senesi üstüste olmak üzere 8 Istanbul Ligi, 3Istanbul Silt ve Kupasi, 1 Izmir Enternasyonal Fuar Kupasi, 3 Milli Lig, 1 Türkiye Birinciligi ve 2 Basbakanlik Kupasi ile dört hususi turnuva birinciligi, ceman: 18 resmi, 4 hususi 22 sampiyonluk kazanan bir takimin orkestra sefligini yapmak, büyük Türk futbolcusu Hakki Yeten'in sahsiyeti ve sporculuk degeri hakkinda kafi ölçü teskil eder kanaatindeyiz.
Söhretini, ustaligini memleket disina kadar yaymis olan Hakki Yeten, bir ara Ingiltere'nin meshur ARSENAL takimindan transfer teklifi almis, fakat içindeki Besiktas sevgisi yüzünden bu cazip teklifi reddetmistir.
Baba Hakki 1910 yilinda (Vadina) kazasinda dogdu. Bir yasindayken ailece Istanbul'a gelip Besiktas semtine yerlestiler. 1914 yilinda Birinci Cihan Harbi patlak verince babasi Binbasi Mahmut Nedim, çanakkale'de vazife almis ve vatanini müdafa ederken sehit düsmüstür.
Bütün ruhu ve hüviyetiyle tam bir asker olan Mahmut Nedim Bey ogullarini da asker olarak yetistirmek isterdi. Bu yüzden Hakki Yeten mutlak olarak askerligi seçmisti.
Dul bir annenin etrafinda her biri küçük çaglarda bulunan 6 çocuk yetim kalmislardi. Bu yüzden sirayla agabeyleri Muhtar ve Nuri ve onlari takiben Hakki Yeten askeri okula dahil oldular.
Kaderin cilvesi veya hayatin akisi, onlara istikballeri için baba meslegi olan askerligi, en dogru yol olarak göstermekteydi. Askerlige karsi son derece alaka ve sevgi duymalari belki de biraz irki veya irsi bir temayülün tezahürü de olabilir. Ona ilk defa spor zevkini bilhassa futbol merakini büyük agabeyi Muhtar asilamisti. Muhtar Bey, Harbiye Futbol Takimi'nin santrhaf mevkiinde temayüz ettigi gibi ayrica güres ve boks yapan kiymetli bir sporcuydu. Nihayet Halicioglu Askeri Lisesi'nde futbolu ile (sivrilen) göze çarpan Hakki Yeten, 1931 yilinda Seref merhumun delaletiyle Askeri Lise'den ayrilarak Siyah-Beyaz formali takima iltihak etmistir. Derken muvaffakiyet yillari birbirini kovalamis, Besiktas takimi'nda bir yildiz gibi parildayan ve Türk sporunda devlesen Hakki Yeten, adeta takiminin emniyet sübabi olmustur. Biz futbolu veyahut daha genis anlamda sporu kulüpçülük olarak anliyoruz.
Kulübümüzün menfaatleri umumi menfaatlere uymadi mi hiçbir zaman objektif göremiyoruz. Iste bu zihniyet yüzünden miili takim intihabinda da isabetli seçim yapamiyoruz. Bugüne kadar hiç olmazsa milli davalarda biraz makul olabilseydik herhalde Hakki Yeten gibi bir yildiz Milli Takim'da sadece 3 defacik vazife almazdi. Yillarca Denizcilik Bankasi'nin hukuk müsavirligini yapan Hakki Yeten,Hasan Polat, Futbol Federasyonu'nda ASBASKANLIK, Besiktas kulübü'nde de 3 defa Baskanlik yapmistir. Ona sporculuk devrinde "bakisi bile faul" derlerdi, ama vücudunda; nice "yere bakan yürek yakan"larin, sözde müthis görünüslü rakip futbolcularin tekme izlerini görmek yasadigi son yillarda bile mümkündür.
Hakki Kaptan'i, Baba Hakki' yi, Seref Reisimizi 1989 yilinda ebediyete yolcu ettik.
Kendisini rahmetle ve saygiyla aniyoruz
1931-48 seneleri arasýnda forma giyen bjk futbolcusu. baba hakký, hakký kaptan lakaplarý ile tanýnýrdý. oynadýðý 439 maçta 382 gol kaydetti. çeþitli dönemlerde bjk kulüp baþkalýðýda yapmýþ türk sporunun efsane isimlerindendir.
Gelelim Hakký Baba'nýn hatýralarýna....
--"kýrmýzý kart gören futbolcu önce baba hakký'ya dönerdi, 'çikayim mi?' diye sorardi, o evet deyince çikardi"
--bir maçta taraftarin onu ýslýklamasýndan sonra "bu formayý bana taraftar giydirdi, þimdi onlar isteyince de çikaririm" demiþtir.
--tribünlerden karþý takýma gereksiz küfür filan edildiðinde durur, tribüne döner, iki elini þöyle beline koyar, dik dik bakarmýþ. tribün tabii sus pus..
--Bir harp okulu deplasmanýnda, ilk devre beþiktaþ soyunma odasýna 3-0 maðlup gider, baba hakký da "adam gibi oynamazsanýz dönüþ biletlerini yýrtarým. yürüyerek dönersiniz" der ve maçý Beþiktaþ 6-3 kazanýr.
--bir fener beþiktaþ maçýnda yaþanýlan hadisede þöyledir...
þeref stadýnýn çamurlu ortamýnda oynanan maçta beþiktaþ 2 farklý skorla önde gitmektedir...maçýn ortasýnda ataklar ard arda devam ederken orta sahada fenerbahce kaptanýnýn yakasýna yapýþan baba hakký der ki;
-arkadaþlarýna söyle biraz maça asýlsýnlar bu maçýn zevki böyle çýkmaz..o kadar insan güzel bir maç izlemeye gelmiþler sizler dökülüyorsunuz...bir an evvel kendinize çeki düzen verin...
diyerek futbolun asýl amacýnýn ne oldugunu vurgulamýþ gelmiþ geçmiþ en buyuk turk futbolcusudur..ondan sonra gelen butun efsanelerde metin oktaylar lefterler baba hakkýyý örnek aldýklarýný milyon kez beyan etmiþlerdir
--bir maçta oyundan atýlan sað bek cihat önce baba hakký’ya müracaat etmiþ: “çýkayým mý baba?” “çýk!” demiþ baba baþýný önüne düþürüp çaresiz söylenmiþ; “sen çýk cihat! sen çýk!” çýkmýþ cihat. ayný baba hakký 1946 yýlýnda bir karagümrük maçýnda sahne alýyor bu kez. orta hakem müjdat gezen’in babasý necdet gezen. yan hakem de yýllarýn gazetecisi fahri somer.
baba bir pozisyonda dömi voleyi yapýþtýrýyor topa. aðlarýn yýrtýk yerinden dýþarý çýkýyor top. karambol aný; necdet hoca pozisyonu net göremiyor ve autu gösteriyor. taraftar iyice çileden çýkýyor ve baþlýyor necdet hocaya çalýþmaya...
malzemeler, sahanýn içine doðru sökün ediyor. kan gövdeyi basacak, burnundan aerobik yapan bir insan topluluðu. kibarlýk var, arada baba hakký var, iki de bir eliyle sus iþareti yapýyor. baktýlar susmuyor beþiktaþ taraftarý tribünün önüne gidip baðýrýyor basbariton; “çýkýn dýþarý! susmayacaksanýz boþaltýn burayý!”
kafa sebahattin, babayý tribünün önünde hazýrolda dinliyor önce, sonra da talimata uymak gerektiðini anlatýyor taraftarlara. kafa sebahattin de tribünün aðýr abilerinden. susuyorlar biraz ama necdet hoca o maçta ip olsa tutulacak, su olsa kuyudan çekilecek cinsten deðil. maddenin hiç bir haline benzemiyor. neyse...
maç zar zor atýlan iki golle ve neredeyse maðlup olunacakken baba hakký’nýn ve þükrü gülesin’in golleriyle bitiyor. ama dert basmýþ triubünleri. ikibin kiþi bekliyor hakemi. hacamat edecekler. baba hakký maç bitiminde talimatý veriyor fahri somer’e; “necdet abiye söyle yanýma gelsin!”
necdet hoca, baba’nýn yanýna sökün ediyor. biriken kalabalýðýn arasýndan birlikte çýkýp gidiyorlar. türk filmlerinde olurdu böyle sahneler. aðýr abilerden biri girer devreye, kitle daðýtýr linç pozisyonunu. baba hakký deyince akan sular dururmuþ gerçekten.
büyük ama çok büyük bir insanmýþ Baba Hakký.
futbolculuðu mu?
onu bilmiyorum. onun gibi bir insan varken futbolun da o kadar önemi yok, o ayrý.
Hakký Yeten ile ilgili daha kapsamlý bir yazý
namý deðer BABA HAKKI......
Türk futbol tarihi dikkatlice incelendiðinde; futbol tarihimizde derin izler býrakan, halleri, tutum ve davranýþlarý ile kendilerinden sonraki nesillere örnek olan, oynadýklarý kulüplere ve tarihe malolmuþ, aþýk olduklarý renkler için yüreðini ortaya koyan, baþka yüreklere de kolayca ulaþýp bu sevgiyi aþýlayan, gerektiðinde takýmý için tek paltosunu satmaya kalkan, evini ipotek eden, taparcasýna sevdiði renkleri her zaman paradan üstün gören, "nev'i þahýslarýna münhasýr dört baba " karþýmýza çýkar.
Baba Hakký, Baba Recep, Baba Hüsnü ve Baba Gündüz.
Bunlarýn üçü Beþiktaþ'lý, biri ise Galatasaray'lýdýr...
Beþiktaþ'ýn Babalarý; Hakký(Yeten), Hüsnü (Saðman) ve Recep (Adanýr)...
Peki babalýk, babalýk kurumu nedir?
Kiþiliði temsil ettiði kurumla özdeþleþen, babayiðit, alçakgönüllü, hakþinas, özü-sözü bir olan kiþidir baba. Baba'nýn tutum ve davranýþlarý yalnýz kendi taraftarlarý, yalnýz kendi takýmý tarafýndan deðil, rakip takým ve rakip taraftarlarca da aynen kabul edilir. Çünkü Baba haksýzlýk etmez, adildir.
"Babalýk" yalnýzca racon kesmek, sorun çözmek, disiplini saðlamak da deðildir. Baba'nýn özverili olmasý, sahip olduklarýný baþkalarýyla, hatta rakipleriyle paylaþmasý, bildiklerini herkese, hatta rakiplerine bile öðretmesi gereklidir.
Görülüyor ki Babalýk, Baba olmak hiç de kolay deðil, zordur; hem de çok zor. Baba, bilerek bilmeyerek, yanlýþ bir karar verdiðinde, bir kere yanlýþ bir davranýþta bulunduðunda, hatta yanlýþ bir söz söylediðinde Babalýðýný ebediyen yitirebilir. Onun içindir ki Baba her dakika, her saniye kendini gözlemek, söz ve davranýþlarýna aþýrý dikkat göstermek, Babalýðýna gölge düþürmemek, söz getirmemek zorundadýr. Bu korkunç disiplini ve özveriyi kaç kiþi gösterebilir?
Açýktýr ki Beþiktaþ taraftarý ve yönetimi gibi Beþiktaþ sporcusu, Beþiktaþ futbolcusu da babayiðit, alçakgönüllü, kadirþinas, vefakar ve özverilidir.
Bu sýfatlar gerçekte hem Beþiktaþ taraftarýný hem de Beþiktaþ yönetimleriyle futbolcularýný tanýmlar. Bütün bu sýfatlarsa tek bir kelimeye, tek bir sýfata indirgenebilir: Baba, Evet, Beþiktaþ yönetimleri Baba yönetimlerdir; Beþiktaþ oyuncularý Baba Oyunculardýr; Beþiktaþ taraftarý Baba taraftardýr ve Beþiktaþ Baba Takýmdýr. Beþiktaþ'ýn bu özelliði, onun kuruluþundan bu yana en önemli özelliði olmuþtur ve hep olacaktýr. Babalýk, bir yerde, Beþiktaþlýlýkla eþanlamlýdýr, özdeþtir.
Baba Hakký efsanesi
Yarým asýrdan fazla Beþiktaþ'ýn, Beþiktaþ'ýmýn, Beþiktaþ'ýmýzýn simgesi olan, övündüðümüz, gurur duyduðumuz, kendimize örnek aldýðýmýz, Beþiktaþ'ýn futbol dünyamýzda tanýnmasýnda, geliþerek büyümesinde büyük pay sahiplerinden, tüm Beþiktaþlýlar'la birlikte Türk spor dünyasýna Babalýðýn ne olduðunu öðreten, yöneticisi, oyuncusu ve taraftarlarýyla bütün Beþiktaþlýlar'ýn kendilerine örnek aldýklarý, efsane yaratan yýldýz futbolcu, Hakký Yeten'in karizmatik kiþiliði, kaptanlýðý ve o çelik otoritesinin örnekleri kuþaktan kuþaða anlatýlýr ve aktarýlýrken, istatistikler de Baba'nýn hakkýný verir. 17 yýlda 439 maç, 382 gol! Bu sayýyý yakalamak mümkün mü! Çok zor tabii. Ýþte bu yüzden Beþiktaþ'ýn en büyük futbolcusu Baba Hakký'dýr ve Baba Hakký'nýn büyüklüðü tartýþýlmaz, tartýþýlamaz, tartýþýlmamalý.
Baba Hakký, çatýk kaþlý, pek az gülen, sporu ve futbolu çok ciddi bir iþ olarak kabul eden aðýrbaþlý bir kaptandý. Sadece kendi takýmý üzerinde deðil, rakip takýmlar, hakemler ve kulüp yöneticileri üzerinde de sarsýlmaz bir otoritesi vardý. Kuþkusuz ciddiyetine, dürüstlüðüne, herkese karþý ölçülü ve saygýlý davranýþlarýna dayanan bir otoriteydi bu. Kabadayýlýkla deðil, sevgiyle elde edilmiþti. Süratli, kývrak ve skorer futbolcuydu. Sað, sol iki ayaðýyla da top sürer, çalým atar, gollerini peþpeþe sýralardý. Kafa vuruþlarý kusursuzdu.
100. yýl kutlamalarýyla gündeme gelen yakalý, kordon baðcýklý nostalji formalarý Hakký Kaptan'ýn liderliðinde namaðlup þampiyonluklar kazanan kadrolarýn giydiði formalardý... Ama Hakký Kaptan'ýn o formalarýn yaný sýra giydiði baklava dilimli özel kazak da unutulmamalýdýr. Formadan çok, bir süeterdir bu... Kimse itiraz etmemiþtir o kiþiye özel formaya... Ne kulüp yöneticileri, ne rakip takýmlar ne de federasyon!
Bütün futbol hayatýnda ve özel yaþamýnda Baba Hakký hep "babalýða" uygun davrandý. Beþiktaþ'a, Karakartallar'a kaptanlýk yaptýðý yýllarda, onun sözü yalnýzca Beþiktaþlý futbolcular için deðil, ayný ölçüde rakip takýmlarýn futbolcularý, rakip takýmlarýn taraftarlarý, hatta hakemler ve bütün bir spor dünyasý için de "kanun" du. Çünkü Baba Hakký, adý üstünde, asla haksýzlýk yapmazdý.
Bakýn gerçek G.Saraylý Reha Eken ne diyor bu konuda: "Biz futbol terbiyesini Hakký aðabeylerden aldýk... Yýllarca önce Beþiktaþ ile bir maçýmýz vardý... Ýngiliz hocamýz bana Hakký kaptaný sinirlendirme görevi vermiþti... 9 ay Hakký kaptanýn peþinde koþtum, beni affetmesi için... Sonra bir gün Olimpiakos maçý öncesi gittim özür diledim... Bülent ile beni kollarý arasýna alarak futbol dersi vermeye baþladý... Oysa rakiptik..."
Yine gerçek bir G. Saraylý olan Suat Mamat'sa þunlarý söylüyor Baba Hakký hakkýnda:
"1963 senesiydi... Galatasaray'da oynuyordum ve Beþiktaþ'a transferim gerçekleþmiþti... Final maçýnda Beþiktaþ'a karþý oynamýþ ve yenerek þampiyon olmuþtuk... Maç sonrasý Beþiktaþ soyunma odasýna gittiðimde Baba Hakký, 'Kötü oynasaydýn buraya giremezdin' dedi... Ýþte böylesine bir ortamda top oynadýk."
Ve bir zamanlar Galatasaray'ýn sembolü olan Bülent Eken: "Baba Hakký, Angouleme maçý için Reha (Eken) ile beni takýma çaðýrmýþtý ve biz koþa koþa gitmiþtik" diyor.
Beþiktaþ'ýn Baþkaný Süleyman Seba ise Baba Hakký ya da Hakký Kaptan'la ilgili olarak þöyle diyordu: "Bizde bir Hakký Kaptan ekolü var. Dünyada bir benzeri yok. Sahaya kendi kazaðýyla çýkar, her þeyini Beþiktaþ için verir. Son derece asildir. Oynayanýn hakkýný asla yemez ve yedirmez. Birinin eksiði varsa tamamlamaya çalýþýr. Oðlum, o topa öyle deðil böyle vuracaksýn diye öðretir."
Ýþte Beþiktaþlýlar yarým asýrdan fazladýr Baba Hakký'yla övünerek, Baba Hakký'nýn yolunu izleyerek ve bütün davranýþlarýnda Baba Hakký'yý utandýrmamaya, Baba Hakký'nýn gözüne girmeye, Baba Hakký'ya layýk olmaya çalýþarak böylesine güç bir görevin, böylesine güç bir yükümlülüðün üstesinden gelebilmek için ellerinden geleni yaptýlar. Þimdi de onun yolunu izlemeye çalýþýyorlar. Türk futbol tarihinde futbolculuðuyla, otoritesiyle, hareketleriyle apayrý bir yeri olan, gelmiþ geçmiþ en büyük takým kaptanlarýndan Hakký Yeten'in yolunu...
Bu yol öyle aydýnlýk ki; Kulübünüzden sonra hangi kulübü daha çok seversiniz? sorusuna, "Kulübümden sonra iyi spor yapan, saðlam gençlik yetiþtiren her kulübü severim." diyerek sporla ilgili herkese, yöneticilere, sporculara, taraftarlara sportif erdem düþüncesinin en parlak ýþýðýný yansýtýr.
Vodinalý Hakký, Beþiktaþ'la tanýþýyor
Ýmparatorluk döneminde, 1910 yýlýnda babasý Vodina'da askerlik þubesi baþkaný olarak görev yaparken dünyaya gelmiþ Hakký Yeten. Babasý Binbaþý Mahmut Nedim Bey 1914 yýlýnda Çanakkale'de þehit düþünce annesi ve kardeþleriyle beraber Ýstanbul'a gelir ve baba mesleðini seçerek Halýcýoðlu Askeri Lisesine girer. Askeri okula giden her öðrenci gibi o da doðum yeri ile anýlýr; Hakký Vodina! Halýcýoðlu'nda, Maltepe'de, Kuleli'de okurken hep Vodinalý Hakký demiþler ona. Kendine sorulduðunda ise asýl doðum yeri Vodina deðil, Beþiktaþ, Muradiye Mahallesi, Karakol Sokaðý... olmuþ hep.
Beþiktaþ'ýn sembolü Baba Hakký, futbola Halýcýoðlu Askeri Lisesi'nde baþlar ve kýsa sürede olaðanüstü yeteneði ile ünlenir. Lisenin 11. sýnýfýnda okurken, oynadýðý futbol ile Beþiktaþ'ýn ilgisini çeker. Beþiktaþ Kulübü'nün o zamanki baþkaný Merhum Þeref Bey, kulübün bugün ikisi de rahmetli olan Fehmi Erok ve Abdullah Kozanoðlu isimli bilgili, becerikli iki idarecisini Baba Hakký'nýn peþine takar. Erok ve Kozanoðlu, sýk sýk okula giderek bu yetenekli delikanlý ile ilgilenmeye, konuþmaya baþlarlarlar.
Bundan sonra neler olduðunu, gelin Baba Hakký'dan dinleyelim: "1930 yýlýnda Beþiktaþ ecnebi bir takýmý Ýstanbul'a davet etmiþti. Taksim Stadý'nda oynanacak maça benim de çýkmamý istediler. Ben maça hazýrlýksýz çýktým tabii ama iyi oynamýþým ki beðendiler, peþimi býrakmadýlar. 'Seni okuldan çýkaralým, dýþarýdaki (sivil) okulun masraflarýný biz karþýlayalým, hem öðrenimine devam et, hem de Beþiktaþ'a gel futbol oyna' dediler. O zamanlar, rahmetli Muhtar aðabeyim Harbiye'de santrhaf oynardý. Yani 1924 yýlýnda þampiyon olan bu takýmda oyuncuydu. Uzatmayalým, aðabeyimle konuþtum. 'Biz askeriz, sen de sivil ol' dedi. Muvafakatýný aldýðým için ben de Beþiktaþ Kulübü'ne 1930 yýlýnda girdim. Bir yandan tahsilimi sürdürürken bir yandan da futbol oynuyordum. O zamanlar bizim takým, bugünkü gibi ön sýralarda deðildi. Arkadaþlarýmýn bilgileri ve kabiliyetleri ile takým gün geçtikçe kuvvetlendi. Güzel futbol oynamaya baþladý, neticede, böyle gele gele bugünkü seviyesine ulaþtý.
Benim ciddi ve otoriter birisi olduðumu söylerler, doðrudur. Asker bir aileden geldiðim, askeri okullarda uzun süre okuduðum için disiplini severim. Eskiden takýma hem kaptanlýk hem de antrenörlük yapardým. Öðretmesini çalýþtýrmasýný sever ve iyi bilirim. Biraz da hýrçýn tabiatlý olduðum için çocuklara belki sert muamele yapmýþýmdýr. Onlar beni hem severler hem de sayarlardý. Bana ürkmekten deðil saygýdan dolayý sempatileri vardý.
Hakeme karþý gelen oyuncularý azarlardým. Sen hakemle uðraþma oyununu oyna derdim. Mesela rahmetli hakem Feridun Kýlýç bir maç esnasýnda Þükrü'yü iþaret etti. Kaptan þu Þükrüye bir baksana dedi. Hemen çaðýrdým yanýma Þükrü'yü, sonra iþler düzeldi.
Ben futbolu Ýngilizler gibi oynamak isterim. Atak canlý, sýký bir oyun. Bomba gibi þut. Futbol hayatýmda kasten tekme atarak sakatladýðým oyuncu yoktur. Fakat futbol tarzým sert görünür, istemeyerek de olsa faul yaptýðým da olmuþtur. Bilerek sertlik yapanlara çok kýzarým. Taksim'de Güneþ-Beþiktaþ maçý yapýlýyor. Atlet ve futbolcu Melih, bizim kaleci Mehmet Ali topu yakalamýþ olmasýna raðmen yerde yatan çocuðun kafasýna bir tekme vurdu. Mehmet Ali yerde yuvarlanýyor, aðzýndan köpükler geliyor. Melih'e yaklaþtým, ona neden bu kadar insafsýz davrandýðýný ve buna neden lüzum gördüðünü soracaktým. Yanýna yaklaþtým hemen sýký koþmaya baþladý. Ben de heyecan içinde ve halkýn önünde onu kovaladým. Bir futbol içinde yüz metre koþtuk.
Dönelim gene eski günlere... 1930'dan 1948'e kadar durmadan futbol oynadým. 38 yaþýna geldiðimde artýk bende manevi bezginlik baþlamýþtý. Çünkü her hafta maç, idman, baþka þey yok. 'Artýk yoruldum, sizler de yetiþtiniz, ben futbolu býrakýyorum' dedim. Çocuklar çok iyiydi, kabiliyetliydi. Kemal, Þükrü, Hüseyin, Sabri, güzel futbol oynarlardý. Yýllarca üstüste þampiyon olduk. Gol atmada da rekor kýrardýk. Attýk mý 5 tane, 10 tane birden atardýk. Öyle 1, 2 tane deðil. Avukat da olmuþtum ama, dediðim gibi, futbol oynamaktan avukatlýk yapamýyordum. Böylece AIK maçýndan sonra futbol oynamayý býraktým. Fakat kulübümü býrakmayacak kadar çok sevdiðimden bu sefer yöneticiliðe baþladýk. Umumi kaptanlýk, idarecilik, baþkanlýk filan derken, sonunda idarecilikten de ayrýldýk. Baþkanlýðým sýrasýnda da çok mutlu olduðum olaylardan biri de, takýmýmýzýn 1976 ve 1977 yýllarýnda, art arda iki kere þampiyon olmasýdýr. Ondan sonra bana lütfettikleri þeref baþkanlýðý görevini de bugün halen sürdürmekteyim."
Mehmed Kemal'in gözüyle Baba Hakký
Türk dilinin usta kalemlerinden Mehmed Kemal, Baba Hakký'yý anlatýrken, "Kulübüyle kendini böylesine özdeþleþtiren, böylesine içiçe kýlan baþka bir futbolcu var mýdýr?" diye sorduktan sonra yanýtý yine kendisi veriyor: "Kendini hep Beþiktaþlý sayýyor. Hep askeri okulda okumuyor, iþgal sýrasýnda bir giriyor, bir çýkýyor; sivil okullarda da okuyor. 14-15 yaþlarýnda askeri okuldadýr. Çok iyi futbol oynuyor. Futbol onun için eskilerin deyimiyle 'Dad-ý hak'týr. Yani doðarken futbolcu doðmuþtur. Okulda dersleri çok iyidir. Ama futbolda, daha o yýllarda büyük bir ünü vardýr. Sýnýflararasý yapýlan maçlarda meraklýlar gelip maçlarý izliyorlar. Vodinalý Hakký'yý seyrediyorlar. 'Bu çocuk büyük bir futbolcu olacak!' Böyle düþünenler yanýlmýyorlar."
Mehmed Kemal'in, Baba Hakký henüz aramýzdayken, onun kiþiliði hakkýnda söyledikleri ise her futbolcunun bir efsane haline gelemeyeceðini ortaya koyuyor: "Baba Hakký'nýn en önemli yaný; duruþ, oturuþ, bakýþ, davranýþ, nesi varsa, onun kiþiliðini ortaya koymasý. Bu yaþa gelmiþ (72), bu özelliðini koruyor, kim olursa olsun yanýnda, kiþiliðiyle etkisi altýna alýyor. Yere bakar gibi yapýþlarý, baþýný aðýr aðýr döndürüþü, boynu ve gözleri ile konuþur gibi oluþlarý, hep aðýr basan kiþiliðinin belirtisi."
Çocuk diye pas vermemiþler
Baba Hakký, Beþiktaþ'ta oynamaya baþlamasýnýn öyküsünü Mehmed Kemal'e daha ayrýntýlý bir þekilde anlatmýþ. "Askeri okuldan arkadaþý bir Hayri var. Bir gün Hakký'ya geliyor: 'Gel maça gidelim' diyor. 'Ne maçý?' Þimdiki Ýnönü gezisi olan Taksim Stadý'nda maç var. Oraya gitmeyi öneriyor. Maç paralý, bunlar öðrenci, maç parasýný nereden bulacaklar? Hakký soruyor: 'Paramýz yok, zaten harçlýðýmýz da ona yetmez. Biz maça nasýl gideriz?' 'Sen orasýný bana býrak'.
Baba Hakký anlatýyor: "Çocuðuz, Taksim Stadý'na gittik. O zaman böyle deðil orasý... Kocaman bir arsa, çevresinde türlü dükkanlar var. Tenekeci, aþçý, ne bileyim her türlü dükkan. Ortalýk da bir çamur deryasý... Meðer Hayri daha önce oradakilere beni getireceðini söylemiþ. Sözleþmiþler, benim hiçbir þeyden haberim yok. Nasýl oldu bilmem, içeri girdik, içerde bizi karþýladýlar.
Þeref Bey var. Kabataþ Lisesi'nde tarih öðretmeni, spora çok meraklý bir kiþi. Beþiktaþ'la ilgisi var. Durup dururken bana, 'Sizi bu maçta oynatmak istiyoruz' demez mi? Ben þaþýrdým, 'olmaz' dedim. Ben askeri okulda maçlarda oynuyorum, okulumuz baþka yerlerde oynamayý yasaklamýþ. Biz sivil kulüplerde oynayamayýz. Hepsini anlattým. 'Ben hallederim merak etmeyin' dedi. Merkez Komutaný Naili Paþa'ya telefon edeceðini, izin alacaðýný söyledi. Bir yerlere gidip telefon ettiðini söyledi, döndü, izin aldý mý, almadý mý bilmiyorum. 'Sana izin aldým' dedi. Ayakkabý, çorap, forma, külot, þunu bunu verdiler, ben soyundum. Takýma böylece girdim. Takýmda sað iç oynadým. Askeri okul öðrencisi olduðum için saçlarým üç numara traþlý... Sanýyorum takýmda Ýmam Hayati, Þeref vardý. Top ayaklarýna geliyor, adamlar bana çocuk diye pas vermiyorlar. Ama ben topu kapýnca alýp götürüyorum. Sonra bana da pas vermeye baþladýlar, oyuncudan saydýlar, iyi oynamýþ olacaðým ki, maçtan sonra yöneticiler çevremi sardýlar, kutladýlar."
Bundan sonra Beþiktaþ Kulübü Baba Hakký'nýn tazminatýný ödüyor; Baba Hakký askeri okuldan ayrýlýp Caðaloðlu Ýnkýlap Lisesi'ne baþlýyor.
Siyah-beyaz formayla 17 yýl
Beþiktaþ'ta oynadýðý ilk maçtan sonra, tam 17 yýl boyunca siyah-beyaz formayý sýrtýndan çýkarmadý Baba Hakký. Kaptan olduktan sonra takým içinde büyük bir otorite kurdu, disiplin saðladý.
Beþiktaþ ile G.Saray arasýndaki rekabette, Beþiktaþ'ýn efsane kaptaný 29 golle en golcü futbolcu unvanýný elinde bulundururken, Fenerbahçe'ye karþý da 58 kez Beþiktaþ formasý giyen Baba Hakký, bu takýmýn filelerine tam 32 gol gönderdi.
Fenerbahçe ve Galatasaray'ýn da katýldýðý organizasyonlarda tek yenilgi almadan, þampiyon olan,
Ýstanbul Ligi'ndeki 18 maçýn 15'ini kazanýp üç de beraberlik alan ve tarihe "Altýn Takým " olarak geçen
Baba Hakký'lý 1938 - 39 kadrosu ilerleyen senelerde de çok büyük baþarýlara imza attý.
Ýþte Altýn Takým: Mehmet Ali - Nuri Sangar, Faruk Bilginoðlu - Rýfat Atakan, Hüsnü Savman, Fuat - Hayati Ozgan, Hakký Yeten, Sabri Gençsoy, Þeref Gör***, Eþref Bilgiç.
Beþiktaþ, Baba Hakký'lý kadrolarýyla beþ kez üst üste þampiyonluklar kazanarak eþine az rastlanýr baþarýlar sergilerken, 1941'de 18 maçýn tümünde rakiplerini yeniyor, 84 golle fileleri havalandýrýyordu
1941'de Milli Küme maçlarýnýn 14'ünü kazandýlar, 4 beraberlikle yine yenilmeden þampiyonluða ulaþtýlar.
1943'de yine 18 galibiyetle tek puan kaybetmeden Ýstanbul Ligi'ni kazandýlar.
Yenilgisiz þampiyonluklar serisi 1945'de yine 16 galibiyet, 2 beraberlikle sürdü. 1946'da da yenilgisiz þampiyonluk artýk adeta alýþýlmýþ bir sonuçtu.
Sekiz yýlda Ýstanbul Ligi'nde oynadýðý 140 maçýn 124'ünü kazanmýþ, 12'sini berabere bitirmiþ, sadece 4 yenilgi almýþlardý. Attýklarý 602 gole karþýlýk sadece 106 gol yemiþlerdi.
Beþiktaþ'ta oynadýðý 17 yýl içinde beþ yýlý üst üste olmak üzere 8 Ýstanbul Ligi, 3 Ýstanbul Þilt Kupasý, 1 Ýzmir Uluslararasý Fuar Kupasý, 3 Milli Lig Þampiyonluðu, 1 Türkiye Kupasý, 2 Baþbakanlýk Kupasý, 4 Özel Turnuva Þampiyonluklarý kazandý. Oynadýðý yýllarda milli maçlarýn az olmasý nedeniyle sadece 3 kez milli formayý giyebildi. En heyecan duyduðu maç Bulgaristan ve Türkiye arasýnda Sofya'da yapýlan karþýlaþmaydý.Futbolu býraktýktan sonra da Beþiktaþ'tan kopmadý, 1948-1949 ve 1950-1954 yýllarý arasýnda teknik direktörlük yaptý. 1960-1963 ve 1964-1966 yýllarýnda da BJK baþkanlýðýný üstlendi. Otoritesini hiç eksiltmedi ve yine Beþiktaþ'ýn þampiyonluklar kazanmasýnda büyük pay sahibi oldu. Futbolculuðu bittikten sonra da futbol için yaþamaya devam etti. Karagümrük'teki semt sahalarýndan Anadolu yakasýndaki çayýrlýklara kadar gidip futbolcu seçti. Kendisinden yýllar sonra kurduðu genç ekibin Fenerbahçe'yi silindir gibi ezdiði maçtan sonra, bu iþin sýrrýný soranlara yanýtý son derece net olmuþ; "Hele benim istediðim gibi oynamasýnlar!" Ayný Baba Hakký'nýn 60'lý yýllardaki gazete demeçlerinde o zamanki futbolcularýn yüksek ücretlerle transfer edilip þýmartýldýðý yönünde açýklamalarý var. Sorun paranýn artmasýnda deðil elbette ki. Baba'nýn demesi þu olabilir; "Erdem, yoksulluk varken de savunulabilir para varken de!" Para devreye girmiþ, forma aþký bacadan uçup gitmiþtir.
Beþiktaþ tarihine olduðu gibi Türk spor tarihine de adýný altýn harflerle yazdýran Baba Hakký, 17 Nisan 1989 Pazartesi günü aramýzdan ayrýldý. Ama Beþiktaþ'ýn ve Türk futbol tarihinin yýldýzý olarak hala parlýyor ve hala ýþýðýyla yol gösteriyor. Hala Baba Hakký'nýn karþýsýnda "hazýrolda" beklenirken, gerçekte ayný zamanda Beþiktaþ tarihinin, Beþiktaþ'ýn; yani gençliðe ve gençlere güvenin; kardeþlik, sadakat ve özverinin karþýsýnda "hazýrolda" bekleniyor.
Kaynak:
Bu çalýþmanýn bazý bölümlerinin hazýrlanmasýnda ve fotoðraflarda aþaðýdaki kaynaklardan yararlanýlmýþtýr. Baba Hakký efsanesini bizlere ulaþtýrdýklarý için emeði geçenlere teþekkür ederiz.
Milliyet, Sakin olun. 29.5.1987
Hürriyet, Doðan Koloðlu, Baþkan Seba Beþiktaþ'ýn Ýçyüzünü Anlattý. 22.6.1987
Sabah, Kazým Kanat, 100.Yýlýnda Beþiktaþýn Yazýlmayan Tarihi. 19/24 Ocak 2003
Beþiktaþ Þampiyonlar Piyangosu, Çekiliþ Þöleni Program Dergisi. 13.12.1986
Cumhuriyet, Mehmed Kemal 9.5.1984
Dr.Sedat Özkol, Övünmekte Haklýyýz; Çünkü Beþiktaþlýyýz
Beþiktaþ'ýn efsane futbolcusu Hakký Baba'nýn asýl mesleði avukatlýktý ama o avukatlýk yerine, sadece futboluyla deðil, bir "Baba"ya yakýþýr kiþiliðiyle de yeþil sahalarýn "hakim"i olmayý seçti. Baba'nýn siyah-beyaz formayla top koþturduðu 17 yýl boyunca neler yaþandý neler...
• Baba Hakký sahada tatlý-sert ama efendi halleri ile tanýnýrdý. Maçlarda hata yapan takým arkadaþlarýný kýrmaz, teskin eder, gönüllerini alýrdý. Bilerek laubali davranan biri olduðunda, elini beline koydu mu gerisini muhatabý olan anlar, yaptýðýna piþman olup, hemen kendine çekidüzen verir, Baba Hakký da eski haline dönerdi.
• Her insan gibi onun da sinirlendiði olurdu elbette. Fener, Beþiktaþ'a 4 gol atmýþtý, hem de Karakartallar'ýn kendi mahallesinde, Þeref Stadý'nda. Maçtan sonra Baba Hakký, bütün Beþiktaþ takýmýný sahada tek tek yakalayýp dövdü. Bir tek Þükrü Gülesin'i yakalayamamýþtý. Çünkü sol açýk Þükrü, tazý gibi koþuyordu.
• Faul ile gol atan ve kaleciyi kývrandýran arkadaþýna "Böyle gol olmaz olsun be!" diye baðýrmýþ, Cihat'ýn "Yeter artýk Hakký abi!" þeklindeki feryadý üzerine 5. golü atmayan, hakeme "Kemal Bey top elime deðdi, attýðým gol þaibelidir. Ýptal etmeniz doðru olur" diyebilmiþti.
• 1940'larda Galatasaraylý Adnan -bir müdafaa anlayýþý olarak- üzerine gelen toplarý forvetin o toptan beklentisini boþa çýkarýp biraz da moral bozmak amacýyla uzun vuruþlarla rakip sahaya geri göndermesiyle meþhurdu. Hatta topa uzun vurduðu ayaðýný kalçadan biraz daha açarak sallar, salladýðý ayaðý yarým vole pozisyonunda yanýna yaklaþan rakibine saðlam bir tekme de olurdu. Yani hem adama hem topa hesabý. Yine bir Beþiktaþ-Galatasaray maçýnda Adnan yanýna sokulanýn Baba Hakký olduðunu görmeden sallýyor ayaðýný. Hem de ne sallama. Top rakip kaleye kadar uzanýyor. Ardýndan bir "çaaat!" sesi yükseliyor Þeref Stadý'nda. Baba Hakký yediði tekmenin ardýndan Adnan'a öyle bir Osmanlý tokadý atmýþ ki sesi ta Beþiktaþ'tan duyulmuþ.
• Baba Hakký maç boyunca bir türlü gol atamadýklarýný görürse orta alandan kaptýðý bir topla iki kolunda sepet gibi iki oyuncu taþýyarak onsekize dalar, bütün savunmayý üstüne çekip boþ kalan bir arkadaþýna gollük bir pas verirdi. Kollarýyla arkasýnda tuttuðu oyuncular kolay kolay önüne dolanamazlardý. Futbolu kafasýyla oynayanlar onun kollarýna yakalanmamaya özen gösterirlerdi. Þeref Stadý'ndaki Bir Galatasaray-Beþiktaþ maçýnda Eþfak Aykaç yan haf oynuyor, Baba Hakký'yý denetliyordu. Baba Hakký orta alanda bacaklarýný açmýþ, topu iki ayaðýnýn ortasýna almýþ, sýrtý Galatasaray kalesine dönük, kollar hazýr bekliyordu. Savunma oyuncusu ne yandan gelirse, onu koluna kýstýrýp öbür yana dönecek.
Eþfak tam arkasýndaydý ama fazla yaklaþmýyordu. Baba Hakký ise, nasýl olsa gelecek diye, bacaklarý açýk, öylece duruyordu. Birden Eþfak hafif çökerek bir ayaðýný onun iyice açýk iki bacaðýnýn arasýna sokup önündeki topa dokundu. Top bir metre kadar gidip durdu.
Baba Hakký iki adým atsa topu yeniden ayaðýna alabilirdi. Eþfak da onun bu þaþkýnlýk anýnda çevresinden dolanýp belki topa bir daha vurabilirdi. Ama böyle þeyler olmadý. Oyun sanki bir an durdu. Eþfak yavaþ yavaþ birkaç adým geri çekildi. Baba Hakký ise hiç telaþ etmeden olduðu yerde arkasýna döndü. Bacaklarýnýn arasýndan ayaðýný sokup önündeki topa vuranýn kim olduðuna baktý. Top bir metre ötede bekliyor, iki takým oyuncularý da yerlerinden kýpýrdamýyorlardý. Baba Hakký gene telaþ etmeden gidip topu aldý, pasýný uzattý.
• Bir Beþiktaþ-Fenerbahçe maçýnda Þükrü korner atacaðý sýrada Baba Hakký yanýna yaklaþýp, "Pas ver" demiþ. Baba Hakký bu, karþý gelmek mümkün mü? Ama Þükrü onu dinlememiþ, doðrudan kaleye yollamýþ topu ve gol... Baba Hakký baþlamýþ Þükrü'yü kovalamaya. Þükrü bir yandan kaçýyor, bir yandan baðýrýyormuþ, "Niye kovalýyorsun Baba? Gol oldu iþte" Baba Hakký, soluk soluða "Dur ulan" diye seslenmiþ. "Dövmek için deðil, öpmek için kovalýyorum."
• Müjdat Gezen'in hakem olan babasý Necdet Gezen, sezonun son maçý olan FB-BJK maçýný yönetiyormuþ. Önemli bir maçmýþ bu. Fenerbahçe kazanýrsa þampiyon olacakmýþ. Beþiktaþ'a ise þampiyon olmak için beraberlik bile yetiyormuþ. Sarý-lacivertliler 1-0 öne geçmiþ. Kara kartallar canlarýný diþlerine takýp saldýrmaya baþlamýþlar. Bir ara Baba Hakký ceza sahasý üstünden topa vurmuþ. Top köþeden kaleye girmiþ; ama aðda bir delik varmýþ, çýkýp neredeyse tribünlere kadar gitmiþ. Necdet Bey de gol olduðunu görememiþ, aut kararý vermiþ. Baþta Baba Hakký, Beþiktaþlýlar çevresini sarmýþlar. Kararýnda direnmiþ Necdet Bey; oyun aut atýþýyla yeniden baþlamýþ. Baþlamýþ ama Necdet Bey de kararýnýn yanlýþ olduðunu fark etmiþ. Yapacaðý bir þey yokmuþ. Ýçi içini yiyormuþ. Kartallarýn þampiyonluðuna haksýz yere engel oluyor diye. Derken yine Baba Hakký bir hýþýmla topa vurmuþ. Top kaleciyi geçip aðlara takýlmýþ. Necdet Bey kendini tutamamýþ artýk. Düdüðü fýrlatýp atmýþ. Santraya koþmaya baþlamýþ. Koþarken de bir yandan "Gooool!" diye baðýrýyormuþ!
• Necdet Gezen ile ilgili hoþ bir anýsý daha var Hakký Baba'nýn. 1948 yýlý... Karagümrük-Beþiktaþ maçý. Vefa Stadý týklým týklým. Orta hakem sahalarýn en renkli kiþiliklerinden biri olan Necdet Gezen. Yan hakem de sonradan gazeteciliðe geçecek olan rahmetli Fahri Somer. Maçýn ilk yarýsý biterken Baba Hakký bir yarým voleyle topu aðlara yolluyor. Top aðlarýn her zamanki hýrpaniliðinin arasýndan! dýþarý çýkýyor. Hakem biraz uzak pozisyona. Beþiktaþlý taraftarlar ve futbolcular sevinç içinde birbirlerine sarýlýrken Necdet hoca aut atýþý yapýlmasýný istiyor. Ayný taraftar kalabalýðý bu kez sin-kaf olayýna giriyor, hem de hallice ve yüklüce... Maçýn ilerleyen dakikalarýnda Kartallarýn baskýsý devam ediyor ve bir gol daha atarak maçý 1-0 kazanýyorlar. Ancak tribünlerdeki nümayiþ bitmiyor, ortalýk karýþýyor. Baba Hakký hemen yakýnýndaki genç yan hakem Fahri'ye sesleniyor; "Söyle Necdet hocaya yanýma gelsin!" Necdet hoca biraz ürkek Baba Hakký'nýn yanýna iliþiyor. Baba giriyor orta hakemin koluna ve binlerce kýzgýn adamýn arasýndan çýkarýveriyor. Necdet Gezen, Baba Hakký'nýn sert bakýþlarýyla iki yana ayýrdýðý kitlenin arasýndan stadyumu sað salim terk ediyor.
• Yýl 1946... Fenerbahçe-Beþiktaþ maçýnda hakemin dýþarý attýðý Beþiktaþlý genç oyuncu, Baba Hakký'ya gidip; "Hakem beni attý çýkayým mý kaptan?" diye sormuþ ve Baba Hakký'nýn da "çýk" diye iþaret etmesinden sonra sahadan ayrýlmýþ.
• Þeref Stadý'nda takým olarak fotoðraf aldýrýyor Beþiktaþ. Karakartallar'ýn üzerinde beyaz uzun kollu formalarý var. Baba, formanýn üzerine baklava dilimi desenli bir kolsuz kazak giymiþ. Peki o kazakla maça çýkmýþ mýdýr Baba? Þöyle kuralým sahneyi; Baba tam maça çýkacak hakem baþ ve iþaret parmaklarýyla kendi gömleðini gösteriyor. Yani "Hakkýcým o kazak ne oluyor?" gibisinden. Uzaktan ama. Hissettirerek. Baba'da eliyle havanýn ne kadar soðuk kendisinin de ne kadar hasta olduðunu anlatýyor kýsaca. Ciddi... Hakem göz kapaklarýný yere indirip onay veriyor; "Tamam Hakkýcým!" der gibi... Bir tek ikisi biliyor bu konuþmayý...
• Hakký Kaptan sadece Beþiktaþlýlar'ýn Baba Hakký'sý deðildi. Sahaya çýktýðý zaman rakip takým bile saygýda kusur etmezdi. Çok önemli bir Fenerbahçe maçýnda hakemin yönetimine çok kýzmýþ, maçý durdurmuþ, hakemi soyunma odasýna göndermiþ, tribünden indirdiði baþka bir hakeme maç yönettirmiþti.
• Çok özel biriydi, bir fenomendi. Milli takýmý en çok yöneten antrenör olan Coþkun Özarý "Henüz çocuktum, gençtim. Þeref Stadý'nda ilk kez giydiðim Galatasaray formasýyla Beþiktaþ'a karþý oynuyordum. Kalede Fevzi. Kafayla da harika bir gol attým. Hakký Kaptan 'Hey çocuk, buraya gel' dedi. Koþtum gittim, elini öptüm. 'Buyur kaptan' dedim. Yanaðýmý okþadý, döndü bütün takýma 'Bu çocuk ileride büyük futbolcu olacak dikkat edin, sakýn ona tekme atmayýn' dedi.
• Meþhur hakemimize idare ettiði bir Beþiktaþ-Galatasaray maçýndan sonra sormuþlar. Hakký bugün çok sert oynadý, birçok faule göz yumdun, az düdük çaldýn neden? Hakem þu cevabý vermiþ, azizim delikanlýnýn bakýþý ve yürüyüþü bile faul, hangi birine yetiþeyim de çalayým.
• 1941 yýlý... Beþiktaþ Ankara'da Harbiye ile karþýlaþýr... O zaman Harbiye takýmý çok kuvvetli. Þükrü Saraçoðlu, fahri baþkanýmýz Recep Peker maçta... Oyunun baþlarýnda Sabahattin Erman'ýn iki golü ile Beþiktaþ geriye düþer, Baba Hakký sinirlenir derken bir gol daha gelir, seyirci de tepki göstermeye baþlar. Bu halde soyunma odasýna girilir ama kaptaný sakinleþtirmek mümkün deðildir. Gözleri yuvalarýndan fýrlayacak þekilde baðýrmaya baþlar. Biraz sakinleþince futbolcularý etrafýnda toplayarak ikinci devrenin taktiklerini verir. Ömer'e "senin tuttuðun adam üç gol attý, ikinci devrede adam bir daha topa vurursa ben de senin kafaný kýrarým, Cahit sen niye pas vermiyor, topu ayaðýnda fazla tutuyorsun" diyerek ordu komutaný gibi emirler yaðdýrýr. Kesinlikle dördüncü golü yemeyeceklerini, maçý kazanmalarýný, kazanamazsanýz en azýndan kazanmak için gerekli hýrsý ve gaye birliðini göstermelerini ister. Eðer bunlar olmazsa iþte o zaman hazýr olun, tren biletlerinizi yýrtarým, Ýstanbul'a demiryolundan yürüyerek dönersiniz der. Cahit'i geriye, Çengel Hüseyin'i de sol içe, Kemal'i sað içe alýp kendisi de geçer santrfora. Sað açýkta Vecdi, sol açýk Eþref oynuyor... Bütün toplar Baba Hakký'da toplanýr. Kaptan gerçekten çok büyük çaba sarf eder. Ýkinci devrenin baþlarýnda dört gol birden bulur Beþiktaþ, sonra da iki tane daha. Altýncý golden sonra, þimdi topu yere indirin, top oynayýn, futbol oynayýn, diye talimat verir. Beþiktaþ þahlanmýþtr artýk. Öyle bir futbol oynarlar ki tribünlerde kýyametler kopar, herkes Baba Hakký'lý takýmý ayakta alkýþlar.
Gerçekten demiryolundan yürütecek miydiniz ? sorusuna hiç düþünmeden cevap verir:
" Tabii yürüterek yaya gönderecektim. O kadar hýrslanmýþtým ki!
• Bir Fenerbahçe maçý. Fenerbahçe'nin ünlü santrforu Suphi Ural. Lawton Suphi. Beþiktaþ'a karþý harika oynuyor, nefis de bir gol atýyor. O an Hakký Kaptan'ýn o gür sesi: 'Buraya gel çocuk.' Suphi Ural utanýyor, sýkýlýyor, 'Buyurun efendim' diyor. Hakký Kaptan'dan sevgi dolu bir cevap: 'Aferin. Golün çok güzeldi, tebrik ederim evladým.'
• Beþiktaþ'ý Beþiktaþ yapan bu isim, futbolu çok tuhaf noktaladý. Ýnönü Stadý'nýn açýlýþ maçýnda Ýsveç takýmý AIK maçýnda seyirciler homurdandýlar. Hafif de bir ýslýkladýlar. Hakký Kaptan ellerini her zaman yaptýðý gibi beline koydu, tribünlere maðrur bir ifadeyle baktý. Maç oynanýrken de çýkýp gitti. O gidiþ son gidiþ. Futbolu býrakmýþtý.


Teþekkur:
Beðeni: 



Alýntý

Yer imleri