179. El-Ýttibâ


el-Ýttibâc, iki þekilde tefsir edilir:
1. el-îttiba kelimesi, dîni üzere arkadaþýna ittiba eden/tâbi olan kimse(nin durumunu anlatmak için kullanýlmýþtýr); þu âyetlerde olduðu gibi:
O zaman, (onlarýn dînleri üzere} kendilerine ittiba edilenler, (dînleri üzere kendilerine} ittiba' edenler*den teberri edecekler. (Bakara/166)
{Binleri üzere olup da onlara} ittiba' edenler ise, "Bi*zim için bir dönüþ olsaydý da onlarýn bizden teberri ettikleri gibi biz de onlardan teberri etseydik" diye*cekler. (Bakara/167)
Zayýflar müs tekbirler e, "Biz size ittiba' etmiþtik" [tebe'an] (yani, sizin dîniniz üzere size tâbi olmuþtuk} diyecekler. (Ýbrâhîm/21)
Bunun bir benzeri de Mü'min sûresindedir. Bu Linki Görmeniz Ýçin SupersatForuma Uye Olmanýz Gerekmektedir.
Eðer Þu'ayb'a (dîni üzere} ittiba' ederseniz, o takdir*de muhakkak hüsrana uðrarsýnýz. (A'râf/90)
(Kavmi), "{Ey Nuh!} Sana reziller ittiba' etmiþken sa*na îmân mý edelim?" dediler. (Þu'arâ/111)
2. el-îttiba, arkadaþýnýn arkasýna düþüp onun izin*de I arkasýnda yol alýp gitmek manasýnda kullanýlýr; þu âyette olduðu gibi:
{Fir'avn ve onun kavmi}, güneþ doðarken onlara ittibâ' ettiler (yani, Mûsâ ve o'nun kavminin izleri I arkalarý üzere yola koyulup peþlerine düþtüler}. (Þu'arâ/60)
Fir'avn askerleriyle onlara ittibâ'a etti (yani, Mûsâ ve Isrâîloðullarý'nýn arkalarýnda yola koyuldu}, ken*dilerini denizden kaplayan kapladý. (Tâ-Hâ/78) Bu Linki Görmeniz Ýçin SupersatForuma Uye Olmanýz Gerekmektedir.

180. Ýstekberû


Ýstekberû, iki türlü tefsir edilir:
1. el-Istikbâr kelimesi, kendisine verilen emre karþý tekebbür etmek [büyüklenmek, büyüklük taslamak] ma*nasýnda kullanýlýr; þu âyetlerde olduðu gibi:
O {yani, îblis) dayattý ve istÝkbâr etti {yani, Allah'ýn Adem'e secde emrine karþý tekebbür etti I büyüktendi}. (Bakara/34)
Sen istikbâr mý ettin {yani, tekebbür mü ettin I büyük-lendin mi}, yoksa yücelerden mi oldun? (Sâd/75)
Þayet istikbâr ederlerse {yani, Allah'ýn secde emrine karþý tekebbür ederlerse I büyüklenirlersej... (Fussi-let/38)
Hem onlar istikbâr etmezler {yani, tekebbür etmez*ler I büyüklenmezler}. (Secde/15)
2. el-Istikbâr, küfürde büyük ve Önder olanlar için kullanýlmýþtýr; þu âyetlerde olduðu gibi:
Zayýflar istikbâr edenlere {yani, küfürde ileri ve ön*der olanlara} diyecekler ki... (Ýbrâhîm/21)
Zayýflar, istikbâr edenlere {yani, küfürde önder olan*lara} diyecekler ki... (Mü'min/47)
Mustaz'aflar, istikbâr edenlere {yani, küfürde ileri ve önder olanlara}, "Eðer siz olmasaydýnýz biz elbette mü'mmler olurduk" diyecekler. Ýstikbâr edenler {ya*ni, küfürde ileri ve önder olanlar} ise nrustaz'aflara {yani, kendilerine ittibâ' eden zayýflara}, "Size gelme*sinin ardýndan sizi bidayetten biz mi alýkoyduk?! Ha*yýr, siz zaten mücrimlerdiniz" diye cevap verecekler. Mustaz'aflar {yani, dünyada mustaz'af olanlar} da is*tikbâr edenlere {yani, küfürde ileri ve önder olanla*ra}, "Hayýr, gece-gündüz hilekârlýklarýnýz bizi bu hale koydu). Çünkü siz bize Allah'a küfretmemizi emre*diyordunuz" diye karþýlýk verirler. (Sebe'/31-33) Bu Linki Görmeniz Ýçin SupersatForuma Uye Olmanýz Gerekmektedir.