Lösev
Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
Sayfa 6/12 ÝlkÝlk 123456789101112 SonSon
111 sonuçtan 51 ile 60 arasý

Konu: Dini Bilgiler Üzerine Konular (Baþka Konu Açmayýnýz)

Hybrid View

önceki Mesaj önceki Mesaj   sonraki Mesaj sonraki Mesaj
  1. #1

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Ýmanýn Yarýsý: Þükür
    Ebû Hüreyre -radýyallâhü anh-'ýn rivâyet ettiði bir hadîs-i þerîfte, Peygamber -sallallâhü aleyhi ve sellem- Efendimiz'in þöyle buyurduðu nakledilmektedir:

    "Ýsrâiloðullarý arasýnda, biri ala tenli (abraþ), biri kel, biri de kör, üç kiþi vardý. Allah Teâlâ onlarý denemek istedi ve kendilerine bir melek gönderdi.

    Melek, ala tenliye gelerek:

    «-En çok istediðin þey nedir?» dedi. Ala tenli:

    «-Güzel (bir) renk, güzel (bir) ten ve insanlarýn iðrendiði þu hâlin benden giderilmesi...» dedi. (Bu söz üzerine) melek onu sývazladý ve vücudundaki ala tenlilik gitti, rengi güzelleþti. Melek bu defa:

    «-Peki, en çok sahip olmak istediðin mal nedir?» dedi. Adam:

    «-Devedir.» dedi. Ona on aylýk gebe bir deve verildi. Melek:

    «-Allah sana bu deveyi bereketli kýlsýn.» diye duâ etti (ve yanýndan ayrýldý).

    Sonra kele giderek:

    «-En çok istediðin þey nedir?» diye sordu. Kel:

    «-Güzel (bir) saç ve insanlarý benden uzaklaþtýran þu kelliðin giderilmesi.» dedi. Melek onun (baþýný) sývazladý, (bir anda) kelliði kayboldu. Kendisine gür ve güzel (bir) saç verildi. Melek devamla:

    «-Peki, en çok sahip olmak istediðin þey nedir?» diye sordu. O da:

    «-Sýðýr...» dedi. Ona da gebe bir inek verildi. Melek:

    «-Allah sana bunu bereketli kýlsýn!» diye duâ ettikten sonra körün yanýna gitti ve:

    «-En çok istediðin þey nedir?» diye sordu. Kör:

    «-Allâh'ýn gözlerimi bana geri vermesini ve insanlarý görmeyi çok istiyorum.» dedi. Melek (onun gözlerini) sývazladý. Allah onun gözlerini iâde etti. Bu defa melek:

    «-Peki, en çok sahip olmak istediðin þey nedir?» diye sordu. O da:

    «-Koyun...» dedi. Bunun üzerine ona, döl veren bir gebe koyun verildi.

    Deve ve sýðýr yavruladý, koyun da kuzuladý. Neticede birinin vadi dolusu develeri, diðerinin vadi dolusu sýðýrlarý, ötekinin de bir vadi dolusu koyun sürüsü oldu.

    Daha sonra melek, ala tenliye, eski kýlýðýnda geldi ve:

    «-Fakirim, yoluma devam edecek imkâným yok. Gitmek istediðim yere, önce Allah, sonra senin yardýmýn ile ulaþabilirim. Rengini ve cildini güzelleþtiren Allah aþkýna, senden yolculuðumu tamamlayabileceðim bir deve istiyorum.» dedi.

    Adam:

    «-Mal verilecek yer çoook.» dedi. Melek:

    «-Ben seni tanýyor gibiyim. Sen insanlarýn kendisinden iðrendikleri, fakirken Allâh'ýn zengin ettiði abraþ (ala tenli) deðil misin?» dedi. Adam:

    «-Bana bu mal, atalarýmdan miras kaldý.» dedi. Melek:

    «-Eðer yalan söylüyorsan, Allah seni eski hâline çevirsin.» dedi ve sonra eski kýlýðýna girip kelin yanýna gitti. Ona da abraþa söylediklerini söyledi. Kel de abraþ gibi cevap verdi. Melek ona da:

    «-Yalan söylüyorsan, Allah seni eski hâline çevirsin.» dedi. Daha sonra körün kýlýðýna girip bu sefer de onun yanýna gitti ve:

    «-Fakir ve yolcuyum. Yoluma devam edecek imkâným kalmadý. Bugün önce Allâh'ýn, sonra da senin yardýmýnla yoluma devam edeceðim. Sana gözlerini geri veren Allah aþkýna, senden bir koyun istiyorum ki, onunla yoluma devam edebileyim.» dedi. Bunun üzerine (eski) kör:

    «-Ben gerçekten kördüm. Allah gözlerimi iâde etti. Ýstediðini al, istediðini býrak. Allâh'a yemin ederim ki, bugün alacaðýn hiçbir þeyde sana zorluk çýkarmayacaðým.» dedi.

    Melek:

    «-Malýn senin olsun. Bu, sizin için bir imtihandý. Allah senden râzý oldu, arkadaþlarýna gazab etti.» cevabýný verdi (ve oradan ayrýldý)."

  2. #2

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Hüdayi Divaný'ndan 12

    Neyleyim dünyayý
    Bana Allah'ým gerek.
    Gerekmez mâsivayý
    Bana Allah'ým gerek.

    Ehl-i dünya, dünyada
    Ehl-i ukbâ, ukbâda
    Her biri bir sevdada
    Bana Allah'ým gerek.

    Dertli, dermanýn ister
    Kullar, sultanýn ister
    Aþýk, cananýn ister
    Bana Allah'ým gerek.

    Fani devlet gerekmez
    Dürr ü ziynet gerekmez
    Haksýz cennet gerekmez
    Bana Allah'ým gerek.

    Bülbül güle karþý zar
    Pervaneyi yakmýþ nar
    Her kulun bir derdi var
    Bana Allah'ým gerek.

    Beyhûde hevayý ko
    Hakký bul, gör yahu
    Hüdâi'nin sözü bu
    Bana Allah'ým gerek

  3. #3

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Þefaat var mýdýr? Þefaat hakkýnda ayet ve hadisler
    Þefaat meselesi inkar edilen hususlardandýr. Þefaatin olmadýðýný Kur’an-ý Kerimden delil olarak getirdikleri ayetlere dayandýrarak iddia ederler. Þimdi o ayetlerin aslýna kendilerini nasýl haksýz çýkarttýðýný göreceðiz.

    ÞEFAAT NEDÝR?

    Öncelikle þefaatin ne olduðunu anlayalým. Þefaat, sözlükte: tek olan bir þeyi dengi veya benzeriyle çift hale getirmek, bir baþkasý adýna ricada bulunmak, bir suçlunun af edilmesi için aracý olmak, birinin önüne düþüp iþini görmeye çalýþmak, birinin aracýlýðýný istemek, maddi ve manevi bir imkaný elde etmek için yetkilisi nezdinde aracýlýk yapmak” gibi manalara gelir.

    Dini bir terim olarak ise: “ahirette peygamberlerin ve kendilerine þefaat yetkisi verilen kimselerin, bir müminin günahlarýnýn affedilmesi veya daha yüksek derecelere ulaþmasý için Allah’a yalvarmalarý, dua etmeleri, aracý olmalarý” demektir.

    ÝNKARA DELÝL OLARAK ALINAN AYETLER

    Bakara Suresinde buyruluyor ki:
    1- “kimsenin kimseden faydalanamayacaðý, kimseden þefaat kabul edilmeyeceði, kimseden bir fidye alýnmayacaðý ve yardým da görülmeyeceði bir günden kendinizi koruyun.” (Bakara 48)

    2- “Kimsenin kimse yerine bir þey ödemeyeceði, kimseden fidye kabul edilmeyeceði, þefaatin kimseye yarar saðlamayacaðý ve onlarýn hiçbir yardým göremeyeceði o günden korkun.” (Bakara 123)


    ÝZAH:

    Bir ayetin öncesini ve sonrasýný okumadan, Kur’an-ý kerimi bir bütün olarak deðerlendirmeden inkara kalkýþýrsanýz Ehli Sünnete toslarsýnýz…

    Bu ayeti Kerime’nin öncesi ve sonrasý Yahudiler’den bahsetmektedir. Allah’u Teala bir önceki ayette: “Ey Ýsrailoðullarý! Benim size verdiðim nimetleri ve sizi (Musa (A.s) zamanýndaki hak dine uyan dedelerinizi) alemlere (o zaman ki milletlere) çok üstün kýldýðýmý hatýrlayýn.” Buyurduktan sonra bu ayeti kerimeyi buyurarak “Yahudileri imana davet etmiþ”tir.

    Nesefi, Ruhu’l Beyan tefsirlerinde zikredildiðine göre Yahudiler: “Biz Ýbrahim ve Ýshak (Aleyhisselam) ýn torunlarýyýz. Bu sebeple Allah’u Teala, onlarýn bizim hakkýmýzdaki þefaatlerini kabul eder.” Dediklerinde onlarýn bu iddialarýna karþý bu ayeti celile geldi ve hak din Ýslam’a girmedikleri takdirde haklarýndaki hiçbir þefaatin kabul olmayacaðýný bildirmiþtir.

    Ýyi bakýldýðýnda görülecektir ki, Allah’u Teala Ýsrailoðullarý kýssasýna nimeti hatýrlatan ve imana davet eden iki ayet ile baþlamýþ ve ayný manada iki ayet ile bitirmiþtir. Baþýnda bulunan ayet 48., sonunda bulunan ise 123. Ayettir.

    Ayet-i Kerime’de geçen “Kimsenin kimse yerine bir þey ödemeyeceði” ifadesinin manasý ise üzerinde kul hakký bulunmayan bir kiþinin, diðer bir kiþiye vacip olan haklardan hiçbirini ödemeyeceðidir.

    KAFÝRLERE ÞEFAAT YOKTUR!

    Kafirlere kesinlikle þefaat yoktur. Þefaatin ilk ve en önemli þartý imandýr. Þuara Suresinde puta tapan kafirlerin ahiretteki çaresizlikleri anlatýlýrken þöyle dediklerini Mevla Teala haber veriyor: “Artýk bizim için hiçbir yardýmcý ve yakýn bir dost yoktur”(Þuara 100-101)

    Müdessir suresinde de bu durum þöyle bildiriliyor:

    “Sizi sekar’a sokan þey nedir? Dediler ki, Biz namaz kýlanlardan deðildik! Yoksulu da yedirmezdik. (Allah’ýn ayetlerini inkara) giriþenlerle birlikte biz de dalmaktaydýk. Ceza günün de yalan saymaktaydýk. Ta ki o kesin gerçek bize geldi! Artýk þefaatçilerin þefaati fayda vermeyecektir.”(Müdessir 42-48)

    Bu Ayeti Kerimelerden de anlaþýldýðý üzere ahireti inkar eden kafirlere þefaat fayda vermeyecektir. Ayrýca ayette: “þefaatçilerin þefaati” ifadesi þefaatçilerin olduðuna ancak etseler bile fayda vermeyeceðine iþaret eder.

    ALLAH’IN ÝZNÝ!

    Yine Bakara suresinde “Ey iman edenler” diye baþlayan 254. Ayeti kerimesinde “ne bir dostluk ne de bir þefaat vardýr” buyurmaktadýr. Ancak bu ayete de, “þefaat yok” diye mana veremezsiniz, “Allah’ýn izni olmaksýzýn” þefaat yoktur manasý verebilirsiniz. Aksi takdirde diðer ayet-i Kerimeler ile çeliþirsiniz. Kur’an’da ise çeliþki yoktur.

    Bakýnýz hemen peþinden gelen Ayete’l Kürsi’de Mevla Teala:

    “O’nun izni olmadan þefaat edecek olan kimdir?” buyurmaktadýr.

    Günde 5 vakit namazýn ardýndan okuduðumuz bu ayeti kerime, ahirette þefaatin var olduðuna delildir. Çünkü bir þeyin izne baðlanmýþ olmasý, izin verilmesi halinde o þeyin mümkün olduðunu gösterir.

    Yine ayný manayý teyit eden baþka bir ayeti kerime de:

    “O’nun izni olmadýktan sonra hiçbir þefaatçi þefaat edemez.” (Yunus 3)

    Baþka bir ayette:

    “Rahman’ýn huzurunda söz almýþ olanlar dýþýnda hiç kimse þefaat edemeyecektir.” (Meryem 87)

    Baþka bir ayette:

    “O gün, Rahman’ýn þefaat izni verip sözünden razý olduðu kimselerden baþkasýnýn þefaati fayda vermez.” (Taha 109)

    Baþka bir ayette ise þefaat edenlerin hali açýklanmýþtýr:

    “Onlar Allah’ýn razý olduklarýndan baþkasýna þefaat etmezler.” (Enbiya 28)


    Gördüðünüz gibi ayetler açýk ve nettir. Kur’an-ý Kerimi bir bütün olarak ele aldýðýmýzda inkarcýlara tutunacak dal kalmamaktadýr.

    ÞEFAATÝ EMREDEN AYETLER

    Ýnkârcýlarýn iddialarýný çürüttükten sonra peygamberimize aracý olmasýný emreden ayetleri zikredelim:

    “O halde onlarý affet, onlar için istiðfarda bulun.” (Al-i Ýmran 159)

    “Onlar için Allah’tan baðýþlama dile. Þüphesiz Allah çok baðýþlayandýr, çok merhamet edendir.” (Nur 62)

    “(Sana gelen kadýnlarýn biatlarýný kabul et ve) onlar için Allah’tan baðýþlanma dile. Þüphesiz Allah, çok baðýþlayandýr, çok merhamet edendir.” (Mümtehine 12)

    “Hem kendin hem mümin erkekler ve mümin kadýnlar için maðfiret dile.” (Muhammed 19)

    Þimdi düþünelim! Eðer bir þefaatçi veya aracý olmayacak olsaydý, kimsenin günahý kimsenin hatýrýna affedilmeyecek olsaydý Allah’u Teala “onlar için istiðfarda bulun, baðýþlanma dile” buyurur muydu?

    Elbette hayýr!

    Bakýnýz, yukarýda dediðimiz gibi þefaat iman edenler için geçerlidir. Baþka bir ayeti kerimede Mevla Teala, münafýklardan bahsederken:

    “Onlar için maðfiret dilesen de, dilemesen de birdir, fark etmez; Allah o münafýklarý asla baðýþlayamaz ve Allah fasýklarý hidayete erdirmez.” (Münafikun 6)

    Yine baþka bir örnek verecek olursak, Melekler bakýn nasýl istiðfar ediyorlar:

    “Arþý taþýyan ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rab’lerini hamdederek tesbih ederler, O’na inanýrlar ve inanlar için baðýþlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin herþeyi kuþatmýþtýr. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanlarý baðýþla ve onlarý cehennem azabýndan koru.” (Mümin 7)

    Gördüðünüz gibi melekler bile Allah’ýn yoluna uyanlar için istiðfar ederek þefaat etmektler.

    Bütün bunlardan anlýyoruz ki þefaat, müslümanlar için geçerlidir ve haktýr.

    Allah’u Teala “O’nun izni olmadan þefaat edecek kimdir” buyurmuþtur. Peki, Allah’u Teala þefaat izin vermiþ midir? Vermiþ ise kimlere izin vermiþtir?

    MAKAM-I MAHMUD

    Her ezandan sonra yaptýðýmýz duada “Vaad ettiðin Makam-ý Mahmud’a ulaþtýr” diyoruz. Peki, Makam-ý Mahmud’un ne olduðunu biliyor muyuz?

    Ebu Hureyre (Radýyallahu Anh)’ýn bildirdiðine göre Peygamberimize: “Rabbinin seni Makam-ý Mahmud’a (övgüye deðer bir makama) yükselteceði ümit edilir.” (Ýsra 79) ayetinde zikredilen makam-ý mahmuddan sual edildi. Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Bu þefaattir” diye cevap verdi. (Tirmizi, Tefsir 17 (nr.3136); Beyhaki, Þuabü’l-Ýman, nr 300)

    “Ey falan! Bize þefaat et, ey falan bize þefaat et diyecekler. Sonunda þefaat etme iþi bana kalacak. Ýþte makam-ý Mahmud budur.” (Buhari, Tefsir 11; zekat 52)

    Görüldüðü gibi Peygamberimizin þefaat edeceði hususi bir makamý vardýr. Ve biz her ezanýn arkasýnda, Allah’u Teala’ya, Resulüllah efendimizi bu makama ulaþtýrmasý için dua ediyoruz. Efendimiz ezaný tekrar edip, ezan duasýný okuyanlara da þefaat edeceðini bildirmiþtir. (Buhari ezan, 8, 17; Ebu Davud, Salat, 37; Tirmizi, Mevakit, 43, Salat, 42; Ýbni Mace Ezan nr. 714)

    Hazreti Peygamber’in þefâatýyla hesaba ve sorguya çekilmeden Cennet’e girecekler de olacaktýr (Buhârî, Tefsir, Sûre 18; Müslim, Ýman, 84).

    “Ümmetime ulaþtýrmak üzere kýrk hadis ezberleyen kimseye kýyamet günüde hem þefaatçi hem de þahit olruum” (Beyhaki, Þuabu’l Ýmran, nr 1726)

    PEYGAMBERLERÝN ÞEFAATÝ

    Bütün peygamberlere þefaat etme hakký tanýnmýþtýr. (Buhari, Rikak, 45, Tevhid, 33; Müslim, Ýman, 81; Ebu Davut, Cihad, 26; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 3/94, 325.)

    Her Peygamber kendi ümmetine þefaat edecektir. (Buhari, tefsir, 18)

    KUR’AN-I KERÝM’ÝN ÞEFAATÝ

    Kur’an-ý Kerim insanlardan þikâyetçi olacak veya þefaat edecektir.

    “Kur’an þefaat edicidir, þefaati kabul edilendir, þereflidir, tasdik edicidir. Kim O’nu önder edinirse O’nu cennete götürür. Kim de O’nu arkasýna atacak olursa, cehenneme gönderir.”

    “Kur’an-ý kerim’i okuyun! Çünkü Kur’an, onu okuyanlara kýyamet günü þefaatçi olarak gelecektir.” (Müslim, Müsafirun 252)

    Mülk Suresi kabirde þefaat eder:
    “Mülk suresi (kabir azabýna veya kabir azabýna sebep olan günahla karþý) engeldir. Kurtuluþ sebebidir, kiþiyi kabir azabýndan kurtarýr.” (Tirmizi Kur’an 9)

    Amel Eden hafýzlar þefaat eder:
    ”Kim kur’aný okur, ezberler, helal kýldýðý þeyi helal kabul eder, Haram kýldýðý þeyi de haram kabul ederse Allah (Celle Celaluhu) o kimseyi cennetine koyar, ayrýca hepsine cehennem þart olmuþ bulunan ailesinden on kiþiye þefatçý kýlar.” (Tirmizi Kuran 13, (nr 2905)


    VELÝLERÝN ÞEFAATÝ

    “ümmetimden bazýlarý var ki büyük bir cemaate, bazýlarý vardýr ki bir kabileye, bazýlarý vadýr ki bir guruba, bazýlarý da vardýr ki tek bir kiþiye þefaat eder ve cennete girmelerini saðlar.” (Tirmizi, Kýyamet 11)

    Ýmam-ý Rabbani Hazretleri de þöyle buyurmuþtur: “Salih ve hayýrlý zatlarýn, Allah’u Teala’nýn izni ile kýyamet günü, asiler ve günahkarlar hakkýnda þefaat etmeleri hak ve gerçektir.” (Mektubat 17. Mektubdan)

    ÞEHÝTLERÝN ÞEFAATÝ

    “Kýyamet günü üç grup þefaat edecektir; Peygamberler, alimler ve þehidler.” (Ýbni Mace, Zühd 37)

    “Þehid, ailesinden yetmiþ kiþiye þefaat eder.” (Ebu Davut, cihad 28)

    ÇOCUKLARIN ÞEFAATÝ

    Büluð çaðýna eriþmeden ölen çocuklara anne ve babalarýna þefaatçi olma hakký verilecektir. Peygamber Efendimiz:

    “Küçük yaþta ölen çocuða, “Cennete gir” denilir. Fakat o cennetin kapýsýnda durur, kýzgýn ve öfkeli bir þekilde beklemeye baþlar ve: “Annem ile bbam yanýmda olmadýkça girmem” der. O zaman meleklere: “Onun anne babasýný da onunla birlikte cennete koyun” denilir. (Müslim, Birr, 154; Ýbni Mace, Cenaiz, 58; Heysemi, mecmau’z Zevad, nr. 18551)

    AMELLERÝN ÞEFAATÝ

    Ýnsanlarýn iþlemiþ olduðu bazý hayýr ve hasenatlar, yaptýðý ameller ona þefaat edecek, sýkýntýlardan kurtaracaktýr. Bu konuda birçok hadis-i þerif mevcuttur. Onlardan bir tanesi de þudur:

    “Þefaatim, ümmetimden büyük günah iþleyenler içindir. Bir adamýn ateþe atýlmasý için emir verilir. Giderken (dünyada) susadýðý zaman su vermiþ olduðu adama rastlanýr, onu tanýr ve ona:

    “benim için þefaat etmeyecek misin” der. Adam: “Sen kimsin” diye sorar. O da: “Ben sana falan gün su içirmedim mi” diye sorar. Öbürü bunu tanýr ve (Allah nezdinde) onun için þefaatte bulunur. Adam da böylece geri çevrilir ve cennete gider.” (Tirmizi, kýyamet 11)

    Þefaati kullarýnýn cennete girebilmesi için aracý kýlan da Rabbimizdir, baðýþlayan da Rabbimizdir, þefaat yetkisini veren de Rabbimiz, þefaati kabul eden de Rabbimizdir.

    Bütün bunlardan anlýyoruz ki, þefaat inkâr edilemez bir gerçektir ve ayetlerle sabittir. Ýnkar edenler ise Allah muhafaza bu nimetten mahrum kalacaklardýr.

    Burada önemli olan husus þudur: Kimse kendisine þefaat makamý verildiðini, verileceðini veya þefaat edileceðini bilmediði ve bilemeyeceði için son nefesine kadar azim ile Allah yolundan ayrýlmamaya gayret etmelidir.

    Allahu Teala (C.C.), bizleri baþta Resulüllah(s.a.v.) olmak üzere tüm Ýslam büyüklerinin þefaatlerine nail eylesin.Âmin.....

  4. #4

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Allah Bazý Ýnsanlarý Neden Çirkin Yaratmýþtýr ?
    Ýçinde yaþadýðýmýz þu kainatýn en açýk gerçeklerinden biri, gerçeklerin nisbi ya da göreceli niteliðidir.

    Bu kainat, ya siyah ya beyaz, ya güzel ya çirkin, ya iyi ya kötü, ya aydýnlýk ya karanlýk gibi mutlak, kesin ve keskin ayrýmlarýn diyarý deðildir. Bilakis, siyahýn ve beyazýn, güzelliðin ve çirkinliðin, iyinin ve kötünün, aydýnlýðýn ve karanlýðýn dereceleri vardýr.

    Kainatýn neden bu durumda yaratýlmýþ olduðu sorusuna, selim kalblerin ve müstakim akýllarýn asýrlar boyu veregeldiði ortak bir cevap vardýr: çünkü, kainatýn yaratýlýþ amacý böyle bir derecelilik içinde gerçekleþir. Bu kainat, kendi güzelliðini, mutlak ve sýnýrsýz isim ve sýfatlarýný görmek ve göstermek isteyen bir Zat-ý Zülcelal tarafýndan yaratýlmýþtýr; ve onun bu sýrrý gerçekleþtirmek üzere yarattýðý insan, bunu ancak bir ‘nisbilikler,' ‘derecelilikler' dünyasýnda gerçekleþtirebilir. Zira insanýn, bir yaratýlmýþ olarak, yaratýlmýþlýðýnýn zorunlu sonucu olan sýnýrlarý vardýr; bilgisi, algýsý, bakýþý, iradesi, gücü,.. sýnýrlýdýr. Dolayýsýyla, kendisini ve kainatý yaratan Zat'ý mutlak ilmi, iradesi ve kudreti ile kuþatýp kavrayamaz. Hakikatý, mutlak ve sýnýrsýz bir biçimde karþýsýna çýktýðýnda, tanýyýp tanýmlayamaz. Bu durumda, hakikatý mutlak surette görmek yerine, göz kamaþmasýyla gelen bir körleþmeye maruz kalýr; týpký güneþ ýþýðýna baktýðýmýzda, görme kapasitemizin artmayýp, gözümüzün körleþmesi gibi...

    Bu sýrdandýr ki, kainatý ve insaný yaratan Zat-ý Zülcelal, alemi ‘þiddet-i zuhurundan gizlenip azamet-i kibriyasýndan ihtifa ederek' yaratmýþ; yani, mutlak isim ve sýfatlarýný ‘göreceli,' ‘dereceli' bir surette tecelli ettirmiþtir.

    Kainatta zýtlarýn varlýðý, iþte bundandýr. Bu kainatý yaratan, güzel-çirkin, iyi-kötü, fayda-zarar, mükemmel-noksan, aydýnlýk-karanlýk,.. gibi zýtlarý birbirine karýþtýrarak müthiþ bir çeþitlilik içinde kainatý yaratmýþ; bize, bu nisbilik üzerinden O'nun mutlak isim ve sýfatlarýný tanýma imkaný saðlamýþtýr.

    Ýnsanýn kainatýn içindeki mevcudlarý, mesela güzellik açýsýndan çok güzel-güzel-fena sayýlmaz-çirkin-çok çirkin gibi bir sýnýflamaya tabi tutabilmesi, bundan dolayýdýr. Elbette, bir adým ileri gittiðinde ‘güzel' görmediði þeylerde dahi, bir kýyas unsuru olarak güzel þeylerdeki güzelliðin farkedilmesini saðlama gibi güzel bir özellik görür insan.

    Ýnsanlýk alemine baktýðýmýzda da, kainatý kuþatan bu dereceliliðin insanlar arasýnda da deðiþik yansýmalarýný görürüz. Ýnsanlar, ne güç bakýmýndan birbirine eþittir, ne akýl bakýmýndan, ne duygu bakýmýndan, ne ahlak ve ne de güzellik bakýmýndan. Güçlü-zayýf, akýllý-akýlsýz, iyi-kötü, duygulu-duygusuz, güzel-çirkin zýtlarý arasýnda deðiþik salýnýmlar sergiler insanoðlu. Bütün dünyaya iyi ahlak örneði sunan insanlar kadar, ahlakýnýn kötülüðünden bütün dünyanýn sakýndýðý insanlar da vardýr. Gücüyle efsanelere kadar uzanmýþ insanlar çýktýðý gibi, parmaðýný kýpýrdatmaktan aciz insanlar da yaþamýþtýr. Güzelliðiyle dillere destan olanlar olduðu gibi, çirkinliðiyle þöhret bulmuþ insanlar da vardýr.

    Ýnsanýn bu ‘dereceli tecelliler' tablosunun göze ve gönüle hoþ gelen tarafýna fazla bir itirazý yoktur. Buna karþýlýk, aklý bu ‘nisbilik' sýrrýný kabullense bile, her insanýn vicdaný bu tablonun ‘olumsuz' gözüken tarafýna dair sorular sormaktadýr. Bilge bir insan olmak, iyi bir insan olmak, hatta güçlü bir insan olmak bir derece insanýn iradesine, eldeki kabiliyetleri iyi kullanmasýna baðlý olduðu için, vicdanýn bu noktadaki sorularýna cevap vermek nisbeten kolaydýr. Ama özellikle güzellik, sonradan edinilen bir þey olmadýðý için, “Ýyi ama, çirkinlerin günahý ne?” sorusu öylece ortada kalmaktadýr.

    üstelik, insan çalýþýp gayret göstererek zekasýný ve bilgisini, görgüsünü ve ahlakýný güzelleþtirebildiði halde, güzellik çalýþarak edinilen veya geliþtirilen bir þey deðildir. Dahasý, ‘estetik amaçlarla' vücuduna cerrahi müdahalede bulunmak, hatta kaþýný-gözünü aldýrmak, Allah ve Peygamberi (asv) tarafýndan kesinlikle hoþ görülmemiþtir.

    Ýnsanlýk tarihine, hatta yalnýzca kendi yaþadýðý döneme ve kendi çevresine bakan her insan, vicdanýný meþgul eden bu sorunun en azýndan þiddetinin hafiflemesini mümkün kýlacak bir dizi gerçeði rahatlýkla kavrayabilir.

    Mesela, her insan, güzelliði kendisi için felakete, pek güzel olmamasý ise kendisi için bir saadete dönüþmüþ pek çok insan görebilir. çok güzel ama mutsuz insanlarýn sayýsý, pek güzel olmadýðý halde mutlu insanlarýn sayýsýndan daha az deðildir. Benzer þekilde, nice güzel insan, çevresinin ve kendisinin güzelliðine yönelik aþýrý vurgusuyla, baþkaca insani kabiliyetlerini yeterince geliþtirememiþ durumdadýr. Güzel ama huysuz, güzel ama þýmarýk, güzel ama kaprisli, güzel ama geçimsiz diye tanýmlanan insanlara her insan çevresinde rastlayabildiði gibi; güzelliðe yönelik bir vurgudan veya güzelliðin verdiði bir güvenden dolayý akli yeteneklerini geliþtirmeye fazla özen göstermeyen insanlarýn çokluðundan dolayýdýr ki, mesela ‘aptal sarýþýn' diye bir deyim dillere yer etmiþ durumdadýr. Gerçekte ‘güzel' insanlar, özellikle ‘sarýþýn güzel'ler akýl ve zeka itibarýyla ‘daha geri durumda' yaratýlmadýklarý halde, bu deyimin dillere bu kadar yerleþmiþ olmasý, elbette anlamlýdýr.

    Tablonun pek güzel olmayanlar, hatta ‘çirkin' denilecek durumda olanlar tarafýnda ise, bunun tam zýddý görüntülere rastlamak her zaman için olasýdýr. Güzelliðiyle kaybedenler kadar tanýdýk bir olgu, ‘pek güzel olmayýþý'ný kazanca dönüþtürenlerin varlýðýdýr. ‘Vasat' bir güzelliði olan, hatta kimilerinin ‘çirkin' gördüðü nice insan, kimi ahlak, kimi akýl, kimi görgü itibarýyla nice güzele göre daha tercihe þayan durumdadýr. Pek güzel olmayan güzel ahlaklý bir insanýn dostlarýnýn sayýsý, güzel ama huysuz insanlardan kesinlikle daha fazladýr. Güvenip dayanacaðý düzeyde aþikar bir güzelliði olmayýþýnýn sevkiyle bilimde, sanatta, maneviyatta daha ileri noktalara çýkabilmiþ insanlar azýmsanmayacak sayýdadýr. Nitekim, Allah'ýn onu yarattýðý halden hoþnut olup, ‘dünyalar güzeli' olmayýþýna þükreden pek çok insan olsa gerektir.

    Kýsacasý, ne güzellik tek baþýna insana yetmektedir; ne de yeterince güzel olmamak. Bilakis, insanýn hayat yolculuðunun iyiye veya kötüye doðru seyri, Allah'ýn onu yarattýðý hali nasýl deðerlendirdiðine göre þekillenmektedir.

    Ancak, bu vakýa, insanýn vicdanýndan kopup gelen o soruyu, þiddetinden epeyce þey kaybettirse de, büsbütün izale etmemektedir. En baþta, hem güzel, hem akýllý, hem iyi ahlaklý insanlarýn varlýðý, insanýn içinde ‘yeterince güzel' görünmeyen, dahasý ‘çirkin' denilebilir durumdaki insanlar açýsýndan, bu soruyu kalýcý kýlmaktadýr.

    Bu dünyada hem güzellik, hem akýl, hem ahlak bakýmýndan insanlýða en güzel örnek olmuþ olan Resul-i Ekrem aleyhissalatu vesselamýn ahiret hayatýna dair, nedense nazarlardan gizlenmiþ, fazla þöhret bulmamýþ bir hadisi, bu soruya kalýcý bir cevap sunmaktadýr. Bu hadisten öðrendiðimize göre, bu dünyada Allah onlarý hangi surette yaratmýþsa o surete razý olan; güzelliðine güvenip yahut çirkinliðine kýzýp isyana kalkýþmayan; Allah'ýn bu dünyada onu yarattýðý hal üzere kendi insani kemalini bulup O'nun kendisini yaratýþ amacýný gerçekleþtirmeye çalýþan her insanýn buyur edileceði cennette, bir çarþý vardýr. Ama bu çarþýda ne alýþ, ne de satýþ vardýr. Bu çarþýda, erkek ve kadýn suretleri bulunur. Cennet ehli, oraya gider, beðendiði sureti alýr ve o sureti giyinmiþ olarak cennetteki evine döner.

    Bu hadis, bu dünyanýn yaratýlýþýndaki ‘derecelilik' hikmetine binaen farklý suretlerde yaratýlan, bu derecelilikteki hikmeti kavramakla birlikte için için kendinden daha güzelleri görüp onlarýn haline imrenen, yahut kendini güzel bulsa da yeterince güzel olmayanlar adýna üzülen insanlara, müthiþ bir duygusal açýlým, ferahlýk ve derinlik sunmaktadýr.

    ‘Suret çarþýsý' hadisinin de düþündürdüðü üzere, bu fani dünyada aslolan, ne güzelliðine, ne de yeterince güzel olmayýþýna kilitlenip kalmaktýr. Bu imtihan dünyasýnda aslolan, özünü güzelleþtirip, bizi ve kainatý yaratan Rabbin hoþnutluðunu kazanmamýzý saðlayacak ‘güzel eylem'lerde bulunmaktýr.

    Bu dünyada biz O'ndan razý olup O'nu bizden razý kýlabildiðimizde, O bizi içinde ‘suret çarþýsý'nýn da bulunduðu ebedi cennetlerde aðýrlayacak; razý olduðu kuluna, çok hikmetlere binaen bu dünyada vermediði suret güzelliðini orada sunacaktýr.

    Ne mutlu, güzelliðini nisyana yahut çirkinliðini isyana gerekçe kýlmayýp, bu dünyada siretini güzel kýlýp yaþayýþýný güzel eyleyerek, öte dünyada suret çarþýsýnýn müþterisi olmaya hak kazananlara...

  5. #5

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Hüdayi Divaný'ndan 9


    Nefs ü þeytâna uyarsan,
    Nice olur hâlin ey gâfil?
    Bir gün olur kim duyarsan
    Nice olur hâlin ey gâfil?

    Fikrinden dünyâ gitmez mi?
    Hakk kelâmýn iþitmez mi?
    Ölenler ibret yetmez mi?
    Nice olur hâlin ey gâfil?

    Gidenleri görmez misin?
    Yer altýna girmez misin?
    Hakk katýna varmaz mýsýn?
    Nice olur hâlin ey gâfil?

    Tâat kapusýn kaparsan
    Doðru yolundan saparsan
    Nice bir mala taparsan
    Nice olur hâlin ey gâfil?

    Mâsivâdan firâr eyle
    Bâb-ý Hakk'da karâr eyle
    Tâatý ihtiyâr eyle
    Nice olur hâlin ey gâfil?

    Aç gözün gafletten uyan
    Nâdim olur nefse uyan
    Bâtýlý kor Hakk'ý duyan
    Nice olur hâlin ey gâfil?

    Mâsivâdan yumup gözü
    Kâdir Allah'a tut yüzü
    Hüdâyî'den gûþ et sözü
    Nice olur hâlin ey gâfil?

  6. #6

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Hüdayi Divaný'ndan 2


    Ýki cihân sultânýnýn
    Doðduðu ay geldi yine
    Ýlm u meârif kânýnýn
    Doðduðu ay geldi yine


    Gelsün þefâat isteyen
    Bulsun safâ aný seven
    Ol sâhib-i hulk-i hasen
    Doðduðu ay geldi yine


    Bedr-i dücâ þems-i duhâ
    Verd-i gülistân-ý Hudâ
    Hakk'ýn habîbi Mustafâ
    Doðduðu ay geldi yine


    Bir âþýk u sâdýk kaný
    Râhat bula cân u teni
    Sýrr-ý hakîkat mahzeni
    Doðduðu ay geldi yine


    Aný Hüdâyî kim sever
    Matlûba bulmuþtur zafer
    Fahr-ý cihân Hayru'l-beþer
    Doðduðu ay geldi yine

  7. #7

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Hüdayi Divaný'ndan 11


    Canlarý hasret oduna yandýrýr,
    Ayrýlýk, âh ayrýlýk, vâh ayrýlýk!
    Lezzetinden âlemin usandýrýr,
    Ayrýlýk, âh ayrýlýk, vâh ayrýlýk!

    Görmez eyler aðlamakdan gözleri,
    Hem sarartýr soldurur gül yüzleri
    Karanu eyler nice gündüzleri
    Ayrýlýk, âh ayrýlýk, vâh ayrýlýk!

    Ayrýlýk olur safâ yolunda sed
    Nâr-ý hecre yakma-gýl Yâ Rab meded
    Tamu odundan eþeddir eþedd;
    Ayrýlýk, âh ayrýlýk, vâh ayrýlýk!

    Yandýrýp pervâneyi sûzân eden
    Bülbül-i þûrîdeyi nâlân eden
    Dilleri ma'mûr iken vîrân eden
    Ayrýlýk, âh ayrýlýk, vâh ayrýlýk!

  8. #8

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    ÝÞÝD'i anlamak isterseniz Yahudilere bakýn!
    Bu Linki Görmeniz Ýçin SupersatForuma Uye Olmanýz Gerekmektedir.
    Diyanet Ýþleri Baþkaný Mehmet Görmez, "Batýlýlar bana DAEÞ’i anlamadýklarýný söylediler. Ben de DAEÞ’in uygulamasýný kendilerinin yaptýðýný söyledim" dedi.


    Görmez, özellikle Körfez Savaþý'nýn ardýndan din üzerinde mühendislik çabalarý yapýldýðýný ve bunun bölgemizde fay hatlarýný sarstýðýný söyledi.

    ‘SÝZ BUNU BÝLÝRSÝNÝZ’

    "Zaman zaman Batýlý büyükelçiler bana 'Anlayamýyoruz, Ýslam gibi bir dinden ÝÞÝD gibi bir terör örgütü nasýl çýkar?' diyorlar. Ben de 'aslýnda sizin elinizde bunun bir uygulamasý var, sizin bunu biliyor olmanýz lazým' cevabýný veriyorum. 'Nasýl' diyorlar. Diyorum ki: Aslýnda Yahudilerin Tevrat'a dayanarak baþkalarýnýn topraklarý üzerinde bir din devleti kurma teorisi ve onlarýn Tevrat yorumu ile Þam ve Irak topraklarý üzerinde baþkalarýný katlederek bir hilafet devleti kurma teorisi arasýnda hiçbir fark yok".

    ALLAH'A ÝFTÝRA OLUR

    Mehmet Görmez, coðrafyada son dönemde türeyen Bedevi anlayýþýn kendisi gibi inawnmayanlarý tekfir ettiðini ve katliam yapmayý cihat olarak gördügünü söyleyerek, "Bu yöntemle Allah'ýn rýzasýný kazanmayý düþünmek Allah'a iftiradýr" dedi.

    Ýncil yanlýþ yorumlandý

    Mehmet Görmez, Ýncil’in de yanlýþ yorumlandýðý zaman Hýristiyanlýk adýna katliamlar yapýldýðýna dikkat çekerek "Ýsveç gibi bir yerde Breivik diye bir insanýn 60 kiþiyi katlettikten sonra býraktýðý bin sayfalýk bir metin var. Bu metne baktýðýnýzda ayný þekilde insandan ve kainattan kopuk bir Ýncil yorumunu görürsünüz" dedi.

    Savaþlarýn sonucu

    Diyanet Ýþleri Baþkaný Görmez, Ortadoðu’da son 30 yýlda yaþanan savaþlarýn terör örgütlerini beslediðini vurgulayarak, “Acaba Körfez Savaþý, Ýran-Irak savaþý olmasaydý, 20-30 sene bu nesiller þiddetin gölgesinde yetiþmeseydi, bugün bu DAEÞ olacak mýydý?" sorusunu sordu.

    Ýslamofobi'yi besledi

    Görmez, DAEÞ gibi terör örgütlerinin Batý’daki Ýslamofobi’ye malzeme verdiðini söyledi. Ýslamafobi'nin bir endüstri ve küresel gayret olduðuna iþaret eden Görmez, buna karþýlýk DAEÞ'e ve karþýlaþtýðýmýz diðer terör faaliyetlerine karþý panzehirin yine Ýslam olduðunu söyledi.

  9. #9

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Ýmam Ýbnü Cevzi'den Ölümsüz Hitabeler
    Ýmam Ýbnü Cevzi'den Ölümsüz Hitabeler

    EY SONUNUN NASIL OLACAÐINDAN GAFÝL OLAN KÝÞÝ


    Ey sonundan gafil kiþi. Ey kusurlarýyla ayakta duran kiþi. Baksana gayret sahipleri seni geçtiler. Sen ise gaflet denizine dalmýþ gitmiþsin. Rabbin kapýsýnda piþmanlýk duyanýn duruþuyla dur. Sonra zilletle baþýný önüne eð. Þöyle de: Ben zalimim. Seherlerde þöyle haykýraným: Günahkârým. Rahmet diliyorum.

    Haydi bir türlü kendileri gibi olamadýðýn þu iyi insana benzemeye çalýþ. Piþman olan bir günahkârýn sel gibi akýttýðý gözyaþlarýný azgýn rüzgârlara sal. Gece yarýlarý piþman olarak kalk. Kapýya dur. Tövbe et. Þu gitmiþ ömrü düþün. Heva ve hevesini bir kenara it artýk. Ahireti arzu ediyorsan, dünyayý boþa. Ey bütün bir gece uyuyan baksana dostlar gittiler. Kavmin hepsi kalktý uzak diyarlara gitti. Sen hâlâ ölüm uykusundan uyanamadýn.



    Dünya öldürücü bir zehirdir

    Kardeþlerim. Dünya öldürücü bir zehirdir. Nefisler dünyanýn tuzaklarýndan gafildir. Ey Ademoðlu! Senin kalbin zayýf bir kalptir. Bakýþlarýn hakikati görmede ne kadar da zayýftýr. Baksana gözün her yere bakýyor. Dilin sürekli günah iþlemektedir. Vücudun dünyayý kazanayým diye ne kadar da yoruldu. Nice kahredici bakýþ var ki onunla ayaklar sürçüverdi.
    (Nice bakýþlar var ki görüþte insana hoþ gelir de gelecekte çok acý olarak önüne çýkar.)
    Sen dünyayý konuþmakta ne kadar iyi bir hatipsin. Ve sen ahireti konuþmakta ne kadar dilsiz ve zavallýsýn.

    Ey takva elbisesine bürünmüþ sahtekâr

    Ey filanca. Çok ibadet eden takva sahiplerinin elbisesine bürünmüþsün. Halbuki kalbin gaflet denizlerinde boðulmuþtur. Dýþ görüntün ne kadar kirli ve kokuþmuþtur. Ey kalbi ölmüþ adam. Gençlik zamanýný gaflette geçirdin. Þimdi kaçýrdýðýn amellere aðlýyorsun. Sana nelerin hazýrlandýðýný bilseydin, gece karanlýklarýnda çok aðlardýn.

    Güzel sözü dinliyor, ama gerekeni yapmýyorsun

    Ne zamana kadar iyilerin sözünü dinleyecek ve ama yollarýndan gitmeyeceksin. Tövbekârlarýn yolunu izle. Belki yola girersin.

    Ey ölüyü mezara, kalbini eve gömen adam!

    Ey eliyle ölüyü mezara gömerken, kalbini evinde unutan adam. Günahtan günaha sýçrýyorsun. Mezardan yine günahlara dönüyorsun.

    Sen deðil misin günahlara devam eden

    Sen deðil misin hata ve isyana devam eden. Açýk günah iþledin de hiç utanmadýn. Hem günahýn kir olduðunu bildin, hem de sakýnmadýn. Cezanýn büyüklüðünü bildin de unutur göründün. Yakýnda her þey seni terk edecek. Bugün elinden kayýp gidecek. Dünün gittiði gibi. Yakýn artýk konuþan dilin duracak sessizliðe bürüneceksin. Güneþin ve ayýn rengini ve ýþýðýný görmez olacaksýn. Bahçeler sararacak bostan kuruyacak.

    Beyaz saçlarýn seni uyarmadý mý?

    Ey sonsuz arzularýn mahkûmu! Beyaz saçlarýnda mý seni uyarmadý. Baksana ölüm þimþek gibi geliyor. Sen kendini saðlýkta hissediyorsun. Sen ise hakikatte hastasýn. Hem de aðýr hastasýn. Ve sen hastalýðýnýn bile farkýnda deðilsin.

    Ey uykusu aðýr adam

    Ey uykusu aðýr adam. Ey uyanýklýðý yavaþ adam. Ey anlayýþý kýt adam. Ezanlar seni hiç mi uyandýrmadý. Yoksa biz; dil bilmeyen, kulaðý saðýrlara mý baðýrdýk. Heva ve hevesin gözü þaþýdýr bilmiyor musun?

    Ey ihtiyarlayýp tövbe etmeyen adam

    Ey yaþlanýp da ýslah olmayan ve tövbe etmeyen kiþi. Keþke bilseydim yaþlýlýktan sonra neyi bekliyorsun. Gençken utandýran günahlar, yaþlýlýkta ne kadar da çok çirkindir. Yaþlýlýk çökmüþken insan ayýplarýndan vazgeçmiyorsa, bir daha iflah olmaz artýk.
    Ey falanca adam! Dünya geride kaldý. Ahiret önünde. Arkadan geçeni istenen hezimettir. Sen önden geleni iste. Baksana ölüm tufaný geldi. Haydi takva gemisine bin. Hz. Nuh'un oðlu gibi arzu daðýna sýðýnma. Tufan seni alýr ve boðar. Yazýk sana! Uyan. Ömrünün kalanýný ganimet bil. Daha ne kadar þaþkýn yaþayacaksýn.

  10. #10

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Kendinizi Kur'an Terazisine Koyun
    Nasýl bir hayat yaþýyoruz? Hal ve hareketlerimiz Allah'ýn bizden istediði ile uyuþuyor mu? Bunu anlamak ve nasýl bir Müslüman olduðumuzu tartmak için Kur'an terazisi yeterli. Ýþte hayatýmýza rehber olabilecek ayetlerden bazýlarý...

    Kur'an-ý Kerim en güzel hakemdir. Bütün hayatýnýzý ve hareketlerinizi Kur'an terazisine koyun. Ve nasýl bir Müslüman olduðunuza karar verin. Ýþte kendimizi gözden geçirmemize vesile olacak bazý ayetler:

    1- Biriniz diðerinizi arkasýndan çekiþtirmesin. Biriniz ölmüþ kardeþinin etini yemekten hoþlanýr mý? Elbette bundan tiksiniriz. O halde Allah'tan korkun. Þüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir. Çok esirgeyicidir. (Hucurat, 12)

    2- Hakkýnda bilgin bulunmayan þeyin ardýna düþme. Çünkü kulak, göz, gönül bunlarýn hepsi yaptýklarýndan sorumludur. (Ýsra, 36)

    3- Ýnsan hiçbir söz söylemez ki, yanýnda onu gözetleyen yazmaya hazýr bir melek bulunmasýn. (Kaf, 18)

    4- Onlar boþ söz iþittikleri zaman ondan yüz çevirirler. (Kasas, 55)

    5- Müminler, boþ ve faydasýz þeylerden yüz çevirirler. (Müminun, 3)

    6- Ayetlerimiz hakkýnda ileri geri konuþmaya dalanlarý gördüðünde, onlar baþka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur. (En'am, 68)

    7- Kusur peþinde koþan, durmadan laf getirip götüren kimseye boyun eðme. (Kalem, 11)

    8- Günah iþlemekte ve düþmanlýkta birbirinize yardýmcý olmayýn. (Maide, 2)

    9- Ýnsanlardan gizler de Allah'tan gizle(ye) mezler. Hâlbuki geceleyin O'nun razý olmadýðý sözü düzüp kurarken Allah onlarla beraber idi. (Nisa, 108)

    10- Yalan sözden kesinlikle kaçýnýn. (Hacc, 30)

    11- Onlar harcadýklarýnda ne israf ne de cimrilik ederler. Ýkisi arasýnda orta bir yol tutarlar. (Furkan, 67)

    12- Yine onlar ki Allah ile beraber baþka bir tanrýya yalvarmazlar. Allah'ýn haram kýldýðý cana haksýzca kýymazlar ve zina etmezler. (Furkan, 68)

    13- (O kullar) yalan yere þahitlik yapmazlar. Boþ sözlerle karþýlaþtýklarýnda vakar ile (oradan) geçip giderler. (Furkan, 72)

    14- Kendilerine Rablerinin ayetleri hatýrlatýldýðýnda ise, onlara karþý saðýr ve kör davranmazlar. (Furkan, 73)

    15- Mümin erkeklere ve mümin kadýnlara, iþlemedikleri bir þeyden dolayý eziyet edenler, þüphesiz bir iftira ve apaçýk bir günah yüklenmiþlerdir. (Ahzab, 58)

    16- Kim kasýtlý veya kasýtsýz bir günah iþler ve sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki büyük bir iftira ve apaçýk günah yüklenmiþ olur. (Nisa, 112)

    17- Onlar müminlere karþý alçak gönüllü, kâfirlere karþý onurlu ve zorludurlar. (Maide, 54; Fetih, 29)

    18- Yoksa onlar Allah'ýn lütfundan verdiði þeyler için kýskanýyorlar mý? (Nisa, 54)

    19- Birbirinizin gizli hallerini araþtýrmayýn. (Hücurat, 12)

    20- Ey iman edenler! Zannýn çoðundan kaçýnýn. Zira zannýn bir kýsmý günahtýr. (Hücurat, 12)

    21- Ey iman edenler! Akitlerin gereðini yerine getirin. (Maide, 1)

Sayfa 6/12 ÝlkÝlk 123456789101112 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •