Hepimiz zaman zaman daha az uyumak ve daha fazla çalýþmak için çay, kahve, kola, enerji içeceði gibi uyarýcý kimyasallar içeren içecekleri kullanabiliyoruz. Bu uyarýcýlarýn en yaygýnlarýndan birisi de kafein. Peki, kafein vücudumuzu ve zihnimizi nasýl uyarýyorlar, zindeliði ve “iyi durumu” nasýl saðlýyorlar ve performansý nasýl ve ne kadar arttýrabiliyorlar? Kafeinin nasýl çalýþtýðýný, ayný zamanda kafeinin hangi süreçle baðýmlýlýk saðladýðýna ve zamanla etkisinin nasýl azaldýðýna da birlikte inceleyelim.

Antropologlar tohum, kök ve yapraklarýn çiðnenmesi þeklinde kafein tüketiminin 700*bin yýl önceye kadar uzandýðýný düþünmektedirler. Ancak kafein kelimesi adýnýn türetildiði kökenden de anlaþýldýðý gibi yaygýn ve popüler kullanýmýna kahvenin yeniden keþfi ile baþlamýþtýr. Ünlü bir efsaneye göre altýncý veya yedinci yüzyýlda Kaffa’da Etiyopyalý çoban Kaldi bir çalýya ait kýrmýzý meyveyi yiyen keçilerin daha hareketli olduðunu görmüþ ve kendisi de denemiþtir. Verdiði his ve keyfi paylaþýnca kullanýmý yayýlmýþtýr. Efsaneyi bir kenara býrakýrsak, Araplarýn 19. Yüzyýla kadar çiðneyerek, ezerek ve parçalayarak kahveyi kullandýðý bilinmektedir. Kaffa’da “Qahwah” olarak adlandýrýlan bitki, Türkçe’ye kahve olarak geçmiþ ve benzer adlandýrmalarla Avrupa’ya yayýlmýþtýr. Etken maddesi ilk defa kahvede saflaþtýrýldýðý için kafein ismini aldý. Çayýn da benzer etkileri biliniyordu ve etken maddesi teyin(tanin ile karýþtýrýlmamalý) olarak isimlendirilmiþti ancak kafeinle oldukça benzer yapýda olduðu sonradan tespit edildi.

Kafeinin Metabolizmasý

Kafeinin insan vücudunda yýkýmý sonrasý oluþan üç molekül ve oranlarý.


Ýçtiðimiz bir fincan kahvede bulunan ortalama 100 mg kafein 1 saat içinde kandaki maksimum düzeyine ulaþýr ve ortalama 3.5 saatlik yarýlanma ömrü ile etkisini göstermeye devam eder. Yani her yarýlanma ömründe vücutta bulunan miktarý yarýya düþer (100mg, 50mg, 25mg…). Sigara bu süreyi kýsaltýrken, alkol uzatmaktadýr. Genellikle kahve ile tüketilen çikolata ise kafeinin bozunduðu üç temel kimyasaldan biri olan theobromine(Kendisi de keyif vermektedir, diüretiktir ve latince tanrýlarýn yiyeceði anlamýna gelir.) içerdiði için bozunmayý yavaþlattýðý düþünülmektedir. Kafein üç farklý moleküle bozulur: 84% oranýnda Paraxanthine, 12% oranýnda Theobromine ve 4% Theophylline. Paraxanthine yað yýkýmý ilekandaki yað asiti ve giliserol oranýný arttýrýcý etkisi vardýr. Çayda da bulunan Theobromine ise kan damarlarýný geniþletir ve diüretik(idrar söktürücü) etkiyi arttýrýr. Theophylline ise bronþlarý rahatlattýðý düþünülmektedir. Üç molekül de idrar yolu ile vücuttan uzaklaþtýrýlýr.

Kafein Nasýl Uyanýk Tutuyor?

Kafein ve adonezinin -mavi olanlar- molekül yapýlarýnýn benzerliði ayný reseptöre baðlanmalarýný saðlar.


Kafein bugün en çok tüketilen sýcak içecekler çay ve kahvenin zindelik saðlayan uyarýcý etkisinin kaynaðýdýr. Kafein tüm dünyada yasal olan ve kullanýmý en az sýnýrlanan psikoaktif maddedir. Yani beyin kimyamýzý etkileyerek, psikolojimizi deðiþtirir. Beynimizi oluþturan nöron denilen hücreler kendi içlerinde uyarýlarý elektrokimyasal yolla iletirken, uyarý bir nörondan diðerine geçerken(sinaps adý verilen boþlukta) elektrik deðil nörotransmitter (dopamin, serotonin, asetilkolin, GABA vb.) denilen kimyasallar kullanýlýr. Psikoaktif maddeler genellikle bu kimyasallarýn çalýþmasýný destekleyerek veya engelleyerek çalýþýrlar. Kokain, nikotin, amfetamin gibi uyarýcýlarla(simultants) birlikte ayný uyuþturucu(drugs) sýnýfýnda bulunan kafein de bu yolla etki eder.

Önceden kalsiyum hareketine ve ATP’den enerji üretiminin son aþamasý olan Adenozin-mono-fosfat(cAMP) baðlý hipotezler atýlmýþ olsa da bugün geçerliliðini koruyan teori bu mekanizmanýn sinapslarýmýzda iþlediðini söylemektedir. Kafein temel nörolojik iþlevini adenozine kimyasal olarak çok benzemesi ilesaðlar. Sinir sistemimizdeki adenozin reseptörlerinin uyarýlmasýnýn sinir iletimini yavaþlatma, kan akýþýný yavaþlatma, metabolizmayý yavaþlatma gibi etkileri vardýr ve bu sayede vücudu olasý hasarlardan koruma, dinlendirme görevi görmektedir. Daha kýsa söylemek gerekirse uyku ve yorgunluk getirmektedir. Kafein adenozin resöptörlerine(A1, A2A, ve A2B) ayný adenozin gibi baðlanýr ama onun gibi uyarmaz böylece adenozinin etkisini engellemiþ, bloke etmiþ olur. Kafeinin uyanýklýk, farkýndalýk ve dikkat toplama gibi etkilerinin kökeninde bu vardýr. Adenozinin engellenmesi ile nöradranalin, seratonin, dopamin, asetilkolin dahil olmk üzere nörotransmitterlerin salýnýmýný arttýrýr. Bu durum “iyi hal” oluþmasýnýn sebebi olabilir. Ayný zamanda metobolizma hýzlanýr ve kan basýncý artar.

Alýþkanlýk ve Baðýmlýlýk

Düzenli kafein kullanýmý beraberinde haftalar içinde kazanýlan baðýþýklýðý kazanýr. Beyin daha fazla adenozin reseptörü üreterek önlemini alýr. Bu da kafein kullanýmý ayný etkiyi almak için arttýrmak gerektirir ve baðýmlýlýk ortaya çýkar. Kafeinin etkisi zamanla 95% kadar azalmakta ve artýk uyanýk tutmamaktadýr. Pek çok örnekte yoksunluk belirtisi olarak baþ aðrýsý ve sersemleme gözlenmiþtir. Ancak kullanýmý býrakan deneklerin iki hafta gibi kýsa sürelerde eski haline döndüðü belirlenmiþtir. Bir süre sonra uykululuk haline çare olmayan kahveyi kýsa sürelerle býrakýp, dozunu arttýrarak kullanmak bir döngüyü baþlatabilir ve kafein kullanýmý için bir öneri olabilir.

Kafein Uykusu

Ýçtiði tüm kahvelere karþýn kendine gelemeyen, uykuya yenik düþmek üzere olanlara da bir tavsiye verilebilir. Kafein adenozin reseptörlerine baðlanarak bloke etmektedir ancak hali hazýrda çok uykumuz gelmiþse reseptörlere baðlý çok sayýda adenozin kafeinin baðlanmasýný engelleyebilir. Bu noktada vücudumuza küçük bir oyun oynayabiliriz. Bir fincan kahve, bir kutu kola veya enerji içeceði içtikten sonra 15-20 dakika kestirirseniz artýk uyku durumuna geçildiði ve bir miktar dinlenildiði için adenozin molekülleri amacýna ulaþacaðýndan reseptörlerden ayrýlýr ve boþluðu dýþarýdan aldýðýmýz kafein molekülleri doldurabilir. Kalktýðýnýzda reseptörler bloke edilmiþtir. Burada uyku süresini uzun tutmamak önemlidir. Bir baþka uyarý ise yapýlan araþtýrmalar kafeinin öðrenme, hafýza gibi yeteneklere dikkate deðer katký yapmadýðýný göstermiþtir. Bir baþka öneri ise yüzünüze soðuk bir su çarparak ya da açýk havaya çýkarak, derimizde sýcaða duyarlý Ruffuni cisimciði yerine çok daha fazla bulunan soðuða duyarlý Krause cisimciklerini uyarmak olabilir.

Kafein Öldürür mü?

Beyin kan bariyerinden rahatça geçebilen kafein oldukça hýzlý etkisini göstermekte metabolizmayý hýzlandýrýp, performansý artýrmakta ve uyku süresini kýsaltmaktadýr. Ancak kafeinin sadece olumlu yönlerinden bahsetmek olmaz. Kimyasal yapýsýnýn DNA’ya benzemesi sebebiyle DNA tamir mekanizmasýný engelleyebileceði ve bu sebeple kanser riskini arttýrdýðý düþünülmektedir. Bazý çalýþmalar mutasyon oranýný arttýrdýðýný göstermekle birlikte henüz yeterli veri elde edilememiþtir. Kafein alýmý miktarý 500mg’ý aþtýðýnda GABA nörotransmitterini çok daha fazla uyardýðý gözlenmiþtir, bu durumun uykusuzluk, anksiyete(gereksiz endiþelilik hali) ve kalp çarpýntýsý gibi yan etkileri tespit edilmiþtir. Ayný zamanda zehirleyici etkisi de olan kafeinin öldürücü hale gelmesi için kilogram baþýna yaklaþýk 150 mg alýndýðýnda mümkündür. 70 kilo ortalama olgun bir bireyde bu 10 mg’lýk kafein alýmý anlamýna gelir. Küçük bir hesapla kafeinden ölmeniz için 200 kutu kola, 125 bardak çay veya 75 fincan kahve içmeniz gerekir. Ýnsan midesinin bunu kaldýrmasý mümkün olmadýðý için kafeini güvenle almaya devam edebilirsiniz, siz yine de aþýrý dozlardan kaçýnýn.

Kaynaklar ve okuma önerileri:

  • Weinberg, Bennett Alan ve Bealer, Bonnie K. (2002). The World of Caffeine. Routledge.
  • Daly, John W. ve Fredholm, Bertil B. (2004). 1: Mechanisms of Action of Caffeine on the Nervous System. Coffee, Tea, Chocolate and Brain içinde. CRC Press
  • Snel, Jan, Lorist, Monicque M. ve Tieges, Zoë (2004). 4: Coffee, Caffeine, and Cognitive Performance. Coffee, Tea, Chocolate and Brain içinde. CRC Press




Bu Linki Görmeniz Ýçin SupersatForuma Uye Olmanýz Gerekmektedir.






bilimfili.com sitesindeki bu haberin kaynaðý için Bu Linki Görmeniz Ýçin SupersatForuma Uye Olmanýz Gerekmektedir.