Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
6 sonuçtan 1 ile 6 arasý

Konu: Ýmam-ý Azam Ebu Hanife

  1. #1

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Icon2 Ýmam-ý Azam Ebu Hanife

    Ýmam-ý Azam . </B>
    Ýmam-ý Azam Ebu Hanife

    Tam adý EBU HANÝFE EN-NUMAN BÝN SABÝT (d. 699, Küfe - ö., 767, Baðdat, Irak), fýkýh ve kelam bilgini. Ýslamýn hukuk öðretisi fýkhý sistemleþtirmiþ ve dört Sünni mezhebinden biri olan Hanefiliði kurmuþtur. Kadýlýðý ýsrarla reddederek siyasetten uzak durduðu için yönetenlerin baskýlarýna uðramýþ, hapiste ölmüþtür. Kurduðu mezhep birçok Ýslam toplumunca kabul edilmiþ, Arap ülkelerinin yaný sýra Türkiye, Hindistan, Pakistan, Çin ve Orta Asya'ya kadar yayýlmýþtýr.

    Ebu Hanife, Ýrak'ýn düþünsel merkez-erinden biri olan Küfe'de doðdu. Tüccar olan babasýný izleyerek ipek ticaretine atýldý ve alýþveriþteki dürüstlüðüyle ün yaptý. Bu iþten saðladýðý düzenli ve yüksek gelirin büyük bölümünü hayýr iþlerine ayýrarak özellikle bilginlerin elinden tuttu.

    Doðumu Nesebi ve Künyesi

    Ehli sünnetin dört büyük imamýnýn birincisi olan Ý-mamý Azam Ebu Hanife, H. 80'de Kufe'de doðdu.

    Ýslam'a tam gönül vermiþ abid bir kimse olmasý veya Iraklýlar arasýnda "Hanife" denilen bir divit veya yazý hokkasýný devamlý yanýnda bulundurmasý sebebiyle verilmiþ olduðu söylenmektedir.

    Ýlmi Yetiþmesi

    Ebu Hanife Kufe'de yetiþti. Gençliðinde kumaþ ticaretiyle uðraþtý. Bu ticaret onu ilimle uðraþmaktan alýkoymadý. Onu ilme teþvik edenin Þa'bi olduðu rivayet edilmektedir.

    Ebu Hanife pek çok ilim halkasýna katýlmýþ ve deðerli zatlardan ilim almýþ olmakla beraber, onun en uzun süre hocalýðýný Hammad ibnu Ebi Süleyman yapmýþtýr.

    Ýmamý Azam Ebu Hanife'nin ilmi, hocasý vasýtasýyla dört büyük sahabiye dayanmaktadýr. Þöyle ki; Hz Peygamber'in vefatýndan sonra Kufe'ye yerleþmiþ olan Ali ibnu Ebi Talip ve Abdullah ibnu Mes'ud'dan ilim alan Mesruk ibnu'l-Ecda (Ö. 63), Alkame ibnu Kays (Ö. 62) ve Þureyh (Ö. 80)'den Þa'bi ve Ýbrahim en-Nehai (Ö. 96) ders almýþlar. Onlardan da Hammad ibnu Ebi Süleyman vasýtasýyla Ebu Hanife ilim almýþtýr. Ebu Hanife ayrýca Abdullah ibnu Abbas'ýn kölesi Ýkrime ve Abdullah ibnu Ömer'in azatlý kölesi Nafi vasýtasýyla adý geçen sahabilerin ilimlerinden istifade etmiþ, Mekke fatihi Ata ibnu Ebi Rebah (Ö. 114)'tan da uzun süre ders almýþtýr.

    Çok sayýda hadisi þerif ezberleyen Ebu Hanife büyük bir hakim ve fikir adamý olarak yetiþti. Üstün bir aklý ve herkesi þaþýrtan bir zekasý vardý. Fýkýh ilminde imkansýz gibi görünen bir zamanda benzeri olmayan bir dereceye yükseldi.

    Ders Vermeye Baþlamasý

    Ýmamý Azam Ebu Hanife, on sekiz yýl boyunca kendisinden ilim öðrendiði hocasý Hammad'ýn en sevdiði talebelerinin baþýnda geliyordu. Çünkü o, üstadýnýn söylediklerini en iyi öðrenen ve hýfzeden talebesiydi. Bu yüzden hocasý ders halkasýnýn önünde, kendi hizasýnda ondan baþkasýnýn oturmasýný yasaklamýþtý.

    Hammad'ýn herhangi bir sebepten dolayý þehir dýþýnda olduðu zamanlarda Ebu Hanife, kendisine vekaleten talebelere ders verirdi. Hatta fýkhi meselelerde sorulan sorulara cevap bile verirdi. Hocasý Hammad geldiðinde o sorulara verdiði cevaplarýn çoðunu tasdik ederdi.

    Kufe'nin müftüsü olan hocasý Hammad vefat edince, arkadaþlarý onun yerine oðlu Ýsmail'i geçirmek istediler. Fakat Hammad'ýn oðlunun þiire, gece meclislerine, hikayeye düþkün olduðunu görünce, Ebu Hanife'nin ders vermesi hususunda ittifak ettiler. O da kabul etti.

    Ebu Hanife zühd ve takvasýyla, üstün zekasýyla kendini etrafýndakilere kabul ettirdi. Zamanla þöhreti arttý, ashabý çoðaldý, mecliste en geniþ halkaya sahip oldu.

    Ýmamý Azam'ýn tedris faaliyetinde dikkat ettiði en önemli hususlardan biri de, talebeleriyle istiþare yapmaktý. Onlarla istiþare etmeksizin kendi baþýna bir içtihatta bulunmazdý. Müminler için nasihatta bulunurken katý davranmazdý.

    Talebesi Züfer'den nakledilen þu rivayet de onun sabit fikirli olmadýðýný ortaya koymasý ve istiþareye verdiði önem bakýmýndan dikkat çekicidir. Züfer þöyle der: "Ebu Hanife'nin derslerine devam ederdik, Ebu Yusuf ve Muhammed ibnu Hasan da bizimle birlikte okurlardý. Biz Ebu Hanife'nin görüþlerini yazardýk. Bir gün Ebu Hanife, Ebu Yusuf'a hitaben: "Ey Yakub vay haline! Benden her iþittiðini yazma. Ben bugün böyle düþünüyorum. Yarýn onu býrakabilirim. Yarýnki görüþümü ertesi gün terk edebilirim" dedi." (Ýbnu Muin, Tarih, II. Cilt, sh. 607; Baðdadi, Tarih, XIII. Cilt, sh. 402)

    Yine onun: "Bu bizim söyleyebildiðimiz en güzel sözdür. Kim bizim sözümüzden daha doðru bir söz getirirse, o hakikate bizimkinden daha yakýndýr" dediði; "Senin bu verdiðin fetvalar doðruluðunda hiç þüphe olmayan hakikatler midir?" diye sorulunca da: "Bilmiyorum belki de yanlýþlýðýnda hiç þüphe olmayan yanlýþtýr" þeklinde karþýlýk verdiði nakledilmektedir. (Baðdadi, Tarih, XIII: Cilt, sh. 352)

    Bütün bunlar onun serbest fikirli ve uzak görüþlü bir þahsiyet olduðuna, verdiði hükümlerle de kimseyi ilzam etmediðine iþaret etmektedir. Nitekim kendinin hocalarýna, talebelerinin de kendine karþý zaman zaman muhalefet ederek ayný meselelerde farklý hükümler verdikleri nadir olmayan olaylardandýr.

    Sünnet ve Hadis Konusundaki Tutumu

    Ýmamý Azam Ebu Hanife'nin hadis ve sünneti teþri kaynaðý olarak kabul etme konusunda diðer imamlardan farký yoktur. O þöyle der: "Resulullah (s.a.s.)'in üzerinde konuþtuðu her þey, biz duyalým, duymayalým, baþýmýz ve gözümüz üstündedir. Buna inandýk ve bunun Resulullah (s.a.s.)'in söylediði gibi olduðuna þehadet ederiz." (Ebu Hanife, el-Alim, sh. 27)
    Ebu Hanife'nin istidlal kaynaklarýný sayarken önce Allah'ýn kitabýna sonra Resulullah'ýn sünnetine baktýðý, sonra da sahabe kavlinden dilediðini tercih ettiði rivayet edilir. Kitap ve sünnette bulamadýðý bir hususu son olarak sahabe kavillerinde araþtýrmakta, bunlarýn dýþýndaki görüþleri baðlayýcý saymamaktadýr.

    Ebu Hanife, hadise muhalefet ithamlarýný bizzat kendisi reddetmiþtir. Rivayetlere göre bir meselede kendisine hadise muhalefet ettiði bildirilince, dayandýðý hadisi zikrederek: "Allah, Resulüne muhalefet edene lanet etsin. Allah onunla bize ikram etti, bizi onunla kurtardý" demiþtir. (Ýbnu Abdilberr, el-Ýntika, sh. 144)

    Ebu Muti el-Belhi anlatýyor: "Bir gün Kufe camiinde Ebu Hanife'nin yanýnda oturuyordum. Ýçeriye Süfyanu's-Sevri, Mukatil ibnu Hayyan, Hammad ibnu Seleme, Caferu's-Sadýk ve diðer alimler girdi. Ebu Hanife'yle konuþarak: "Bize ulaþtýðýna göre, sen dinde çok kýyas yapýyormuþsun. Bu yüzden senin için endiþeliyiz. Çünkü ilk kýyas yapan iblistir" dediler. Ebu Hanife onlarla Cuma sabahýndan öðle vaktine kadar münazara ederek görüþünü arz etti ve þöyle dedi: "Ben önce Allah'ýn kitabýyla, sonra Resulünün sünnetiyle amel ederim. Daha sonra sahabenin üzerinde ittifak ettiði hükümleri, ihtilaf ettiði hükümlere takdim ederim. Ancak bundan sonra kýyas yaparým." Bunun üzerine hepsi kalkarak Ebu Hanife'nin elini öptüler ve: "Sen alimlerin efendisisin" dediler." (Þa'rani, Mizan, C. 1, sh. 53)

    Ebu Hanife'nin hadis ve sünnete baðlýlýðýný bunlarýn dýþýnda da birçok rivayet teyit etmektedir.

    Sahabe Sözü ve Uygulamasý Konusundaki Tutumu

    Ýmamý Azam Ebu Hanife, Kur'an ve sünnetten sonra sahabe kavlini baðlayýcý görüyor, fakat kendine bunlar arasýnda tercih yapma hakký tanýyordu. Ebu Hanife bu tercihi bazen þahýslar arasýnda, bazen de rivayetler arasýnda yapýyordu. Ebu Mutý' el-Belhi ile Ebu Hanife arasýnda geçtiði rivayet edilen þu konuþma bu konuda dikkat çekicidir. Ebu Mutý' ona: "Þayet senin görüþün Ebu Bekir'inkine zýt düþerse ne yaparsýn?" diye sordu. O da: "Bu takdirde onun görüþünü alýp kendi görüþümden vazgeçerim. Yine Ömer'in, Osman'ýn, Ali'nin görüþleri karþýsýnda böyle yaparým. Ebu Hureyre, Enes ibnu Malik, Semure ibnu Cundeb hariç Hz. Peygamber'in bütün sahabilerinin görüþlerini kendi görüþlerime tercih ederim." (Þa'rani, Mizan, C. 1, sh. 53)

    Ebu Hanife'nin Ebu Hureyre'yle birlikte bazý sahabileri müstesna tutmuþ olmasý, onlardan rivayet almadýðý þeklinde anlaþýlmamalýdýr. Çünkü Ebu Hanife'nin Ebu Hureyre'den nakledilen hadislerle kýyasý terk ettiði meþhurdur. Zaten kendi de bu sahabilerden nakledilen rivayetleri deðil, onlarýn kendi görüþlerini müstesna tutmaktadýr.

    Beþeri Kanunlar ve Uygulayýcýlarý Karþýsýndaki Tavrý

    Siyasi yapýda Ýslam'ýn gün geçtikçe daha geri planlara itilerek, yerine saltanatýn getirdiði beþeri unsurlarýn hakim kýlýnmasý, Emevi idaresinin özellikle son yýllarýnda zirveye ulaþýr. Bu, Ýslam'ýn insaný ilgilendiren bütün alanlarda esas ve tek ölçü olmasý gerektiði hakikatinin idrakinde olmamaktan baþka bir þey deðildi. Diðer bir ifadeyle Müslümanlýklarýný her vesileyle vurgulayan yöneticiler, Allah'ýn hükümlerine þartsýz itaat anlamýna gelen Ýslam'ýn siyasi boyutunu ihlal edip, itaatlerini sadece kiþisel bazý ibadetlere münhasýr kýlýyorlardý. Ancak, Ýslam'ý yegane ölçü olarak almadýklarý yönetimlerini halk nezdinde meþrulaþtýrmak ve halkýn itaatini kazanabilmek için alimleri araç olarak kullanma politikalarýný sürdürüyorlardý. Þüphesiz bu politikaya kananlar ve sýrf iyi niyetlerinden dolayý böyle bir oyuna alet edildiklerinin farkýna varamayanlar olmuþtu. Ancak bazý þahsiyetler, yönetim iþinde geri plana itilen Ýslam'ý bütün muhtevasýyla ortaya koyup, onun gerektirdiði itaatin alanlarýný her þeye raðmen ifade etmekten çekinmediler. Siyasi ve askeri güçlerine raðmen, yöneticiler bu þahsiyetlerin söz ve tavýrlarý karþýsýnda korkulu rüyalar gördüler. Hiçbir zaman sayýlarý kesin olarak ifade edilemeyecek kadar çok olan, ancak coðrafyanýn ve zamanýn deðiþimine baðlý olarak genellikle tek kalan bu þahsiyetler arasýnda Ýmamý Azam da vardý.

    Emevi ve Abbasi idarelerinin uygulamalarýna bizzat tanýk olan Ebu Hanife, zühd ve takvasý sayesinde yönetimin maþasý olmaktan kendini caný pahasýna koruyabilmiþ bir þahsiyettir. Kullarýn hakkýný gözetmede kusur etmekten korktuðu için Emeviler kadar Abbasiler tarafýndan da ýsrarlý þekilde teklif edilen kadýlýk görevini ve diðer þahsi menfaatlerin hepsini geri çevirmiþtir.

    Ebu Hanife, içinde bulunduðu þartlarda resmi görev almanýn Ýslam'ý temsil etme ve uygulamaya aktarma imkaný saðlayamayacaðýný iyi fark eder. Bu nedenle resmi görev almanýn, meþru olmayan iþlere maþa olmaya neden olacaðý kanaatine varýr. Bu düþüncesini de hiçbir yoruma mahal býrakmayacak þekilde ifade eder. Bu manada kendinden çok deðerli hediyeler karþýlýðýnda bazý isteklerde bulunan sultaný kastederek þunlarý söyler: "Eðer benden Vasýt mescidinin kapýlarýný saymamý isteseydi, onu bile kabul etmezdim. O halde nasýl olur da bir adamý idam etmek için hüküm vermemi ister ve bu hükümle onun boynunu vurmasýna vesile olurum. Ben böyle bir hükmü ihtiva eden kararýn altýný nasýl mühürlerim! Vallahi ben böyle bir iþe ölünceye kadar giremem." (Mezhepler Tarihi, sh. 231)

    Devlet görevini kabul etmesi için deðiþik tekliflerle ve en önemlisi iþkencelerle karþýsýna çýkanlara söylediði þu sözleri ise Ýslam'ý temsilinin önemli bir örneðidir: "Allah'a yemin ederim ki, bu iþi kendi arzumla kabul etmiþ olsam bile, yine de size istediðiniz anlamda yaranamayacaðým. Nerede kaldý ki zorla, istemeye istemeye teklifinize muvafakat edeyim. Herhangi bir hususta vereceðim karar sizin arzularýnýzýn hilafýna olabilir. O zaman bana kýzarsýnýz. Kýzýnca da beni Fýrat nehrinde boðdurmak istersiniz. Boðulurum, fakat kararýmý yine deðiþtirmem."

    Vefatý

    Ebu Hanife'nin ölüm tarihi belli olmakla beraber nasýl öldüðü veya öldürüldüðü hususunda bir ittifak yoktur. Ölüm tarihinin H. 150 olduðunda kaynaklar müttefiktir.

    Ebu Hanife'nin, halife Ebu Cafer el-Mansur'un kadýlýk teklifini kabul etmeyince kýrbaçlandýðý ve hapse atýldýðý kaynaklarda zikredilmektedir. Fakat onun hapisteyken mi, yoksa hapisten çýktýktan sonra mý öldüðü ihtilaflýdýr. Bazý kaynaklarda hapisteyken gördüðü aþýrý iþkenceler sonucu güçsüz düþtüðü ve vefat ettiði bildirilmektedir. Ebu Hanife'nin hapisten çýktýktan sonra, zehirlenerek öldürüldüðü hususunda da rivayetler vardýr. Hatib el-Baðdadi: "Sahih olan onun hapisteyken öldüðüdür" diyor. Baðdadi'den bir buçuk asýr önce yaþamýþ, Ebu'l-Arab Muhammed ibnu Ahmed ibni Temim et-Temimi (Ö. 333), Kitabu'l-Mihen adlý eserinde, Ebu Hanife'nin zehirlenmesiyle ilgili þu bilgiyi verir: "Bana bildirildiðine göre, Ebu Hanife, Ebu Cafer el-Mansur'un talebi üzerine yanýna gitti, içeri girdi. Mansur onun için zehirli bir süt hazýrlatmýþtý. Ebu Hanife yanýna oturunca Mansur sütü getirterek içmesini istedi. Ebu Hanife yaþlýlýðýndan dolayý sütün midesine dokunacaðýný söyleyerek içmek istemedi. Mansur içmesi için ýsrar etti. Ebu Hanife sütü içti, sonra izin almadan Mansur'un yanýndan kalktý. Mansur nereye gittiðini sorunca, Ebu Hanife: "Senin gönderdiðin yere" cevabýný verdi ve oradan ayrýldý. Kýsa bir zaman sonra o süt yüzünden zehirlenerek öldü." (Benzer bir rivayet Saymeri, sh. 93'de geçer) Bu deðiþik rivayetler yüzünden Ebu Hanife'nin ölüm sebebi konusunda kesin bir hüküm verilemiyor.
    Bütün teklif ve tehditlere raðmen, Ýslam'ý yönetim iþlerinde geri plana iten bir yönetimin maþasý olmaktan kaçýnan bu büyük imam, yaþarken cahiliye karþýsýnda yer aldýðý gibi, vefatýndan sonra da bu görevini deðiþik bir tavýrla yerine getirmeyi ihmal etmez. Her gün gördüðü iþkencelerin hayatýnýn sona ermesine yol açacaðýný anlayýnca, sultanýn gasbetmediði ve sahiplik iddiasýnda bulunmadýðý bir yere defnedilmesini vasiyet eder. (Mezhepler Tarihi, sh. 236)

    Cenazesi vasiyeti üzerine Baðdat'ta Hayzunan kabristanýnýn doðu tarafýna defnedildi. Yirmi gün süreyle insanlarýn, kabri baþýnda namazýný kýlmaya devam ettikleri, bu arada halife Ebu Cafer el-Mansur'un da kabri baþýna gelip namazýný kýldýðý rivayet edilmektedir. (Saymeri, sh. 63)

    ESERLERÝ

    Ýmamý Azam Ebu Hanife'nin, günümüze kadar ulaþabilmiþ eserleri pek fazla deðildir. Bunlarýn bir kýsmýnýn da ona ait olup olmadýðý ihtilaflýdýr. Bununla beraber talebeleri Ebu Yusuf ve bilhassa Ýmam Muhammed'in telif ettiði eserler, fýkhýný ve çeþitli konulardaki görüþlerini zamanýmýza kadar ulaþtýrmýþtýr. Ebu Hanife'nin yaþadýðý devirde yazdýrma usulü yaygýn olduðu için hocalar genellikle kendileri yazmaz, talebelerine yazdýrýrlardý. Bu yüzden kendine isnad edilen eserlerin sayýsý fazla deðildir. Bu eserlerin baþlýcalarýný þöyle sýralayabiliriz.
    1. el-Fýkhu'l-Ekber
    2. el-Fýkhu'l-Ebsat
    3. Osman el-Betti'ye Risale
    4. Osman el-Betti'ye diðer bir risale
    5. el-Vasýyye
    6. el-Vasýyye (oðlu Hammad'a)
    7. el-Vasýyye (talebesi Yusuf ibnu Halid es-Semiti'ye)
    8. el-Vasýyye (talebesi kadý Ebu Yusuf'a)
    9. Müsnedu Ebi Hanife (Ebu Yusuf'un rivayetiyle)



  2. #2

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Elinize saglik, selam ile...

  3. #3

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Allah razi olsun

  4. #4

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    7 yýl imam hatip de okudum.......
    bana þunu öðrettiler....
    imamý azam'a ...bir kadýn çocuðu bal yeme hastalýðýna tutulduðu ve onun bal yemesini önlemesi için getirir ve imamý azam da ...kadýna "þimdi git...kýrk gün sonra gel" der....kýrk gün sonra kadýn çocuðuyla gelir ve imamý azam çocuða...."bal yeme" der.....
    çocukda bir daha bal yemez.....
    ama kadýn merak içindedir....niçin kýrk gün beklediðine dair...ve sorar büyük imama.....
    o da cevap verir..."sen ilk geldiðinde bende bal yerdim...çocuðuna "bal yeme" deseydim....bir etkisi olmýyacaktý...kýrk gün boyunca bende bal yemedim...ve çocuðuna bunun üzerine "bal yeme" dedim....
    önce kendim yaptým ki...etkili olsun diye...."
    ama asýl önemli olan.....
    imamý azam'ýn bana zindanda ...iþkence altýnda þehit edildiðini öðretmediler.....(

    imamý azam...ýraka gidince bir konu hakkýnda....bir hüküm verir...
    basra'ya geldiðinde ayný konu sorulur...ama bu sefer o hükmünü deðiþtirir...
    sorarlar niçin ayný konuya farklý hükümler diye......
    o büyük alim...."orasý ýrak'tý...burasý basra.." der....
    yani duruma göre....coðrafyaya göre islami hükümler......
    islamýn evrensel olmasýnýn gereði bu zihniyet olmalý......
    imamý azam..."aklý" önceleyen bir büyük alimdi......

    allah rahmet eylesin büyük imam.....

    teþekkürler beydemir arkadaþým.....temiz insanlarý bize hatýrlattýðýn için...

  5. #5

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    segili arkadaþlar ebu hanife yi imam-ý azam ýn kýzý oldugunu biliyorum bana bu konuda bilgi verirmisiniz

  6. #6

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    Sað olun araþtýrdýðým bir konuydu not aldým.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •