CESUR GENÇ ÝLE ÝYÝLÝK PRENSÝ
Üç yaný aþýlmaz karlý daðlarla çevrelenmiþ, geniþ ve verimli topraklara sahip bir köyün dýþ dünya ile irtibatýný saðlayan tek yol, azgýn sularý olan bir ýrmak üzerindeki tahta köprüydü. Bu köyde yaþayan köylüler kasabaya gitmek için ýrmaðýn en dar kýsmýna yaptýklarý tahta köprüden geçmek zorundaydýlar. Köylüler, arabalara yükledikleri ürünleri kasabada satarlar ve neþe içinde köye dönerlerdi. On yýl vardý ki, neþe yerini kedere býrakmýþtý. Bu on yýllýk sürede köyden ayrýlanlarýn hiçbiri geri dönmemiþti. Ýlk gidenler geri gelmeyince köydekileri bir korku kaplamýþtý. Durumu merak eden köylüler köprünün yakýnlarýna geldiklerinde karþý tarafta dolaþan silahlý adamlar görmüþler ve bunlarýn eþkýya olduklarýný anlamýþlardý. Eþkiyalar tarafýndan öldürülmek korkusu, onlarý dýþ dünyadan habersiz yaþamaya mahkum etmiþti. Fakat yine de birkaç yýlda bir de olsa cesur gençler ortaya çýkmýþ, köydekilerin engellemelerine göðüs gererek köprüden karþý tarafa geçmiþlerdi. Karþýya geçmiþlerdi geçmesine de, içlerinden köye geri dönen olmamýþtý.
Ýþte þimdi bir baþkasý kasabaya gitmek için yola çýkmýþtý. Bu cesur genç atlý arabasýný korkusuzca köprüye doðru sürdü. Karþý kýyýya geçince orman içinde devam eden yol boyunca ilerlemeye baþladý. Daha yüz metre gitmeden büyük bir aðacýn yol üstüne devrilmiþ olduðunu gördü. Cesur genç kýlýcýný çekip yere atlarken haykýrdý: “ Haayt!.. Kimseniz çýkýn ortaya yüzünüzü görelim!.. Böyle yol kesip eþkiyalýk yapmak da ne demek oluyormuþ. Sizin gibilerin hakkýndan gelmesini bilirim ben. “ Bunun üzerine eþkiyalar aðaçlarýn arkasýndan çýkýp cesur gencin etrafýný sardýlar. Eþkiyalarýn reisi, öne çýkarak cesur gencin karþýsýna dikildi: “ Bre genç “ dedi, “ ne baðýrýr durursun? “
Cesur genç: “ Ohoo!.. Demek bunlarýn baþý sensin. Karþýmda öyle dikilip durma. Hemen emir ver adamlarýna kaldýrýn þu aðacý yol üstünden “ deyince, eþkiyalar, kahkahalarla gülmeye baþladý. Reis, bu duruma çok sinirlendi ve “ Susun!.. “ diye baðýrdý. Eþkiyalar susunca reis þunlarý söyledi: “ Hop hop, yavaþ ol aslaným!.Burada reis benim, emirleri ben veririm. Sen istemesen de, o aðaç orada kalacak. Bak aslaným, sana bir teklifim var. Biz burada yirmi kiþiyiz. Bizimle baþ edemezsin. Arabayý bana bedavaya sat, kýlýcýný elinden at, yürü git yoluna, canýn nereye isterse oraya git. “
Bunun üzerine cesur genç: “ Hayýr, ben teslim olmam “ dedi. “ Ölürüm daha iyi. “
Reis: “ Sözlerimi yanlýþ anladýn aslaným!..” dedi. “ Teslim olma diye bir durum ortada yok. Sen teslim olmayacaksýn ki, þanýnla, þerefinle gitmek istediðin yere gideceksin. Farz et ki, kýlýcýný düþürüp kaybettin. Farz et ki, gece ormanda uyurken yorgun olduðundan atýn koþumlarýný çözmeyi unuttun, at da, çekti arabayý götürdü. Ertesi sabah çok aradýn arabayý ama bulamadýn. Ýþte mesele bu kadar basit. “
Cesur genç bir an için durumunu gözden geçirdi. Bunlarla savaþmak akýl karý olmayacaktý. Biri tutup bir ok atsa oracýkta düþüp kalýrdý. O zaman ne deðiþirdi? Bu eþkiyalar yine burada beklerdi ve köydekiler çaresizlik içinde kývranýrdý. Eðer beni býrakýrlarsa kasabaya gider yardým getirir, bu eþkiyalarý yakalatýrým, diye düþündü. Ama sað–salim gitmesine izin verirler miydi? Bunu sormak ihtiyacýný hissetti: “ Yalan söylemediðine nasýl inanayým. “
“ Benim yalan söylemediðime inanman bizden korkmadýðýný ispatlar. Senin gibi yiðit bir gence el kaldýramam. Var þimdi git yoluna. “ Reisin bu sözleri üzerine cesur genç kýlýcýný yere attý ve oradan uzaklaþtý.
Cesur genç ertesi gün akþamüstü kasabaya vardý. Bir han odasý kiralayýp, yemek yedikten sonra, uykuya daldý. Sabahleyin dinlenmiþ olarak giriþimlerine baþladý. Üç gün boyunca çalmadýk kapý, konuþmadýk insan býrakmayan cesur genç, kimsenin kendisini dinlemekten baþka bir þey yapmadýðýný görünce hayretler içinde kaldý. Buraya geldiðine bin piþman bir halde gerisin geriye dönerek tahta köprünün aþaðý taraflarýnda köyüne ulaþabilmek için, umutsuz bir arayýþ içine girdi. Saatler sonra bütün çabasýnýn boþuna olduðunu gördü. Irmaðýn azgýn sularýný aþýp karþý tarafa geçmenin olanaðý yoktu. Canýndan bezmiþ bir halde ýrmak kenarýna oturup etrafýna bakýnýrken, sularýn üstünde bir balýðýn bakmakta olduðunu fark etti. Laf olsun diye balýða seslendi: “ Ey balýk!:.Keþke konuþabilseydin de, seninle iki çift laf edebilseydik. Dertliyim ben, yürekten yaralýyým ben. “
Biraz sonra cesur gencin beklemediði bir þey oldu. Dert dolu, çile dolu haykýrýþýna balýk karþýlýk veriyordu: “ Konuþurum tabii ki, neden konuþmayacakmýþým…Bekle, þimdi yanýna geliyorum. " Balýk bir kuyruk darbesiyle kýyýya ulaþtý ve yakýndaki bir aðacýn arkasýnda gözden kaybolduktan bir saniye sonra, yakýþýklý bir genç olarak ortaya çýktý. “ Merhaba, ben iyilik prensiyim “ dedikten sonra onun yanýna oturdu: “ Bak þimdi, benden çekinmene gerek yok. Cin, peri falan deðilim. Söylediðim gibi ben iyilik prensiyim. Biz de týpký insanlar gibi doðarýz, büyürüz, yaþlanýrýz. Acýkýnca yemek yeriz. Okuma-yazma öðreniriz, kitap okuruz, resim yaparýz. Canýmýz sýkýlýr üzülürüz, fakat üzüntülerimizi fazla önemsememeye çalýþýrýz. Üzüntünün gelip geçici olduðuna inanýrýz. Ben sýkýntýnýn, üzüntünün çaresini insanlara yardým etmekte, insanlara iyilik etmekte bulmaya çalýþmýþ ve kendime yararým dokunmuþtur. Canýmýn sýkýldýðý, üzüldüðüm bir durum olduðu zaman birine bir iyilik yaparým mutlu olurum. Bu mutluluðun devamlýlýk saðlayabilmesi iyilik yapmakla, yardýmlaþmakla mümkündür. Ne dersin arkadaþ, söylediklerimin doðru olduðunu ortaya çýkarmak için, bu yöntem denemeye deðmez mi sence? “
Ýyilik prensinin anlattýklarý cesur gencin üzerinde olumlu tesir yaptý ve þaþkýnlýðýný tamamen yok etti. Kendisinin bir konu hakkýnda görüþü alýnmak isteniyordu ve düþüncesini söylememesi ayýp sayýlýrdý: “ Þimdi sen iyilik prensi olduðundan görevin gereði herkese iyilik yapmak istiyorsun ve iyilik yaptýðýn insanlarýn sevinmesi, sana teþekkür etmesi, mutlu olmaný saðlýyor. Az önce cin, peri olmadýðýný söylemiþtin. Þu an insan görünüþündesin. Ýnsan kýlýðýna girmeden önce bir balýktýn ve ýrmakta yüzüyordun. Sanýyorum ki, sen bir insansýn fakat seni diðer insanlardan ayýran birtakým özelliklere ve farklý düþüncelere sahipsin. Arzu ettiðin bir kýlýða anýnda girebiliyorsun. Bu bir balýk olabilir, bir kuþ olabilir, bir tavþan olabilir. Düþünce farklýlýðý seni insanlardan kesin çizgilerle ayýrýr. Ben, senin yöntemini denemeye deðer desem bile zannetmiyorum ki, bu yöntemi öðrenip de, denemek isteyecek bir baþkasý çýksýn. Gelelim senin bir balýk olma durumuna ve ýrmakta yüzme sebebine…Sen bir balýktýn ve ýrmakta yüzüyordun. Bu bir rastlantý mýydý, yoksa bir nedeni var mýydý? “
“ Ben on sekiz yaþýndayým ve beþ yýla yakýn bir süredir bu ýrmakta yüzüyorum. Seviyorum yüzmeyi. Benim için deðiþiklik oluyor. “
“ Demek bu ýrmakta yüzmek hoþuna gidiyor. Fýrsat buldukça gelip burada yüzüyorsun. Peki, çevrede olup bitenlerden haberin yok mu? Irmaðýn öte kýyýsýnda bir köy var. O köyde yaþayan insanlar var. O insanlar orada hapis hayatý yaþýyorlar. Eþkiyalar tahta köprüde bekliyorlar, köydekileri köprüden geçirmiyorlar. Benden önce köprüden geçenlerin ne olduklarý belli deðil. Ben köprüden geçtim, fakat kýlýcýmý, arabamý elimden aldýlar. Kendi isteðimle deðil, zorla…Kasabadan yardým getirir bu eþkiyalarý yakalatýrým, diye düþündüm. Hiç kimse beni dinlemekten baþka bir þey yapmadý. Sanýrým olanlardan hepsinin haberi var ve yardým etmekten çekiniyorlar, korkuyorlar. Bizim köyün topraklarý çok verimlidir. Piyasadaki sebze-meyve fiyatlarý ucuzlamasýn diye geniþ toprak sahibi kimselerin bir oyunu ile karþý karþýya kaldýk. Sen beþ yýldýr bu durumun farkýna varamadýn mý? Vardýn da yardým etmek aklýna gelmedi mi? Yardým etmek istediðinde seni engelleyen ne oldu? Bu sorulara açýklýk getirmeni istiyorum. Lütfen iyilik prensi, buyurun söz sýrasý sizin. “
“ Yüzmek için buralara gelmeye baþladýðým ilk günlerde durumu fark ettim. O zamanlar çocuk olduðum için, ne yapacaðýmý bilemedim. En iyisi her þeyi gidip babama anlatmaktý. Ben de öyle yaptým. Ýyilik kralý olan babam, anlattýklarýmdan haberi olduðunu, sorunu en ince ayrýntýlarýna kadar araþtýrdýðýný, yardým etme konusunda tereddüt içine düþtüðünü, yardým ettiði takdirde pek çok kiþinin alýnyazýsýnýn bir anda deðiþeceðini, meselenin yetki alaný dýþýna taþtýðýndan duruma müdahale etmediðini ve benim olan biteni görmemezliðe gelmem gerektiðini söyleyince, babamýn sözlerinin doðru olduðunu düþünüp hiçbir þeye karýþmadým. “
“ Sayýn iyilik prensi, iyilik ve kötülük her insanýn kalbinde doðuþtan yer etmiþtir. Ýnsan büyüyüp geliþtikçe kalp de buna paralel olarak büyür, geliþir. Kalp büyüyüp geliþtikçe kalpte bulunan iyilik ve kötülük davranýþlarda, hareketlerde belirmeye baþlar. Çocuklara iyilik yapmanýn iyi bir þey, kötülük yapmanýn kötü bir þey olduðunu mutlaka anlatmalýyýz. Onlara kalbindeki iyilikleri ön plana çýkarmasý için yardýmcý olmalýyýz. Çocuk, kalbindeki kötü duygulara gem vurmayý öðrenmelidir. Bunlarý çocuða öðretecek olanlar davranýþlarýna dikkat etmek zorundadýr, çünkü çocuk büyüklerinin davranýþlarýný, sözlerini, yaptýklarýný yakýndan takip eder. Kendine onlarý örnek alýr.
Buradaki silahlý adamlar iyi eðitim görmedikleri için, iyiliði bilememiþler, iyi insan olamamýþlar, kötü olmuþlar, eþkiya olmuþlar. Onlar bir köy halkýný üzdüklerinin, acýlar içinde býraktýklarýnýn farkýnda deðiller. Onlara yaptýklarýnýn doðru olmadýðýný anlatalým, yaptýklarý yanlýþý fark ettirelim. Onlarla konuþalým. Onlara iyiliðin ne olduðunu, iyi bir insanýn nasýl olmasý gerektiðini anlatalým. Ben bir insan ne kadar kötü olursa olsun, kalbinde azýcýk da olsa iyi duygular kaldýðýna inanýrým. Ýþte biz azýcýk kalmýþ olan iyi duygularý harekete geçirip canlandýrmaya çalýþacaðýz. Ýyi duygularýn ileri doðru attýðý her adým kötü duygularý bir adým gerileteceðinden öyle bir an gelecek ki, iyi duygular kötü duygularý geçecektir. Ýyi duygularý önde olan insan, iyi insan olmuþ demektir. Sayýn iyilik prensi, iyilik yapmanýn büyüðü, küçüðü olmaz. Ýyilik iyiliktir. Gel bir iyilik de bize yap. Þu eþkiyalarý yakalamama yardýmcý ol. Onlara her þeyi anlattýðýmýz takdirde inanýyorum ki, tuttuklarý yolun yanlýþ olduðunu fark edip yollarýný deðiþtireceklerdir. Bu tarafa geçeceklerdir. “
Cesur gencin daha fazla konuþmasýna iyilik prensi izin vermedi. Bir eliyle onun aðzýný kapatarak gülümsedi: “ Tamam… Anlatmak istediklerini çok iyi anladým. Ben bu konuyu böylesine derin düþünemedim. Þuna inandým ki, senden öðrenmem lazým gelen çok þey var. Bunlarý sonra konuþuruz. Bir plan dahilinde eþkiyalarý yakalayalým. Onlarla sen konuþ, her þeyi anlat. Ýyilik ne demek, bunu onlara öðret. Baþarýlý olacaðýna inancým sonsuz. “
Birkaç dakika sonra iyilik prensi bir kartal kýlýðýna girerek eþkiyalarýn bulunduðu tarafa doðru uçtu. Cesur genç de yürüyerek yola çýktý. Kartal biraz sonra tahta köprünün üstünde daireler çizerek uçmaya baþladý, aniden kalýn bir ip oldu ve aþaðýya süzüldü. Oralarda dolaþmakta olan eþkiyalarý yakaladýktan sonra barýnak olarak kullandýklarý büyük bir maðaraya götürdü. Maðara, atlar, arabalar ve eþyalarla doluydu. Eþkiyalar bunlarý kasabaya gitmek isteyen köylülerden zorla almýþlardý.
Cesur genç maðaraya geldiðinde eþkiyalarý bir köþede kýskývrak baðlý otururlarken görünce çok sevindi. Bu sevincini onlara belli etmedi. Eðer eþkiyalar onun sevindiðini fark ederlerse kendisine kýzabilirler ve onun iyilik, doðruluk hakkýnda söyleyeceði sözleri, vereceði nasihatleri dinlemeyebilirlerdi. Cesur genç eþkiyalarla konuþtu. Onlara tuttuklarý yolun yanlýþ olduðunu, eðer isterlerse yardým edebileceðini, eþkiyalýk yapmadan da bu dünyada yaþanabileceðini anlattý. Hiç kimsenin bir baþkasýnýn malýný zorla alamayacaðýný, tam on yýldýr köyde yaþayanlara hayatý zindan ettiklerini, bunun haksýzlýk olduðunu, bu haksýzlýða neden olanlarý efendi olarak kabul etmeyip, kendi kendilerinin efendisi olmalarý gerektiðini belirtti.
Bu arada daha önce köprüden geçenlerin öldürülmediði, salýverildiði ortaya çýktý. Eþkiyalarda piþmanlýk belirtileri baþlamasý üzerine onlarý yakalamýþ olan kalýn ip gevþedi ve sonunda çözüldü. Kalýn ip insan kýlýðýna girdi ve iyilik prensi oldu. Ýyilik prensi kýsaca kendini tanýttýktan, onlara bundan sonraki yaþamlarýnda baþarýlar diledikten sonra, cebinden deri bir kese çýkararak saçlarýndan birer tel koparýp keseye atmalarýný istemeyi ihmal etmedi. Böylelikle nereye giderlerse gitsinler, onlarýn izini bulabilecek ve iyi insan olup olmadýklarýný kontrol edebilecekti.
Cesur genç köyünde krallar gibi karþýlandý. Köyde o gece þenlikler yapýldý, eðlenceler düzenlendi, ziyafetler verildi. Herkes tahta köprünün ulaþýma açýlmasýnýn sevinci içindeydi. Ýyilik prensi ise, kimliðini belli etmeden bir kenarda oturup eðlenceleri izledi. O kadar güzeldi ki, karþýlýk beklemeden baþkalarýna yardýmcý olabilmek, onlara mutluluk verebilmek. Varsýn seni kimse tanýmasýn, adýný kimse bilmesindi. Sen iyilik yaptýðýný biliyordun ya, bu sana yeterdi.
SON
Yazan: Serdar Yýldýrým
YILDIZ AÐACI
Seçme Türk Masallarý
Gönül Yayýncýlýk 2017
Sayfa 36 - 50


Teþekkur:
Beðeni:

Alýntý
Yer imleri