YUFKA YÜREKLÝ ÖRÜMCEK
Terkedilmiþ, boþ bir evin çatý katýndaki tek odada bir örümcek ailesi yaþýyordu. Bu örümcek ailesi, anne örümcek ile üç yavrusundan ibaretti. Anne örümcek aðýný camý tamamen kýrýk pencerenin arkasýnda bulunan iki dolabýn arasýna germiþti. Gündüzleri güneþ ýþýnlarý sayesinde dolaplarýn arasýndaki gerili að dýþarýdan belli olmazdý. Pencereden hýzla uçarak giren sinekler, kelebekler, arýlar…daha ne olduðunu anlayamadan bu örümcek aðýna yapýþýr kalýrlardý. Bir anki þaþkýnlýktan sonra çýrpýnmaya, feryat etmeye baþlayan kanatlý küçük yaratýklar haliyle aðýn þiddetli þekilde titreþimine sebep olurlardý. Dolaplardan birinin açýk kalmýþ çekmecesinin içinde yavrularýyla birlikte oturmakta olan anne örümcek, titreþimleri hemen fark ederdi. Hiç vakit kaybetmeden çekmeceden çýkar, avýný görürdü:
“ Hým… Bir sinek. Biraz irice de. Yavrularýma biraz sonra güzel bir ziyafet çekebileceðim “ diye söylenir ve avýný yakalamak için harekete geçerdi. Kendisinden belki on - on beþ defa büyük olan anne örümceðin üzerine doðru gelmekte olduðunu gören sinek, yakalandýðý bu korkunç tuzaktan kurtulmak için var gücüyle çabalamasýna karþýn baþarýlý olamazdý. Örümcek aðýnýn bileþiminde çok kuvvetli yapýþtýrýcý özellik bulunurdu ve sinek gücünün sýnýrlarýný sonuna kadar zorlasa bile bu onun kurtulmasýna yeterli olamazdý. Anne örümcek sineðin kendisine zararý dokunmayacaðýný bildiði için, aðzýndan çýkardýðý ifrazat sayesinde sineðin kanatlarýný, ayaklarýný baðlayýp, sarýp sarmaladýktan sonra uzun iki ön diþi ile avýný ýsýrýp zehirleyip öldürürdü. Daha sonra cansýz sineði sýrtlayýp yavrularýnýn yanýna götüren anne örümcek bununla hem kendi beslenir, hem de yavrularýný beslerdi. Böylece aradan haftalar geçti. Geçen zamanla birlikte yemek sorunu daha fazla hissedilir oldu. Artýk yakalanan avlar yetmemeye baþlamýþtý. Yavru örümcekler doymadan sofradan kalkýyorlardý. Anne örümcek, bu soruna bir çözüm yolu bulmak için, ne kadar kafa yorduysa da iþin içinden çýkamadý.
Bir gece yarýsý yavrular uyumuþlar, anne örümcek de uyumak üzereydi ki, çekmecenin içine kadar uzanan að sallanmaya baþladý. Anne örümcek birden irkildi. Bu münasebetsiz de kimdi böyle? Gecenin bir vakti, þu zifiri karanlýkta baþka iþi yok muydu da gezmeye çýkmýþtý. Gel bir de aða takýl sonra uðraþ kurtulmak için. Bilirler kurtulmanýn olanaksýz olduðunu yine de çýrpýnmadan duramazlardý. Can korkusu harekete geçiriyordu bunlarý. “ Ne zamandýr geceleri av yakalanmýyordu aðýma, diye düþündü anne örümcek. Gidip göreyim bakalým, kimmiþ bu uykusuz geceler geçiren kanatlý küçük yaratýk. “ Anne örümcek bir koþuda dolabýn üstüne çýktý, aþaðýya baktý. Aðýn ortasýnda bir küçük ýþýk ileri – geri, saða – sola sallanýyor, fakat oradan ayrýlamýyordu. Anne örümcek bunun bir canlý olduðunu düþündü. Evet, bu bir ateþböceði olmalýydý. Geceleri ateþ gibi yanan, ýþýyan, kanatlý ve adýna ateþböceði denen bir böceðin varlýðýna dair söylentiler iþitmiþti iþitmesine de þimdiye kadar hiç görmemiþti. Örümceklere zararý dokunmaz diye anlatmýþlardý ya yine de ne olur, ne olmazdý. Hayatta fazla meraklý olmak bazen üzücü ve hesapta olmayan sonuçlar doðurabilirdi. Adý üstünde ateþböceði yani ateþ saçan böcek. Yanýna giderse belki üstüne ateþ atardý bu böcek, yakardý belki. En iyisi gidip uyumaktý. Sabah olunca gider yakýndan bakardý nasýl olsa kimin nesidir, kimin fesidir diye. Anne örümcek dolabýn çekmecesine girdi. Dýþarýdaki að ile çekmecenin içindeki aðýn irtibatýný saðlayan ince baðlarý birbirinden ayýrdý. Ateþböceðinin çýrpýnmalarý kendisini ve yavrularýný rahatsýz etmeyecekti.
Sabah olunca anne örümcek uyandý, ortalýk aydýnlanmýþtý. Yavrularý hala uyuyordu. Ateþböceði aklýna geldi. Çekmeceden dýþarý süzülüp, dolabýn üstüne çýktý. Aþaðý baktýðýnda gördüðü manzara karþýsýnda gözlerine inanamadý. Aðýn ortasýnda bir böcek, onun etrafýnda iki sinek, bir sivrisinek ve bir de arý. Ortadaki böcek ateþböceði olmalýydý. Sessizce duruyordu, ýþýk falan da saçmýyordu. Ýþte, bu çok iyiydi. Ondan bir zarar gelmezdi. Ýki sinekle bir sivrisineði yavrularýna yakalattýrmalýydý. Onlar da bu iþin inceliklerini öðrenmeliydi. Aðýn alt tarafýnda bir arý…ama ne arý…kocaman bir þey, üstelik iðnesi var. Durumun kötü tarafý tek kanadý aða yapýþmýþtý, öteki kanadý serbestti, ayaklarý serbestti. Kanadýný hýzla çýrptýkça, kurtulmak için çabaladýkça aðýn zangýr zangýr sallanmasýna neden oluyordu. Onu yakalamanýn çok zor olacaðýný düþündü, anne örümcek. O olmasaydý olurdu ama böyle semiz bir avý kaçýrmak istemezdi. Anne örümcek gidip yavrularýný uyandýrdý. Gördüklerini anlatýp bir plan dâhilinde yapacaklarýný açýkladý. Yavrularýndan ikisi istekli olurken, birisi, “ Anne, bu sabah baþým çok aðrýyor, ben gelmesem olmaz mý? “ dedi. Anne örümcek buna itiraz etmedi.
Anne örümcek ile iki yavrusu aðýn üzerinde görünür görünmez aða yapýþýp kalmýþ, kurtulmak için çabalayan kanatlý küçük yaratýklar gayretlerini üç-dört katýna çýkardýlar. Önce anne örümcek að ipleriyle ateþböceðini sýkýca baðladýktan sonra götürüp çekmecenin bir köþesine býraktý. Tekrar aðýn üstüne geldi. Yavrularýna, “ Saðdaki sinek senin, soldaki de senin. Haydi bakalým, marþ marþ ! “ diye emir verdi. Ýki yavru, annelerinin verdiði komutla birlikte avlarýnýn üstüne atýldýlar. Kýsa süren bir boðuþmadan sonra, onlarý að ipleriyle sýkýca baðladýlar. Uzun iki ön diþleri ile ýsýrýp zehirleyip öldürdükten sonra avlarýný çekmeceye býraktýlar ve geri döndüler. Anne örümcek avcýlýk görevlerini kusursuz bir þekilde yerine getiren yavrularýný kutladý. Hemen sonra anne örümcek sivrisineðin üstüne yürüdü. Anne örümceðin kendisine doðru hýzla yaklaþmakta olduðunu gören sivrisinek, karþý koymaya çalýþtýysa da baþarýlý olamadý. Bir dakika sonra onun cansýz vücudu anne örümcek tarafýndan çekmeceye getirilip býrakýldý.
Anne örümcek tekrar aðýn üzerine döndü. Þimdi bütün iþ arýyý yakalamaya kalmýþtý. Kesinlikle onun yanýna fazla sokulmamalý ve iðnesinden mümkün olduðunca uzak durmalýydý. Yavrularýna bir kenarda beklemelerini ve bu mücadeleye karýþmamalarýný söyledi. Aðýr ve temkinli adýmlarla arýya doðru yaklaþmaya baþladý. Arý ise, örümcekleri aðýn üzerinde gördüðü andan itibaren kurtulma çabalarýný yavaþlatmýþ, kuvvetini toplamaya çalýþmýþtý. Postunu pahalýya satmaya kararlýydý. Tek kanadýný devamlý çýrpmasý, ayaklarýnýn aða yapýþmasýný önlüyordu. Anne örümcek aradaki mesafeyi yeterli bulunca aðzýyla arýnýn üstüne að ipi fýrlatmaya baþladý. Arý, çevikliði sayesinde bunlarý kolaylýkla savuþturmayý baþarýyordu. Fakat bu böyle devam edemezdi. Að ipleri örümcek aðý ile kendi gövdesi arasýndaki boþluðu süratle dolduruyordu. Bulunduðu yerdeki taban seviyesi giderek yükseliyordu. Arý, að iplerini kolaylýkla savuþturmasýnýn sebebini anladý. Hedef kendisi deðildi ve örümcek bunu çok akýllýca düþünülmüþ bir plan dâhilinde gerçekleþtiriyordu. Baskýn her zaman basanýn deðildi. Arý artýk kurtulmanýn imkânsýzlaþtýðýný düþündü. Þimdiye kadar kim bilir kaç günahsýzýn canýný almýþ olan bu katil ölmeliydi.
Örümceðin son olarak fýrlattýðý að ipini ayaklarýyla yakaladý ve tüm kuvvetiyle geriye doðru çekti. Gerili durumdaki að ipinin diðer ucu aðzýndan çýkmakta olan anne örümcek ayaklarýnýn yerden kesildiðini hissetti ve arýya çarparak sýrtüstü aðýn üstüne düþtü. Arý ayný anda anne örümceðin üstüne atýldý ve aralarýnda müthiþ bir ölüm-kalým mücadelesi baþladý. Bu sýrada arýnýn aða yapýþmýþ olan kanadý koptu. Serbest kalan arý bütün kuvvetiyle anne örümceðin üzerine abanmaya ve saðlam olan kanadýyla anne örümceðin kafasýný geriye doðru bastýrmaya baþladý. Böylelikle anne örümceðin zehirli diþlerinden korunmuþ oluyordu. Arý sipsivri iðnesini çýkartarak gücü gitgide tükenmekte olan anne örümceðe doðru yaklaþtýrmaya baþladý. Anne örümcek, çaresiz, arýnýn iðnesini batýrmasýný beklerken, ölümün soðuk nefesini hissetti. Bu zor durumdan kurtulmasýnýn olanak dýþý olduðunu biliyordu. Kaderine boyun eðdi ve gözlerini kapattý.
Anne örümcek birdenbire rahatladýðýný fark etti. Sanki üstünden büyük bir yük kalkmýþtý. Ayaklarýný kýpýrdattý. Ayaklarýný rahatça hareket ettirebilmesi, onu çok þaþýrttý. Hayret, arý artýk üstünde deðildi, ya o zaman neredeydi? Gözlerini açtý. Kulaklarý uðulduyordu. Sýrtüstü yattýðý yerden doðrulurken, sol tarafýnda gördükleri karþýsýnda hayretler içinde kalarak bir an için aklýný kaçýrdýðýný sandý. Olamazdý, hayýr olamazdý. Arý, yavrularýna saldýrýyordu.”Dur arý, býrak yavrularýmý, onlar daha küçücükler. Olmaz, býrak, elleme onlarý “ diye baðýrmak istedi, fakat sesi çýkmýyordu. Arýnýn üstüne atýlmak istedi. Boþuna, her þey boþunaydý. Daha ilk adýmýný atarken, yüzükoyun yere yýðýlýverdi.
Þimdi anne örümcek yattýðý yerden iki yavrusuyla arýnýn yaptýklarý müthiþ mücadeleyi seyretmeye baþladý. Aradan biraz zaman geçince yavrularýnýn hiç de tehlikede olmadýklarýný aksine arýyý yenebileceklerini anlayýnca rahatladý. Ýnanamýyordu, þu ikisi onun küçücük yavrularý To ile Tu muydular? Þu gördüklerini baþkasý anlatsaydý mümkünü yok inanmazdý, beni kandýrýyorsun derdi, anlataný yalancýlýkla suçlardý. To ile Tu büyümüþler, kocaman birer örümcek olmuþlar da haberim yokmuþ, dedi kendi kendine. To ile Tu’nun yüzleri nasýl korkunç bir hal almýþtý, gaddarca saldýrýyorlardý arýnýn üstüne. Ýmkaný yok arý bunlarýn elinden kurtulamazdý, bu vahþilerin elinden. Anne örümcek arýnýn parça parça ediliþini seyrederken, içinin ürperdiðini hissetti. Acýmýþtý arýya. Sanki biraz önce arýnýn canýna kastetmek isteyen kendisi deðilmiþ gibi. Anne örümcek gözlerini kapadý, artýk bakmak istemiyordu. Hiçbir þey düþünmek istemiyordu. Dipsiz bir kuyuya yuvarlanýyor gibi oluyordu. Az sonra kendinden geçti, bayýlmýþtý.
Anne örümcek saatler sonra kendine geldi. Yavrularý baþýnda bekliyordu. Saðýný, solunu yokladý. Kýrýk-çýkýk yoktu. Sadece karný aðrýyordu. Acýktýðýný anladý. Karnýný doyurduktan sonra kuvveti yerine gelmeye baþladý. Birden ateþböceði aklýna geldi. Etrafýna bakýndý, onu göremedi. Yavrularýna ateþböceðinin nerede olduðunu sordu.
To: “ Aman anne, býrak þu gevezeyi. Saatlerce baþýmýzýn etini yedi. Çenesi hiç durmadý. Bazen yalvarýyor, ben bir garibaným, yoktur kimseye zararým, býrakýn evime gideyim, diye; bazen de baðýrýp çaðýrýyor, çabuk çözün beni, alýrým hepinizi ayaðýmýn altýna, daðýtýrým burayý, diyerek tehdit ettiði bile oluyor. Ben de kýzdým, aðýn arka tarafýnda rahatça hareket edebileceði kadar bir yer ördüm að ipleriyle ona. Þimdi orada sessizce oturuyor. Nasýl olsa ona aðýn arkasýnda bir yer hazýrlayacaktýk, öyle deðil mi anneciðim? “
Anne örümcek To’nun söyledikleri karþýsýnda gülümsemekten kendini alamadý: “ Öyle yavrum, aynen ben de öyle düþünmüþtüm. Ateþböceði geceleri ýþýk saçtýðý için, o ýþýða aldanýp gelen birçok kanatlý küçük yaratýk tuzaða düþüp aðýmýza yakalanacaktýr. Böylelikle yemek sorunumuz halledilmiþ olacak. “
Aradan iki ay geçti. Bu zaman zarfýnda, önce To, birkaç gün sonra Tu, annelerinden izin alarak kendi hayatlarýný yaþamak üzere yuvadan ayrýldýlar. Ayrý yerlerde aðlarýný gerip yaþantýlarýna bir baþlarýna yön vereceklerdi. Anne örümceðin yanýnda kalan son yavrusunun adý Ta idi. Anne örümcek, Ta’nýn diðer kardeþlerine benzemediðini ve örümcek nesliyle yakýndan uzaktan hiçbir baðlantýsýnýn olmadýðýný fark etmekte gecikmedi. Ta’nýn sadece dýþ görünüþü örümceðe benziyordu. Oysa örümceði örümcek yapan acýma duygusunun yokluðuydu. Örümcek dediðin aðýný uygun bir yere gerer, avýný beklerdi. Artýk ne denk gelirse bir sinek, bir böcek, bir kelebek…kýsmetine düþen yiyeceðin olurdu. Ne yapsýnlardý yani örümcekler hiç av yakalamayýp aç mý kalsalardý? Açlýktan kýrýlsalar mýydý? Ölseler miydi?
Anne örümcek çok üstelemesine karþýn, Ta’ya aða yapýþýp kalmýþ hiçbir avý yakalatmayý baþaramadý. Ne zaman Ta’yý görevlendirse Ta mutlaka bir bahane bulup yan çiziyordu. Ya ayaklarý aðrýyor, ya çok yorgun oluyor, ya da gözleri kararýyor, baþý dönüyordu. Sonunda þöyle bir olay bardaðý taþýran son damla oldu: Bir gün aða yapýþan bir sineði yakalamasýný istedi, anne örümcek. Ta, yakalamasýna yakalardým ama caným yakalamak istemiyor nedense, dedi. Bunun üzerine anne örümcek, Ta’yý karþýsýna alýp daha önce defalarca yaptýðý gibi nasihat etmeye baþladý:
“ Bak yavrum. Kardeþlerin aramýzdan ayrýlalý dört ay oldu. Onlar, istedikleri gibi hayatlarýný yaþayacaklar. Seninde av yakalama iþini öðrenip kendi düzenini kurma zamanýn geldi. Aç yaþanmaz. Avlanýp karnýný doyurmayý öðrenmelisin. Ben her zaman baþýnda bulunamam. Sözümü dinlersen zararlý çýkmazsýn. Hemen þimdi dýþarý çýkýp þu sineði buraya getirmeni istiyorum. “
Ta, boynunu büktü: “ Ne yapayým, elimde deðil. Doðuþtan belki de bilemiyorum, içimden hiç gidip o sineði yakalayasým gelmiyor. O sineði öldüremem ben. Baþkalarýna zarar vermek düþüncesi anlamsýz geliyor bana. Onun da caný var, yazýk…Keþke býraksaydýk da uçup gitseydi. “
“ Tamam býrakalým. O zaman aç kalýrýz. “
“ Ýçeride sabahleyin yakaladýklarýn belki iki gün bize yeter. “
“ Sana kalsaydý onlarý da býrakýrdýn sabahleyin. Çok konuþtuk, haydi dýþarýya “ diyen anne örümcek, Ta’yý sürükleyerek aðýn üstüne çýkardý ve sineðin yanýna getirdi:
“ Sana bir dakika süre. Eðer bu süre içinde þu sineði yakalamazsan çekip gideceðim ve bir daha da beni göremeyeceksin. Ýþte bu kadar “ diyerek son sözünü söyledi. Ta, ne yapacaðýný bilmez bir halde etrafýna bakýnýrken süre dolunca anne örümcek hýzlý adýmlarla yuvasýný ve yuvanýn bulunduðu binayý terk edip gitti. Ta, üzgün bir halde olduðu yere oturdu ve yanýndaki sineðe dönerek:
“ Ya durum böyle, sinek kardeþ. Benim iyiliksever, hoþgörülü, cana yakýn düþüncelerim en yakýnlarýma bile ters geliyor. Nedense onlar beni bir türlü olduðum gibi kabullenmek istemiyorlar. Meseleye onlarýn açýsýndan bakarsan yerden göðe kadar haklýlar. Haklý olduklarýný ispat etmek için en küçük bir çaba içine girmezler. Bu böyle olacak derler. Derler demesin de o dediklerinin yanlýþ olabileceðini bir an için bile olsa kabul etmek istemezler. Ben de ne zaman fikrimi söylemek isteyip konuþmak istesem lafý aðzýma týkarlar. Konuþturmazlar bile. Sanki sadece siyah ve beyaz renkler var dünyada. Mavi, sarý, yeþil, kýrmýzý gibi birçok renk hiç yok. Annemin benim sözlerimi, fikirlerimi önemsemeyip çekip gideceðine, biraz anlayýþ gösterip meseleye daha ýlýmlý bir ortak çözüm bulunabilirdi diyorum “ dedikten sonra sineðin bir þeyler söylemesini bekledi. Fakat sinek, Ta sözlerini bitirince bakýþlarýný ondan kaçýrarak göz göze gelmemeye çalýþtý. Belli Ta’nýn anlattýklarý sineðin korkusunu hafifletmeye yetmemiþti. Bu durumu fark eden Ta’nýn içi sýzladý, kahroldu. Ýki damla gözyaþý göz pýnarlarýndan çýkýp yanaklarýna doðru süzüldü. Biraz sonra Ta’nýn serbest býraktýðý sinek sevinç içinde kanatlarýný çýrparak uçup giderken, “ Teþekkür ederim, çok teþekkür ederim “ diye baðýrdý. Böylelikle, hiçbir örümcek avýnýn kaçýp gitmesine göz yummaz, özdeyiþi geçerliðini kaybediyordu.
Ertesi sabah Ta erken saatlerde uyandý. Ortalýk aydýnlanmýþtý. Çekmeceden dýþarý çýkýp aðýn üzerine gelmesiyle gerisin geriye dönüp çekmeceye girmesi bir oldu. Kaç tane olduðunu tam olarak anlayamamýþtý ya, belki üç, belki dört tane av yakalanmýþtý aða. Ne yapacaktý þimdi? Bunlardan nasýl kurtulacaktý? Gidip konuþmaya kalksa, “ Kardeþler, sakýn benden korkmayýn. Sizleri kurtarmaya geliyorum. Az sonra hepiniz özgür olacaksýnýz. Benim isteðim dýþýnda aða yakalandýnýz. Üzüntüm sonsuz. Affedin beni, sizlerden özür diliyorum “ diyerek, kesinlikle dünkü sinek gibi bunlar da karþýsýnda korkudan titreyeceklerdi. Baþka bir çözüm yolu bulmalýydý ya, nasýl? Konu üzerinde fikir yürütmeye baþladý:
“ Avlarýn aða gece karanlýðýnda yakalandýklarý belli. Neden yakalandýlar aða? Ateþböceðinin ýþýðýna kanýp geldiler ve yakalandýlar. Ateþböceði olmasaydý þu an aðýn üzerinde büyük bir ihtimalle bir tane bile canlý bulunmayacaktý. O zaman benim baþýma bu derdi saran ateþböceðidir. Ateþböceði bu derdimin nedeni olduðuna göre, benim bu dertten kurtulmam için, bana yardým etmek zorundadýr. Ne yaparým ben þimdi: Dün annem giderken ateþböceði uyuyordu, onun için hiçbir þeyden haberi yok. Sessizce ateþböceðinin yanýna giderim. Dün olanlardan baþlayarak her þeyi olduðu gibi anlatýrým. Sineði býraktýðým gibi, onlarý da býrakacaðýmý söylemesini isterim.
Ateþböceðinin onlarla, onlarýn beni görmeden önce konuþmasý, benim onlarý serbest býrakýrken, onlarýn benden korkmamasýný saðlayacaktýr. Hem akþam olmadan ateþböceðini de serbest býrakayým. Annem her gün aþaðý iner, ormandan ateþböceðinin beslenmesi için çiçektozu toplardý. Benim burada ona ihtiyacým olmadýðýna göre, onu boþu boþuna beslemem de gerekmez. Zaten iki aydýr aðýn arkasýnda, küçücük bir yerde, özgürlüðü kýsýtlanmýþ vaziyette oturup duruyor. Varsýn gitsin yoluna, yaþasýn hayatýný. “
Her þey Ta’nýn düþündüðü gibi oldu. O gün akþamüstü hava kararýrken ortada ne örümcek aðý vardý, ne ateþböceði vardý, ne sinek, ne sivrisinek, ne arý, ne kelebek, ne feryatlar, ne yalvarmalar, ne can almalar… hiçbiri yoktu artýk. Yarýn, baþka bir gün olacaktý. Yarýn, geçmiþine ait ateþböceðinin giderken söylediði son cümleden baþka bir þey hatýrlamamaya kararlýydý. Ne demiþti ateþböceði ona son olarak “ Saðlýcakla kal, yufka yürekli örümcek “ Ýþte bu çok güzeldi. Çok hoþuna gitmiþti Ta’nýn.
Günler günleri kovaladý. Aradan kýrk gün geçti. Ta, annesinin gitmeden önce çekmeceye býrakmýþ olduðu yiyeceklerle on gün idare ettikten sonra tam otuz gündür hiçbir þey yemeden bekliyordu. Neyi beklediðini kendisi de bilmiyordu. Bu bekleyiþ bir ümit bekleyiþi deðil, umutsuz bir bekleyiþti. Umutsuzluðun bir bekleyiþiydi. Artýk hareket kabiliyetini kaybetmiþti. Çekmecede öylece yatýyordu. Bakýþlarý durgunlaþmýþ, düþünceleri donuklaþmýþ, yattýðý yerde kalakalmýþtý. Gittikçe daha çoðalan uyku hali, belirlenemeyen bir belirsizlik içinde geceleri, gündüzleri ve hayatý, yaþamý siliyordu. Belli ki, sonsuz uyku denen þey yaný baþýndaydý.
Anne örümcek, Ta’yý tek baþýna býrakýp yuvasýný terk ettikten sonra günlerini diðer iki yavrusu To ile Tu’nun yanýnda geçirip geri döndü. Kim bilir Ta þimdi ne yapýyordu? Herhalde kendi düzenini kurmuþ, hayata sýký sýkýya sarýlmýþ olmalýydý. Hayat dediðin de neydi ki: Bir örümcek için, hayatýný yaþamaktan daha kolay ne olabilirdi ki? Uygun bir yere aðýný gerer, avýný bekler, av aða yakalanýnca avý tutar, karnýný doyururdun. Ýþte hayat bir örümcek için bu kadar basitti. Anne örümcek evin dýþ duvarýný týrmanýp pencere kenarýna çýktý. Ýçeri doðru baktý. O da ne? Ýki dolap arasýnda gerili bulunan að þimdi yerinde yoktu. Anne örümcek sarsýldýðýný hissetti. Burada neler olmuþtu? Peki, Ta neredeydi? Hýzlý adýmlarla aþaðý inerek dolaplardan birine týrmanmaya baþladý. Bir taraftan da “ Ta…Nerdesin! Ta bak annen geldi. Ta…Ta…” diye baðýrýyordu. Anne örümcek korkunç bir telaþ içinde çekmeceden içeri girdi ve Ta’yý bir köþede boylu boyunca yatarken görünce derin üzüntülerle kahroldu. Kimselere zararý dokunmayan yavrusu akýl almaz þekilde zayýflamýþtý ve hiç hareket etmiyordu. Anne örümcek bir anlýk duraklamadan sonra “ Ta…Ta…” diye baðýrarak Ta’nýn yanýna koþtu ve yere diz çöktükten sonra Ta’yý kucakladý:
“ Ta yavrum, bak ben geldim. Ta annen geldi. Gözlerini aç, bir þeyler söyle, yalvarýrým Ta “ diye konuþurken, bir taraftan da aðlýyordu. “ Ah Ta, ben ne büyük bir hata iþledim de seni tek baþýna býrakýp gittim. Bilemezdim böyle olacaðýný, bilemezdim baþkalarýnýn canýný kendi canýndan üstün sayacaðýný. Böylesi duyulmuþ, görülmüþ deðil. Sen her zaman farklýydýn, fakat ben deðiþirsin sandým, yanýldým. Hata ettim. Suçluyum. Bunu kabul ediyorum. Yeter ki sen gözlerini aç, bir þeyler söyle. Beni affet. “
Annesinin kucaðýna almasý, baðýrarak konuþmasý ve aðlamasý Ta’yý biraz kendine getirdi:
“ Anne..Demek geldin..Ta, iþte gördüðün gibi..anne..hem biliyor musun?..Ateþböceði giderken..bana yufka yürekli örümcek dedi..Sen gittikten beri..bilmem kaç gündür..hep düþünüyorum..Doðrusu, bu deðil gibime geliyor.. ateþböceði.. yufka yürekli Ta.. deseydi.. daha iyi olurdu bence..Sen ne dersin, anne? “
Ta’nýn konuþmasý, yaþadýðýný belli etmesi anne örümceðin üzüntüsünü biraz hafifletti. Sakin bir sesle: “ Ne diyebilirim ki, Ta “ dedi. “ Bahsettiðin konu çok ince bir konu. Eðer herhangi biri diðerinden daha iyi fikirler ileri sürülüp savunulabilirse üstünlük elde eder. Ýkisine birden iyi fikirler ileri sürüldüðünü düþünsen bu durumda iki fikir de geçerli olur. Ta bana bunu sormaktaki maksadýný anladým. Deðiþip deðiþmediðimi bilmek istiyorsun. Artýk deðiþtim. Senin düþüncelerine önem verip istediðin her konuda seninle fikir tartýþmasýna girmeye hazýrým. Neyse býrakalým þimdi bunlarý düþünmeyi. Öncelikle senin yemek yiyip kendini toparlaman lazým. Sana çok tatlý ve çok seveceðin yiyecekler getirdim. Bu kutuda hepsi. Bir daha birbirimizden hiç ayrýlmayacaðýz. Söz veriyorum, Ta. “
Annesinin sözleri Ta’yý sevindirdi: “ Anne, gelmekle çok iyi ettin..Bir daha hiç ayrýlmayalým..Olur mu anne?..” diyerek onun boynuna sarýlýrken, gelecek günleri düþünüyor ve gülümsemeye çalýþýyordu.
SON
Yazan: Serdar Yýldýrým


Teþekkur:
Beðeni:

Alýntý
Yer imleri