Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
1 sonuçtan 1 ile 1 arasý

Konu: Keloðlan Masallarý - Serdar Yýldýrým

  1. #1

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart Keloðlan Masallarý - Serdar Yýldýrým

    KELOÐLAN DENÝZDEN BABAM ÇIKTI
    Geçmiþ zamanlarda bir Keloðlan yaþarmýþ. Bu Keloðlan'ýn bir de anasý varmýþ. Baþka kimi, kimsesi yokmuþ. Keloðlan daðda, bayýrda gezen, dereden, gölden su içen, iþsiz, güçsüz bir gençmiþ. Anasý yat deyince yatar, kalk deyince kalkarmýþ. Sabahlarý tarhana çorbasý içer, akþama kadar bahçede fare kovalarmýþ.

    Günlerden bir gün anasý Keloðlan'a fena kýzmýþ: " A benim tembel oðlum, býrak fare peþinde koþmayý, çýðlýk atýp onlarý korkutmayý. Bak öðlene yemek yok. Evden oltayý al da git denizden balýk tut. Hem öðlene hem akþama yemeðimiz olur. "
    Bunun üzerine Keloðlan: " Ama ana, ben balýk tutmayý bilmem ki. " deyince anasý:
    " Balýk tutmayý bilmiyorsun ama yemeyi biliyorsun. Þimdi sahilde balýk tutanlar vardýr. Sor, sana öðretirler. Haydi, rastgele. "

    Keloðlan oltayý almýþ, denizin yolunu tutmuþ. Sahilde balýkçýlara sormuþ, balýk nasýl tutulur, öðrenmiþ. Oltanýn ucuna yem takmýþ, denize atmýþ. Bir saat beklemiþ, sonunda oltanýn ipi gerilmiþ. Oltaya kocaman bir balýk yakalandýðý belliymiþ. Balýkçýlardan yardým istemiþ. Balýkçýlar, yardýma koþmuþ, oltayý çekmiþler ve hayretten donakalmýþlar. Oltanýn ucunda bir adam varmýþ, adam ayaða kalkmýþ.
    Keloðlan: " Denizden babam çýktý. " diye baðýrmýþ. Gitmiþ babasýna sarýlmýþ.
    Babasý: " Yoksa sen benim oðlum Keloðlan mýsýn? " diye sormuþ.
    Keloðlan: " Evet baba, ben Keloðlaným. Sekiz yaþýmdan beri seni görmedim. Anam, baban bir gün dönecek, derdi. Ýþte döndün. "
    Balýkçýlar: " Aman Keloðlan, denizden babam çýksa yerim derdin. Sakýn babaný yeme. Onun yerine bu balýklarý kýzart, ye. " diyerek Keloðlan'a bir sepet balýk vermiþler.

    Keloðlan'ýn, babasýyla döndüðünü gören anasýnýn sevincine diyecek yokmuþ. Keloðlan tef çalmýþ, anasýyla babasý oynamýþ. Öðle ve akþam yemeðinde balýk yiyen Keloðlan, anasý ve babasý sonradan uyumak için odalarýna çekilmiþler. Sabahleyin uyanan Keloðlan babasýný evde bulamamýþ. Ana, babam nerede, diye sormuþ.
    Anasý: " Bilmem oðul, uyandýðýmda yatakta yoktu. Gelip bizim durumumuzu görüp gitti. " Keloðlan, nereye gitmiþtir, deyince, anasý: " Nereye gidecek oðul, denizden geldi, denize gitmiþtir. "
    " Ana, ben þimdi oltayý denize atsam yine denizden babam çýkar mý? "
    " Hayýr çýkmaz. Uyumadan önce baban bana bazý þeyler anlattý. Geldiði yerde rahatý yerindeymiþ. Derdi, kederi yokmuþ. Oðlum, dedi aðladý, beni de aðlattý. Sonradan ben uyumuþum, uyandýðýmda gitmiþti. "
    " Sence babamý bir daha görebilecek miyiz? "
    " Görürüz de ne zaman görürüz bilmem. Oðlum denize ara sýra olta atsýn, beni yakalamaya baksýn dediydi ya kaç zaman sonra oltaya takýlýr bilinmez. Sen þimdi onu bunu boþver de babaný gördüðünün keyfini sür. Herkese denizden babasý çýkmýyor bilmiþ ol. "

    SON


    - - - Mesaj Otomatik Olarak Birleþtirilmiþtir - - -
    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------


    KELOÐLAN BEBEK DEV
    Bir varmýþ, bir yokmuþ. Bir Keloðlan varmýþ. Bol bol yemek yer, bel bel bakýnýr, yan gelip yatarmýþ. Anasý bir gün kýzmýþ Keloðlan'a: " A benim kel oðlum. Bütün gün yatmasan, bir iþe yarasan, bak önümüz kýþ, daðdan odun kýr getir, benden sana alkýþ. " demiþ. Bunun üzerine Keloðlan, anasýný daha fazla üzmemek için, baltayý kaptýðý gibi daða çýkmýþ.

    Keloðlan daðda kesilecek aðaç aramýþ, durmuþ. Onurlu, kiþilik sahibi insan yaþ aðaca balta vurmazmýþ ya, Keloðlan da daðda boþu boþuna kuru aðaç aramýþ. Keloðlan aðaçlara acýya dursun ilerden bir yerlerden bebek aðlamasý, ýnga sesi duymuþ. Keloðlan sesin geldiði yöne doðru gitmiþ ve sonunda büyük bir maðarada aðlayan kocaman bir bebek devle karþýlaþmýþ. Bebek dev maðara duvarýna tutunup ayaða kalktýðýnda boyu dört metreyi buluyormuþ.
    Bebek dev, mama, mama, der dururmuþ. Keloðlan onun acýktýðýný anlamýþ. Hani anne, baba, demiþ.
    Bebek dev: " Anne, baba yok, gitti. " demiþ.
    Keloðlan, ne istersin, deyince bebek dev, süt, süt, demiþ. Keloðlan, iki saat bekleyebilir misin ? Ben bir koþu köye inip sana süt getireyim, deyince, bebek dev, olur, demiþ. Keloðlan fýrlamýþ, köye inmiþ, köylüleri olaydan haberdar etmiþ. Güðümlerle, bidonlarla süt köylüler tarafýndan taþýnýp, bebek dev beslenmiþ.

    Ertesi gün bebek dev, yanýnda köylüler olduðu halde, emekleyerek daðdan düze inmiþ, köye gelmiþ. Köydeki çiftlikler ve mandýralar bebek deve süt yetiþtirmiþler. Bebek dev birkaç ayda emeklemeyi býrakýp, ayaða kalkmýþ. Bebek devin köyde gezerken, köylülere iþtahla baktýðýný kimse fark etmemiþ. Sonraki günlerde adamlar ve kadýnlar kaybolmaya baþlamýþ. Keloðlan bebek dev geldikten sonra bu böyle oldu, diye düþünmüþ. Bebek devi takip etmeye baþlamýþ. Sonunda onu bir köylüyü yakalayýp aðzýna götürürken görmüþ.

    Keloðlan: " Hey bebek dev, býrak o köylüyü, yeme. " demiþ. Bebek dev köylüyü býrakmýþ, köylü kaçýp gitmiþ. " Ey bebek dev, ben seni maðarada bulduðumda çaresizdin. Sana yardým etmesem, hayatla mücadeleni kaybederdin. Köylülerin de sana yardýmý büyük oldu. Neden onlarý yiyorsun? "
    " Þey! Ama köylüler çok tatlý. Çýtýr çýtýr yedim onlarý. "
    Sözün bittiði yer burasýymýþ. Keloðlan bebek devle konuþmasýna devam etse ne olacakmýþ? Þöyle bir düþünmüþ. " Bebek devi köylülerin baþýna bela eden benim. O zaman bu belayý ben defetmeliyim. " Keloðlan köylülerle birlikte bir sal yapmýþ. Bu sala bebek devi oturtmuþlar ve eline bir kürek verip denize uðurlamýþlar. Bebek dev bol bol kürek çekmiþ ve bir adaya ayak basmýþ. Bu adada insan yokmuþ, hayvan yokmuþ. Bebek dev et yiyememiþ ama ot ve yaprak yemiþ. Yýllar geçmiþ, boyu on metreye ulaþmýþ. O, bir bebekken Keloðlan'ýn ve köylülerin ettiði yardýmlarý unutmamýþ. Köylülere yaptýðý haksýzlýðý utanarak anýmsamýþ.


    SON


    - - - Mesaj Otomatik Olarak Birleþtirilmiþtir - - -
    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


    KELOÐLAN DEV FARE
    Bir varmýþ, bir yokmuþ. Bir dev fare varmýþ. Aha manda kadarmýþ.
    Fare, fare, dev fare, nasýl geldin bu hale?
    Ne yedin de böyle oldun, bir göründün, bir kayboldun.
    " Daðda, bayýrda gezerim, ne bulursam onu yerim.
    Kedilerin düþmanýyým, yakalarsam kedi de yerim. "

    Aman fare, yaman fare, baþý büyük, kocaman fare.
    Sakýn kasabaya gitmeyesin, insanlarý üzmeyesin.

    " Aman insan, yaman insan, baþý küçük, kösemen insan.
    Kasabaya gidiyorum, insanlarý üzüyorum. "

    Dev fare arkasýnda yüzlerce normal fare olduðu halde kasabaya giriþ yapmýþ. Þarkýlar söyleyerek sokaklarda gezmiþler. Ortalýkta ne bir insan, ne bir kedi görünmüyormuþ. Dev fare ve arkadaþlarý, bu kasabada günlerce kalmýþlar. Kilerlerde, ambarlarda ne varsa yiyip bitirmiþler.

    Bir gün kasaba dýþýndaki yolda nöbet bekleyen fareler, ileriden gelen kel kafalý bir genci görmüþler. Durumu dev fareye bildirmiþler.
    Dev fare: " Sakýn bu Keloðlan olmasýn? Adýný çok duydum ama kendisini hiç görmedim. Gidin sorun bakalým kimmiþ, neyin nesiymiþ? Eðer bu Keloðlan ise, yandýðýmýzýn resmidir. Bizi bir dakika bu kasabada tutmaz, bilmiþ olasýnýz. "
    Bunun üzerine oradaki farelerden biri: " Aman efendim, siz neler söylüyorsunuz? Gelen Keloðlan olsa ne olacak? Bize ne yapabilir ki? Ýzin verin onu geldiði yere kadar kovalayalým. "
    Dev fare: " Kimi kovalýyorsun? Keloðlan senden, benden kaçar mý sanýyorsun? O korkmaz, korkutur. Yenilmez, yener, ezilmez, ezer. Kaybettiði görülmemiþtir. "
    Farelerden biri gitmiþ ve az sonra geri dönmüþ. Gelen genç Keloðlan'mýþ. Dev fare Keloðlan'ýn karþýsýna çýkmýþ. Onu saygýyla selamlamýþ. Hoþ geldiniz, demiþ.

    Dev fareyi görünce Keloðlan'ýn aklý baþýndan gitmiþ. Çok korkmuþ, bir aðacýn arkasýna saklanmýþ: " Uy anam, o neydi öyle? Kocaman, öküz kadar! Etraf fare dolu. Bu onlarýn babasý olsa gerek. Öküz faresi mi desem, fare öküzü mü desem? Beni yakalarsa yer bu ya. Yandým ki hem ne yandým. " diye söylenirken, dev farenin sesini duymuþ:
    " Keloðlan Bey, saygýdeðer Keloðlan Bey, nasýlsýnýz, iyi misiniz? "

    Bunun üzerine Keloðlan önce saklandýðý aðacýn arkasýndan baþýný çýkarmýþ, durum vaziyetini kontrol etmiþ, ortamýn müsait olduðunu görünce ortaya çýkmýþ. Bakmýþ dev fare karþýsýnda el pençe, divan duruyor: " Seni gidi minik, beni niye korkuttun bakayým? Gel buraya kulaklarýný çekeyim. "
    " Aman efendim, ben kim, sizi korkutmak kim? Asýl ben sizden çok korkuyorum. "
    " Yapma ya..! Minik, benden niye korkuyorsun çabuk söyle bakalým? "
    " Sizi tanýmayan, Keloðlan adýný bilmeyen yoktur. Ben daðdan geldim. Oralarda herkes sizin baþýnýzdan geçen olaylarý anlatýyor. Ýnanýn sizin hikayelerinizi dinleyerek büyüdüm. "
    " Büyümüþsün ama fazla büyümüþsün. Bundan sonra benim hikayelerimi az dinle. "
    " Hani siz iyisiniz ama rakipleriniz kötüdür. Ben sizin tarafýnýzdan olmak istiyorum. Bugün burada olanlarý duyanlar beni kötü bilmesinler. Kasabalýlarýn biraz yiyeceðini yediydik. Þu iki çuval altýn zararý karþýlar. Ben bu altýnlarý daðda sebze, meyve satarak kazandým. Ayrýca kasabalýlardan özür diliyorum. Þimdi daðlara dönüyorum ve bir daha daðdan inmem. "
    " Yolun açýk olsun, güle güle git. Kimse seni kötü bilmez, merak etme. "

    Daha sonra dev fare ve öbür fareler þarkýlar söyleyerek kasabayý terk etmiþ. Altýnlar kasabalýnýn zararýný karþýlamýþ. Kasabalýlar, Keloðlan için, eðlenceler düzenlemiþler, ziyafetler vermiþler. Böylece Keloðlan kasabalýlarý farelerden kurtarmýþ olmuþ.

    SON


    ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------


    KELOÐLAN SITMA SAVAÞI
    Eski zamanlarda bir ülkenin padiþahýnýn yüz tane çocuðu varmýþ. Bu çocuklarýn ellisi oðlan, ellisi kýzmýþ. Padiþah oðlanlar büyüdükçe onlarý deðiþik þehirlere sancak beyi olarak göndermiþ. Kýzlarýný ise, sevdikleri gençlerle evlendirmiþ. Sadece biri, evlenmeye yanaþmamýþ. Bu da padiþahýn kýzlarýnýn en güzeli olan en küçük kýzýymýþ. Bütün taliplerini geri çevirmiþ. Çünkü hiç birinde aradýðý özellikler yokmuþ. Benim evleneceðim erkek mütevazi, cesur, bilgili ve atýlgan olmalý diyormuþ.

    Günün birinde bu ülkede ateþli bir hastalýk olan sýtma baþ göstermiþ. Hastalýk kýsa sürede yayýlmýþ. Pek çok insan yataklara düþmüþ. Ülkenin hekimleri, bilginleri hastalýðýn çaresini bulamamýþ. Padiþah, hastalýðý önleyip, hastalarý iyileþtirene on eþek yükü altýn vereceðini bildirmiþ. Ayrýca en küçük kýzýný bu kiþiyle evlendireceðini ilan etmiþ. Olanlardan haberdar olan Keloðlan anasýndan izin alýp baþkente gitmiþ. Saray bahçesinde padiþahýn en küçük kýzýný gören ve onunla konuþan Keloðlan ata binerek daðlarda, ovalarda günlerce yol almýþ. Þehirlere, köylere giderek hastalarla ve hasta yakýný çocuklarla konuþmuþ. Hastalar, sivrisinek soktuktan sonra bu hastalýða yakalandýklarýný ve sivrisineklerin bataklýkta çoðalýp etrafa yayýldýðýný anlatmýþlar. Birkaç hasta yakýný çocuk, Keloðlan'a bataklýðý ve buraya suyunu akýtan dereyi göstermiþ. Keloðlan derenin akýþ yönünü deðiþtirip denize yönlendirerek, bataklýðý kurutmayý planlamýþ. Böylece sivrisineklerin yaþam alaný yok olacakmýþ. Keloðlan'ýn yanýndaki çocuklar, komþu þehir ve köylere giderek olaydan diðer çocuklarýn haberdar olmasýný saðlamýþlar. Keloðlan çaðýrýyor, gelmelisiniz, demiþler.

    Birkaç gün sonra derenin kenarýndaki ovada binlerce çocuk toplanmýþ. Bu çocuklar, Keloðlan'ýn söylediklerini yaparak topraðý kazýp kanal açmýþlar ve dereyi denize akýtmýþlar. Suyu kesilen bataklýk, sýcak havanýn etkisiyle on günde kurumuþ. Oralardaki sivrisinek nesli yok olmuþ. Keloðlan sivrisinek sokmasýyla ortaya çýkan sýtmanýn önünü almýþ. Sýtmalý hastalara kýna kýna kabuklarýndan hazýrladýðý ilacý içirerek iyileþmelerini saðlamýþ. Padiþahýn verdiði on eþek yükü altýnýn, bir eþek yükü bana yeter, diyerek dokuzunu çocuklara daðýtmýþ. Padiþahýn en küçük kýzýyla evlenmiþ. Düðün hediyesi olarak verilen sarayda yaþamaya baþlamýþ. Anasýný yanýna almýþ. Üçü birlikte gelecek güzel günlere gülümseyerek bakmýþlar. Masalýmýz da burada bitmiþ.

    SON

    Yazan: Serdar Yýldýrým


    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------


    KELOÐLANI ÇARMIHA GERDÝLER
    Keloðlan kasabaya tuz almaya gidiyormuþ. Bakmýþ yolun ilerisinde arabýn biri, evin etrafýnda dönüp duruyor. Keloðlan arabýn yanýna gelmiþ ve arapla birlikte dönmeye baþlamýþ. Keloðlan sormuþ: " Ey arap, bu ev senin midir? "
    Arap cevap vermiþ: " Evet, ev benimdir. Senin adýn nedir? "
    " Benim adým Keloðlan'dýr. Ya seninki? "
    " Benim adým da Bekir'dir. Nereye gidersin? "
    " Kasabaya giderim. Ya sen niye evin etrafýnda dönersin? "
    " Bir tür inanýþ. Ben uydurdum, döndükçe kötülükler evden uzaklaþýr. "
    " Günde kaç defa dönersin? "
    " Aklýma geldikçe, kafama estikçe üç-beþ defa. "
    " Dönmesen, yürümesen, dursan, diyen Keloðlan'a arap çok kýzmýþ. "
    " Bana nasýl dönme dersin, " diyen arap Keloðlan'ý yakalayýp baðlamýþ. Daha sonra aðaç dallarýndan çarmýh hazýrlayýp Keloðlan'ý bu çarmýha germiþ. Ellerini, ayaklarýný baðlamýþ. Haydi, bana müsaade, diyen arap yürüyüp gitmiþ.

    Bu masalý yazmakta olan Serdar Yýldýrým Keloðlan'ýn haline acýmýþ. Noktayý koyup, kalemi elinden atarak, defterin içine girmiþ ve Keloðlan'ýn yanýnda belirmiþ. Onun baðlý olan ellerini ve ayaklarýný çözmüþ. Keloðlan, Serdar'a teþekkür etmiþ. Sana bir can borcum var, demiþ. Kendisini çarmýha geren arabýn tekin biri olmadýðýný, burada fazla eðlenmemesini söyleyip hýzlý adýmlarla oradan uzaklaþmýþ.


    Serdar saða-sola bakýnýrken arap gelmiþ. Serdar'dan Keloðlan'ý býraktýðýný öðrenen arap küplere binmiþ. Baðýrýp çaðýrmýþ. Hýrsýný alamayan arap Keloðlan'ý çarmýha gerdiði yere bu kez Serdar'ý baðlamýþ. Haydi, bana müsaade deyip yürüyüp gitmiþ.

    Aradan yarým saat geçmiþ geçmemiþ Keloðlan geri gelmiþ. Serdar'ý çarmýhtan indirmiþ. Sana can borcum ödendi, demiþ. Bunun üzerine Serdar gelecekten geldiðini, yazdýðý pek çok masalýn yaný sýra Keloðlan masallarý da yazdýðýný, þimdiye kadar yirmi tanesinin bittiðini söylemiþ. Masallarý internette yayýnladýðýný, yayýnevlerinin bunlarýn bazýlarýný masal kitaplarýna aldýðýný belirtmiþ.

    Keloðlan: " Ýnternet nedir bilmem ama benim masallarýmýn kitaplara geçmesine çok sevindim. Herkes okuyor mu onlarý? "
    Serdar: " Evet Keloðlan. Herkes okuyor. "
    Keloðlan: " Dur bak Serdar, baþýmdan geçen birkaç olayý anlatayým. Onlarýn da masalýný yaz. "
    Serdar: " Tamam, olur Keloðlan. Ama önce buradan uzaklaþalým. Arap gelirse bu kez ikimizi birden çarmýha gerer, kurtaran da olmaz. "
    Keloðlan: " Doðru ya, ben arabý unutmuþtum. O kadar yalvardým beni çarmýha gererken, bir merhamet göstermedi. "

    Serdar: " Bense araba hiç yalvarmadým. Yaptýðýnýn yanlýþ olduðunu söylemekle yetindim. Senin geri geleceðini biliyordum. Bu Keloðlan benim bildiðim Keloðlan ise, buralardan gitmemiþtir, bizi seyrediyordur, diye düþünüyordum. Hani can borcum diyordun ya onu ödemek için. Ben senin kadar zeki olsam baþka ne isterim. "

    Keloðlan: " Bütün sözlerin doðru. Anam haricinde herkes benim zeki olduðumu söyler. Þu gördüðün saksý boþ deðil yani. "
    Karþýdaki ormandan çýkan arabý gören Keloðlan ile Serdar ayrý yönlere bir kaçýþ kaçmýþlar ki sormayýn! Ýkisi ayný yöne kaçsalar ve araba yakalansalar kim kurtaracakmýþ? "
    Arap daha sonra evine girmiþ, yemek yiyip, yatýp uyumuþ. Gece yarýsý þiddetli bir yaðmur yaðmýþ. Bu arada arabýn evine yýldýrým düþmüþ. Arap artýk yaþamýyormuþ.

    SON


    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


    KELOÐLAN SERDAR YILDIRIM'A KARÞI
    Bir adým, iki adým, üç adým. Dört yanýna dört eder kýrk dört adým.
    Keloðlan, Ýnegöl ile Yenice arasýndaki göl kýyýsýnda balýk tutuyormuþ. Tutuyormuþ da kovasý boþmuþ. Sabah erkenden göl kýyýsýna geldiðinde öðle yemeði derdindeymiþ. Öðlene kadar boþ geçmiþ, akþam yemeði için, dertlenmiþ. Eli boþ gidersem, anam býrakmaz eve gireyim. Ormanda yatýlmaz ya kurt, kuþ dolu. Hiç olmazsa bir balýk yakalasaydým. Oltanýn ucuna yem takarým, balýk gelir, yemi yer ama oltaya yakalanmaz. Göl balýk dolu. Millet gelir, kovayý doldurur ve gider. Bu balýk tutma iþi etti beni heder.

    Zaman gezgini Serdar Yýldýrým Keloðlan'ý görünce yanýna gelmiþ. Bu ikisinin daha önce yaþadýðý maceralar varmýþ.
    Serdar: " Selam Keloðlan. Bakýyorum kovan dolu. Göldeki bütün balýklarý tutmuþsun. "
    Keloðlan: " Serdar, selam da sen eskiden benimle alay etmezdin. Bana daima yardýmcý olurdun. Benim de sana çok yardýmým oldu. "
    Serdar: " Alýnma be Keloðlan. Þakacýktan öyle dedim. Söz seninle bir daha bu tarz konuþmam. Ýlk ve son olsun. "
    Keloðlan: " Özürünü kabul ettim, gitti. Sen benim öyle dediðime aldýrma. Sabahýn adý var, bir balýk tutamadým. Üzüntüden çakýl taþý kadar küçüldüm, kaldým. "
    Serdar: " Demek üzüntün bundandý. Ben de seni buraya yeni geldin sandým. Bak sana nasýl balýk tutulur, göstereyim. Kovayý alýr, suyun içine girersin. Kovayý uzatýrsýn ve haydi bakalým balýklar, atlayýn kovanýn içine dersin. Balýklar kovaya dolunca eve gidersin. "

    Serdar dediðini aynen yapmýþ. Biraz sonra bir kova dolusu balýkla Keloðlan'ýn yanýna gelmiþ. Balýklarý gören Keloðlan çok sevinmiþ. Þimdi hedef Keloðlan'ýn eviymiþ. Keloðlan balýklarýn hepsini ben tuttum deyince anasý, bravo benim balýkçý oðluma demiþ ve balýklarý piþirmek için, ocaðýn yanýna gitmiþ.
    Keloðlan: " Daha daha nasýlsýn? " diye sormuþ.
    Serdar: " Ýyiyim, hoþum, doluyum, boþum. Haberler sende. Birkaç ay önce taþýndýðýn bu yeni evine alýþabildin mi? "
    Keloðlan: " Buraya alýþtým alýþmasýna ama bir de aþk durumlarý oldu. Hayýr, sorma, hiç anlatmam. "
    Serdar: " Aþk durumlarý ha? Aþýk oldun yani. Belliydi balýk tutamadýðýndan. Aþýk adamýn oltasýna balýk takýlmazmýþ. Ben sormadým sen de anlatma. Kime aþýk oldun bakalým? Kim bu þanslý kýz? "
    Keloðlan: " Angelacoma ( Ýnegöl ) Tekfuru Nicola'nýn kýzý. Bu eve taþýndýðýmýzýn ertesi günüydü. Göl kýyýsýnda karþýlaþtýk. Bir an gözgöze geldik. Kalbim davul gibi gümledi, burnum zurna gibi öttü. Aþýk olmuþtum. Kýz da bana karþý ilgi duymuþ. Yanýma geldi. Adýmý sordu. Keloðlan dedim. Meðer o beni eskiden beri tanýyormuþ. Adýmý biliyormuþ. Elele tutuþtuk, geleceði konuþtuk. Serdar senin geleceðe ait tahminlerin tutuyordu. Hani diyordun ya: Bin yýl sonra insanlar ne seni ne beni unutmazlar. Bu düþüncen ilk anda bana olamaz gibi gelmiþti ama öncesinden benim adým hatýrlanýr. Sen de benim masallarýmý yazdýðýn için ve o masallardan bazýlarýnda olduðun için, senin adýn da unutulmaz. Senin þu an itibarýyla yaþadýðýn tarih nedir? "
    Serdar: " Bence bugün 22-Aðustos-2016 yýlýndayým. "
    Keloðlan: " Gelecek yýllara, yüz yýllara, bin yýllara benden kucak dolusu selam. "
    Serdar: " Benden de selam. Önce þiir yazmaya baþladým. Sonra masal ve hikaye yazmaya. Ýnternete 2006 yýlýnda girdim. Eserlerimi yayýnlamaya baþladým. Çok ilgi gördü. Okurlar, yazdýklarýmý beðendiler. 2011 yýlýnda Ankara'dan Sýradýþý Yayýnlarý benimle irtibata geçerek on tane masalýmý ayrý ayrý kitaplar halinde, büyük boy ve resimli olarak yayýnladý. Sonradan pek çok yayýnevi haberim olmadan internetten masallarýmý alarak masal kitaplarýnda ve yardýmcý ders kitaplarýnda yayýnladý. 155 tane kitap ve dergide eserlerimi bulup satýn aldým. Kimbilir daha kaç tane var? "
    Keloðlan: " Benim masallarýmý da yazýyordun. Kaç tane oldu? "
    Serdar: " 58 tane oldu. Tüm yazdýklarým 280 tane oldu. "
    Keloðlan: " 58 tane Keloðlan masalý mý? Var git sen 1.000 yýl daha yaþa. 2.000 tane olmazsa hakkýmý helal etmem. "
    Keloðlan'ýn anasý: " Haydi çocuklar, balýklar piþti, sofraya düþtü. Soðumadan karnýnýzý doyurun da sonra atmaya, tutmaya devam edersiniz, " deyince iki aç insan sofraya oturmuþ. Dakikalar sonra sofrada balýktan eser kalmamýþ.

    Serdar bir ay Keloðlan'ýn evinde misafir kalmýþ. Sonrasýnda köye gelen bir tellal Angelacoma'nýn Turgut Alp tarafýndan alýndýðýný söylemiþ. ( MS.1299 ). Bundan dolayý Osman Gazi, Burussa ( Bursa ) kapýsýna dayanmýþ.
    Keloðlan: " Duydun mu Serdar, Angelacoma'da savaþ olmuþ da bizim haberimiz olmamýþ. Orasý kaç adýmlýk yer? "
    Serdar: " Tekfurun kýzý kimbilir þimdi ne haldedir? Belki de babasýyla birlikte esir düþmüþtür. "
    Keloðlan: " Ne? Esir mi düþmüþtür? Kalk Serdar, kalk. Gidelim Angelacoma'ya, varalým Turgut Alp'in huzuruna. Ettiyse esir tekfuru, istesin tekfurdan kýzýný. "

    Keloðlan ile Serdar, hýzla yürüyerek gitmiþler ve Turgut Alp'in huzuruna çýkmýþlar. Turgut Alp'in iþi baþýndan aþmýþ. Keloðlan'ý dinleyince vezirine dönerek, kýza sorun, istiyorsa varýn gidin evlendirin Keloðlan'la, demiþ. Kýz evet deyince Keloðlan ile tekfurun kýzý evlenmiþ. Birlikte köye dönmüþler. Anasý Keloðlan'ý ve kýzý güleryüzle karþýlamýþ. Eve buyur etmiþ.

    Serdar bakmýþ ilgilenen yok oradan ayrýlmýþ. Zaman gezgini olarak geçmiþin ve geleceðin labirentlerine doðru yola çýkmýþ. O labirentler ki, bazen çok soðukmuþ, bazen sýcakmýþ. Çok soðuk olunca beyni buz tutarmýþ, bir cümle bile yazmak istemezmiþ. Bazen sýcak olurmuþ, yazdýkça yazacaðý gelirmiþ. Serdar, yazdýklarýmý okuyan oldukça yazmaya devam edeceðim, demiþ.
    Orhan Gazi Bursa'yý almýþ.
    Turgut Alp Ýnegöl'e yerleþmiþ.
    Keloðlan, tekfurun kýzý ile mutlu olmuþ.
    Serdar Yýldýrým bu masalý yazmýþ.

    Keloðlan bahçeden dört gül koparmýþ.
    Birini Orhan Gazi'ye, birini Turgut Alp'e.
    Birini tekfurun kýzýna, birini anasýna vermiþ.
    Serdar olayý duyup geri gelmiþ, hani bana demiþ.
    Keloðlan sana yok demiþ ve eve girip kapýyý kilitlemiþ.

    SON


    - - - Mesaj Otomatik Olarak Birleþtirilmiþtir - - -

    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


    KELOÐLAN ÝLE ULUDAÐ
    Bundan yýllar önce Anadolu'da bir Keloðlan yaþarmýþ. Bu Keloðlan anasýyla birlikte karýnca misali geçinir giderlermiþ. Keloðlan çalýþmayý sevmezmiþ ama anasýnýn zorlamasýyla iþ bulup çalýþtýðý ve üç beþ kuruþ kazandýðý olurmuþ. Keloðlan bir gün bir gezginden duyduklarý karþýsýnda neredeyse büyük dilini yutacakmýþ. Gezginin anlattýðýna göre, Uludað'da yaþayan kocamýþ bir ihtiyar varmýþ ve bu ihtiyar 54 milyon yaþýndaymýþ.

    Keloðlan kendi etrafýnda þöyle bir döndükten sonra: " Aboov! Sen ne diyorsun gezginim! Hiç o kadar yaþýnda insan olur muymuþ? 54 yaþýnda deseydin inanýrdým da öyle milyon yaþa falan benim aklým ermez. Peki, sen inanýyor musun ihtiyarýn o kadar yaþadýðýna? "
    Bunun üzerine gezgin: " Tabi inanýyorum. Ýnanmasam sana söyler miyim? Kendisini yýllardýr tanýyorum. Ben çocukken ihtiyardý, 30 yaþýna girdim yine ihtiyar. Babam, dedem zamanýnda da ihtiyarmýþ. Dedemin dedesi de onu tanýrmýþ ve o zamanda ihtiyarmýþ. En aþaðý hesaba vursan 200 yýl çýkar. 200 yaþ da az deðil hani. "
    Keloðlan: " Onun orasý öyle, 200 yaþýnda olabilir ama 54 milyon bana inanýlmaz geldi. Hiç inanmadým. "
    Gezgin: " Seni tanýrým Keloðlan, inanmadým dersin ama araþtýrma yapmaktan geri durmazsýn. Ya doðruysa deðil mi? Sen meraklý köylüsün. Uludað'a gidersin. Ýhtiyarý bulursun. Onunla konuþursun. "

    Gezgin, Keloðlan'ý iyi tanýyormuþ. Ertesi sabah anasýndan izin alan Keloðlan, Uludað'a doðru yola çýkmýþ. Keloðlan yolda sormuþ, soruþturmuþ, yeni insanlarla tanýþmýþ, konuyu araþtýrmýþ. Gezginin anlattýklarýyla insanlarýn anlattýklarý birebir örtüþüyormuþ. Uludað'da milyonlarca yýldýr yaþayan bir ihtiyar varmýþ ve Keloðlan onunla bir an önce tanýþmak için sabýrsýzlanýyormuþ.

    Sonunda Keloðlan çok yaþ yaþamýþ, diþleri dökülmüþ, iki büklüm ihtiyarý bulmuþ. Onunla koyu bir sohbete dalmýþ. Keloðlan sormuþ: " Dedem, ben geldiðimde selam dedim, sen kafaný kaldýrýp beni gördün ve hoþ geldin Keloðlan, selam evladým, dedin. Benim adýmý nereden biliyordun ki? Sanýyorum beni ilk kez görüyorsun."
    " Bak bu doðru Keloðlan. Seni ilk kez görüyordum ama adýný biliyordum. Benimle görüþmeye gelenlerden bazýlarý Keloðlan deyip baþýndan geçmiþ bir olayý anlattýlar. Aslaným, sen çok meþhursun. Gezgine de söyledim, þu Keloðlan'ý kap getir diye. Kendi gelmedi ama seni gönderdi. Benim için seni tanýmak zor olmadý. "
    " Dedem, þu üç günlük dünyada derler, dünya sence de üç günlük müdür? "
    " Dünya üç günlük deðildir. Beþ günlük de deðildir. Yaþadýðý günlerin pek çoðunu deðerlendirmiþ, zamanýný boþa geçirmemiþ bilgili, kültürlü bir insan þu üç günlük dünyada deyimini kullanmaz. "
    " Dedem, bu dünyaya yalan dünya diyorlar. "
    " Olur mu Keloðlan? Dünya yalan olur mu? Tabi ki bu dünya gerçektir. "

    Ýki büklüm ihtiyar aniden doðruluvermiþ: " Bak ben Uludað'ým. 54 milyon yaþýndayým. "
    Keloðlan: " Nee?! Sen Uludað mýsýn? "
    " Tabi ya ne sandýn? Uludað'ýn bir de insansal karþýlýðý olmalý. Dünya çapýnda bir dað derdini anlatabilmeli. Bak Keloðlan, insanlar bir fikir ve düþünce sistemine baðlý kalmamalý. Diðer fikir ve düþüncelere saygý duymalý. Eleþtiri kabul etmeli. "
    " Dedem Uludað, seni üzdüysem beni affet. Nice zamandýr bu sorular kafama takýlýyordu. Soran öðrenir, sormayan ne öðrenmiþ, derler. Ben de geldim, seninle tanýþtým, memnun oldum. Misafirin iyisi erken kalkandýr. Ýzin istiyorum. "
    " Ýzin senindir Keloðlan. Ama çok erken kalktýn. "
    " Dedem, bu kadarý yeterli. Konuþtuklarýmýzý anlatmama izin çýkar mý? "
    " Çýkar. Ben sözlerimin arkasýndayým. "

    Keloðlan düze indikten sonra köyünde ve diðer köy ve kasabalarda Uludað'la konuþtuklarýný anlatmýþ. Herkes, Keloðlan'ýn anlattýklarýný ilgiyle dinlemiþ. Bir kiþi bile karþý çýkan olmamýþ. Doðru söze ne denir? Demek ki doðru söyleyen dokuz köyden kovulmuyormuþ.


    SON


    -----------------------------------------------------------------------------------------------------


    KELOÐLAN LEYLEKLERÝN PADÝÞAHI
    Mýsýr'da yaþayan leylekler nisan ayý gelince havalar ýsýnmaya baþlar baþlamaz Anadolu'ya göç edermiþ. Senelerden bir sene mart ayýnýn ortasýnda kar yeni kalkmýþken bir leylek Anadolu'ya gelmiþ ve Keloðlan'ýn evinin bacasýna yuva yapmýþ. Keloðlan þaþkýn, anasý þaþkýn leyleðe bakakalmýþlar.
    Keloðlan: " Var bunda bir iþ. " demiþ.
    Anasý: " Aldýrma oðlum, erkenci leylektir. " deyip geçiþtirmiþ.
    Keloðlan ertesi gün ocaðýn içinde bir altýn bulmuþ. Sonraki gün bir altýn daha bulunca çatýya çýkmýþ. Anlamýþ ki, altýnlarý bacadan aþaðý atan leylektir.
    Keloðlan: " Leylek leylek, güzel leylek, bir derdin var senin, anlat leylek. " demiþ.
    Leylek: " Keloðlan Keloðlan, bende de sende de vardýr iki göz , benim derdimi sen çöz. "
    Keloðlan: " Leylek leylek, kanatlý leylek, kýrmýzý gagalý, altýnlý leylek. Senden ferman, benden derman. "

    Bunun üzerine leylek derdini anlatmýþ: Leyleklerin padiþahý olduðunu, Mýsýr'da yaþadýðýný, dünyanýn dört bir yanýndaki leyleklere hükmettiðini ama tahtýný býrakacaðý bir varisinin olmadýðýný belirtmiþ. Uzun araþtýrmalar, bilgelerden, bilginlerden yardým istemeler sonuç vermemiþ ve bir gece rüyasýna giren Keloðlan'ýn yönlendirmesiyle geldiðini söylemiþ. O keloðlan sendin Keloðlan, bende altýn çoktur Keloðlan, sözümde yalan yoktur Keloðlan, derdime çare buldur Keloðlan.

    Keloðlan ezilmiþ, büzülmüþ, geniþlemiþ, daralmýþ. Þapkasýný çýkarmýþ, kel baþýný kaþýmýþ:
    " Ey leyleklerin padiþahý, buraya gelirken neden eþinizi getirmediniz, sarayda mý býraktýnýz? " diye sormuþ.
    Leylek: " Benim hiç eþim olmadý ki. " demiþ.
    Keloðlan: " Eþiniz olmazsa yavrunuz olmaz. "
    Leylek: " Yavrumun olmasý için mutlaka eþimin olmasý mý lazým? Yýllardýr beni bu yönde uyaranlarý zindana attýrmýþtým. Þimdi kafama dank etti. Þu üstüne oturduðum çuvaldaki altýnlar senin. Derdime çare buldun. Teþekkürler Keloðlan. "
    Leyleklerin padiþahý uçup gitmiþ. Keloðlan altýnlarý almýþ. Kendine bir saray yaptýrmýþ. Kellerin padiþahý olduðunu ilan etmiþ. Dünya güzeli bir kýzla evlenmiþ.

    Bir yýl sonra nisan ayýnda Anadolu'ya gelen leyleklerden biri, Keloðlan'ýn sarayýnýn bacasýna yuva yapmýþ. Bu postacý leylekmiþ ve leyleklerin padiþahýndan bir mektup getirmiþ. Mektupta, artýk eþim var, stop, dört yavrum oldu, stop, senden ne haber, stop, yazýlýymýþ.

    SON

    Yazan: Serdar Yýldýrým

    Konu Serdar Yýldýrý tarafýndan (20-01-2026 Saat 13:43 ) deðiþtirilmiþtir.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •