BORÇLAR KANUNU
Kanun Numarasý : 818
Kabul Tarihi : 22/4/1926
Yayýmlandýðý R. Gazete: Tarih : 8/5/1926 Sayý : 366
Yayýmlandýðý Düstur : Tertip:3 Cilt:7 Sayfa:762
BÝRÝNCÝ KISIM(A) AKDÝN ÝNÝKADI
Umumi hükümler
BÝRÝNCÝ BAP
Borçlarýn teþekkülü
BÝRÝNCÝ FASIL
Akitten doðan borçlar
I – Ýki tarafýn muvafakati
1 – Umumi þartlar
Madde 1 – Ýki taraf karþýlýklý ve birbirine uygun surette rýzalarýný beyan ettikleri takdirde, akit tamam olur.
Rýzanýn beyaný sarih olabileceði gibi zýmni dahi olabilir.
2 – Ýkinci derecedeki noktalarýn mesküt kalmasý:
Madde 2 – Ýki taraf akdin esaslý noktalarýnda uyuþurlar ise ikinci derecedeki noktalar sükütla geçilmiþ olsa bile akde münakit olmuþ nazariyle bakýlýr.
Ýkinci derecedeki noktalar hakkýnda uyuþulamadýðý takdirde hakim, iþin mahiyetine bakarak onlarý tayin eyler.
Akitlerin þekillerine müteallik hükümler mahfuzdur.
II - Ýcap ve kabul
1 – Kabul için müddet tayini
Madde 3 – Kabul için bir müddet tayin ederek baþka kimseye bir akdin yapýlmasýný teklif eden kimse, bu müddetin hitamýna kadar icabýndan dönemez. Bu müddet bitmeden evvel kabul haberi kendisine yetiþmezse, icap ile baðlý kalmaz.
2 – Kabul için müddet tayin olunmaksýzýn icap
a) Hazýrlar beyninde
Madde 4 – Kabul için bir müddet tayin olunmaksýzýn hazýr olan bir þahsa karþý vaký olan icap derhal kabul olunmadýðý takdirde, aný yapan baðlý kalmaz. Ýki taraf yahut vekillerinin bizzat telefon ile yaptýklarý akitlere hazýrlar arasýnda icra olunmuþ nazariyle bakýlýr.
b) Gaipler arasýnda:
Madde 5 – Hazýr olmýyan bir þahsa karþý müddet tayin olunmaksýzýn dermeyan olunan icap, zamanýnda ve muntazam surette irsal olunmuþ bir cevabýn vusulüne intizar edebileceði dakikaya kadar, onu yapan hakkýnda lüzum ifade eder.
Bu kimsenin icabýný zamanýnda vasýl olmuþ addetmeðe hakký vardýr.
Vaktinde gönderilen kabul haberi icabý yapana geç varýr ve o kimse onunla mülzem olmamak iddiasýnda bulunursa keyfiyeti derhal kabul edene bildirmeðe mecburdur.
3 – Zýmni kabul:
Madde 6 – Ýcabý dermeyan eden kimse gerek iþin hususi mahiyetinden gerek hal ve mevkiin icabýndan naþi sarih bir kabule intizar mecburiyetinde olmadýðý takdirde, eðer icap münasip bir müddet içinde reddolunmamýþ ise, akde münakit olmuþ nazariyle bakýlýr.
4 – Ýltizamsýz icap ve aleni icap :
Madde 7 – Ýcabý dermeyan eden kimse bu baptaki haklarý mahfuz olduðunu sarahaten beyan eder yahut akdi iltizam etmemek niyetinde olduðu gerek halin muktezasýndan gerek iþin hususi mahiyetinden istidlal olunursa, icap lüzum ifade etmez.
Tarife ve cari fiyat irsali icap teþkil etmez.
Semenini göstererek emtia teþhiri, kaideten icap addolunur.
5 – Ýlan suretiyle vuku bulan vaitler:
Madde 8 – Bir iþ veya bir þey mukabilinde ilan suretiyle bir bedel vadeden kimse, vadine tevfikan o bedeli vermeðe mecburdur.
O iþ veya o þey husule gelmeksizin o kimse vadinden nükül ederse vadettiði bedeli tecavüz etmemek üzere diðerinin hüsnü niyetle yaptýðý masrafý ödemeðe mecburdur. Fakat umulan muvaffakiyetin elde edilemiyeceðini vaadi yapan kimse ispat ettiði surette, bu mecburiyete mahal kalmaz.
6 – Ýcap ve kabulün geri alýnmasý :
Madde 9 – Ýcabýn geri alýndýðý haberi icabýn vusulünden evvel yahut ayný zamanda mürselünileyhe vasýl olur yahut icaptan sonra vasýl olmakla beraber mürselünileyhe icaba muttali olmazdan evvel kendisine teblið olunursa, icap keenlemyekün addolunur
Bu kaide kabulün geri alýnmasýna da tatbik edilir.
III - Gaipler arasýnda vukubulan bir akdin hangi zamana istinat ettiði :
Madde 10 – Gaipler arasýnda icra olunan akitler, kabul haberi irsal olunduðu anda hüküm ifade ederler.
Eðer sarih bir kabule ihtiyaç bulunmazsa akdin hükmü, icabýn vusulü anýndan itibaren cereyana baþlar.
(B) AKÝTLERÝN ÞEKLÝ
I – Umumi kaide ve emrolunan þekillerin þumulü
Madde 11 – Akdin sýhhati, kanunda sarahat olmadýkça hiç bir þekle tabi deðildir.
Kanunun emrettiði þeklin þumul ve tesiri derecesi hakkýnda baþkaca bir hüküm tayin olunmamýþ ise akit, bu þekle riayet olunmadýkça sahih olmaz.
II – Tahriri þekil
1 – Kanunen muayyen þekil
a) Þumulü
Madde 12 – Kanunen tahriri olmasý lazým olan bir akdin tadili dahi tahriri olmak lazýmdýr. Þu kadar ki bu akdi nakýz ve tadil etmiyen mütemmim ve fer'i þartlar bu hükümden müstesnadýr.
b) Rükünleri
Madde 13 – Tahriri olmasý icabeden akitlerde, borç deruhte edenlerin imzalarý bulunmak lazýmdýr.
Hilafý kanunda yazýlý olmadýkça imzalý bir mektup veya asli borcu üzerine alanlar tarafýndan imza edilmiþ olan telgrafname tahriri þekil makamýna kaim olur.
c) Ýmza
Madde 14 – Ýmza, üzerine borç alan kimsenin el yazýsý olmak lazýmdýr. (Ek cümle : 15/1/2004-5070/22 md.) Güvenli elektronik imza elle atýlan imza ile ayný ispat gücünü haizdir.
Bir alet vasýtasiyle vazolunan imza, ancak örf ve adetçe kabul olunan hallerde ve hususiyle çok miktarda tedavüle çýkarýlan kýymetli evrakýn imzasý lazým geldiði takdirde, kafi addolunur.
(Mülga son fýkra: 1/7/2005-5378/50 md.)
d) Ýmza makamýna kaim olacak iþaretler
Madde 15 – Ýmza vaz'ýna muktedir olmýyan bir þahýs, imza yerine usulen tasdik olunmuþ ve el ile yapýlmýþ bir alamet vazetmeðe yahut resmi bir þahadetname kullanmaða mezundur. Kambiyo poliçesine müteallik hükümler mahfuzdur.
2 – Akitte mahfuz kalan þekil
Madde 16 – Ýki taraf kanunen hususi bir þekle tabi olmýyan bir akdin hususi bir þekilde yapýlmasýný kararlaþtýrmýþlar ise, akit takarrür eden þekilde yapýlmadýkça iki taraf bununla ilzam olunamaz.
Ýki taraf muayyen bir surette keyfiyeti izah etmiyerek tahriri þekilden bahsetmiþ olduklarý takdirde, kanun bu þekle riayet olunmasýný emrediyorsa, iki tarafýn ona riayet etmesi lazýmdýr.
(C) BORCUN SEBEBÝ
Madde 17 – Borcun sebebini ihtiva etmemiþ olsa bile borç ikrarý muteberdir.
(D) AKÝTLERÝN TEFSÝRÝ MUVAZAA
Madde 18 – Bir akdin þekil ve þartlarýný tayininde, iki tarafýn gerek sehven gerek akitteki hakiki maksatlarýný gizlemek için kullandýklarý tabirlere ve isimlere bakýlmýyarak, onlarýn hakiki ve müþterek maksatlarýný aramak lazýmdýr.
Tahriri borç ikrarýna istinat ile alacaklý sýfatýný iktisabeden baþkasýna karþý, borçlu tarafýndan muvazaa iddiasý dermeyan olunamaz.
H) AKDÝN MEVZUU
I - Erkaný
Madde 19 – Bir akdin mevzuu, kanunun gösterdiði hudut dairesinde, serbeste tayin olunabilir.
Kanunun kat'i surette emreylediði hukuki kaidelere veya kanuna muhalefet; ahlaka (adaba) veya umumi intizama yahut þahsi hükümlere müteallik haklara mugayir bulunmadýkça, iki tarafýn yaptýklarý mukaveleler muteberdir.
II - Butlan
Madde 20 – Bir akdin mevzuu gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olursa o akit batýldýr.
Akdin muhtevi olduðu þartlardan bir kýsmýnýn butlaný akdi iptal etmeyip yalnýz þart, laðvolur. Fakat bunlar olmaksýzýn akdin yapýlmýyacaðý meczum bulunduðu takdirde, akitler tamamiyle batýl addolunur.
III - Gabin:
Madde 21 – Bir akitte ivazlar arasýnda açýk bir nispetsizlik bulunduðu takdirde, eðer mutazarrýrýn müzayaka halinde bulunmasýndan veya hiffetinden yahut tecrübesizliðinden istifade suretiyle vukua getirilmiþ ise, mutazarrýr bir sene zarfýnda akdi feshettiðini beyan ederek verdiði þeyi geri alabilir.
Bu müddet, akdin inikadýndan itibaren cereyan eder.
IV - Akit yapmak vadý
Madde 22 – Bir akdin ilerde inþa edilmesine dair yapýlan mukavele muteberdir.
Kanun iki tarafýn menfaatleri için bu akdin sýhhatini bir nevi þekle riayet etmeðe tabi kýldýðý takdirde, bu þekil o akdin yapýlmasý taahhüdüne de tatbik olunur.
(V) RIZADAKÝ FESAT
I - Hata:
1 – Hatanýn hükümleri
Madde 23 – Akit yapýlýrken esaslý bir hataya duçar olan taraf, o akit ile ilzam olunamaz.
2 – Hata halleri:
Madde 24 – Esaslý hatalar, hulasatan þunlardýr:
1 – Hata ettiðini iddia eden tarafýn bir akit hakkýnda rizasýný beyan ederken baþka bir akit kastetmiþ olmasý.
2 - Hata ettiðini iddia eden tarafýn akitte makudun aleyhi teþkil eden þeyden gayri bir þey kastetmiþ yahut üzerine borç alýrken baþlýca nazara aldýðý þahýs ta yanýlmýþ olmasý.
3 - Hata ettiðini iddia eden tarafýn taahhüt ettiði ývazýn kasdettiði þeyden ehemmiyetli surette çok ve mukabil ývazýn ehemmiyetli surette az olmasý.
4 - Hata ettiðini iddia eden tarafça akdin lüzumlu vasýflarýndan olarak nazara alýnmasýna ticari doðruluðun müsait olduðu þeylerde hata edilmiþ olmasý.
Akdin yalnýz saiklerine taalluk eden hata, esaslý deðildir.
Adi hesap yanlýþlýðý, akdin sýhhatini ihlal etmez. Bunlar tashih olunmakla iktifa olunur.
3 – Hüsnüniyet kaidelerine muhalif hareket davasý
Madde 25 – Hataya düçar olan taraf, hüsnüniyet kaidelerine muhalif bir surette ona istinat edemez.
Bilhassa yapmaðý kastettiði akdi diðer taraf icraya hazýr olduðunu beyan ettiði takdirde, bu akit onun hakkýnda lüzum ifade eder.
4 – Ýhmal yüzünden hata
Madde 26 – Akdin hükmünden kurtulmak için hata ettiðini iddia eden taraf, eðer hata kendi kusurundan ileri gelmiþ ise, mukavelenin bu suretle feshinden mütevellit zararý tazmine mecburdur. Fakat diðer taraf hataya vakýf olmuþ veya vakýf olmasý muktazi bulunmuþ olduðu takdirde, tazminat lazým gelmez.
Eðer hakkaniyet icabederse hakim, mutazarrýr olan tarafýn lehinde daha fazla tazminat hükmedebilir.
5 – Bir vasýtanýn hatasý
Madde 27 – Ýki taraftan birinin rýzasý bir muhbir veya tercüman gibi diðer bir vasýta tarafýndan yalnýþ olarak naklolunduðu takdirde, hata hakkýndaki hükümlere göre muamele olunur.
II - Hile
Madde 28 – Diðer tarafýn hilesiyle akit icrasýna mecbur olan tarafýn hatasý esaslý olmasa bile, o akit ile ilzam olunmaz.
Üçüncü bir þahsýn hilsine düçar olan tarafýn yaptýðý akit lüzum ifade eder. Þu kadar ki diðer taraf bu hileye vakýf bulunur veya vakýf olmasý lazýmgelirse, o akit lazým olmaz.
III - Ýkrah
1 – Akdin inkizasý
Madde 29–Eðer iki taraftan biri diðer tarafýn yahut üçüncü bir þahsýn ikrahiyle bir akit yapmýþ olursa, kendi hakkýnda lüzum ifade etmez
Ýkrah, üçüncü bir þahsýn fiili olup ta diðer taraf ona vakýf olmamýþ yahut vakýf olmasý lazým bulunmamýþ olduðu takdirde bu ikraha düçar olan taraf, akdi fesh ederse, hakkaniyet iktiza ettiði halde diðer tarafa tazminat vermeðe mecburdur.
3 – Ýkrahýn þartlarý
Madde 30 – Ýkrah olunan taraf, hal ve mevkiine nazaran kendisinin yahut yakýn akrabasýndan birinin hayat veya þahýs veya namus yahut mallarý aðýr ve derhal vukubulacak bir tehlikeye maruz olduðuna kanaat getirdiði takdirde ikrah, muteber addolunur.
Bir hakkýn veya kanuni salahiyetin isteneceði ve kullanýlacaðý tehdidi ile müzayakaya düçar olan kimsenin yaptýðý akit, tehdit eden için fahiþ menfaatler temin etmiyorsa; bu tehdit, ikrahý muteber addolunmaz. Fakat fahiþ menfaatler istihsali için tehdit olunan tarafýn müzayaka halinde bulunmasýndan istifade olunmuþ olursa bu korku nazara alýnýr.
IV - Akde icazet ile rýzanýn fesadý bertaraf edilmesi
Madde 31 – Hata veya hile ile haleldar olan yahut ikrah ile yapýlan akit ile mülzem olmayan taraf bu akdi ifa etmemek hakkýndaki kararýný diðer tarafa beyan yahut verdiði þeyi istirdat etmeksizin bir seneyi geçirir ise, akde icazet verilmiþ nazariyle bakýlýr. Bu mehil, hata veya hilenin anlaþýldýðý veya korkunun zail olduðu tarihten itibaren cereyan eder.
Hile ile haleldar olmuþ yahut ikrah ile yapýlmýþ olan bir akde icazet, zarar ve ziyan talebinden feragati istilzam etmez.
(Z) TEMSÝL
I - Salahiyete müstenit temsil
1 – Umumiyet itibariyle
a) Temsilin hükümleri
Madde 32 – Salahiyettar bir mümessil tarafýndan diðer bir kimse namýna yapýlan akdin alacak ve borçlarý, o kimseye intikal eder.
Akdi yapar iken mümessil, sýfatýný bildirmediði takdirde akdin alacak ve borçlarý kendisine ait olur. Þukadar ki kendisiyle akdi yapan kimse, bir temsil münasebeti mevcut olduðunu halden istidlal eder yahut bunlardan biri veya diðeri ile akit icrasý kendisince farksýz bulunur ise akdin haklarý temsil olunan kimseye ait olur.
Sair hallerde alacaðýn temliki yahut borcun nakli hakkýnda mevzu usule tevfikan muamele icrasý lazýmgelir.
b) Salahiyetin derecesi
Madde 33 – Baþkasý namýna temsil hukuku ammeden münbais ise mümessilin salahiyetinin derecesi bu baptaki kanuni hükümler ile taayyün eder. Temsil hukuki bir tasarruftan tevellüt etmiþ ise salahiyetin derecesi o tasarruf ile taayyün eyler.
Þu kadarki mümessilin salahiyetinin derecesi üçüncü þahsa beyan ve teblið edilmiþ ise ancak bu beyana itibar olunur.
2 – Hukuki muameleden neþet eden salahiyet
A) Salahiyetin tahdidi ve refi
Madde 34 – Temsil olunan kimse, hukuki bir tasarruftan tevellüt eden temsil salahiyetini her zaman tahdit veya ref edebilir. Bundan dolayý mümessilin, bir hizmet veya þirket veya vekalet akdi gibi sebeplere istinat ederek dava ikamesi hakkýna halel gelmez.
Temsil olunan kimsenin bu hakkýndan evvelce feragat etmesi hükümsüzdür.
Temsil olunan kimse gerek sarahaten gerek delaleten verdiði salahiyeti diðer kimselere bildirdiði halde bu salahiyeti tamamen veya kýsmen ref ettiðini bildirmemiþ olursa salahiyetin bu suretle ref'ini üçüncü þahýslara karþý dermeyan edemez.
B) Ölüm ve ehliyetsizliðin ve sairenin hükümleri
Madde 35 – Hilafý iki tarafça kararlaþtýrýlmýþ yahut maslahatýn mahiyetinden istidlal olunmuþ olmadýkça hukuki bir muameleden mütevellit temsil salahiyeti mümessilin yahut temsil edilenin vefatý veya gaiplik hükmünün ilaný veya medeni haklarýn kullanýlmasý salahiyetinin izaasý yahut ikisinden birinin yahut her ikisinin iflas ilan etmesiyle, nihayet bulur.
Bir hükmi þahsýn mevcudiyeti hitam bulduðu yahut bir þirket fesh olunduðu takdirde de hüküm yine böyledir.
Ýki tarafýn birbirine karþý haiz olduklarý þahsi haklar mahfuz kalýr.
C) Salahiyeti havi olan senedin iadesi
Madde 36 – Salahiyeti natýk vesikayý haiz olan mümessil, vazifesi hitam bulduðu takdirde, onu temsil edilene iade yahut mahkemeye tevdi etmeðe mecburdur.
Eðer temsil edilen yahut halefleri, mümessili bu hususa icbar etmekte tekasül ederlerse, bundan dolayý hüsnüniyet ile hareket eden üçüncü þahýslarýn düçar olacaklarý zararý tazmin etmeðe mecbur olurlar.
D) Salahiyetin hangi zamandan itibaren nihayet bulacaðý
Madde 37 – Mümessil kendi salahiyetinin hitam bulduðuna vakýf olmadýðý müddetçe, temsil edilen yahut halefleri, bu salahiyet henüz baki imiþ gibi onun muamelesi ile alacaklý veya borçlu olurlar.
Üçüncü þahýslarýn, salahiyetin nihayet bulduðuna vakýf olduklarý suretler müstesnadýr.
II - Salahiyetin fýkdaný
1 – Ýcazet
Madde 38 – Bir kimse salahiyeti olmadýðý halde diðer bir þahýs namýna bir akit yaptýðý takdirde, bu þahýs bu akde icazet vermedikçe alacaklý veya borçlu olmaz. Diðer tarafýn, temsil edilenin münasip bir müddet içinde o akde icazet verip vermiyeceðini beyan etmesini talebe hakký vardýr. Bu müddet zarfýnda icazet verilmediði halde, o kimse mülzem olmaz.
2 – Ýcazetin bulunmamasý
Madde 39 – Eðer icazetten sarahaten veya zýmnen imtina olunursa, akdin sahih olmamasýndan tahaddüs eden zararýn tazmini zýmnýnda, mümessil sýfatýný takýnan kimse aleyhinde dava ikame olunur. Fakat bu kimse diðer tarafýn salahiyeti bulunmadýðýna vakýf olduðu veya vakýf olmasý lazýmgeldiðini ispat ettiði takdirde, davaya mahal yoktur. Mümessilin taksiri vukuunda hakkaniyet iktiza ettiði halde hakim, onu daha fazla zarar ve ziyan itasýna mahküm eder.
Haksýz mal iktisabý esasýna binaen dava ikamesi hakký, bu hallerin kaffesinde bakidir.
III - Mahfuz hükümler
Madde 40 – Þirket mümessil ve memurlarýnýn ve tüccar vekillerinin salahiyetleri hakkýnda hükümler mahfuzdur.
ÝKÝNCÝ FASIL
Haksýz muamelelerden doðan borçlar
(A) UMUMÝ KAÝDELER
I - Mesuliyet þeraiti
Madde 41 – Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksýz bir surette diðer kimseye bir zarar ika eden þahýs, o zararýn tazminine mecburdur.
Ahlaka mugayir bir fiil ile baþka bir kimsenin zarara uðramasýna bilerek sebebiyet veren þahýs, kezalik o zararý tazmine mecburdur.
I - Zararýn tayini
Madde 42 – Zararý ispat etmek müddeiye düþer, zararýn hakiki miktarýný ispat etmek mümkün olmadýðý takdirde hakim, halin mutat cereyanýný ve mutazarrýr olan tarafýn yaptýðý tedbirleri nazara alarak onu adalete tevfikan tayin eder.
III - Tazminat miktarýnýn tayini
Madde 43 – Hakim, hal ve mevkiin icabýna ve hatanýn aðýrlýðýna göre tazminatýn suretini ve þumulünün derecesini tayin eyler.
Zarar ve ziyan irad þeklinde tayin olunduðu takdirde borçludan icabeden teminat alýnýr.
IV - Tazminatýn tenkisi
Madde 44 – Mutazarrýr olan taraf zarara razý olduðu yahut kendisinin fiili zararýn ihdasýna veya zararýn tezayüdüne yardým ettiði ve zararý yapan þahsýn hal ve mevkiini aðýrlaþtýrdýðý takdirde hakim, zarar ve ziyan miktarýný tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfýnazar edebilir.
Eðer zarar kasden veya aðýr bir ihmal veya tedbirsizlikle yapýlmamýþ olduðu ve tazmini de borçluyu müzayakaya maruz býraktýðý takdirde hakim, hakkaniyete tevfikan zarar ve ziyaný tenkis edebilir.
V - Hususi haller
1 – Adam ölmesi ve cismani zarar
A) Ölüm takdirinde zarar ve ziyan
Madde 45 – Bir adam öldüðü takdirde zarar ve ziyan, bilhassa defin masraflarýný da ihtiva eder. Ölüm, derhal vukubulmamýþ ise zarar ve ziyan tedavi masraflarýný ve çalýþmaða muktedir olamamaktan mütevellit zararý ihtiva eder.
Ölüm neticesi diðer kimseler müteveffanýn yardýmýndan mahrum kaldýklarý takdirde, onlarýn zararýný da tazmin etmek lazým gelir.
B) Cismani zarar halinde lazým gelen zarar ve ziyan
Madde 46 – Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kýsmen çalýþmaða muktedir olamamasýndan ve ileride iktisaden maruz kalacaðý mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanýný ve bütün masraflarýný isteyebilir.
Eðer hükmün suduru esnasýnda, kafi derecede kanaat ile cismani zararýn neticelerini tayin etmek mümkün deðil ise; hükmün tefhimi tarihinden itibaren iki sene zarfýnda hakimin, tetkik salahiyetini muhafaza etmeðe hakký vardýr.
C) Manevi tazminat
Madde 47 – Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüðü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafýk tazminat verilmesine karar verebilir.
2 – Haksýz rekabet
Madde 48 – Yanlýþ ilanlar yahut hüsnüniyet kaidelerine mugayir sair hareketler ile müþterileri tenakus eden yahut bunlarý gaip etmek korkusuna maruz olan kimse bu fiillere hitam verilmesi için faili aleyhinde dava ikame ve failin hatasý vukuunda sebebiyet verdiði zararýn tazminini talep edebilir.
(Ek: 29/6/1956 – 6763/41 md.) Ticari iþlere ait olan haksýz rekabet hakkýnda Ticaret Kanunu hükümleri mahfuzdur.
3 – Þahsi menfaatlerin haleldar olmasý
Madde 49 – (Deðiþik: 4/5/1988 - 3444/8. md.) Þahsiyet hakký hukuka aykýrý bir þekilde tecavüze uðrayan kiþi, uðradýðý manevi zarara karþýlýk manevi tazminat namýyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.
Hakim, manevi tazminatýn miktarýný tayin ederken, taraflarýn sýfatýný, iþgal ettikleri makamý ve diðer sosyal ve ekonomik durumlarýný da dikkate alýr.
Hakim, bu tazminatýn ödenmesi yerine, diðer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebileceði gibi tecavüzü kýnayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararýn basýn yolu ile ilanýna da hükmedebilir.
VI - Müteselsil mesuliyet
1 – Haksýz fiil halinde
Madde 50 – Birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müþevvik ile asýl fail ve fer'an methali olanlar, tefrik edilmeksizin müteselsilen mesul olurlar. Hakim, bunlarýn birbiri aleyhinde rücu haklarý olup olmadýðýný takdir ve icabýnda bu rücuun þumulünün derecesini tayin eyler.
Yataklýk eden kimse, vaký olan kardan hisse almadýkça yahut iþtirakiyle bir zarara sebebiyet vermedikçe mesul olmaz.
2 – Muhtelif sebeplerin içtimaý halinde
Madde 51 – Müteaddit kimseler muhtelif sebeplere (haksýz muamele, akit, kanun) binaen mesul olduklarý takdirde haklarýnda, birlikte bir zarar vukuuna sebebiyet veren kimseler hakkýndaki hükümlere göre muamele olunur.
Kaideten haksýz bir fiili ile zarara sebebiyet vermiþ olan kimse en evvel, tarafýndan hata vaki olmamýþ ve üzerine borç alýnmamýþ olduðu halde kanunen mesul olan kimse en sonra, zaman ile mükellef olur.
VII - Meþru müdafaa, ýztýrar ve kendi hakkýný vikaye için kuvvet kullanýlmasý
Madde 52 – Meþru müdafaa halinde mütecavizin þahsýna veya mallarýna yapýlan zarardan dolayý tazminat lazým gelmez.
Kendisini veya diðerini zarardan yahut derhal vukubulacak bir tehlikeden vikaye için baþkasýnýn mallarýna halel iras eden kimsenin borçlu olduðu tazminat miktarýný hakim, hakkaniyete tevfikan tayin eder.
Kendi hakkýný vikaye için cebri kuvvete müracaat eden kimse hal ve mevkia nazaran zamanýnda hükümetin müdahalesi temin edilemediði yahut hakkýnýn ziyaa uðramasýný yahut hakkýnýn kullanýlmasý hususunun pek çok müþkül olmasýný meni için baþka vasýtalar mevcut olmadýðý takdirde, bir güna tazminat itasiyle mükellef olmaz.
VIII - Ceza hukuku ile medeni hukuk arasýnda münasebet
Madde 53 – Hakim, kusur olup olmadýðýna yahut haksýz fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadýðýna karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle baðlý olmadýðý gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet karariyle de
mukayyet deðildir. Bundan baþka ceza mahkemesi kararý, kusurun takdiri ve zararýn miktarýný tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.
(B) TEMYÝZ KUDRETÝNÝ HAÝZ 0LMAYANLARIN MESULÝYETÝ
Madde 54 – Hakkaniyet iktiza ediyorsa hakim, temyiz kudretini haiz olmayan kimseyi ika ettiði zararýn tamamen yahut kýsmen tazminine mahküm eder.
Temyiz kudretini muvakkaten ýzaa eden kimse, bu halde iken yapmýþ olduðu zararý tazmine mecburdur. Þukadar ki kendi kusuru olmaksýzýn ika edilmiþ olduðunu ispat eder ise mesul olmaz.
(C) ÝSTÝHDAM EDENLERÝN MESULÝYETÝ
Madde 55 – Baþkalarýný istihdam eden kimse, maiyetinde istihdam ettiði kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptýklarý zarardan mesuldür. Þukadar ki böyle bir zararýn vukubulmamasý için hal ve maslahatýn icabettiði bütün dikkat ve itinada bulunduðunu yahut dikkat ve itinada bulunmuþ olsabile zararýn vukuuna mani olamýyacaðýný ispat ederse mesul olmaz.
Ýstihdam eden kimsenin, zamin olduðu þey ile zararý ika eden þahsa karþý rücu hakký vardýr.
(D) HAYVANLAR TARAFINDAN YAPILAN ZARARDAN MESULÝYET
I - Zarar ve ziyan
Madde 56 – Bir hayvan tarafýndan yapýlan zararý o hayvan kimin idaresinde ise o kimse hal ve maslahatýn icabettiði bütün dikkat ve itinayý yaptýðýný yahut bu dikkat ve itinada bulunmuþ olsa bile zararýn vukuuna mani olamýyacaðýný ispat etmedikçe tazmine mecburdur.
Bu surette eðer hayvan diðer bir þahýs yahut diðer bir þahsa ait olan hayvan tarafýndan ürkütülmüþ olur ise bu kimse onlara rücu edebilir.
II - Hayvan üzerinde hapis hakký
Madde 57 – Bir kimsenin hayvaný diðerinin gayri menkulü üzerinde bir zarar yaptýðý takdirde gayrimenkulün zilyedi o hayvaný zabt ve kendisine ita olunabilecek tazminat mukabilinde teminat olmak üzere yedinde hapsetmeðe hakký vardýr. Eðer hal ve maslahat icabederse, gayrimenkul zilyedi o hayvaný öldürebilir. Þukadar ki gayrimenkulün zilyedi heman keyfiyetten hayvanlarýn sahibini haberdar etmeðe ve eðer onu bilmiyorsa kendisini bulmak için lazýmgelen tedbirleri ittihaz eylemeðe mecburdur.
(H) BÝNA VE DÝÐER ÞEYLERDE MESULÝYET
I - Zarar ve ziyan
Madde 58 – Bir bina veya imal olunan herhangi bir þeyin maliki, o þeyin fena yapýlmasýndan yahut muhafazadaki kusurundan dolayý mesul olur.
Bu cihetten dolayý kendisine karþý mesul olan þahýslar aleyhindeki rücu hakký mahfuzdur.
II - Tedbirler:
Madde 59 – Bir binadan yahut diðer bir þahsýn imal ettiði þeylerden dolayý zuhura gelecek bir zarara maruz olan kimsenin, tehlikeyi bertaraf etmek için, lazýmgelen tedbirlere tevessül etmesini malikten talep etmeðe hakký vardýr.
Þahýslarýn ve mallarýn vikayesine dair olan zabýta nizamlarý bakidir.
(V) MÜRURU ZAMAN
Madde 60 – Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblað tediyesine müteallik dava, mutazarrýr olan tarafýn zarara ve failine ittýlaý tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararý müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz.
Þukadar ki zarar ve ziyan davasý, ceza kanunlarý mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayý müstelzim bir fiilden neþet etmiþ olursa þahsi davaya da o müruru zaman tatbik olunur.
Eðer haksýz bir fiil, mutazarrýr olan taraf aleyhinde bir alacak tevlit etmiþ olursa, mutazarrýr kendisinin tazminat talebi müruru zaman ile sakýt olsa bile o alacaðý vermekten imtina edebilir.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Haksýz bir fiil ile mal iktisabýndan doðan borçlar
(A) ÞARTLAR
I - Umumiyet itibariyle
Madde 61 – Haklý bir sebep olmaksýzýn aharýn zararýna mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiþ bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuþ olan bir sebebe müsteniden ahzolunan þeyin, iadesi lazýmdýr.
II - Borç olmayan þeyin tediyesi
Madde 62 – Borçlu olmadýðý þeyi ihtiyariyle veren kimse hataen kendisini borçlu zan ederek verdiðini ispat etmedikçe onu istirdat edemez. Müruru zamana uðramýþ olan bir borcu eda yahut ahlaki bir vazifeyi ifa için verilen þey, geri alýnamaz.
(B) ÝADENÝN ÞUMULÜ
I - Müddeaaleyhin borcu
Madde 63 – Haksýz olarak bir þeyi istifa eden kimse, onun istirdadý zamanýnda elinden çýkmýþ olduðunu ispat ettiði miktar nisbetinde red ve iade ile mükellef deðildir.
Þukadar ki kabýz, o þeyi suiniyet ile elden çýkarmýþ yahut onu elden çýkarýr iken bilahare red ve iadeye mecbur olacaðýna vakif bulunmuþ olursa red ve iadeye mecburdur.
II - Masraftan mütevellit haklar
Madde 64 – Müddeaaleyhin, yaptýðý zaruri yahut faideli masraflarý istirdada salahiyeti vardýr. Müddeaaleyh, o þeyi kabzettiði zaman suiniyet ile hareket etmiþ ise yaptýðý faideli masraflardan iade zamanýnda halen mevcut olan fazlalýk nisbetindeki miktarý kendisine tediye olunur. Diðer masraflardan dolayý müddeaaleyhin, bir güna tazminat talebine hakký yoktur. Fakat iadeden evvel kabzolunan þey ile birleþtirilmiþ olan ziyadeyi, o þeye zarar vermeksizin tefrik kabil olduðu ve müddeide masraflarýn bedelini teklif etmediði takdirde ilave olunan ziyadeyi ref edebilir.
(C) ÝSTÝRDADIN CAÝZ OLMAMASI
Madde 65 – Haksýz yahut ahlaka (adaba) mugayir bir maksat istihsali için verilen bir þeyi istirdada mahal yoktur.
(D) MÜRURU ZAMAN
Madde 66 – Haksýz surette mal iktisabýndan dolayý ikame olunacak dava, mutazarrýr olan tarafýn verdiðini istirdada hakký olduðuna ýttýlaý tarihinden itibaren bir sene müruriyle ve her halde bu hakkýn doðduðu tarihten itibaren on senenin müruriyle sakýt olur. Eðer mal iktisabý mutazarrýr olan taraf aleyhinde bir borç teþkilinden ibaret ise, mutazarrýrýn hakký müruru zaman ile sakýt olmuþ olsa bile, bu borcu ifa etmez.
ÝKÝNCÝ BAP
Borçlarýn hükmü
BÝRÝNCÝ FASIL
Borçlarýn ifasý
(A) UMUMÝ ESASLAR
I - Bizzat borçlu tarafýndan ifa
Madde 67 – Borcun, bizzat borçlu tarafýndan ifa edilmesinde alacaklýnýn menfaati bulunmadýkça; borçlu, borcunu þahsen ifaya mecbur deðildir.
II - Ýfanýn mevzuu
1 – Kýsmen tediye
Madde 68 – Borcun miktarý muayyen ve tamamý muaccel olduðu takdirde alacaklý kýsmen vukubulan tediyeyi reddedebilir. Alacaklý kýsmen tediyeyi kabul ederse borçlu, borçtan ikrar eylediði kýsmý tediyeden imtina edemez.
2 – Taksim kabil olmýyan borç
Madde 69 – Borç, taksim edilemediði ve alacaklýlar birden ziyade olduðu takdirde bunlardan her biri borcun tamamen ifasýný isteyebilir. Borçlu hepsine karþý borcunu vermeye mecburdur. Borçlular birden ziyade ise her biri taksimi kabil olmayan borcun tamamýný vermekle mükelleftir. Halin icabýndan hilafý anlaþýlmadýkça, veren borçlu, kendisiyle müþtereken borçlu olanlara hisseleriyle rücu hakkýný haiz ve bu nispette alacaklýnýn haklarýna halef olur.
3 – Muayyen olmayan bir þeye taallük eden borç
Madde 70 – Verilmesi lazým gelen þey yalnýz nevile tayin edilmiþ ise iþin mahiyetinden hilafý anlaþýlmadýkça bu þeyin intihabý borçluya aittir. Bununla beraber borçlu, mutavassýt vasýftan aþaðý vasýfta bir þey veremez.
4 – Birden ziyade þeylere taallük eden borç
Madde – Borç birden ziyade þeylerin yapýlmasýný veya verilmesini þamil olupta borçlu bunlardan yalnýz biriyle mükellef tutulabilirse iþin mahiyetinden hilafý anlaþýlmadýkça intihap, borçluya aittir.
5 – Faiz:
Madde 72 – Bir kimse faiz vermesine mecbur olupta miktarý ne mukavale ile ne de kanun veya örf ve adet ile muayyen deðil ise bu faiz senevi yüzde beþ hesabiyle tediye olunur. (Mukavele ile faiz meselesinde suiistimalin meni hukuku amme kanunlarýna aittir.) )
(B) BORCUN ÝFA EDÝLECEÐÝ MAHAL
Madde 73 – Borcun ifa edilmesi lazým gelen yer, iki tarafýn sarih veya zýmni arzusuna göre tayin edilir. Hilafýna bir þart mevcut olmadýðý surette aþaðýdaki hükümler tatbik olunur:
1 - Borç bir miktar paradan ibaret ise tediye alacaklýnýn verme zamanýnda mukim bulunduðu yerde vukubulur.
2 - Borç muayyen bir þeye taallük ediyorsa bu þey akdin inikadý zamanýnda bulunduðu yerde teslim olunur.
3 - Bunlardan baþka her borç doðumu zamanýnda borçlunun mukim bulunduðu yerde ifa edilir. Alacaklýnýn ikametgahýnda tediye edilmesi lazým gelen bir borcun ifasý borcun doðumundan sonra alacaklýnýn ikametgahýný deðiþtirmesi sebebiyle ehemmiyetli bir surette güçleþmiþ ise borç alacaklýnýn evvelki ikametgahýnda ifa olunabilir.
(C) ÝFANIN ZAMANI
I - Muaccel borç
Madde 74 – Ecel meþrut olmadýðý veya iþin mahiyetinden anlaþýlmadýðý takdirde borcun heman ifa ve derhal icrasý talep olunabilir.
II - Müeccel borç
1 – Ay üzerine ecel
Madde 75 – Borcun ifasý için bir ayýn iptidasý veya nihayeti tayin olunmuþ ise ayýn birinci ve sonuncu günü anlaþýlýr. Bir ayýn ortasý tayin olunmuþ ise bundan ayýn on beþi anlaþýlýr.
2 – Diðer eceller
Madde 76 – Bir borç veya sair her hangi bir tasarruf akdin inikadýndan itibaren bir müddetin hitamýnda ifa ve icra edilmek lazým geldiði takdirde, vade aþaðýdaki veçhile tayin olunur:
1 - Müddet, gün ile tayin edilmiþ ise borç, akdin inikat ettiði gün sayýlmýyarak müddetin son günü muaccel olur. Müddet, sekiz veya on beþ gün ise bu müddet bir veya iki haftayý deðil tamam sekiz veya on beþ günü ifade eder.
2 - Müddet haftalar ile tayin edilmiþ ise borç son haftanýn, akdin münakit olduðu güne ismen tevafuk eden gününde muaccel olur.
3 - Müddet ay ile veya sene, yarý sene ve senenin dörtte biri gibi birden ziyade aylarý ihtiva eden bir zaman ile tayin edildiði surette borç, akdin münakit olduðu gün ayýn kaçýncý günü ise son ayýn buna tekabül eden günü muaccel olur. Son ayda tekabül eden gün mevcut deðil ise borç son ayýn son günü ifa olunur.
Yarým ay tabiri,on beþ günlük bir müddete muadildir.Müddet bir veya birden ziyade ay ile yarým ay ise on beþ gün son olarak hesap edilir
Bu kaideler, müddet, akdin inikadýndan baþka bir zamandan itibaren cereyan ettiði surettede tatbik olunur. Muayyen bir zaman içinde ifa edilmek lazým gelen bir borcu borçlu, müddetin hitamýndan evvel ifa ile mükelleftir.
3 – Cuma ve tatil günleri
Madde 77 – Bir cumaya veya kanunen tatil olarak kabul edilen diðer bir güne tesadüf eden vade kendiliðinden bu günü takip edip tatil olmýyan ilk güne geçer. Hilafýna mukavele muteberdir.
III - Ýþlere tahsis olunan saatlerde ifa
Madde 78 – Borç vade gününde iþlere tahsis olunan saatler zarfýnda ifa ve alacaklý tarafýndan kabul edilmek lazým gelir.
IV - Ecelin uzatýlmasý
Madde 79 – Borcun ifasý için tayin olunan ecel uzatýlmýþ ise yeni mehil, aksi þart edilmedikçe evvelki mehlin hitamýný takip eden birinci günden baþlar.
V - Vaktinden evvel ifa
Madde 80 – Akdin hükmünden veya mahiyetinden veya hal icabýndan iki tarafýn hilafýný kast ettikleri anlaþýlmadýðý takdirde, borçlu borcunu vadesinden evvel ifa edebilir. Þu kadarki borçlunun, vadeden evvel tediyede bulunmasýndan dolayý mukavele ile veya adeten mezun olmadýkça bir miktar tenzilat icrasýna hakký yoktur.
I - Mütekabil taahhüdatý ihtiva eden akitte
1 – Ýfanýn tarzý
Madde 81 – Mütekabil taahhütleri muhtevi olan bir akdin ifasýný talep eden kimse, akdin þartlarýna ve mahiyetine nazaran bir ecelden istifade hakkýný haiz olmadýkça kendi borcunu ifa etmiþ veya ifasýný teklif eylemiþ olmak lazýmdýr.
2 – Borcunu ödemekten aciz halinde bir tarafýn fesih hakký
Madde 82 – Mütekabil taahhütleri muhtevi olan bir akitte akitlerden birinin borcunu edadan aciz olmasý ve bilhassa iflas veya aleyhindeki haczin neticesiz kalmasý sebebi ile diðer tarafýn hakký tehlikeye düþerse, bu taraf, lehindeki borcun ifasý temin edilinceye kadar kendisine terettüp eden borcun ifasýndan imtina ve talebi üzerine bu teminat münasip bir müddet içinde verilmediði surette akti feshedebilir.
(D) TEDÝYE
I - Memleket parasiyle
Madde 83 – Mevzuu para olan borç memleket parasiyle ödenir.
Akit tediye mahallinde kanuni rayici olmayan bir para üzerine varit olmuþ ise akdin harfiyen icrasý "aynen ödemek" kelimeleri veya buna muadil sair tabirat ile þart edilmiþ olmadýkça borç vadenin hulülü günündeki rayici üzerinden memleket parasiyle ödenebilir.
(Ek: 14/11/1990 – 3678/29 md.) Yabancý para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklý, bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parasý ile ödenmesini isteyebilir.(1)
II - Mahsup
1 – Kýsmen tediye halinde
Madde 84 – Borçlu faiz veya masraflarý tediyede gecikmiþ deðil ise kýsmen icra eylediði tediyeyi resülmale mahsup edebilir.
Alacaklý alacaðýn bir kýsmý için kefalet, rehin veya sair teminat almýþ ise borçlu kýsmen icra eylediði tediyeyi temin edilen veya teminatý daha iyi olan kýsma mahsup etmek hakkýný haiz deðildir.
2 – Birden fazla borçlar olduðu surette
a) Alacaklýnýn beyanýna tevfikan
Madde 85 – Birden fazla borçlarý bulunan borçlu, borçlarý ödemek zamanýnda bu borçlardan hangisini tediye etmek istediðini alacaklýya beyan etmek hakkýný haizdir.
Borçlu beyanatta bulunmadýðý surette vukubulan tediye kendisi tarafýndan derhal itiraz edilmiþ olmadýkça alacaklýnýn makbuzda irae ettiði borca mahsup edilmiþ olur.
b) Kanuna tevfikan
Madde 86 – Kanunen muteber bir beyan vaki olmadýðý yahut makbuzda bir güna mahsup gösterilmediði takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir.
Müteaddit borçlar muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. Takibat vaki olmamýþ ise tediye, vadesi iptida hulül etmiþ olan borca mahsup edilir.
Müteaddit borçlarýn vadeleri ayný zamanda hulül etmiþ ise mahsup mütenasiben vaki olur. Hiç bir borcun vadesi hulül etmemiþ ise alacaklý için en az teminatý haiz olan borca mahsup edilir.
III - Makbuz ve senetlerin iadesi
1 – Borçlunun hakký
Madde 87 – Borcu ödeyen borçlu, bir makbuz veya borcun tamamý tediye edilmiþ ise senedin geri verilmesini veya iptalini istemek hakkýný haizdir. Borcun tamamý ödenmemiþ veya senet alacaklýya baþka haklar da vermekte ise borçlu ancak makbuz itasýný ve tediyenin senede dercini isteyebilir.
2 – Hükümleri
Madde 88 – Faizden veya icar bedeli gibi muayyen zamanlarda ödenmesi lazým gelen sair borçlardan ihtirazi bir kayýt dermeyan etmeksizin bir taksit için makbuz veren alacaklý ondan evvelki taksitleri de tahsil etmiþ sayýlýr. Alacaklý resülmal için makbuz vermiþ ise faizlerinide tahsil etmiþ sayýlýr. Senet borçluya iade edildikte borç sakýt olmuþ sayýlýr.
3 – Senedin iadesinin mümkün olamamasý
Madde 89 – Alacaklý senedi zayi ettiðini iddia eder ise tediyede bulunan borçlu kendisine senedin iptalini ve borcun sukutunu mübeyyin resmen tanzim veya usulen tasdik edilmiþ bir ilmühaber vermeðe alacaklýyý mecbur edebilir. Kýymetli evrakýn iptaline müteallik hükümler mahfuzdur.
(H) ALACAKLININ TEMERRÜDÜ
I - Þartlarý
Madde 90 – Yapýlacak veya verilecek þey usulü dairesinde kendisine arz olunan alacaklý muhik bir sebep olmaksýzýn onu reddeder veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için tekaddümen kendi tarafýndan yapýlmasý lazým gelen muameleleri icradan imtina eder ise, mütemerrit addolunur.
II - Hükümleri
1 – Borcun mevzuu bir ayýn olduðu surette
a) Tevdi hakký
Madde 91 – Alacaklý mütemerrit olduðu takdirde borçlu hasar ve masraflarý alacaklýya ait olmak üzere vereceði þeyi tevdi ederek borcundan beraet edebilir. Tevdi edilecek yeri, tediye yerindeki hakim tayin eder. Fakat ticari eþya, hakimin kararý olmaksýzýn dahi bir ardiyeye tevdi edilebilir.
b) Satmak hakký
Madde 92 – Akdin mevzuu olan þeyin mahiyeti veya iþin nevi tevdia mani olur veya verilecek þey bozulmaða maruz veya muhafazasý masrafý mucip veya tevdii büyük masraflarý müstelzim olur ise borçlu evvelen ihtarda bulunduktan sonra hakimin izniyle onu alenen sattýrarak bedelini tevdi edebilir. Verilecek þey borsada mukayyet veya cari fiatý mevcut veya masraflarýna nispetle kýymeti az ise satýþýn aleni olmasý lazým olmadýðý gibi ihtara lüzum görmeksizinde hakim, satýþa müsaade edebilir.
c) Tevdi edilen þeyin isdirdadý
Madde 93 – Alacaklý tevdi edilen þeyi kabul eylediðini beyan etmiþ veya tevdi bir rehnin fekkini tevlit eylemiþ bulunmadýkça, borçlu tevdi edilen þeyi istirdat edebilir. Tevdii edilen þeyin istirdadý ile beraber, alacak bütün teferrüatiyle yeniden tevellüt eder.
2 – Borcun mevzuu bir þey olmadýðý surette
Madde 94 – Borcun mevzuu bir aynýn teslimini tazammun etmediði surette eðer alacaklý mütemerrit ise borçlunun temerrürdüne müteallik hükümlere tevfikan, borçlu akdi feshedebilir.
(V) BORCUN ÝFASINA MANÝ OLAN DÝÐER SEBEPLER
Madde 95 – Verilecek þey ve yapýlacak iþ ne alacaklýya nede alacaklýya müteallik þahsi diðer bir sebeple mümessiline arz edilemez veya borçlunun kusuru olmaksýzýn alacaklýnýn þahsýnda tereddüt olunursa borçlu, alacaklýnýn temerrüdü halinde olduðu gibi tevdi etmek veya akdi fesheylemek hakkýný haizdir.
ÝKÝNCÝ FASIL
Borçlarýn ödenmemesinin neticeleri
(A) BORCUN ÝFA EDÝLMEMESÝ
I - Borçlunun mesuliyeti
1 – Umumiyet itibariyle
Madde 96 – Alacaklý hakkýný kýsmen veya tamamen istifa edemediði takdirde borçlu kendisine hiç bir kusurun isnat edilemiyeceðini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararý tazmine mecburdur.
2 – Bir þeyin yapýlmasý veya yapýlmamasý borçlarý
Madde 97 – Bir þeyin yapýlmasýna müteallik borç borçlu tarafýndan ifa edilmediði takdirde, alacaklý masrafý borçluya ait olmak üzere borcun kendisi tarafýndan ifasýna izin verilmesini talep edebilir. Her türlü zarar ve ziyan davasý hakký mahfuzdur.
Bir þeyin yapýlmamasýna tallük eyleyen borca muhalif surette hareket eden kimse mücerret muhalefet ile zarar ve ziyan tediyesine mecburdur.
Bundan baþka alacaklý taahhüde muhalif olarak yapýlan þeyin ref'ini isteyebilir. Alacaklý, masraflarý borçluya ait olmak üzere, kendisi tarafýndan ref'a izin verilmesini de isteyebilir.
II - Mesuliyetin vüsati
1 – Umumiyet itibariyle
Madde 98 – Borçlu, umumiyet itibariyle her kusurdan mesuldur. Bu mesuliyetin vüsati iþin hususi mahiyetine göre çok veya az olabilir. Hususiyle iþ borçlu için bir faideyi mucip olmadýðý surette, mesuliyet daha az þiddetle takdir olunur.
Haksýz fiillerden mütevellit mesuliyete müteallik hükümler, kýyasen akde muhalif hareketlerede tatbik olunur.
2 – Mesuliyetten beraaet þartý
Madde 99 – Hile veya aðýr kusur halinde düçar olacaðý mesuliyetten borçlunun iptidaen beraetini tazammun edecek her þart, batýldýr.
Hafif kusur halinde, borçlu iptidaen mesuliyetten beraeti tazammun eden þartýn dermeyaný sýrasýnda alacaklý borçlunun hizmetinde ise veya mesuliyet hükümet tarafýndan imtiyaz suretiyle verilen bir sanatin icrasýndan tevellüt ediyorsa; haiz olduðu takdir salahiyetine istinat ile hakim, bu þartý batýl addedebilir.
3 – Muavin þahýslarýn mesuliyeti
Madde 100 – Bir borcun ifasýný veya bir borçdan mütevellit bir hakkýn kullanýlmasýný kendisi ile beraber yaþayan þahýslara veya maiyetinde çalýþanlara velev kanuna muvafýk surette tevdi eden kimse, bunlarýn iþlerini icra esnasýnda ika ettikleri zarardan dolayý diðer tarafa karþý mesuldür.
Bunlarýn fiilinden mütevellit mesuliyeti, evvelce iki taraf arasýnda yapýlan bir mukavele tamamen veya kýsmen bertaraf edebilir.
Alacaklý, borçlunun hizmetinde ise veya mesuliyet hükümet tarafýndan imtiyaz suretiyle verilen bir sanatin icrasýndan tevellüt ediyorsa; borçlu mukavele ile ancak hafif bir kusurdan mütevellit mesuliyetten kendisini beri kýlabilir.
(B) BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ
I - Þartlar
Madde 101 – Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklýnýn ihtariyle, mütemerrit olur.
Borcun ifa edileceði gün müttefikan tayin edilmiþ veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir ihbarda bulunmak suretiyle tesbit etmiþ ise, mücerret bugünün hitamý ile borçlu mütemerrit olur.
II - Hükümleri
1 – Kaza halinde mesuliyet
Madde 102 – Mütemerrit olan borçlu, borcun teahhürle ifasýndan dolayý zarar ve ziyan tediyesine mecbur olduðu gibi kazara vukua gelecek zarardan da mesuldür.
Borçlu, kendisi tarafýndan bir güna kusur olmaksýzýn teahhürde bulunmuþ olduðunu veya borç vakit ve zamaniyle ifa edilmiþ olsa bile kazanýn alacaklýnýn zararýna olarak tediye olunacak þeye isabet edeceðini ispat ederek, bu mesuliyetten kurtulabilir.
2 – Geçmiþ günler faizi
a) Umumiyet itibariyle
Madde 103 – Bir miktar paranýn tediyesinden temerrüt eden borçlu mukavele ile daha az bir faiz tayin edilmiþ olsa bile geçmiþ günler için senevi yüzde beþ hesabiyle faiz tediyesine mecburdur.
Akitte doðrudan doðruya veya taksite raptedilmiþ komüsyon þeklinde yüzde beþten ziyade bir faiz þart edilmiþ ise bu faizde temerrüt eden borçludan istenebilir.
(Üçüncü fýkra mülga: 29/6/1956-6763/41 md.)
b) Faizin, mütedahil taksitlerin, hibe ettiði mebaliðin tediyesinde mütemerrit olan borçlu
Madde 104 – Faiz veya mütedahil iratlarýn yahut hibe ettiði bir miktar paranýn tediyesinden temerrüt eden borçlu bunlar için geçmiþ günler faizini ancak icraya veya mahkemeye müracaat gününden itibaren tediyeye mecburdur.
Bunun aksine olan her þart, cezai þart hakkýndaki hükümlere tevfikan takdir olunur.
Geçmiþ günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebi ile faiz yürütülemez.
3 – Munzam zarar
Madde 105 – Alacaklýnýn düçar olduðu zarar geçmiþ günler faizinden fazla olduðu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemiyeceðini ispat etmedikçe bu zararý dahi tazmin ile mükelleftir.
Bu munzam zarar derhal takdir olunabilirse hakim, esasa dair karar verir iken bu zararýn miktarýný dahi tayin edebilir.
4 – Bir mehil tayini suretiyle
a) Fesih hakký
Madde 106 – Karþýlýklý taahhütleri havi olan bir akitte iki taraftan biri mütemerrit olduðu takdirde, diðeri borcun ifa edilmesi için münasip bir mehil tayin veya münasip bir mehilin tayinini hakimden isteyebilir.
Bu mehil zarfýnda borç ifa edilmemiþ bulunduðu surette alacaklý her zaman onun ifasýný talep ve teahhür sebebi ile zarar ve ziyan davasý ikame eylemek hakkýný haizdir; birde aktin icrasýndan ve teahhürü sebebiyle zarar ve ziyan talebinden vaz geçtiðini derhal beyan ederek borcun ifa edilmemesinden mütevellit zarar ve ziyaný talep veya akdi fesh edebilir.
b) Derhal fesih
Madde 107 – Aþaðýdaki hallerde bir mehil tayinine lüzum yoktur.
1 - Borçlunun hal ve vaziyetinden bu tedbirin tesirsiz olacaðý anlaþýlýrsa.
2 - Borçlunun temerrüdü neticesi olarak borcun ifasý alacaklý için faidesiz kalmýþ ise.
3 - Akdin hükümlerine göre borç tayin ve tesbit edilen bir zamanda veya muayyen bir mehil içinde ifa edilmek lazým geliyorsa.
c) Rücuun hükümleri
Madde 108 – Akitten rücu eden alacaklý, vaidolunan þeyi vermekten imtina ve tediye eylediði þeyi istirdat edebilir.
Bundan baþka borçlu kendisine hiç bir kusurun isnat edilemiyeceðini ispat edemezse alacaklý akdin hükümsüzlüðünden mütevellit zararýn tazminini de talep edebilir.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Borçlarýn üçüncü þahýs hakkýndaki tesiri
(A) ALACAKLIYA HALEF OLMAK
Madde 109 – Alacaklýya tediyede bulunan üçüncü þahýs aþaðýdaki hallerde tediye eylediði miktar nispetinde alacaklýnýn haklarýna kanunen halef olur:
1 – Baþkasýnýn borcu için rehnedilen bir þeyi rehinden kurtardýðý ve bu þey üzerinde mülkiyet hakký veya sair diðer bir ayni hakký haiz bulunduðu takdirde.
2 – Alacaklýya tediyede bulunan üçüncü þahsýn ona halef olacaðý borçlu tarafýndan alacaklýya haber verildiði takdirde.
(B) BAÞKASININ FÝÝLÝNÝ TAAHHÜT
Madde 110 – Bir üçüncü þahsýn fiilini baþkasýna taahhüt eden kimse bu üçüncü þahýs tarafýndan taahhüdün ifa edilmemesi halinde zarar ve ziyan tediyesine mecburdur.
(Ek: 8/7/1981-2486/1 md.) Muayyen bir müddet için yapýlan taahhütlerde, müddetin bitimine kadar taahhüt edene yazýlý olarak baþvurulmamasý halinde taahhüdün hükümsüz olacaðýna dair sözleþme muteberdir.
C) BAÞKASI LEHÝNE ÞART
I - Umumiyet itibariyle
Madde 111 – Kendi namýna akit yapan bir kimse, üçüncü þahýs lehine bir borç þart etmiþ ise, o borcun ifasýný talebetmek hakkýný haizdir
Üçüncü þahýs veya o borçta üçüncü þahsa halef olanlar dahi, iki tarafýn niyetine veya örf ve adete tevafuk ettiði takdirde, borcun ifasýný þahsan taleb edebilirler. Bu takdirde üçüncü þahýs veya onu istihlaf edenler bu hakký kullanmak istediklerini borçluya beyan ettiklerinden itibaren alacaklýnýn borçluyu ibraya hakký kalmaz.
II - Sigorta ile temin edilmiþ hukuki mesuliyetler
Madde 112 – Baþkasýný istihdam eden bir kimse çalýþtýrdýðý ameleye karþý hukuki mesuliyetlerini temin için sigorta yapýpta amele, sigorta ücretinin en aþaðý yarýsýný tediyeye iþtirak etmiþ ise; sigortadan mütevellit haklar, münhasýran ameleye ait olur.
ÜÇÜNCÜ BAP
Borçlarýn sukutu
(A) BORÇLARIN FERÝLERÝNÝN SUKUTU
Madde 113 – Asýl borç tediye ile veya sair bir suretle sakýt olduðu takdirde kefalet ve rehin ve sair fer'i haklar dahi sakýt olur.
Evvelce iþleyen faizleri talep hakkýnýn mahfuz bulunduðu beyan edilmiþ veya hal icabýndan neþet eylemiþ olmadýkça bu faizler talep olunamaz. Gayrimenkul rehine ve kýymetli evraka ve konkordatoya müteallik hususi hükümler mahfuzdur.
(B) TECDÝT
I - Umumiyet itibariyle
Madde 114 – Borcun tecdidi akitten vazýh surette anlaþýlmak lazýmdýr.
Hususiyle mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunmak veya yeni bir alacak senedi veya yeni bir kefaletname imza etmek, tecdidi tazammun etmez. Bununla beraber, bu hükmün aksine dair akdolunan mukaveleler muteberdir.
II - Cari hesap
Madde 115 – Muhtelif kalemlerin bir hesabý cariye mücerret kaydedilmesiyle borç tecdit edilmiþ olmaz.
Þu kadarki hesap kesilipte diðer tarafçada kabul edilmiþ olduðu takdirde, borç tecdit edilmiþ olur.
Eðer kalemlerden biri mukabilinde teminat varsa hesap kesilip tasdik edilmiþ olsa bile hilafý þart edilmedikçe bu teminata halel gelmez
(C) ALACAKLI VE BORÇLU SIFATLARININ BÝRLEÞMESÝ:
Madde 116 –Alacaklýlýk ve borçluluk sýfatlarýnýn bir þahýsta içtimaiyle borç sakýt olur.
Bu içtimaýn zevaliyle borç avdet eder.
Gayrimenkul rehni ile kýymetli evrak hakkýndaki hususi hükümler bakidir.
(D) ÝFANIN MÜMKÜN OLMAMASI:
Madde 117 – Borçluya isnat olunamýyan haller münasebetiyle borcun ifasý mümkün olmazsa, borç sakýt olur.
Karþýlýklý taahhütleri havi akitlerde bu suretle beri olan borçlu haksýz iktisaplara müteallik hükümlere tevfikan almýþ olduðu þeyleri iadeye mecbur ve kendisine henüz tediye edilmemiþ bulunan þeyi istemek hakkýndan mahrum olur. Kanun veya akit ile, borcun ifasýndan evvel bile vukua gelen zararýn, alacaklýya tahmil edilmiþ olduðu haller bundan müstesnadýr.
(H) TAKAS:
I - Þartlarý
1 – Umumiyet itibariyle
Madde 118 – Ýki þahýs karþýlýklý bir miktar meblaðý veya yekdiðerine mümasil baþka mallarý birbirine borçlu olduklarý takdirde, her iki borç muaccel ise iki taraftan her biri borcunu alacaðý ile takas edebilir.
Alacaklardan biri, münazaalý olsa bile takas dermeyan olunabilir.
Müruru zamana uðramýþ bir alacak, takas dermeyan edebileceði zamanda müruru zaman ile sakýt olmuþ deðil ise onun da takasý dermeyan olunabilir.
2 – Kefalet halinde
Madde 119 – Asýl borçlunun takasý dermeyan etmeðe hakký oldukça, kefili alacaklýya tediyede bulunmaktan imtina edebilir.
3 – Üçüncü þahýs lehine taahhüt halinde
Madde 120 – Bir üçüncü þahýs lehine taahütte bulunan kimse borcunu, diðer akidin kendisine borçlu olduðu þey ile takas edemez.
4 – Borçlunun iflasý halinde
Madde 121– Borçlunun iflasý halinde alacaklýlar, muaccel olmasa bile alacaklarýnýn müflisin kendilerinde olan alacaðý ile takas edebilirler
II - Hükümleri:
Madde 122 – Takas, ancak borçlunun takasý dermeyan etmek kastini alacaklýya bildirmesiyle vaki olur.
Bu takdirde iki borç takas edilebilecekleri andan itibaren en az olan borcun miktarý nispetinde sakýt olmuþ addolunur.
Hesabý cari meselesinde ticarete müteallik hususi taamüller bakidir.
III - Takasý kabil olmýyan alacaklar:
Madde 123 – Aþaðýdaki alacaklar, alacaklýlarýn arzusu hilafýnda takas ile ýskat edilemez.
1– Tevdi edilmiþ veya haksýz olarak alýnmýþ veya hile ile alýkonulmuþ bulunan bir þeyin iadesine veya bedeline taallük eden mutalebeler.
2 – Nafaka ve iþ ücreti gibi borçlunun ve ailesinin iaþesi için mutlak surette zaruri olup hususi mahiyeti itibariyle fiilen alacaklýnýn eline verilmesi icap eden alacaklar.
3 – Devlet ve vilayet ve köyler lehine olarak hukuku ammeden neþet eden alacaklar.
IV - Takastan feragat:
Madde 124 – Borçlu, iptidaen takastan feragat edebilir.
(V) MÜRURU ZAMAN:
I - Müddetler:
1 – On senelik müruru zaman
Madde 125 – Bu kanunda baþka suretle hüküm mevcut olmadýðý takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir.
2 – Beþ senelik müruru zaman
Madde 126 – Aþaðýdaki alacak veya davalar hakkýnda beþ senelik müruru zaman cari olur:
1 – Alelümum kiralar ile resülmal faizleri ve muayyen zamanlarda tediyesi meþrut aidat hakkýndaki davalar,
2 – Erzak bedeli ve nafaka ve otel ve lokanta masraflarýna müteallik davalar.
3 – (Deðiþik: 29/6/1956 - 6763/41 md.) Sanatkarlarýn veya esnafýn emeklerinin karþýlýðý, perakendecilerin sattýklarý mallarýn parasý, noterlerin mesleki hizmetleri karþýlýðý, baþkalarýnýn maiyetinde çalýþan veya müstahdemi olan kimselerin, hizmetçilerin, yevmiyecilerin ve iþçilerin ücretleri hakkýndaki davalar;
4 – (Ek: 29/6/1956 - 6763/41 md.) Ticari olsun olmasýn bir þirket akdine dayanan ve ortaklar arasýnda veya þirketle ortaklar arasýnda açýlmýþ bulunan bütün davalar ile bir þirketin müdürleri, temsilcileri,murakýplariyle þirket veya ortaklar arasýndaki davalar, vekalet akdinden, komüsyon aktinden,acentalýk mukavelesinden, ticari tellallýk ücreti davasý hariç,tellallýk akdinden doðan bütün davalar, mütaahhidin kasýt veya aðýr kusuru ile akdi hiç veya gereði gibi yerine getirmemiþ ve bilhassa ayýplý malzeme kullanmýþ veya ayýplý bir iþ meydana getirmiþ olmasý sebebiyle açýlacak davalar hariç olmak üzere istisna akdinden doðan bütün davalar.
3 – Müruru zaman müddetlerinin katiyeti
Madde 127 – Bu üçüncü bapta tayin olunan müruru zaman müddetleri, mukavele ile tadil olunamaz.
4 - Müruru zamanýn baþlangýcý
a) Umumiyet itibariyle
Madde 128 – Müruru zaman alacaðýn muaccel olduðu zamandan baþlar, alacaðýn muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceði günden itibaren cereyan eder.
b) Muayyen zamanlarda verilen ivazlarda
Madde 129 – Kaydi hayat þartiyle irat ve muayyen zamanlarda tediye olunan sair þeylerin tesviyesini talep hususunda müruru zaman ilk tediye edilmemiþ olarak kalan taksitin muacceliyet kesp ettiði günden baþlar.
Alacak hakkýnda müruru zaman vaki olunca mütedahil taksitler hakkýnda da müruru zaman vaki olmuþ olur.
5 – Müddetlerin hesabý
Madde 130 – Müddetlerin hesabýnda müruru zamanýn baþladýðý gün nazarý itibare alýnmaz ve müruru zaman ancak müddetin son günü kullanýlmaksýzýn geçtiði surette vaki olmuþ olur.
Bununla beraber borçlarýn ifasý meselesinde müddetlerin hesabýna müteallik kaideler buradada tatbik olunur.
II - Fer'iler hakkýnda müruru zaman:
Madde 131 – Asýl alacak hakkýnda müruru zaman vaký olunca faiz ve sair fer'i alacaklar hakkýnda da müruru zaman vaký olmuþ olur.
III - Müruru zamanýn cereyanýna mani olan ve müruru zamaný tatil eden sebepler:
Madde 132 – Aþaðýdaki hallerde müruru zaman cereyan etmez ve cereyana baþlamýþ ise inkýtaa uðrar:
1 - Velayet devam ettiði müddetçe çocuklarýn baba ve analarýna karþý olan alacaklarý hakkýnda.
2 - Vesayet devam ettiði müddetçe vesayet altýnda bulunanlarýn vasi veya Sulh Hakimi ve Mahkemei Asliye Hakimleri zimmetinde olan alacaklarý hakkýnda.
3 - Nikah devam ettiði müddetçe karý kocadan birinin, diðeri zimmetinde olan alacaklarý hakkýnda.
4 - Hizmet mukavelesinin devam ettiði müddetçe hizmetçilerin, istihdam edenlere karþý olan alacaklarý hakkýnda.
5 - Borçlu alacak üzerinde intifa hakkýný haiz olduðu müddetçe.
6 - Alacaðý, bir Türk mahkemesi huzurunda iddia etmek imkaný olmadýðý müddetçe.
Müruru zaman, tatil eden sebeplerin zail olduðu günün hitamýndan itibaren baþlar veya tevakkuftan evvel baþlamýþ olan cereyanýna devam eder.
IV - Müruru zamanýn kat'ý:
1 – Katý sebepleri
Madde 133 – Aþaðýdaki hallerde müruru zaman katedilmiþ olur:
1 - Borçlu borcu ikrar ettiði, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiði takdirde.
2 - Alacaklý dava veya defi zýmnýnda mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasýna müdahale ile hakkýný talep eylediði halde.
2 – Borçlulara karþý kat'ýn neticeleri
Madde 134 – Müruru zaman, müteselsilen borçlu olanlardan veya taksimi kabil olmýyan bir borcun müþterek borçlularýndan birine karþý katedilmiþ olunca diðerlerine karþýda katedilmiþ olur.
Müruru zaman, asýl borçluya karþý katedilmiþ olunca kefile karþýda katedilmiþ olur.
Müruru zaman, kefile karþý katedilmiþ olunca asýl borçluya karþý katedilmiþ olmaz.
3 – Yeni müddetin mebdei
a) Ýkrar ve hüküm halinde
Madde 135 – Müruru zaman katedilmiþ olunca katýdan itibaren yeni bir müddet cereyan etmeðe baþlar.
Borç bir senette ikrar edilmiþ veya bir hüküm ile sabit olmuþ ise yeni müddet daima on senedir.
b) Alacaklýnýn fiili halinde
Madde 136 – Bir dava veya defi ile katedilmiþ olan müruru zaman, dava devam ettiði müddetçe iki tarafýn muhakemeye müteallik her muamelesinden ve hakimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden cereyana baþlar.
Katý, icrai takibattan neþet etmiþ ise müruru zaman takibe müteallik her muameleden itibaren yeniden cereyana baþlar.
Katý, bir iflasa müdahaleden neþet etmiþ ise müruru zaman, iflasa müteallik hükümlere göre alacaðý yeniden talep etmek mümkün olduðu zamandan itibaren yeniden cereyana baþlar.
V - Davanýn reddi halinde munzam müddet:
Madde 137 – Dava veya defi, vazýyed eden hakimin salahiyeti olmamasý veya tamiri kabil ve þekle müteallik bir noksan veya vaktinden evvel ikame edilmiþ olmasý sebebi ile reddolunmuþ olupta arada müruru zaman müddeti hitam bulmuþ ise alacaklý hakkýný talep etmek için altmýþ günlük munzam bir müddeten istifade eder.
VI - Menkul rehni ile temin edilmiþ alacak halinde:
Madde 138 – Alacaðýn bir menkul rehni ile temin edilmiþ bulunmasý, bu alacak hakkýnda müruru zaman cereyanýna mani olmaz. Fakat alacaklý rehinden hakkýný istifa etmek salahiyetini muhafaza eder.
VII - Müruru zamandan feragat:
Madde 139 – Ýptidaen müruru zamandan feragat batýldýr.
Müteselsil borçlulardan biri tarafýndan vukubulan feragat, diðerlerine karþý dermeyan olunamaz.
Feragat, taksimi kabil olmayan bir borcun müþterek borçlularýndan biri tarafýndan sadýr olduðu takdirdede hüküm böyledir. Asýl borçlu tarafýndan vukubulan feragat, kezalik kefile karþý dermeyan olunamaz.
VIII - Müruru zamanýn dermeyaný lüzumu:
Madde 140 – Müruru zaman dermeyan edilmediði surette hakim, müruru zamaný kendiliðinden nazara alamaz.
DÖRDÜNCÜ BAP
Borçlarýn nevileri
BÝRÝNCÝ FASIL
Müteselsil borçlar
(A) BORÇLULAR ARASINDA TESELSÜL:
I - Þartlarý:
Madde 141 – Alacaklýya karþý, her biri borcun mecmuundan mesul olmaðý iltizam ettiklerini beyan eden müteaddit borçlular arasýnda teselsül vardýr.
Böyle bir beyanýn fikdaný halinde teselsül ancak kanunun tayýn ettiði hallerde olur.
II – Alacaklý ve borçlu arasýndaki münasebet:
1 – Hükümleri
a) Müþterek borçlularýn mesuliyeti
Madde 142 – Alacaklý müteselsil borçlularýn cümlesinden veya birinden borcun tamamen veya kýsmen edasýný istemekte muhayyerdir.
Borcun tamamen edasýna kadar bütün borçlularýn mesuliyeti devam eder.
b) Müþterek borçlulara ait defiler
Madde 143 – Müteselsil borçlulardan biri alacaklýya karþý onunla kendi arasýndaki þahsi münasebetlerden veya müteselsil borcun sebep veya mevzuundan tevellüt etmiþ olanlardan maada bir þey dermeyan edemez ve bütün borçlular arasýnda müþterek olan defileri dermeyan etmediði halde onlara karþý mesul olur.
c) Müþterek borçlulardan birinin þahsi fiili
Madde 144 – Hilafýna makavele olmadýkça müteselsil borçlulardan biri kendi fiili ile diðer borçlularýn vaziyetlerini aðýrlaþtýramaz.
2 – Müteselsil borcun sukutu
Madde 145 – Tediyesi ile veya yaptýðý takas ile borcun tamamýný veya bir kýsmýný iskat etmiþ olan müteselsil borçlulardan biri, sakýt olan borç nispetinde, diðer borçlularý halas etmiþ olur.
Eðer müteselsil borçlulardan biri borç tediye olunmamýþ iken ondan tahallüs etmiþ ise, diðer borçlular ancak halin veya borcun mahiyetinin irae ettiði nispette bu beraetten istifade edebilirler.
III – Müþterek borçlular arasýndaki münasebetler:
1 – Taksim
Madde 146 – Borcun mahiyetinden hilafý istidlal olunmadýkça, müteselsil borçlulardan her biri alacaklýya yapýlan tediyeden birbirine müsavi birer hisseyi üzerlerine almaða mecburdur. Ve hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla ile diðerlerine rücu hakkýný haizdir.
Birinden tahsili mümkün olmayan miktar, diðerleri arasýnda mütesaviyen taksim olunur.
2 – Halefiyet
Madde 147 – Rücu hakkýndan istifade eden müteselsil borçlulardan her biri, tediye ettiði miktar nispetinde alacaklýnýn haklarýna halef olur.
Alacaklý, diðerlerinin zararýna olarak müteselsil borçlulardan birinin vaziyetini iyileþtirdiði takdirde bu fiilinin neticelerini þahsan tahammül eder.
(B) ALACAKLILARIN ARASINDA TESELSÜL:
Madde 148 – Borcun tamamýný tediyesini istemek hakkýný her birine bahþ ettiðini borçlu beyan ettiði hallerde, müteaddit alacaklýlar arasýnda teselsül mevcut olacaðý gibi kanunun tayin ettiði maddelerde dahi bu nevi teselsül bulunur.
Müteselsil alacaklýlardan birine vaký tediye ile borçlu bütün alacaklýlara karþý beri olur.
Alacaklýlardan birinin icraya veya mahkemeye müracaatýndan haberdar edilmedikçe borçlu onlardan dilediðine tediyede muhayyerdir.
ÝKÝNCÝ FASIL
Þarta baðlý borçlar
(A) TALÝKÝ ÞART:
I - Umumiyet itibariyle:
Madde 149 – Bir akdin mevzuunu teþkil eden borcun mevcudiyeti, meþkük bir hadisenin tahakkukuna talik edilmiþ ise o akit þarta baðlý akit olur.
Ýki taraf hilafýný kast etmedikleri halde þarta baðlý akit, ancak þartýn tahakkuku anýndan itibaren hüküm ifade eder.
II - Þartýn baðlý olduðu sýradaki vaziyet:
Madde 150 – Þart tahakkuk edinceye kadar borçlu, borcun layýký veçhile edasýna mani olacak her nevi tasarruftan içtinap etmekle mükelleftir.
Þarta baðlý hakký tehlikeye düçar edilen alacaklý, alacaðý mutlak olan alacaklýlarýn haklarýný muhafaza için yapmaða salahiyettar olduklarý tedbirleri ittihaz edebilir.
Þartýn tahakkukundan evvel yapýlan temliki her tasarruf, þartýn hükümlerini ihlal ettiði nispette batýl olur.
II - Fasýla esnasýnda tahakkuk eden menfaatler:
Madde 151 – Þartýn tahakkukundan evvel taahhüt olunan þey kendisine teslim olunan alacaklý, þartýn tahakkuku halinde, fasýla esnasýnda o þeyden elde ettiði menfaatlerede malik olur.
Þart tahakkuk etmezse alacaklý elde ettiði menfaatleri red ile mükelleftir.
(B) ÝNFÝSAHÝ ÞARTLAR:
Madde 152 – Ýnfisahý, meþkük bir hadisenin tahakkukuna talik edilen akit, þartýn tahakkuku anýndan itibaren hüküm ifade etmez.
Kaideten, infisah makabline þamil olmaz.
(C) MÜÞTEREK HÜKÜMLER:
I - Þartýn tahakkuku:
Madde 153 – Eðer þart, iki taraftan birinin bizzat yapmasý lazým olmayan bir þeyin icrasýndan ibaret ise, o tarafýn vefatý halinde mirasçýsý onun yerine kaim olabilir.
II - Hileli mümanaat:
Madde 154 – Þartýn tahakkukuna iki taraftan biri hüsnü niyet kaidelerine muhalif bir hareketle mani olursa, o þart tahakkuk etmiþ addolunur.
III - Memnu þartlar:
Madde 155 – Kanuna veya ahlaka (adaba) mugayir bir fiil veya ihmal, þart olarak tayin edilmiþ olduðu takdirde bu þarta baðlý olan borç hükümsüz olur.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Pey akçesi, zamaný rücu, ücret tevkifi ve cezai þart
(A) PEY AKÇESÝ VE ZAMANI RÜCU:
Madde 156 – Bir kimse pey akçesi verdiði takdirde, bunu zamaný rücu olarak deðil; belki akdin inikadýna delil olmak üzere vermiþ addolunur.
Hilafýna mahalli adet veya mukavele olmadýkça, pey akçesini alan, matlubuna mahsup etmiyerek onu muhafaza eder.
Zamaný rücu þart edildiði halde, akitlerden her biri akitten rücu salahiyetini haiz addolunur. Pey akçesi vermiþ olan rücu ederse, verdiðini terk eder ve pey akçesini almýþ olan rücu ederse, aldýðýnýn iki mislini iade eder.
(B) ÜCRET TEVKÝFÝ:
Madde 157 – Hizmet akdinde mukavele mucibince ücretin bir kýsmý tevkif edildiði halde, hilafýna þart veya adet bulunmadýkça tevkif olunan ücret cezai þart olarak deðil belki istihdam eden kimsenin zararýna karþýlýk olmak üzere tutulmuþ addolunur.
Bu tevkif, ancak amele ücretinin tazminat ile mahsubu caiz olduðu nispette muteber olur.
(C) CEZAÝ ÞART:
I - Alacaklýnýn haklarý:
1 – Ýcra ile eda arasýndaki münasebet
Madde 158 – Akdin icra edilmemesi veya natamam olarak icrasý halinde tediye edilmek üzere cezai þart kabul edilmiþ ise, hilafýna mukavele olmadýkça, alacaklý ancak ya akdin icrasýný veya cezanýn tediyesini isteyebilir.
Akdin muayyen zamanda veya meþrut mahalde icra edilmemesi halinde tediye olunmak üzere cezai þart kabul edilmiþ ise, alacaklý hem akdin icrasýný hem meþrut cezanýn tediyesini talep edebilir. Meðer ki alacaklý bu hakkýndan sarahaten feragat etmiþ veya kayýt dermeyan etmeksizin edayý kabul eylemiþ olsun.
Borçlunun, cezai þartý tediye ile akitten rücu etmek hakkýný ispat edebilmek salahiyeti mahfuzdur.
2 – Ceza ile zarar arasýndaki münasebet
Madde 159 – Alacaklý zarara düçar olmasa bile ceza lazým olur.
Þart olunan ceza miktarýndan fazla zarara düçar olan alacaklý, borçlunun bir kusuru olduðunu ispat etmedikçe fazlasýný isteyemez.
3 – Fesih halinde alacaklýnýn kýsmen vukubulan tediyeye müteallik haklarý
Madde 160 – Cezai þarta müteallik hükümler, kýsmen vaký olan tediyenin fesih halinde alacaklýya kalmasý þartýný mutazammýn olan mukaveleyede, tatbik olunur.
Taksitle satýþa dair olan hükümler bakidir.
II - Cezanýn butlaný ve tenkisi:
Madde 161 – Akitler, cezanýn miktarýný tayinde serbesttirler.
Ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muðayir bir borcu teyit için þart edilmiþ veya hilafýna mukavele olmadýðý halde borcun ifasý borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuþ ise, þart olunan cezanýn tediyesi talep edilemez.
Hakim, fahiþ gördüðü cezalarý tenkis ile mükelleftir.
BEÞÝNCÝ BAP
Alacaðýn temliki ve borcun nakli
(A) ALACAÐIN TEMLÝKÝ:
I - Þartlarý:
1 – Rýzai temlik
a) Cezaevi
Madde 162 – Kanun veya akit ile veya iþin mahiyeti icabý olarak menedilmiþ olmadýkça borçlunun rýzasýný aramaksýzýn alacaklý, alacaðýný üçüncü bir þahsa temlik edebilir.
Borçlu, alacaðýn temlik edilmemesi þart edilmiþ olduðunu bu þartý ihtiva etmeyen bir ikrarý bilkitabeye istinat ile, alacaðýný temellük eden üçüncü bir þahsa karþý iddia edemez.
b) Akdin þekli
Madde 163 – Tahriri þekilde yapýlmýþ olmadýkça alacaðýn temliki muteber olmaz.
Bir alacaðýn temlikini va'detmek, hususi þekle tabi deðildir.
2 – Kanuni veya kazai temlik
Madde 164 – Alacaðýn temliki kanun veya mahkeme kararý mucibince vuku bulduðu halde bir güna merasime tabi olmaksýzýn ve evvelki alacaklý tarafýndan rýza izhar edilmesine bile ihtiyaç bulunmaksýzýn üçüncü þahýslara karþý dermeyan edilebilir.
II - Temlikin hükümleri:
1 – Borçlunun vaziyeti
a) Hüsnüniyetle yapýlan tediye
Madde 165 – Temlik veya temellük eden tarafýndan alacaðýn temlik olunduðu kendisine bildirilmezden mukaddem evvelki alacaklýya ve mütevali temlikler vaki olmuþ ise alacaðý temellük edenlerden tercihi lazým gelen biri var iken diðerine hüsnü niyetle tediyede bulunan borçlu, beri olur.
b) Tediyeden imtina ve tevdi
Madde 166– Aidiyeti münazaalý bulunan bir alacaðýn borçlusu tediyeden imtina edebilir, alacaðý mahkemeye tevdi ile borçtan beri olur
Borçlu, alacaðýn münazaalý olduðunu bildiði halde tediyede bulunursa, tehlike ve hasarý kendisine ait olur.
Ýki alacaklý arasýndaki dava henüz görülmekte ve borç muaccel ise her biri borçluyu, borcu olan meblaðý tevdie icbar edebilir.
c) Borçluya ait defiler
Madde 167 – Borçlu, temlike vakýf olduðu zaman; temlik edene karþý haiz olduðu defileri, temellük edene karþý dahi dermeyan edebilir.
Borçlunun matlubu temlik eden zimmetinde temlike vakýf olduðu zaman müeccel bir alacaðý var idise bu alacaðýn temlik edilen matluptan sonra muacceliyet iktisap etmiþ olmamasý þartiyle borç ile takas edilmesini talep edebilir.
2 – Fer'i haklarýn ve senetlerin ve esbabý sübutiyenin devri
Madde 168–Alacaðýn temlikinde,temlik eden kimsenin þahsýna has olanlardan maada rüçhan haklarý ve diðer müteferri haklar dahil olur
Temlik eden kimse, temellük edene alacak senedini teslim ve mevcut esbabý sübutiyeyi ve haklarýnýn izhar için lüzumlu olan malümatý ita ile mükelleftir. Gecikmiþ faizler, asýl alacak ile birlikte temlik edilmiþ addolunur.
3 – Zaman
a) Umumiyet itibariyle
Madde 169 – Alacaðýn temliki ývaz mukabilinde icra edilmiþ ise temlik eden kimse alacaðýn temlik zamanýnda mevcudiyetini zamýndýr.
Ayrýca taahhüt etmedikçe borçlunun aczinden mesul deðildir.
Temlik meccanen vaký olmuþ ise temellük eden kimse alacaðýn mevcudiyetini dahi zamýn olmaz.
b) Tediye makamýna yapýlan temlik
Madde 170 – Tediye makamýna kaim olmak üzere bir alacak temlik edilipte ne miktar tenzil edileceði tayin edilmemiþ ise temellük eden kimse ancak borçludan bilfiil tahsil ettiði yahut lazým olan ikdamý sarf eylediði halde tahsil etmiþ olduðu miktarý kendi alacaðýna mahsup etmekle mükelleftir.
c) Zamanýn þümulü
Madde 1 – Temlik eden zaman ile mükellef ise; temellük edene karþý ancak resülmal ve faiz olarak almýþ olduðu miktar nispetinde mesuldür. Bundan baþka temlikin mucip olduðu ve alacaklýnýn borçluya karþý semeresiz takibi dolayýsiyle ihtiyar ettiði masraflarýda zamin olur. Temlik, kanun icabý vaký olmuþ ise evvelki alacaklý, ne alacaðýn mevcudiyetine ne de borçlunun eda kabiliyetine kefildir.
III - Hususi kaidelerin mahfuziyeti:
Madde 172 – Bazý haklarýn temlikine mahsus olarak kanunen muayyen olan hükümler bakidir.
(B) BORCUN NAKLÝ:
I - Borçlu ve borcun nakli müteahhidi:
Madde 173 – Bir borçluya karþý yapýlan, borcun nakli taahhüdü, müteahhidi ya borcu tediye etmek yahut alacaklýnýn rýzasýný istihsal ederek borcu üzerine almak suretiyle borçlunun beraetini tahsile mecbur eder.
Borçlu, borcun nakli müteahhidine karþý borcun nakli akdinden mütevellit borçlarýný ifa etmedikçe, müteahhit aleyhine taahhüdünü ifa için dava ikame edemez. Borçtan beraet etmemiþ olan evvelki borçlu, borcun nakli müteahhidinden teminat isteyebilir.
II - Nakil müteahhidi ile borçlu arasýndaki akit:
1 – Ýcap ve kabul
Madde 174 – Evvelki borçlunun yerine yenisinin kaim olmasý ve borçtan beraeti borcun naklý müteahhidi ile alacaklý arasýnda yapýlacak akit ile vukubulur.
Bu akdin icap edildiði, borcun nakli müteahhidi veya onun müsaadesiyle evvelki borçlu tarafýndan borcun nakli mukavelesinin alacaklýya bildirilmesinden istidlal olunabilir.
Alacaklýnýn rýzasý ya sarih olur veya halin icabýndan anlaþýlýr. Alacaklý ihtirazi kayýt dermeyan etmeksizin borcun nakli müteahhidinin tediyesini kabul eder veya bunun borçlu sýfatý ile yaptýðý diðer her hangi bir muameleye razý olursa borcun naklini kabul etmiþ addolunur.
2 – Ýptal olunan icap
Madde 175 – Ýcap, alacaklý tarafýndan her zaman kabul edilebilir. Þu kadarki borcun nakli müteahhidi veya borçlu kabul için bir mehil tayin edebilir ve bu mehlin inkýzasýna kadar alacaklý süküt ederse icap, reddolunmuþ addedilir.
Borcun nakli hakkýnda vukubulan icabýn kabulünden evvel yeni bir borcun nakli mukavelesi yapýlýr ve borcun naklinin yeni müteahhidi alacaklýya icapta bulunursa, birinci icabý yapan beri olur.
III - Borçlunun deðiþmesinin hükmü:
1 – Borcun ferileri
Madde 176 – Borçlu deðiþmiþ olsa bile borçlunun þahsýna hasolanlardan maada müteferri haklar, baki olur.
Bununla beraber borcu temin için bir rehin tesis etmiþ olan üçüncü þahsýn ve kefilin mesuliyetleri ancak borcun nakline razý olduklarý halde devam eder.
2 – Ýstisnalar
Madde 177 – Nakledilen borca müteferri haklarý dermeyan etmek hakký, borçludan yenisine geçer.
Yeni borçlu alacaklý ile yapýlan akitten hilafý anlaþýlmadýkça evvelki borçlunun alacaklýya karþý dermeyan edebileceði þahsi defilerde bulunamaz.
Yeni borçlu borcun naklini tevlit etmiþ olan hadiseler dolayýsiyle evvelki borçluya karþý dermeyan edebileceði defileri alacaklýya karþý kullanamaz.
IV - Akdin iptali:
Madde 178 – Borcun nakli mukavelesi iptal edildiði halde, hüsnü niyet sahibi üçüncü þahýslara ait olan haklar baki kalmak üzere evvelki borç, bütün feri'leriyle birlikte avdet eder.
Bundan baþka akdin iptali ve ika olunan zarar kendisine isnat olunamýyacaðýný nakil müteahhidi ispat edemez ise, alacaklý, evvelce müesses teminatý zayi etmesi dolayýsiyle veya diðer her hangi bir suretle düçar olduðu zararý nakil müteahhidine tazmin ettirebilir.
V - Bir Mamelekin veya bir iþletmenin devralýnmasý:
Madde 179 – (Deðiþik: 29/6/1956 - 6763/41 md.) Bir mameleki veya bir iþletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kimse, bunu alacaklýlara ihbar veya gazetelerde ilan ettiði tarihten itibaren onlara karþý mamelekin veya iþletmenin borçlarýndan mesul olur; þu kadar ki, iki yýl müddetle evvelki borçlu dahi yenisiyle birlikte müteselsilen mesul kalýr; bu müddet muaccel borçlar için ihbar veya ilan tarihinden ve daha sonra muaccel olacak borçlar için de muacceliyet tarihinden itibaren iþlemeye baþlar.
Borçlarýn bu suretle naklinin hükümleri, tek bir borcun nakli akdinden doðan hükümlerin aynýdýr.
VI - Bir iþletmenin diðeriyle birleþmesi ve þeklini deðiþtirmesi:
Madde 180 – (Deðiþik: 29/6/1956 - 6763/41 md.) Bir iþletme diðer bir iþletme ile aktif veya pasiflerin karþýlýklý olarak devralýnmasý suretiyle birleþtirilse, her iki iþletmenin alacaklýlarý bir mamelekin devralýnmasýndan doðan haklarý haiz olup bütün alacaklarýný yeni iþletmeden alabilirler.
Evvelce hakiki veya hükmi tek bir þahsa ait olup da kollektif veya komandit þirket haline konulan bir iþletmenin borçlarý hakkýnda da ayný hüküm tatbik olunur.
VII - Taksim halinde ve gayrimenkulün bey'i halinde:
Madde 181 – Miras taksimindeki ve rehin ile mukayyet gayrimenkullerin bey'indeki borcun nakline mütedair hususi hükümler bakidir.
ÝKÝNCÝ KISIM
Aktin muhtelif nevileri
ALTINCI BAP
Beyi ve trampa
BÝRÝNCÝ FASIL
Umumi hükümler
(A) ÝKÝ TARAFIN HAK VE VAZÝFELERÝ:
Madde 182 – Beyi bir akittirki onunla bayi, satýlan malý müþterinin iltizam ettiði semen mukabilinde müþteriye teslim ve mülkiyeti ona nakleylemek borcunu tahammül eder.
Hilafýna adet veya mukavele mevcut deðil ise bayi ile müþteri borçlarý ayný zamanda ifa etmekle mükelleftirler.
Hale göre tayini mümkün olan semen, tesmiye edilmiþ hükmündedir.
(B) NEFÝ VE HASAR:
Madde 183 – Halin icabýndan veya hususi þartlardan mütevellit istisnalarýn maadasýnda, satýlan þeyin nefi ve hasarý akdin in'ikadý anýndan itibaren müþteriye intikal eder.
Bununla beraber yalnýz nevan tayin edilmiþ olan mebiin ayýrt edilmiþ olmasýda lazýmdýr ve baþka bir yere gönderilecek ise bayiýn bu maksata mebi üzerinden yedini refetmiþ bulunmasýda þarttýr.
Taliki þart ile yapýlan akitlerde temlik edilen þeyin nefi ve hasarý ancak þartýn tahakkuku anýndan itibaren iktisap edene geçer.
ÝKÝNCÝ FASIL
Menkul bey'i
(A) MEVZUU:
Madde 184 – Menkul bey'i, araziden veya gayrimenkul olmak üzere tapu siciline kaydedilen haklardan baþka her türlü þeyin bey'idir.
Mahsul veya yýkýlmasý matlup bir binanýn enkazý veya taþ ocaðýndan çýkarýlacak taþlar gibi bir gayrimenkulden ayrýldýktan sonra menkul olarak mülkiyeti nakledilecek mütemmim cüzülerin satýlmasýda menkul bey'idir.
(B) BAYÝÝN BORÇLARI:
I - Teslim:
1 – Teslim masraflarý
Madde 185 – Hilafýna adet veya mukavele mevcut deðil ise ölçmek ve tartmak gibi teslim masraflarý bayie, senet yapmak ve mebii kabzetmek için yapýlan masraflar müþteriye aittir.
2 – Nakil masraflarý
Madde 186 – Hilafýna adet veya mukavele mevcut deðil ise, satýlan þeyin teslim mahallinden baþka bir yere nakli lazým geldiði zaman, nakil masraflarý müþteriye aittir.
Masrafsýz teslim þart edilmiþ ise bayi nakil masraflarýný üzerine almýþ addolunur.
Liman ve gümrük masrafý olmaksýzýn teslim mukavele edilmiþ ise bayi ihracat, transit ve ithalat rüsumunu üzerine almýþ addolunur; fakat eþyanýn müþteri tarafýndan kabzedildiði zamanda istifa edilen istihlak rüsumunu deruhde etmiþ sayýlmaz.
3 – Bayiin temerrüdü
a) Ticari alým satýmlar
Madde 187 – Ticari muamelelerde teslim için bir zaman tayin edilmiþ olupta bayi temerrüt ederse müþterinin teslim talebinden vaz geçerek ademi ifa sebebi ile zarar ve ziyan isteyeceðini kabule cevaz vardýr.
Müþteri teslimini istemek niyetinde ise muayyen müddetin inkýzasýnda bayii bundan haberdar etmesi lazýmdýr.
b) Tazmin borcu ve zararýn nasýl hesap edileceði
Madde 188 – Borcu ifa etmeyen bayi, müþteriye bu yüzden terettüp eden zararý zamýn olur.
Ticari muamelesinde bayi, borcunu ifa etmezse müþteri mebiin semeni ile kendisine teslim edilmiyen þey yerine bir diðerini almak için hüsnü niyetle verdiði semen arasýndaki farký bayie tazmin ettirebilir.
Mebi, borsaya kayýt ve kabul edilmiþ olan veya cari fiatý bulunan mallardan ise müþteri yerine bir diðerini almaða muhtaç olmaksýzýn mebiin semeni ile teslim için muayyen olan günün fiatý arasýndaki farký zarar ve ziyan olmak üzere isteyebilir.
II - Zapta karþý teminat:
1 – Teminat borcu
Madde 189 – Bayi, satýlan þeyin bir üçüncü þahýs tarafýndan bey'in akdi zamanýnda mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kýsmen zaptedilmesinden müþteriye karþý mesul ve zamýndýr.
Müþteri zabýt tehlikelerinden bey'in in'ikadý zamanýnda haberdar idise bayi, yalnýz tahsisan iltizam ettiði kefalet hasebiyle mesul ve zamýn olur.
Bayi üçüncü þahsa ait olan hakký bilerek gizlemiþ ise, zaman ve mesuliyetini refi veya tahdit yolunda kararlaþmýþ olan þart batýldýr.
2 – Usulü muhakeme
a) Davayý ihbar
Madde 190 – Mebiin zaptý ile tehdit edilen müþteri, aleyhine ikame edilen davayý zamanla mükellef olan bayie ihbar ettiði zaman bayi halin icabýna göre ve usulü muhakemeye tevfikan ya müþteri lehinde davaya müdahalede yahut müþteri makamýna kaim olarak üçüncü þahsa karþý husumet ve müdafaada bulunmaða mecburdur.
Ýhbar, müdahale ve müdafaaya müsait bir zamanda yapýlmýþ ise müþterinin aleyhinde hasýl olan neticei hükmiye müþterinin hilesi veya aðýr bir hatasý eseri olduðu ispat edilmedikçe bayyiede sari olur.
Davanýn ihbar edilmemesi mesuliyeti bayie isnat edilemiyen hallerde bayi, kendisine zamanýnda haber verilmiþ olmasý farz ve takdirinde ne derece daha müsait bir neticei hükmiye istihsal edilebileceðini ispat ederse mesuliyetten o derecede beri olur.
b) Mahkeme kararý olmaksýzýn iade
Madde 191 – Müþteri, bayii vaktinde davadan haberdar ve kendi namýna müdafaa ve husumette bulunmasýný talep ve ihtar edipte dinletememiþ ise; üçüncü þahsýn mebi üzerindeki hakkýný hüküm beklemeksizin hüsnü niyetle tanýmýþ yahut istihkak müddeisiyle sulh akdetmiþ olsa bile, bayie zaman terettüp eder.
3 – Müþterinin haklarý
a) Tamamen zabýt halinde
Madde 192 – Mebiin tamamen zaptolunmasý halinde beyi münfesih addolunur ve müþteri bayiden aþaðýdaki taleplerde bulunabilir:
1 – Mebiden istihsal ettiði veya istihsalini ihmal ettiði semereler tenzil edilmek üzere tediye etmiþ olduðu semenin faiziyle birlikte iadesini.
2 – Mebii zapteden üçüncü þahýstan mutalebe edemiyeceði sarfiyatý.
3 – Davayý bayie ihbar etmekle içtinap edilmesi mümkün olanlar müstesna olmak üzere bütün muhakeme masraflariyle muhakeme haricindeki masraflarý.
4 – Doðrudan doðruya mebiin zaptýndan mütevellit diðer zarar ve ziyanlarý.
Bayi, hiç bir hatanýn kendisine isnadý kabil olmadýðýný ispat etmedikçe müþteriye mebiin zaptý yüzünden terettüp eden diðer her türlü zararý da tazmin etmekle mükelleftir.
b) Kýsmen zabýt halinde
Madde 193 – Satýlan þey kýsmen zaptedildiði yahut bayiin kefil olduðu ayni bir mükellefiyetle takyit edilmiþ bulunduðu halde müþteri bey'in feshini talep edemeyip yalnýz bu yüzden düçar olduðu zararýn tazminini isteyebilir.
Þu kadarki mebiin bu ayýbýný bilmiþ olsa onu satýn almayacaðý hal karinesiyle anlaþýlýyorsa her halde feshi dava edebilir.
Bu takdirde müþterinin bayie mebiin zaptedilmeyen kýsmýný o zamana kadar istihsal etmiþ olduðu menfaatlerle birlikte iade etmesi lazým gelir.
III - Mebiin ayýptan salim olmasýný tekeffül:
1 – Mevzuu
a) Umumiyet itibariyle
Madde 194– Bayi müþteriye karþý mebiin zikir ve vadettiði vasýflarýný mütekeffil olduðu gibi maddi veya hukuki bir sebeple kýymetini veya maksut olan menfaatini izale veya ehemmiyetli bir suretle tenkis eden ayýplardan salim bulunmasýný da mütekeffildir.
Bayi, bu ayýplarýn mevcudiyetini bilmese bile onlardan mesuldür.
b) Hayvan alým satýmýnda
Madde 195 – Hayvan alým satýmýnda bayi tahriren kefalet etmedikçe yahut müþteriyi iðfal etmiþ olmadýkça tekeffül etmiþ addolunmaz.
2 – Tekeffüle karþý
Madde 196 – Bayi, mebiin ayýbýný müþteriden hile ile gizlemiþ ise bey'ide tekeffül hükmünü iskat veya tahdit eden her þart batýldýr.
3 – Müþterinin bildiði ayýplar
Madde 197 – Bayi, müþterinin bey'i zamanýnda malümu olan ayýptan mesul olmadýðý gibi mebii kafi derecede muayene etmekle fark etmiþ olacaðý ayýptanda ancak bunun mevcut olmadýðýný temin etmiþ ise mesul olur.
4 – Keþif ve muayene ve bayie ihbar
a) Umumiyet itibariyle
Madde 198 – Müþteri kabz ettiði mebiin halini örf ve adete göre imkan hasýl olur olmaz muayene etmek borcu ile mükellef olup mebi de bayiin tekeffül altýnda olan bir ayýp gördüðü zaman bunu derhal bayie ihbar etmesi lazým gelir.
Bunu ihmal ettiði halde mebii kabul etmiþ sayýlýr. Meðerki mebide adi bir muayene ile meydana çýkarýlamýyacak bir ayýp bulunsun.
Bu kabilden bir ayýp sonradan meydana çýkarsa derhal bayie ihbar edilmelidir. Aksi takdirde, mebi bu ayýp ile beraber kabul edilmiþ addolunur.
b) Hayvan alým satýmýnda
Madde 199 – Hayvan alým satýmýnda kefalet müddeti tahirren tayin edilmemiþ olupta kefalet hayvanýn bir vasfýna müteallik deðil ise mebide keþfedilen ayýptan bayiin mesuliyeti, teslim vaký olduðu veya müþterinin kabýzda temerrüdü tahakkuk ettiði günden itibaren dokuz gün içinde bayie ihbar edilmekle beraber hayvanýn ehli vukuf marifetiyle muayenesinin icrasý yine bu müddet zarfýnda merciinden talep olunmasýna mütevakkýftýr.
Hakim, ehli vukuf raporunu serbestçe takdir eder.
5 – Bayiin hilesine müterettip hükümler
Madde 200 – Müþteriyi iðfal etmiþ olan bayi, ayýbýn kendisine vaktinde ihbar edilmemiþ olduðunu ileri sürerek mesuliyetten kurtulamaz.
6 – Baþka mahalden vaký olan beyi
Madde 201 – Baþka bir mahalden gönderilen mebiin ayýplý olduðunu iddia eden müþteri, bulunduðu yerde bayiin mümessili yok ise mebiin muhafazasý için lazým gelen tedbirleri muvakkaten ittihaz etmekle mükelleftir. Müþteri, ayýplý olduðunu iddia ettiði mebii muhafaza için icabeden tedbirleri yapmaksýzýn bayie gönderemez.
Müþteri, vakit kaybetmeksizin mebiin halini usulen tasdik ettirmekle mükelleftir. Aksi halde, iddia olunan ayýbýn mebi kendisine vasýl olduðunu zaman mevcut bulunduðunu ispat etmeðe mecbur olur.
Mebiin az zamanda bozulmak korkusu varsa müþterinin onu bulduðu yerde mercii marifetiyle sattýrmaða salahiyeti ve hatta bayiin menfaati böyle iktiza ediyorsa mecburiyeti vardýr. Müþteri, her halde bayii mümkün olan süratle keyfiyetten haberdar etmekle mükellef ve etmediði takdirde zarar ve ziyan davasýna maruzdur.
7 – Tekeffüle müstenit dava
a) Bey'in feshi yahut semenin tenzili
Madde 202 – Bayiin tekeffülü altýndaki mebiin ayýbý anlaþýldýðý zaman müþteri muhayyerdir. Dilerse mebii redde hazýr olduðunu beyanla bey'in fesh edilmesini, dilerse mebii alýkoyup kýymetinin noksaný mukabilinde semenin tenzil olunmasýný dava eder.
Hakim, müþterinin mebii ret davasý üzerine hal icabý bey'in feshini muhik göstermiyorsa semenin tenzili ile iktifa edebilir.
Kýymetinin noksaný mebiin semenine müsavi ise müþteri ancak bey'in feshini talep edebilir.
b) Mebiin tebdili
Madde 203 – Mebi, miktarý muayyen misli þeylerden ise müþteri dilerse fesih veya semenin tenzilinden hiç birini talep etmeyip mebiin ayýptan ari mislile deðiþtirilmesini dava edebilir.
Mebi, baþka bir yerden gönderilmiyorsa bayiin de müþteriye derhal ayýptan ari mislini teslim ve müþterinin düçar olduðu zararý tamamen tazmin ederek aleyhine ikame edilecek davadan kurtulmaða salahiyeti vardýr.
c) Mebiin zýyaý halinde bey'in feshi
Madde 204 – Mebiin ayýp sebebi ile yahut kazaen telef ve ziyaa veya hasara uðramasý, ayýptan dolayý feshi davaya mani olmaz. Bu takdirde müþterinin red ile mükellef olduðu þey mebiden elinde kalandýr.
Mebi müþterinin taksiri yüzünden telef olmuþ yahut müþteri onu baþkasýna temlik veya þeklini taðyir etmiþ ise ancak kýymet noksanýna mukabil semenin tenzilini dava edebilir.
8 – Feshin hükümleri
a) Umumiyet itibariyle
Madde 205 – Beyi fesh edilince müþteri bayie mebi ile beraber ondan istihsal ettiði menfaatleri iade etmekle mükelleftir.
Bayiin müþteriye almýþ olduðu semeni faiziyle beraber iade ettikten baþka mebiin tamamen zaptý halinde olduðu gibi muhakeme masrafiyle müþterinin mebia vaki olan masraflarý ödemesi lazýmdýr. Bayi bunlardan maada müþteriye ayýplý mal teslim etmesinden doðrudan doðruya tevellüt etmiþ olan zararý da ayrýca tazmin etmeðe mecburdur.
Bayi, kendisine hiç bir kusur isnat edilemiyeceðini ispat etmedikçe müþterinin diðer her türlü zararlarýný tazmin etmeðe borçludur.
b) Birden ziyade malýn bey'i halinde fesih
Madde 206 – BÝrden ziyade þey veya parça birlikte satýlmýþ olupta bunlardan bazýsý ayýplý çýktýðý halde fesih, ancak, ayýplý çýkanlar hakkýnda dava olunabilir.
Þu kadarki ayýplý kýsmýn diðerinden tefriki müþteriye veya bayie ehemmiyetli bir zarar husule gelmeksizin mümkün olmazsa, feshin bütün mebie teþmili zaruri olur.
Mebiin aslý hakkýnda bey'in feshi, ayrý semen beyan edilerek satýlmýþ olsa bile ferilerinede þamil olur; amma feriler hakkýndaki fesih mebiin aslýna þamil olmaz.
9 – Müruru zaman
Madde 207 – Bayi daha uzun müddet için kefalet etmemiþ ise, mebii ayýba karþý tekeffülden mütevellit her türlü dava, mebideki ayýp daha sonra meydana çýksa bile müþteriye teslim vukuundan itibaren bir sene geçmekle sakýt olur.
Fakat müþterinin, bayi tarafýndan aleyhine ikame edilen davaya karþý mebiin tesliminden itibaren bir sene geçmeksizin ihbar ettiði ayýptan dolayý defi hakký sene geçmekle sakýt olmayýp devam eder.
Bayi müþteriyi iðfal etmiþ ise bu bir senelik müruru zamandan istifade edemez.
(C) MÜÞTERÝNÝN BORÇLARI:
I - Semenin edasý ve mebiin kabzý:
Madde 208 – Müþteri bey'i aktinde mukarrer olan surete tevfikan semeni eda ve kendisine mukarrer olan þartlar dairesinde arzedilen mebii kabz etmekle mükelleftir.
Hilafýna adet veya mukavele mevcut deðil ise, kabzýn derhal vukuu lazýmdýr.
II - Semenin tayini:
Madde 209 – Müþteri kat'i sipariþ yapmýþ fakat semeni tayin etmemiþ ise beyi sipariþin yapýldýðý gün ve mahalde cari fiat üzerinden aktedilmiþ sayýlýr.
Semen, mebiin veznine göre hesap ediliyorsa darasý tenzil olunur.
Ticarette bazý emtianýn semenin gayri safi vezin üzerinden yahut muayyen bir miktar veya yüzde þu kadar tenzil edilerek hesap edilmesi yolundaki hususi taamüller mahfuzdur.
III- Semene istihkak ve semenin faizi:
Madde 210 – Hilafýna mukavele mevcut deðil ise mebi müþterinin yedine girince bayi semene müstehak olur.
Adet bu yolda ise yahut müþteri mebiden semene veya diðer türlü hasýlat istifa imkanýný elde etmiþ ise mebiin semeni mücerret vadeye nazaran müþteri tarafýndan vukua gelen temerrüt üzerine müterettip hükümlerden baþka hatta hiç bir ihtar dahi yapýlmaksýzýn faize tabidir.
IV - Müþterinin temerrüdü:
1 – Bayiin fesih hakký
Madde 211 – Mebi ancak semenin tediyesinden sonra veya tediyesi akabinde teslim edilmek lazým gelen hallerde müþteri tediyeden temerrüt ederse, bayi hiç bir merasime muhtaç olmaksýzýn bey'i feshedebilir.
Fakat bu hakkýný kullanmak istiyorsa keyfiyetten müþteriyi derhal haberdar etmekle mükelleftir.
Mebi, müþteriye teslim edilmiþ ise bayi bu hakký sarahaten muhafaza etmiþ olmadýkça bey'i feshedilip mebii istirdat edemez.
2 – Zarar ve ziyan nasýl hesap edileceði
Madde 212 – Ticari muamelelerde bayi, mebiin semenini tediyeden temerrüt eden müþteriden, bu semenle mebii diðerine hüsnü niyetle sattýðý semen arasýndaki farktan ibaret olan zarar ve ziyaný istiyebilir.
Mebi borsada mukayyet olan veya cari fiyatý bulunan emtiadan ise, bayi, bunu diðerine satmaða muhtaç olmaksýzýn mebiin semeni ile tediye için muayyen olan vade gününün fiyatý arasýndaki farký zarar ve ziyan olmak üzere müþteriden talebedebilir.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Gayrimenkul bey'i
(A) AKDÝN ÞEKLÝ:
Madde 213 – Gayrimenkul bey'i muteber olmak için resmi senede raptedilmek þarttýr. Gayrimenkule dair beyi vadi ve bey'i bilvefa ve istimlak mukavelesi
resmi senede raptedilmedikçe muteber deðildir. Mukaveleden mütevellit þuf'a hakký için tahriri þekil kafidir.
(B) ÞARTLA BEYÝ VE MÜLKiYETÝN MUHAFAZASI:
Madde 214 – Bir gayrimenkulün þartla bey'i halinde þart tahakkuk etmedikçe beyi, tapu siciline kaydedilmez.
Mülkiyetin bayi uhdesinde mahfuziyetine dair olan þart dahi tescil olunmaz.
(C) TEKEFFÜL:
Madde 215 – Hilafýna mukavele mevcut deðil ise, satýlan gayrimenkul beyi senedinde yazýlý olan ölçü miktarýný ihtiva etmediði takdirde; bayi, noksanýný müþteriye tazmin etmekle mükelleftir. Satýlan gayrimenkul resmi bir mesahaya müsteniden sicilde yazýlý olan ölçü miktarýný ihtiva etmediði takdirde, bayi, tahsisen taahhüt altýna girmemiþ ise tazmin ile mükellef deðildir.
Bir binanýn ayýplý olmasýndan mütevellit ve tekeffüle müstenit davalar mülkiyetin devrinden beþ sene geçmekle sakýt olur.
(D) MENFAAT VE MUHATARA:
Madde 216 – Mebiin müþteri tarafýndan kabzedilmesi için mukavele ile bir müddet tayin edildiði halde onun nefi ve hasarýnýn müþteriye intikal etmemesi asýldýr.
(H) MENKUL BEY'Ý HAKKINDAKÝ HÜKÜMLERE MÜRACAAT:
Madde 217 – Menkul bey'ine müteallik hükümler, kýyas tarikiyle gayrimenkul bey'ine de tatbik olunur.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Bey'in bazý nevileri
(A) NÜMUNE ÜZERÝNE BEYÝ:
Madde 218 – Nümune üzerine beyide nümune kendisine tevdi edilen taraf, yedindeki nümunenin kendisine teslim edilen nümune olduðunu ispata mecbur olmayýp nümunenin þekli deðiþse bile bu tagayyür muayenenin zaruri icabatýndan ise söz ile tasdik olunur; diðer tarafýn her halde hilafýný ispata hakký vardýr.
Nümune müþterinin velev kusuru olmaksýzýn yedinde bozulmuþ veya zýyaa uðramýþ ise bayi mebýin nümuneye muvafakatini ispat ile mükellef tutulmayýp, aksini iddia eden müþterinin, ispat etmesi lazýmgelir.
(B) TECRÜBE VE MUAYENE ÞARTÝYLE BEYÝ:
I - Mahiyeti:
Madde 219 – Tecrübe veya muayene þartiyle beyide, müþteri mebii kabul yahut reddetmekte serbesttir. Mebi müþterinin yedine geçmiþ olsa bile kabul edilinceye kadar bayiin mülkünde kalýr.
II - Bayiin nezdinde muayene:
Madde 220 – Muayene bayiin nezdinde icra edilmek icabedip te müþteri mebi mukavelenin veya adetin tayin ettiði müddet içinde kabul etmediði halde bayi serbest olur.
Böyle bir müddet tayin edilmemiþ ise, bayi münasip bir müddet geçtikten sonra mebii kabul veya reddetmesini, müþteriye ihtar edebilir; derhal cevap verilmezse serbest olur.
III - Müþteri nezdinde muayene:
Madde 221–Mebi muayene edilmeksizin müþteriye teslim edildiði takdirde, mukavelenin veya adetin tayin ettiði müddet içinde ve böyle bir müddet tayin etmiþ deðil ise bayiin ihtarý akabinde müþteri bey'i kabul etmediðini beyan veya bayie reddetmezse, beyi tekemmül etmiþ addolunur. Müþterinin, semeni ihtirazi kayýt beyan etmeksizin tamamen veya kýsmen tesviye veya mebii tecrübe için zaruri olan suretten baþka bir surette tasarruf edilmesiyle de beyi tamam olmuþ olur.
(C) TAKSÝTLE BEYÝ:
I - Bayiin muhayyerliði:
Madde 222 – Menkul bir mal semeni taksitle tesviye edilmek þartiyle beyi ve teslim edilip te müþteri taksitlerden birini tediyeden temerrüt ettiði halde bayi o taksitin tediyesini talep edebileceði gibi kendisi için bu hakký muhafaza etmiþ ise mebiin mülkiyetini iddia veya bey'i feshedebilir.
II - Bayiin diðer haklarý:
Madde 223 – Mebiin mülkiyetini iddia eden bayi hakkýnda mülkiyeti muhafaza þartýna müteallik olan hükümler tatbik olunur.
Bayi bey'i feshettiði halde bayi ve müþterinin her biri, diðerinden aldýðý þeyi iade ile mükelleftir. Bayi her halde münasip bir icar bedeli talep edebileceði gibi mebi bozulmuþ ise tazminat dahi istiyebilir.
Müþteriye bundan ziyade borç tahmil eden mukaveleler batýldýr.
III - Muacceliyet þartlarý:
Madde 224 – Taksitlerden birinin tediye edilmemesi halinde semenin mecmuunun muacceliyet kesbetmesi þart edilmiþ ise bayiin bu þarttan istifade edebilmesi müþterinin iki mütevali taksiti vermekten temerrüt etmesine ve bu iki taksit mecmuunun semenin en aþaðý onda birini teþkil eylemesine mütevakkýftýr.
(D) MÜZAYEDE:
I - Bey'in inikadý:
Madde 225 – Cebri müzayedelerde beyi, müzayede memurunun ihalesiyle münakit olur.
Herkesin iþtirak edebildiði ihtiyari ve aleni müzayedelerde beyi, bayiin ihalesiyle münakit olur. Bayi buna muhalif bir arzu beyan etmemiþ ise, müzayedeyi idare eden kimsenin, müzayede edilen malý en çok verene ihale etmeðe hakký vardýr.
II - Müzayedenin butlaný:
Madde 226 – Kanuna veya ahlaka (adaba) mugayir tertibatla müzayedeye fesat karýþtýrýlmýþ ise her alakadar tarafýndan on gün zarfýnda itiraz edilebilir. Bu itiraz cebri müzayedelerde icra ve iflas muamelelerine nezaret eden makamlara ve diðer hallerde mahkemeye arz olunur.
III - Müzayede iþtirak edenin ne zaman mülzem olacaðý:
1 – Umumiyet itibariyle
Madde 227 – Müzayedeye iþtirak eden kimse, beyi için muayyen olan þartlar dairesinde, teklifiyle mülzem olur. Hilafýna bir þart mevcut deðil ise pey sürenin mülzemiyeti kendisinden fazla veren zuhur etmesiyle yahut teklifinin müzayede hitamýnda mutat olan nidalar akibinde kabul olunmýyarak ihalenin icra edilmemesiyle zail olur.
2 – Gayrimenkul müzayedesi
Madde 228 – Gayrimenkul müzayedesinde ihalenin veya ihalenin reddinin müzayede akebinde vukuu lazýmdýr. Pey süren kimsenin müzayededen sonra mülzemiyetinin imtidadýný mutazammýn þart batýldýr. Þu kadarki bu hüküm cebri müzayedeler ile ihalenin resmi bir merci tarafýndan tasdika muhtaç olduðu hallerde tatbik olunmaz.
IV - Tediyenin peþin olmasý lüzumu:
Madde 229 – Hilafý, beyi'de þart edilmemiþ ise ihale bedelinin peþin tediyesi lazýmdýr. Ýhale bedeli peþin veya beyi þartlarýna tevfikan tesviye edilmezse bayi, bey'i derhal feshedebilir.
V - Tekeffül:
Madde 230 – Müzayede þartnamesinde sarih bir taahüdün bulunmasý veya müzayedeye iþtirak edenlere karþý bir hile yapýlmýþ olmasý halleri müstesna olmak üzere, cebri müzayedelerde tekeffüle mahal yoktur.
Müzayede ile mal alan kimse o mala tapu siciline ve beyi þartlarýna ve kanuna nazaran muayyen olan hali ve haklarý ve mükellefiyetleri ile malik olur.
Ýhtiyari ve aleni müzayedelerde bayi, adi beyide olduðu gibi mebii tekeffül ile mükelleftir. Þu kadarki hilesinden mütevellit olandan maada tekeffüllerde usulü dairesinde ilan edilen beyi þartlarý zýmnýnda, tahallüs edebilir.
VI - Mülkiyetin intikali:
Madde 231 – Müzayede ile menkul bir mal alan kimse onun mülkiyetini ihale anýnda iktisabeder. Müzayededen alýnan gayrimenkulün mülkiyeti ancak tapu sicilline kaydedilmekle müþteriye intikal eder. Müzayede memuru ihalesi beyi zabýtnamesinde gösterilen gayrimenkulün müþteri namýna tescil edilmesini derhal tapu memuruna teblið eder.
Cebri müzayedelerin cereyaný sýrasýndaki ihalelere müteallik hükümler bakidir.
BEÞÝNCÝ FASIL
Trampa
(A) TRAMPA BEYÝ HÜKÜMLERÝNE TABÝDÝR:
Madde 232 – Beyi hükümleri trampada da tatbik olunur. Þöyleki trampa edenlerden her biri, itasýný taahhüt ettiði þeye nazaran bayi ve kendisine verilmesi taahhüt olunan þeye göre müþteri hükmünde tutulur.
(B) TEKEFFÜL:
Madde 233 – Trampa suretiyle aldýðý þey yedinden zaptolunan yahut onu ayýbýndan dolayý reddeden taraf, muhayyerdir; dilerse zarar ve ziyaný diðer tarafa tanzim ettirir, dilerse vermiþ olduðu þeyi istirdat eder.
YEDÝNCÝ BAP
Hibe
(A) MEVZUU:
Madde 234 – Hibe, hayatta olan kimseler arasýnda bir tasarrufturki onunla bir kimse, mukabilinde bir ývaz taahhüt edilmeksizin malýnýn tamamýný veya bir kýsmýný diðer bir kimseye temlik eder.
Henüz iktisap edilmemiþ olan bir haktan feragat yahut bir mirasý reddetmek, hibe deðildir. Ahlaki bir vazifenin ifasýda, hibe sayýlmaz.
(B) HÝBEYE EHLÝYET:
I - Vahip hakkýnda:
Madde 235 – Karý koca malýnýn idaresi usulünden yahut mirasçýlýk hakýndan neþet eden tahditler mahfuz kalmak üzere medeni haklarýný kullanmak salahiyetine sahip olan herkes, hibe yapabilir. Tasarrufa ehil olmayanýn malý, ancak kanuni mümessillerinin mesuliyetleri kaydiyle ve vesayet hakkýndaki hükümlere riayetle hibe olunabilir.
Bir hibeyi takip eden sene içinde baþlayan bir muhakeme neticesinde vahibin israfýndan dolayý hacrine hüküm olunursa, o hibe Sulh Mahkemesince iptal olunabilir.
II - Hibeyi kabul eden hakkýnda:
Madde 236 – Medeni haklarýný kullanmak salahiyetinden mahrum olan kimse, temyiz kudretine malik ise hibeyi kabul ve bu sebeple mal iktisap edebilir.
Fakat o kimsenin kanuni mümessili kendisini hibeyi kabulden meni veya hibe olunan þeyin iadesini emrederse hibe keenlemyekün veya merdut olur.
(C) ÞEKLÝ:
I - Elden hibe:
Madde 237 – Elden hibe, vahibin bir þeyi mevhubünlehe teslim etmesiyle vücut bulur.
Gayrimenkulün veya gayrimenkul üzerindeki ayni haklarýn hibesi, ancak tapu sicilline kaydedilmekle tamam olur.
Bu tescil, ancak muteber bir hibe taahhüdüne istinaden yapýlabilir.
II - Hibe vadi:
Madde 238 – Hibe taahüdünün muteber olmasý tahriri olmasýna mütevakkýftýr.
Bir gayrimenkulün yahut gayrimenkul üzerindeki ayni bir hakkýn hibesi taahhüdü, ancak resmi senetle yapýlmýþ ise muteber olur.
Hibe taahhüdü, tenfiz edilince elden yapýlmýþ hibe gibi olur.
III- Kabulün neticeleri:
Madde 239 – Bir kimse, diðerine hibe ettiði malý; diðer mallardan bilfiil tefrik etmiþ olsa bile, mevhubünlehin kabulüne kadar hibesinden rücu edebilir.
(D) ÞARTLARI VE MÜKELLEFÝYETLERÝ:
I - Umumiyet itibariyle:
Madde 240 – Hibe, þartla yahut mükellefiyetle takyit olunabilir. Tenfizi vahibin ölümüne baðlý hibede vasiyet hükmü cereyan eder.
II - Þartýn icrasý:
Madde 241 – Vahip, mukavele mucibince mevhubünleh tarafýndan kabul edilmiþ olan mükellefiyetin icrasýný talep edebilir.
Ammenin menfaati için mevhubunlehe tahmil edilmiþ olan mükellefiyetin icrasýný talebetmek salahiyeti, vahibin vefatýndan sonra, ait olduðu mercie intikal eder.
Hibe edilen þeyin kýymeti masrafýný korumaz ve masraf fazlasý kendisine tesviye edilmezse mevhubunlehin, mükellefiyeti icradan imtina etmeðe hakký vardýr.
III - Rücü þartlarý:
Madde 242 – Vahip, mevhubunlehin kendisinden evvel vefatý halinde hibe edilen þeyin mülküne rücu etmesini þart edebilir.
Hibe edilen gayrimenkule veya bir gayrimenkul üzerindeki ayni hakka taallük eden rücu þartý tapu siciline þerh verilebilir.
(H) VAHÝBÝN MESULÝYETÝ:
Madde 243 – Vahip, hileden veya aðýr dikkatsizlikten maada hallerde, hibeden neþet eden zarardan mevhubunlehe karþý mesul olmayýp ancak hibe edilen þeyin veya alacaðýn tekeffülünü vadetmiþ ise; bununla mükelleftir.
(V) ÝPTAL:
I - Hibe edilen mallarýn istirdadý:
Madde 244 – Vahip, aþaðýdaki hallerden biri vukuunda elden yaptýðý hibeden veya tenfiz ettiði taahhüdünden rücu ve mevhubunlehin elinde halen ne kalmýþ ise onun iadesini dava edebilir.
1 – Mevhubunleh, vahibe yahut yakýnlarýndan birine karþý aðýr bir cürum irtikap ederse.
2 – Mevhubunleh, vahide veya ailesi için kanunen mükellef olduðu vazifelere karþý ehemmiyetli bir suretle riayetsizlikte bulunmuþ ise
3 – Mevhubunleh, hibeyi takyit eden mükellefiyeti haklý bir sebep olmaksýzýn icra etmezse.
II - Hibe taahhüdünden rücu ve iptal:
Madde 245 – Hibeyi taahhüt eden kimse, aþaðýdaki hallerde taahhüdünden rücu ve tenfizinden imtina edebilir:
1 – Elden hibe edilen bir malýn istirdadýný talebe salahiyet veren sebeplerden biri varsa.
2 – Hibeyi taahhüt ettikten sonra tenfizi müteahhit için fevkalade külfetli olacak derecede mali vaziyeti deðiþmiþ ise.
3 – Hibeyi taahhütten sonra yeni veya hissolunacak derecede külfetli aile vazifeleri tehaddüs etmiþ ise.
Hibeyi taahhüt eden kimse borcunu edadan aczi tevsik veya iflasý ilan olunur ise, hibe taahhüdü iptal olunur.
III - Müruru zaman ve dava hakkýnýn mirasçýlara intikali:
Madde 246 – Vahibin, rücu sebebine vakýf olduðu günden itibaren bir sene içinde hibeden rücu etmeðe hakký vardýr.
Vahip sene geçmeden vefat ederse dava hakký, mirasçýlarýna intikal eder ve mirasçýlar senenin hitamýna kadar rücu davasý ikame edebilirler.
Mevhubunleh, haksýz olarak tasavvur ve tasmim ile vahibi öldürür veya rücu hakkýný kullanmaktan menederse, mirasçýlar hibenin feshini dava edebilirler.
IV - Vahibin vefatý:
Madde 247 – Hilafýna hüküm mevcut deðil ise, muayyen zamanlarda bir þey verilmesini tazammun eden hibenin hükmü, vahibin vefatiyle nihayet bulur.
SEKÝZÝNCÝ BAP
Ýcar
BÝRÝNCÝ FASIL
Adi icar
(A) TARÝFÝ:
Madde 248 – Adi icar, bir akittirki mucir onunla, müstecire ücret mukabilinde bir þeyin kullanýlmasýný terk etmeði iltizam eder.
(B) MUCÝRÝN VAZÝFELERÝ :
I - Mecurun teslimi :
1 – Kullanýlmaða salih bir halde
Madde 249 – Mucir, mecuru akitten maksut olan kullanmaða salih bir halde müstecire teslim etmek ve icar müddeti zarfýnda bu halde bulundurmak ile mükelleftir.
Mecur, akitten maksut olan kullanmak mümkün olmýyacak yahut intifa ehemmiyetli suretle azalacak bir halde teslim olunursa müstecir akdi feshe yahut ücretten münasip bir miktarýn tenzilini istemeðe salahiyettardýr.
Eðer ayýp, müstecirin yahut kendisiyle birlikte yaþayan kimselerin yahut iþçilerin sýhhati için ciddi bir tehlike teþkil etmekte ise; mucir, bu tehlikeye akdi yaparken vakýf olmuþ veya fesih hakkýndan feragat etmiþ olsa bile yine icarý feshedebilir.
2 – Bilahara akde muhalif hal hudusü
Madde 250 – Mecur, icare müddeti zarfýnda müstecirin bir kusuru olmaksýzýn akitten maksut olan kullanýlmak mümkün olamýyacak veya ehemmiyetli surette azalacak bir hale düþtüðü takdirde, müstecir, ücretten mütenasip bir miktarýn tenzilini talep edebileceði gibi; ayýp münasip bir müddet zarfýnda bertaraf edilmezse, akdi dahi feshedebilir.
Mucir, kendisinin bir kusuru olmadýðýný ispat edemez ise tazminat ile mükellef olur.
3 – Ayýp halinde muamele
Madde 251 – Mecur, icare müddeti zarfýnda zaruri tamirata muhtaç olduðu takdirde; müstecir, hakkýna halel gelmemek þartiyle bu tamiratýn icrasýna müsaade etmeðe mecburdur.
Ýntifa baþladýðý zaman mevcut yahut intifa esnasýnda hadis olupta külfeti kendine ait olmayan ve mucire yapýlan ihbar üzerine münasip bir mehil zarfýnda bertaraf edilmiyen ufak tefek ayýplarý, müstecir, mucir hesabýna izale edebilir.
4 – Kullanmanýn mümkün olamamasý
Madde 252 – Müstecir, kendi kusurundan yahut þahsýnda hadis olan mücbir bir sebebten dolayý mecuru kullanamadýðý yahut mahdut surette kullandýðý takdirde mucir, mecuru akit dairesinde kullanmaða hazýr bulundurmuþ oldukça; müstecir, kiranýn tamamýný vermekle mükellef olur.
Bu takdirde mucir, sarfýyattan tasarruf eylediði miktarý ve mecurun diðer suretle kullanýlmasýndan elde ettiði menfaatleri kiraya mahsup etmeðe mecburdur.
Mucip akdin icrasýný tahammül edilmez bir hale getiren sebepler hudusünde, iki tarafýn akdi feshetmek haklarý mahfuzdur.
II - Üçüncü þahsýn iddasýna karþý mesuliyet :
1 – Teminat
Madde 253 – Üçüncü bir þahýs, mecur üzerinde müstecirin haklariyle telifi kabil olmayacak bir iddiade bulunduðu takdirde; mucir, müstecirin ihbarý üzerine muhasamayý deruhte ve müstecirin akit mucibince mecurdan intifaýna halel gelmiþ ise tazminat itasiyle mükellef olur.
2 – Beyi ile icarýn infisahý
Madde 254 – Ýcarýn akdinden sonra, mecur, mucir tarafýndan ahara temlik yahut icraen takibat veya iflas tariki ile kendisinden nezedildiði takdirde; müstecir, mecurun ahiren maliki olan üçüncü þahýstan ancak kabulü þarti ile icarenin devamýný ve mucirden akdi icra yahut tazminat ita etmesini isteyebilir.
Bununla beraber icar edilen þey bir gayrimenkul olduðu takdirde, akit daha evvel feshe müsait olmadýkça kanunen ihbar caiz olan miada kadar üçüncü þahýs, icara riayet etmekle mükellef tutulur ve feshi ihbar etmediði takdirde akdi kabul etmiþ addolunur.
Ammenin menfaati için istimlake dair olan hususi hükümler mahfuzdur.
3 – Tapu siciline þerh
Madde 255 – Bir gayrimenkulün icarýnda akdin tapu siciline þerh verilmesini iki taraf mukavele edebilirler.
Bu þerh, sonraki maliklere müstecirin icar akdi dairesinde gayrimenkulden intifaýna müsaade etmek mecburiyetini tahmil eder.
(C) MÜSTECÝRÝN BORÇLARI:
I - Borca muvafýk surette tekayyüt:
Madde 256 – Müstecir mecuru kullanýrken tam bir ihtimam dairesinde hareket ve apartman icarýnda bina dahilinde oturanlara karþý icabeden vazifeleri ifa ile mükelleftir.
Müstecir vukubulan ihtara raðmen bu mükellefiyete daimi surette muhalefet eder yahut açýktan açýða fena kullanarak mecura daimi bir zarar iras eylerse mucir tazminat ile birlikte icar akdinin hemen feshini talep edebilir.
Mecurda, icrasý mucire ait tamirata lüzum hasýl olduðu yahut üçüncü bir þahýs mecur üzerinde bir hak iddia ettiði takdirde; müstecir, keyfiyeti hemen mucire ihbar etmekle mükelleftir. Aksi takdirde zarardan mesul olur.
II - Kiranýn tediyesi:
Madde 257 – Müstecir kirayý akit ile yahut mahalli adet ile muayyen olan zamanda tediyeye mecburdur.
Böyle muayyen bir zaman bulunmadýðý takdirde, icar altý aylýk yahut senelik ise her altý ayýn mürurunda ve daha az bir müddet için ise beher ayýn mürurundan sonra nihayet icar müddetinin hitamýnda verilmek lazýmdýr.
(D) MÜKELLEFÝYET VE VERGÝLERÝ VE TAMÝRÝ TAHAMMÜL:
Madde 258 – Mecurun mükellefiyeti ve vergileri mucire aittir.
Mecurun alelade kullanýlmasý için muktazi tathir ve ýslah masrafý müstecire ve tamir mucire aittir. Bu hususta mahalli adete bakýlýr.
(H) MÜSTECÝRÝN MÜSTECÝRÝ:
Madde 259 – Müstecir, mucire zarar verecek bir tebeddülü mucip olmamak þartiyle, mecuru tamamen yahut kýsmen ahara icar yahut icarý bir üçüncü þahsa ferað edebilir.
Ýkinci müstecir, birinci müstecire müsaade edilenden baþka bir tarzda kullandýðý takdirde; birinci müstecir, bundan dolayý mucire karþý mesul olur.
Mucir, ikinci müsteciri bu hususa riayet ettirmeðe selahiyettardýr.
(V) HÝTAM:
I - Müstecirin temerrüdü :
Madde 260 – Müstecir icar müddetinin hitamýndan evvel muacceliyet kesp eden kiralarý tediye etmemiþ bulunursa, mucir altý ay veya daha fazla müddetli icarlarda otuz günlük ve daha az müddetli icarlarda altý günlük bir mehil tayin ederek birikmiþ olan kira bu müddet zarfýnda verilmediði takdirde mehlin hitamýnda akdi feshedeceðini müstecire ihtar edebilir.
Bu mehil, ihtarýn müstecire teblið edildiði günden itibaren baþlar.
Bu mehlin tenkisine yahut tediyeden teahhür halinde akdin hemen feshedilebileceðine dair yapýlan mukaveleler batýldýr.
II - Müstecirin iflasý:
Madde 261 – Müstecir iflas eder ve birikmiþ ve iþliyecek kiralar için münasip bir müddet zarfýnda teminat da verilmezse mucir, icarý feshe salahiyettardýr.
III - Feshin ihbarý:
Madde 262 – Ýcar için ne sarih ne de zýmmi bir müddet tayin edilmemiþ olursa, gerek müstecir gerek mucir, ihbar suretiyle akdi feshedebilir.
Akitte, hilafýna bir hüküm tayin edilmemiþ ise, iki taraftan her biri aþaðýdaki kaideler dairesinde feshi ihbar edebilir:
1 – Mefruþ olmayan apartmanlar, yazýhane, tezgah, dükkan, maðaza, mahzen, samanlýk, ahýr, ve bu gibi mahaller ancak mahalli adetince muayyen en yakýn vakit için ve böyle bir adetin fýkdaný halinde altý aylýk bir müddetin hitamý için ve her iki halde üç ay evvel yapýlmasý lazým gelen bir ihbar ile.
2 – Mefruþ apartmanlar yahut müstakil odalar yahut süknaya mahsus mefruþat ancak bir aylýk müddetin hitamý için ve iki hafta evvel yapýlmasý lazým gelen bir ihbar ile.
3 – Diðer menkul þeyler her istenilen zaman için ve üç gün evvel yapýlmasý lazým gelen bir ihbar ile.
IV - Süküt ile tecdit:
Madde 263 – Ýcar, muayyen bir müddetle akdedilip te bu müddetin hitamýnda mucirin malümatý ile ve muhalefeti olmaksýzýn mecurun kullanýlmasýna devam olunduðu yahut mukavelede fesih hakkýnda gösterilen ihbarý iki taraftan hiç biri yapmadýðý takdirde, hilafýna mukavele yok ise akit, gayri muayyen bir müddet için tecdit edilmiþ sayýlýr.
V - Fesih:
1 – Mühim sebeplerden dolayý
Madde 264 – Muayyen bir müddetle aktedilen gayrimenkul icarýnda, mucip akdin icrasýný tahammül edilmez bir hale getiren sebepler hudusünde; iki taraftan her biri, diðerine tam bir tazminat vermek ve kanuni mehillere riayet etmek þartiyle ve icar müddetinin hitamýndan evvel feshi ihbar edebilir.
Ýcar bir sene veya daha uzun bir müddet için akdedilmiþ ise, mucir veya müstecire verilecek tazminat altý aylýk bedeli icardan az olamaz. Müstecir kendisine tazminat verilmedikçe mecuru terke icbar olunamaz.
2 – Müstecirin ölümü
Madde 265 – Müstecirin vefatý halinde gerek mirasçýlarý gerek mucir, bir sene veya daha uzun müddetli icarlarda kanuni mehillere riayet þartiyle, en yakýn vakit için tazminat vermeksizin akdin feshini ihbar edebilirler.
VI - Mecurun iadesi:
Madde 266 – Müstecir, mecuru ne halde tesellüm etmiþ ise icarýn hitamýnda o halde ve mahalli adete tevfikan geri vermekle mükelleftir
Müstecir, akit mucibince etmiþ olduðu intifa sebebiyle husule gelen eskilik yahut deðiþiklikten mesul deðildir.
Müstecirin mecuru iyi bir halde tesellüm etmiþ olduðu, asýldýr.
(Z) MUCÝRÝN HAPÝS HAKKI:
I - Þümulü:
Madde 267 – Bir gayrimenkulün muciri, nihayet geçmiþ bir senelik ve cereyan etmekte olan altý aylýk kiranýn temini için mecurun tefriþatýna ve tezyinatýna ve ondan intifaý temine mahsus olup mecur dahilinde bulunan menkul eþya üzerinde hapis hakkýný haizdir.
Mucirin hapis hakký, ikinci müstecirin birinci müstecire karþý borcu olan miktar nispetinde ikinci müstecir tarafýndan mecur dahiline getirilen eþyaya da þamildir.
Müstecirin dayinleri tarafýndan haczedilmesi caiz olmayan eþya üzerinde mucirin, hapis hakký yoktur.
II – Üçüncü þahýslara ait eþyada:
Madde 268 – Müstecire ait olmadýðýný, mucirin bildiði veya bilmesi iktiza ettiði eþya ile çalýnmýþ veya zayi olmuþ yahut baþka suretle zilyedin elinden zaptolunmuþ þeyler üzerindeki üçüncü þahsýn haklarý, mucirin hapis hakkýna karþý dahi mahfuzdur.
Mucir, müstecir tarafýndan getirilen eþyanýn ona ait olmadýðýný icarin devamý esnasýnda öðrenip te en yakýn vakit için akdin feshini ihbar etmez ise bu þeyler üzerindeki hapis hakký sakýt olur.
III - Nasýl dermeyan edileceði:
Madde 269 – Müstecir mecurdan çýkmak yahut mecur dahilinde bulunan þeyleri alup götürmek teþebbüsünde bulunduðu takdirde; mucir, hapis hakkýna istinaden kiralarýn teminine muktazi miktarda eþyayý,Sulh Hakimi marifetiyle hapsedebilir.
Bu eþya, gizlice yahut cebir ile nakledildikleri surette; götürüldükleri tarihten itibaren on gün içinde polis kuvveti ile yeniden mecure iade olunabilirler.
ÝKÝNCÝ FASIL
Hasýlat icarý
(A) TARÝFÝ:
Madde 270 – Hasýlat icarý, bir akittirki onunla mucir, müstecire ücret mukabilinde hasýlat veren bir malýn veya hakkýn kullanýlmasýný ve semerelerinin iktitafýný terk etmeði iltizam eder.
Kira, ya nakit yahut devþirilecek semere veya hasýlatýn bir hissesi olabilir; ikinci surete, iþtirakli icar denir.
Ýþtirakli icarda, mucirin semereler üzerindeki hakký noktasýndan, mahalli adete riayet olunur.
(B) DEFTER TESBÝTÝ:
Madde 2 – Ýcarda alat, hayvan yahut zahirede dahil ise iki taraftan her biri diðerine bu eþyanýn tamam ve imzalý bir defterini vermek ve bunlarýn kýymetlerini müþtereken takdir ve tesbit etmekle mükelleftir.
(C) MUCÝRÝN BORÇLARI:
I - Mecurun teslimi:
1 – Kullanmaða salih halde teslim
Madde 272 – Mucir, birlikte icar edilmiþ menkul þeyler varsa bunlar dahi dahil olduðu halde mecuru akitten maksut olan kullanmaða ve iþletmeðe salih bir halde müstecire teslim ile mükelleftir.
Bu borcun ifa edilmemesi halinde, adi icar hakkýndaki hükümler tatbik olunur.
2 – Esaslý tamirat
Madde 273 – Mucir, icar müddeti zarfýnda icrasýna zaruret hasýl olan esaslý tamiratý müstecir tarafýndan ihbar edilir edilmez masrafý kendisine ait olmak üzere yapmaða mecburdur.
3 – Kullanmanýn mümkün olmamasý halinde mesuliyet
Madde 274 – Müstecir, kendi kusurundan yahut þahsýnda hadis olan bir arýzadan dolayý mecuru kullanamadýðý yahut mahdut surette kullandýðý takdirde; mucir mecuru akit dairesinde kullanmaða hazýr bulundurmuþ oldukça müstecir, kiranýn tamamýný vermekle mükellef olur.
Bu takdirde sarfiyattan tasarruf eylediði miktarý ve mecurun diðer suretle kullanýlmasýndan elde ettiði menfaatleri kiraya mahsup etmeðe mecburdur.
Mucip akdin icrasýný tahammül edilmez bir hale getiren sebepler hudusünde her iki tarafýn akdi feshetmek haklarý mahfuzdur.
II - Üçüncü þahýslarýn iddialarýna karþý teminat:
Madde 275 – Üçüncü þahýs tarafýndan hak iddiasý halinde mucirin mükellefiyeti hakkýnda, adi icara mütedair hükümler tatbik olunur.
III - Mecurun baþkasýna temliki :
Madde 276 – Mecur icarýn akdinden sonra mucir tarafýndan baþkasýna temlik yahut icraen takip veya iflas tarikiyle kendisinden nezedildiði takdirde; müstecir, mecurun ahiren maliki olan üçüncü þahýstan ancak kabulü þartiyle icarenin devamýný ve mucirden akdi icra yahut tazminat ita etmesini istiyebilir.
Bununla beraber akit daha evvel feshe müsait olmadýkça üçüncü þahýs, feshi ihbar halinde kanunen muktazi altý aylýk mehle riayet mecburiyetindedir; ihbar etmediði surette akdi kabul etmiþ sayýlýr.
Ammenin menfaati için istimlake dair olan hususi hükümler mahfuzdur.
IV - Tapu sicilline þerh :
Madde 277 – Bir gayrimenkul hasýlat icarý, adi icardaki esaslara göre ayný hükümleri haiz olmak üzere tapu siciline þerh verilebilir.
(D) MÜSTECÝRÝN BORÇLARI :
I - Borca muvafýk surette tekayyüt :
1 – Ýþletme
Madde 278–Müstecir, mecuru tahsis olunduðu dairede iyi bir surette iþletmeðe bilhassa hasilata kabiliyetli bir halde bulundurmaða mecburdur. Müstecir, mucirin muvafakati olmaksýzýn icar müddetinin hitamýndan sonra mecur üzerinde tesirleri görülebilecek surette iþletmenin tarzýný tebdil edemez.
2 – Ýyi bir halde muhafaza
Madde 279 – Müstecir, mecurun iyi bir halde muhafazasý için lazým gelen tekayyüdü ifa ile mükelleftir.
Müstecir, ufak tefek termimatý zirai mecurlarda bilhassa yol, geçit, hendek, set, çit, çatý, su yollarý ve sairenin muhafazasýný mahalli adete göre deruhte etmek ve bundan baþka eskilikten yahut kullanmaktan dolayý telef olan ehemmiyetsiz kýymetteki alat ve edavatýn yerine baþkalarýný koymakla mükelleftir.
3 – Ýhbar mükellefiyeti
Madde 280 – Esaslý tamirata zaruret hasýl olduðu yahut bir üçüncü þahýs mecur üzerinde hak iddia ettiði takdirde müstecir keyfiyeti heman mucire ihbar etmekle mükelleftir. Etmezse zarardan mesul olur.
II – Kiranýn tediyesi:
1 – Umumiyet itibariyle
Madde 281 – Müstecir kirayý, akit ile yahut mahalli adet ile taayyün eden zamanda tediye ile mükelleftir.
Böyle bir zaman taayyün etmemiþ ise kira, beher senenin mürurundan sonra ve nihayet icar müddetinin hitamýnda verilmek lazýmdýr.
Mucir, iþlemiþ ve iþleyecek olan bir kira için adi icarda olduðu gibi hapis hakkýna maliktir.
2 – Felaketli vakalarda tenzil
Madde 282 – Fevkalade felaket hallerinde yahut tabii hadiselerden dolayý bir zirai gayrimenkulün her vakitki hasýlatý ehemmiyetli surette azalýrsa müstecir kiradan mütenasip bir miktarýnýn indirilmesini isteyebilir.
Evvelce bu haktan feragat edilmiþ olmasý, ancak kiranýn tesbiti sýrasýnda bu gibi vakalarýn ihtimali nazara alýnmýþ yahut husule gelen zarar bir sigorta ile telafi edilmiþ ise muteber olur.
(H) MÜKELLEFÝYET VE VERGÝLERÝ TAHAMMÜL :
Madde 283 – Mecurun mükellefiyet ve vergileri mucire aittir.
(V) MÜSTECÝRÝN MÜSTECÝRÝ :
Madde 284 – Müstecir, mucirin muvafakati olmaksýzýn mecuru baþkasýna icar edemez.
Bununla beraber müstecir, mecurda dahil olan bazý mahalleri mucire zarar verecek bir tebeddülü mucip olmamak þartiyle icara verebilir
Böyle bir icara ve mucir tarafýndan müsaade edilen ikinci icara, alelade ikinci icara mütedair kaideler, kýyasen tatbik olunur.
(Z) HÝTAMI :
I - Fesih hakký:
Madde 285 – Müddet hakkýnda akit veya mahalli adet ile hilafýna bir hüküm tayin edilmemiþ ise iki taraftan her biri en aþaðý altý aylýk bir ihbar müddetine riayet þartiyle akdi feshetmek salahiyetini haizdir.
Hilafýna bir mukavele yok ise, zirai gayrimenkullerde mahalli adetçe cari ilk veya son bahar mevsimleri için diðer bütün icarlarda her hangi bir zaman için feshin ihbarý caizdir.
II - Mühim sebeplerden dolayý fesih :
Madde 286 – Ýcar, birden ziyade seneler için akdedilmiþ ise mucir akdin icrasýný tahammül edilmez bir hale getiren sebepler hudusünde iki taraftan her biri diðerine tam bir tazminat vermek ve kanuni müddetlere riayet etmek þartiyle akdi hitamýndan evvel feshedebilir.
Bu takdirde, mucire veya müstecire verilecek tazminat bir senelik kiradan aþaðý olamaz.
Müstecir, kendisine tazminat verilmedikçe mecuru terke icbar olunamaz.
III - Sükut ile tecdit :
Madde 287–Ýcar, muayyen bir müddet için akdolunupta bu müddetin hitamýnda mucirin malumatiyle ve muhalefeti olmaksýzýn mecurun istimaline devam olunduðu yahut mukavelede fesih hakkýnda gösterilen ihbarý iki taraftan hiç biri yapmadýðý takdirde; hilafýna mukavele yok ise, bir senelik bir müddetin hitamýndan altý ay evvel ihbar suretiyle fesholununcaya kadar seneden seneye akit tecdit edilmiþ sayýlýr.
IV - Müstecirin temerrüdü:
Madde 288 – Müstecir kirayý vadesi hululünde tediye etmezse mucir, altmýþ günlük bir mehil tayin ederek birikmiþ olan kira bu müddet zarfýnda verilmediði takdirde; mehlin hitamýnda akdi feshedeceðini, müstecire ihtar edebilir.
Bu mehil, ihtarýn müstecire teblið edildiði günden baþlar.
Bu mehlin tenkisine yahut kiranýn tediye edilmemesi halinde akdin hemen feshedileceðine dair yapýlan mukaveleler batýldýr.
V - Mucirin fesih hakký:
Madde 289 – Müstecir, mecurun iþletilmesine ve muhafazasýna müteallik borçlarýna ehemmiyetli bir tarzda muhalefet eder ve mucirin ihtarýna raðmen ve tayin ettiði münasip bir mehil zarfýnda borçlarýný ifa etmezse mucir, baþka bir muameleye hacet kalmaksýzýn akdi feshedebilir.
VI - MÜstecirin iflasý:
Madde 290 – Müstecirin iflasý halinde icare, iflasýn açýlmasiyle beraber nihayet bulur.
Þu kadarki, iþlemekte olan kira ve defterin ihtiva ettiði eþya için kafi teminat verildiði takdirde mucir, icar senesinin hitamýna kadar akdi idame ile mükelleftir.
VII - Müstecirin vefatý:
Madde 291 – Müstecir vefat ederse gerek mirasçýlarý gerek mucir altý aylýk kanuni mehillere riayet þartiyle icarýn feshini ihbar edebilirler
(C) ÝCARIN HÝTAMINDA MECURUN ÝADESÝ:
I - Ýade borcu
Madde 292 – Ýcarýn hitamýnda müstecir mecuru defterdeki bütün eþya ile beraber bulunduklarý hal üzere iadeye mecburdur.
Ýyi iþletildiði surette ictinabý mümkün olan kýymet noksanlarý için müstecir tazminat itasý ile mükelleftir.
Müstecir mecur hakkýndaki mecburi ihtimamý neticesi olan ýslahat için hiç bir tazminat talep edemez.
II - Defterdeki eþyanýn kýymetinin takdiri:
Madde 293 – Mecur teslim edilirken defterdeki eþyanýn kýymetleri takdir edilmiþ ise müstecir, icarýn hitamýnda bunlarý ayný nevi ve kýymette olarak iade yahut kýymet noksanlarýný tazmin ile mükelleftir.
Müstecir, noksan eþyanýn mucirin kusuriyle yahut mücbir bir kuvvetin tesiriyle telef olduðunu ispat ederse tazmin borcu, sakýt olur.
Müstecir, kendi masraflarýndan ve sayinden husule gelen ziyade kýymet için tazminat talep edebilir.
III - Ýcarýn hitamýnda semereler ve ziraat masraflarý:
Madde 294 – Zirai bir gayrimenkulün müsteciri akdin feshi zamanýnda henüz devþirilmemiþ semereler üzerinde bir hak iddia edemez.
Þu kadarki müstecir ziraat masrafýný hakimin tayin ettiði miktarda olarak mucire tazmin ettirebilir ve bu tazminat iþlemekte olan kiralara mahsup edilir.
IV - Saman ve gübre gibi þeyler:
Madde 295 – Mecuru iade ve teslim eden müstecir, muntazam bir iþletmenin icap ettiði nispette son senenin samanlarýný, hayvan yataklýklarýný kuru ot ve gübrelerini mecurda býrakmaða mucburdur.
Müstecir, aldýðýndan fazla býrakýyorsa ziyadesi için tazminat istemeðe hakký vardýr ve aldýðýndan az býrakýyorsa eksikleri tamamlamak yahut kýymet noksanýný tazmin etmekle mükelleftir.
(T) HAYVAN ÝCARI:
I - Akdin mevzuu:
Madde 296 – Zirai bir mal icariyle murtabýt olmayan mevaþi icarýnda, hilafýna bir akit veya mahalli adet yok ise, icar müddeti zarfýnda mecur hayvanlarýn bütün hasýlatý müstecire ait olur.
Müstecir mecur hayvanlarý beslemeðe ve onlara iyi bakmaða mecbur ve mucire nakit veya hasýlat hissesi olarak bir bedel tediye etmekle mükelleftir.
II - Mesuliyet :
Madde 297 – Hilafýna mukavele veya mahalli adet yok ise, müstecir, mecur hayvanlara arýz olan bir zarardan; bunun, muhafazadaki tekayyüt ve ihtimama raðmen husule geldiðini ispat etmedikçe mesuldür.
Müstecir, kendi kusuriyle sebebiyet vermediði fevkalade muhafaza masraflarý için mucirden tazminat talep edebilir.
Müstecir ehemmiyeti haiz kazalarý ve hastalýklarý mümkün olduðu kadar süratle mucire bildirmekle mükelleftir.
III - Fesih:
Madde 298 – Hilafýna mukavele veya mahalli adet yok ise, gayri muayyen bir zaman için yapýlan akdin feshini iki taraftan her biri, diledikleri vakit ihbar edebilirler.
Þu kadarki bu ihbar hüsnü niyetle olmak ve münasebetsiz bir zamanda yapýlmamak lazýmdýr.
DOKUZUNCU BAP
Ariyet ve karz
BÝRÝNCÝ FASIL
Ariyet
(A) TARÝFÝ:
Madde 299 – Ariyet, bir akittirki onunla ariyet veren, bir þeyin bedava kullanýlmasýný ariyet alana býrakmak ve alan dahi o þeyin kullandýktan sonra geri vermekle mükellef olur.
(B) HÜKÜMLERÝ:
I - Ariyet alanýn borçlarý:
Madde 300 – Ariyet alan, ariyet þeyi ancak akitte tayin edilen ve akitte birþey tayin edilmemiþ ise o þeyin mahiyetinden veya tahsis olunduðu maksattan anlaþýlan þekilde kullanabilir.
Ariyet alan, ariyeti baþkasýna kullandýramaz.
Bu kaideye muhalif hareket ettiði takdirde zuhura gelen kazadan dahi mesul olur.
Meðerki, bu kaideye riayet etmiþ olsaydý bile yine bu kazanýn vukua geleceðini ispat eder.
II - Muhafaza masraflarý:
Madde 301 – Ariyet alan, ariyet þeyin adi muhafaza masraflarýný ve hususiyle ariyet hayvanýn yiyecek masraflarýný tahammül eder.
Ariyet verenin menfaatine yapmaða mecbur olduðu fevkalade masraflar için, ariyet alan ondan tazminat isteyebilir.
III - Müteselsil mesuliyet :
Madde 302 – Birden ziyade kimseler bir þeyi birlikte ariyet alýrlarsa, müteselsilen mesul olurlar.
(C) HÝTAMI:
I - Muayyen bir kullanmada:
Madde 303 – Muayyen bir müddet mukavele edilmemiþ ise, ariyet alanýn, ariyet þeyi akit mucibince kullanmasiyle yahut kullanabilecek kadar bir zaman geçmesiyle akit nihayet bulur.
Ariyet þey, alan tarafýndan mukavele hilafýna kullanýldýðý yahut bozulduðu yahut kullanmak için diðer bir þahsa verildiði yahut evvelden bilinemiyen bir halden dolayý ariyeti veren ona acele muhtaç bulunduðu takdirde,daha evvel geri istenebilir.
II - Ariyetin zamaný muayyen olmayan kullanmada :
Madde 304 – Ariyet veren ariyet þeyi ne müddetini ne de niçin kullanýlacaðýný tayin etmiyerek vermiþ ise, dilediði vakit geri istiyebilir.
III - Ariyet alanýn vefatý :
Madde 305 – Ariyet akdi, ariyet alanýn ölmesiyle nihayet bulur.
ÝKÝNCÝ FASIL
Karz
(A) TARÝFÝ :
Madde 306 – Karz, bir akittir ki onunla ödÜnç veren, bir miktar paranýn yahut diðer bir misli þeyin mülkiyetini ödünç alan kimseye nakil ve bu kimse dahi buna karþý miktar ve vasýfta müsavi ayný neviden þeyleri geri vermekle mükellef olur.
(B) HÜKÜMLERÝ :
I - Faiz :
1 – Hangi muamelelerde faiz lazým geleceði
Madde 307 – Karzda faiz þart kýlýnmamýþ ise adi muamelelerde faiz lazým gelmez.
Ticaret muamelelerinde, þart edilmemiþ olsa dahi faiz verilmek lazýmdýr.
2 – Faize müteallik kaideler
Madde 308–Karzda faiz miktarý tayin edilmemiþ ise, asýl olan karzýn alýndýðý zaman ve mekanda o nevi karzlarda adet olan faiz miktarýdýr.
Hilafýna mukavele yok ise tayin edilen faiz senelik olarak tediye olunur.
Faizin, anaya zammedilerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi evvelden mukavele edilmiþ olsa bile, batýldýr. (Son cümle mülga:29/6/1956-6763/41 md.)
II - Karzýn teslim ve tesellümü hakkýndaki iddialarda müruru zaman :
Madde 309 – Ödünç alan kimsenin verilecek þeyin teslim edilmesine ve ödünç verenin dahi o þeyin tesellüm edilmesine dair olan iddialarý, diðer tarafýn bu baptaki temerrüdünden itibaren altý ay geçmekle müruru zamana uðrar.
III - Ödünç alan kimsenin borcu ödemekten aczi:
Madde 310 – Ödünç alan kimse karzdan sonra borcunu edadan aciz haline girmiþ bulunursa, borç veren, taahhüt ettiði þeyin tesliminden imtina edebilir.
Ödünç alan kimse, akitten evvel borcunu ödemekten aciz halinde bulunup da ödünç veren akitten sonra bundan haberdar olmuþ ise, yine bu salahiyeti kullanabilir.
(C) NAKiT YERÝNE VERÝLEN ÞEYLER :
Madde 311–Ödünç alan kimseye taahhüt edilen nakit yerine kýymetli evrak yahut emtia verildiði takdirde borcun miktarý teslim zamanýnda ve mekanýnda bu evrak veya emtianýn haiz olduklarý borsa rayicinden ve cari fiyattan ibaret olur; bunun hilafýna mukavele batýldýr.
(D) ÝADE ZAMANI :
Madde 312 – Geriye verilmesi için, ne bir muayyen vade ne ihbar müddetine de istenildiði zaman muacceliyet kesbedeceði mukavele edilmemiþ olan bir borç ilk talepten itibaren altý hafta içinde geri verilmek lazýmdýr.
ONUNCU BAP
Hizmet akdi
(A) TARÝFÝ :
Madde 313 – Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla iþçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeði ve iþ sahibi dahi ona bir ücret vermeði taahhüt eder.
Ücret, zaman itibariyle olmayýp yapýlan iþe göre verildiði takdirde dahi iþçi muayyen veya gayri muayyen bir zaman için alýnmýþ veya çalýþmýþ oldukça, hizmet akdi yine mevcuttur; buna parça üzerine hizmet veya götürü hizmet denir.
Hizmet akdi hakkýndaki hükümler, kýyasen çýraklýk akdine tatbik olunur.
(B) TEÞEKKÜLÜ :
I - Umumiyet itibariyle:
Madde 314 – Hilafýna bir hüküm bulunmadýkça, hizmet akdi hususi bir þekle tabi deðildir.
Ezcümle hizmet muayyen bir zaman için kabul edilmiþ olur ve iþin iktizasýna göre o hizmet ancak ücret mukabilinde yapýlabilirse, hizmet akdi inikad etmiþ sayýlýr.
II - Mesai kaideleri:
Madde 315 – Sýnai veya ticari bir teþebbüste, iþ sahibi tarafýndan mesai veya dahili bir intizam için muttarit bir kaide ittihaz edilmiþ ise bunlar evvelce yazýlmýþ ve iþçiye dahi bildirilmiþ olmadýkça iþçiye bir borç tahmil etmez.
III - Umumi mukavele:
1 – Nasýl yapýlacaðý
Madde 316 – Ýþ sahibi kimselerin veya cemiyetlerinin, iþçilerle veya cemiyetleriyle yaptýklarý mukavelede hizmete mütaallik hükümler vazolunabilir.
Bu umumi mukavele, tahriri olmadýkça muteber deðildir.
Alakadarlar bu mukavelenin müddetinde ittifak edemezlerse, bir sene mürurundan sonra altý aylýk müddet için yapýlacak bir ihbar ile, her zaman mukaveleyi feshedebilirler.
2 – Hükümleri
Madde 317 – Umumi bir mukavele ile baðlý bulunan iþ sahipleriyle iþçiler arasýnda yapýlacak hususi hizmet akitlerinin, umumi mukaveleye muhalif hükümleri batýldýr.
Bu batýl hükümlerin yerine, umumi mukavele hükümleri kaim olur.
VI - Çýraklýk mukavelesi :
Madde 318 – Küçükler veya mahcurlar ile yapýlan çýraklýk mukaveleleri, tahriri yapýlmýþ ve usta ve velayeti haiz kimse yahut sulh hakiminin muvafakatiyle vasi tarafýndan imza edilmiþ olmadýkça, muteber deðildir.
Mukavele, yapýlacak iþin ve çýraklýðýn nevi ve müddetine ve günde çalýþýlacak saatlere ve iaþe yahut diðer yapýlacak ve verilecek þeylere ve kezalik tecrübe zamanýna dair muktazi þartlarý ihtiva etmek lazýmdýr.
Bu þartlara riayet olunup olunmadýðý salahiyettar daire tarafýndan murakabe edilir.
(C) HÜKMÜ :
I - Þartlarý :
Madde 319 – Hizmet mukavelesinin þartlarý kanuna, ahlaka (adaba) mugayir olmamak üzere istenildiði gibi tayin olunabilir.
II - Ýþçinin borçlarý :
1 – Bizzat ifa
Madde 320 – Hilafý mukaveleden veya hal icabýndan anlaþýlmadýkça iþçi taahhüt ettiði þeyi kendisi yapmaða mecbur olup baþkasýna devredemez.
Ýþ sahibinin dahi hakkýný baþkasýna devredebilmesi, ayný kayýtlara tabidir.
2 – Ýhtimam mecburiyeti
Madde 321 – Ýþçi, taahhüt ettiði þeyi ihtimam ile ifaya mecburdur.
Kasýt veya ihmal ve dikkatsizlik ile iþ sahibine iras ettiði zarardan mesuldür. Ýþçiye terettüp eden ihtimamýn derecesi, akde göre tayin olunur ve iþçinin o iþ için muktazi olup iþ sahibinin malümu olan veya olmasý icabeden malümatý derecesi ve mesleki vukufu kezalik istidat ve evsafý gözetebilir.
3 – Parça veya götürü iþte mesuliyet
Madde 322 – Ýþçi parça üzerine yahut götürü çalýþýp da iþ sahibinin nezareti altýnda bulunmaz ise iþlenen madde ve iþin akit mucibince icrasý noktasýndan mesuliyeti hakkýnda istisna akdine dair hükümler, kýyasen tatbik olunur.
III - Ýþ sahibinin borçlarý :
1 – Ücret
a) Miktarý
Madde 323 – Ýþ sahibi mukavele edilen yahut adet olan yahut kendisinin baðlý bulunduðu umumi mukavelede tesbit olunan ücreti tediye ile mükelleftir.
Ücretle birlikte kardan bir hisse verilmesi mukavele edilmiþ ise iþ sahibi iþçiye yahut onun yerine iki tarafýn veya hakimin tayin ettiði bigaraz kimseye kar ve zarar hakkýnda muktazi malümatý vermeðe ve lüzumu olan hesap defterlerinin muayenesine müsaade etmeðe mecburdur.
b) Ýþ verilmesini istemek hakký
Madde 324 – Ýþ için muayyen olan zamanda parça üzerine yahut götürü olarak münhasýran bir iþ sahibine çalýþmakta olan iþçi, akit müddetinde her gün için kendisine kafi miktarda iþ verilmesini istemek hakkýný haizdir.
Bu takdirde parça yahut götürü iþ bulunmazsa, iþ saat hesabiyle veya gündelikle verilebilir; bu da bulunmazsa, iþ sahibi, bu bapta kendisine bir kusur isnat edilemiyeceðini ispat etmedikçe vukua gelen zararý tazmine mecbur olur.
c) Ýþ sahibinin temerrüdü
Madde 325 – Ýþ sahibi iþi kabulde temerrüt ederse, iþçi taahhüt ettiði iþi yapmaða mecbur olmaksýzýn mukaveledeki ücreti istiyebilir.
Þu kadar ki, iþi yapmadýðýndan dolayý tasarruf ettiði yahut diðer bir iþ ile kazandýðý ve kazanmaktan kasten feragat eylediði þeyi mahsup ettirmeðe mecburdur.
d) Tediye günü
Madde 326 – Mukavele yahut adet ile daha kýsa mehiller tayin edilmemiþ ise ücret, aþaðýdaki dairede verilir.
1 – Amele ve iþ sahibi ile birlikte yaþamýyan hizmetçilere haftada bir.
2 – Ýdarehane memurlarýna ve müstahdemlerine ve iþ sahibi ile birlikte yaþýyan hizmetçilere her ay.
Hizmet akdinin hitamiyle ücret herhalde muacceliyet kesbeder.
h) Avans
Madde 327 – Ýþ sahibi iþçinin zarureti dolayisiyle ihtiyacý bulunan ve tediyesi kendisi için zarar ve müzayakayý mucip olmýyan avanslarý, yapýlan iþ nispetinde iþçiye vermekle mükelleftir.
v) Ýþ ifa edilemediði halde ücret
Madde 328 – Uzun müddet için yapýlan hizmet akdinde, iþçi hastalýktan ve askerlikten veya bu gibi sebeplerden dolayý kusuru olmaksýzýn nispeten kýsa bir müddet için iþi ifa edemediði takdirde o müddet için ücret istemeðe hakký vardýr.
z) Fazla iþ için ücret
Madde 329 – Akit ile tayin edilen yahut adet mucibince icabeden iþ miktarýndan ziyade bir iþin ifasýna zaruret hasýl olupta iþçi, bunu yapmaða muktedir olur ve imtinaýda hüsnü niyet kaidelerine muhalif bulunursa cebrolunur.
Ýþçi, bu ziyade iþ için fazla bir ücrete müstahak olur ve bu, mukavele edilen ücretle mütenasip bir suretle hususi haller nazara alýnmak þartiyle takdir edilir.
2 – Çýraðýn talimi
Madde 330 – Çýraklýk mukavelesinde, usta, çýraða sanatý olanca dikkat ve itinasiyle öðretmeðe mecburdur.
Usta, çýraðýn mecburi derslere devamýna nezaret ve meslekine ait mekteplere ve kurslara gitmesi ve çýraklýk imtihanlarýna iþtirak eylemesi için lüzumu olan zamanlarda müsaade etmekle mükelleftir.
Çýraða, kaideten, ne geceleri nede cuma günleri iþ verilmez.
3 – Alat ve malzeme
Madde 331 – Hilafýna mukavele veya adet yoksa iþ sahibi, çalýþmasý için, iþçiye muktazi alat ve malzemeyi vermekle mükelleftir.
Ýþçi, mükellef olmadýðý halde bu iþleri iþ sahibinin rýzasiyle tamamen veya kýsmen tedarik ederse iþ sahibi bunun için bir tazminat vermeye mecbur olur.
4 – Tedbirler ve mesai mahalleri
Madde 332 – Ýþ sahibi, akdin hususi halleri ve iþin mahiyeti noktasýndan hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceði derecede çalýþmak dolayýsýyle maruz kaldýðý tehlikelere karþý icabeden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sýhhi çalýþma mahalleri ile, iþçi birlikte ikamet etmekte ise sýhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur.
(Ek : 29/6/1956 - 6763/41 md.) Ýþ sahibinin yukarýki fýkra hükmüne aykýrý hareketi neticesinde iþçinin ölmesi halinde onun yardýmýndan mahrum kalanlarýn bu yüzden uðradýklarý zararlara karþý istiyebilecekleri tazminat dahi akde aykýrý hareketten doðan tazminat davalarý hakkýndaki hükümlere tabi olur.
5 – Mahsup
Madde 333 – Ýþçi ücretinin tediyesi, iþçinin ve ailesinin nafakasý için zaruri bulunduðu takdirde;iþçinin muvafakatý olmaksýzýn iþ sahibi ücreti kendi alacaðý ile mahsup edemez.
Þu kadarki kasten iras edilen zararlarýn tazmini için mahsup icrasý daima caizdir.
6 – Ýstirahat zamanlarý
Madde 334 – Ýþ sahibi iþçinin istirahati için mutat olan saat ve günlerde müsaade vermekle mükelleftir.
Ýþ sahibi, mukavelenin feshi ihbar olunduktan sonra baþka bir iþ aramasý için iþçiye münasip bir zaman vermek mecburiyetindedir.
Her halde mümkün olduðu kadar iþ sahibinin menfaati gözetilmek lazýmdýr.
7 – Þahadetname
Madde 335 – Ýþçi yalnýz hizmetinin nevini ve müddetini havi bir þahadetname vermesini, iþ sahibinden isteyebilir.
Ýþçi sarahaten talep ettiði takdirde þahadetname, hal ve hareketini ve sa'yinin keyfiyetini de ihtiva etmek lazýmdýr.
8 – Ýþçinin ihtiraý
Madde 336 – Ýþçi hizmetini yaparken bir þey ihtira ettikte iþ sahibi böyle bir ihtiraýn kendisine ait olacaðýný akitte þart koymuþ yahut bu ihtira iþçinin taahhüt eylediði hizmetin levazýmýndan bulunmuþ ise ihtira olunan þey, iþ sahibinin olur.
Birinci surette ihtira mühim bir iktisadi kýymeti haiz ise, iþçinin hakkaniyet dairesinde tayin edilecek bir bedel istemeðe hakký vardýr.
Bu bedel, ihtiraýn meydana gelmesinde iþ sahibinin iþtiraki ve tesissatýndan edilen istifade nazara alýnarak tesbit olunur.
IV - Birlikte yaþama:
Madde 337 – Hilafýna mukavele ve adet yok ise, iþ sahibi ile birlikte ikamet eden iþçinin iaþe ve süknasý, ücretten bir kýsým teþkil eder.
Ýþ sahibi, bu halde kendi kusuru olmaksýzýn nispeten kýsa bir zaman için hizmetini ifaya muktedir olamayan iþçiyi görüp gözetmek ve muktazi tedaviyi ifa ettirmek üzere iaþesiyle de mükelleftir.
(D) HÝTAMI :
I - Müddetin müruru:
Madde 338 – Hizmet akdi, muayyen bir müddet için yapýlmýþ yahut böyle bir müddet iþin maksut olan gayesinden anlaþýlmakta bulunmuþ ise, hilafý mukavele edilmiþ olmadýkça feshi ihbara hacet olmaksýzýn bu müddetin müruriyle, akit nihayet bulur.
II - Süküt ile tecdit:
Madde 339 – Muayyen bir müddet için yapýlan hizmet akdi bu müddetin mürurundan sonra her iki tarafýn sükütu ile temdit edildiði takdirde,akit, ayný müddet ve fakat nihayet bir sene için tecdit edilmiþ sayýlýr.
Akdin feshi ihbar vukuuna mütevakkýf iken iki taraftan hiç biri ihbar etmemiþ ise, akit, tecdit edilmiþ sayýlýr.
III – Feshin ihbarý ve kanuni müddetler:
1 – Umumiyet itibariyle
Madde 340 – Hizmet akdinde, bir müddet tayin edilmez ve böyle bir müddet iþin maksut olan gayesinden de anlaþýlmazsa, her iki tarafça feshi ihbar olunabilir.
Böyle ne akit nede kanun ile diðer bir müddet tesbit edilmemiþ olduðu takdirde,amele hakkýnda ihbardan sonra girecek hafta nihayeti için,idarehane memur ve müstahdemleri hakkýnda ihbardan sonra girecek ikinci hafta ve diðer hizmet akitlerinde ihbardan sonra girecek keza ikinci hafta nihayeti için akit fesholunabilir.
Ýþ sahipleri ve iþçiler için muhtelif ihbar müddetleri, mukavele edilmesi caiz deðildir.
2 – Bir seneden fazla devam eden iþlerde
Madde 341 – Bir hizmet akdi, bir seneden fazla devam ettiði takdirde bu akit iþ sahibi ve iþçi tarafýndan ihbar edildikten sonra girecek ikinci haftanýn nihayeti için fesholunabilir.
Bu müddetin bir haftadan eksik olmamak üzere mukavele ile tebdili caizdir.
3 – Tecrübe müddeti
Madde 342 – Uzun müddet ile yapýlan akitte, bir tecrübe zamaný þart edilmiþ olduðu takdirde hilafýna mukavele edilmemiþ ise ilk iki ay zarfýnda ihbardan sonra girecek haftanýn nihayeti için akit fesholunabilir.
Çýrak ve hizmetçi akitlerinde hilafýna bir mukavele yok ise hizmete duhulden itibaren ilk iki hafta tecrübe müddeti sayýlýr ve bu müddet zarfýnda iki taraftan her biri bir gün evvel ihbar etmek þartiyle akdi fesihte serbesttir.
4 – Hayat müddetince yahut on seneden fazla için yapýlan akit
Madde 343 – Bir hizmet akdi, bir tarafýn yaþadýðý müddetçe yahut on seneden fazla için yapýlmýþ ise iþçi, bunu on sene geçtikten sonra her zaman ve bir aylýk bir ihbar müddetine riayet þartiyle tazminat dahi vermeksizin fehedebilir.
IV – Fesih:
1 – Muhik sebeplerden dolayý
a) Salahiyet
Madde 344 – Muhik sebeplerden dolayý gerek iþçi gerek iþ sahibi, bir ihbara lüzum olmaksýzýn her vakit akdi feshedebilir.Ezcümle ahlaka müteallik sebeplerden dolayý yahut hüsnü niyet kaideleri noktasýndan iki taraftan birini artýk akdi icra etmemekte haklý gösteren her hal, muhik bir sebep teþkil eder.
Bu gibi hallerin mevcudiyetini hakim takdir eder. Fakat iþçinin kendi kusuru olmaksýzýn düçar olduðu nispeten kýsa bir hastalýðý yahut kýsa müddetli bir askeri mükellefiyeti ifa etmesi, muhik sebep olarak kabul edilemez.
b) Tazminat
Madde 345 – Muhik sebepler bir tarafýn akte riayet etmemesinden ibaret olduðu takdirde bu taraf diðer tarafa, onun akit ile müstahak iken mahrum kaldýðý fer'i menfaatlerde nazara alýnmak üzere tam bir tazminat itasiyle mükellef olur.
Bundan baþka hakim vaktinden evvel feshin mali neticelerini, hali ve mahalli adeti göz önünde tutarak takdir eder.
2 – Ücretin tehlikede bulunmasýndan dolayý
Madde 346 – Ýþ sahibi borcu ödemekten aciz olduðu takdirde,iþçi,talebi üzerine münasip bir müddet zarfýnda ücreti için teminat verilmezse akitten rücua salahiyettar olur.
V – Ölüm:
Madde 347 – Hizmet Akdi, iþçinin ölümü ile son bulunur.
Ýþ sahibi öldüðü takdirde, akit, baþlýca onun þahsý nazara alýnarak yapýlmýþ ise nihayet bulur.
Bu ikinci halde iþçi akdin vaktinden evvel nihayet bulmasý hasebiyle düçar olduðu zarar için hakkaniyet dairesinde bir tazminat isteyebilir
(H) REKABET MEMNUÝYETÝ:
I - Cevazý:
Madde 348 – Ýþ sahibinin müþterilerini tanýmak veya iþlerinin esrarýna nüfuz etmek hususlarýnda iþçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamýndan sonra, iþçinin kendi namýna iþ sahibi ile rekabet edecek bir iþ yapamamasýný ve rakip bir müessesede çalýþamamasýný ve böyle bir müessesede þerik veya sair sýfatla alakadar olamamasýný, þart edebilirler.
Rekabet memnuiyetine dair olan þart, ancak iþçinin müþterileri tanýmasýndan ve esrara nüfuzundan istifade ederek iþ sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir.
Ýþçi, akdin yapýldýðý zamanda reþit deðil ise rekabet memnuiyetine dair olan þart batýldýr.
II - Hududu:
Madde 349 – Rekabet memnuiyeti ancak iþçinin iktisadi istikbalinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve iþin nevi noktasýndan hal icabýna göre münasip bir hudut dahilinde þart edilmiþ ise muteberdir.
III - Þekli:
Madde 350 – Rekabet memnuiyeti, sahih olmak için tahriri mukaveleye merbut olmak lazýmdýr.
IV - Muhalefetin hükümleri:
Madde 351 – Rekabet memnuiyetine muhalif harekette bulunan iþçi, bu muhalefet sebebi ile eski iþ sahibinin düçar olduðu zararlarý tazmin ile mükelleftir.
Memnuiyete muhalif hareket hakkýnda cezai þart konulmuþ ise, iþçi, kaideten meþrut ceza miktarýný tediye ile memnuiyetten kurtulabilir.Fakat zarar bu miktarý mütecaviz ise, fazlasýný da tazmin ile mükellef olur.
Ýþçinin hareketi tarzý ve ihlal veya tehdit edilen menfaatlerin ehemmiyeti haklý gösteriyorsa ve tahriri bir mukavele ile sarahaten bu hak muhafaza edilmiþ ise, iþ sahibi, müstesna olarak meþrut olan cezanýn tediyesinden ve onu mütecaviz olan zararýn tazmininden baþka muhalefetin menini de talep edebilir.
V - MEMNUÝYETÝN NÝHAYETÝ
Madde 352 – Rekabet memnuiyetinin bakasýnda iþ sahibinin hakiki menfaati bulunmadýðý sabit olursa, bu memnuiyet nihayet bulur.
Ýþ sahibi iþçinin feshi muhik gösterecek bir kusuru yok iken akdi feshetmiþ yahut iþ sahibinin feshi haklý gösteren bir kusuru dolayýsiyle akit iþçi tarafýndan feshedilmiþ ise, iþçi aleyhine memnuiyete muhalefetinden dolayý dava ikame edilemez.
(V) SERBEST HÝZMETLERDE TATBÝK EDÝLECEK HÜKÜMLER
Madde 353 – Bu babýn hükümleri hizmet akdinin teþekkül unsurlarýný havi olmakla beraber ilmi veya bedii malümatý mahsusayý haiz olanlar tarafýndan ücretle yapýla gelen mesai hakkýndaki akitlere de tatbik olunur.
(Z) HUSUSÝ KANUNLARIN HÜKÜMLERÝNÝN MAHFUZÝYETÝ
Madde 354 – Resmi memurlar ve müstahdemler hakkýndaki hususi kanunlarýn hükümleri mahfuzdur.
ON BÝRÝNCÝ BAP
Ýstisna akdi
(A) TARÝFÝ
Madde 355 – Ýstisna, bir akittirki onunla bir taraf (müteahhit), diðer tarafýn (iþ sahibi) vermeði taahhüt eylediði semen mukabilinde bir þey imalini iltizam eder.
(B) AKDÝN HÜKÜMLERÝ
I - Müteahhidin borçlarý:
1 – Umumiyet itibariyle
Madde 356 – Mütaahhidin mesuliyeti, umumi surette iþçinin hizmet akdindeki mesuliyetine dair olan hükümlere tabidir.
Mütaahhit, imal olunacak þeyi bizzat yapmaða veya kendi idaresi altýnda yaptýrmaða mecburdur. Fakat iþin mahiyetine nazaran þahsi maharetinin ehemmiyeti yok ise, taahhüt ettiði þeyi baþkasýna dahi imal ettirebilir.
Hilafýna adet veya mukavele olmadýkça, mütaahhit, imal olunacak þeyin icrasý için lazým olan vasýtalarý ve alat ve edevatý kendi masrafiyle tedarik etmeðe mecburdur.
2 – Malzeme itibariyle
Madde 357 – Mütaahhit, imal ettiði þeyde kullandýðý malzemenin iyi cinsten olmamasýndan dolayý iþ sahibine karþý mesul ve bu hususta bayi gibi mütekeffildir.
Malzeme iþ sahibi tarafýndan verilmiþ ise, müteahhit, onlarý layik olan bütün ihtimam ile kullanmak ve bundan dolayý hesap vermek ve artaný iade etmekle mükelleftir.
Ýþ devam ettiði sýrada, iþ sahibinin, verdiði malzemenin veya gösterdiði arsanýn kusurlu olduðu anlaþýlýr yahut imalatýn noktasý noktasýna muntazaman icrasýný tehlikeye koyacak diðer bir hal hadis olursa mütaahhit, iþ sahibini bundan derhal haberdar etmeðe mecbur aksi takdirde bunlarýn neticelerini tahammül etmekle mükelleftir.
3 – Akit dairesinde iþe baþlama ve icra
Madde 358 – Mütaahhit, iþe zamanýnda baþlamaz veya mukavele þartlarýna muhalif olarak iþi tehir eder yahut iþ sahibinin kusuru olmaksýzýn vaký olan teehhür bütün tahminlere nazaran mütaahhidin iþi muayyen zamanda bitirmesine imkan vermiyecek derecede olursa iþ sahibi teslim için tayin edilen zamaný beklemeðe mecbur olmaksýzýn akdi feshedebilir.
Ýmal sýrasýnda iþin müteahhidin kusuru sebebi ile ayýplý veya mukaveleye muhalif bir surette yapýlacaðýný katiyetle tahmin etmek mümkün olursa, iþ sahibi, bunlara mani olmak için müteahhide münasip bir mühlet tayin ederek veya ettirerek bu mühlet içinde icabýný icra etmediði halde hasar ve masraflar müteahhide ait olmak üzere tamiratýn veya imalata devamýn üçüncü bir þahsa tevdi olunacaðýný ihtar edebilir.
4 – Ýþin kusuruna mütedair teminat
a) Kusurun tesbiti
Madde 359 – Ýmal olunan þeyin tesliminden sonra iþ sahibi, iþlerin mutat cereyanýna göre imkanýný bulur bulmaz o þeyi muayeneye ve kusurlarý varsa bunlarý müteahhide bildirmeðe mecburdur.
Ýki taraftan her birinin, imal olunan þeyi masrafý kendisinden olmak üzere ehli hibreye muayene ettirilmesini ve muayene neticesinin bir raporla tesbitini istemeðe hakký vardýr.
b) Kusur halinde iþ sahibinin hakký
Madde 360 – Yapýlan þey iþ sahibinin kullanamýyacaðý ve nýsfet kaidesine göre kabule icbar edilemiyeceði derecede kusurlu veya mukavele þartlarýna muhalif olursa, iþ sahibi, o þeyi kabulden imtina edebilir; bu hususta mütaahhidin taksiri bulunursa zarar ve ziyan da isteyebilir.
Ýþin kusurlu olmasý veya mukaveleye muhalif bulunmasý yukarýki derecede ehemmiyeti haiz deðil ise iþ sahibi, iþin kýymetinin noksaný nispetinde fiatý tenzil ve eðer o iþin ýslahý büyük bir masrafý mucip deðil ise mütaahhidi tamire mecbur edebilir. Bu hususta mütaahhidin taksiri varsa iþ sahibi zarar ve ziyan da istiyebilir.
Yapýlan þey iþ sahibinin arsasý üzerine yapýlmýþ olup da mahiyeti itibariyle refi ve kal'ý fazla bir zararý mucip ise iþ sahibi, ancak ikinci fýkra mucibince muamele yapar.
c) Ýþ sahibinin mesuliyeti
Madde 361 – Yapýlan þeyin kusurlu olmasý müteahhidin sarahaten beyan eylediði mütalaaya mugayir olarak iþ sahibinin verdiði emirlerden neþet etmiþ bulunur veya her hangi bir sebeple iþ sahibine isnadý kabil olursa, iþ sahibi o þeyin kusurlu olmasýndan mütevellit haklarý dermeyan edemez.
d) Ýþin kabulü
Madde 362 – Yapýlan þeyin sarahaten veya zýmnen kabulünü müteakýp mütaahhit, her türlü mesuliyetten beri olur. Ancak mütaahhidin kasten sakladýðý usulü veçhile muayenesinde müþahade edilemiyecek olan kusurlar hakkýnda, mesuliyeti bakidir.
Eðer iþ sahibi kanunen tayin olunan muayene ve ihbarý ihmal ederse zýmnen kabul etmiþ sayýlýr.
Yapýlan þeydeki kusur, sonradan meydana çýkarsa iþ sahibi, vakýf olur olmaz keyfiyeti mütaahhide haber vermeðe mecburdur. Aksi takdirde iþ sahibi kabul etmiþ sayýlýr.
h) Müruru zaman
Madde 363 – Yapýlan þeyin kusurlu olmasýndan dolayý iþ sahibinin haiz olduðu haklar, müþterinin haklarýnýn tabi olduðu müruru zaman hükmüne tabidir.
Fakat gayrimenkul inþaata müteallik kusurlardan dolayý iþ sahibinin mütaahhide ve inþaata iþtirak eyliyen mimar ve mühendise karþý mütalebesi, tesellüm zamanýndan itibaren beþ senelik müruru zamana tabidir.
II - Ýþ sahibinin borçlarý:
1 – Ücretin muacceliyeti
Madde 364 – Ýþin parasý, teslim zamanýnda ödenir.
Yapýlan þey parça parça teslim edildikçe bedeli ifa olunmak üzere mukavele edilmiþ ise her kýsmýn bedeli o kýsmýn teslimi zamanýnda ödenmek lazýmdýr.
2 – Ücretin miktarý
a) Götürü taahhüt
Madde 365 – Götürü pazarlýk edilmiþ ise, mütaahhit yapýlacak þeyi kararlaþtýrýlan fiata yapmaða mecburdur. Yapýlacak þey, tahmin edilen miktardan fazla say ve masrafý mucip olsa bile, müteahhit bedelin arttýrýlmasýný isteyemez.
Fakat evvelce tahmin olunamýyan veya tahmin olunup ta iki tarafça nazara alýnmýyan haller iþin yapýlmasýna mani olur veya yapýlmasýný son derece iþkal ederse hakim, haiz olduðu takdir hakký dolayýsiyle ya tekarrür eden bedeli tezyit veya mukaveleyi fesheyler.
Yapýlacak þey, evvelce tahmin edilen miktardan daha az bir say ile vücuda gelmiþ ise, iþ sahibi bedeli tamamen vermeðe mecburdur.
b) Ýþin kýymetine göre bedelin tayini
Madde 366 – Evvelce kararlaþtýrýlmamýþ veya takribi bir surette kararlaþtýrýlmýþ olan bedel, yapýlan þeyin kýymetine ve mütaahhidin masrafýna göre tayin edilir.
(C) AKDÝN HÝTAMI
I - Keþif bedelinin tecavüzü halinde fesih:
Madde 367 – Yapýlan þeyin masrafý, evvelce mütaahhit ile takribi bir surette tesbit edilen keþfi iþ sahibihin sun'u olmaksýzýn çok fazla tecavüz ederse gerek o þeyin imali esnasýnda gerek imalinden sonra iþ sahibi mukaveleyi feshedebilir.
Bu suretle yapýlan þey iþ sahibinin arsasý üzerinde inþa ediliyorsa iþ sahibi, bedelden münasip bir miktarýn tenzilini isteyebileceði gibi inþaat henüz bitmemiþ ise müteahhidi devamdan meni ve yapýlan kýsmý hakkaniyet dairesinde tazmin ederek mukaveleyi feshedebilir.
II - Yapýlan þeyin telefi:
Madde 368 – Yapýlan þey teslimden evvel kazara telef olmuþ ise iþ sahibi, onu tesellümden temerrüt etmiþ bulunmadýkça müteahhit ne yaptýðý iþin ücretini ne de masraflarýnýn tediyesini isteyemez.
Bu takdirde, telef olan malzeme kime ait ise hasarý da ona aittir.
Eðer yapýlan þey, iþ sahibi tarafýndan verilen malzemenin veya gösterilen arsanýn kusurundan yahut iþ sahibi tarafýndan imal ve inþa tarzý hakkýnda verilen emirden dolayý telef olmuþ ise; müteahhit, bu tehlikeleri zamanýnda ihbar eylemiþ bulunduðu takdirde yaptýðý iþin kýymetini ve bu kýymette dahil olmýyan masrafýn tesviyesini talep edebilir. Ýþ sahibinin taksiri olduðu takdirde mütaahhidin, fazla olarak zarar ve ziyan istemeðe hakký vardýr.
III - Zararý baliðan mabelað tazmin ederek fesih:
Madde 369 – Yapýlan þey; bitmezden evvel iþ sahibi yapýlmýþ olan kýsmýn bedelini vermek ve mütaahhidin zarar ve ziyanýný baliðan mabelað tazmin etmek þartiyle mukaveleyi feshedebilir.
IV - Ýþ sahibinin yüzünden hizmetin ifasý mümkün olmamasý:
Madde 370 – Taahhüt olunan þeyin yapýlmasý iþ sahibi nezdinde zuhur eden bir kaza yüzünden mümkün olamýyorsa müteahhit yaptýðý iþin kýymetini ve bu kýymette dahil olmýyan masrafýný alýr.
Bu hususta iþ sahibinin taksiri varsa müteahhidin baþkaca zarar ve ziyan istemeðe hakký olur.
V - Mütaahhidin vefatý yahut aczi:
Madde 3 – Mütaahhit öldüðü yahut sun'u taksiri olmaksýzýn iþi bitirmekten aciz kaldýðý takdirde, mukavele müteahhidin þahsý nazara alýnarak yapýlmýþ ise istisna akdi münfesih olur.
Bu takdirde yapýlan miktarýn kullanýlmasý kabil ise iþ sahibi onu kabule ve bedelini vermeðe mecburdur.
ON ÝKÝNCÝ BAP
Neþir mukavelesi
(A) TARÝFÝ
Madde 372 – Neþir mukavelesi, bir akittir ki onunla edebi ve sýnai bir eserin müellifi veya halefi, o eseri bir naþire terk etmeði taahhüt ve naþir de o eseri azçok teksir ile halk arasýnda neþir etmeði iltizam eder.
(B) HÜKÜMLERÝ
I - Telif hakkýnýn nakli ve teminatý:
Madde 373 – Neþir mukavelesi, müellifin haklarýný, mukavelenin ifasýnýn icap ettirdiði miktar ve zaman için naþire nakleyler.
Neþredilecek eseri terk eyleyen kimse; akit zamanýnda o eserde tasarruf etmek hakkýný kullanmaða muktedir olmalýdýr. Bu cihetten dolayý naþire karþý mütekeffildir ve eðer telif hakký varsa bu tekeffül, onuda þamildir.
Eserin tamamý veya bir kýsmý, baþka bir naþire terk yahut terk edenin malümatý dahilinde neþredilmiþ bulunursa; terkeden, neþir mukavelesinin akdinden evvel diðer tarafý, bundan haberdar etmek lazýmdýr.
II - Müellifin tasarrufu :
Madde 374 – Naþirin yapmaða hakký olduðu tabýlar bitmedikçe müellif veya halefi, eserin tamamýnda veya bir kýsmýnda naþirin zararýna bir tasarrufta bulunamaz.
Gazete makaleleri ve mevkut bir risalede neþredilmiþ kýsa makaleler,müellif veya halefleri tarafýndan daima baþka bir yerde neþredilebilir
Müþterek bir eserin kýsýmlarýndan olan yazýlar ve mevkut bir risalenin uzun olan makaleleri, müellif veya halefleri tarafýndan neþrin hitamýndan üç ay geçmezden evvel tekrar neþredilemez.
III - Basýlacak nüshalarýn tayini:
Madde 375 – Eðer mukavelede tabý adedi tasrih edilmemiþ ise naþirin hakký ancak bir tab'a maksurdur.
Hilafý þart edilmemiþ ise, naþir, her tabý için basacaðý nüsha adedini tesbitte serbesttir. Fakat diðer taraf talep eyler ise eserin mahiyeti ile mütenasip derecede bir intiþarý temin eyleyecek miktarda nüsha tabetmeðe mecburdur. Birinci tabý bittikten sonra naþir tekrar tabedemez.
Eðer makale naþire muayyen ve birden fazla tab'a veya eserin her tab'ýna salahiyet vermiþ olupta naþirde eserin nüshalarý tükenmiþ iken yeniden tab'ý ihmal ediyorsa müellif veya halefleri, yeni bir tabý için naþire hakim tarafýndan bir mühlet tayin ettirtebilirler. Naþir, bu mühlet zarfýnda borcunu ifa eylemezse hakký sakýt olur.
V - Teksir ve satýþ için mesai:
Madde 376 – Naþir, eserde hiç bir suretle ihtisar, ilave ve tadil yapmaksýzýn münasip bir þekilde teksir etmekle mükelleftir. Naþir ayný zamanda lazým olan ilanlarý yapmaða ve satýþýn muvaffakiyetini temin için mutat tedbirleri ittihaza mecburdur.
Satýþýn fiatýný, eserin satýlmasýna mani olacak tarzda tezyide salahiyettar olmaksýzýn naþir, tayin eder.
V - Tashih ve ýslah:
Madde 377 – Naþirin menfaatlerine muzýr ve onun mesuliyetini artýracak mahiyette olmamak þartiyle müellif için eserinde tashih ve ýslah yapmak hakký mahfuzdur. Müellif tashihiyle naþire melhuz olmayan masraflar ihtiyar ettirirse onu tazmin eder.
Naþir, müellife eserini ýslah edebilmek imkaný bahþ etmeksizin tekrar neþrine veya yeniden tab'ýna mübaþeret edemez.
VI - Bir arada ve ayrý ayrý neþir:
Madde 378 – Bir müellifin birden fazla eserlerini ayrý ayrý neþretmek hakký eserlerin bir arada tab'ý salahiyetini bahþetmez.
Bir müellifin külliyatýný veya müellifin eserlerinden bir nevini neþreylemek hakký naþire külliyatýn muhtevi olduðu eserleri ayrý ayrý tabetmek hakkýný veremez.
VII - Tercüme hakký :
Madde 379 – Hilafý þart edilmedikçe, tercüme hakký müellifte veya halefinde mahfuz kalýr.
VIII - Eser sahibinin bedele istihkaký:
1 – Bedelin miktarý
Madde 380 – Eser sahibinin bedelden feragat eylediði hal icabýndan anlaþýlmadýkça bedelle istihkaký, asýldýr.
Bedelin miktarý ehlihibrenin reyi alýndýktan sonra, hakim tarafýndan takdir olunur.
Eðer naþirin müteaddit tab'a hakký varsa birinci tabý için tayin edilen bedel ve diðer þartlar müteakýp tab'ýlarda da muteber olmak, asýldýr
2 – Bedelin zamaný tediyesi, satýþ hesaplarý ve bedava nüsha
Madde 381 – Bir eser tamam olarak neþredilecek ise tamamýnýn ve (cilt, cüzü, forma, gibi) kýsým kýsým neþredilecek ise her kýsmýnýn tab'ýný ve satýþa hazýr bulundurulmasýný müteakip bedelin tediyesi lazým gelir.
Akitler bedelin kýsmen veya tamamen tediyesini satýþýn neticesine býrakmýþlar ise naþir satýþ hesaplarýný tanzime ve teamül dairesinde ispat edici vesikalarýný ihzara mecburdur.
Hilafý þart edilmedikçe, müellif veya halefinin, eserden örfün tayin eylediði miktarda bedava nüsha almaða haklarý vardýr.
(C) AKDÝN HÝTAMI
1 – Eserin zýyaý:
Madde 382 – Eser, naþire tevdi edildikten sonra kazaen zayi olsa bile naþir, bedeli tediyeye mecburdur.
Eðer müellifte zayi olan eserin diðer nüshasý var ise, o nüshayý naþirin emrine amade kýlmasý lazýmdýr. Eðer müellifte eserin diðer nüshasý olmaz ve eserin yeniden vücuda getirilmesi nisbeten kolay bulunursa müellif eserini yeniden yazmaða mecburdur.
Müellif, her iki surettede münasip bir tazminat isteyebilir.
II - Tabolunan eserin ziyaý:
Madde 383 – Tabolunan eser satýþa çýkarýlmazdan evvel tamamen veya kýsmen kazara zayi olduðu takdirde naþir, müellif veya halefine ayrýca bir bedel vermeðe mecbur olmaksýzýn zayi olan nüshayý kendi masrafiyle tekrar tabedebilir.
Eðer naþir, fahiþ masraf ihtiyarýna mecbur olmaksýzýn zayi olan nüshalarýn yerine yenilerini ikame edebilecek ise buna mecburdur.
III - Müellifin ve naþirin þahsýnda hadis olan hitam
Madde 384 – Eseri itmam etmezden evvel müellif ölür veya ikmal kabiliyetini zayi eder yahut taksiri olmaksýzýn eseri ikmal etmek imkansýzlýðýnda bulunursa neþir mukavelesi münfesih olur.
Þu kadar ki, mukavele tamamen veya kýsmen mümkün ve muhik bulunursa hakim mukavelenin muhafaza edilmesine müsaade ve bunun için icabeden tedbirlerin ittihazýný emredebilir.
Naþirin iflasý takdirinde müellif veya halefi, eseri baþkasýna tevdi edebilir. Fakat müellif veya halefi iflas zamanýnda henüz vadesi hulül etmeyen borcun ifa edileceðine dair teminat alýrsa eseri baþka bir naþire tevdi edemez.
(D) NAÞÝRÝN PLANI DAÝRESÝNDE ESER TELÝFÝ
Madde 385 – Bir veya müteaddit müellif,naþirin tayin eylediði plan dairesinde bir eser telif eylemeði taahhüt ederlerse, ancak mukavele edilen bedele müstahak olurlar.
Bu takdirde telif hakký naþire ait olur.
ON ÜÇÜNCÜ BAP
Alelýtlak vekalet
BÝRÝNCÝ FASIL
Vekalet
(A) TARÝFÝ
Madde 386 – Vekalet, bir akittirki onunla vekil, mukavele dairesinde kendisine tahmil olunan iþin idaresini veya takabbül eylediði hizmetin ifasýný iltizam eyler.
Diðer akitler hakkýndaki kanuni hükümlere tabi olmayan iþlerde dahi, vekalet hükümleri cari olur.
Mukavele veya teamül varsa vekil, ücrete müstahak olur.
(B) TEÞEKKÜLÜ
Madde 387 – Vekilin tevdi edilen iþi idare hususunda resmi bir sýfatý varsa veya iþin icrasý mesleðinin icabýndan ise yahut bu gibi iþleri kabul edeceðini ilan etmiþ ise vekalet, vekil tarafýndan derhal reddedilmedikçe kabul edilmiþ sayýlýr.
(C) HÜKÜMLERÝ
I - Vekaletin þümulü:
Madde 388 – Vekalet akdinin þumulü mukavele ile sarahaten tesbit edilmemiþ ise, taallük eylediði iþin mahiyetine göre tayin edilir.
Vekalet, vekilin takabbül eylediði iþin yapýlmasý için icabeden hukuki tasarruflarý ifa salahiyetini þamildir.
Hususi bir salahiyeti haiz olmadýkça vekil, dava ikame edemez, sulh olamaz, tahkim edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, hibe edemez, bir gayrimenkulü temlik veya bir hak ile takyit edemez.
II - Vekilin borçlarý:
1 – Talimat dairesinde vekaleti ifa
Madde 389 – Vekil, müvekkýlinin sarih olan talimatýna muhalefet edemez. Ancak hal icabýna göre müvekkilden mezuniyet istihsaline imkan olmamakla beraber þayet imkan olupta istizan olunsa idi müvekkilin muvafakat edeceði derkar bulunan hususlarda, inhiraf edebilir. Bundan maada hallerde vekil aldýðý talimata müvekkilinin aleyhine olarak muhalefet ederse, bundan mütevellit zararý deruhte etmedikçe,müvekkilünbih ifa edilmiþ olmaz.
2 – Hüsü suretle ifa mükellefiyeti
a) Umumiyet itibariyle
Madde 390 – Vekilin mesuliyeti, umumi surette iþçinin mesuliyetine ait hükümlere tabidir.
Vekil, müvekkile karþý vekaleti iyi bir suretle ifa ile mükelleftir.
Vekil, baþkasýný tevkile mezun veya hal icabýna göre mecbur olmadýkça veya adet baþkasýný kendi yerine ikameye müsait bulunmadýkça müvekkilünbihi kendisi yapmaða mecburdur.
b) Ýþi bir üçüncü þahsa yaptýrmak halinde
Madde 391 – Vekil, salahiyeti haricinde baþkasýný tevkil ettikte onun fiilinden kendi yapmýþ gibi mesuldür
Vekil, baþkasýný tevkile salahiyettar olduðu takdirde, yalnýz salahiyetini kullanýrken ve talimat verirken tekayyüt ve ihtimam göstermekle mükelleftir.
Her iki surette vekilin kendi yerine ikame ettiði þahsa karþý haiz olduðu bütün haklarý müvekkil, doðrudan doðruya o þahsa karþý dermeyan edebilir.
3 – Hesap verme
Madde 392 – Vekil,müvekkilin talebi üzerine yapmýþ olduðu iþin hesabýný vermeðe ve bu cihetten dolayý her ne nam ile olursa olsun almýþ olduðu þeyi müvekkile tediyeye mecburdur.
Vekil zimmetinde kalan paranýn faizini de vermeðe mecburdur.
4 – Vekilin iktisabettiði haklarýn müvekkiline intikali
Madde 393 – Müvekkil vekiline karþý olan muhtelif borçlarýný ifa edince, vekilin kendi namýna ve müvekkili hesabýna üçüncü þahýstaki alacaðý, müvekkilin olur.
Vekilin iflasý halinde müvekkil, bu hakkýný masaya karþýda iddia edebilir.
Vekilin iflasý halinde müvekkil, vekilin kendi namýna ve müvekkili hesabýna iktisap eylemiþ olduðu menkul eþya hakkýnda dahi istihkak iddiasýnda bulunabilir.Vekilin haiz olduðu hapis hakkýný, masa dahi haizdir.
III - Müvekkilin borçlarý:
Madde 394 – Vekilin usulü dairesinde müvekkilünbihi ifa için yaptýðý masrafý ve verdiði avanslarý, müvekkilin,faiziyle beraber vermesi ve vekilin deruhte eylediði borçlardan onu kurtarmasý lazýmdýr.
Vekil, vekaleti ifa dolayýsiyle uðramýþ olduðu zarar ve ziyanýn tazminini müvekkilinden isteyebilir. Meðerki müvekkil bu hususta kendisinin su'nu taksiri olmadýðýný ispat eyleye.
IV - Birden ziyade müvekkillerin mesuliyetleri:
Madde 395 – Bir kimseyi birlikte tevkil eden müteaddit kimseler, vekile karþý müteselsilen mesul olurlar.
Müteaddit kimseler, vekaleti birlikte kabul etmiþler ise müvekkilünbihi yapmakla müteselsilen mesuldurlar ve kendi sýfatlarýný baþkasýna devre salahiyettar olmadýkça müvekkili yalnýz birlikte yaptýklarý tasarrufla ilzam edebilirler.
(D) VEKALETiN HÝTAMI
I - Sebepleri :
1 – Ýstifa, azil
Madde 396 – Vekaletten azil ve ondan istifa her zaman caizdir.
Þu kadarki münasip olmayan bir zamanda vekaletten azil veya ondan istifa eden kimse diðerinin zararýný zamin olur.
2 – Ölüm , ehliyetsizlik, iflas
Madde 397 – Hilafý mukaveleden veya iþin mahiyetinden anlaþýlmadýkça vekalet, gerek vekilin gerek müvekkilin ölümüyle ve ehliyetinin zavali veya iflasý ile nihayet bulur.
Þu kadarki vekaletin nihayet bulmasý müvekkilin menfaatlerini tehlikeye koyuyorsa müvekkil veya mirasçýsý veya mümessili bizzat iþlerini görebilecek hale gelinceye kadar vekil veya mirasçýsý veya mümessili vekaleti ifaya devam ile mükelleftirler.
II - Hitamýn hükümleri:
Madde 398 – Vekilin vekaletinin nihayet bulduðuna ýttýla peyda eylemeden evvel yaptýðý iþlerden müvekkil veya mirasçýlarý, vekalet baki imiþ gibi mesuldür.
ÝKÝNCÝ FASIL
Ýtibar mektubu ve itibar emri
(A) ÝTÝBAR MEKTUBU
Madde 399 – Ýtibar mektubu, vekalet ve havale hükümlerine tabi olup onunla mürselünileyhe azami bir had tayinine hacet olmaksýzýn talep edeceði miktarda, nakit ve emsali bir þeyin muayyen bir kimseye teslimi emrolunur.
Verilecek þeyin azami haddi tayin edilmediði takdirde itibar verilen kimse aþikar surette akitlerin vaziyetleri ile mütenasip olmayacak derecede fazla bir miktar talebinde bulunursa mürselünileyh mektup sahibine haber vermeðe ve cevap alýncaya kadar tediyeyi tehir etmeðe mecburdur.
Ýtibar mektubunun tazammun ettiði vekalet ile mürselünileyhin mülzem olmasý,muayyen bir meblað için kabul etmiþ olmasýna mütevakkýftýr
(B) ÝTÝBAR EMRÝ
I - Tarifi ve Þekli :
Madde 400 – Bir kimse,kendi nam ve hesabýna ve amirin mesuliyeti altýnda bir üçüncü þahsa itibar vermek veya itibari tecdit etmek için emir almýþ ve kabul etmiþ ise, memur vekaletini tecavüz etmedikçe amir, itibar edilen borçtan dolayý kefil gibi mesul olur.
Þu kadar ki tahriri emir olmadýkça amir, mesul olmaz.
II - Ýtibar verilen kimsenin ehliyetsizliði:
Madde 401 – Amir, itibar verilen kimsenin borç iltizamýna ehliyetsizliðini dermeyan ile memura karþý mesuliyetten kurtulamaz.
III - Memurun kendi kendine mühlet vermesi:
Madde 402 – Memur, itibar verilen kimseye kendi kendine mühlet verir veya amirin talimatýna muhalefet ederse, amir mesuliyetten beri olur.
IV - Ýki tarafýn haklarý ve borçlarý:
Madde 403 – Amirin ve kendisine itibar verilen kimsenin hak ve borçlarýnda kefile ve asýl borçluya müteallik hükümler caridir.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Tellallýk (simsarlýk)
(A) TARÝFÝ VE ÞEKLÝ
Madde 404 – Tellallýk, bir akittirki onunla tellal, ücret mukabilinde bir akdin yapýlmasý imkanýný hazýrlamaða veya akdin icrasýna tavassut etmeðe memur edilir.
Tellallýk hakkýnda, umumi surette vekalet hükümleri ceridir.
(Ek: 29/6/1956 - 6763/41 md.) Gayrimenkul tellallýðý,akdi, yazýlý þekilde yapýlmadýkça muteber olmaz.
(B) TELLAL ÜCRETÝ
I - Ýstihkak zamaný:
Madde 405 – Yaptýðý hazýrlýk veya icra eylediði tavassut akdin icrasýna müncer olunca, tellal ücrete müstahak olur.
Akit, taliki bir þart ile yapýlmýþ ise ücret þartýn tahakkukunda lazým olur.
Yapacaðý masrafýn tellala verileceði mukavele edilmiþ ise,iþ bir neticeye müncer olmasa bile tellal masrafýný alýr.
II - Ücretin tesbiti:
Madde 406 – Ücret tayin edilmediði takdirde tarife varsa ona göre ücret verilmek lazým gelir.Tarife yoksa müteamil olan ücret mukavele edilmiþ sayýlýr.
III - Tellalýn haklarýný zayi etmesi:
Madde 407 – Tellal, borçlarýna muhalefetle diðer tarafýn menfaatine hareket eder veya hüsnü niyet kaideleri hilafýna diðer akitten ücret vadi alýrsa ücrete ve yaptýðý masrafa ait olan haklarýný zayi eyler.
IV - Evlenme tellallýðý:
Madde 408 – Evlenme tellallýðý, ücrete hak bahþetmez.
V - Ücretten tenzil:
Madde 409 – Hizmet mukavelesi ve gayrimenkul satýþý imkanýný hazýrlamak veya bunlardan birinin icrasýna tavassut etmek için fahiþ bir ücret þart edilmiþ ise borçlunun talebi üzerine bu ücret hakim tarafýndan adilane bir surette tenkis edilebilir.
ON DÖRDÜNCÜ BAP
Vekaleti olmadan baþkasý hesabýna tasarruf
(A) ÝÞ YAPAN KÝMSENiN HAKLARI VE BORÇLARI
I - Ýþin Ýcrasý:
Madde 410 – Vekaleti olmaksýzýn baþkasýnýn hesabýna tasarrufta bulunan kimse,o iþi sahibinin menfatine ve tahmin olunan maksadýna göre yapmaða mecburdur.
II - Mesuliyet:
Madde 411 – Baþkasý namýna tasarrufta bulunan kimse her türlü ihmal ve ihtiyatsýzlýktan mesuldür.
Þu kadarki o kimse, iþ sahibinin maruz bulunduðu zararý bertaraf etmek için yapmýþ ise, mesuliyeti tahfif olunur.
Ýþ sahibinin sarahaten veya delaleten men'i var iken o kimse, bu iþi yapmýþ ve sahibinin men'ide kanuna ve adaba muhalif bulunmamýþ ise kazadan dahi mesul olur. Meðerki o kimse, müdahalesi olmasa bile kazanýn vukua geleceðini ispat etsin.
III - Ýþi yapan kimsenin ehliyeti olmamasý:
Madde 412 – Baþkasý hesabýna tasarrufta bulunan kimse akit ile iltizama ehil deðil ise yaptýðý tasarruftan ancak iktisabettiði ve sui niyetle elinden çýkardýðý miktarda mesul olur.
Haksýz fiillerden mütevellit daha þumüllü mesuliyet, mahfuzdur.
(B) ÝÞ SAHiBÝNÝN HAKLARI VE BORÇLARI
I - Ýþ, sahibinin menfaatine yapýldýðý halde :
Madde 413 – Ýþ sahibinin menfaati için yapýlmýþ olan bir iþte, yapan kimsenin hal icabýna göre zaruri veya faideli bulunan bilümum masraflarýný faizi ile edaya ve bu kabil taahhütlerini ifaya ve hakimin takdir edeceði zararý tazmine, iþ sahibi mecburdur.
Maksadý hasýl olmasa bile, iþi yaparken icabeden ihtimamda bulunan kimse hakkýnda dahi bu hüküm tatbik olunur.
Ýþi yapan kimse yaptýðý masrafý istifa edemediði takdirde,haksýz bir fiil ile mal iktisabý faslýndaki hükümlere göre yaptýðý þeyi ref ettirebilir
II - Ýþ, yapan kimsenin kendi menfaati için yapýldýðý halde:
Madde 414 – Kendi menfaati için yapýlmamýþ olsa bile iþ sahibi yapýlan iþten hasýl olan faydalarý temellük etmek hakkýný haizdir. Temellük ettiði faydalara göre, iþi yapan kimsenin masrafýný tazmin ve yapmýþ olduðu taahhütlerden onu tahlis eder.
III - Ýcazet
Madde 415 – Ýþ sahibi yapýlan iþe icazet verirse, vekalet hükümleri cari olur.
ON BEÞÝNCÝ BAP
Komisyon
(A) ALIM VE SATIM KOMÜSYONCUSU
I - Tarifi :
Madde 416 – Alým ve satým iþlerinde komüsyoncu, ücret mukabilinde kendi namýna ve müvekkil hesabýna kýymetli evrak ve menkul eþya alým ve satýmýný deruhte eden kimsedir.
Atide beyan olunacak hükümler müstesna olmak üzere komüsyon mukavelelerinde vekalet hükümleri tatbik olunur.
II - Komüsyoncunun borçlarý :
1 – Mecburi ihbar ve sigorta
Madde 417 – Komüsyoncu yaptýðý muamelenin cereyanýndan müvekkilini haberdar etmeðe ve hususiyle emrinin icra edildiðini kendisine derhal bildirmeðe mecburdur.
Müvekkilin emri olmadýkça komüsyoncu mukavelenin mevzuunu teþkil eden þeyleri sigorta ettirmeðe mecbur deðildir.
2 – Eþyaya ihtimam
Madde 418 – Satýlmak üzere komüsyoncuya gönderilen eþyanýn bozukluðu göze çarpýyorsa, komüsyoncu nakliyeciye rücu hakkýný muhafazaya ve hasarý tesbit ettirmeðe ve muktedir olduðu kadar eþyayý hýfza ve derhal müvekkiline haber vermeðe mecburdur.
Aksi takdirde ihmalin sebebiyet verdiði ziyandan mesul olur.
Satýlmak üzere komüsyoncuya gönderilen eþyanýn hemen bozulacaðýndan korkuluyorsa, komüsyoncu, müvekkiline derhal malümat vermek þartiyle o eþyayý satmaða mecburdur.
3 – Müvekkil tarafýndan tayin olunan fiat
Madde 4l9 – Müvekkil tarafýndan tayin olunan asgari bedelden noksanýna mal satan komüsyoncu malý satmasaydý müvekkilinin daha ziyade mutazarrýr olacaðýný ve bu hal icabýnýn yeniden emir almaða müsait bulunmadýðýný ispat etmedikçe bedelin noksanýný tazmine mecbur olur.
Bu takdirde, komüsyoncunun kusuru varsa þarta muhalefetinden dolayý baþkaca tazminat vermeðe mecburdur.
Müvekkilin tayin ettiði bedelden noksanýna mal alan veya fazlasýna satan komüsyoncu, bu muameleden istifade edemeyip aradaki farký, müvekkiline vermeðe mecburdur.
4 – Veresiye mal satma, mal tesellüm etmeden tediye
Madde 420 – Komüsyoncu, müvekkilin izni olmaksýzýn veresiye mal satar veya malý tesellüm etmeden para verirse zararý kendine ait olur.
Þu kadarki müvekkil hilafýný emretmedikçe, satýþ mahallindeki örfe göre, veresiye satabilir.
5 – Komüsyoncunun kefaleti
Madde 421–Salahiyeti hilafýna veresiye mal satmasý müstesna olmak üzere komisyoncu, muamelede bulunduðu kimselerin tediyelerinden ve diðer borçlarýný ifadan mesul olmaz.Þu kadarki komisyoncu,sarahaten kefil veya mesuliyeti mütearif olunca mesul olur
Kefil olan komüsyoncunun, bunun için ayrýca ücret almaða hakký vardýr.
III - Komüsyoncunun haklarý:
1 – Verdigi paralar ve masraflar
Madde 422 – Komisyoncu, müvekkilin menfaati için yaptýðý bilcümle masraflarý ve verdiði paralarý faiziyle beraber isteyebilir.
Komüsyoncu, ardiye ve nakliye ücretlerini müvekkilinin hesabýna geçirirse de kendi memurlarýnýn ücretlerini hesaba dahil edemez.
2 – Komüsyon ücreti
a) Ýstemek hakký
Madde 423 – Komisyoncu; kendisine tevdi olunan iþi yaptýkta ücretini alacaðý gibi; komüsyoncunun o iþi yapamamasýna müvekkil sebebiyet vermiþ ise, yine ücrete müstahak olur.
Diðer bir sebeple yapýlamayan iþlerden dolayý komisyoncu, ancak emeði mukabilinde mahalli adete göre lazým gelen tazminatý isteyebilir
b) Ücret hakkýnýn sükutu ve müvekkilin aradan çýkmasý
Madde 424 – Komüsyoncu, müvekkiline karþý sui niyet ile hareket eder ve hususiyle müvekkilin hesabýna iþtira ettiðinden fazla ve sattýðýndan noksan bir fiat geçirirse ücreti almak hakký tamamiyle sakýt olur.
Son iki halde muvekkil komüsyoncuyu doðrudan doðruya müþteri veya bayi addederek aradan çýkabilir.
3 – Hapis hakký
Madde 425 – Komüsyoncu sattýðý malýn bedeli ve aldýðý malýn kendisi üzerinde hapis hakkýna maliktir.
4 – Emtianýn müzayede ile satýlmasý
Madde 426 – Emtia satýlamayýp veya müvekkilin verdiði satýþ emrinden rücu edipte müvekkil emtiayý geri almakta veya onda diðer suretle tasarruf etmekte hadden fazla teahhür ederse komüsyoncu emtiayý bulunduðu mahal mahkemesi vasýtasiyle bilmüzayede sattýrabilir.
Eþyanýn bulunduðu mahalde ne müvekkil nede mümessili hazýr bulunmazsa, diðer taraf istima edilmeksizin dahi satýþ kararý verilebilir.
Þu kadarki emtia, süratle kýymeti tenezzül edecek emtiadan deðil ise, evvel emirde kendisine resmen ihbar edilmek lazýmdýr.
5 – Komüsyoncunun bizzat alýcý veya satýcý olmasý
a) Ücreti ve masraflarý
Madde 427 – Borsada mukayyet veya piyasada cari fiatý bulunan kambiyo senedatý veya diðer kýymetli evraký veya emtiayý satmaða veya satýn almaða memur edilen komüsyoncu, müvekkil tarafýndan hilafýna talimat verilmemiþ ise, satýn alacaðý þey yerine kendi þeylerini beyi yahut satacaðý þeyi kendisi için iþtira edebilir.
Bu hallerde komüsyoncu vekaletin icrasý zamanýnda borsa veya piyasa fiyatýný nazara almaða mecburdur. Komüsyoncu, komisyon iþlerinde mutat olan ücret ve masraflarýný alabilir.
Sair hükümleri beyi gibidir.
b) Komüsyoncunun zýmni kabulü
Madde 428 – Komisyoncu bizzat alýcý veya satýcý olabildiði hallerde bir akit göstermiyerek vekaletin icra edildiðini müvekkiline bildirirse, akide ait olabilecek borçlarý bizzat deruhte etmiþ sayýlýr.
c) Hakkýnýn sukutu
Madde 429 – Komüsyoncu, müvekkil tarafýndan verilen emir istirdat edilmiþ ve istirdat haberi de vekaleti icra ettiði haberini müvekkile göndermeden vasýl olmuþ ise, artýk bizzat bayi ve müþteri olamaz.
(B) DÝÐER KOMÝSYON ÝÞLERÝ
Madde 430 – (Deðiþik: 29/6/1956-6763/41 md.) Malzemesi iþ sahibi tarafýndan verilmek suretiyle imal edilecek menkul eþya hakkýndaki komüsyon iþleri, eþya misli þeylerden olmasa da, alým ve satým komüsyonu hükmündedir.
Alým ve satým komüsyonu sayýlmýyan iþleri, ücret mukabilinde kendi namýna ve müvekkili hesabýna deruhde eden alým ve satým komüsyoncusu ile komüsyon iþlerini kendisine sanat edinmeyip de arýzi olarak üzerine alan tacir hakkýnda dahi bu babýn hükümleri tatbik olunur.
Taþýma iþleri komüsyonculuðu hakkýndaki hususi hükümler mahfuzdur.
ON ALTINCI BAP
Nakliye mukaveleleri
Madde 431 - 448 – (Mülga: 29/6/1956-6763/41 md.)
ON YEDÝNCÝ BAP
Ticari mümessiller ve diðer ticari vekiller
(A) TÝCARÝ MÜMESSÝL
I - Tarifi, salahiyet itasý:
Madde 449 – Ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari þekilde iþletilen diðer bir müessese sahibi tarafýndan iþlerini idare ve müessesenin imzasýný kullanarak bilvekale imza vazetmek üzere sarih veya zýmni kendisine mezuniyet verilen kimsedir.
Müessese sahibi, vekaletnameyi ticaret siciline kaydetdirmeðe mecburdur. Ancak kayýttan evvel dahi mümessilinin muameleleri ile mülzemdir.
Diðer nevi müesseselerde ve iþlerde ticaret siciline kayýttan baþka suretle ticari mümessil tayin olunamaz.
II - Vekaletin þümulü:
Madde 450 – Ticari mümessil, hüsnüniyet sahibi üçüncü þahýslara karþý, müessese sahibi hesabýna kambiyo taahhütlerinde bulunmak ve onun namýna müessesenin gayesine dahil olan bilümum tasarruflarý yapmak selahiyetini haiz sayýlýr.
Ticari mümessil, sarih salahiyet almadýkça gayrimenkulleri temlik veya bir hak ile takyit edemez.
III - Tahdidi:
Madde 451 – Temsil salahiyeti bir þubenin iþlerine hasrolunabilir.
Tayin olunan þartlar dahilinde diðerleri iþtirak etmedikçe yalnýz birinin imzasý müesseseyi ilzam etmemek üzere birden ziyade kimselerede verilebilir ve buna birlikte temsil denir.
Temsil salahiyetinde bundan baþka tahditler hüsnüniyet sahibi üçüncü þahýslara karþý muteber deðildir.
IV - Ýstirdadý:
Madde 452 – Mümessil tayin edilirken tescil edilmemiþ olsa bile, temsil salahiyetinin istirdat edildiði zaman keyfiyetin ticaret siciline kaydedilmesi mecburidir.
Temsil salahiyetinin istirdadý, ticaret siciline kayýt ve ilan edilmedikçe bu salahiyet hüsnüniyet sahibi üçüncü þahýslar hakkýnda bakidir.
(B) DÝÐER TÝCARET VEKiLLERÝ
Madde 453 – Ticari vekil, ticarÝ mümessil sýfatýný haiz olmaksýzýn bir ticarethane veya fabrika veya ticari þekilde iþletilen diðer bir müessese sahibi tarafýndan müessesenin bütün iþleri veya muayyen bazý muameleleri için temsile memur edilen kimsedir.
Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine þamildir. Þu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.
(Ek:29/6/1956-6763/41 md.) Maðaza içinde müþterilerin kolaylýkla görebilecekleri bir yerde ve kolayca okuyabilecekleri bir þekilde aksi ilan edilmiþ olmadýkça, toptan, yarý toptan veya perakende satýþ maðazalarýnýn memur veya müstahdemleri, o maðazanýn mütat satýþ muamelelerinin hepsini yapmaya, salahiyetli olduklarý muameleler hakkýndaki faturalarý imzalamaya, bu mutat muamelelerden doðan borçlarýn yerine getirilmesine veya bunlarýn hiç veyahut gereði gibi yerine getirilmemiþ olmasýna iliþkin ihtar veya diðer beyanlarý iþletme sahibi adýna yapmaya, bu mahiyetteki ihtar ve diðer beyanlarý ve hususiyle mutat muamele dolayýsiyle teslim edilmiþ olan mallara iliþkin ayýp ihbarlarýný maðaza sahibi adýna kabule salahiyetli sayýlýrlar; þu kadar ki, kendilerine yazý ile salahiyet verilmiþ olmadýkça maðaza dýþýnda ve kasa memurlarý tayin edilmiþ ise, maðaza içinde mal parasýný isteyip alamazlar. Bu kimseler, mal parasýný almaya salahiyetli bulunduklarý hallerde faturalarý kapatmaya veya makbuz vermeye de salahiyetlidirler.
(C) SEYYAR TÜCCAR MEMURLARI
Madde 454 – Bir müessese için merkezinin haricindeki mahallerde muamele icra eden seyyar memurlar, müessese namýna sattýklarý malýn bedelini almak ve mukbuz vermek ve borçluya mehil ita etmek salahiyetini dahi haiz sayýlýrlar.
Bu salahiyetin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü þahýslara karþý muteber deðildir.
(D) REKABET YAPMAK MEMNUÝYETÝ
Madde 455 – Bir müessesenin bütün iþlerini idare eden yahut müessese sahibinin hizmetinde bulunan ticari mümessiller veya ticari vekiller müessese sahibinin izni olmaksýzýn gerek kendi namlarýna gerek üçüncü þahýs namýna müessesenin yaptýðý nevide dahil bir iþ yapamazlar.
Buna muhalif harekette bulunursa müessese sahibi zarar ve ziyan istemek ve bu suretle yapýlan iþleri kendi hesabýna almak hakkýný haizdir.
(H) MÜMESSÝL VE DÝÐER TÜCCAR VEKÝLLERÝNÝN VEKALETLERÝNÝN HÝTAMI
Madde 456 – Hizmet, þirket, vekalet mukavelelerinden ve iki taraf arasýnda mevcut diðer hukuki münasebetlerden mütevellit haklara halel gelmemek üzere ticari mümessiller ve ticari vekiller her zaman azlolunabilir.
Müessese sahibinin medeni haklarýný kullanmak salahiyetini gaip etmesi veya vefatý ile ticari mümessilin ve ticari vekilin salahiyeti hitam bulmaz.
ON SEKÝZÝNCÝ BAP
Havale
(A) TARÝFÝ
Madde 457 – Havale, bir akittir ki onunla muhalünaleyh, bilvekale kendi namýna kabza salahiyettar olan muhalünlehe muhil hesabýna nakit veya kýymetli evrak veya sair misli þeyler itasýna mezun kýlýnýr.
(B) AKDÝN HÜKÜMLERÝ
I - Muhil ile muhalünleh arasýndaki münasebet:
Madde 458 – Havalenin mevzuu, muhilin muhalünlehe olan borcunun tediyesi ise bu borç ancak muhalünaleyh tarafýndan vuku bulacak tediye ile sakýt olur.
Þu kadar ki, havaleyi kabul etmiþ olan alacaklý ancak muhalünaleyhe müracaat ile havalede tayin olunan müddet zarfýnda matlubunu istifa edemediði takdirde muhilden alacaðýný mutalebe salahiyetini haiz olur.
Muhalünleh olan alacaklý, havaleyi kabul etmek istemezse borçluyu derhal haberdar etmek lazýmdýr; aksi halde zarar ve ziyan ile mesul olur.
II - Muhalünaleyhin borcu:
Madde 459 – Muhalünaleyh ihtirazi kayýt beyan etmeksizin havaleyi kabul ettiðini muhalünlehe bildirirse, tediye ile mükellef olur ve ona karþý yalnýz aralarýndaki þahsi münasebetlerden veya havalenin münderecatýndan mütehassil defalarda bulunabilir. Muhil ile olan münasebetinden mütevellit defilerde bulunamaz.
Muhalünaleyh, muhile borçlu ise kendisi için bu tediye muhile yapacaðý tediyeye nazaran daha külfetli olmadýðý surette, borcun miktarýný muhalünlehe tediyeye mecburdur.
Bu halde bile, muhil ile aralarýnda hilafýna mukavele olmadýkça tediyeden evvel havaleyi kabul ettiðini beyan etmeðe mecbur deðildir.
III - Tediye olunmamak halinde ihbar:
Madde 460 – Muhalünlehin talebine karþý veya talebinden evvel muhalünaleyh muhalünbini, tediye etmiyeceðini beyan ederse; muhalünleh derhal muhili haberdar etmeðe mecburdur; aksi halde zarar ve ziyan ile mesul olur.
(C) RÜCU
Madde 461 – Mühil her zaman mühalünlehe karþý havaleden rücu edebilir. Meðerki havale muhalünlehin menfaati ve bilhassa alacaðýný tediye için yapýlmýþ olsun.
Muhalünaleyh havaleyi kabul ettiðini beyan edinceye kadar muhil ona karþýda havaleden rücu edebilir.
Muhilin iflasý, henüz kabul edilmemiþ havalenin hükümsüzlüðünü istilzam eder.
(D) KIYMETLÝ EVRAK ÝÞLERÝNDE HAVALE
Madde 462 – Hamile muharrer havaleler bu babýn hükümlerine tabidir. Her hamil, muhalünaleyhe karþý muhalünleh sýfatýný haizdir. Ve muhil ile muhalünleh arasýndaki haklar havaleyi temlik eden ile temellük eden arasýnda sabit olur.
Çekler ile kambiyo senetlerine mümasil havaleler hakkýndaki hususi hükümler bakidir.
ON DOKUZUNCU BAP
Vedia
(A) VEDÝA
I - Tarifi:
Madde 463 – Ýda, bir akittir ki onunla müstevdi, müdi tarafýndan verilen þeyi kabul ve onu emin bir mahalde hýfzetmeði deruhte eder.
Ücret þartedilmedikçe veya hal, müstevdiin ücrete intizarýný icabetmedikçe müstevdi ücret istiyemez.
II - Müdiin borçlarý:
Madde 464 – Müdi müstevdie akdin icrasiyle zaruri irtibatý olan bütün masraflarý tediye etmekle mükelleftir.
Mudi, ida sebebiyle husule gelen zararýn kendi kusuru olmaksýzýn vukua geldiðini ispat etmedikçe, tazmin ile mükelleftir.
III - Müstevdiin borçlarý:
1 – Vedianýn kullanýlmasý mesuliyeti
Madde 465 – Müstevdi, müdiden mezuniyet almadýkça vediayý kullanamaz.
Buna muhalif hareket ederse müdi'a muhik bir tazminat vermeðe mecbur olur ve kazara husule gelen zararlardan dahi mesuldür. Meðerki kullanmamýþ olsa dahi bu zararlarýn vukua geleceðini ispat ede.
2 – Ýstirdat
a) Müdi'in haklarý
Madde 466 – Ýdada müddet tayin edilmiþ olsa bile müdi her vakit ida edilen eþyayý zevaidiyle beraber geri alabilir.
Þu kadar ki müstevdiin kararlaþtýrýlmýþ olan müddeti nazara alarak yaptýðý masraflarý tesviye ile mükelleftir.
b) Müstevdiin haklarý
Madde 467 – Müstevdi, tayin edilen müddetin inkýzasýndan evvel vediayý iade edemez. Þu kadar ki, evvelce tayin edilemiyen haller dolayýsiyle akdin devamý vedia için tehlikeyi veya kendisi için zararý mucip olursa, muayyen müddetin inkýzasýndan evvel dahi iade edebilir. Müddet tayin edilmemiþ ise her zaman iade edebilir.
c) Ýade mahalli
Madde 468 – Vedia hýfzedilmesi lazým gelen yerde iade olunur ve iade masrafiyle iade zamanýndaki hasar, müdia aittir.
3 – Müþtereken vedia alýnmasý halinde mesuliyet
Madde 469 – Birlikte vediayý kabul edenler, ondan müteselsilen mesul olurlar.
4 – Üçüncü þahýs tarafýndan istihkak davalarý
Madde 470 – Üçüncü þahýs tarafýndan vedia hakkýnda istihkak iddiasýnda bulunulsa bile, vedia adli tarik ile haciz yahut müstevdie karþý istihkak davasý ikame edilmedikçe; müstevdi onu müdia ret ve iade ile mükelleftir. Haciz veya istihkak davasý halinde, müstevdi derhal müdii haberdar etmeðe mecburdur.
IV - Yediemine tevdi:
Madde 4 – Ýki veya daha ziyade kimseler haklarýný muhafaza için hukuki vaziyeti munazaalý veya þüpheli olan bir þeyi müstevdie veya yediadile tevdi ederlerse müstevdi veya yediadil bunlarý bütün alakadarlarýn muvafakati veya hakimin kararý olmadýkça hiç birine iade edemez.
(B) USULSÜZ TEVDÝ
Madde 472 – Müstevdiin tevdi olunan meblaðý aynen iadeye mecbur olmaksýzýn mesela iade etmesi sarahaten veya zýmnen mukarrer ise, o meblaðýn nefi ve hasarý kendisine ait olur.
Meblað, mühürsüz ve açýk olarak býrakýlmýþ ise, bu manada zýmni bir mukavele mevcut sayýlýr. Ýda edilen diðer misli eþya veya kýymetli evraký müstevdi, sarahaten mezun kýlýnmadýkça kullanamaz.
(C) ARDÝYE MUKAVELESÝ
I - Kýymetli evrak ihracý salahiyeti:
Madde 473 – Hýfzedilmek üzere emtia kabul ettiðini alenen bildiren ardiye sahibi, ida olunan eþya makamýna kaim olmak üzere senet ihracýna salahiyet verilmesini ait olduðu merciden talep edebilir.
(Ýkinci fýkra Mülga: 29/6/1956 - 6763/41 md.)
II - Ardiye sahibinin muhafaza borcu:
Madde 474 – Ardiye sahibi, eþyayý bir komüsyoncu gibi ihtimam ile muhafaza etmeðe mecburdur. Eþyaya tahavvül arýz olupta baþkaca tedbir ittihazýný istilzam ederse, müstevdi mümkün olduðu takdirde bundan müdii haberdar eder. Ardiye sahibi mütat iþ zamanlarýnda emtianýn halini tetkik veya muayene ve icabeden tahaffuzi tedbirleri her zaman ittihaz edebilmesi için müdia müsaade etmeðe mecburdur.
III - Tevdi olunan eþyanýn diðerleriyle karýþtýrýlmasý:
Madde 475 – Ardiye sahibi sarahaten mezun olmadýkça ayný nevi ve vasýftan bulunan misli þeyleri birbirine karýþtýramaz. Mezuniyete binaen karýþtýrýlan eþya üzerinde her müdi, hakkiyle mütenasip bir hisse talep edebilir. Bu takdirde ardiye sahibi diðerlerinin huzuruna hacet kalmaksýzýn her mudiin hissesini tefrik edebilir.
IV - Ardiye sahibinin haklarý :
Madde 476 – Ardiye sahibi mukarrer veya mutat olan ardiye ücretini ve muhafazanýn sebebiyet vermediði bütün masraflarýný (nakliye, gümrük,kayýt) talep edebilir bu masraflar derhal tediye olunmak lazýmdýr.
Ardiye ücreti ise her üç ayda bir kere ve her halde eþyanýn tamamen veya kýsmen istirdadýnda tediye olunur.
Eþya, yedinde bulunduðu veya eþyayý temsil eden her hangi bir senet vasýtasiyle onda tasarruf etmek kudretini haiz olduðu müddetçe ardiye sahibinin, alacaklarý mukabilinde ve eþya üzerinde hapis hakký vardýr.
V - Emtianýn iadesi:
Madde 477 – Ardiye sahibi, emtiayý adi tevdide olduðu gibi ret ve iade ile mükelleftir. Þu kadar ki adi tevdide müstevdiin evvelce tahmin edemediði sebeplerin tahakkukuna mebni vaktinden evve liadeye mezun olduðu halde dahi, ardiye sahibi muayyen olan müddetin hitamýna kadar eþyayý muhafaza mecburiyetindedir.
(Ýkinci fýkra Mülga : 29/6/1956 - 6763/41 md.)
(D) OTELCÝYE TEVDÝ
I - Otelcilerin mesuliyeti:
1 – Þartlarý ve þumulü
Madde 478 – Otelciler, hancýlar nazil olan yolcularýn getirdikleri eþyanýn duçar olduðu telef ve hasar ve sirkatten ve zararýn bizzat yolcuya veya onu ziyarete gelen veya refakatinde bulunan kimseye isnadý kabil olduðunu veya mücbir sebeplerden neþ'et ettiðini veya tevdi olunan þeyin mahiyetinden mütevellit bulunduðunu ispat etmedikçe mesuldür. Þu kadar ki, otelci veya hancý veya müstahdemlerine isnadý kabil bir kusur ispat olunmadýkça bu mesuliyet her bir yolcu için yüz lirayý tecavüz edemez.
2 – Kýymetli eþya
Madde 479 – Kýymetli eþya veya oldukça ehemmiyetli miktarda para veya kýymetli evrak, otelci veya hancýya emanet edilmemiþ ise otelci veya hancý ancak kendisinin veya müstahdemlerinin kusuru halinde mesul olur. Emaneten kabul etmiþ veya kabulden imtina etmiþ ise mesuliyeti mahdut deðildir. Yolcunun kendi nezdinde saklayabilmesi lazýmgelen eþya veya nakit ve emsalinde, yolcunun sair eþyasý hakkýndaki mesuliyet kaidesi tatbik olunur.
3 – Mesuliyetin hitamý
Madde 480 – Yolcu, zararýna vakýf olur olmaz otelci veya hancýya bildirmezse hakký sakýt olur. Otelci veya hancý böyle bir mesuliyeti deruhte etmediðini veya mesuliyeti bu kanunda nevi tayin olunmýyan bir þarta talik ettiðini yapýþtýrdýðý ilanlarda bildirse bile, mesuliyetten kurtulamaz.
II - Umumi ahýr idare edenlerin mesuliyeti:
Madde 481 – Umumi ahýrlarý ve garajlarý idare edenler içerilerine konulan veya getirilen veya kendileri veya müstahdemleri tarafýndan kabul olunan otomobil, hayvanat ve araba ve koþum ve sair teferruatýnýn ziya ve hasarýndan ve çalýþmasýndan zararýn müdi veya onu ziyaret veya ona refakat eden veya onun hizmetinde bulunan kimseye isnadý kabil olduðunu veya mücbir sebeplerden veya tevdi olunan eþyanýn mahiyetinden neþet ettiðini ispat etmedikçe, mes'ul olur. Þu kadar ki kabul edilen otomobil ve hayvanlar ve arabalar ve onlarýn teferruatý hakkýndaki mes'uliyet, garaj ve ahýr sahibine veya müstahdemlerine bir kusur isnat olunamazsa, beher müdi için yüz lirayý tecavüz edemez.
III - Hapis hakký:
Madde 482 – Otelci, Hancý ve umumi ahýrlar ve garajlar idaresi sahipleri nezdlerine getirilen veya ahýrlarýna veya garajlarýna konulan eþya üzerinde otel veya hýfz masraflarýndan mütevellit alacaklarýný temin için, hapis hakkýna maliktirler.
Mucirlerin hapis haklarýna müteallik hükümler, kýyasen tatbik olunur.
YÝRMÝNCÝ BAP
Kefalet
(A) TARÝFÝ
Madde 483 – Kefalet, bir akittir ki onunla bir kimse, borçlunun akdettiði borcun edasýný temin etmeði alacaklýya karþý taahhüt eder.
(B) ÞARTLARI
I - Þekli:
Madde 484 – Kefaletin sýhhati, tahriri þekle riayet etmeðe ve kefilin mes'ul olacaðý muayyen bir mikdar iraesine mütevakkýftýr.
II - Asýl borç:
Madde 485 – Kefalet, ancak muteber bir borç hakkýnda cereyan eder. Müstakbel zamana muzaf yahut þarta muallak bir borç, hüküm ifade edeceði zamanýn hulülü ve þartýn tahakkuku halinde muteber olmak üzere kefalete raptolunabilir. Hata yahut ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun mesuliyetini icap etmiyen bir akitten mütevellit borca kefalet, eðer kefil akdin borçlu yüzünden olan bu fesadýna taahhüt esnasýnda vakýf ise muteber olur.
(C) NEVÝLERÝ
I - Adi kefalet:
Madde 486 – Adi kefaletten kefilin borç ile mutalip olmasý ancak kefalet akdinden sonra borçlunun iflas etmesi veya hakkýnda takibat icra olunupta alacaklýnýn hatasý olmaksýzýn semeresiz kalmasý yahut borçlu aleyhinde Türkiye'de takibat icrasýnýn imkansýz hale gelmesi ile meþruttur.
Alacaklýnýn alacaðý kefaletten evvel yahut ayný zamanda rehin ile temin olunmuþ olduðu takdirde, adi kefalette kefil borcun evvelemirde merhundan istifa olunmasýný talep edebilir. Fakat borçlu müflis ise yahut borçlunun iflasý ilan olunmadýkça rehenin nakde tahvili kabil olmazsa bu hüküm cerayan etmez.
II - Müteselsil kefalet:
Madde 487 – Kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müþterek müteselsil borçlu sýfatý ile veya bu gibi diðer bir sýfatla borcun ifasýný deruhde etmiþ ise alacaklý asýl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilir.
Bu babýn hükümleri, bu nevi kefalete de tatbik olunur.
III - Birlikte kefalet:
Madde 488 – Birden ziyade eþhas birlikte mütecezzi bir borca kefil olduklarý takdirde bunlardan her biri kendi hisseleri mikdarýnca adi kefil gibi ve diðerlerinin hisseleri hakkýnda kefile kefil sýfatý ile mesul olur. Kefiller, gerek asýl borçlu ile beraber gerek kendi beyinlerinde müteselsil olmaklýðý iltizam etmiþler ise her biri borcun tamamýndan mes'ul olup ancak diðerlerinin hissesi için onlara rücu hakkýný haizdirler. Kefaletin, ayný borca diðer kimselerinde kefalet etmesi þartiyle vaký olduðuna alacaklýnýn vukufu bulunduðunu kabule mahal olan hallerde bu þart tahakkuk etmezse, kefil mes'uliyetten beri olur.
IV - Kefile kefil ve rücua kefil:
Madde 489 – Kefile kefil, alacaklýya karþý kefilin taahhüdünü temin eden kimsedir ve kefil ile birlikte mes'uliyeti borçlunun taahhüdünü temin eden adi kefilin borçlu ile beraber olan mes'uliyeti derecesindedir.
Rücua kefil olan kimse, borçludan alacaðýný alamayan kefile kefildir.
(D) KEFÝLÝN MESULÝYETÝ
I - Þümulü:
Madde 490 – Kefil borcun aslý ile beraber borçlunun kusur veya temerrüdünün kanuni neticelerinden mes'uldür.
Kefil, alacaklýnýn metalibini ifa ederek dava ikamesini bertaraf etmek için kendisine vakýt ve zamaniyle ihtar vuku bulmuþ olmadýkça asýl borçlu aleyhinde ikame olunan dava masrafýný edaya mecbur deðildir.
Faiz verilmesi þart edilmiþ ise kefil ancak iþlemekte olan faiz ile beraber iþlemiþ faizden bir seneliðini vermekle mükelleftir.
II - Muacceliyet:
Madde 491 – Borçlunun iflasý sebebi ile asýl borç vadenin hululünden evvel muacceliyet kesbetse bile, kefil, asýl borcun ifasý için tayin olunan vadeden evvel borcu ödemeðe icbar olunamaz. Asýl borcun muacceliyet kesbetmesi evvelce borçluya ihbar vukuuna mütevakkýf ise bu ihbar kefile de icra olunmak lazým gelir. Kefil hakkýnda borcun muacceliyet kesbetmesi ihbar gününden baþlar.
(H) KEFALETÝN HÝTAMI
I - Asýl borcun sükutu :
Madde 492 – Asýl borç, her hangi bir sebeple sakýt olunca kefil beri olur.
II - Mahdut zaman için kefalet:
Madde 493 – Bir kimse mahdut bir zaman için kefil olupta bu zamanýn inkýzasýný takip eden bir ay zarfýnda alacaklý bu bapta icraya veya mahkemeye müracaatla hakkýný takip etmezse yahut takibatýna uzun müddet fasýla verirse kefil kefaletten beri olur.
III - Mahdut olmayan zaman için kefalet:
Madde 494 – Kefalet gayri mahdut bir zaman için akdolunmuþ ise asýl borç muacceliyet kesbettikten sonra kefil alacaklýdan bir ay zarfýnda icra veya mahkemeye müracaatla hakkýný takip etmesini ve uzun müddet fasýla vermeksizin takibata devam etmesini talep edebilir.
Bir borcun muacceliyet kesbetmesi alacaklý tarafýndan borçluya ihbar vukuuna mütevakkýf olmadýðý takdirde, kefil, kefaleti tarihinden bir sene sonra alacaklýdan bu ihbarýn yapýlmasýný ve borç muacceliyet kesbedince yukarýda zikrolunduðu veçhile icraya veya mahkemeye müracaatle hakkýný takip etmesini talep edebilir. Alacaklý, kefilin bu talebini nazara almazsa kefil kefaletten beri olur.
IV - Memur ve müstahdem hakkýnda kefalet
Madde 495 – Resmi bir memura gayri mahdut müddet için kefil olan kimse, her üç senede bir kere ertesi sene nihayetinde muteber olmak üzere kefaleti feshettiðini ihbar edebilir. Bir müstahdem için vukubulan kefalet üç sene devam ettiði takdirde, hüküm yine böyledir.
(V) KEFÝLÝN HAKLARI
I - Asýl borçluya karþý
1 – Alacaklýnýn haklarýna halefiyet
Madde 496 – Kefil eda ettiði þey nisbetinde alacaklýnýn haklarýnda, ona halef olur. Bu halefiyet kaidesinden evvelce feragat etmek caiz deðildir. Þu kadar ki kefil ile borçlu beynindeki hukuki münasebetlerden mütevellit dava ve defi haklarý mahfuzdur.
2 – Kefilin defileri
Madde 497 – Kefil, asýl borçluya ait bütün defileri alacaklýya karþý dermeyan etmek hakkýný haiz ve bununla mükelleftir fakat kefilin taahhüdünün mahiyetine nazaran hariç kalmasý lazým gelen defiler, müstesnadýr.
Kefil, kendi kusuru olmaksýzýn bu defilere vakýf olduðunu ispat etmediði surette kendisini borcunu edadan vareste edecek bu defileri dermeyan etmemesinden naþi, alacaklýya rücu etmek hakkýndan mahrum olur.
3 – Kefilin tediyeyi ihbar borcu
Madde 498 – Kefil, tediyeyi asýl borçluya ihbar etmemesinden dolayý asýl borçlu ikinci defa olarak borcunu eda ederse kezalik kefil rücu hakkýný gaip eder. Alacaklý, aleyhine haksýz mal edinmesinden dolayý dava hakký mahfuzdur.
II - Alacaklýlara karþý
1 – Esbabý subutiyenin teslimi
Madde 499 – Alacaklý mekfulünbihi tediye eden kefilin borçluya rücu hakkýný kullanmaða ve elinde bulunan rehinleri nakde tahvile medar olabilecek senetleri ona teslime mecburdur.
Borç bir gayrimenkul rehin ile temin olunmuþ ise alacaklý rehin hakkýnýn kefile devri için ifasý lazým gelen merasimi icra ile mükelleftir.
2 – Borçlarýný ifa etmiyen alacaklýnýn mesuliyeti
Madde 500 – Alacaklý kefaletten dolayý tahakkuk eden borcun temini için kefelatin akdi esnasýnda tesis yahut sonradan istihsal olunan teminatý kefilin zararýna olarak tenkýs eder veya elinde bulunan delaili elden çýkarýrsa kefile karþý mes'ul olur.
Resmi memurlar ile müstahdemlere kefalet vukuunda alacaklý, bu borçlular hakkýnda ifasiyle mükellef olduðu nezareti icrada ihmal eylediði ve borç bu ihmalden tevellüt ettiði yahut ihmal vukubulmamýþ olsaydý bu nisbette tezayüt etmiyeceði muhtemel bulunduðu takdirde dahi mesuldür.
3 – Tediyeyi kabule veya kefaletten tahsile mütedair haklar
Madde 501 – Borç muacceliyet iktisap edince, kefil her zaman alacaklýyý borcun ifasýný kabule veya kendisini kefaletten tahlise icbar edebilir. Alacaklý edayý kabul etmez yahut haiz olduðu teminatý ita ve nakilden imtina eylerse kefil kendiliðinden kurtulur.
4 – Borçlunun iflas masasýna alacaklýnýn müracaatý
Madde 502 – Borçlu, iflas eder ise alacaklý alacaðýný Ýflas masasýna kayýt ettirmeðe mecburdur.
Alacaklý, borçlunun iflasýna muttali olur olmaz ondan kefili haberdar etmekle mükelleftir. Böyle yapmadýðý takdirde bu tekasülünden dolayý kefile terettüp eden zarar nisbetinde kefile karþý haiz olduðu haklarýný gaip eder.
III - Teminat itasýna dair kefilin hakký
Madde 503 – Aþaðýdaki hallerde kefil, borçludan teminat itasýný ve eðer borç muaccel ise kendisinin kefaletten kurtulmasýný talep edebilir.
1 – Borçlu kefile karþý vukubulan taahhütlerine ve bilhassa muayyen bir müddet zarfýnda kendisini kurtaracaðýna dair olan vadýna muhalif hareket ettiði takdirde.
2 – Borçlu mütemerrit bulunduðu takdirde.
3 – Kefil, gerek düçar olduðu zayiat gerek kendi tarafýndan irtikap olunan bir kusur sebebi ile kefaleti kabul ettiði zamanda kimden ziyade tehlikelere maruz olduðu takdirde.
YÝRMÝ BÝRÝNCÝ BAP
Kumar ve bahis
(A) ALACAÐIN DAVA EDÝLEMEMESÝ
Madde 504 – Kumar ve bahis, bir alacak hakký tevlit etmez. Kumar yahut bahis için bilerek yapýlan avanslar ve ödünç verilen akçeler hakkýnda ve kumar ve bahis vasfýný haiz olduðu takdirde borsaya dahil olan emtia ve kýymetli evrakýn fiyat farký esasý üzerine yapýlan vadeli alýþ veriþlerde dahi, hüküm böyledir.
(B) BORÇ SENEDÝ ÝTASI VE BÝLÝHTÝYAR TEDÝYE
Madde 505 – Kumar oynýyan veya bahseden kimse tarafýndan imza edilmiþ adi borç veya kambiyo senedi üçüncü bir þahsa devir edilmiþ olsa bile bunlara müsteniden hiç hir kimse bir hak talep edemez. Kýymetli evrakýn hüsnü niyet sahibý üçüncü þahýslara bahþettiði haklar mahfuzdur.
Kumar veya bahsin usulü dairesinde cereyanýna kazaen veya diðer tarafýn fiili neticesi olarak bir mani haylulet etmiþ veya bu diðer taraf hile ve desise ika etmiþ olmadýkça bilihtiyar verilen kumar akçesi geri alýnmaz.
(C) PÝYANGO
Madde 506 – Hükümet tarafýndan müsaade edilmiþ olmadýkça, piyango hiç bir alacak hakký tevlit etmez. Müsaade edilmemiþ olduðu takdirde piyango hakkýndada kumara mütaallik hükümler tatbik olunur.
Ecnebi memleketlerde müsaade ile tesis edilen piyangolar Türkiye'de kanunun himayesinden istifade etmezler. Meðer ki salahiyettar olan makam bunlara ait biletlerin satýlmasýna müsaade etmiþ olsun.
YÝRMÝ ÝKÝNCÝ BAP
Kaydý hayat ile irat ve Ölünceye kadar bakma akdi
(A) KAYDI HAYAT ÝLE ÝRAT
I - Mevzuu
Madde 507 – Kaydýhayat ile tesis olunan irat, ya alacaklýnýn veya borçlunun yahut üçüncü bir þahsýn hayatý müddetince takyit olunabilir
Bu bapta sarih bir þart olmadýkça kaydý hayat ile irat, alacaklýnýn hayatý müddetiyle mukayyet olarak tesis olunmuþ sayýlýr.
Hilafýna mukavele olmadýkça borçlunun yahut üçüncü bir þahsýn hayatiyle takyit olunarak tesis olunan irat, alacaklýnýn mirasçýlarýna intikal eder.
II - Tesisin þekli
Madde 508 – Kaydýhayat ile irat tesisine dair olan akit, tahriri þekilde olmadýkça muteber deðildir.
III - Alacaklýnýn haklarý
1 – Hakkýn kullanýlmasý
Madde 509 – Hilafýna mukavele olmadýkça kaydýhayat ile irat, her altý ayda bir iþlemeden tediye olunur.
Hayatiyle mukayyet olarak irat tesis olunan þahýs, iradýn peþin verilmesi lazýmgelen devrenin nihayetinden evvel vefat eder ise borçlu, o devreye ait meblaðý tamamen edaya mecburdur.
Borçlu iflas eder ise alacaklý iflasýn küþadý esnasýnda muteber bir irat sandýðýnda müflisin mükellef bulunduðu irat borcuna muadil bir irat tesisi için iktiza eden resülmale müsavi bir resülmal talep ederek hakkýný istihsal edebilir.
2 – Temlik ve haciz edilebilmesi
Madde 510 – Hilafýna mukavele olmadýkça, alacaklý, hakkýný baþkasýna temlik edebilir. Üçüncü þahýs lehine meccanen irat tesis eden kimse tesis zamanýnda o þahsýn iflasý yahut borcundan dolayý takibat icrasý halinda alacaklýlarýnýn menfaatýna olarak irattan mahrum edilemiyeceðini þart koþabilir.
(B) ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA AKDÝ
I - Tarifi
Madde 511 – Kaydýhayat ile bakma mukavelesi, akitlerden birinin diðerine ölünceye kadar bakmak ve onu görüp gözetmek þartiyle bir mamelek yahut bazý mallar temlikini iltizam etmesinden ibaret olan, bir akittir. Borçlu, alacaklý tarafýndan mirasçý nasbolunmuþ ise bu akit hakkýnda miras mukavelesi hükümleri ceryan eder.
II - Þartlarý
1 – Þekli
Madde 512 – Kaydýhayat ile bakma mukavelesi mirasçý nasbýný tazammun etmese bile miras mukavelesi þeklinde tanzim olunmak lazýmdýr. Þukadar ki, bu mukavele salahiyettar makam canibinden tayin olunmuþ olan þartlara tevfikan devletçe tanýnmýþ bir müessese ile aktedilmiþ ise gayri resmi bir senet kifayet eder.
2 – Teminat
Madde 513 – Diðer tarafa bir gayrimenkul temlik eden alacaklý, kendi haklarýný temin için o gayrimenkul üzerinde týpký bir bayi gibi kanuni ipotek hakkýný haiz olur.
III - Mevzuu
Madde 514 – Alacaklý, borçlunun ailesi içinde yaþar. Borçlu aldýðý mallarýn kýymetine ve alacaklýnýn evvelce haiz olduðu içtimai mevkie göre hakkaniyetin iktiza ettiði þeyleri alacaklýya vermeðe mecburdur.
Borçlu bilhassa alacaklýya münasip gýda, mesken vermeðe ve hastalýðýnda muktazi ihtimam ile bakmaða ve hekim getirmeðe mecburdur.
Kabul ettikleri kimselere ölünceye kadar bakmak maksadiyle tesis olunan müesseseler umum için mecburi olarak verecekleri þeyleri salahiyettar makam tarafýndan tasdik olunmuþ nizamnameler ile tayin edebilirler.
IV - Ýtiraz ve tenkis
Madde 515 – Kaydýhayat ile bakma mukavelesi alacaklýnýn kanunen infaka mecbur olduðu kimselere karþý bu mükellefiyetin ifasýný temin eden vasýtalarýn elinden çýkmasýný mucip olursa bu kimseler tarafýndan mezkür mukaveleye itiraz olunabilir. Hakim, bu mukaveleyi feshedeceði yerde borçluyu hak sahiplerine nafaka vermeðe icbar edebilir ve bunlara verilen nafakalar alacaklýya verilmesi lazým gelen þeylerle mahsup edilir. Bundan maada mirasçýlarýn tenkýs talepleri ve alacaklýlarýn fesih davalarý hakký mahfuzdur.
V - Fesih
1 – Ýhbar
Madde 516 – Ýki tarafýn mukavele mucibince verecekleri þeylerin arasýnda kýymetçe hissolunacak derecede nisbetsizlik bulunduðu ve fazla alan taraf diðer tarafýn kendisine teberruda bulunmak kastý olduðunu ispat edemediði takdirde, kaydýhayat ile bakma mukavelesini iki taraftan her biri altý ay evvel haber vermek þartiyle her zaman feshedebilir. Bu hususta muteber bir irat sandýðýnýn kabul ettiði re'sülmal ile irat beynindeki nisbeti nazara almak lazýmdýr.
Mukavelenin feshi esnasýnda evvelce verilmiþ olan þeyler istirdat olunur. Þu kadar ki bunlarýn re'sülmal ve faiz kýymetleri beyninde takas icra olunur.
2 – Bir taraflý fesih
Madde 517 – Tahmil olunan mükellefiyete muhalif hareket olunmasýndan naþi mukavelenin icrasýna devam etmek çekilmez bir hale geldiði yahut diðer bazý muhik sebepler mukavelenin devamýný imkansýz bir hale getirdiði yahut ifrat derecede külfetli kýldýðý takdirde, iki taraftan her biri yalnýz baþýna onu feshedebilir.
Eðer mukavele, bu sebepler dolayýsiyle fesholunur ise kusurlu olan taraf aldýðý þeyi geri verdikten maada kusuru olmayan tarafa hakkaniyete muvafýk bir tazminat vermeðe mecburdur.
Hakim, mukaveleyi feshedecek yerde iki taraftan birinin talebi ile yahut re'sen artýk birlikte yaþamalarýna nihayet verip buna mukabil alacaklýya kaydýhayat ile bir irat tahsis edebilir.
3 – Borçlunun vefatý halinde fesih
Madde 518 – Borçlu vefat edince alacaklý bir sene zarfýnda mukavelenin feshini talep edebilir. Bu takdirde alacaklý borçlunun iflasý halinde masasýndan talep edebileceði mikdara müsavi bir meblaðýn itasýný borçlunun mirasçýlarýndan isteyebilir.
VI - Temlik edilememek ve iflas ve haciz halinde talep
Madde 519 – Alacaklý hakkýný baþkasýna temlik edemez. Alacaklý borçlunun iflasý takdirinde muteber bir irat sandýðýnda kendisine verilmesi lazým gelen þeylerin kýymetine muadil kaydýhayat ile irat tesisi için muktazi re'sülmale müsavi bir alacak ile masaya müracaat edebilir.
Alacaklý, bir alacaðýn temini için borçlu aleyhine konulan hacze iþtirak edebilir.
YÝRMÝ ÜÇÜNCÜ BAP
Adi þirket
(A) TARÝFÝ
Madde 520 – Þirket bir akittir ki onunla iki veya ziyade kimseler, saylerini ve mallarýný müþterek bir gayeye eriþmek için birleþtirmeði iltizam ederler.
Bir þirket, ticaret kanununda tarif edilen þirketlerin mümeyyiz vasýflarýný haiz deðil ise bu bap ahkamýna tabi adi þirket sayýlýr.
(B) ÞÜREKANIN YEKDÝÐERÝYLE MÜNASEBETÝ
I – Sermaye
Madde 521 – Her þerik nakit, alacak veya diðer mal veya say olarak bir sermaye koymakla mükelleftir. Hilafýna mukavele olmadýkça sermayeler þirketin gayesinin icabettiði ehemmiyet ve mahiyette ve yekdiðerine müsavi olmak lazýmdýr.
Sermaye, bir þeyin menfaatýndan ibaret ise adi icar akdinde ve bir þeyin mülkiyetinden ibaret ise beyi akdinde hasar ve tekeffüle dair muayyen olan hükümlere tabi olur.
II - Kar ve zarar
1 – Karýn taksimi
Madde 522 – Þerikler, mahiyeti icabýnca þirkete ait olan bütün kazançlarý aralarýnda taksim ile mükelleftirler.
2 – Kar ve zarara iþtirak
Madde 523 – Hilafýna mukavele olmadýkça her þerikin, kar ve zarardan hissesi, sermayesinin kýymeti ve mahiyeti ne olursa olsun müsavidir.
Mukavelede þeriklerin yalnýz kardan veya yalnýz zarardan hisseleri tayin edilmiþ ise bu tayin kar ve zararýn ikisini de þamil sayýlýr. Þeriklerden biri sermaye olarak yalnýz sayýný ortaya koymuþ ise, zarara ortak olmýyarak yalnýz kara iþtirak ettirilmesi þart edilebilir.
III - Þirket kararlarý
Madde 524 – Þirketin kararlarý bütün þeriklerin ittifakiyle ittihaz olunur. Akitte ekseriyetle karar verilmesi tasrih edilmiþ ise ekseriyet þeriklerin adedi itibariyle taayyün eder.
IV - Þirket muamelesinin idaresi
Madde 525 – Akit ile veya karar ile münhasýran þerike veya müteaddit þeriklere yahut üçüncü bir þahsa kati surette tevdi edilmiþ olmadýkça þirket muamelelerinin idaresi bütün þeriklere aittir. Þirket muamelelerinin idaresi þeriklerin cümlesine veyahut birkaçýna tevdi edilmiþ ise bunlardan her biri diðerlerinin iþtiraki olmaksýzýn muamele yapabilir. Þukadar ki; þirket muamelelerini idareye salahiyettar her bir þerik bu muameleye ikmalinden evvel itiraz edebilir. Tehirinde tehlike melhuz deðilse þirkete umumi bir vekil nasbý ve alelade þirket muameleleri fevkindeki hukuki tasarruflarýn yapýlmasý için bütün þeriklerin ittifaký lazýmdýr.
V - Þeriklerin birbirlerine karþý mesuliyetleri
1 – Rekabet memnuiyeti
Madde 526 – Þeriklerden hiç biri, kendi hesabýna þirketin gayesine muhalif veya muzýr iþleri yapamaz.
2 – Masraflar ve þeriklerin yaptýðý iþler
Madde 527 – Þeriklerden birinin þirket iþleri için yaptýðý masraflar veya iltizam ettiði borçlardan dolayý diðer þerikler, ona karþý mesul olurlar. Bu þerikin idaresi yüzünden doðrudan doðruya uðradýðý zararlarý yahut bu idarenin zaruriyatýndan olan hasarlarý diðer þerikler zamindirler. Þirkete avans olarak para veren þerik verdiði günden itibaren faiz isteyebilir. Þahsi emeði için ayrýca tazminat isteyemez.
3 – Ýhtimamýn derecesi
Madde 528 – Þeriklerden her biri þirket iþlerinde mutat vechile gösterdiði ikdam ve ihtimamý sarf etmeðe mecburdur. Diðer þeriklere karþý kendi kusuriyle sebebiyet verdiði zararlarý, þirkete diðer iþlerde temin ettiði menfaatlar ile mahsup ettirmeðe hakký olmaksýzýn tazmin ile mükelleftir. Þirket iþlerini ücretle idare eden þerik týpký bir vekil gibi mesul olur.
VI - Ýdare salahiyetinin nezi ve tahdidi
Madde 529 – Þirket mukavelesiyle þeriklerden birine verilen idare salahiyeti, muhik bir sebep olmaksýzýn diðer þerikler tarafýndan ne nezi ne de tahdit olunabilir. Þirket mukavelesinde diðer bir hüküm mevcut olsa bile haklý bir sebep bulunduðu takdirde, diðer þeriklerden herbiri, idare salahiyetini nezi ettirebilir. Hususiyle þirketi idare eden þerikin vazifelerini fahiþ bir surette ihmal etmesi yahut iyi idare için lazým olan ehliyeti zayi eylemesi keyfiyetleri haklý sebep olmak üzere nazara alýnabilir.
VII - Þirketi idare eden ve etmiyen þerikler arasýndaki münasebet
1 – Umumiyet itibariyle
Madde 530 – Kanunun bu babýnda veya þirket mukavelesinde diðer bir hüküm mevcut olmadýkça þirketi idare eden þerik ile diðer þerikler arasýndaki münasabetler, vekalet hükümlerine tabidir. Þeriklerden biri idare hakkýný haiz olmadýðý halde þirket hesabýna hareket eder, yahut þirketi idare eden þerik salahiyetini tecavüz eylerse vekaleti olmadan baþkasý namýna tasarruf edenler hakkýndaki hükümler tatbik olunur.
(Ek: 29/6/1956 - 6763/41 md.) Þirketi idare edenler, en az her yýl bir defa hesap vermeye ve kar paylarýný ortaklara ödemeye mecburdurlar. Hesap devresinin uzatýlmasýna ait þart batýldýr. Ýdare edenin ortaklardan olmamasý halinde de hüküm aynýdýr.
2 – Þirket iþlerini tetkik
Madde 531 – Ýdare salahiyetini haiz olmasa bile her þerikin þirket iþlerinin nasýl gittiði hakkýnda þahsen malümat almaða ve þirketin defterlerini ve evrakýný tetkike ve kendine mahsus olmak üzere þirketin mali vaziyeti hakkýnda hülasa çýkarmaða hakký vardýr; hilafýna mukavele, batýldýr.
VIII - Yeni þerik kabulü ve þirkete iþtirak
Madde 532 – Þeriklerden hiç biri diðerlerinin rýzasý olmadýkça þirkete üçüncü þahsý alamaz. Þeriklerden biri kendi kendine üçüncü bir þahsý þirketteki hissesine iþtirak ettirir veya hissesini ona devrederse bu üçüncü þahýs þerik sýfatýný ihraz etmez ve hususiyle þirket iþleri hakkýnda üçüncü þahsýn malümat istemeðe hakký olmaz.
(C) ÞERÝKLERÝN ÜÇÜNCÜ ÞAHISLARA KARÞI MÜNASEBETÝ
I - Temsil
Madde 533 – Þirket hesabýna ve kendi namýna bir üçüncü þahýs ile muameleye giriþen þerik, bu üçüncü þahsa karþý yalnýz kendisi alacaklý ve borçlu olur. Þirket veya bütün þerikler namýna üçüncü bir þahýs ile þeriklerden biri muameleye giriþtiði halde diðer þerikler ancak temsil hakkýndaki hükümlere tevfikan üçüncü þahsýn alacaklý veya borçlusu olurlar. Kendisine idare vazifesi tahmil edilen þerik þirketi ve bütün þerikleri üçüncü þahýslara karþý temsil etmek hakkýný haiz sayýlýr.
II - Temsilin hükümleri
Madde 534 – Þirketin iktisap ettiði veya þirkete devredilen þeyler, alacaklar ve ayni haklar þirket mukavelesi dairesinde müþtereken þeriklere ait olur. Þirket mukavelesinde diðer bir hüküm bulunmadýkça bir þerikin alacaklýlarý haklarýný ancak o þerikin tasfiyedeki hissesi üzerinde kullanabilirler. Hilafý mukavele edilmiþ olmadýkça, þerikler, birlikte yahut bir mümessil vasýtasiyle üçüncü þahsa karþý deruhde etmiþ olduklarý borçlardan müteselsilen mes'ul olurlar.
(D) ÞÝRKETÝN HÝTAMI
I - Hitam sebepleri
1 – Umumiyet itibariyle
Madde 535 – Aþaðýdaki hallerde þirket nihayet bulur
1 – Þirketin akdinde maksut olan gayenin elde edilmesi yahut elde edilmesinin imkansýz hale gelmesiyle.
2 – Mirasçýlar ile þirketin devamýna dair evvelce yapýlmýþ bir mukavele olmadýðý halde þeriklerden birinin ölmesiyle.
3 – Þeriklerden birinin tasfiyedeki hissesi hakkýnda cebri icra vukuu ile yahut bir þerikin müflis olmasý veya hacredilmesi ile.
4 – Bütün þeriklerin ittifak etmesiyle.
5 – Þirket için tayin edilen müddetin hitam bulmasiyle.
6 – Þirket mukavelenamesinde bu hak muhafaza edildiði yahut þirket gayri muayyen bir müddet için veya þeriklerden birinin hayatlarý, müddetince tesis olunduðu hallerde bir þerikin feshi ihbar eylemesiyle.
7 – Haklý sebeplerden dolayý fesih için verilen mahkeme ilamiyle.
Haklý sebeplerden dolayý mukavelede muayyen müddetin hitamýndan evvel ve eðer þirket muayyen olmýyan bir müddet için aktedilmiþ ise evvelce ihbara hacet olmaksýzýn þirketiný feshi talep edilebilir.
2 – Muayyen olmýyan müddet üzerine þirket
Madde 536 – Þirket muayyen olmýyan bir müddet için veya þeriklerden birinin hayatý müddetince devam etmek üzere teþkil edilmiþ ise þeriklerden her biri altý ay evvel ihbar eylemek þartiyle feshi talebedebilir.
Ýhbar, hüsnü niyet kaidelerine tevfikan yapýlmalý ve münasip olmýyan zamanda icra edilmemelidir. Þirket hesabatý seneden seneye yapýlmakta ise fesih ancak bir hesap senesi nihayeti için istenebilir. Mukavelede muayyen müddetin hitamýndan sonra zýmnen devam etmekte olan þirket muayyen olmýyan bir müddet için tecdit edilmiþ sayýlýr.
II - Hitamýn þirket iþlerine tesiri
Madde 537 – Þirket ihbardan baþka bir suretle fesih edilirse,bir þerikin þirket iþlerini idare hususundaki selahiyeti,feshe muttali olduðu yahut halin icabettiði itinayý sarfettiði halde muttali olmasý lazýmgelen zamana kadar, kendi hakkýnda devam eder. Þirket þeriklerinden birinin ölümiyle münfesih olursa ölen þerikin mirasçýsý, diðer þerikleri derhal bundan haberdar etmekle mükelleftirler. Mirasçý lüzumlu olan tedbirlerin ittihazýna kadar ölen þerikin evvelce de idare etmekte olduðu iþlere hüsnüniyet kaideleri dairesinde devam eder.
Diðer þerikler dahi muvakkaten þirket iþlerini ayný suretle idarede devam ederler.
III - Tasfiye
1 – Sermayeler hakkýnda yapýlacak muamele
Madde 538 – Bir þeyin mülkiyetini sermaye olarak koyan þerik, þirketin feshi üzerine yapýlacak tasfiye neticesinde o þeyi aynen istirdat edemeyip o kimsenin sermayesi ne miktar kýymet için kabul edilmiþ ise o kýymeti istiyebilir.
Eðer bu kýymet tayin edilmemiþ ise istirdat o þeyin sermaye olarak konduðu zamandaki kýymeti üzerinden yapýlýr.
2 – Fazlanýn taksimi ve noksanlar
Madde 539 – Þirketin borçlarý ödendikten ve þeriklerden her birinin þirkete yaptýðý avanslarla þirket için vuku bulan masraflarý ve sermayeleri iade olunduktan sonra bir þey kalýrsa bu kar, þerikler arasýnda taksim olunur.
Þirketin mevcudu borçlarý ve avans ve masraflarý tediye olunduktan sonra sermayelerin iadesine kafi gelmezse zarar, þerikler arasýnda taksim olunur.
3 – Tasfiyenin nasýl yapýlacaðý
Madde 540 – Þirketin hitamýnda tasfiye, idareden hariç olanlar dahi dahil olduðu halde bütün þeriklerce birlikte yapýlmak lazýmdýr.
Þu kadar ki, eðer þirket mukavelesi þeriklerden birinin kendi namýna ve þirket hesabýna muayyen bazý muameleler yapmasýna dair ise bu þerik þirketin hitamýndan sonra dahi o muameleleri yalnýz yapmaða ve diðer þeriklere hesap vermeðe mecburdur.
IV - Üçüncü þahýslara karþý mesuliyet
Madde 541 – Þirketin nihayet bulmasý üçüncü þahýslara karþý taahhütleri tadil etmez.
Kanunun meriyeti zamaný
Madde 542 – Ýþbu kanun; Kanunu Medeninin mevkii meriyete vazý tarihinden muteberdir.
Kanunun icrasýna memur makam
Madde 543 – Ýþbu kanunun hükmünü icraya Adliye Vekili memurdur.
Tashihat
Madde 544 – Kanunu Medeninin mütemmimi olan iþbu kanun merbut tashihler ile beraber kabul edilmiþtir.
22/4/1926 TARÝH VE 818 SAYILI ANA KANUNA ÝÞLENEMEYEN HÜKÜMLER :
1 – 4/11/1990 tarih ve 3678 sayýlý Kanunun Geçici Maddesi :
Geçici Madde 1. – Bu Kanunun 29 ve 30 uncu maddesi hükümleri, yürürlük tarihinden önceki iliþkilerden doðan ve halen görülmekte olan yabancý para ve faiz alacaklarýna iliþkin davalar hakkýnda uygulanmaz. Ancak, alacaklýlarýn bu Kanuna ve Borçlar Kanununun 105 inci maddesine göre munzam zarar talep etme haklarý saklýdýr.
818 SAYILI KANUNDA EK VE DEÐÝÞÝKLÝK YAPAN MEVZUATIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRDIÐI KANUN VE HÜKÜMLERÝ GÖSTERÝR LÝSTE
Yürürlükten Kaldýran Mevzuatýn
Yürürlükten Kaldýrýlan Kanun veya Kanun Hükümleri Tarihi Sayýsý Maddesi
22/4/1926 tarih ve 818 sayýlý Borçlar Kanununun 103 üncü
maddesinin son cümlesi, 308 inci maddesinin üçüncü
fýkrasýnýn son cümlesi, 431 ila 448 inci maddelerinin
tamamý ve 473, 477 inci maddelerinin ikinci fýkralarý 29/6/1956 6763 41
743 sayýlý Türk Kanunu Medenisinin 96 ve 142.maddeleri 4/5/1988 3444 9
743 sayýlý Türk Kanunu Medenisinin 442,445, 446 ve
540.maddeleri ile 2644 sayýlý Tapu Kanununun 5.maddesi 4/11/1990 3678 31
818 SAYILI KANUNA EK VE DEÐÝÞÝKLÝK GETÝREN MEVZUATIN YÜRÜRLÜÐE GÝRÝÞ TARÝHÝNÝ GÖSTERÝR LÝSTE
Kanun No. Farklý tarihte Yürür.giren Mad. Yürürlüðe giriþ tarihi
6763 — 1/1/1957
2486 — 10/7/1981
3095 _ 19/12/1984
3444 — 12/5/1988
3678 — 23/11/1990
5070 — 23/1/2004 tarihinden itibaren 6 ay sonra
5378 14 7/7/2005


Teþekkur:
Beðeni:

Yer imleri