Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
Sayfa 1/2 12 SonSon
34 sonuçtan 1 ile 10 arasý

Konu: Peygamberler Tarihi

Hybrid View

önceki Mesaj önceki Mesaj   sonraki Mesaj sonraki Mesaj
  1. #1

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart Peygamberler Tarihi

    P E Y G A M B E R L ER T A R Ý H Ý


    HZ.ADEM A.S

    Hz. Adem , yeryüzünde ilk insan ve ilk peygamber, bütün insanlarýn babasý'dýr.
    Çeþitli memleketlerden getirilen topraklarý melekler su ile çamur yapýp, insan þekline koydular. Mekke ile Taif arasýnda 40 yýl yatýp salsal oldu. Yani piþmiþ gibi kurudu. Önce Muhammed aleyhisselamýn nuru alnýna kondu. Sonra Muharrem'in onuncu Cuma günü ruh verildi. Her þeyin ismi ve faydasý kendisine bildirildi. Boyu ve yaþý kesin olarak bildirilmedi. Allahü tealanýn emri ile bütün melekler, Adem'e secde etti, ama Ýblis (þeytan) kibirlenip, bu emre karþý geldi ve secde etmedi : « Hani biz meleklere (ve cinlere): Adem'e secde edin , demiþtik. Ýblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladý, böylece kafirlerden oldu »(Bakara, 34) . Hz. Adem 40 yaþýnda Firdevs adýndaki Cennet'e götürüldü. Cennet'de yahut daha önce Mekke dýþýnda uyurken, sol kaburga kemiðinden Hz. Havva yaratýldý. Allahü teala onlarý birbirine nikah etti. Yasak edilen aðaçtan unutarak ve Ýblis'in oyununa gelerek önce Havva, sonra Adem aleyhisselam yedikleri için Cennetten çýkarýldýlar. Adem aleyhisselam Hindistan'da Seylan (Ceylon) adasýna, Havva ise Cidde'ye indirildi. 200 sene aðlayýp yalvardýktan sonra , tövbe ve dualarý kabul olup, hacca gitmesi emr olundu: «Sonra Rabbi onu seçkin kýldý; tevbesini kabul etti ve doðru yola yöneltti »(Ta'ha, 122) . Arafat ovasýnda Havva ile buluþtu. Kabe'yi inþa etti.
    Hz. Adem her sene hac yapardý. Arafat meydanýnda veya baþka meydanda , kýyamete kadar gelecek çocuklarý belinden zerreler halinde çýkarýldý. «Ben sizin Rabbiniz deðil miyim ?» diye soruldu. Hepsi «Evet » dedi. Sonra hepsi zerreler haline gelip, beline girdiler. Yahut belinden yalnýz kendi çocuklarý çýktý. Sonra Þam'a geldiler. Burada çocuklarý oldu. Neslinden 40.000 kiþiyi gördü. 1500 yaþýnda iken çocuklarýna peygamber oldu. Çocuklarý çeþitli dillerde konuþtu. Cebrail aleyhisselam 12 kere geldi. Oruç, her gün bir vakit namaz ve gusül abdesti emredildi. Kendisine kitap verilip, fizik, kimya, týp, eczacýlýk, matematik bilgileri öðretildi. Süryani, Ýbrani ve Arabi diller ile kerpiç üstüne çok kitap yazýldý. Bir rivayete göre 2000 yaþýnda iken Cuma günü vefat etti. Hz. Havva 40 sene sonra vefat etti. Kabirlerinin Kudüs'de veya Mina da Mescid-i Hif'de veya Arafat'da olduðu rivayetleri vardýr.
    Habil ile Kabil
    Habil ile Kabil Hz. Adem'in oðullarýndan ikisidir. Habil'in Allah'a yaptýðý kurban'ýn kabul edildiði ve kendi kurbanýn Allah tarafýndan kabul edilmediði için Kabil, Habil'i öldürür ve böylece dünyada ilk kâtil olma makamýna mazhar olur. Sonra bir kargadan görüp Habil'i yerin altýna gömdü. Allahü teala Kur'an-ý Kerimde mealen buyuruyor ki : « Allah nezdinde Ýsa'nýn durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattý. Sonra ona «OL !» dedi ve oluverdi »(Al-i Ýmran, 59) . Burada deðinilen durum, Hz.Ýsa'nýn ve Hz. Adem'in babasýz dünyaya gelmeleridir (M.K.). Peygamberimiz Muhammed (S.A.V.) Hz. Adem hakkýnda : « Allahü teala Adem'i (aleyhisselam) yeryüzünün her tarafýndan aldýrdýðý topraktan yarattý. Bu sebeple zürriyetinden siyah, beyaz, esmer, kýrmýzý renkte olanlar olduðu gibi, bazýlarý da bu renklerin arasýndadýr. Bazýsý yumuþak, bazýsý sert, bazýsý halis ve temiz oldu » (Hadis-i þerif, Müsned-i Ahmed bin Hanbel) buyurmuþtur.

    Hz. Adem 5 þeyi ile bahtiyar olmuþtur:
    1) Hatasýný itiraf etmek
    2) Piþmanlýk duymak
    3) Nefsini kötülemek
    4) Tevbeye devam etmek
    5) Rahmetten ümidini kesmemek

    Ýblis de 5 þeyden bedbaht olmuþtur:
    1) Günahýný ikrar (saklamadan söylemek) etmemek
    2) Piþmanlýk duymamak
    3) Kendini kötülememek
    4) Kendini kötülemeyip azgýnlýðýný Allahü Teala'ya nisbet etmek
    5) Rahmetten ümidini kesmek

    Konu SAFRAN tarafýndan (09-01-2006 Saat 03:37 ) deðiþtirilmiþtir.

  2. #2

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    H Z . NUH A.S.


    1.Hz. Nuh hakkýnda genel bilgiler

    Nuh aleyhisselam, Ýdris aleyhisselam'dan sonra gelen peygamberdir. Peygamberlerin büyükleri olan ve kendilerine « Ülü'l-azm » (azm edilen) denilen altý peygamberden ikincisidir (Bu altý büyük peygamber þunlardýr: Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. Ýbrahim, Hz. Musa, Hz. Ýsa ve peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) . Bunun nedeni kavminin Nuh tufaný diye adlandýrýlan gazap ile cezalandýrýlmalarýndandýr.
    2.Hz. Nuh'un hayatý

    Hz. Nuh, Ýdris aleyhisselamýn göðe çýkarýldýktan sonra azan insanlara peygamber olarak gönderildi. Ýnsanlar putlara tapmaya baþladý. Cenab-ý Hak bunun için Nuh aleyhisselamý peygamber olarak gönderdi. O zaman 50 yaþýnda idi. Yýllarca insanlarý dine davet etti, putlara tapýnmaktan sakýndýrdý ve Allahü Tealaya ibadet etmelerini söyledi. Ama Nuh aleyhisselama kendi oðlu Yam yani Ken'an bile iman etmedi, hatta alaya alýp iþkence ettiler: « Andolsun ki Nuh'u elçi olarak kavmine gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim ! Allah'a kulluk edin, sizin ondan baska tanrýnýz yoktur. Dogrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabýndan korkuyorum » (A'raf, 59) . Nuh aleyhisselam insanlarýn davetine icabet etmedikleri için onlara beddua etti:« (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak þaþkýnlýklarýný artýr » (Nuh, 24) . Allahü Teala da bundan sonra Nuh aleyhisselam'a gemi yapmasýný emretti: « Gözlerimizin önünde ve vahyimiz (emrimiz) uyarýnca gemiyi yap ve zulmedenler hakkýnda bana (bir þey) söyleme ! Onlar mutlaka boðulacaklardýr ! » (Hud, 37) . Gemi bitince tufan oldu (denizler taþti ve her taraf su oldu). Nuh aleyhisselam sayýsý 80 kisi kadar olan mü'minler ile 3 katlý olan gemiye bindi. Nuh aleyhisselam gemiye her hayvandan birer çift aldý. Oðlu Ken'an'i da gemiye almak istedi, ama o "Beni sudan koruyacak bir daða sýðýnacaðým" dedi, gemiye binmedi ve hemen bir dalga onu alýp boðdu. Allah Teala da Nuh aleyhisselamýn bu oðlu hakkýnda af dilemesine karþýlýk: « (...) Ey Nuh ! O asla senin ailenden deðildir. Çünkü onun yaptýðý kötü bir iþtir. O halde hakkýnda bilgin olmayan bir þeyi benden isteme.(...) » (Hud, 46) buyurdu. Sular daðlarý aþtý, insanlar ve hayvanlar telef oldu. 150 gün geçtikten sonra Allahü Teala: « Yere suyunu Çek; göðe: ey gök sen de yaðmurunu tut » buyurdu ve bunun üzerine yaðmur durdu, sular çekildi. Gemi Irak'taki Cudi daðýna oturdu. Hz. Nuh'a inanýp kurtulan insanlar aç olduklarý ve daðda yiyecek olmadýðý için Nuh aleyhisselamýn emri üzerine ellerinde olan bütün yiyecekleri birleþtirdiler ve böylece ilk defa Aþure yemeðini yaptýlar. Ýnsanlar Nuh aleyhisselamýn 3 oðlu Sam, Ham ve Yafes'ten türediði için Hz. Nuh'a ikinci Adem de denir. Nuh aleyhisselamýn 1000 yaþýnda vefat ettiði söyleniyor, ama Kur'an-ý Kerim'de : « Andolsun ki biz Nuh'u kavmine gönderdik de o 1000 yýldan 50 yýl eksik bir süre yanlarýnda kaldý.(...) » (El-Ankebut, 14) geçiyor. . Hz. Nuh gemicilerin ve marangozlarýn piri sayýlýr, çünki bu iþleri Allah'ýn ihsanýyla ilk defa o yapmýþtýr.
    3. Nuh suresi

    Nuh suresi Mekke'de nazil olup 28 ayettir. Hatt-ý Osman'a göre 71. suredir. Nuh aleyhisselamýn kavmine gönderiliþini ve Nuh tufanýný anlattýðý için sureye bu ad verilmiþtir. Peygamberimiz (s.a.v)'de Hz. Nuh hakkýnda: « Nuh (aleyhisselam) 'Bismillah' ve 'Elhamdülillah' demeden büyük olsun, küçük olsun herhangi bir iþ yapmazdý. Bu sebeple Allahü Teala onu 'Çok sükredici bir kul' olarak isimlendirdi » (Taberani; Ibn-i Cebir) buyurdu. Bediüzzaman Said Nursi de Nuh tufaný hakkýnda þunlarý yazmýþtýr: « Padiþah-ý bimisal, kavm-i Nuh'un mahvý için semavat ve arza emir vermiþ. Vazifelerini yaptýktan sonra ferman ediyor: " Ey arz! Suyunu yut. Ey sema! Dur, iþin bitti. Su çekildi. Daðýn baþýnda me'mur-u ilahinin çadýr vazifesini gören gemisi kuruldu. Zalimler cezalarýný buldular." Ýþte þu üslübun ulviyetine bak. " Zemin ve gök iki muti' asker gibi emir dinler, itaat ederler " diyor. iþte þu üslub iþaret eder ki, insanýn isyanýndan kainat kýzýyor. Semâvat ve arz hiddete geliyorlar. Ve su iþaretle der ki: " Yer ve gök iki muti asker gibi emirlerine bakar bir Zata isyan edilmez, edilmemeli..." »
    Hz. Nuh'un evladlarýna vasiyeti

    « Bunlardan (ilk) ikisini býrakmayýnýz, ikisini de hazer ediniz (yapmayýnýz)
    1. La ilahe illallah
    2. Subhanallah vebi hamdihiy'dir
    3. Gavurluktan (sakýnýn)
    4. Kibir ('den sizi nehyederim) »


  3. #3

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    H Z . ZÜLKARNEYN A.S.



    1.Hz. Zülkarneyn hakkýnda genel bilgiler

    Hz. Zülkarneyn'in peygamber mi, veli mi oldugu tam belli degildir. Kur'an-i Kerim'de doguya ve batiya düzenledigi seferleri zikr edilmistir. Asil isminin Iskender olup düzenledigi seferlerden dolayi Iskender-i Zükarneyn nâmiyla anilmistir . Kur'an-i Kerim'de : « (Resulüm!) Sana Zülkarneyn hakkinda soru sorarlar. De ki: Size ondan bir hatira okuyacagim » buyurulmustur. Âyette deginilen konu, rivayet edildigine göre, bir gün yahudilerin Mekke'ye gelip Peygamberimizin Tevratta bildirilen son peygamberin olup olmadigini ögrenmek istemeleri'dir. Bunun icin de Peygamberimize bir soru sormuslardir. Baska bir rivayete göre ise bu soruyu Mekke müsrikleri sormustur. Yahudilerin: " Sen bize hep bizden ögrendigin Musa, Ibrahim ve Adem'den haber veriyorsun. Tevratta tek bir yerde bildirilen bir peygamber'den bildir" demeleri üzerine Peygamberimiz : « Bu kisi Zülkarneyn'dir» buyurmus ve bu âyet inmistir . Ibrahim aleyhisselam zamaninda yasayan Zülkarneyn aleyhisselam onunla birlikte haccetti, elini öpüp duasini aldi. Teyzesinin oglu olan Hz. Hizir'i ordusuna kumandan tâyin etti. Bir kavmin istegi üzerine Ye'cûc ve Me'cûc kavminin insanlara zarar vermemeleri icin tas ve demir'den bir sed yapti ve böylece Ye'cûc ve Me'cûc'un hapsetti . Bir rivayete göre bu dilekte bulunan kavim Türkler imis . Bu sed simdiki Cin seddi degildir. Ye'cûc ve Me'cûc kavimleri bu seddi kiyamete yakin delecekler (2. noktaya bakiniz). Hz. Zülkarneyn Asya ve Avrupa kitalarinâ hâkim oldu. Her tarafa Allah'in emirlerini yayip, kâfirlerle savasip, mü'minlere güzel muâmelede bulundu. Medine ile Sam arasinda, Sam'a bes günlük bir mesafedeki Dûmet-ül Cendel denilen yerde vefat etti. Mekke'de veya yine o civarda Tehâme daginda defn edildi . Iskender isimli oldugu icin târihte gecen Iskender isimli bircok hükümdarin Hz. Zülkarneyn'in oldugu itiraf edilmistir. Bediüzzaman bu konu hakkinda mâlumat vermektedir : « Ehl-i tahkikin beyanina göre, hem Zülkarneyn ünvaninin isaretiyle, Yemen padisahlarindan Zülyezen gibi 'zü' kelimesiyle basliyan isimleri bulundugundan bu Zülkarneyn, Iskender-i Rumi degildir. Belki Yemen padisahlarindan birisidir ki, Hazret-i Ibrahimin zamaninda bulunmus ve Hazret-i Hizirdan ders almis. Iskender-i Rumi ise, miladdan tâkriben ücyüz sene evvel gelmis, Aristodan ders almis. Târih-i beseri, muntazaman surette ücbin seneye kadar gidiyor. Bu nâkis ve kisa târih nazari, Hazret-i Ibrahimin zamanindan evvel dogru olarak hükmedemiyor» .
    Peygamberimiz (S.A.V.) buyurmustur ki : « Ismini duydugunuz kimselerden yeryüzünde dört kisi mâlik oldu. Mü'min olan ikisi, ikisi de kâfir idi. Mü'min olan ikisi, Zülkarneyn ile Süleyman idi. Kâfir olan ikisi de Nemrud ile Buhtunnasar idi. Besinci olarak yeryüzüne benim evlâdimdan biri yâni Mehdi mâlik olacaktir » . Kehf sûresinin 83-101 âyetleri Hz. Zülkarneyn'in kissasini anlatmaktadir. Genis mâlumat icin oraya bakiniz.



    2. Ye'cûc ve Me'cûc
    Peygamberimiz kiyamet alametlerinden biri olarak da Ye'cûc ve Me'cûc kavimlerinin yeryüzüne dagilmalarini ve her tarafa küfrü yaymalarindan bahsetmistir. Bu kavimler Hz. Nuh'un Yâfes isimli oglunun soyundandirlar. Yüzleri yassi, gözleri kücük, kulaklari cok büyük, boylari kisadir. Her birinin bin cocugu olur ve böylece sayilari insanlarin ve cinlerin sayisinin 90% kadardir. Kiyamete yakin bir zaman Hz. Zülkarneyn'in yaptigi seddi delip dünyaya yayilacaklardir.



  4. #4

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    H Z . ÝSMAÝL A.S.


    1.Hz. Ýsmail hakkýnda genel bilgiler

    Yemen'den gelip Mekke ve civarýna yerleþen Cürhüm kabilesine gönderilen ve Muhammed aleyhisselam ýn dedelerinden olan bir peygamberdir. Ýsmi Kur'an-ý Kerimde bildirilmiþtir: « Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiðimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim) Ýbrahim'e, Ýsmail'e, Ýshak'a, Yakub'a, esbâta (torunlara), Ýsa'ya, Eyyüb'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik » . Babasý Ýbrahim aleyhisselam annesi ise Hacer Hatundur. 2. Hz. Ýsmail'in Hikayesi


    2. Hz. Ýsmail'in hikayesi
    Ýsmail aleyhisselam, Þam diyarýnda (Filistin, Suriye) doðdu. Babasi Ýbrahim aleyhisselam, Allahü Tealanýn emriyle, annesi Hacer Hatunla birlikte Mekke'ye götürdü . Yanlarýna bir miktar yiyecek ve su ile birlikte þimdiki Kâbe'nin bulunduðu yere býrakarak Þam'a döndü. Bir rivayete göre Ýbrahim aleyhisselam Hacer Hatunu Kâbe'nin bulunduðu yere býrakýnca o: "Sen bizi kime býrakýyorsun. Bize kim bakacak ?" sorusuna Ýbrahim aleyhisselam:"Ben sizi Allah'a býrakýyorum" demiþtir. Hacer Hatun bunu duyunca:"O zaman iþini yaptýysan gidebilirsin" demiþtir. Hacer Hatun su ararken, þimdiki zemzem kuyusunun yerinde yatan Ýsmail aleyhisselam tepindi. Hacer Hatun oðluna su verebilmek için yedi kez Safa ile Merve arasýnda koþuþtu ise de su bulamadý. O zaman ayaklarýný vurduðu veya Cebrail aleyhisselam ýn vurduðu yerden Zemzem suyu çýktý. Hacer Hatun burada yaþarken, Yemen tarafýndan Cürhüm kabilesi gelip Mekke'nin bulunduðu yere yerleþtiler.

    2.1. Ýsmail aleyhisselamýn kurban edilmesi
    Hz. Ýbrahim bir ara bir rüya gördü. Bu Yüce Allah'ýn bir vahyi idi. Ona oðlu Ýsmail'i kurban etmesi emrolunmuþtu. Bunun üzerine henüz 12 yaþýnda bulunan Hz. Ýsmail'i, Mekke'de Sebir daðýnýn eteðinde tenha bir yere götürdü. Onu Allah rýzasý için kurban etmek istiyordu. Ýsmail aleyhisselam da:" Babacýðým , emrolunduðun þeyi yap. Ýnþallah beni sabredenlerden bulursun" diyordu. Bu Allah yolunda fedâkarlýðýn en yüksek bir niþaný idi . Ama, Allahü Teâlâ rüyasýnda sadakat göstermesi üzerine ona bir koç ihsan buyurdu. Ýsmail aleyhisselam böylece kurban edilmekten kurtuldu. Kurban bayramýný da biz müslümanlar da vak'a yüzünden ihya etmekteyiz. Halilullah'ýn hangi oðlunu kurban ettiði kesinlikle bilinmemektedir. Kur'an-ý Kerim'de sadece oðlunu kurban ettiði belirtilmektedir:«Babasýyla beraber yürüyüp gezecek çaða eriþince: Yavrucuðum ! Rüyada seni bogazladýðýmý görüyorum; bir düþün ne dersin ? dedi. O da cevaben : Babacýðým ! Emrolundugun þeyi yap. Ýnþaallah beni sabredenlerden bulursun, dedi » . Fakat cumhura göre kurban edilen çocuðun Ýsmail aleyhisselam'ýn olduðu kanaatindedir. Bazý müfessirlere göre ise Ýsmail aleyhisselamýn deðil de Ýshak aleyhisselamýn kurban edildiðini öne sürmektedirler. Yalnýz, bu fikri Israilogullarý da söylemektedirler.

    2.2. Ýsmail aleyhisselamýn peygamberliði
    Hz. Ýsmail gençlik çaðýna gelince, Cürhümlülerden iki defa evlendi . Daha sonra tekrar Mekke'ye gelen Ýbrahim aleyhisselamla birlikte Kâbe-i Muazzamayý inþâ ettiler ve hac ibadetini yaptýlar . Ýsmail aleyhisselam Yemen kabilelerine (Cürhüm kabilesi) ve „Amalika" denilen eski bir kavme peygamber olarak gönderildi. Ýnsanlara babasý Hz. Ýbrahim'e bildirilen dinin hükümlerini teblið etti ve daveti 50 yýl sürdü. Buna raðmen malesef pek az kimse iman etti. Ýshak aleyhisselamý yanýna davet edip kýzýný onun oðlu Ýlyas'a nikahla dive bazý vasiyetler de bulundu. Babasý Ýbrahim aleyhisselam'ýn ölümünden 40 sene sonra , 133 veya 137 yaþlarýnda iken Mekke'de vefat etti. Ekseri rivayete göre Mescid-i Haram'da Kabe-i Muazzamanýn kuzey duvarý önünde bulunan Hatim denilen yere defn edildi. Ýsmail aleyhisselamýn 12 oðlundan çoðalan torunlarý zamanla Arabistan Yarýmadasý'nýn her tarafýna yayýldýlar. Peygamber efendimizin (s.a.v.) 20. dedesi Adnan ile Ýsmail aleyhisselam arasýnda 30 baba vardý . Peygamberimiz efendimiz (s.a.v.) de bir Hadis-i þerifinde : « Allahü Teâlâ Ademoðullarýndan (Hz.) Ýsmail'i seçti. Ýsmail'in evlâdýndan (oðullarýndan) Kinane'yi, Kinaneoðullarýndan Kureys'i seçti ve ayýrdý. Kureyþ'ten Haþimoðullarýný, Haþimoðullarýndan da beni seçti ve ayýrdý » (Kadizâde) buyurmuþtur..





  5. #5

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    H Z . YUSUF A.S.

    1.Hz. Yusuf hakkýnda genel bilgiler

    Kurân'da adý geçen Beni Ýsrail peygamberlerinden biri.

    Hz. Yûsuf Kurân'da adi geçen peygamberlerden birisi olup, Yakub Peygamberin oðludur. Nesebi Hz. Ýbrahim'e kadar varýr (Kamil Miras, Tecrit Tercümesi, IX, 139).

    Kur'ân-ý Kerîm'de kendi adýný taþýyan bir sûre vardýr. Tamamý 111 âyet olan bu sûrenin 98 âyeti (4-101) Hz. Yûsuf'tan bahseder. Bu âyetlerde anlatýldýðýna göre Hz. Yûsuf'un hayat hikâyesi özetle þöyledir:

    Hz. Yûsuf'un on bir tane erkek kardeþi vardý. Yûsuf fevkalâde güzel ve son derece zekî idi. Babalarý Hz. Yakub en çok Yûsuf'u seviyordu. Bu sevgiyi aðabeyleri kýskanýyorlardý.

    Yûsuf (a.s) bir gece rüyasýnda on bir yýldýzn, Güneþ ve ayin kendisine secde ettiklerini gördü. Bu rüyayý babasýna anlattý. Babasý rüyanýn, Hz. Yûsuf'un büyük bir adam olacaðýna iþaret olduðunu anladý ve Yûsuf'a rüyasýný aðabeylerine anlatmamasýný tembihledi. Ancak, aðabeyleri bundan haberdar oldular ve Yûsuf'u öldürüp bir yere atmayý plânladýlar. Babalarýndan izin alarak, gezip eðlenmek bahanesiyle Yûsuf'u alýp kýrlara,götürdüler. Onu bir kuyuya attýlar, gömleðini da kana bulayarak, "Yûsuf'u kurt kaptý" diye babalarýna yalan söylediler.

    Kuyunun yanýndan geçmekten olan bir kafile Yûsuf'u buldu ve köle olarak satmak üzere alýp, Mýsýr'a götürdüler. Orada az bir fiyatla onu Azîz (maliye bakaný)'e sattýlar.

    Azz'in hanýmý Yûsuf'a göz koydu. Onu kendisiyle beraber olmaya çagýrdý. Yûsuf (a.s) bunu kabul etmeyince, ona iftira edip kocasýna þikayet etti ve hapse attýrdý.

    Hz. Yûsuf senelerce hapiste kaldý. Orada hükümdarýn þerbetçisi ve aþçýsý ile tanýþtý. Onlarýn gördükleri rüyalarýn yorumunu yaptý. Birisinin, kurtulup efendisinin hizmetine devam edeceðini, diðerinin ise öldüreceðini söyledi. Sonunda dediði çýktý. Hz. Yûsuf, kurtulana, kendisini efendisinin yanýnda anmasýný istedi.

    Hükümdar bir gece rüyasýnda yedi zayýf ineðin yedi semiz ineði yediðini ve yedi yeþil baþakla yedi kuru baþak gördü. Bu rüyanýn yorumunu yaptýrmak istedi. Hz. Yûsuf'un rüya yorumu yaptýðýný örgendi ve onu hapisten çýkarýp, rüyasýný anlattý. Hz. Yûsuf, yedi sene bolluk olacaðýný, peþinden gelen yedi senenin ise kýtlýkla geçeceðini söyledi. Bunun üzerine hükümdar, Hz. Yûsuf'u maliye bakanlýðýna getirdi. Yûsuf (a.s) bolluk yýllarýnda bütün ambarlarý zahire ile doldurttu; kýtlýk yýllarý gelince bu zahireyi halka daðýtmaya baþladý. Ayni kýtlýk, Hz. Yûsuf un babasýnýn memleketi olan Ken'an diyarýnda da yaþandý.

    Yûsuf (a.s)'un kardeþleri de zahire almak için iki kez Ken'an ilinden Mýsýr'a geldi. Sonunda Yûsuf (a.s) kardeþlerine kendini tanýttý ve onlarý affettiðini belirterek, "Bugün azarlanacak deðilsiniz, Allah sizi baðýþlar, o merhametlilerin merhametlisidir" (Yûsuf, 92) dedi. Yûsuf (a.s), babasý, annesi ve kardeþlerinin tamamýný Mýsýr'a davet etti.

    Ailesi Mýsýr'a vardýðýnda Yûsuf (a.s) anne ve babasýný tahta oturttu; diðer on bir kardeþi ise Hz. Yûsuf'un önünde eðildiler. O zaman Yûsuf (a.s); "Babacýðým, iþte bu vaktiyle gördüðüm rüyanýn çýkýþýdýr; Rabbim onu gerçekleþtirdi. þeytan benimle kardeþlerimin arasýný bozduktan sonra, beni hapisten çýkaran, sizi çölden getiren Rabbim, bana pek çok iyiliklerde bulundu. Doðrusu Rabbim, dilediðine lütufkârdýr. O þüphesiz, bilendir, hâkimdir" (Yûsuf,100) dedi. Bu þekilde Ýsrail oðullarý, Filistin'den Mýsýr'a gelip yerleþmiþ oldu. Bir süre sonra Yakub (a.s) vefat etti. Yûsuf (a.s), Allah Teâlâ'ya söyle münacatta bulundu: "Rabbim, bana hükümdarlýk verdin, rüyalarýn yorumunu öðrettin. Ey göklerin ve yerin yarataný! Dünya ve âhirette koruyaným sensin! Benim canýmý, Müslüman olarak al! Ve beni iyilere kat!" (Yûsuf, 101). Yûsuf (a.s)'un hayat hikayesi Kur'âný Kerîm'de "Ahsenü'l-Kasas, Kýssalarýn en güzeli" ünvanýný aldý. Pek çok olaylarý içeren bu hayat hikâyesi için Allah Teâlâ söyle buyurdu: Ândolsun ki, Yûsuf ve kardeþlerinin olayýnda, soranlara nice ibretler vardýr" (Yûsuf, 7).

    Yûsuf (a.s)'un defnedildiði yer, rivâyetlere göre, Ýbrahim (a.s)'in medfun bulunduðu Kudüs yakýnlarýnda Halilü'r-Rahman kasabasýndadýr


  6. #6

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    H Z . MUSA A.S.

    1.Hz. Musa hakkýnda genel bilgiler


    Allah Teâlâ'nýn, dört büyük kitaptan biri olan Tevrat'ý verdiði ve yeryüzünde dinini teblið edip, hakim kýlmasý için gönderdiði Ulu'l-Azm* peygamberlerden biri. Hz. Ýbrahim (a.s)'in soyundan olup, israiloðullarýnýn akidelerini ýslah etmek ve onlarý Allah Teâlâ'nýn dilediði nizama kavuþturmakla görevlendirilmiþti. Küfürle mücadelesi Kur'ân-ý Kerim'de uzun uzun anlatýlmaktadýr.

    Hz. Adem (a.s)'den, Resulullah (s.a.s)'e kadar pek çok peygamber gelmiþtir. Bu peygamberler, gönderildikleri kavimleri, Allah Teâlâ'ya iman etmeye çaðýrmýþlar; bu yolda kâfirlerle savaþmýþlar, yaþadýklarý diyarlardan çýkarýlmýþlar; ezilmiþler, hor görülmüþler ve hatta öldürülmüþlerdir.

    Mûsa (a.s) da, Allah Teâlâ tarafýndan israiloðullarý'na gönderilmiþ bir resul idi. O da týpký kendisinden önce gönderilmiþ olan peygamberler gibi kavmini Allah'a iman etmeye çaðýrdý. Kavmine zulmeden ve ilâhlýk iddiasýnda bulunan Firavuna karþý tevhit yolunda mücahede etti. Bu uðurda, bütün peygamberlerin karþýsýna çýkan güçlükler, onun da karþýsýna çýktý. Doðup büyüdüðü diyardan çýkarýldý, kâfirler tarafýndan öldürülmek gayesiyle kovalandý. Allah Teâla Kur'ân-ý Kerim'de bir ayette Hz. Mûsa (a.s)'dan söyle bahsediyor: "Kur'ân'da Musa'yý da an. Çünkü o ihlâs sahibi idi ve israiloðullarý'na gönderilmiþ bir peygamber idi"(Meryem, 19/51).

    Hz. Musa (a.s)'nýn Firavun ile olan kýssasý, Kuran'ýn bazý sûrelerinde çeþitli üslûplarda ve teferruatlý olarak anlatýlmýþtýr. Firavun ve ordusunun Kýzýldeniz'de boðulmalarý olayýndan sonra, israiloðullarý ile ilgili kýssasýna da geniþçe yer verilmiþtir.

    Musa (a.s)'nýn Firavun ile olan mücadelesi, bir þahsýn bir kralla, bir peygamberin sadece büyük bir zorba ile olan mücadelesinden ibaret deðildir. Bilâkis bu hak ile bâtýl'ýn çatýþmasý, Rahman'ýn ordusu ile þeytanýn ordusunun kaçýnýlmaz savaþýdýr. Aslýnda hak ile batýl arasýndaki bu savaþ, insanoðlunun yaratýlýþýndan, insanlarý ýslah etmek üzere nebîler ve resullerin hayat sahnesine çýkmasýndan beri devam ede gelmektedir.

    Sapýklýk ve batýl, daima iblis ve onun ordusu tarafýndan temsil edilmiþ, imana, tevhide, peygamberliðe, kýsaca Hakka sürekli meydan okumuþtur. Fakat kazanan daima Hak olmuþtur. Allah Teâlâ söyle buyuruyor: "Muhakkak ki Biz peygamberlerimizi ve iman edenleri hem dünya hayatýnda, hem de meleklerin þahid olacaðý günde muzaffer kýlacaðýz" (el-Mü'min, 40/51).

    Hz. Musa (a.s)'da gönderildiði kavmi cehalet ve sapýklýk içerisinde buldu. Onlarý Hakka davet etti, yurdundan çýkarýldý, savaþtý ve sonunda Allah Teâlâ'nýn izniyle kazandý.

    Hz. Musa (a.s)'nýn Nesebi, Doðumu ve Hayatý

    Musa (a.s)'nin babasý, imran'dýr Onun babasý Yahser, onun da babasý Kahes'dir. Nesebi Yakub (a.s)'a ulaþýr; ki, onun babasý Hz. ishak (a.s), onun da babasý Hz. Ýbrahim (a.s)'dýr. Musa (a.s)'nýn yanýnda gördüðümüz Harun (a.s) onun kardeþidir. Allah Teâla, Musa (a.s)'yi Firavuna, imana davet için gönderdiðinde, Hz. Harun (a.s)'u da ona yardýmcý olarak seçmiþ ve görevlendirmiþti. Hz. Musa (a.s) Allah Teâla'ya söyle dua ederek, kardeþi Harun (a.s)'u kendisine yardýmcý yapmasýný istemiþti: "Bir de bana ehlimden bir vezir, (yardýmcý) ver. Kardeþim Harun'u (ver)" (Tâhâ, 20/29-30).

    Hz. Musa (a.s), Mýsýr'ýn çok zor günler yaþadýðý bir dönemde doðdu. Bu sýrada, ilâhlýk iddialarýnda bulunarak haddi aþan Firavun, israiloðullarý halkýna dayanýlamayacak eziyetlerde bulunuyor, bu insanlarý zulümle kasýp kavuruyordu. israiloðullarý, Kýpt kavminin muamelelerinden ve krallarýnýn aðýr baskýlarýndan býkmýþlardý. Mýsýr'da yaþamanýn bir tadý kalmadýðýný biliyor ve dedelerinin yurdu olan Kenan illerine gitmek istiyorlardý. Ama onlardan her isinde istifade eden Firavun, yakalarýný bir türlü býrakmak istemiyordu. Onlara zulmün en akla gelmeyecek olanýný yaptý. Nitekim Kur'ân-ý Kerim'de; "Biz sana Musa ve Firavun'un mühim haberlerinden, iman edecek bir kavim için, gerçek olarak okuyacaðýz. Çünkü Firavun o yerde (Mýsýr'da) baþkaldýrmýþ ve ahalisini parçalara bölüp, kendisine baðlamýþtý" (el-Kasas, 28/3-4) buyuruluyor.

    Firavun, saltanatý sýrasýnda israiloðullarýna çok kötü eziyetlerde bulundu; onlarý köle yaptý, en çirkin ve adî islerde çalýstýrdý. Allah Teâlâ, israiloðullarýný bu sýkýntýdan, azgýn Firavunun þerrinden, zulüm ve taþkýnlýklarýndan kurtarmak için Hz. Musa (a.s)'yi gönderdi.

    Sa'lebî, Kýsas-ý Enbiya'sýnda imam Suddî'den; Firavun'un bir rüya gördüðünü, korkup kederlendiðini naklediyor. Rüyasýnda Kudüs tarafýndan gelen bir ateþ gördü. Bu ateþ, Mýsýr'a kadar uzanýp, Firavunun evlerini yaktý. Fakat sadece Kýpti'lere zarar verdi, israiloðullarý ise kurtuldular. Uyanýnca hemen kâhin ve müneccimlerden rüyayý tabir etmelerini istedi. Onlar dediler ki; "israiloðullarý içinden bir çocuk dünyaya gelecek, Mýsýrlýlarýn helâkýna ve senin krallýðýnýn yok olmasýna sebep olacak. Doðacaðý zaman da iyice yaklaþtý."

    Bu haber üzerine telâþlanan Firavun, israiloðullarýn'dan doðan bütün erkek çocuklarýn öldürülmesini emretti. Kur'ân-ý Kerim'de bu olay söyle anlatýlýyor: "Firavun, memleketin baþýna geçti ve halký fýrkalara ayýrdý. içlerinden bir topluluðu güçsüz bularak onlarýn oðullarýný boðazlýyor, kadýnlarý sað býrakýyordu. Çünkü o bozguncunun biriydi" (el-Kasas 28/4).

    israiloðullarý arasýnda is yapabilecek insanlarýn azalmasý üzerine Kýptîlerin ileri gelenleri Firavun'a giderek, "Eðer böyle öldürmeye devam ederseniz, ileride bizim iþlerimizi yapacak kimse bulamayacaðýz" dediler. Firavun da erkek çocuklarýn bir sene öldürülmesini, bir sene de öldürülmemesini emretti. Erkek çocuklarýn öldürülmediði sene Harun (a.s) doðdu. Öldürüldükleri sene ise Musa (a.s)...

    Musa (a.s) doðunca, annesi çok üzüldü. Allah Teâlâ ona korkmamasýný, üzülmemesini vahyetti. Kalbine bir rahatlýk verdi. Bu, Kuran'da söyle anlatýlýyor: "Musa'nýn annesine: "Çocuðu emzir, baþýna geleceklerden korktuðun zaman onu suya (Nil'e) býrak. Korkma, üzülme. Biz þüphesiz onu sana döndüreceðiz ve peygamber yapacaðýz" diye bildirmiþtik" (el-Kasas, 28/7).

    Musa (a.s)'nýn annesi de ilham edileni yaptý ve yavrusunu bir muhafaza içerisinde suya býraktý. Ablasýna da, "Onu izle" dedi. Musa (a.s)'yi taþýyan sandýk, Allah'ýn izniyle dalgalarla sürüklenerek, Firavun'un sarayýna ulaþtý. Yýkanmakta olan cariyeler, sandýðý bulup Firavun'un karýsýna götürdüler. Allah Teâlâ, Firavun'un karýsý Asiye'nin kalbine bu çocuðun sevgisini koydu. Firavun çocuðu görünce öldürmek istedi. Ancak Asiye, çocuðu kendisine vermesini istedi. Çünkü hiç çocuklarý olmuyordu. Kur'an-ý Kerim, bunu söyle anlatýyor: "Firavun'un karýsý: Benim de senin de gözün aydýn olsun! Onu öldürmeyiniz, belki bize faydalý olur, yahut onu oðul ediniriz" dedi. Aslýnda iþin farkýnda deðillerdi" (el-Kasas, 28/9).

    Hz. Musa (a.s) acýkýnca onu emzirmek icab etti. Fakat o kimseden süt emmek istemiyordu. Allah Teâlâ, bunu söyle zikrediyor: "Önceden, süt annelerinin memesini kabul etmemesini saðladýk. Musa'nýn ablasý; "size, sizin adýnýza ona bakacak, iyi davranacak bir ev halkýný tavsiye edeyim mi?" dedi. Böylece onu, annesinin gözü aydýn olsun diye, ona geri çevirdik. Fakat çoðu bilmezler" (el-Kasas, 28/12-13).

    Musa (a.s) böylece annesine dönmüþ oldu. Üstelik Firavunun sarayýnda büyüdü. Firavun ailesinin sevgisini kazandý. Allah Teâlâ söyle buyuruyor: "Musa erginlik çaðýna gelip olgunlaþýnca ona hikmet ve ilim verdik. iyi davrananlarý böyle mükâfatlandýrýrýz" (el-Kasas, 28/14).

    Yetiþip delikanlýlýk çaðýna gelen Musa (a.s) bir gün þehre indi. Öðle üzeriydi. Dükkanlar kapalýydý ve halk evlerinde istirahat ediyordu. Kur'ân-ý Kerim'de, þehirde geçen hadise söyle anlatýlýyor; "Musa, halkýnýn haberi olmadýðý bir zamanda þehre indi. Biri kendi adamlarýndan, diðeri de düþmaný olan iki adamý dövüþür buldu. Kendi tarafýndan olan kimse, düþmanýna karþý ondan yardým istedi. Musa, onun düþmanýna bir yumruk vurdu, ölümüne sebep oldu. "Bu þeytanýn iþidir; çünkü o apaçýk saptýran bir düþmandýr" dedi. Musa, "Rabbim! doðrusu kendime yazýk ettim, beni baðýþla" dedi. Allah da onu baðýþladý. O, þüphesiz baðýþlayandýr, merhamet edendir. Musa; "Rabbim! Bana verdiðin nimete and olsun ki, suçlulara asla yardýmcý olmayacaðým " dedi. þehirde, korku içinde, etrafý gözeterek sabahladý. Dün kendisinden yardim isteyen kimse, baðýrarak ondan yine yardým istiyordu. Musa ona: "Doðrusu sen besbelli bir azgýnsýn " dedi. Musa, ikisinin de düþmaný olan kimseyi yakalamak isteyince: "Ey Musa! Dün bir cana kýydýðýn gibi bana da mý kýymak istiyorsun? Sen islah edenlerden deðil, ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun"dedi" (el-Kasas, 28/15-19).

    israillinin, olayý aðzýndan kaçýrmasý üzerine, bütün halk Musa (a.s)'nýn Mýsýrlýyý öldürmüþ olduðunu öðrendi. Daha sonra bir adam koþarak geldi ve kendisini öldüreceklerini söyledi.

    "Musa korku içinde çevresini gözetleyerek oradan çýktý. Rabbim! Beni zalim milletten kurtar" dedi. Medyen e doðru yöneldiðinde: "Rabbim in bana doðru yolu göstereceðini umarým ", dedi" (el-Kasas; 28/21-22).

    Musa (a.s) böylece yurdundan uzaklaþtý.. Yanýna yiyecek hiç bir þey de almamýþtý. Tam sekiz günlük yolu, aðaç yapraklarý yiyerek aþtý. Mýsýr ile Medyen arasý sekiz günlük bir mesafedir. Allah Teâlâ'nýn bu seçkin kulu, aç ve bitap düþmüþ olarak bu uzun mesafeyi kat etti ve nihayet Medyen'e ulaþtý. Kur'ân-i Kerim'de kýssa þöyle devam ediyor:

    "Medyen suyuna geldiðinde, davarlarýný sulayan bir insan topluluðu buldu. Onlardan baþka, hayvanlarýný sudan alýkoyan iki kadýn gördü. Onlara: "Derdiniz nedir?"dedi. "Çobanlar ayrýlana kadar biz sulamayýz. Babamýz çok yaþlýdýr (onun için bu iþi biz yapýyoruz) " dediler. Musa onlarýn davarlarýný suladý. Sonra gölgeye çekildi: "Rabbim! Doðrusu bana indireceðin hayra muhtacým" dedi" (el-Kasas, 28/23-24).

    Ýbn-i Kesir, El-Bidaye ve'n-Nihaye'de bu olayý söyle anlatýyor: "Medyen suyunda çobanlar koyunlarý suladýktan sonra, kuyunun aðzýna büyük bir kaya koyarlardý. Bu iki kadýn da artan sularla koyunlarýný sulamaya çalýþýrlardý. Musa (a.s), kayayý kuyunun aðzýndan tek baþýna kaldýrdý, su çekti ve kadýnlarýn koyunlarýný suladý. Sonra tekrar kayayý yerine koydu. Bu kayayý ancak on kiþi kaldýrabilirdi. Musa (a.s) ise, on kiþinin halledebileceði bu isleri tek basýna halletmiþti. Kýzlar babalarýna gidip Hz. Musa'yý ve yaptýðý iyiliði anlattýlar. Kur'an-ý Kerim'de kýssa söyle devam ediyor:

    "O sýrada, kadýnlardan biri utana utana yürüyüp ona geldi: "Babam sana sulama ücretini ödemek için seni çaðýrýyor dedi. Musa ona gelince, baþýndan geçeni anlattý. O: "Korkma! Artýk zâlim milletten kurtuldun"dedi. iki kadýndan biri: "Babacýðým, onu ücretli olarak tut. Ücretle tuttuklarýnýn en iyisi bu güçlü ve güvenilir adamdýr, dedi. Kadýnlarýn babasý bana sekiz yýl çalýþmana karþýlýk bu iki kýzýmdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eðer on yýla tamamlarsan, o senden bir lütuf olur. Ama sana aðýrlýk vermek istemem. inþallah beni iyi kimselerden bulacaksýn" dedi. Musa: "Bu seninle benim aramdadýr. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayým, bir kötülüðe uðramayacaðým. Söylediklerimize Allah vekildir" dedi" (el-Kasas, 28/25-28).

    Ibn-i Kesir söyle diyor: "Kýzlarýn babasýnýn kim olduðu hakkýnda görüþ ayrýlýðý vardýr. Bunun Þuayb (a.s), olduðu hususunda kanaatler vardýr. Ulemanýn çoðunluðu da bu görüþtedir. Hasan Basri, Malik b. Enes'den naklolunan bir rivayeti delil getirerek diyor ki: Hz. Þuayb kavmi helâk olduktan sonra uzun bir ömür yaþamýþ, tâ ki Musa (a.s)'a ulaþmýþ ve kýzýný ona nikâhlamýþtýr.

    Hz. Þuayb (a.s)'in kýzýyla nikâhlandýktan sonra Musa (a.s), Medyen'de kalýp, hanýmýnýn mehri olmak üzere on yýl koyun güttü. Bir rivayete göre, Peygamberimize tam olarak ne kadar çalýþtýðý sorulmuþ; o da on sene olduðunu buyurmuþtur. Buradan anlaþýldýðý üzere, tam on yýl çobanlýk yapmýþtýr.

    Hz. Musa (a.s) ya Peygamberliðinin Bildirilmesi

    Musa (a.s) Medyen'de on sene kalýp mehrini tamamladýktan sonra, Mýsýr'a dönmeye karar verdi. Ailesiyle birlikte yola koyuldu. Karanlýk ve soðuk bir gecede yolu þaþýrdý ve dað geçidinin yolunu bir türlü bulamadý. Çakmak tasýyla bir þeyler tutuþturmaya çalýþtý, baþaramadý. Soðuk iyice þiddetlendi. Karýsý da hamileydi ve doðum zamaný da yaklaþmýþtý. Musa (a.s) ve ailesinin gerçekten yardýma ihtiyacý vardý. Kur'an-ý Kerim'de, bu olay þöyle anlatýlýyor: "Musa, süreyi doldurunca ailesiyle birlikte yola çýktý. Tur tarafýndan bir ateþ gördü. Ailesine: "Durunuz, ben bir ateþ gördüm; belki oradan size bir haber veya tutuþmuþ, bir odun getiririm de ýsýnabilirsiniz" dedi. Oraya gelince, kutlu yerdeki vadinin sað yanýndaki aðaç cihetinden: "Ey Musa! þüphesiz ben âlemlerin Rabbi olan Allah'ým " diye seslenildi. "Deðneðini at!." Musa, deðneðin yýlan gibi hareketler yaptýðýný görünce, dönüp arkasýna bakmadan kaçtý. "Ey Musa! Dön, gel. Korkma. þüphesiz güvende olanlardansýn" denildi. "Elini koynuna koy, lekesiz, bembeyaz çýksýn. Korkudan açýlan kollarýný kendine çek! Bu ikisi Firavun ve erkânýna karþý Rabbinin iki delîlidir. Doðrusu onlar yoldan çýkmýþ bir millettir" denildi. Musa: "Rabbim! Doðrusu ben onlardan bir cana kýydým. Beni öldürmelerinden korkarým. Kardeþim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu, beni destekleyen bir yardýmcý olarak benimle gönder, çünkü beni yalanlamalarýndan korkarým" dedi, Allah: "Seni kardeþinle destekleyeceðiz, ikinize bir kudret vereceðiz ki, onlar size el uzatamayacaklardýr. Ayetlerimizle ikiniz ve ikinize uyanlar üstün geleceklerdir" dedi" (el-Kasas, 28/29-35).

    Tâhâ sûresinin ilk ayetlerinde, Allah Teâlâ ile Musa (a.s) arasýnda geçen konuþma, daha ayrýntýlý bir þekilde verilir. su ayetler Allah Teâlâ'nýn Musa (a.s)'yi rasul olarak görevlendirdiði zamanýn anlaþýlmasýnda yardýmcý oluyor: "Ben seni seçtim, artýk vahyolunaný dinle. þüphesiz ben Allah'ým. Benden baþka ilâh yoktur. Bana kulluk et, Beni anmak için namaz kýl!" (Tâhâ, 20/13-14).

    Ve daha sonra Allah Teâlâ, Musa (a.s)'ya söyle buyuruyor: "Firavun'a gidin; doðrusu o azmýþtýr. Ona yumuþak söz söyleyin, belki öðüt dinler veya korkar" (Tâhâ, 20/43-44).

    Allah Teâlâ'nýn, Musa (a.s)'ya bunu emretmesinden sonra, Musa (a.s) ile Firavun arasýnda amansýz bir mücadele de baþlamýþ oluyordu. Hak ile bâtýl'ýn amansýz savaþý. Bütün peygamberlerin birbirlerine miras býraktýklarý tevhit mücadelesi...

    Hz. Musa (a.s), Allah Teâlâ'nýn bu emriyle Firavun'a gitti. Onu güzellikle Allah'a iman etmeye davet etti: "Musa: Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbinin peygamberiyim! Bana Allah'a karþý ancak gerçeði söylemek yaraþýr. Size Rabbinizden bir mucize getirdim, israiloðullarý'ný benimle beraber salýver" (el-A'raf, 7/104-105).

    "Firavun: "Musa! Rabbiniz kimdir?" dedi. Musa: "Rabbimiz, her þeye ayrý bir özellik veren, sonra doðru yola eriþtirendir" dedi" (Tâhâ 20/49-50).

    Firavun, bu davete icabet etmedi ve direndi. Musa (a.s)'yi zindana atmakla tehdit etti. Musa (a.s)'da Firavun'a, belki iman eder diyerek, ispat edici bir delil getirmek istedi. Asasýný yere attý, kocaman bir yýlan oldu. Elini koynuna sokup çýkardý, gözleri kamaþtýran bir güneþ parçasý oluverdi. Musa (a.s)'nýn gösterdiði bu mucizeler karþýsýnda Firavun gerçekten korkmuþtu. Bunun üzerine o da sihirbazlarýný toplayýp, Musa'yý maðlup etmeyi kararlaþtýrdý. Ülkesindeki bütün ünlü sihirbazlarý çaðýrttý ve onlardan Musa (a.s)'nýn yaptýklarýndan daha büyük bir sihir yapmalarýný istedi. Onlarda hazýrlandýlar ve bir gün kararlaþtýrdýlar. O gün gelince de halkýn gözleri önünde Musa (a.s) ile yarýþmaya baþladýlar.

    "Sihirbazlar: "Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy veya biz koyalým" dediler. Musa: "Siz koyun"dedi. Sihirbazlar marifetlerini ortaya koyunca, insanlarýn gözlerini sihirlediler ve onlarý ürküttüler, büyük bir sihir yapýlar. Biz de Musa'ya: "Asaný koyuver" dedik o da koyuverdi. Hemen onlarýn uydurduklarýný yutmaya baþladý. Hak tahakkuk etti. Onlarýn yaptýklarý boþa gitti. iste orada yenildiler, küçük düþtüler. Sihirbazlar secdeye kapanýp: "Âlemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandýk" dediler" (el-A'râf, 7/115-122).

    Sihirbazlarýn iman etmeleri, Firavun'u çok kýzdýrdý. Onlarý öldürmekle tehdit etti. iste küfür, acizliðini bu olayla bir kere daha ortaya koymuþ oldu.

    Geliþen bu olaylar, Firavun'u yola getireceði yerde, onu daha çok azdýrdý. Ve Musa (a.s) ile kavmini ortadan kaldýrmadýkça rahata kavuþamayacaðýna inanýp, bu arzusunu yerine getirmeye çalýþtý. Musa (a.s), Firavun ve kavmini, imana çaðýrmaya devam etti. Firavun inkâr ettikçe, Allah Teâlâ onun kavmine tufan, çekirge, haþarat, kurbaða, kan gibi çeþitli azaplar gönderdi. Ancak bunlarýn hiç biri, Firavun ve kavmini yola getirmedi.

    Firavun, küfür ve inadýnda, ýsrar ve Musa (a.s)'nin davetine de icabet etmemeye devam etti. Allah Teâlâ, Musa (a.s)'ya israiloðullarýný bir gece Mýsýr'dan çýkarýp Filistin diyarýna götürmesini vahyetti. Bir gece Musa ve kavmi þehirden çýkýp, Süveyþ halici boyunca Kýzýldeniz'e yöneldiler. Firavun þehirde israiloðullarýndan hiç bir iz göremeyince, kaçtýklarýný anladý ve bütün ordusunu seferber ederek, peþlerine düþtü. Firavun ordusunun çok kalabalýk olduðu rivayet edilmektedir. Firavun iki gün sonra israiloðullarýna yetiþti. israiloðullarýnýn önlerinde geçilmesi mümkün olmayan bir deniz arkalarýnda kocaman bir ordu vardý. israiloðullarý "Yakalandýk yâ Musa" diye yakýnmaya baþladýlar. Kur'ân-i Kerim'de olay þöyle anlatýlýyor: "Musa: "Hayýr, Rabbim benimle beraberdir, bana elbette yol gösterecektir"dedi. Bunun üzerine Biz Musa ya: "Deðneðinle denize vur" diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrýldý, her parçasý yüce bir dað gibiydi. iste oraya geridekileri de yaklaþtýrdýk. Musa ve beraberinde bulunanlarýn hepsini kurtardýk" (es-þuara, 26/62-65).

    "Firavun, ordusuyla onlarý takip etti. Deniz de onlarý içine alýverdi. Hem de ne alýþ!" (Tâhâ, 20/78).

    Kur'an-ý Kerim'de Allah Teâlâ, bir zâlimin, kâfirin sonunu böyle anlatýyor; ve bir kavmi nasýl kurtardýðýný da. iste Hak, Bâtýl'ýn tepesine böyle inip, onu ortadan kaldýrabiliyor.

    Firavun ordusu, bir tek kiþi kalmamacasýna yok oldu. Firavun ise, ölümün geldiðini anlayýnca iman ettiðini açýkladý: "Firavun boðulacaðý anda: "israiloðullarýnýn inandýðýndan baþka tanrý olmadýðýna inandým, artýk ben de ona teslim olanlardaným" dedi. Ona: "þimdi mi (inandýn)? Daha önce baþkaldýrmýþ ve bozgunculuk etmiþtin"dendi" (Yunus, 10/90, 91).

    Bu olaydan sonra Allah Teâlâ, Hz. Musa (a.s)'ya kavmiyle birlikte Beyti Makdis'e yönelmelerini emretti. Yola koyuldular. Çölde su bulamayýp, þiddetli bir susuzluða kapýldýlar. Gelip Musa (a.s.)'a sitem ve þikayette bulundular. Allah, Musa (a.s)'a, âsâsýný taþa vurmasýný emretti. Vurunca taþýn oniki yerinden su fýþkýrdý. Her Yahudi kabilesine bir göze düþüyordu. Onlar bu gözelerden kana kana içtiler, susuzluklarýný giderdiler. Allah Teâlâ israiloðullarýna, gökten kudret helvasý ve býldýrcýn eti de gönderdi. Fakat israiloðullarýnýn o ikiyüzlülükleri, bütün bu nimetlere raðmen, kendini burada da ortaya çýkardý. Bir tek yemekle yetinemeyeceklerini söylediler: "Ey Musa! Bir çeþit yemeðe dayanamayacagýz. Bizim için Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiði sebze, kabak, sarmýsak, mercimek ve soðan yetiþtirsin" demiþtiniz de, "hayýrlý olaný daha düþük þeyle mi deðiþtirmek istiyorsunuz? Bir þehre inin, orada þüphesiz istediðiniz vardýr" demiþti" (el-Bakara, 2/61).

    Sonra Allah Teâlâ Hz. Musa'ya, Filistin'e gitmeyi emretti. Orada Heysanilerin kalýntýlarý ve Kenanlýlardan meydana gelen zalim bir topluluk ile karþýlaþtýlar. Musa (a.s) kavmine, buraya girip bu zalimlerle savaþmalarýný, ve onlarý bu mukaddes beldeden çýkarmalarýný emretti. Fakat, israiloðullarý buna cesaret edemedi: "Ey Musa! "Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceðiz. Sen ve Rabbin gidin savaþýn, doðrusu biz burada oturacaðýz" demiþlerdi" (el-Maide, 5/24).

    Çünkü israiloðullarý, Firavun ülkesinde zillet ve adiliðe, aþaðýlanmaya alýþmýþlardý. Onlar için bazý deðerleri ele geçirmek için savaþmak, bir manâ taþýmýyordu. Allah'da onlarý Tih çölüne attý ve yollarýný þaþýrttý. Kavmine söz geçiremediðinden yakýnan Musa'ya, Allah Teâlâ: "Orasý onlara kýrk yýl haram kýlýndý. Yeryüzünde þaþkýn þaþkýn dolaþacaklar. Sen, yoldan çýkmýþ bir millet için tasalanma" dedi" (el-Maide, 5/26).

    Zamanla, bu zillet içinde yasayan nesil, yerini hürriyetle yetiþen ve izzetle yasayan bir nesile terk etti. Bunlar da bir müddet sonra Arz-i Mukaddes'e girmeye muvaffak oldular.

    israiloðullarý, bu kýrk yýl içinde çok çeþitli sapýklýklarda bulundular. Hz. Musa'nýn Tur daðýnda kýrk gün geçirdiði bir zamanda, Sâmirî isimli bir þahsýn imal ettiði ve "iste sizin de Musa'nýn da tanrýsý" dediði altýndan bir buzaðýya tapmaya baþladýlar. Musa (a.s) döndüðünde onlarý buzaðýya tapýnýr görünce çok üzüldü. Harun (a.s)'a çýkýþtý. israiloðullarýný buzaðýya tapýnmaktan vazgeçirmeye çalýþtý. israiloðullarý ise, her fýrsatta iki yüzlülüklerini sergilediler (Sâmirî olayý bak. Daha fazla bilgi için bk. Sâmirî mad.). Musa (a.s), hayatý boyunca tevhid yolunda mücadele etti. Bu uðurda pek çok eziyetle karþýlaþtý. Yurdundan çýkarýldý, ölümle tehdit edildi ve etrafýnda kendisiyle beraber, inanan pek az insan bulabildi.

    Musa (a.s), Tih çölünde, Harun (a.s)'dan sonra öldü. israiloðullarýný Arz-i Mukaddes'e sokamadý. Öldüðünde yüz yirmi yaþýnda idi. Buhârî, onun ölümü ile ilgili olarak þunlarý rivayet ediyor: "Ölüm meleði geldiðinde, Musa (a.s) onun yüzüne dikkatle baktý. Canýný almaya gelen Azrail (a.s) korktu ve gözü karardý. Sonra: "Yarabbi, beni bir kuluna gönderdin ki, ölmek istemiyor" diye tazarru eyledi. Allah Teâlâ, o hali üzerinden kaldýrarak, tekrar Musa'ya gönderdi: "Söyle, sayýlý olmak þartýyla istediði kadar yaþasýn". Hz. Musa: "Yarabbi, sonra ne olacak?" dedi. "Öleceksin" buyuruldu. "Öyle ise ölüm simdi gelsin" niyazýnda bulundu. Sonra Allah Teâlâ'dan, kendisini bir taþ atýmý Beyti Makdis'e yaklaþtýrmasýný, orada ölmesini ve oraya gömülmesini istedi. Ebu Hureyre (r.a) söyle diyor: "Rasulullah (s.a.s): "Eðer ben sizinle beraber orada bulunsaydým, onun yol kenarýnda ve kýzýl bir kum tepesinin yanýnda bulunan kabrini size gösterirdim" buyurdu


  7. #7

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    H Z . HUD A.S.

    1.Hz. HUD hakkýnda genel bilgiler

    Hz. Hud Yemen'de bulunan Ad kavmine gönderilen peygamberdir: «Ad kavmine de kardeþleri Hud'u (gönderdik). (...) » . Nuh aleyhisselamin oglu Sam'in neslindendir. Bir ismi de Abir olup, lâkabý Nebiyyullahtýr. Hz. Hud'un ismi (veya nesebi) hakkýnda 2 rivayet vardir:
    Hud bin Abdullah bin Riyah (veya Ribah) bin Él-Halud bin Ad bin Avs bin Irem bin Sam bin Nuh
    Hud ibni Salih ibni Erfahd ibni Sam ibni Nuh ibni Ebi Ad'dir.
    Yemen'de Aden ile Umman (Oman) arasýnda bulunan Ahkaf diyarýnda Hz. Hud doðup büyüdü. Çocukluktan itibaren Allah'a ibadet ederdi. Ara sýra ticaret yapan Hz. Hud gayet þefkatli ve çok cömert idi. Kavmi (Ad) bolluk ve bereket içinde ve gösteriþli binalar yaparak azmýþtýr. Bütün nimetleri kendilerine veren Allah'ý unutan Ad kavmi putlara tapmaya baþladý. Hud aleyhisselam bu kavme peygamber olarak gönderildi ve Hz. Hud Nuh aleyhisselam ýn bildirdiði dinin esaslarýný Ad kavmine bildirdi: «(...) O dedi ki: " Ey kavmim ! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan baþka tanrýnýz yoktur. Hala sakýnmayacak mýsýnýz ? » . Allah'a itaat edip, Ona ibadet etmelerini söyledi. Allah "onlara putlara tapmaktan, zulüm etmekten vazgeçmeleri, insanlara merhametli olup onlara eziyet etmemeleri, insanlarý þaþýrtmak maksadýyla yollara aldatýcý iþaretler ( Ad kavmi, yolcularý þaþýrtmak ve onlarýn çölde kaybolup gitmelerine gülmek (alay etmek) için yollara yanlýþ iþaretler koyarlardý, M.K.) koymamalarý, insanlarla alay etmemeleri, onlarý öldürüp mallarýný soymamalarýný ve bütün varlýðý yaratan bir olan Allah'a ibadet etmeleri için nasihatte bulunmak " üzere Hud aleyhisselamý Ad kavmine yolladý. Ne yazýk ki birçok kabileler gibi Ad kavmi de peygamberine karþý geldi: « Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancýlardan sanýyoruz » . Hud aleyhisselam onlarý Allah'ýn azabý ile korkuttu ise de pek az kiþi iman etti. Ama Hud aleyhisselam yelmedi ve imana davet etmeye devam etti: « Ey kavmim ! Rabbinizden baðýþ dileyin; sonra da O'na tevbe edin ki, üzerinize göðü (yaðmuru) bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsýn. Günah isleyerek (Allah'tan) yüz çevirmeyin » . Kavmi ise ona hakaret etti, hatta kendinden geçinceye kadar onu dövdü. Bu - alçakca - dövme olayý da Sadad isimli Ad kavminin en zengini ve böylece bunlarýn baþýnýn (emir): " Ey Hud ! Bu söylenenleri duymadýn mý ? Ýþte ben Avc'i kendime vekil tayin seçtim. Benim namýma senin Allah'ýna cenk (savaþ, harp; M.K.) edecek, hadi sür senin Allah'ýný " söylemesinden sonra vukuu buldu. Hud aleyhisselam da bunun üzerine kavmine biraz da acýyarak: « Ey Yüce Rabbim ! Sen bana en büyük isyaný göstermiþ olan bu Ad kavmine karþý artýk acýmasýz davran. Onlarý cezalarýnýn en büyüðü ile cezalandýr. Senden bunu diliyorum » diye beddua etti. Hz. Hud kavminin ýslah olmayacaðýný anlayýnca: « Ya Rabbi ! Sen her þeyi biliyorsun. Ben onlara peygamberliðimi bildirdim. Ey Rabbim ! Onlara ders almalarýna vesile olacak bir musibet ver » diye beddua etti. Hud aleyhisselam ýn duasýný kabul eden Allahü Teala Ad kavmine önce kuraklýk, kýtlýk musibetini verdi: 3 sene müddetçe hiç yaðmur yaðmadý. Akan pýnarlar kuruyup, aðaçlar , meyveler sararýp soldu. Hayvanlar susuzluktan telef (ölecek kadar zayýfladý; M.K.) oldu. Býkmayan Hud aleyhisselam onlarý imana davetini devam etti ise de onlar git gide azgýnlaþtý, Hud aleyhisselama daha çok eziyet ettiler. Hz. Hud mucizeler gösterdi ise de yine hidayete ermediler. Allahü Teala Ad kavmi üzerine azap yüklü bulutu göndererek buluttan esen bir rüzgarla onlarý helak etti: « Ad kavmi (Peygamberleri Hud'u) yalanladý da azabým ve tehdidim nasýlmýþ (gördüler). Biz onlarýn üstüne, uðursuzluðu devamlý bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik » . Bu bulutun ismi « sarsar » idi ve 7 gece, 8 gün devam etti: « Ad kavmi ise, uðultulu, kasýp kavuran bir fýrtýna ile mahvedildiler. Allah onu, artarda 7 gece, 8 gün onlarýn üzerine musallat etti. Öyle ki (eðer orada olsaydýn), o kavmi, içi bos hurma kütükleri gibi oracýkta yere sarýlmýþ halde görürdün » . Ad kavmi üzerine gelen rüzgar, Hud aleyhisselama ve ona iman edenlerin yüzlerine gayet serinletici ve Tatlý olarak esti: « Emrimiz gelince; Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafýmýzdan bir rahmetle kurtardýk, onlarý aðýr bir azaptan kurtuluþa erdirdik » Hud aleyhisselam, kavmi helak olduktan sonra kendine inananlarla birlikte Mekke-i Mükerremeye gitti. Kabe-i Muazzamanýn bulunduðu yerde ibadet ve taatla meþgul oldu ve orada vefat etti. Kabrinin Harem-i Serif'de (Kabe-i Muazzamanýn etrafýndaki Mescit) Hicr (bkz. Hicr suresi) denilen yerde bulunduðu rivayet edilmektedir. Allahü Teala yüce Kur'an-ý Kerim'de buyuruyor ki: « Onlar hem bu dünyada hem de kýyamet gününde lanete tabi tutuldular. Biliniz ki; Ad (kavmi) Rablerini inkar ettiler. (Sunu da) bilin ki Hud'un kavmi Ad, Allah'ýn rahmetinden uzak kilindi » ; (Onlar: Ad kavmi; M.K.)

  8. #8

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    H Z . ÝBRAHÝM A.S.

    1.Hz. Ýbrahim hakkýnda genel bilgiler

    Hz. Îbrahim Kur'an-ý Kerim'de bildirilen peygamberlerdendir : « Kitap'ta Ýbrahim'i an. Zira o, sýdký bütün bir peygamberdi » . Ülül'azm denilen peygamberlerin üçüncüsü olup Mezopotamya'daki Keldâni kavmine gönderilmiþtir. Peygamberimiz Muhammed Mustafa (S.A.V.)'dan sonra Allah katýnda insanlarýn en üstünüdür, çünkü ileride göreceðimiz gibi Allahü Teâlânýn varlýðýný kendi akýl ve mantýðýyla bulmuþtur. Allah ona Halil'im (dostum) diye buyurdu. Onun için «Hâlilürrahman» olarak zikredilir. Kendisine on suhuf (forma) verildi. Oðullarý, Ýsmail ve Ýshak aleyhisselam'dan ziyade soyundan daha birçok peygamber geldiði için «Ebü'l enbiya» (peygamberler babasý) da denilmiþtir. Beni Ýsrail oðlu olan Hz. Ýshak, Arap kavmi ise diðer oðlu Hz. Ýsmail'den türemiþtir. Babasýnýn Âzer'in mi, Târuh'un mu olup olmasý hakkýnda ihtilaf vardýr (geniþ bilgi ileride, 2.2 noktada verilecektir) . Bir rivayete göre annesinin ismi Emile'dir . Hz. Ýbrahim peygamberimizin dedelerindendir . 2. Hz. Ýbrahimin hayatý


    2.1. Hz. Ýbrahim'in yaþadýðý zaman ve mekan
    Ýbrahim aleyhisselamýn nesebi Nuh aleyhisselamýn oðlu Sam'a dayanýr. Hz. Nuh'un vefatý ile Hz. Ýbrahim arasýnda iki peygamber (Hz.Hud & Hz. Sâlih) vardýr. Bu fasýla (rivayete göre, M.K.) 1143 senedir. Hz. Hud ile Hz. Ýbrahim arasýnda da 630 yýllýk bir fasýla olduðu bildirilmiþtir. Doðum yeri Bâbil kentidir .

    2.2. Ýbrahim aleyhisselamýn babasý
    Allahü Teâlâ Kur'an-ý Kerim'de : «Ýbrahim, babasý Âzer'e...» buyurmaktadýr. Bu âyetten anlaþýlacaðý gibi Hz. Ýbrahim'in babasý Âzer isminde idi. Ama, bazýlarýna göre Ýbrahim aleyhisselamýn babasý -Kur'anda bildirilen- putperest Âzer deðil, mü'min olan Târuh idi. Bu görüsü destekleyenler arasýnda meþhurlarý Abdülhakim Arvâsi, Kadi Beydâvi ve Senâullah Dehlevi vardýr, ama Þii'ler de bunu söylemektedirler . Bir rivâyete göre Âzer Hz. Ýbrahim'in - amcasý olup - Târuh'un ölmesiyle Emile ile evlenip, Hz. Ýbrahim'in üvey babasý oldu. Tefsir yönünden bunu böyle açýklamaktadýrlar : En'am suresinin manasý : «Ýbrahim, Âzer olan babasýna dediði zaman» anlamýndadýr. Böyle olmasaydý Kur'an-ý Kerim'de «Babasý Âzer'e dediði zaman» demeyip, "Âzer'e dediði zaman" veya "Babasýna dediði zaman" demek yetiþirdi . Âzer, kendi babasý olsaydý "Babasý" kelimesi fazla olurdu demektedirler. Bir kanýt olarak Þua'ra suresinin 219. ayetini göstermektedirler. Bu surede Allah « Secde edenler arasýnda dolaþmaný da görüyor » denilmektedir. Buna göre Peygamberimizin sülâlesinde hiçbir putperest yoktur. Bu görüþü reddedenler ise, ki bunlar arasýnda Taberi, Ebu Hayyan ve Elmalýlý Muhammed Hamdi Yazýr vardýr, açýk olan âyete (En'am, 74) bir mâna verilmek istenmiþtir demektedirler. Mealine göre manalar deðistiði için anlamlar da deðiþir teorisini ileri sürmektedirler. Konuya objektif bir yönle bakmak gerekirse, Âzer'in Ýbrahim aleyhisselam ýn babasý olmamasý biraz daha mantýklýdýr. Sunu da belirtmek lâzým ki, bir üçüncü fikir vardýr. O da, Ýbrahim aleyhisselamýn babasýnýn asýl isminin Tarih veya Taruh olup sonradan - bir putun ismi olan - Âzer ismine deðiþtirmesi. Bu da Nemrud'un onu puthanesi'nin nâzýrý olarak tayin etmesinden sonra gerçekleþmiþtir . Ama kaynaklar bu düþünce hakkýnda bilgi vermiyorlar, onun için fazla dikkat etmemek gerekir. Biz burda ilmi gerçekleri tartýþmayacaðýmýz için bunu burda noktalamak gerekir. Bu ihtilaf'ýn çözümünü ancak Rahman, Rahim, Evvel, Âhir, Kebir, Aziz, Saafii, Mâlik, Gafur, Nur, Adl, Hak, Hakem, Rauf, Þehid, Veli, Kerim, Bari, Cebbar olan ALLAH bilir. Âzer ayrýca put yapardý ve Nemrud'un yakýnýnda bulunurdu. Onun bir dediðini, iki etmezdi.

    2.2. Hz. Ýbrahim'in doðumundan peygamberliðine kadar olan hayatý

    2.2.1. Hz. Ýbrahim'in doðumuna kadar vukuu bulan olaylar
    Nemrud (2.3.2.2. no'lu noktaya bakýnýz) ve ona tâbi olanlar azgýnlýk ve Allah'a isyan içinde yasamakta idiler. Bir gün Nemrud bir rüya gördü. Bir rivayete göre, rüyasýnda gökyüzünde bir nurun parladýðýný, güneþin, ayýn ve yýldýzlarýn bu nurun ýþýðýnda kaybolduðunu gördü. Diðer bir rivayete göre ise, rüyasýnda bir kimsenin gelip tahtýndan kaldýrýp kendini yere vurduðunu gördü. Müneccimlere gördüðü rüyayý anlatýp tâbir ettirdi. Bunlar "Yeni bir peygamber ve din gelecek, senin saltanatýný temelinden yýkacak ! Ona göre tedbir almalýsýn" diye tâbir ettiler. Nemrud bu isin tedbiri kolaydýr deyip, " Bundan sonra kimse çocuk sâhibi olmayacak. Hanýmlardan uzak durulacak. Doðan çocuklar, erkekse öldürülecek, kýzsa býrakýlacak" emrini verdi. Bu suretle 100.000 mâsum bebeði öldürüldüðü nakledilmiþtir .

    2.2.2. Doðumundan sonra
    Bu sýrada Hz. Ýbrahim'in annesi hâmile idi. Âzer'in durumunu bildiði için, onu doðuma yaklaþýnca kendisinden uzaklaþtýrdý ve gizlice bir maðaraya gitti ve orda Hz. Ýbrahim'i dünyaya getirdi. Doðduktan sonra annesi onu emzirdi ve maðarayý kapatýp geri þehre döndü. Âzer'e ," Çocuk çok zayýf doðdu ve hemen öldü" dedi. Bundan sonra maðaraya - gizlice -gelip Ýbrahim aleyhisselamý emzirip geri eve dönerdi. Rivâyetlere göre, Hz. Ýbrahim maðarada 7, 13, 16 veya 17 yaþýna kadar kaldý .

    2.3. Hz .Ýbrahim'in tebliði

    2.3.1. Hz. Ýbrahim'in Allah'ý aramasý

    2.3.1.1. Hz. Ýbrahim'in Allah'ý aramasýndan önceki durumu
    Hz. Ýbrahim'in imaný durumunu hakkýnda Kur'an-ý Kerim bilgi vermektedir :«Andolsun biz Ýbrahim'e daha önce rüþdünü vermiþtik. Biz onu iyi tanýrdýk » . Burdaki rüþdünü vermek peygamberlik, yahut Ýbrahim aleyhisselamýn risâletten önce sahip olduðu hidayet ve doðruluk manasýna geldiði tefsirlerde bildirilmiþtir. Bu da gösteriyor ki, peygamberlik Hz. Ýbrahim'e genç yasta verilmiþ idi.

    2.3.1.2. Ýbrahim aleyhisselamýn tefekkür ile tevhid'i bulmasý
    Ýbrahim aleyhisselam hakkýnda Allahü Teâlâ « Halil'im » demiþtir. Bu da onun Allah'ý arayýp bulmasýndandýr. Bunun için Kur'an-ý Kerim'de þunlar buyrulmuþtur : «Böylece biz, kesin iman edenler olmasý için Ýbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk. Gecenin karanlýðý onu kaplayýnca bir yýldýz gördü, Rabbim budur, dedi. Yýldýz batýnca, batanlarý sevmem, dedi. Ay'ý doðarken görünce, Rabbim budur, dedi. O da batýnca, Rabbim bana doðru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum,dedi. Güneþi doðarken görünce de, Rabbim budur, zira daha büyük, dedi. O da batýnca, dedi ki : Ey kavmim ! Ben sizin (Allah'a) ortak koþtuðunuz þeylerden uzaðým » . Bu olay resmi olarak bakýlýrsa Hz. Ýbrahim'in peygamberlik baþlangýcýdýr. Bundan sonra Hz. Ýbrahim Bâbil kavmine Allah'ýn emirlerini teblið etmeye baþladý ve birçok delil gösterdi.

    2.3.1.3. Ýbrahim aleyhisselam ýn putlarý kýrmasý
    Babil halký Allah'ýn yolundan saptýðý için her sene putlar için âyin düzenlerdi. Bu âyinde bir yere toplanýr bayram yapar ve sonra puthaneye gider, putlara secde eder, sonra da evlerine dönerlerdi. Böyle bir bayram günü, Ýbrahim aleyhisselam put haneye girip, bir balta ile bütün küçük putlarý kýrdý. Baltayý da, en büyük putun boynuna aþdý ve oradan uzaklaþtý. Keldâniler puthâneye girince bütün putlarýn kýrýldýðýný gördüler ve bunu yapaný yakalayarak cezalandýrmak istediler. Hz. Ýbrahim'i getirip, bu isi sen mi yaptýn dediler. Ýbrahim aleyhisselam « Kendisi dururken küçük putlara tapýnýlmasý istemediði için, boynunda asýlý olan büyük put yapmýþtýr. Ýnanmazsanýz kendisine sorunuz » buyurdu. Onlar 'Putlar konuþamaz ki, sen onlara sor diyorsun' dediler. Bunun üzerine Ýbrahim aleyhisselam « O halde konuþamayan ve kendilerini kýrýlmaktan kurtaramayan putlara neden ibadet edersiniz ? Size ve tapdýðýnýz putlara yazýklar olsun » dedi , ama bu hiç bir fayda vermedi, çünkü onlar : «Dediler ki. Biz, babalarýmýzý bunlara tapar kimseler bulduk ».

    2.3.2. Ýbrahim aleyhisselamýn ateþe atýlmasý
    Ýbrahim aleyhisselam putlarý kýrýnca putperestler bu iþin onun yaptýðýný anladýlar ve ceza vermek üzere hapsettiler. Durumu Nemrud'a bildirdiler.

    2.3.2.1 Hz. Ýbrahim ve Nemrut
    Rivayete göre Nemrut Hz. Ýbrahim'in yaptýðýný duyunca onu yanýna çaðýrdý. O zaman insanlar Nemrut'a secde ederlerdi. Ýbrahim aleyhisselam secde etmeyince Nemrut " Niçin secde etmedin" diye sordu. Hz. Ýbrahim de: « Ben beni yaratan Allahü Teâla'dan ziyade secde etmem » buyurdu. Nemrud " Seni yaratan kim ? " diye sorunca, Ýbrahim aleyhisselam: « Benim Rabbim, dirilten ve öldüren Allah'dýr » diye cevap verdi. Nemrut, " ben de diriltirim" diyerek zindandan iki kiþi getirtti. Birini serbest býrakýp, birini öldürdü. Güya böylece diriltmiþ ve öldürmüþ oldu. Hz. Ýbrahim bunun karþýsýnda : « Benim Rabbim güneþi doðudan getirir, doðurtur. Eðer gücün yetiyorsa sen de batý'dan doðdur » buyurunca Nemrut þaþýrýp, âciz kaldý. Bu husus Bakara suresinin 258. âyetinde bildirilmiþtir . Bu münazaranýn vukuu bulduðu zaman hakkýnda iki rivayet vardýr. Birincisi, Ýbrahim aleyhisselam putlarý kýrýnca onu yakalayýp hapsettiler. Sonra ateþe atmak için hapisten çýkarýp , Nemrut'un yanýna götürdüklerinde gerçekleþmiþtir. Diðer rivayete göre insanlar arasýnda büyük bir kýtlýk çýkmýþtý. Bundan dolayý insanlar yiyecek almak için Nemrut'a giderlerdi. Nemrut her gelene, "Senin Rabbin kim ? " diye sorar ve "Benim Rabbim sensin" diyenlere gýda maddeleri verirdi. Hz. Ýbrahim yiyecek almaya gelip Nemrut ona bu soruyu sorunca Ýbrahim aleyhisselam : « Benim Rabbim dirilten, hayat veren ve öldürendir » dedi ve böylece bu münazara vukuu buldu . Bu olaydan sonra Keldâniler Halilallah'ý ceza vermek istediler ve onu ilk önce hapse attýlar. Sonra Nemrut onu ateþe atmaya karar verdi. Rivayete göre bu fikri Nemrut'un aklýna Hênun adýnda biri getirdi ve Allah onu sonra yerin dibine batýrdý.

    2.3.2.2. Nemrut hakkýnda bilgiler
    Burada Nemrut hakkýnda bazý bilgilere deðinmek istiyorum. Çünkü bir Müslüman için önemli olan düþmanlarýný iyi bilmesi. Nemrud da vahþî bir düþmandýr. Nemrut gaddar ve zâlim bir hükümdardý. Bir rivayete göre Nemrut onun hakiki ismi deðil, - firavun - gibi bir ünvandý. Nemrut çocukken burnuna bir yýlan yavrusu kaçmýþ, bu yüzden son derece çirkinleþmiþti. Babasý bile tahammül edememiþ ve öldürmeye karar vermiþ. Fakat annesinin yalvarmasý üzerine, onu bir çobana teslim etmiþ , çoban da, onun çirkin yüzüne bakmaya dayanamadýðýndan, onu dað baþýnda býrakmýþ, daðda Nemrud isminde bir diþi kaplan, çocuðu emzirerek, onun yaþamasýna sebeb olmuþtur. Ýsmi (Nemrud) bu kaplandan gelmektedir. Babasý öldükten sonra hükümdarlýða geçen Nemrud, kendisini ilah zannediyor ve bütün halkýn kendisine tapmasýný istiyordu .

    2.3.2.3. Ateþ'in Halilallah'ý yakmamasý
    Ýbrahim aleyhisselam'ýn ateþe atýlmasý kararlaþtýrýldýktan sonra odun toplanýyor ve kocaman bir ateþ yakýlýyor. Problem Halilallah'ý ateþe atmakta. Rivayete göre Ýblis insan þekline girip Nemrud'a mancýnýk kullanmasýný tavsiye ediyor . Kur'an'da : « Onun (Ýbrahim) için bir bina yapýn ve derhal onu ateþe atýn ! dediler » buyurulmuþtur. Bir bina (mancýnýk) yapýlýp oradan Ýbrahim aleyhisselam ateþe atýlýnca, ateþ bir gül bahçesi oluyor. Diðer bir rivayete göre içi balýk dolu bir havuz oluyor ateþ. Ve böylece ateþ Halilürrahman'ý yakmýyor. Bu kurtarma olayý Kur'an-ý Kerim'in Enbiya suresinde bildirilmiþtir : « Ey ateþ ! Ýbrahim için serinlik ve esenlik ol» dedik. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler, fakat biz onlarý, daha çok hüsrana uðrayanlar durumuna soktuk » . Bugün Þ.Urfa'da « Ayn-i Zelika » veya « Halilürrahman » isminde 50x30 m boylarýnda bir havuz vardýr. Buranýn Hz. Ýbrahim'in ateþe atýldýðý yer olduðu, balýklarýn odunlardan meydana geldiði iddia olunmakta ve kimse bu balýklara dokunmamaktadýr . Tevrat'ta bu ateþ olayý hakkýnda -;Ýbrahim peygamberin yahudilerin soyunun babalarý kabul edildiði halde - bir bilgi yoktur.

    2.4. Ýbrahim peygamberin Bâbil'i terketmesi
    Kur'an-ý Kerim'de buyuruluyor ki : « (Oradan kurtulan Ýbrahim Ben Rabbime gidiyorum. O bana doðru yolu gösterecek » . Böylece Hz. Ýbrahim küfür diyarýndan hicret ederek Þam'a gidiyor . Hicret ederken de, « Ey Rabbimiz, ancak sana tevekkül ettik ve (taatle) sana yöneldik ve ahirette de dönüþümüz ancak sanadýr » diye dua ettikleri Mümtehine suresinin 4. ayetinde bildirilmiþtir . Baþka bir rivayete göre Harran'a (Filistin) gittiði rivayet edilir .

    2.5. Ýbrahim aleyhisselam Mýsýr'da
    Ýbrahim aleyhisselam oradan sonra zevcesi Hz. Sâre ile birlikte Mýsýr'a gitti. Rivayete göre o sýralarda 38 yasýnda idi. O zamanýn Firavunu çok zâlim ve cebbâr, Sinan bin Ulvân isimli, Dahhâk'ýn kardeþi olan pek kibirli birisiydi. Firavun güzel kadýnlardan çok hoþlanýrdý ve güzel bir kadýn gördü mü hemen onu ne pahasýna olursa olsun Haremine alýrdý. Kadýnýn kocasý varsa onu öldürürdü. Hz. Sâre çok güzel bir kadýn olduðu için, Firavun veya Melik Ýbrahim aleyhisselama zevcesinin kim olduðu hakkýnda sorunca Ýbrahim aleyhisselam Firavunun Hz. Sâre'ye musallat olmasýný engellemek için din bakýmýndan kardeþi olduðuna niyet ederek : « Kýz kardeþimdir » dedi. Pek zâlim olan bu hükümdar, Sâre hatunu almak isteyip sarayýna çaðýrttý. Fakat musallat olmak isteyince nefesi kesilip, elleri, ayaklarý tutmaz oldu. Yere yýkýlarak debelenmeye baþladý. Allahü Teâlâ Hz. Sâre'yi Firavun'un þerrinden koruyup musallat olmasýný engelledi. Hükümdar bu durum karþýsýnda korkusundan Hz. Ýbrahim'in zevcesini ona geri yolladý . Hz. Sâre'ye yaklaþýnca onu cin zannettiðinden, yanýna bir de Hâcer isimli bir câriye verdi. Böylece bundan kurtulacaðýný zannetti . Bu olay Ebu Hureyre'nin bildirdiði Hadis ile bildirilmiþtir (bkz. Buhari, Müslim). Tevratta da bu olayýn böyle - küçük modifikasyonlarla - gerçekleþtiði yazmaktadýr . Bundan sonra Halilürrahman Mýsýr'ý terkedip geri Filistine dönüp Sebu' isimli yere yerleþiyor .

    2.6. Hz. Ýsmail
    Ýbrahim aleyhisselam'ýn Hz. Sâre'den çocuklarý olmuyordu. Yaþlarý da gittikçe ilerliyordu. Ýbrahim aleyhisselam Bâbil'den ayrýlýrken: «Rabbim ! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver, dedi » diye niyazda bulundu. Hz. Sâre'de bunu çok istiyordu, ama çocuðu olmuyordu. Firavun'un kendisine verdiði câriyesi Hz. Hâcer'i azad edip Ýbrahim aleyhisselama evlenmesi için verdi ve Hz. Ýbrahim Hz. Hâcer ile evlendi. Bu evlilikten Hz. Ýsmail doðdu. Muhammed aleyhisselam ýn (s.a.v.) nuru Hz. Ýsmail'in alnýnda intikal etti. Ýbrahim aleyhisselam onu çok sever ve yanýndan ayýrmazdý. Hz. Sâre nurun kendisine intikal edeceðini umuyordu. Bu sebeple Hz. Hâcer'e karsý kalbi gayret hâsýl oldu. Ve birgün Ýbrahim aleyhisselam'dan Hz. Hâcer ile Hz. Ýsmail'i baþka bir yere götürüp býrakmasýný istedi. Allah'ýn emriyle Halilallah bu isteði yerine getirdi ve Hacer hatun ile Ýsmail aleyhisselamý (s.a.v.) alýp Mekke'ye götürdü ve onlarý orada býraktý . Ýlerisini Hz. Ýsmail'in hayatýnda...

    2.7. Misafir melekler

    2.7.1. Meleklerin müjdesi
    Ýbrahim peygamberin yaþý gittikce ilerliyordu. Bu sýrada melekler gelip Ýbrahim aleyhisselama bir oðlunun doðacaðýný müjdelediler : « Hem o kullara, Ýbrahim'in misafirlerinden haber ver. Hani melekler, Ýbrahim'in yanýna girdikleri zaman, "selam" demiþler, Ýbrahim de onlara: "Biz sizden korkuyoruz" demiþti. Melekler: "Korkma ! Gerçekten biz sana bilgin bir oðul müjdeliyoruz" dediler » . Rivayete o sýrada Hz. Ýbrahim 120 ve Hz. Sâre de 99 yaþýnda idi. Müjdeyi vermek üzere gelen melekler gayet güler yüzlü birer´genç suretinde Ýbrahim aleyhisselam ýn karþýsýna çýktýlar. Bunlarýn Cebrail (a.s.), Mikail (a.s.) ve Israfil (a.s.) olduðu Ibn-i Abbas'dan rivayet edilmiþtir. Cebrail aleyhisselam ile birlikte 7 veya 9, veya 10 bir yahut da 12 meleðin bulunduðu rivayet edilmiþtir. Melekler bu müjdeyi verdikten sonra Lut kavmini helak etmeye gittiler (genis malumat icin bkz. «Hz.Lut»). Melekler, "Selamunaleyke" deyince Ýbrahim aleyhisselam "Aleyküm selam" diyerek mukabelede bulundu. Onlarý evinde en iyi yere oturttuktan sonra ikram etmek üzere hemen bir buzaðý getirdi. Misafirlerine ikram etti ise de onlar yemedi. Bundan dolayý Hz. Ýbrahim'in kalbine biraz þüphe düþtü. O zamanýn âdetine göre bir eve misafir gelip, ikram edilenden bir þey yerse ondan emin olunurdu; misafir bir þey yemezse onun zarar vermek için geldiði hükmedilirdi. Ýbrahim aleyhisselam tekrar melekleri davet edince, onlar "Biz yemeðin ücretini vermeden yemeyiz" dediler. Hz. Ýbrahim "Bedelini verin de yiyin. Bu yemeðin bir ücreti var diye karþýlýk verdi. Melekler bu ücreti sorunca, Hz.Ýbrahim: « Bismillah ,demek. Sonunda da Elhamdülillah, demektir » dedi. Bunun üzerine Hz. Cebrail, Mikail aleyhisselam bakarak : « Bu zât, Allahü Teâlânýn dost edinmesine lâyýk bir kimsedir » buyurdu. Bu sýrada Hz. Sâre perde arkasýnda duruyordu. Meleklerin müjdesi üzerine: «(Ýbrahim'in karýsý Olacak þey deðil ! Ben bir kocakarý, bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doðuracaðým ? Bu gerçekten þaþýlacak þey ! dedi » dedi. Âyet-i kerimede onun için « Dâhiket » buyrulmuþtur. Bu kelime hem gülmek, hem de hayz oldu manasýna gelmektedir. Cumhur'a göre gülme manasýnda kullanýlýrsa da Ikrime ve Mücahit'e göre hayz oldu anlamýndadýr bu kelime. Ayrýca gülmesi hakkýnda da deðiþik rivayetler vardýr. Meleklerin korkma demesi üzerine Ýbrahim aleyhisselam ýn korkusunun gitmesi için gülmüþtür. Bir baþka rivayete göre Ýshak aleyhisselamýn müjde verilmesi hakkýnda ellerini yüzüne kapayýp gülmüþtür. Çünkü kendisi çok yaþlanmýþtý ve bir çocuk doðurmanýn ihtimali sýfýrdý o yaþta. Hz. Ýbrahim de yukarýda belirttiðimiz gibi 120 yaþýna gelmiþti. Diðer bir rivayete göre, ellerini yüzüne kapamasý, yaþlýlýðýnda hayz görmesinden ve bunun farkýna varmayýp hayâsý sebebiyle utanmasýndan ileri geldiði bildirilmiþtir. Hz. Sâre'nin bu sözlerine karþýlýk melekler " Sen Allahü Teâlânýn emrine mi, takdirine mi þaþýyorsun" dediler ve Ýbrahim aleyhisselam ýn çýkýp Lut kavmi'nin ikamet ettiði yere gittiler . Yahudiler Ýbrahim aleyhisselam ýn misafirleri hakkýnda baþka bir beyânat vermektedirler. Onlara göre Hz. Ýbrahim'e melekler deðil, bizzat - tövbe hâþaa - Allah gelmiþtir. Yanýna da bazý melekler almýþ, güya . Ve onlara göre misafirler Hz. Ýbrahim ile beraber yemek yemiþler.

    2.7.2. Ýshak aleyhisselam ýn doðumu
    Meleklerin haberinden 1 sene sonra Hz. Ýshak doðdu . Ýleride Hz. Ýshak hakkýnda mâlumat vereceðim.

    2.8. Hz. Ýbrahim'in Mekke'ye yolculuðu

    2.8.1. Ýbrahim aleyhisselam Mekke'de
    Ýsmail aleyhisselam büyüyüp gençlik çaðýna girmiþti. Cürhümilerden Arapca öðrenmiþ ve onlar arasýnda yüksek makama eriþmiþti. O Cürhümilerden bir kýz ile evlendi. Bu sýrada ise Hâcer aleyhisselam vefat etmiþti. O sýrada Hâcer hatun 99 yasýnda idi ve Kâbe'nin bitiþiðinde bir yer olan ve Hicr denilen yere defn edildi . Ibrahim aleyhisselam bir gün oðlunu ziyaret etmek üzere Þam'dan Mekke'ye doðru yola çýktý. Hz. Ýsmail'in evine varýnca oðlu yiyecek temin etmek için evde yoktu. Ýbrahim aleyhisselam Hz. Ýsmail'in hanýmýndan mali durumlarýný sorunca, hanýmý hallerinden þikâyetci oldu. Giderken de oðluna söylemesi için tenbihte bulundu: " Kocan geldiðinde benden selam söyle, kapýsýnýn eþiðini deðiþtirsin" ve oradan ayrýldý ve evine geri döndü. Ýsmail aleyhisselam eve gelip bunu duyunca, olayý anladý ve hanýmýndan ayrýldý. Baþka bir kadýnla evlendi. Ýbrahim aleyhisselam bir müddet sonra Mekke'ye yine gidince oðlu yine evde bulunmuyordu. Bu sefer Hz. Ýsmail'in hanýmýna ayný soruyu sordu. O da cevaben: " Biz hayýr ve saadet içindeyiz " dedi. Ne yiyip içtiklerini sorunca da, "Et yiyip, zemzem içiyoruz" dedi. Bunun üzerine Halilallah: " Yâ Rabbi ! Bunlarýn etlerini ve sularýný mübarek kýl, bereket ihsân eyle " diye dua etti ve oradan geri Þam'a döndü. Ibn-i Abbas'ýn rivayet ettiði bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu ki:«Ýbrahim (a.s.) zamanýnda Mekke civarýnda hububat bilinmiyordu. Av etiyle beslenirlerdi. Eðer o zaman hububat mâlum olsaydý, Ýbrahim (a.s.) hububat hakkýnda dua ederdi » . Ibn-i Abbas bu Hadis hakkýnda buyurdu ki: " Ýbrahim aleyhisselamýn bu duasýnýn bereketiyle Mekke sýcak olmasýna raðmen, et ile su, burada diðer yerlere nazaran insanlara daha faydalýdýr " .

    2.8.2. Kâbe'nin inþasý
    Günlerden bir günde Allahü Teâlâ haliline Kâbe-i Muazzamayý yapmasýný emreyledi. Kâbe'nin inþasý hakkýnda iki rivayet vardýr : Melekler Allah-i Ziþanýn emriyle binâ ettiler; Adem aleyhisselam melekler ile birlikte inþa etti. Bunun üzerine Ýbrahim aleyhisselam yeniden Mekke'ye doðru yola çýktý. Mekke'de oðlu Ýsmail aleyhisselamý zemzem kuyusu baþýnda buldu. Allah'ýn emrini ona da söyledi ve Ýsmail aleyhisselam ona yardým edeceðini ekledi. Kâbe'nin nereye yapacaðýný bilmediði için, bir rivayete göre Cebrail aleyhisselam Kâbe'nin su andaki yerini gösterdi. Ýlkönce temeli kazmaya baþladýlar ve Adem aleyhisselam zamanýndaki temeli buldular. Ayni temel üzerine Kâbe'yi inþa ettiler. Hz. Ýbrahim oðlunun getirdiði taþlarla, Cebrail aleyhisselamýn târifine uyarak Kâbe'yi yapýyordu. Nihayet Kâbe'nin duvarlarý yükseldi ve yukarýya tas yetiþemez oldu. Bundan dolayý büyük bir taþ getirdiler ve Ýbrahim aleyhisselam bu tasa basarak duvar örmeye baþladý. Mübarek ayaðýnýn izi çýkan bu taþa da Makâm-i Ýbrahim denilir. Kâbe de tavaf namazý bu taþýn bulunduðu yer olan Makâm-i Ýbrahim'de kýlýnýr . Kâbe tamamlanýnca Ýbrahim aleyhisselam oðluna: " Ey Ýsmail ! Ýyi bir taþ getir ki, hacýlara iþaret olsun" buyurdu. Ýsmail aleyhisselam bir taþ getirdi ise de Hz. Ýbrahim daha iyi bir taþ istedi. Bunun üzerine, Ebu Kubeys daðýndan: " Cebrail aleyhisselam tûfanda bana bir taþ emanet etti. Gel onu al ! " diye bir ses iþitti. Hemen Ebu Kubeys daðýndan Hacer-ül-esved taþý alýnýp, Kâbe'deki yerine kondu . Kâbe inþa edildikten sonra Ýbrahim aleyhisselam, Allah'ýn: « Ýnsanlar arasýnda haccý ilân et ki, gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen yorgun argýn develer üzerinde (...) tavaf için Kâbe'ye gelsinler » emriyle, yüzünü Yemen tarafýna çevirip: " Ey insanlar ! Allahü Teâlâ bir ev bina ettirdi ve bu evi ziyaret etmenizi emreyledi. Geliniz, Kâbe'yi ziyaret ediniz " diye seslendi. Allahü Teâlâ da sesini bütün dünyaya duyurdu. Ýnsanlar bu sesi duyunca: « Lebbeyk Allahümme Lebbeyk " diye cevap verdiler. O zaman, ana rahminde ve baba sulbünde olan ne kadar hacca gidecek varsa « Lebbeyk » dediler. Bir defa gidecek olan bir kere, iki defa gidecek olan iki kere ve daha fazla gidecek miktarýna göre cevap verdiler . Kâbe'nin inþasýndan sonra Ýbrahim aleyhisselam Þam'a dönüyor ve bütün aile efradýný alýp Hac ediyor.

    2.8.3. Kâbe hakkýnda bilgiler
    Kâbe-i Muazzama, Mescid-i Haram'ýn ortasýnda, dört köse tastan bir oda olup, 17 m yüksekliktedir. Kuzey duvarý 8,8 m, güney duvarý 7 m, doðu duvarý 11,9 m, batý duvarý da 12,8 m geniþliktedir. Doðu ve güney duvarlarý arasýndaki kösede Hâcer-ül-esved taþý bulunmaktadýr. Kâbe'nin doðu duvarýnda bir kapý vardýr. Kapý yerden 1,7 m yükseklikte, eni 1,7 m ve boyu 2,7 m'dir. Kâbe'nin dört köþesine Rükn denir. Þam'a doðru olana Rükn-i Sâmi, Bagdat'a olana Rükn-i Irâki, Yemen tarafina olana Rükn-i Yemâni ve dördüncü köseye de Rükn-i Hacer-ül-esved denir .

    2.9. Hz. Ýbrahim aleyhisselam ýn duasý

    2.9.1. Ýbrahim aleyhisselamýn iki duasý

    2.9.1.1. Halilallah'ýn Kur'andaki duasý
    Kâbe'yi tamamladýktan sonra Ýbrahim aleyhisselamin dua ettiði Kur'an-ý Kerim'de zikredilmektedir :«Hatýrla ki Ýbrahim þöyle demiþti: Rabbim ! Bu þehri (Mekke'yi) emniyetli kýl, beni ve oðullarýný putlara tapmaktan uzak tut. Çünkü onlar (putlar) insanlarýn birçoðunun sapmasýna sebep oldular, Rabbim. Simdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karþý gelirse, artýk sen gerçekten çok baðýþlayan, pek esirgeyensin . Ey Rabbimiz! Ey sâhibimiz! Namazý dosdoðru kýlmalarý için ben, neslimden bir kýsmýný senin Beyt-i Harem'inin (Kâbe'nin) yanýnda, ziraat yapýlmayan bir vâdiye yerleþtirdim. Artýk sen de insanlardan bir kisminin gönüllerini olara meyledici kil ve meyvelerden bunlara rizik ver! Umulur ki bu nimetlere þükrederler. Ey Rabbimiz! Þüphesiz ki sen bizim gizleyeceðimizi de açýklayacaðýmýzý da bilirsin. Çünkü ne yerde ne de gökte hiçbir þey Allah'a gizli kalmaz. Ýhtiyar halimde bana Ýsmail'i ve Ýshak'i lütfeden Allah'a hamdolsun! Þüphesiz Rabbim duayý iþitendir. Ey Rabbim! Beni soyumdan gelecekleri namazý devamlý kýlanlardan eyle; ey Rabbimiz! duamý kabul et! Ey Rabbimiz! (Amellerin) hesap olunacaðý gün beni, ana-babamý ve müminleri baðýþla ! » .

    2.9.1.2. Hz. Ýbrahim'in ikinci duasý
    Ýbrahim aleyhisselamin diðer duasý hakkýnda da Ýmam-ý Gâzâli mâlumat veriyor: " Ýbrahim aleyhisselam sabahladýðý vakit þöyle buyuruyordu: « Ey Allah'ým. Bu gün yepyeni bir yaratýlýþtýr. Binâenaleyh bugünü tâatinle benim için aç, maðfiret ve rýzanla kapat! Bugün de bana nezdinde kabul olunacak haseneyi ihsan eyle. O haseneyi geliþtir ve benim için onu kat kat artýr. Ve bugünde iþlemiþ olduðum günahlarý benim için affeyle. Çünkü bolca affeden ve her nimeti kullarýna ihsanda bulunan, kullarýný þiddetle seven, daha istemeden evvel onlarýn isteklerini bilip takdir eden sensi » . Râvi diyor ki: Bir kimse Hz. Ýbrahim'in duasýyla sabahladýðý takdirde o günün þükrünü edâ etmiþ sayýlýr .

    2.9.2. Ýbrahim aleyhiselamýn babasý için duasý
    Kur'an-ý Kerim'den bize nakledildiðine göre Ýbrahim peygamber babasý için Allah tarafýndan istiðfar dilemiþtir. Mucizât-i Kur'an-iyenin Tevbe suresinin -113. âyetin mukabili olarak - 114. âyetinde: «Ýbrahim'in babasý için af dilemesi, sadece ona verdiði sözden dolayý idi. Ne var ki, onun Allah'ýn düþmaný olduðu kendisine belli olunca, ondan uzaklaþtý. Þüphesiz ki Ýbrahim çok yumuþak huylu ve pek sabýrlý idi» . Ýbrahim aleyhisselam babasýna kendisinin affý için Allah'a dua edeceðine dair söz vermiþ ve onun Allah tarafýndan affýný dilemiþti. Fakat babasýnýn Allah düþmaný olduðunu anlayýnca dua etmeyi býraktý . Peygamberimiz (S.A.V.) de amcasý Ebu Tâlip için Allah'tan maðfiret dilemek istemiþ, bunun üzerine Tevbe sure-i þerif'in 113. âyeti inmiþti.



    3. Halilallah'ýn vefatý

    Hz. Sâre ölmüþtü. Allah'ýn dostu da Kudüs'te ikâmet etmekteydi. Bir gün evden gelince evinde birisinin olduðunu gördü. Bu misafir Azrail aleyhisselam idi. Ýbrahim aleyhisselam :'Seni içeriye kim býraktý' dedi. O da:'Buranýn sahibi' diye cevap verince, Halilallah:'Buranin sâhibi benim ve ben seni içeriye býrakmadým' dedi. Azrail aleyhisselamýn: 'Beni buraya buranýn ve her þeyin sahibi býraktý' demesi üzerine Ýbrahim aleyhisselam bu misafirin bir melek olduðunu anladý. Kimsin diye sordu ve Azrâil aleyhisselamin olduðunu öðrendi. Ýbrahim aleyhisselam ona: "Ziyârete mi geldin ? Ruhumu almaya mý ?" buyurdu."Eðer izin verirsen ruhunu almaya!" diye cevap verdi. Hz. Ýbrahim de : "Dost dostun canýný alýr mý ?" deyince, "Yâ Ýbrahim bunu Allah'a sorayým" buyurdu. Azrâil aleyhisselam hemen gidip geldi ve Allahü Teâlâ: " Dost dosta kavuþmak istemez mi ?" buyurdu dedi. Halilallah bunu iþitince: "Çabuk gel kardeþim, hemen canýmý cânâna kavuþtur, benim için bundan daha büyük bir müjde olamaz" buyurdu ve ruhunu teslim etti . Ýbrahim aleyhisselam Kudüs civarýnda Habrun kasabasýnda bir maðaraya defn edildi. Bu kasaba Halilürrahman olarak bilinmektedir . En meþhur camisi de « Halilürrahaman » camisidir. Su anda Ýsrailoðullarýnýn elinde bulunup Hebron olarak bilinmektedir .

  9. #9

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    H Z . ÝSHAK A.S.



    1.Hz. Ýshak hakkýnda genel bilgiler

    Ýbrahim (a.s)'in Hz. Sâre'den doðan ikinci oðlu.
    Hz. Sâre'nin çocuðu olmadýðý için kocasýna cariyesi Hacer'i hediye etmiþtir. Hz. Hacer Hz. Ýsmail'i doðurunca, Hz. Sâre üzülmüþtür. Hz. Ýbrahim yüz yirmi yasýnda Hz. Sâre doksan yasýnda iken Allah'ýn bir lutfu ve mucizesi olarak Ýshâk (a.s) doðmuþtur (bk. Hâkim, Müstedrek, 11, 556).

    Kur'an-ý Kerim'de bu olay söyle anlatýlýr: "And olsun ki, elçilerimiz Ýbrahim'e müjde ile gelip; "Selâm", dediler. O da "Selâm" dedi ve eðlenmeden gidip kýzartýlmýþ bir buzaðý getirdi. Onlarýn ellerinin buna uzanmadýðýný görünce hoþlanmadý ve kalbine bir korku geldi. Onlar "korkma biz lût kavmine gönderildik" dediler. Ýbrahim'in ayakta duran zevcesi güldü. Biz de ona Ýshak'ý ardýndan da torunu Yâkub'u müjdeledik. Kadýn "vay, kendim koca bir kari, su zevcimde bir ihtiyar iken ben mi doguracakmýþým? Bu doðrusu pek þaþýlacak bir iþ" dedi. Melekler "ey evin hanýmý. Allah'ýn rahmeti ve bereketleri üzerinize olmuþken, nasýl Allah'ýn isine þaþacaksýn. O Hamid ve Meciddir" dediler (Hûd, 11 /73).

    Ýshâk (a.s)'in tarih kitaplarýnda anlatýlan þemâli þöyledir. Uzun boylu, kara gözlü, buðday benizli, yüzü güzel, konuþmasý düzgün, saçý, sakalý bembeyazdý. Siret ve sureti babasý Ýbrahim (a.s)'a benzerdi (Hâkim, Müstedrek, 11, 557). Hz. Ýshâk'ýn Yakub ve 'Ays adýnda iki oðlu olmuþtur. Yakub (a.s) daha güzel yüzlü, daha düzgün konuþmalý ve zarafet ve güzelliði daha çok olandý. Ays, Rumlarýn yaþadýðý bölgede ikamet etmiþti (Hâkim, Müstedrek, l l, 557).

    Ýshâk (a.s) Kur'an-ý Kerim'de de övülmüþtür: "Ey Muhammed; güçlü ve anlayýþlý olan kullarýmýz Ýbrahim, Ýshâk ve Yakub'u da an! Biz onlarý âhret yurdunu düþünen samimi kimseler kýldýk. Doðrusu onlar bizim yanýmýzda seçkin, iyi kimselerdir" (Sâd, 38/45-47). Ýshâk (a.s) babasýnýn ölümünden sonra Þam bölgesine peygamber olarak vazifelendirilmiþ, Allah'u Teâlâ onu seçkin ve hayýrlý bir insan eylemiþtir.

    "Ýbrahim'e Salihlerden bir peygamber olmak üzere de Ýshâk'ý müjdeledik. Hem ona hem de Ýshâk'a feyz ve bereketler verdik. Her ikisinin neslinden iyi hareket edeni de vardýr, nefsine apaçýk zulmedeni de vardýr" (es-Sâffât, 37/112, 113).

    Hz. Ýshak rivayete göre yüz altmýþ yaþlarýnda bu günkü Filistin'in bulunduðu bölgede Kudüs yakýnlarýnda vefat etmiþ, babasý Ýbrahim (a.s)'in Mezradaki kabrinin yanýna defnedilmiþtir (ibnu'l-Esîr el-Kâmil fi't- Tarih, 1, 127).



  10. #10

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    H Z . EYYUB A.S.



    1.Hz. Eyyub hakkýnda genel bilgiler


    Hz. Ýbrahim soyundan gelen bir peygamber.

    Eyyûb (a.s.)'dan Kuran'da dört yerde bahsedilir ve sabýr örneði olarak takdim edilir (en-Nisâ, 4/163; el-En'âm, 6/84; el-Enbiyâ, 21/83; Sâd, 38/41). Tevrat'ta da "Eyyûb" adýyla müstakil bir kitap, Hz. Eyyûb'un kýssasýna tahsis edilmiþtir.

    Ýslâm kaynaklarýna göre Havrân bölgesinde yasayan ve çok zengin olup, sayýsýz malý-mülkü, birçok oðlu kýzý bulunan Eyyûb (a.s.), kendi toplumuna peygamber olarak gönderilmiþtir. Sabah-aksam ümmeti ve Allah'a ibâdetle meþgul olan Hz. Eyyûb, Rabbinin bir imtihanýna mârûz kalmýþ, bütün servetini, çocuklarýný kaybettiði gibi þeytanýn kendisine musallat olmasý neticesinde kalbi ve dili hâriç bütün vücudunda çýbanlar çýkmýþ, iltihaplý yaralar açýlmýþ, yaralarýna kurtlar dolmuþ ve vücudu bozulup kokmaya baslamýþtý. Bu durumda kocasýna hizmete sebât eden esi "Rahmet" hariç hiç kimse onun yanýna yanaþmadýðýndan cemiyetten çekilmek mecburiyetinde kalmýþ, fakat hiçbir zaman sabrýný ve Cenâb-ý Hakk'a baðlýlýðýný kaybetmemiþtir. Farklý rivâyetlere göre 3, 7, 13 veya 18 sene gibi epey uzun süren bu sýkýntýlý dönemden sonra sabrýyla imtihaný kazanan Eyyûb (a.s.) Cenâb-ý Hakk'ýn lütfu ve emriyle ayaðýný yere vurmuþ, fýþkýran su kaynaðýndan yýkanýp içerek eski sýhhati ve güzelliðine kavuþmuþtur. Ayrýca kendisine yeniden birçok servet ve çocuk da ihsân edilmiþtir.

    Genellikle kabul edildiðine göre bu imtihana uðradýðý sýrada yetmiþ yaþýnda olan Hz. Eyyûb, þifâ bulduktan sonra yirmi yýl daha yaþamýþ, diðer bazý rivâyetlere göre ise hastalýðýndan önceki kadar daha ömür sürmüþtür. Kendisinden sonra Biþr adýndaki bir oðlu, kavmine peygamberlik yapmýþtýr.



Sayfa 1/2 12 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •