DEÐÝÞÝM;
EVRENÝN, TOPLUMUN VE BÝREYÝN ÞAÞMAZ DÜZENÝDÝR
"Hatýrlar mýsýn? Sen doðduðunda aðlýyordun ve etrafýndaki herkes gülüyordu. Öyle bir hayat sür ki, sen öldüðünde herkes aðlasýn, senin yüzünde ise anlamlý bir gülümseme olsun.” (Ýnisiyatik kökenli bir mabedin duvar yazýsý)
"Herkes dünyayý deðiþtirmeye çalýþýr, fakat kimse kendini deðiþtirmek istemez."
Ýnsanoðlu, kendi varlýðýnýn bilincine eriþtiði andan günümüze deðin, yaþamýn sýrlarýna iliþkin þu üç temel sorunun yanýtýný aramýþtýr. Bunlar; “Ýnsanýn nasýl varolduðu?”, “Niçin yaratýldýðý?” ve “Ölünce nereye gideceði?” sorularýdýr.
"Nasýl varolduðu" sorusuna çeþitli þekillerde yanýt ararken; daima insan üstü mutlak bir varlýk ve iradenin mevcudiyetiyle bunu açýklamaya çabalayan insanoðlu, böyle bir varoluþu hangi nedenle istediði sorusuna yanýtta ise güçlükle karþýlaþýnca, belirli bazý gerçeklere inanmaktan baþka bir yol bulamayacaðý kanaatine varmýþtýr. Bu inanýþýn sonucu olarak, yaþamýn gizem dolu derinliklerine indiðinde, varoluþun, dünyadaki bedensel yaþayýþla sýnýrlý olamayacaðý, ruhun varlýðý ve ölümsüzlüðüne ve ölümden sonraki hayatýn mevcudiyetine inanmasý zor olmamýþtýr. Sonraki hayatýn mevcudiyetine inanmak hiç de güç olmamýþ, ve sonuçta insanoðlu ruhun ölümsüzlüðüne inanmýþ, biz doðarken de sanki Evren bu olguyu kulaðýmýza fýsýldamýþtýr
Çeþitli kültürlerde ve dinlerde insanýn kökenine iliþkin deðiþik öykülere rastlarýz. Örneðin, bir Çin öyküsüne göre insan ölen tanrýnýn pirelerinden oluþmuþtur. Ortadoðu’dan menþeli Semâvi Dinler de ise, insanýn kökeninin Tanrý tarafýndan yaratýlmýþ olan Adem ve Havva'ya dayandýðýný söylerler. Birbirinden ne kadar farklý olursa olsun bu öykülerin ve inançlarýn ortak yaný, insaný, doðadan ayrý bir yerde tutmalarýdýr.
Evren, bir süreç içinde yaratýlmýþ olup, bu sürecin belirli bir noktasýnda da son bulacak fakat yok olmayacak, yepyeni ve geliþmiþ bir Evrenin yapý taþlarý ve temelini teþkil edecektir. Evrende her þeyin bir baþlangýç ve sonu vardýr. Zaman içersindeki bu sürekli deðiþimi, sürekli bir geliþim haline dönüþtüren, yaradýlýþýn ilksiz ve sonsuz oluþudur.
Ýnsanoðlunun varoluþundaki kozmik gizemin baþlangýç noktasýnýn doðum, fiziksel bitiþ çizgisinin ise ölüm olduðu gerçeðinden yola çýktýðýmýzda; ölüm, geliþim ve deðiþimin bir parçasý olarak algýlanabilir. Ýnsanýn kendi varlýðýnýn ayýrdýna varmasýyla, son kaygý olarak nitelediði ölüm bilincinin doðmasý kaçýnýlmazdýr.
Bu dünyaya kendi arzumuz olmadan, bilmeyerek gelir ve gene elimizde olmadan istemeden gideriz. Ýkisi arasýnda daima bir arayýþ içinde olduðumuz süreç bizim yaþamýmýzdýr ki, bu beþikten mezara kadar kýsam bir seyahat olup, Aþýk VEYSEL'in "iki kapýlý handayýz" tanýmlamasý ile özdeþleþtirilebilir.
Biz öleni genelde topraða gömeriz, toprak da bize canlý yeþil bitkiler verir. Hz. Ýsa'nýn, deðiþimi vurgulayan; "Eðer topraða düþmüþ bir tohum ölmezse, yalnýz kalýr. Fakat eðer ölürse birçok meyve verir." özdeyiþi bu baðlamda; hiçbir þeyin ölmeyeceði, her þeyin yaþayacaðý gerçeðini yansýtýr. Týrtýl gibi basit yaratýklarda, solucanken ölüp, kelebek olarak yeniden doðuþtaki hayat çarkýnýn evrelerini nasýl kolayca izleyebiliyorsak, geliþmiþ yaratýklarda da, ayný çarkýn bir evresinin görülen madde alanýnda, diðer evresinin zihnin görünmeyen alanýnda olduðunu söyleyebiliriz. Kýsaca; doðum, ruhun fiziksel bedene giriþ iþlemi, ölümse o bedeni terk etmesidir. Eðer ölümü insan makinesinin durmasý olarak deðerlendirirsek, o zaman ölüm çok kiþinin inandýðý gibi ani bir olaydýr. Ama ölümü, yaþamýn bir safhasýndan öteki safhasýna geçiþ olarak algýladýðýmýzda düþünce yapýmýzla Ezoterik görüþü paylaþacaðýz demektir.
Yaþamý, öncesi ve sonrasý ile bir bütün olarak ele aldýðýmýzda, dünyadaki dar kapsamý ile sýnýrlý kalmadýðýný, devamlýlýk arz eden bir geliþme süreci ve sonsuz bir deneyimin evrensel açýlýmý olduðunu görmek çok kolaylaþacaktýr. Belirli ölçüler içinde olan her deneyimin kendisine özgü bir anlamý, çýkarýlacak bir dersi, kazanýlacak bir gücü, ya da biz yolumuza devam ederken deðerliliðini kanýtlayacak bir geliþimi vardýr. Deðiþim; Evrenin, toplumlarýn ve bireylerin temel olgusu olup, Efes'li Yunan Doða Filozofu Herakleitos'un (ÝÖ 540-480) "Her þey akýp gider. Ýnsan ayný ýrmakta iki kez yýkanamaz, çünkü ben ýrmaða bir kez daha girdiðimde hem ýrmak hem de ben deðiþmiþimdir." ifadesinde vurguladýðý gibi "Deðiþmeyen tek þey, deðiþmenin deðiþmezliði yasasý"dýr.


Teþekkur:
Beðeni:
Alýntý

Yer imleri