Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
1 sonuçtan 1 ile 1 arasý

Konu: Dua^yla ÝlgÝlÝ HadÝsÝ ÞerÝfler

Hybrid View

önceki Mesaj önceki Mesaj   sonraki Mesaj sonraki Mesaj
  1. #1

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Dua^yla ÝlgÝlÝ HadÝsÝ ÞerÝfler-Dua Çeþitleri ve Çeþitli Dualar

    DUANIN FAZÝLETÝ VE VAKTÝ

    1722 - Nu'man Ýbnu Beþîr (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Dua ibadetin kendisidir" buyurdular ve sonra þu âyeti okudular. (Meâlen): "Rabbiniz: ''Bana dua edin ki size icâbet edeyim. Bana ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler alçalmýþ olarak cehenneme gireceklerdir" buyurdu." (Gâfýr 60).

    Tirmizî, Tefsir, Gâfir, (2973); Ebû Dâvud, Salât 358, (1479). Metin Tirmizî'ye aittir.

    1723 - Ýbnu Ömer (radýyallâhu anhümâ) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kime dua kapýsý açýlmýþ ise ona rahmet kaýlarý açýlmýþ demektir. Allah'a taleb edilen (dünyevî þeylerden) Allah'ýn en çok sevdiði afiyettir. Dua, inen ve henüz inmeyen her çeþit (musibet) için faydalýdýr. Kazayý sadece dua geri çevirir. Öyle ise sizlere dua etmek gerekir. "

    Tirmizî, Daavât 112, (3542).

    1724 - Ubâde Ýbn's-Sâmit (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Yeryüzünde, mâsiyet veya sýla-i rahmi koparýcý olmamak kaydýyla Allah'tan bir talepte bulunan bir Müslüman yoktur ki Allah ona dilediðini vermek veya ondan onun mislince bir günahý affetmek suretiyle icabet etmesin. "

    Tirmizî, Daavât 126, (3568).

    1725 - Ebû'd-Derdâ (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûl-i Ekrem (aleyhissalâtu vesselâm), (bir gün) sordu:

    "En hayýrlý olan ve derecenizi en ziyade artýran, melîkinizin yanýnda en temiz, sizin için gümüþ ve altýn paralar baðýþlamaktan daha sevaplý, düþmanla karþýlaþýp boyunlarýný vurmanýz veya boyunlarýnýzý vurmalarýndan sizin için daha hayýrlý olan amelinizin hangisi olduðunu haber vereyim mi ?"

    "Evet! Ey Allah'ýn Resûlü!" dediler.

    "Allah'ýn zikridir!" buyurdu.

    Tirmizî, Daavat 6, (3374); Muvatta, Kur'ân 24.

    1726 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Allahu Teâlâ hazretleri þöyle seslenir: "Beni bir gün zikreden veya bir makamda benden korkan kimseyi ateþten çýkarýn!"

    Tirmizî, Cehennem 9, (2597).

    1727 - Hz. Muâz (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Akþamdan (abdestli olarak) temizlik üzere zikrederek uyuyan ve geceleyin de uyanýp Allah'tan dünya ve âhiret için hàyýr taleb eden hiç kimse yoktur ki Allah dilediðini vermesin."

    Ebû Dâvud, Edeb 105, (5042).

    1728 - Hz. Câbir (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Bir kimse evine veya yataðýna gir'ince hemen bir melek ve bir þeytan alelacele gelirler. Melek:

    "Hayýrla aç!" der. Þeytan da:

    "Þerle aç!" der.

    Adam, þayet (o sýrada) Allah'ý zikrederse melek Þeytaný kovar ve onu korumaya baþlar. Adam uykusundan uyanýnca, melek ve þeytan ayný þeyi yine söylerler. Adam, þayet: "Nefsimi, ölümden sonra bana geri iade eden ve uykusunda öldürmeyen Allah hamdolsun. Ýzniyle yedi semayý arzýn üzerine düþmekten alýkoyan Allah'a hamdolsun"dese bu kimse yataðýndan düþüp ölse þehit olur, kalkýp namaz kýlsa faziletler içinde namaz kýlmýþ olur."

    Rezîn ilâvesidir.

    1729 - Hz.Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Allah'ý zikreden bir cemaatle sabah namazý vaktinden güneþ doðuncaya kadar birlikte oturmam, bana Ýsmâil'in oðullarýndan dört tanesini âzad etmemden daha sevgili gelir. Allah'ý zikreden bir cemaatle ikindi namazý vaktinden güneþ batýmýna kadar oturmam dört kiþi âzad etmemden daha sevgili gelir."

    Ebû Dâvud, Ýlm 13, (3667).

    1730 - Hz. Ebû Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Her gece, Rabbimiz gecenin son üçte biri girince, dünya semasýna iner ve;

    "Kim bana dua ediyorsa ona icabet edeyim. Kim benden bir þey istemiþse onu vereyim, kim bana istiðfarda bulunursa ona maðfirette bulunayým" der. "

    Rivayetin Müslim'deki bir vechi þöyle: "Allahu Teâla gecenin ilk üçte biri geçinceye kadar mühlet verir. Ondan sonra yakýn semâya inerek þöyle der:

    "Melik benim, Melik benim. Kim bana dua edecek?"

    Buhârî, Tevhid 35, Teheccüd 14, Daavât 13, Müslim,Salâtu'1-Müsâfýrin 166, (758); Muvatta, Kur'ân 30, (1,214); Tirmizî, Daavât 80, (3493); Ebû Dâvud, Salât 311, (1315).

    1731 - Ebû Ümâme (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Derdi ki: "Ey Allah'ýn Resûlü! En ziyade dinlenmeye (ve kabule) mazhar olan dua hangisidir?"

    "Gecenin sonunda yapýlan dua ile farz namazlarýn ardýndan yapýlan dualardýr!" diye cevap verdi."

    Tirmizî, Daavât 80.

    1732 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Ezanla kaamet arasýnda yapýlan dua reddedilmez (mutlaka kabule mazhar olur.)"

    "Öyleyse, dendi, "ey Allah'ýn Resûlü, nasýl dua edelim?"

    "Allah'tan, dedi, dünya ve âhiret için âfýyet isteyin!"

    Ebû Dâvud, Salât 35, (521); Tirmizî, Salât 46, (216), Daavât 138, (3588, 3589).

    1733 - Sehl Ýbnu Sa'd (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Ýki þey vardýr, asla reddedilmezler: Ezan esnasýnda yapýlan dua ile, insanlar birbirine girdikleri savaþ sýrasýnda yapýlan dua."

    Muvatta, Nidâ 7, (1, 70); Ebû Dâvud, Cihâd 41, (2540).

    1734 - Ebû Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Kul Rabbine en ziyade secdede iken yakýn olur, öyle ise (secdede) duayý çok yapýn."

    Müslim, Salât 215, (482); Ebû Dâvud, Salât 152, (875).

    1735 - Yine Ebû Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) anlatýyor:

    "(Allah'ýn kabul ettiði) üç müstecab dua vardýr, bunlarýn icâbete mazhariyetleri hususunda hiç bir þekk yoktur. Mazlumun duasý, müsâfirin duasý, babanýn evladýna duasý."

    Tirmizî, Birr 7, (1906); Cennet 2, (2528), Daavât 139, (3592); Ebû Dâvud, Salât 364, (1536); Ýbnu Mâce, Dua 11, (3862).

    1736 - Abdullah Ýbnu Amr Ýbni'l-Âs (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Ýcâbete mazhar olmada gâib kimsenin gâib kimse hakkýnda yaptýðý duadan daha sür'atli olaný yoktur."

    Tirmizî, Birr 50, (1981), Ebû Dâvud, Salât 364, (1535); Müslim, Zikr 88, (2733); Buhârî, Mezâlim 9.

    DUA EDENÝN HEY'ETÝ (DIÞ GÖRÜNÜÞÜ)

    1737 - Ýbnu Abbâs (radýyallâhu anhümâ) hazretleri anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Duvalarý örtmeyin. Kim kardeþinin mektubuna, onun izni olmadan bakarsa, týpký ateþe bakmýþ gibi olur. Allah'tan avuçlarýmýzýn içiyle isteyin, sýrtlarýyla istemeyin; duayý tamamlayýnca avucunuzu yüzlerinize sürün."

    Ebû Dâvud, Salât 358, (1489,1490,1491).

    1738 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) dua ederken ellerini öyle kaldýrdý ki, koltuk altlarýnýn beyazlýðýný gördüm."

    Buhârî, Ýstiska 21.

    1739 - Hz. Ömer (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ellerini dua ederken kaldýrýnca, onlarý yüzlerine sürmedikçe geri býrakmazlardý."

    Tirmizî, Daavât 11, (3383).

    1740 - Ebû Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Adamýn biri iki parmaðý ile dua ediyordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):

    "Birle! Birle!" diye müdâhale etti."

    Tirmizî, Daavât 117, (3552); Nesâî, Sehv 37, (3, 38).

    1741 - Sehl Ýbnu Sa'd (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ý ne minberde ne de bir baþka þey üzerinde dua yaparken ellerini uzattýðýný görmedim. Bilakis þöyle gördüm" dedi ve baþ ve orta parmaklarýný kapayýp þehâdet parmaðýný açmýþ vaziyette iþaret etti."

    Ebû Dâvud, Salât 230, (1105).

    1742 - Hz. Selmân (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Rabbiniz hayiydir, kerimdir. Kulu dua ederek kendisine elini kaldýrdýðý zaman, O, ellerini boþ çevirmekten istihya eder."

    Tirmizî, Daavât 118, (3551); Ebû Dâvud, Salât 358, (1488).

    1743 - Hz. Ebû Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlulla: (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Allah'a duayý, size icabet edeceðinden emin olarak yapýn. Þunu bilin ki Allah celle þânuhu (bu inançla olmayan ve) gafletle (baþka meþguliyetlerle) oyalanan kalbin duasýný kabul etmez."

    Tirmizî, Daavât 66.(3474.)

    DUANIN KEYFÝYETÝ

    1744 - Fadâle Ýbnu Ubeyd (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) dua eden bir adamýn, dua sýrasýnda Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e salat ve selam okumadýðýný görmüþtü. Hemen:

    "Bu kimse acele etti" buyurdu. Sonra adamý çaðýrýp:

    "Biriniz dua ederken, Allahu Teâlâ'ya hamd u senâ ederek baþlasýn, sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e salât okusun, sonra da dilediðini istesin" buyurdu."

    Tirmizî, Daavat 66,(3473, 3475); Ebû Dâvud, Salât 358, (1481); Nesâî, Sehv 48, (3, 44).

    1745 - Hz. Ömer (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Dua sema ile arz arasýnda durur. Bana salat okunmadýkça, Allah'a yükselmez. (Beni hayvanýna binen yolcunun maþrabasý yerine tutmayýn. Bana, duanýzýn baþýnda, ortasýnda ve sonunda salât okuyun.)"

    Tirmizî, Salât 352, (486).

    Tirmizî, bunu Hz. Ömer (radýyallahu anh)'e mevkuf olarak rivayet etmiþtir. Rezîn ise merfu olarak rivayet etmiþtir.

    1746 - Hz. Ýbnu. Mes'ud (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer (radýyallâhu anhümâ) beraber otururlarken ben namaz kýlýyordum. (Namazý bitirip) oturunca, Allah'a sena ile zikretmeye baþladým ve arkasýndan Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a salât okuyarak devam ettim. Sanra kendim. için duada bulundum. (Bu tarzýmý beðenmiþ olacak ki) Hz. Peygaýnber (aleyhissalâtu vesselâm);

    "Ýþte!.Ýstediðin veriliyor. Ýþte! Ýstediðin veriliyor'' dedi."

    Tirmizî, Cum'a 64, (593).

    1747 - Hz. Übeyy Ýbnu Ka'b (radýyallâhu anh) anlatýyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) birisine dua edeceði vakit önce kendisine dua ederek baþlardý."

    Tirmizî, Daavât, 10, (3382).

    1748 - Ebû Müsabbih el-Makrâî, Ebû Züheyr en-Nümeyrî (radýyallahu anh)'den naklen anlatýyor: "Bir gece Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile beraber çýktýk., Derken bir adama rastlatdýk. Sual (ve Allah'tan talep) hususunda çok ýsrarlý idi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onu dinlemek üzere durakladý. Ve:

    "Eðer (duayý) sonlandýrýrsa vâcib oldu!" buyurdu. Kendisine:

    "Ne ile sonlandýrýrsa ey Allah'ýn Resûlü!" denildi.

    "Amin ile" dedi, uzaklaþtý. Adama:

    "Ey fülan! duaný âminle tamamla ve de gözün aydýn olsun!" dedi."

    Ebû Dâvud, Salât 172, (938).

    1749 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Sizden biri dua edince "Ya Rabb! Dilersen beni affet! Ya Rabb dilersen bana rahmet et!" demesin. Bilâkis, azimle (kesin bir üslubla) istesin, zira Allah Teâlâ Hazretleri'ni kimse icbâr edemez. "

    Buhârî, Daavât 21, Tevhîd 31; Müslim, Zikr 7, (2678-79); Muvatta, Kur'an 28 (1, 213); Tirmizî, Daavât 79 (3492); Ebû Dâvud, Salât 358, (1483); Ýbnu Mâce, Dua 8, (3854).

    1750 - Ebû Musâ (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Bir sefere (Hayber Seferi) çýkmýþtýk. Halk (yolda, bir ara) yüksek sesle tekbir getirmeye baþladý. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) (müdahele ederek):

    "Nefislerinize karþý merhametli olun. Zîra sizler, saðýr birisine hitàb etmiyorsunuz, muhâtabýnýz gâib de deðil. Sizler gören, iþiten, (nerede olsanýz) sizinle olan bir Zât'a, Allah'a hitab ediyorsunuz. Dua ettiðiniz Zât, her birirýize, bineðinin boynundan daha yakýndýr" dedi."

    Buhârî, Daavât 50, 67, Cihâd 131, Meðâzî 38, Kader 7, Tevhîd 9; Müslim, Zikr 44, (2704);Tirmizî, Daavât 3, 59, (3371, 3457); Ebû Dâvud, Salât 361. (1526,1527.1528).

    1751 - Hz. Muâz (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), bir kimsenin: "Ya Rabbi, senden nimetin kemâlini taleb ediyorum" dediðini iþitmiþti. Sordu:

    "Nimetin kemâli nedir?"

    "Bu bir duadýr, onunla dua edip, onunla hayýr (çok mal) ümîd ettim" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)

    "Sordum, zîra, nimetin kemâli cennete girmektir, ateþten kurtulmaktýr" dedi. Bir baþkasýnýn da þöyle dediðini iþitti:

    "Ey celâl ve ikrâb sâhibi Rabbim!" hemen þunu söyledi:

    "Duana icâbet edilmiþtir, (ne arzu ediyorsan) durma iste" Derken ,bir baþkasýnýn:

    "Ya Rabbi senden sabýr istiyorum!" dediðini iþitmiþti, ona da: "Allah'tan bela istedin, afiyet de iste!" dedi.

    Tirmizî, Daavât 99, (3524).

    1752 - Hz. Âiþe (radýyallâhu anhâ) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) özlü dualarý tercih eder, diðerlerini býrakýrdý."

    Ebû Dâvud, Salât 358, (1482).

    1753 - Hz. Ýbnu Mes'ud (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) duayý üç kere yapmaktan, istiðfarý üç kere yapmaktan hoþlanýrdý."

    Ebû Dâvud, Salât 361, (1524).

    MÜTEFERRÝK HADÝSLER

    1754 - Hz. Ebû Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyudular ki: "Acele etmediði müddetçe herbirinizin duasýna icâbet olunur. Ancak þöyle diyerek acele eden var: "Ben Rabbime dua ettim duamý kabul etmedi."

    Buhârî, Daavât 22; Mislim, Zikr 92, (2735); Muvatta, Kur'an 29 (1, 213); Tirmizî, Daavât 145, (3602, 3603); Ebû Dâvud, Salât 358, (1484).

    Müslim'in diðer bir rivâyeti þöyledir: "Kul, günah taleb etmedikçe veya sýla-i rahmin kopmasýný istemedikçe duasý icâbet görmeye (kabul edilmeye) devam eder."

    Tirmizî'nin bir diðer rivâyetinde þöyledir: "Allah'a dua eden herkese Allah icâbet eder. Bu icâbet, ya dünyada peþin olur, ya da ahirete saklanýr, yahut da dua ettiði miktarca günahýndan hafifletilmek süretiyle olur, yeter ki günah taleb etmemiþ veya sýla-ý rahmin kopmasýný istememiþ olsun, ya da acele etmemiþ olsun."

    1755 - Hz. Câbir (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Nefslerinizin aleyhine dua etmeyin, çocuklarýnýzýn aleyhine de dua etmeyin, hizmetçilerinizin aleyhine de dua etmeyin. Mallarýnýzýn aleyhine de dua etmeyin. Ola ki, Allah'ýn dualarý kabul ettiyi saate rastgelir de, istediðiniz kabul ediliverir."

    Ebû Dâvud, Salât 362.(1532).

    1756 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden herkes, ihtiyaçlarýnýn tamamýný Rabbinden istesin, hatta kopan ayakkabý baðýna varýncaya kadar istesin."

    Tirmizî, Daavât 149, (3607, 3608).

    1757 - Ebû Hüreyre hazretleri (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah Teâla Hazretleri kendisinden istemeyene gadap eder."

    Tirmizî, Daavât 3, (3370); Ýbnu Mâce, Dua 1, (3827).

    1758 - Ýbnu Mes'ud (radýyallâhu anh) hazretleri anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allahu Teâla Hazretleri'nin fazlýndan isteyin. Zira Allah, kendisinden istenmesini sever. Ýbadetin en efdali de (dua edip) kurtuluþu beklemektir."

    Tirmizî, Daavât 126 (3566).

    1759 - Câbir (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Bir kadýn: "Ey Allah'ýn Resûlü, bana ve kocama dud ediver!" diye ricada bulunmuþtu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz:

    "Allah sana da, kocana da rahmet etsin!" diye dua buyurdu."

    Ebû Dâvud, Salât 363, (1533).

    1760 - Ebû'd-Derdâ (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kardeþinin gýyabýnda dua eden hiçbir mü'min yoktur ki melek de: "Bir misli de sana olsun" demesin."

    Müslim, Zikr 86, 88, (2732, 2783); Ebû Dâvud, Salât 364, (1534).

    Ebû Dâvud'un rivâyetinde þu ziyâde vardýr: "Melekler: "Âmin, bir misli de sana olsun!" derler."

    1761 - Hz. Âiþe (radýyallâhu anhâ) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Her kim, kendine zulmedene beddua ederse, ondan intikamýný (dünyada) almýþ olur."

    Tirmizî, Daavât 115, (3547).

    ÝSM-Ý ÂZAM VE ESMÂ-Ý HÜSNA DUALARI

    1762 - Hz. Büreyde (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), bir adamýn þöyle söylediðini iþitti: "Allah'ým, þehâdet ettiðim þu hususlar sebebiyle senden talep ediyorum: Sen, kendisinden baþka ilah olmayan Allah'sýn, birsin, samedsin (hiçbir þeye ihtiyacýn yok, her þey sana muhtaç), doðurmadýn, doðmadýn, bir eþin ve benzerin yoktur."

    Bunun üzerine Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular:

    "Nefsimi kudret elinde tutan Zât'a yemin olsun, bu kimse, Allah'tan Ýsm-i Âzàmý adýna talepte bulundu. Þunu bilin ki, kim Ýsm-i Âzamla dua ederse Allah ona icâbet eder, kim onunla talepde bulunursa (Allah ona dilediðini mutlaka) verir. "

    Tirmizî, Daavât 65, (3471); Ebû Dâvud, Salât 358, (1493).

    1763 - Mihcen Ýbnu'l-Edra' (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir adamýn: "Ey Allah'ým, bir ve samed olan, doðurmayan ve doðurulmayan, eþi ve benzeri de olmayan Allah adýy-la senden istiyorum. Günahlarýmý maðfýret et, sen Gafürsun, Râhimsin!" dediðini iþitmiþti, hemen þunu söyledi:

    "O maðfiret edildi. O maðfýret edildi. O maðfiret edildi!"

    Ebû Dâvud, Salât 184, (985); Nesâî, Sehv 57, (3, 52).

    1764 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Bir adam þöyle dua etmiþti: "Ey Allah'ým, hamdlerim sanadýr, nimetleri veren sensin, senden baþka ilah yoktur, Sen semâvat ve arzýn celâl ve ikrâm sahibi yaratýcýsýsýn, Hayy ve Kayyümsun (kâinatý ayakta tutan hayat sahibisin.) Bu isimlerini þefaatçi yaparak senden istiyorum!"

    (Bu duayý iþiten) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sordu:

    "Bu adam neyi vesile kýlarak dua ediyor, biliyor musunuz?"

    "Allah ve Resûlü daha iyi bilir`?"

    "Nefsimi kudret elinde tutan Zât'a yemin ederim ki, o Allah'a, Ýsm-i Âzam'ý ile dua etti. O Ýsm-i Âzam ki, onunla dua edilirse Allah icabet eder, onunla istenirse verir."

    Tirmizî, Daavât 109 (3538); Ebû Dâvud, Salât 358, (1495); Nesâî, Sehv 57, (3, 52).

    1765 - Esmâ Bintu Yezîd (radýyallâhu anhâ) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah'ýn Ýsm-i Âzam'ý þu iki âyettedir:

    1- "Ýlahýnýz, tek olan ilahdýr, ondan baþka ilah yoktur. O Rahmân ve Rahîm'dir." (Bakara 163).

    2- Âl-i Ýmrân süresinin baþ kýsmý: Elif Lâm-Mim. O Allah ki, O'ndan baþka ilah yoktur, O Hayy ve Kayyümdur" (Âl-i Ýmrân 1-3).

    Ebû Dâvud, Salât 358, (1496); Tirmizî Daavât 65, (3472).

    1766 - Hz. Ebu Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlulah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah'ýn doksan dokuz ismi vardýr. Kim bunlarý ezberlerse cennete girer. Allah tektir, teki sever."

    Bir rivâyette: "Kim o isimleri sayarsa cenntete girer" buyurmuþtur. Buhârî hadisi bu lafýzla tahric etmiþtir. Müslim'de "tek" kelimesi yoktur.

    Buhârî, Daavât 68; Müslim, Zikr 5, (2677); Tirmizî, Daavât 87, (3502).

    Tirmizî'nin rivâyetinde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Allah'ýn isimlerini þöyle yazdý:

    "O Allah ki O'nda baþka ilâh yoktur. Rahman'dýr. Rahim'dir. E1-Meliku'l-Kuddûsu, es-Selâmu, el-Mü'minu, el-Müheyminu, el-Azîzu, el-Cebbâru, el-Mütekebbiru, el-Hâliku, el-Bâriu, el-Musavviru, el-Gaffâru, el-Kahhâru, el-Vehhâbu, er-Rezzâku, el-Fettâhu, el-Alîmu, el-Kâbizu, el-Bâsitu, el-Hâfidu, er-Râfiu, el-Muizzu, el-Müzillu, es-Semîu, el-Basîru, el-Hakemu, el-Adlu, el-Latîfu, el-Habîru, el-Halîmu, el-Azîmu, el-Gafûru, eþ-Þekûru, el-Aliyyu, eI-Kebîru, el-Hafîzu, el-Mukîtu, el-Hasîbu, el-Celîlu, el-Kerîmu, er-Rakîbu, el-Mucîbu, el-Vâsiu, el-Hakîmu, el-Vedûdu, el-Mecîdu, el-Bâisu, eþ-Þehîdu, el-Hakku, el-Vekîlu, el-Kaviyyu, el-Metînu, el-Veliyyu, el-Hamîdu, el-Muhsî, el-Mubdiu, el-Muîdu, el-Muhyi, el-Mümîtu, el-Hayyu, el-Kayyûmu, el-Vâcidu, el-Mâcidu, el-Vâhidu, el-Ahadu, es-Samedu, el-Kâdiru, el-Muktediru, el-Muahhiru, el-Evvelu, el-Âhiru, ez-Zâhiru, el-Bâtinu, el-Vâli, el-Müte'âli, el-Berru, et-Tevvâbu, el-Müntekimu, el-Afuvvu, er-Raûfu, Mâliku'l-Mülki, Zü'l-Celâli ve'l-Ýkrâm, el-Muksitu, el-Câmiu, el-Ganiyyu, el-Muðnî, el-Mâni', ed-Dârru, en-Nâfiu,en-Nûru, el-Hâdî, el-Bedîu, el-Bâki, el-Vârisu, er-Reþîdu es-Sâbüru."

    Ýsimleri bu þekilde, sâdece Tirmizî saymýþtýr.

    ALLAH'IN GÜZEL ÝSÝMLERÝNÝN ÞERHÝ

    1767 - El - Kuddûs: Ayýplardan temiz demektir.

    es-Selâm: Selâm sahibi‚ yani herçeþit ayýptan selâmette‚her türlü âfetten berî demektir.

    el-Mü’min: Kullarýna va’dinde sâdýk olan demektir. Tasdîk mânasýna olan imandan gelir. Yahut‚ kýyamet günü kullarýna‚ azabýna karþý garanti veren‚ güven veren demektir‚ bu mâna emân’dan gelir.

    el-Muheyyim: Þâhid olan (görüp güzeten) demektir. Emîn mânasýna geldiði de söylenmiþtir. Aslý‚ müeymin’dir‚ ancak hemze‚ hâ’ya kalbolmuþtur. Keza er-Rakîb ve el-Hafiz mânâsýna geldiði de söylenmiþtir.

    el-Azîzu: Kahreden‚ galebe çalan demektir. "Ýzzet"‚galebe çalmak mânasýna gelir.

    el Cebbâr: Mahlukâtý mecbur eden; emir veya yasak her ne dilerse ona zorlayan demektir. Bu kelimenin‚ bütün mahlukâtýnýn fevkinde yücedir mânasýna geldiði de söylenmiþtir.

    el-Mütekebbir: Mahlukâta ait sýfatlardan yüce‚ uzak mânasýna gelir. Ayrýca "Mahlukâtýndan büyüklük taslayarak kendisiyle azamet yarýþýna kalkanlara büyüklüyünü gösteren ve onlara haddini bildiren mânasýna geldiði de söylenmiþtir.Keza þu mânaya geldiði de belirtilmiþtir: "Mütekebbir" Allah’ýn azametini ifâde eden kibriyâ kelmesinden gelir‚ tezyîfî bir mâna taþýyan kibir kelimesinden gelmez.

    el-Bârîu: Mahlukâtý‚ mevcut bir misâle bakmaksýzýn‚ yoktan‚ örneksiz olarak yaratan mânasýna gelir. Bu kelime‚ öncelikle hayvanlar için kullanýlýr‚ diðer mahluklar için pek kullanýlmaz. Hayvanlar dýþýndaki mahlukât hakkýnda nâdiren kullanýlýr.

    el-Müsavvir: Mahlukâtý farklý sûretlerde yaratan" demektir. Tsvîr lügat olarak hat ve þekil çizmek mânasýna gelir.

    el-Gaffâr: Kullarýn günahlarýný tekrar tekrar affeden‚ mânasýna gelir. Gafr kelimesi‚ aslýnda setr (örtmek) ve kapatmak mânalarýna gelir. Allah Teâla kullarýnýn günahlarýný affedici‚ onlar için cezayý terketmek sûretiyle (günahlarý) örtücüdür.

    el-Fettâh: Kullarý arasýnda hâkim demektir. Araplar, hâkim iki hasmýn (dâvalý-dâvacý) arasýndaki ihtilafý çözdüðü zaman: "Hâkim iki hasmýn arasýný fethetti" derler. Hükmetti, çözüme kavuþturdu mânasýnda, hâkime fâtih dendiði de olmuþtur. Mamafih "Kullarýna rýzk ve rahmet kapýlarýný açan", rýzýklarýndan kapanmýþ olanlarý açan mânasýna da gelir.

    el-Kâbýz: Kullarýnýn rýzkýný lütfu ve hikmetiyle tutan mânasýna gelir.

    el-Bâsýt: Kullarýna rýzký açýp cûd ve rahmetiyle geniþleten demektir. Böylece Cenâb-ý Hakk, hem ihsan sahibi, hem de onu men edici olmaktadýr.

    el-Hâfid: Cebbarlarý ve firavunlarý alçaltan demektir. Yâni onlarý horlar ve deðersiz kýlar demektir.

    er-Râfi': Velîlerini, dostlarýný yüeltir. Azîz kýlar demektir. Böylece Allah, hem zelîl hem de azîz kýlýcý olmaktadýr.

    el-Hakem: Hâkim demektir. Bu da hakikatý hükmetme yetkisi kendis ne verilen, ona gönderilen demek olur.

    el-Adlu: Kendinde heva meyli olmayan, hükümde doðruluktan ayrýlmayan cevre yer vermeyen mânasýna gelir. Aslýnda masdardýr. Ancak âdil makamýnda kullanýlmýþtýr. Âdil'den daha beliðdir, çünkü müsemma, fiilin kendisiyle isimlenmiþtir.

    el-Latîfu: Arzunu sana rýfkla ulaþtýran demektir. "Mahiyeti, idrak edilemeyecek kadar latîf" mânasýna geldiði de söylenmiþtir.

    el-Habîru: Olaný ve olacaðý bilen kimseye denir.

    el-Gafûru: Baðýþlamada mübalaða eden, çok baðýþlayan demektir.

    eþ-Þekûru: Kullarýný, sâlih fiilleri sebebiyle mükâfatlandýran ve sevap veren demektir. Allah'ýn kullarýna þükrü, onlara maðfireti ve ibâdetlerini kabul etmesidir.

    el-Kebîru: Celâ1 (büyüklük) ve þânýnýn yüceliði sýfatlarýný taþýyan kimsedir.

    el-Mukîtu: Muktedir demektir. Ayrýca, mahlukâta gýdalarýný veren mânasýna geldiði de söylenmiþtir.

    el-Hasîbu: el-Kâfi demektir. Muf'il mânasýnda fâildir, týpký mü'lim mânasýnda elim gibi, hasîb'in muhâsib mânasýnda kullanýldýðý da söylenmiþtir.

    er-Rakîbu: Kendisinden hiçbir þey gâib olmayan hâfîz (muhâfýz) demektir.

    el-Mucîbu: Kullarýnýn duasýný kabul edip, icâbet eden zât demektir.

    el-Vâsiu: Zenginliði, bütün fakrlar bürüyen; rahmeti herþeyi kuþatan demektir.

    el-Vedûdu: el-Vedd (sevgi) kelimesinden mef'û1 mânasýnda feûl'dür. Allah Teâlâ Mevdûd'dur. Çok sevilir. Yani velilerinin kalbinde sevgilidir. Veya fâil mânasýnda feûldür. Yani Allah Teâla sâlih kullarýný sever, bu da "onlardan razý olur" demektir.

    el-Mecîdu: Keremi geniþ olan demektir. Þerif mânasýný taþýdýðý da söylenmiþtir.

    el-Bâisu: Mahlukâtý, ölümden sonra kýyamet günü yeniden diriltir demektir.

    eþ-Þehîdu: Kendisinden hiçbir þey gâib olmayan kimse demektir. Þâhid ve þehîd ayný mânada kullanýlýr, týpký âlim ve alîm kelimeleri gibi. Mâna þöyledir: Allah, (her yerde) hâzýrdýr. Eþyayý müþahede edip her an görür.

    el-Hakku: Varlýðý ve vücudu gerçek olan demektir.

    el-Vekîlu: Kullarýn rýzýklarýna kefil demektir. Hakikat þudur: Kendisine tevkîl edilmiþ olaný iþinde müstakil söz sâhibi olmaktýr. Bu hususta þu âyet hatýrlanabilir: "(Dediler ki) Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" (A1-i Ýmrân 173).

    el-Kaviyyu: el-Kâdir (güçlü) demektir. Ayrýca: "Kudreti ve kuvveti tam, O'nu hiçbir þey âciz kýlamaz" mânasýna da gelir.

    el-Metînu: Þedîd ve kavî olup, hiçbir fiilinde meþakkatle karþýlaþmayan demektir.

    el-Veliyyu: Nâsýr (yardýmcý) demektir. Ayrýca: "Ýþlerin kendisiyle yürüdüðü mütevelli, yetimin velîsi gibi" diye de açýklanmýþtýr.

    el-Hamîdu: Fiiliyle hamde hak kazanan mahmûd kimsedir. Bu kelime mef'ûl mânasýnda fâildir.

    el-Muhsî: Ýlmiyle herþeyi sayan, nazarýndan büyük veya küçük hiçbir þey kaçmayan kimse demektir.

    el-Mübdiu: Eþyayý yoktan ilk defa var eden, yaratan demektir.

    el-Muîdu: Mahlukâtý hayattan sonra tekrar ölüme, öldükten sonra da tekrar hayata iâde eden kimse demektir.

    el-Vâcidu: Fakirliðe düþmeyen zengin demektir. Bu kelime, gýna demek olan cide kökünden gelir.

    el-Vâhidu: Tek baþýna devam eden, yanýnda bir baþkasý olmayan ferd'dir. Ayrýca, þerik ve arkadaþý olmayan kimse mânas da mevcuttur.

    El-Ahadu: Ferd demektir. Ahad ile vâhid arasýndaki farka gelince, ahad, kendisiyle bir baþka adedin zikredilmesini men edecek bir yapýya sâhiptir. Kelime hem müzekker, hem de müennestir. "Bana kimse (ahad) gelmedi derken, gelmeyen hem erkektir, hem de kadýndýr." Vâhid'e gelince bu sayýlarýn ilki olarak vazedilmiþtir: "Bana halktan biri (vahid) geldi" denir ama, "Bana haktan kimse (ahad) geldi" denmez. Vâhid, emsâl ve nazîri kabûl etmeyen bir mâna üzere bina edilmiþtir. Ahad ise ifrad ve arkadaþlardan yalnýzlýk üzere bina edilmiþtir. Öyle ise, vâhid, zât itibariyle münferiddir, ahad ise mâna itibariyle münferiddir.

    es-Samedu: Ýhtiyaçlarýný temin etmek üzere, halkýn kendisine baþvurduðu efendidir. Yani halkýn kendisine yöneldiði kimsedir.

    el-Muktediru: Kudret kökünden müfteil babýndandýr. Kâdir'den daha öte bir güçlülük ifâde eder.

    el-Mukaddimu: Eþyayý takdim edip, yerli yerine koyan demektir.

    el-Muahhiru: Eþyayý yerlerine te'hir eden demektir. Kim takdime hak kazanýrsa ona takdîm eder, kim de te'hîre hak kazanýrsa ona da te'hîr eder.

    el-Evvelu: Bütün eþyadan önce var olan demektir.

    el-Âhiru: Bütün eþyadan sonra bâkî kalacak olan demektir.

    ez-Zâhiru: Herþeyin üstünde zâhir olan ve onlarýn üstüne çýkan þey demektir.

    el-Bâtýnu: Mahlukâtýn nazarlarýndan gizlenen demektir.

    el-Vâlî: Eþyanýn mâliki ve onlarda tasarruf eden demektir.

    el-Müteâli: Mahlukâtýn sýfatlarýndan münezzeh olan, bu sýfatlarýn biriyle muttasýf olmaktan yüce ve âlî olan.

    el-Berru: Katýndan gelen bir iyilik ve lütufla, kullarýna karþý merhametli, þefkatli demektir.

    el-Müntakimu: Dilediðine ceza vermede þiddetli davranan demektir. Nekame kökünden müfteil babýnda bir kelimedir. Nekame, hoþnudsuzluðun öfke ve nefret derecesine ulaþmasýdýr.

    el-Afuvvu: Afv'dan feûl babýnda bir kelimedir. Bu bâb mübalaða ifâde eder. Öyle ise mâna: "Günahlarý çokça baðýþlayan" dcmek olur.

    er-Raûfu: Katýndan gelen bir re'fetle (þefkatle) kullarýna merhametli ve þefkatli olan demektir. Re'fetle rahmet arasýndaki farka gelince; rahmet bazan maslahat gereði istemeyerek de olabilir. Re'fet isteksiz olmaz, isteyerek olur.

    Zü'l-Celâl: Celâl, celîl'in masdarýdýr. Celâl, celâlet, nihâyet derecede büyüklük, azamet demektir. Zü'l-Celâl büyüklük sahibi olan mânasýna gelir.

    el-Muksidu: Hükmünde âdil, demektir. Ef'àl babýnda adaletli oldu mânasýna olan bu kelime, sülâsî aslýnda zulmetti mânasýna gelir. Nitekim kasýt; cevreden, zâlim demektir.

    el-Câmiu: Kýyamet günü mahlukâtý toplayan demektir.

    el-Mâniu: Dostlarýný, baþkalarýnýn eziyetinden koruyan yardýmcý demektir.

    en-Nûru: Körlüðü olanlarý nuruyla görür kýlan, dalâlette olanlarý da hidâyetiyle irþâd eden demektir.

    el-Vârisu: Mahlukâtýn yok olmasýndan sonra da bâki kalan demektir.

    er-Reþîdu: Mahlukâta maslahatlarýn gösteren demektir.

    es-Sabûru: Âsîlerden intikam almada acele etmeyen, cezalandýrmayý belli bir müddet te'hîr eden demektir. Allah'ýn sýfatý olarak sabûr'un mânasý halîm'in mânasýna yakýndýr. Ancak ikisi arasýnda þöyle bir fark vardýr: Sabûr sýfatýnda cezanýn mutlaka olacaðýný beklemeyebilirler. Ancak halîm sýfatýyla Allah'ýn cezasýna kesin nazarýyla bakarlar.

    Allah inkarcýlarýn söylediklerinden münezzeh ve mukaddestir, uludur, yücedir.

    NAMAZ DUALARI

    1768 - Ebû Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaz için tahrime tekbirini alýnca kýraate geçmezden önce bir müddet süküt buyurmuþtur. Ben:

    "Ey Allah'ýn Resûlü, dedim, anam babam sana feda olsun, tekbir ile kýraat arasýndaki süküt esnasýnda ne okuyorsunuz?" Bana þu cevabý verdi:

    "Ey Allahým, beni hatalarýmdan öyle temizle ki, kirden paklanan be-yaz elbise gibi olayým. Allahým beni, hatalarýmdan su, kar ve dolu ile yýka" diyorum."

    Buhârî, Ezân 89; Müslim, Mesâcid 147, (598); Ebû Dâvud, Salât 123, (781); Nesâî, Ýftitâh 15, (2,128,129).

    Ebû Dâvud, Nesâî (ve Buhârî'nin) rivâyetlerinin baþýnda þu ziyade vardýr: "Allahým, benimle hatalarýmýn arasýný doðu ile batýnýn arasý gibi uzak kýl,"

    1769 - Ýbnu Ömer (radyallahu anhumâ) anlatýyor: "Biz, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte namaz kýlarken, cemaatten biri aniden:

    "Allahu ekber kebîrâ, velhamdü lillâhi kesîrâ, subhânallâhi bükraten ve asîlâ (Allah, büyükte büyüktür, Allah'a hamdimiz çoktur, sabah akþam tesbihimiz Allah'adýr!" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz:

    "Bu sözleri kim söyledi?" diye sordu. Söyleyen adam:

    "Ben, ey Allah'ýn Resûlü" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesellâm) efendimiz:"

    "O sözler hoþuma gitti. Sema kapýlarý onlara açýldý" buyurdu. Ýbnu Ömer (radýyallâhu anhümâ) der ki: "Söylediði günden beri o zikri okumayý hiç terketmedim."

    Müslim, Mesâcid 150, (601); Tirmizî, Daavât 137, (3586); Nesâî Ýftitâh 8, (2,125).

    Nesâî, bir rivâyette þu ziyâdede bulunmuþtur: "On iki adet meleðin, bu sözleri (yükseltmek üzere) koþuþtuklarýný gördüm."

    1770 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaz kýlarken nefes nefese bir adam geldi ve:

    "Allahu ekber, Elhamdü lillâhi hamden kesîran tayyiben mubâreken fîhi. (Allah büyüktür, çok temiz ve mübârek hamdler Allah'adýr!)" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namazý bitirince:

    "Þu kelimeleri hanginiz söyledi?" diye sordu. Cemaat bir müddet sessiz kaldý, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):

    "(Kim söylediyse çekinmesin, benim desin), Zîra fena bir þey söylemiþ deðil)" dedi. Bunun üzerine adam:

    "Ben, ey Allah'ýn Resûlü!" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da:

    "Ben on iki melek gördüm. Her biri, bu kelimeleri (Allah'ýn huzuruna) kendisi yükseltmek için koþuþmuþlardý."

    Müslim, Mesâcid 149, (600); Ebû Dâvud, Salât 121, (763): Nesâî, Ýftitâh 19, (2,132,133).

    1771 - Hz. Câbir (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaza baþlarken tekbir getirir, sonra (bazan) þunu okurdu: "Ýnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi Rabbi'l-âlemîn. Lâ þerîke lehu ve bi-zâlike ümirtü ve ene evvelü'l-müslimîn. Allahümmehdinî li-ahseni'l a'mâli ve ahseni'l-ahlâki. Lâ yehdî li-ahseniha illâ ente. Ve kýnî seyyie'l-a'mâl ve seyyie'l-ahlâk. Lâ yakî seyyiehâ illâ ente. (Namazým, ibâdetim hayatým ve ölümüm âlemlerin Þeriksiz Rabbi Allah içindir. Ben bununla emrolundum. Ben bu emre teslim olanlarýn ilkiyim. Ey Allah'ým, beni amellerin ve ahlâkýn en iyisine sevket. Bunlarýn en iyisine senden baþka sevkeden yoktur. Beni kötü amellerden ve kötü ahlâktan koru, bunlarýn kötülerinden ancak sen korursun."

    Nesâî, Ýftitâh 16, (2,129).

    1772 - Muhammed Ýbnu Mesleme (radýyallâhu anh)anlatýyor:

    "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) nâfile namaz kýlmak için kalktýðý vakit (bazan) þunu okurdu:

    "Allahu ekber veccehtü vechiye li'llezî fatara's-Semâvâti ve'1-arza hanî-fen müslimen ve mâ ene mine'l-müþrikîn... (Allah büyüktür. Yüzümü Ha-nîf ve Müslüman olarak semâvat ve arzý yaratan Allah a yönelttim. Ben müþriklerden deðilim). . . ")

    Devamýný Hz. Câbir (radýyallâhu anh)'in rivâyetinde olduðu þekilde zikretti. Sonra þunu okudu:

    "Allahümme ente'l-Meliku. Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke ve bihamdike Allahým (kâinatýn gerçek) Meliki sensin. Senden baþka ilah yoktur. Seni hamdinle takdîs ederim]. " Sonra kýraata geçti."

    Nesâî, Ýftitâh 17, (2,131).

    1773 - Hz. Aiþe (radýyallâhu anhâ) anlatýyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaza (iftitah tekbiri ile) baþlayýnca þunu okurdu:

    "Subhâneke Allahümme ve bi-hamdike ve tebârekesmüke ve teâlâ ceddüke ve lâ ilâhe gayruke. (Allah'ým seni her çeþit noksan sýfatlardan takdîs ederim, hamdim sanadýr. Senin ismin mübârek, azametin yücedir, senden baþka ilah da yoktur)."

    Tirmizî, Salat 179, (243); Ebû Dâvud, Salat 122, (776); Ýbnu Mâce, Ýkâmeti's-Salat 1, (804).

    RÜKÜ VE SECDELERDE OKUNACAK DUALAR

    1774 - Ýbnu Abbâs (radýyallâhu anhümâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Haberiniz olsun, ben rükü ue secde hâlinde Kur'ân okumaktan men edildim. Öyleyse rüküda Rabb Teâlâ'yý tâzim edin, secdede ise dua etmeye gayret edin, (zira secdede iken yaptýðýnýz dua) icâbet edilmeye Iâyýktýr."

    Müslim, Salât 207 (479); Ebü Dâvud, Salât 152, (876); Nesai, Ýftitâh 98, (2,189).

    1775 - Ebü Hüreyre (radýyallâhu anh) hazretleri anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm), secdelerinde þunlarý söylerdi: "Allahümmaðfirli zenbi küllehu, dýkkahu ve cüllehu, evvelehu ve âhirehu, sýrrahu ve alâniyyetehu. (Allahým! Büyük-küçük birinci sonuncu, gizli-açik, bütün günahlarýmý maðfiret buyur. "

    Müslim, Salât 216, (483); Ebu Dâvud, Salât 152, (878).

    1776 - Hz. Aiþe (radýyallâhu anhâ) anlatýyor: "Resullulah (aleyhissalatu vesselâm) rüküsunda ve secdelerinde þu duayý çokca okurdu:

    "Sübhânekallâhümme Rabbenâ ve bi-hamdike, Allahümmaðfirli. (Allah'ým, seni takdis ve tenzih ederim. Rabbimiz! Takdisimiz hamdinledir. Ey Allahým, beni maðfiret et.)" Bu duayý okumakla Kur'ân'a yani Kur'ân'ýn: "Rabbini hamd ile tesbih et" (Nasr 3) âyetineuyuyordu."

    Buhâri, Ezân 123, 139, Meðâzi 50, Tefsir, Ýzâcâe nasrullahi ve'l-Feth; Müslim, Salât 217, (484); Ebü Dâvud, Salât 152, (877); Nesâi, Ýftitâh 153, (2, 219).

    Müslim, Ebu Dâvud ve Nesâi'de gelen bir rivâyette þöyle denir: "Resüllullah (aleyhissalatu vesselâm) rükü ve secdesinde þöyle derdi: "Subbühun kuddüsün Rabbü'l-melaiketi ver-Rühi, (Münezzehsin, mükaddessin, meleklerin ve Ruh'un Rabbisin)".

    1777 - Muvatta, Tirmizi ve Ebu Davud'un bir rivâyetinde þöyle denir: "Resülullah (aleyhissalatu vesselâm)'ý yatakta kaybettim ve araþtýrdým, derken elim ayaðýnýn altýna rastladý. Secdede idi ve: "Allahümme inni eüzu bi-rýzâke min sahtike ve eüzu bi-muâfâtike min ukübetike ve eüzu bike minke Lâ uhsi senâen aleyke. Ente kemâ esneyte alâ nefsike. (Allahým! Senin rýzaný þefaatçi kýlarak öfkenden sana sýðýnýyorum. Affýný þefaatçi yaparak cezandan sana sýðýnýyorum. Senden de sana sýðýnýyorum. Sana layýk olduðun senâyý yapamam. Sen kendini sena ettiðin gibisin)" diyordu."

    1778 - Ýbnu Mes'ud (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden biri rükü edince üç kere "Sübhâne rabbiyel azim (Büyük Rabbim (her çeþit kusurdan) münezzehdir" desin. Bu, en az miktardir. Secde yapýnca da üç kere "Sübhane Rabbiye'l a'lâ (Ulu Rabbim (her çeþit kusurdan) münezzehdir" desin. Bu da en az miktardýr."

    Ebu Dâvud, Salât 154, (886); Tirmizi, Salât 194, (261).

    1779 - Hz. Câbir (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm), rükü yaptýðý zaman: "AIIahümme Ieke reka'tu ve bike âmentü ve leke eslemtü ve aleyke tevekkeltü ente Rabbiye, haþaa sem'i ve basari ve Iahmî ve demi ve izâmi IiIIahi Ràbbi'I-âlemin. (Ey AIIahým sana rükü yapýyorum, sana inandým, sana teslim oldum, sana tevekkül ettim. Sen Rabbimsin, kulaðým, gözüm, etim, kaným ve kemiklerim ÂIemIerin Rabbi olan Allah önünde haþyette, tezeIIüIdedir."

    Nesâi, Ýftitâh 104, (2,192). Bu rivâyet Müslim'de gelen uzun bir rivayetin bir parçasýdýr (Salâtu'l-Müsâfirin) 201, (771).

    1780 - Ýbnu Ebi Evfâ (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) sýrtýný rüküdan kaldýrdýðý zaman: "SemiaIlâhu Iimen hamideh, Allahümme Rabbenâ Ieke'I-hamdü mil'es-semâvâti ve miI'eI-arzi ve miI'e mâ þi'te min þey'in ba'du. (AIIah, kendisine hamd edeni iþitir. Ey AIIahým, ey Rabbimiz, semâlar dolusu, arz dolusu ve bunlardan baþka istediðin her þey dolusu hamdler sana olsun"

    Müslim, Salat 204, (476); Ebu Dâvud, Salat 144, (846).

    1781 - Ýbnu Abbâs (radýyallâhu anhümâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) iki secde arasýnda: "Allahümme'ðfir li ve'rhamni, ve'cbürni, ve'hdini ve'rzukni. (Allahým bana maðfiret et, merhamet et, beni zengin kýl, bana hidâyet ver, bana rýzýk ver) derdi".

    Ebü Dâvud, Salât 145, (850); Tirmizi, Salât 211, (284); Ýbnu Mâce, Salât 23, (898).

    1782 - Hz. Ali (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) secde ettiði vakit þöyle dua okurdu: "Allahým sana secde ettim, sana inandým, sana teslim oldum. Yüzüm de, kendisini yaratýp þekillendiren, ona kulak, göz takan yaratanýna secde etmiþtir. Yaratanlarýn en güzeli olan Allah ne yücedir" (Hacc 14).

    Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ýn teþehhüdle selam arasýnda okuduðu en son duasý: "Allahümmaðfir Ii mâ kaddemtü ve mâ ahhartü ve ma esrertü ve mâ a'Ientü ve maesreftü ve mâ ente a'Iemu bihi minnî ente'I-mukaddim ve ente'I-muahhir. Lâ ilâhe illâ ente. (Allahým, geçmiþ ömrümde yaptýklarýmý, gelecekte yapacaklarýmý, gizli iþlediklerimi, aleni yaptýklarýmý, israflarýmý, benim bilmediðim fakat senin bildiðin kusurlarýmý affet. Ýlerleten sen, gerileten de sensin, senden baþka ilah yoktur)".

    Müslim, Salâtul-Müsâfirin 201, (771), Tirmizi, Daavât 32, (3417, 3418, 3419); Ebü Dâvud, Salât 121, (760); Nesâi, Ýftitâh 17, (2,130).

    1783 - Abdullah Ýbnu Amr Ýbni'l-As (radýyallâhu anhüma) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a, Hz. Ebü Bekir (radýyallâhu anh) gelerek:

    "Bana namazda okuyacaðým bir dua öðret" dedi. Resülullah (aleyhissalatu vesselam) ona þu duayý okumasýný söyledi:

    "Allahümme inni zalemtü nefsi zulmen kesiran ue lâ yaðfiru z-zünübe illâ ente fà'ðfir li maðfireten min indike verhamni inneke ente'l-ðàfüru'r-rahim. (Allahým ben nefsime çok zulmettim. Günahlarý ancak sen affedersin. Öyle ise beni, þanýna layýk bir maðfiretIe baðýþla, bana merhamet et. Sen affedici ve merhamet edicisin".

    Buhâri, Sýfâtu's-Salât 149, Daavât 17, Tevhid 9; Müslim, Zikr 48, (2705); Tirmizi, Daavât 98, (3521); Nesâi, Sehiv 58, (3, 53).

    TEÞEHHUDDEN SONRA OKUNACAK DUA

    1784 - Ýbnu Abbâs (radýyallahu anhümâ) hazretleri anlatýyor:

    "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) teþehhüdden sonra þunu okurdu: "Allahümme inni eüzu bike min azâbi cehennem ve eüzu bike min azâbi'I-kabri ve eüzu bike min fitneti'd-Deccâl ve eüzu bike min fitneti'I-mahyâ ve'I-memât. (AIIahým, ben cehennem azabýndan sana sýðýnýrým. Kabir azabýndan da sana sýðýnýrým. Deccal fitnesinden de sana sýðýnýrým, hayat ve ölüm fitnesinden de sana sýðýnýrým)".

    Ebu Dâvud, Salât 184, (984).

    SELAMDAN SONRA OKUNACAK DUA

    1785 - Ýbnu Abbas (radýyallahu anhümâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ýn geceleyin namazdan çýkýnca þu duayý okuduðunu iþittim: "ÂlIahým! Senden, katýndan vereceðin öyIe bir rahmet istiyorum ki, onunla kalbime hidayet, iþlerime nizam, daðýnýklýðýma tertip, içime kâmil iman, dýþýma amel-i sâlih, amellerime temizlik ve ihlâs verir, rýzana uygun istikâmeti ilham eder, ülfet edeceðim dostumu lutfeder, beni her çeþit kötülüklerden korursun.

    Allahým, bana öyle bir iman, öyle bir yakin ver ki, artýk bir daha küfür (ihtimali) kalmasýn. Öyle bir rahmet ver ki, onunla, dünya ve ahirette senin nazarýnda kýymetli olan bir mertebeye ulaþayým.

    Allahým! Hakkýmýzda vereceðin hükümde lütfunIa kurtuluþ istiyorum, (kurbuna mazhàr olan) þühedâya has makamlarý niyaz ediyorum, bahtiyar kullarýn yaþayýþýný diliyorum, düþmanlara karþý yardým taleb ediyorum!

    Allahým! Anlayýþým kýt, amelim az da olsa (dünyevi ve uhrevi) ihtiyaçlarýmý senin kapýna indiriyor (karþýlanmasýný senden taleb ediyorum). Ràhmetine muhtacým, halimi arzediyorum. (Ýhtiyacým ve fakrim sebebiyledir ki) ey iþlere hükmedip yerine getiren, kalplerin ihtiyacýný görüp þifâyâb kilan Rabbim! Denizlerin aralarýný ayýrdýðýn gibi benimle cehennem azabýnýn arasýný da ayýrmaný, helâke dâvetten, kabir azabindan korumaný diliyorum.

    Allahým! Kullarýndan herhangi birine verdiðin bir hayýr veya mahlukatindan birine vaadettiðin bir lütuf var da buna idrakim yetiþmemiþ, niyetim ulaþamamýþ ve bu sebeple de istediklerimin dýþýnda kalmýþ ise ey âlemlerin Rabbi, onun husülü için de sana yakarýyor, bana onu da vermeni rahmetin hakkýnda senden istiyorum.

    Ey Allahým! Ey (Kur'ân gibi, din gibi) kuvvetli ipin, (þeriat gibi) doðru yolun sahibi! Kâfirler için cehennem vaadettiðin kýyamet gününde, senden cehenneme karþý emniyet, arkadan baþlayacak ebediyet gününde de huzur-i kibriyana ulaþmýþ mukarrebin meleklerle, (dünyada iken çok) rükü ve secde yapanlar ve ahidlerini ifa edenlerle birlikte cennet istiyorum. Sen sýnýrsýz rahmet sahibisin, sen (seni dost edinenlere) hadsiz sevgi sahibisin, sen dilediðini yaparsýn. (Dilek sahipleri ne kadar çok, ne kadar büyük þeyler isteseler hepsini yerine getirirsin.)

    Allahým! Bizi, sapýtmayýp, saptýrmayan hidâyete ermiþ hidâyet rehberleri kýl. Dostlarýna sulh (vesilesi), düþmanlarýna da düþman kýl. Seni seveni (sana olan) sevgimiz sebebiyle seviyoruz. Sana muhâlefet edene, senin ona olan adâvetin sebebiyle adavet (düþmanlýk) ediyoruz.

    Allahým! Bu bizim duamýzdýr. Bunu fazlýnla kabul etmek sana kalmýþtýr. Bu, bizim gayretimizdir, dayanaðýmýz sensin.

    Allahým! Kalbime bir nur, kabrime bir nur ver; önüme bir nur, arkama bir nur ver; saðýma bir nur, soluma bir nur ver; üstüme bir nur, altýma bir nur ver; kulaðýma bir nur, gözüme bir nur ver; saçýma bir nur, derime bir nur ver; etime bir nur, kanýma bir nur ver; kemiklerime bir nur koy!

    Allahým nurumu büyüt, (söylediklerimin hepsine bedel olacak) bir nur ver, (söylenmiyenleri de kuþatacak) bir nur daha ver!

    Ýzzeti bürünmüþ, onu kendine alem yapmýþ olan Zât münezzehtir. Büyüklüðü bürünmüþ ve bu sebeple kullarýna ikramý bol yapmýþ olan Zât münezzehtir. Tesbih ve takdis sadece kendine layýk olan Zat münezzehtir. Fazl ve nimetler sâhibi Zàt münezzehtir. Azamet ve kerem sahibi Zât münezzehtir. Celal ve ikrâm sâhibi Zat münezzehtir."

    Tirmizi, Daavât 30, (3415).

    1786 - Hz. Sevbân (radýyallahu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) selam verip (namazdan çýkýnca) üç kere istiðfarda bulunup: "Âllahümme entes-selâm ve minke's-seIâm tebârekte ve teâleyte yâ ze'l-celâli ve'I-ikrâm. (Allahým sen selamsýn. Selàmet de sendendir. Ey celâl ve ikrâm sâhibi sen münezzehsin, sen yücesin)" derdi."

    Müslim, Mesâcid 135, (591); Tirmizi, Salât 224, (300); Ebu Dâvud, Salât 360 (1513); Nesâi, Sehv 80, (3, 68).

    1787 - Kà'a Ýbnu Ucre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) duyurdular ki: "Namazýn takipçileri (muakkibât) var. Onlarý her namazýn peþinden söyleyenler -veya yapanlar- (cennet ve mükafaat hususunda) hüsrâna uðramazlar. Bunlar otuz üç adet tesbih, otuz üç adet tahmid, otuzdört adet tekbir'dir".

    Müslim, Mesâcid 144, (596); Tirmizi Daavât 25, (3409); Nesâi, 91, (3, 75).

    Nesâi'nin Zeyd Ýbnu Sâbit (radýyallâhu anh)'ten yaptýðý bir rivâyette þöyle denmektedir: "Bu emredildiði zaman Ensâr'dan bir adam rüyasýnda görür ki bir kimse: "Bunu yirmi beþ yapýn, tehlili de ilâve edin" demektedir. Sabah olunca bunu Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'aanlattý. Efendimiz : "Söylendiði þekilde yapýn!" buyurdu".

    1788 - Ebu Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim sabah namazýnýn arkasýndan yüz kere tesbihde ve yüz kere tehlilde bulunursa, deniz köpüðü gibi çok bile olsa günahlarý affedilir".

    Nesai, Sehv 95, (3, 79).

    1789 - Ukbe Ýbnu Amir (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) her namazýn arkasýndan muavvizâtý okumamý emretti."

    Ebu Dâvud, Salât 361, (1523); Nesâi, Sehv (79, (3, 68).

    TEHECCÜD NAMAZI ESNASINDA DUA

    1790 - Hz. Ýbnu Abbâs (radýyallâhu anhümâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) teheccüt namazý kýlmak üzere geceleyin kalkýnca þu duayý okurdu: "AIIahým, Rabbimiz! Hamdler sanadýr. Sen arz ve semâvatin ve onlarda bulunanIarýn kayyumu ve ayakta tutanýsýn, hamdler yalnýzca senin içindir. Sen semâvat ve arzýn ve onlarda bulunanlarýn nûrusun, hamdler yalnýzca sanadýr. Sen haksýn, va'din de haktýr. Sana kavuþmak haktýr, sözün haktýr. Cennet haktýr, cehennem de haktýr. Peygamberler hàktýr, Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm) de haktýr. Kýyamet de haktýr.

    AIIahým! Sana teslim oldum, sana inandým, sana tevekkül ettim. Sana yöneldim. Hasmýna karþý senin (bürhanýn) iIe dâva açtým. Hakkýmý aramada senin hakemliðine baþvurdum. Önden gönderdiðim ve arkada býraktýðým hatalarýmý affet. Gizli iþlediðim, aleni yaptýðým, benim bilmediðim, senin benden daha iyi bildiðin hatalarýmý da affet! Ýlerleten sen, gerileten de sensin. Senden baþka ilah yoktur".

    Buhâri, Teheccüt 1, Daavât 10 Tevhid 8, 24, 35; Müslim, Salâtu'l-Müsâfirin 199, (769); Muvatta, Kur'ân 34, (1, 215, 216); Tirmizi, Daavât 29, (3414); Ebü Dâvud, Salât 121, (771); Nesâi, Kýyâmu'l-Leyl 9, (3, 209, 210).)

    AKÞAM VE SABAH YAPILACAK DUALAR

    1791 - Ýbnu Mes'ud (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) akþam olunca þu duayý okurdu:

    "Elhamdulillah geceye erdik. Mülk de, Allah için geceye erdi. AIlah'tan baþka ilâh yoktur. Tektir, ortaðý yoktur. Mülk O'nundur, hamdler 0'nàdýr, O, her þeye kâdirdir. Rabbim! Bu gecede olacak hayrý, bundan sonra olacak hayrý senden taleb ediyorum. Bu gecede olacak þerden ve bundan sonra olacak þerlerden sana sýðýnýyorum. Ràbbim! TembeIlikten yaþlýlýðýn kötülüklerinden sana sýðýnýyorum. Rabbim! Cehennem azabýndan, kabir azabýndan sana sýðýnýyorum!"

    Ýbnu Mes'ud (radýyallahu anh) devamla, Resülullah (aleyhissalatu vesselâm)'ýn sabah olunca þu duayý okuduðunu söyledi:

    "ElhamduIiIIah sabaha erdik. Mülk de AIIah için sabaha erdi."

    Müslim, Zikr 75, (2723); Tirmizi, Daavât 13, (3387); Ebu Dâvud, Edeb 110, (5071).

    1792 - Ebu Selâm, Hz. Enes (radýyallâhu anh)'ten naklediyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselâm)'ýn þöyle söylediðini iþittim: "Kim akþama ve sabaha erdiði zaman: "Rabb olarak Allah, din olarak Ýslâm'a, resül olarak Muhammed (aleyhissalatu vesselâm)'e razý olduk" derse onu razý etmek de Allah üzerine bir hak olmuþtur".

    Rezin bu duaya: "Kýyamet günü" ifadesini ilave etmiþtir.

    Ebü Dâvud, Edeb 110, (5072) Ýbnu Mâce, Dua 14, (3870).

    1793 - Abdullah Ýbnu Gannâm el-Beyâzi (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim sabaha erdiði zaman: "Allahým, benimle veya mahlukatýndan herhangi biriyle hangi nimet sabaha ermiþse bu sendendir. Sen birsin, ortaðýn yoktur, hamdler sanadýr, þükür sanadýr" derse, o günkü þükür borcunu ödemiþtir. Kim de ayný þeyler akþama erince söylerse o da o geceki þükür borcunu eda eder."

    Ebu Dâvud, Edeb 110, (5073).

    UYUMA VE UYANMA DUALARI

    1794 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) yataðýna girdiði zaman þu duayý okurdu: "Bize yedirip içiren, ihtiyaçlarýmýz görüp bizi barýndýran AIIah'a hamdolsun. Ýhtiyacýný görecek, barýnak verecek kimsesi olmayan niceleri var!"

    Müslim, Zikr 64, (2715); Tirmizi, Daavât 16, (3393); Ebü Dâvud, Edeb 107, (5053).

    1795 - Hz. Âiþe (radýyallâhu anhâ) anlatýyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) yataðýna girdiði zaman, ellerine üfleyip Muavvizeteyn'i ve Kul hüvallahu ahad'i okur ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastalandýðý zaman ayný þeyi kendisine yapmamý emrederdi".

    Buhari Fedâilu'l-Kur'ân 14, Týbb, 39, Daavat 12; Müslim, Selâm 50, (2192); Muvattâ, Ayn 15, (2, 942); Tirmizi, Daavât 21, (3399); Ebu Dâvud, Týbb 19, (3902).

    1796 - Hz. Huzeyfe Ýbnu'l-Yemân (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) yataðýna girince þu duayý okurdu:

    "Allahým! Senin adýnla hayat bulur, senin adýnla ölürüm".

    Sabah olunca da þu duayý okurdu:

    "Bizi öldürdükten sonra tekrar hayat veren AlIah'a hamdolsun!. Zaten dönüþümüz de O'nadýr".

    Buhâri, Daavat 7, 8, 16, Tevhid 13; Tirmizi, Daavât 29, (3413); Ebü Dâvud, Edeb 177, (5049).

    1797 - Hz. Berâ (radýyallâhu anhâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Yataðýna girdiðin zaman þu duayý oku: "Allahým nefsimi sana teslim ettim, yüzümü sana çevirdim, iþlerimi sana emanet ettim sýrtýmý sana dayadým. Senin rahmetinden ümitvarým, gazabýndan da korkuyorum. Senin ikabýna karþý, senden baþka ne melce var, ne de kurtarýcý. Ýndirdiðin Kitab'a, gönderdiðin Peygamber (aleyhissalâtu uesselâm)'e imàn ettim"

    "Eðer bunu okuduðun gece ölecek olursan fýtrat üzere ölmüþ olursun. Þayet sabaha erersen hayýr bulursun."

    Buhâre, Daavât 7, 9; Tevhid 34; Müslim, Zikr 56, (2710); Tirmizi, Daavat 76, (3391); Ebu Dâvud, Edeb 107, (5046, 5047, 5048).

    Tirmizi'nin bir rivayetinde þöyle denmiþtir: "Resülullah (àleyhissalâtu vesselâm), uyumak isteyince sað yaný üzerine dayanýr ve þöyle dua ederdi: "Allàhým! Kullarýný topladýðýn -veya yeniden dirilttiðin- gün, beni azâbýndan koru".

    1798 - Hz. Aiþe (radýyallâhu anhâ) anlatýyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) geceleyin uyanýnca þu duayý okurdu: "Allahým! Seni hamdinle tenzih ederim, Senden baþka ilah yoktur. Günahým için affýný dilerim, rahmetini taleb ederim. Allahým ilmimi artýr, bana hidayet verdikten sonra kalbimi saptýrma. Katýndan bana rahmet lutfet. Sen lutfedenlerin en cömerdisin".

    Ebu Dâvud, Edeb 108, (5061).

    1799 - Hz. Ali (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) yatacaðý sýrada þu duayý okurdu:

    "Allahým, kerim olan Zât'ýn adýna, eksiði olmayan kelimelerin adýna, alýnlarýndan tutmuþ olduðun hayvanlarýn þerrinden sana sýðýnýrým. Allahým sen borcu giderir günahý kaldýrýrsýn. Allahým senin ordun maðlub edilemez, và'dine muhalefet edilemez. Servet sahibine serveti fayda etmez, servet sendendir. Allahým seni hamdinle tesbih ederim".

    Ebu Dâvud, Ebed 107, (5052).

    1800 - Büreyde (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Bir gün, Hâlid Ýbnu Velid el-Mahzumi (radýyallâhu anh):

    "Ey Allah'ýn Resülü, bu gece hiç uyuyamadým" diye Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam)'e yakýndý.

    Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona þu tavsiyede bulundu:

    "Yataðýna girdinmi þu duayý oku: "Ey yedi kat semânýn ve onlarýn gölgelediklerinin Rabbi, ey arzlarýn ve onlarýn taþýdýklarýnýn Rabbi, ey þeytanlarýn ve onlarýn azdýrdýklarýnýn Rabbi! Bütün bu mahlükâtýnýn þerrine karþý, bana himâyekâr oI! 0l ki hiç birisi, üzerime âni çullanmasýn, saldýrmàsýn. Senin koruduðun aziz olur. Senin övgün yücedir, senden baþka ilah da yoktur, ilah olarak sâdece sen varsýn."

    Tirmizi, Daavât 96, (3518).

    1801 - Ýmam Mâlik'ten rivayete göre, ona þu haber ulaþmýþtýr: "Hâlid Ýbnu'l-Velid (radýyallâhu anh), Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam)'e:

    "Ben uykuda iken korkutuluyorum. (Ne yapmamý tavsiye buyurursunuz?)" diye sordu. Ona þu tavsiyede bulundu:

    "Allah'ýn eksiksiz, tam olan kelimeleri ile O'nun gadabýndan, ikabýndan, kullarýnýn þerrinden, þeytanlarýn vesveselerinden ve (beni kötülüðe atan) beraberliklerinden AIlah'a sýðýnýrým! de!".

    Muvatta, Þi'r 9, (2, 950).

    EVDEN ÇIKIÞ VE EVE GÝRÝÞ DUALARI

    1802 - Ümmü Seleme (radýyallâhu anhâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselam) evinden çýktýðý zaman þu duayý okurdu: "Allah'ýn adýyla Allah'a tevekkül ettim. AIIahým! zillete düþmekten, dalâlete düþmekten, zulme uðramaktan, cahillikten, hakkýmýzda cehalete düþülmüþ olmasýndan sana sýðýnýrýz".

    Tirmizi, Daavât 35, (3423); Ebü Dâvud, Edeb 112, (5094); Nesâi Ýstiâze 30, (8,268); Ýbnu Mâce, Dua 18, (3884).

    1803 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Evinden çýkýnca kim: "Allah'ýn adýyla, Allah'a tevekkül ettim, güç kuvvet Allah'tandýr" derse kendisine: "Ýþine bak, sana hidâyet verildi, kifâyet edildi ve korundun da" denir, ondan þeytan yüz çevirir".

    Tirmizi, Daavât 34, (3422); Ebü Dâvud, Edeb 112, (5095); Nesâi, Ýstiâze (8,268).

    1804 - Ebü Mâlik eI-Eþ'àri (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kiþi evine girince þu duayý okusun: "AIIahým! Senden hayýrlý giriþler, hayýrlý çýkýþlar istiyorum. AIIah'ýn adýyla girdik, AIIah'ýn adýyla çýktýk, Rabbimiz AIIah'a tevekkül ettik". Bu duayý okuduktan sonra ailesine selam versin".

    Ebu Dâvud, Edeb, 112, (5096).

    OTURMA-KALKMA DUALARI

    1805 - Ebu Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) hazretleri buyurdular ki: "Kim, malâyâni konuþmalarýn çok olduðu bir yere oturur da, oradan kalkmazdan önce þu duayý okursa bu yerde oturmaktan hasýl olan günahýndan arýnmýþ olur:

    Allahým! Seni hamdinle tesbih ederim. Senden baþka ilah olmadýðýna þehâdet ederim. Senden maðfiret diliyorum, Sana tevbe ediyor (af taleb ediyorum)".

    Tirmizi, Daavât 39, (2329).

    1806 - Ýbnu Ömer hazretleri (radýyallahu anhümâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir cemaatte oturduðu zaman, ashâbý için þu duayý okumadan nadiren kalkardý:

    "Allahým! Bize korkundan öyle bir pay ayýr ki, bu, sana karþý iþlenecek günahlarla bizim aramýzda bir engel olsun. Ýtaatinden öyle bir nasib ver ki, o bizi cennete ulaþtýrsýn. Yakîninden öyle bir hisse lutfet ki dünyevi musibetlere tahammül kolaylaþsýn.

    Allahým! Sað olduðumuz müddetçe kulaklarýmýzdan, gözlerimizden, kuvvetimizden istifade etmemizi nasib et. Ayný þeyi bizden sonra gelecek olan neslimize de nasib et. Ýntikamýmýzý, bize zulmedenlerden almýþlardan kýl (mazlumlardan deðil). Bize tecavüz edenlere karþý bizi muzaffer kýl. Bize, dini musibet verme. Dünyayý, ne asýl gayemiz kýl, ne de ilmimizin son hedefi. Bize merhametli olmayaný bize musallat etme."

    Tirmizi. Daavât 73, (3497).

    SEFERDE OKUNACAK DUA

    1807 - Ýmam Mâlik'e ulaþtýðýna göre Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) sefer arzusuyla ayaðýný bineðinin özengisine koyduðu zaman þu duayý okurdu:

    "Bismillah! Allahým! Sen seferde arkadaþým, ailemde vekilimsin. Allahým, bize arzý dür, seferi kolaylaþtýr. Allahým, yolun meþakkatlerinden, üzüntülü dönüþten, mal ve ailede vuküa gelecek kötü manzaralardan sana sýðýnýyorum".

    Muvatta, Ýsti'zân 34, (2, 977).

    1808 - Ýbnu Ömer (radýyallâhu anhümâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm), seferden dönerken, uðradýðý her tümsekte üç kere tekbir getirir, arkadan da: "Lâ ilâhe iIlaIIâhu vahdehu Iâ þerike Ieh, Iehü'I-mülkü ve Iehü'I-hamdü ve hüve aIâ külli þey'in kadir. (AIIah'tan baþka ilah yoktur. O tekbir, ortaðý yoktur, mülk O'nundur, hamd O'nadýr. O herþeye kadirdir) dönüyoruz, tevbe ediyoruz, kulluk ediyoruz, secde ediyoruz, Rabbimize hamdediyoruz. AIIah va'dinde sâdýk oldu, kuluna yardým etti. (Hendek Harbi'nde) müttefik ordularý tek baþýna helâk etti" derdi.

    Buhâri, Daavât 52, Ömer 12, Cihâd 133, 197, Megâzi 29; Müslim, Hacc 428, (1344); Muvatta, Hacc 243, (1,421); Tirmizi, Hacc 104, (950); Ebu Dâvud, Cihâd 170, (2770).

    1809 - Hz. Ebu Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Bir adam Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam)'e:

    "Ey Allah'ýn Resülü, ben sefere çýkmak istiyorum bana tavsiyede bulun!" diye talepte bulundu. Efendimiz:

    "Sana Allah'tan korkmaný ve (yol boyu aþtýðýn) her tepeýýin baþýnda tekbir getirmeni tavsiye ediyorum!" buyurdu. Adam döneceði sýrada þu duada bulundu: "Allah'ým! Ona uzaklýðý dür, yolculuðu kolay kýl."

    Tirmizi Daavat 47, (3441).

    1810 - Abdullah el-Hatmi (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) birisiyle vedalaþtý mý þöyle derdi: "Dininizi emânetinizi ve iþlerinizin âkibetini Allah'ýn muhafazasýna býrakýyorum".

    Ebu Dâvud, Cihâd 80 (2600); Tirmizi, Daavât 45, (3439).

    1811 - Hz. Abdullah Ýbnu Ömer (radýyallâhu anhümâ) anlatýyor:

    "Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) seferde iken gece olunca þu duayý okurdu:

    "Ey arz, benim de senin de Rabbimiz Allah'týr. Senin de, (sende bulunanlarýn da sende yaratýlmýþ olanlarýn da, senin üzerinde yürüyenlerin de þerrinden Allah'a sýðýnýrým. Arslanýn, iri yýlanýn, yýlanýn, akrebin ve bu beldede ikâmet eden (insilerin ve cinni)lerin, Ýblis'in ve Ýblis neslinin þerrinden de Allah'a sýðýnýrým."

    Ebu Dâvud, Cihâd 80, (2603).

    1812 - Havle Bintu Hàkim (radýyallâhu anh ) anlatýyor:

    "Resülullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz buyurmuþlardýr ki: "Kim bir yerde konakladýðý zaman þu duayý okursa, oradan ayrýlýncaya kadar ona hiçbir þey zarar vermez: "Eüzü bi-kelimâtillahi't-tâmmât min þerri mâ halâka. (Allah'ýn eksiksiz, mükemmel kelimeleri ile, yarattýklarýnýn þerrinden AIlah'a sýðýnýyorum.)"

    Müslim, 54, (2708); Muvatta, Ýsti'zân 34 (2, 978); Tirmizi, Daavât 41, (3433).

    ÜZÜNTÜ VE TASA HALÝNDE DUA

    1813 - Hz. Sa'd (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Balýðýn karnýnda iken, Zü'n-Nün'un yaptýðý dua þu idi: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke inni küntü mine'z-zâlimin. (Allahým! Senden baþka ilâh yoktur, seni her çeþit kusurlardan tenzih edirim. Ben nefsime zulmedenlerdenim.)" Bununla dua edip de icâbet görmeyen yoktur."

    Tirmizi, Daavât 85. (3500).

    1814 - Hz. Ýbnu Abbâs (radýyallâhu anhümâ) anlatýyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) üzüntü sýrasýnda þu duayý okurdu: "Halim ve azim. olan Allah'tan baþka ilah yoktur. Büyük Arþ'ýn Rabbi olan Allah'tan baþka ilah yoktur. Kýymetli Arþ'ýn Rabbi, arzýn Rabbi, Semâvât'ýn Rabbi olan Allah'tan baþka ilah yoktur."

    Buhâri, Daavât 27, Tevhid 22, 23; Müslim, Zikr 83, (2730); Tirmizi, Daavât 40, (8431); Ýbnu Mâce, Dua 17, (3883).

    1815 - el-Hudri (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün Mescid'e girdi. Orada Ensâr'dan Ebü Ümâme (radýyallahu anh) denen kimse ile karþýlaþtý. Ona:

    "Ey Ebu Ümâme, niçin seni namaz vakti dýþýnda Mescid'de oturmuþ görüyorum?" diye sordu.

    "Peþimi býrakmayan bir sýkýntý ve borçlar sebebiyle ey Allah'ýn Resülü" diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselâm):

    "Sana bazý kelimeler öðreteyim mi? Bunlarý okursan, Allah, senden sýkýntýný giderir ve borcunu öder."

    "Evet, ey Allah'ýn Resülü, öðret!" dedim.

    "Öyleyse, dedi, akþama çýktýn mý sabaha erdin mi þu duayý oku: "AIlahým üzüntüden ve kederden sana sýðýnýrým. Aczden ve tembellikten sana sýðýnýrým, korkaklýktan ve cimrilikten sana sýðýnýrým. Borcun galebe çaImasýndan ve insanlarýn kahrýndan sana sýðýnýrým."

    (Ebü Ümâme) der ki: "Ben bu duayý yaptým, Allah benden gamýmý giderdi, borcumu ödedi."

    Ebü Dâvud, Salât 367, (1555).

    1816 - Hz. Ebu Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Hz. Fâtýma (radýyallâhu anhâ) Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek bir hizmetçi taleb etmiþti. Resülullah ona:

    "Þu duayý oku(man senin için hizmetçi edinmenden daha hayýrlý)" dedi:

    "Allahým! Sen yedi semânýn Rabbi, Arþ-ý Âzam'ýn Rabbisin. Sen bizim Rabbimiz ve herþeyin Rabbisin. Tevrat, Ýncil ve Furkân'ý indiren, tohum ve çekirdekleri açansýn. Her þeyin þerrinden sana sýðýnýyorum. Her þeyin alnýndan yapýþmýþsýn (dizginleri senin elindedir). Evvel sensin, senden önce bir þey yoktur. Ahir sensin, senden sonra da bir þey kalmayacak. Sen zâhirsin, senin üstünde bir þey mevcut deðildir. Sen bâtýnsýn, senin dýþýnda bir þey yoktur. Benim borcumu öde, beni fukaralýktan kurtar, zengin kýl."

    Tirmizi, Daavât 68, (3477); Ýbnu Mâce, Dua, 2 (3831).

    1817 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ý bir þey üzecek olsa þu duayý okurdu: "Yâ Hayyu ya Kayyum, birahmetike estaðisu. (Ey diri olan, ey Kayyüm olan Rabbim rahmetin adýna yardýmýný talep ediyorum)." Ve keza þöyle derdi: "Elizzu bi-yâ-ze'l-celâli ve'l-Ýkrâm." (Yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm)i devamlý söyleyin!

    Tirmizi Daavât 99, (3522).

    1818 - Esmâ Bintu Umeys (radýyallâhu anhâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana: "Sana sýkýntý zamanýnda okuyacaðýn bir duayý öðreteyim mi?" diye sordu ve þu duayý söyledi: "Allâhu, Allâhu Rabbi lâ üþriku bihi þey'en. (Rabbim Allah'týr, Allah! Ben ona hiçbir þeyi ortak koþmam!)"

    Ebu Dâvud, Salât 361, (1525), Ýbnu Mâce, Dua 17, (3882).

    1819 - Ýbnu Mes'ud (radýyallâhu anh) demiþtir ki: "Kimin sýkýntýsý artarsa þu duayý okusun:

    "Allahým ben senin kulunum, kulunun oðluyum, câriyenin oðluyum, senin avucunun içindeyim, alným senin elinde. Hakkýmdaki hükmün caridir. Kazan ne olursa hakkýmda adalettir. Kendini tesmiye ettiðin veya kitabýnda indirdiðin veya nezdinde mevcut gayb hazinesinden seçtiðin, sana ait her bir isim adýna senden Kur'ân'ý kalbimin baharý, sýkýntý ve gamlarýmýn atýlma vesilesi kýlmaný dilerim."

    Bu duayý okuyan her kulun gam ve sýkýntýsýný Allah gidermiþ, yerine ferahlýk vermiþtir."

    Mecmau'z Zevaid'de (10, 136) mevcuttur. Hâkim'in Müstedrek'inde de (1,509) kaydedilmiþ.

    HAFIZAYI GÜÇLENDÝRME DUALARI

    1820 - Hz. Ýbnu Abbâs (radýyallâhu anhümâ) anlatýyor: "Hz. Ali Ýbnu Ebi Tâlib (radýyallâhu anh) Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek: "Annem ve bâbam sana kurban olsun, þu Kur'àn göðsümde durmayýp gidiyor. Kendimi onu ezberleyecek güçte göremiyorum" dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona þu cevabý verdi: "Ey Ebül-Hüseyin! (Bu meselede) Allah'ýn sana faydalý kýlacaðý, öðrettiðin takdirde öðrenen kimsenin de istifade edeceði, öðrendiklerini de göðsünde sabit kýlacak kelimeleri öðreteyim mi?"

    Hz. Ali (radýyallâhu anh): "Evet, ey Allah'ýn Rasülü, öðret bana!" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber þu tavsiyede bulundu:

    "Cuma gecesi (perþembeyi cumaya baðlayan gece) olunca, gecenin son üçte birinde kalkabilirsen kalk. Çünkü o an (meleklerin de hazýr bulunduðu) meþhüd bir andýr. O anda yapýlan dua müstecabtýr. Kardeþim Yà'kub da evlatlarýna þöyle söyledi: "Sizin için Rabbime istiðfàr edeceðim, hele cuma gecesi bir gelsin." Eðer o vakitte kalkamazsan gecenin ortasýnda kalk. Bunda da muvàffàk olamazsan gecenin evvelinde kalk. Dört rek'àt namaz kýl. Birinci rek'atte, Fâtiha ile Yà-sin süresini oku, ikinci rek'atte Fâtiha ile Hâ-mim, ed-Duhân süresini oku, üçüncü rek'atte Fâtiha ile Eliflam-mim Tenzilü's-secde'yi oku, dördüncü rek'atte Fatiha ile Tebareke'l-Mufassal'ý oku. Teþehhüdden boþaldýðýn zaman Allah'a hamdet, Allah'a senayý da güzel yap, bana ve diðer peygamberlere salat oku, güzel yap. Mü'min erkekler ve mü'min kadýnlar ve senden önce gelip geçen mü'min kardeþlerin için istiðfar et. Sonra bütün bu okuduðun dualarýn sonunda þu duayý oku:

    "Allahým, bana günahlarý, beni hayatta baki kýldýðýn müddetçe ebediyen terkettirerek merhamet eyle. Bana faydasý olmayan þeylere teþebbüsüm sebebiyle bana acý. Seni benden râzý kýlacak þeylere hüsn-i nâzar etmemi bana nasib et. Ey semâvât ve arzýn yaratýcýsý olan celâl, ikram ve dil uzatýlamayan izzetin sâhibi olan Allahým. Ey Allah! ey Rahman! celalin hakký için, yüzün nuru hakký için kitabýný bana öðrettiðin gibi hýfzýna da kalbimi icbâr et. Seni benden razý kýlacak þekilde okumamý nasib et. Ey semâvât ve arzýn yaratýcýsý, celâlin ve yüzün nuru hakký için kitabýnla gözlerimi nurlandýrmaný, onunla dilimi açmaný, onunla kalbimi yarmaný, göðsümü ferahlatmaný, bedenimi yýkamaný istiyorum. Çünkü, hakký bulmakta bana ancak sen yardým edersin, onu bana ancak sen nasib edersin. Herþeye ulaþmada güç ve kuvvet ancak büyük ve yüce olan Allah'tandýr. " Ey Ebu'l-Hasan, bu söylediðimi üç veya yedi cuma yapacaksýn. Allah'ýn izniyle duana icâbet edilecektir. Beni hak üzere gönderen Zât-ý Zülcelâl'e‚ yemin olsun bu duayý yapan hiçbir mü'min icâbetten mahrum kalmadý."

    Ýbnu Abbâs (radýyallâhu anhüma) der ki: "Allah'ayemin olsun, Ali (radýyallâhu anh) beþ veya yedi cuma geçti ki Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a ayný önceki mecliste tekrar gelerek:

    "Ey Allah'ýn Resülü! dedi, geçmiþte dört beþ âyet ancak öðrenebiliyordum. Kendi kendime okuyunca onlar da (aklýmda durmayýp) gidiyorlardý. Bugün ise, artýk 40 kadar âyet öðrenebiliyorum ve onlarý kendi kendime okuyunca Kitabullah sanki gözümün önünde duruyor gibi oluyor. Eskiden hadisi dinliyordum da arkadan bir tekrar etmek istediðimde aklýmdan çýkýp gidiyordu. Bugün hadis dinleyip sonra onu bir baþkasýna istediðimde ondan tek bir harfi kaçýrmadan anlatabiliyorum.

    Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) bu söz üzerine Hz. Ali (radýyallâhu anh)'ye: "Ey Ebü'l-Hasan! Kâbenin Rabbine yemin olsun sen mü'minsin!" dedi."

    Tirmizi, Daavât 125, (3565).

    1821 - Þeddad Ýbnu Evs (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) namazda þu duayý okumamýzý öðretiyordu:

    "Allàhým! Senden iþte (dinde) sebat etmeyi, doðruluða da azmetmeyi istiyorum. Keza nimetine þükretmeyi, sana güzel ibadette bulunmayý taleb ediyor, doðruyu konuþan bir dil, eðriliklerden uzak bir kalb diliyorum. AIIahým, senin bildiðin her çeþit þerden sana sýðýnýyorum, bilmekte olduðun bütün hayýrlarý senden istiyorum, bildiðin günahlarýmdan sana istiðfàr ediyorum!"

    Tirmizi, Daavât 22, (3404); Nesâi, Sehv 61.

    GÝYÝNME VE YEMEK DUALARI

    1822 - el-Hudri (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) elbiseyi yenilediði zaman þu duayý okurdu:

    Allahým! Hamd sanadýr. -(giydiði þey ne ise) ismen söyleyerek- Bunu bana sen giydirdin. Bunun hayýrlý olmasýný, yapýlýþ gayesine uygun olmasýný diliyor, þerrinden ve yapýlýþ gayesine uygun olmamasýndan da sana sýðýnýyorum."

    Ebu Dâvud, Libas 1, (4020); Tirmizi, Libâs 29, (1767).

    1823 - Ebu Ümâme (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Ýbnu Ömer (radýyallâhu anhümâ) yeni bir elbise giymiþti ve þöyle dua etti: "Avretimi örtebileceðim ve hayatta güzellik saðlayabileceðim bir elbise giydiren AIlah'a hamd olsun."

    Sonra þunu söyledi: "Ben Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ý dinledim: "Kim yeni bir elbise giyer, böyle söyler, daha sonra da eskittiði elbiseyi tasadduk ederse, saðken de öldükten sonra da Allah'ýn himâyesi, hýfzý ve örtmesi altýnda olur."

    Tirmizi, Daavât 119, (3555); Ýbnu Mâce, Libâs 2, (3557).

    1824 - Ebu Said (radýyallahu anh) anlatýyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bir þey yeyip içti mi þu duayý okurdu: "Bize yedirip içiren ve bizi Müslümanlardan kýlan Allah'a hamdolsun."

    Tirmizi, Daavât 75, (3453); Ebu Dâvud, Et'ime 53, (3850); Ýbnu Mâce, Et'ime 16, (3283).

    1825 - Muâz Ýbnu Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim bir þey yer ve: "Bana bu yiyeceði yediren ve tarafýmdan hiçbir güç ve kuvvet olmadan bunu bana rýzýk kýlan Allah'a hamdolsun" derse geçmiþ günahlarý aff olunur" dedi."

    Ebu Dâvud, Libâs 1, (4023); Tirmizi, Da'avât 75, (3454); Ýbnu Mâce, Et'ime 16, (3285).

    Ebu Dâvud'un rivayetinde þu ziyâde var: "Kim bir elbise giyer ve: "Bunu bana giydirip, tarafýmdan bir güç ve kuvvet olmaksýzýn beni bununla rýzýklandýran Allah'a hamdolsun" derse geçmiþ ve gelecek günahlarý affedilir."

    1826 - Muâz Ýbnu Enes (radýyallâhu anh) der ki: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Muhakkak ki Allah, kulun bir þey yiyip hamdetmesinden veya bir þey içip hamdetmesinden razý olur."

    Müslim, Zikr 89, (2734); Tirmizi, Et'ime 18, (1817).

    1827 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Sa'd Ýbnu Ubâde'nin yanýnda ekmek ve zeytinyaðý yemiþti. Sonunda þöyle bir dua buyurdu:

    "Yanýnýzda oruçlular yemek yesin, yemeðinizden ebrarlar yesin, üzerinize melekler dua etsin."

    Ebu Dâvud, Et'ime 55, (3854).

    Ebu Dâvud'un Hz. Câbir (radýyallâhu anh)'den kaydettiði diðer bir rivâyette þöyle denir:

    "Ebû'l-Heysem bir yemek hazýrladý, Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ve Ashâbýn'ý (radýyallâhu anhüm) dâvet etti. Hz. Peygamber yemekten kalkýnca: "Kardeþinizi mükâfaatlandýrýn!" buyurdu. Ashâb: "Mükâfaatý da ne?" diye sordular. Efendimiz: "Kiþinin evine girilip yemeði yendi, içeceði içildi mi ev sâhibi için dua edilir. Ýþte bu onun mükâfaatýdýr" cevabýný verdi."

    KAZA-YI HACET DUASI

    1828 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) kazâyý hâcet için helâya girdiði zaman þu duayý okurdu:

    "Allahümme inni eüzu bike mine'lhubsi ve'l-habais. (Allahým, pislikten ve (cin ve þeytan gibi) kötü yaratýklardan sana sýðýnýrm."

    Buhâri, Vudü 9, Da'avât 15; Müslim, Hayz 122, (375); Tirmizi, Tahâret 4, (5); Ebü Dâvud Tahâret 3, (4,5); Nesâi, Tahâret 18, (1, 20).

    1829 - Hz. Âiþe (radýyallahu anhâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) helâdan çýkýnca: "Gufrâneke (affýný taleb ediyorum) derdi."

    Ebu Dâvud, Tahâret 17, (30); Tirmizi, Tahâret 5, (7); Ýbnu Mâce, Tahâret 10, (300).

    Tirmizi'nin Hz. Ali'den kaydettiði diðer bir rivâyette þöyle denir: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Helâya girdiði zaman insanoðlunun avretleri ile cinnilerin gözleri arasýndaki perde, kiþinin "bismillah" demesidir."

    MESCÝDE GÝRÝÞ ÇIKIÞ DUALARI

    1830 - Fâtýma Bintu'l-Hüseyin Ýbni Ali, büyükannesi Fâtýmatu'l-Kübrâ (radýyallâhu anhâ)'dan naklen anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) mescide girdiði zaman Muhammed (aleyhissalatu vesselam)'e salât (dua) okur, sonra da: "Rabbim! günahýmý affet, rahmet kapýlarýný bana aç" derdi, Çýkarken de yine Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'e salât okur, sonra da: "Rabbim! günahýmý affet, lütuf kapýlarýný benim için aç" derdi".

    Tirmizi, Salât 234, (314).

    HÝLALÝ GÖRÜNCE OKUNACAK DUALAR

    1831 - Talha Ýbnu Ubeydillah (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) hilâli görünce þu duayý okurdu: "Allahým, Ay'ýn hilâl devresini bize bereketli, imanlý, selâmetli ve Ýslâm üzere geçir. (Ey hilâl) benim de senin de Rabbin Allah'týr."

    Tirmizi, Daavât 52, (3447).

    1832 - Katâde (rahimehullah)'ye ulaþtýðýna göre, Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) hilâli görünce þu duayý okurmuþ: "Hayýrlý ve istikametli bir ihtilaI (devresi diliyorum.)" bunu üç kere söyledikten sonra, "Seni yaratan AIIah'a inandým."

    Bunu da üç kere tekrar ettikten sonra: ". . Ayýný çýkarýp... Ayýný getiren Allah'a hamdolsun" dermiþ."

    Ebu Dâvud, Edeb 111 (5092).

    Ebü Dâvud'un yine Katâde'den kaydettiði bir diðer rivâyetinde:

    "Resulullah (aleyhissalatu vesselâm), hilâli görünce yüzünü ondan çevirirdi" denmektedir.

    GÖK GÜRLEYÝNCE, RÜZGÂR ESÝNCE, BULUT ÇIKINCA OKUNACAK DUA

    1833 - Ýbnu Ömer (radýyallahu anhüma) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) gök gürleyip, þimþek çakýnca þu duayý okurdu:

    "Allah'ým bizi gadabýnla öldürme, azabýnla da helâk etme, bu (azabý)ndan önce bize afiyet (içinde ölüm) ver."

    Tirmizi, Daavât 51, (3446).

    1834 - Hz. Âiþe (radýyallâhu anhâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) ufuk-ý semâda bir bulut belirtisi gördü mü iþi terkeder, namazda idiyse kýsa keser ve þu duayý okurdu: "Allah'ým, bunun þerrinden sana sýðýnýrým." Yaðmur baþlarsa: "Allah'ým, boI yaðmur, faydalý yaðmur (ver)" derdi."

    Ebü Dâvud, Edeb,113, (5099); Ýbnu Mâce, Dua 21, (3889).

    1835 - Hz. Aiþe (radýyallâhu anhâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) rüzgâr estiði zaman þu duayý okurdu: "AIIah'ým, senden bunun hayrýný ve bunda olan (menfaatlarýn da) hayrýný ve bunun gönderiliþ maksadýndaki hayrý da istiyorum. Bunun þerrinden, bunda olanýn þerrinden, burcunla gönderilen þeyin þerrinden de sana sýðýnýyorum."

    Buhâri, Bed'ül-Halk 5, Tefsir, Ahkâf 2, Edeb, 68; Müslim, Ýstiskâ 14, (899); Tirmizi, Daavât 50, (3445).

    1836 - Yine Tirmizi'de Übey Ýbnu Kà'b (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: "Rüzgâra küfretmeyin. Hoþunuza gitmeyen bir rüzgar görünce: "Allah'ým, senden bunun hayrýný taleb ediyorum" deyin. "

    Tirmizi, Fiten 64, (2253).

    AREFE GÜNÜ VE KADÝR GECESÝ DUASI

    1837 - Amr Ýbnu Þuayb an Ebihi an Ceddihi (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Dualarýn en faziletlisi àrefe günü yapýlan duadýr. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ þerike leh lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli þey'in kadir. (Allah'tan baþka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortaðý yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, herþeye kâdirdir) sözüdür."

    Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizi, Da'avât 133, (3579).

    1838 - Hz. Aiþe (radýyallâhu anhâ) anlatýyor: "Ey Allah'ýn Resülü, dedim, þâyet Kadir gecesine tevâfuk edersem nasýl dua edeyim?" Þu duayý okumamý söyledi:

    "Allahümme inneke afuvvun, tuhibbu'l-afve fa'fu anni. (Allahým! Sen affeedicisin, affý seversin, beni affet."

    Tirmizi, Da'avât 89, (3508).

    HAPÞIRANIN DUASI

    1839 - Âmir Ýbnu Rebia (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)ýn arkasýnda namaz kýlan birisi, namazda hapþýrdý ve þu duayý okudu: "Mübarek (heyrý boI), ihlaslý ve çok hamdle Allah'a hamdederiz, tâ Rabbimiz razý oluncaya kadar; dünya ve âhiret iþindeki rýzasýndan sonra da (hamdimize devam ederiz)." Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) namazdan çýktýktan sonra: "Namazda dua okuyan kimdi?" diye sordu. Ancak okuyan kiþi süküt etti. Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) tekrar sordu:

    "Duayý kim okudu? Zira fena bir þey söylemedi." Bunun üzerine adam: "Bendim, bu dua ile sâdece hayýr murad ettim" dedi. Efendimiz:

    "(Duanýz) Rahman'ýn Arþýna kadar yükseldi" buyurdu."

    Ebü Dâvud, Salât 121, (770, 774); Tirmizi, Salât 296, (404); Buhâri, Ezan 115, (muhtasaran); Muvatta, Kur'àn 25, (1, 212); Nesâi, Ýftitah 112 (2,196).

    1840 - Hz. Ebü Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden biri hapþýrýnca "Elhamdülillah alâ külli hâl." (Her hal için elhamdülillah) desin. Kardeþi de yahut arkadaþý da- ona "Yerhamükâllah" diye cevap versin. (Kardeþi bunu) kendisi için söyleyince, hapþýran da Yehdikümullah ve yuslih baleküm (Allah size de hidâyet versin ve iþinizi düzeltsin) desin."

    Buhâri, Edeb 126, Ebü Dâvud, Edeb 99, (5033).

    HZ. DAVUD (aleyhisselam)'UN DUASI

    1841 - Ebü'd-Derdâ (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Hz. Dâvud (aleyhisselâm)'un dualarý arasýnda þu da vardýr: "Allahým! Senden sevgini ve seni sevenlerin sevgisini ve senin sevgine beni ulaþtýracak ameli taleb ediyorum. Allah'ým! Senin sevgini nefsimden, âilemden, malýmdan, soðuk sudan daha sevgili kýl."

    Ebü'd-Derdâ der ki: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hz. Dâvud'u zikredince, onu "insanlarýn en âbidi (yani çok ve en ihlaslý ibadet yapaný)" olarak tavsif ederdi."

    Tirmizi, Da'avât 74, (3485).

    Hz. YUNUS (aleyhisselam) KAVMIN DUASI

    1842 - Hz. Ebü Hüreyre (radýyallâhu anh) Resülullah'a ref ederek demiþtir ki: "Yunus kavminin dualarý arasýnda þu da vardý: "Ey diri olan, ey (mahlükata) kýyam veren, ey hiçbir hayat sâhibinin olmadýðý zamanda hayat sâhibi olan, ey hayat veren, ey ölüm veren, ey celâl ve ikrâm sâhibi!"

    Rezin ilavesidir.

    BELAYA UÐRAYANI GÖRÜNCE OKUNACAK DUA

    1843 - Hz. Ömer ve Hz. Ebü Hüreyre (radýyallâhu anhümâ) anlatýyorlar: "Resülullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim bir belaya uðrayaný görünce þu duayý okursa: "Seni imtihan ettiði þeyde bana âfiyet veren ve birçok yarattýðýndan beni üstün kýlan Allah'a hamdolsun!" Artýk yaþadýðý müddetçe, bu bela ne olursa olsun ona mâruz kalmaktan muaf kýlýnýr."

    Tirmizi, Da'avât 38, (3427, 3428); Ýbnu Mâce, Dua 22, (3892).

    Ebü Hüreyre (radýyallâhu anh)'nin bir rivayetinde sâdece: "..Bu bela ona isâbet etmez" denmiþtir.

    SEBEBE VE VAKTE BAÐLI OLMAYAN DUALAR

    1844 - Hz. Ebü Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) dua ederken þunu söylerdi: "Allahým, dinimi doðru kýl, o benim iþlerimin ismetidir. Dünyamý da doðru kýl, hayatým onda geçmektedir. Ahiretimi de doðru kýl, dönüþüm orayadýr. Hayatý benim için her hayýrda artma (vesilesi) kýl. Ölümü de her çeþit þerden (kurtularak) rahat(a kavuþma) kýl."

    Müslim, Zikr 71, (2720).

    1845 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah'ýn duasýnýn çoðu: "Allahümme âtina fi'd-dünya haseneten ve fi'l âhireti haseneten ve kýnâ azâbe'n-nâr. (Allahým bize dünyada da bir hayýr, ahirette de bir hayýr ver, bizi cehennem azâbýndan koru" idi."

    Buhâri, Daavât 55, Tefsir, Bakara 36; Müslim, Zikr 26, (2690; Ebü Dâvud, Salât 381, (1.519).

    1846 - Yine Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim cenneti üç kere isterse, cennet: "AIIah'ým onu cennete koy" der. Kim AIIah'tan üç sefer ateþe karþý koruma taleb ederse, cehennem: "AIIah'ým onu ateþten koru" der."

    Tirmizi, Cennet 27, (2575); Nesâi, Ýsti'âze 56, (8, 279); Ýbnu Mâce, Zühd 39, (4340).

    1847 - Hz. AIi (radýyallâhu anh)'nin anlattýðýna göre, "Bir mükâteb ona gelerek: "Kitâbet borcumu ödemekten âciz kaldým, bana yardým et" dedi. Ona þu cevabý verdi: "Sana, Resülullah (aleyhissalâtu vesseIâm)'ýn bana öðretmiþ bulunduðu bir duayý öðreteyim. (Onu okuduðun takdirde) Sýyr daðý kadar borcun da olsa, Allah onu sana bedel öder. Þöyle diyeceksin: "AIIah'ým, yeterince helalinden vererek beni haramýndan koru. Lütfunla ver, baþkasýna muhtaç etme."

    Tirmizi, Daavât 121, (3558).

    ÝSTÝÂZE

    1848 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) þöyle istiâze ederlerdi: "Allah'ým! Aczden, tembellikten, korkaklýktan, düþkünlük derecesine varan ihtiyarlýktan, cimrilikten sana sýðýnýrým. Keza, kabir azabýndan sana sýðýnýrým. Haya ve ölüm fitýnesinden sana sýðýnýrým."

    Buhâri, Daavât 38, 40, 42, Cihâd 25; Müslim, Zikr 52, (2706); Tirmizi, Daavât 71, (3480, 3481); Ebü Dâvud, Salât 367, (1540, 1541); Hurüf 1, (3972); Nesâi, Ýstiâze 6, (8, 257, 258).

    1849 - Yine Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) þu duayý okurlardý: "Allah'ým! Cüzzamdan, barastan (alaten), delilikten ve hastalýklarýn kötüsünden sana sýðýnýrým."

    Ebü Dâvud, Salat 367, (1554); Nesâi, Ýstiâze 36, (8, 271).

    1850 - Abdullah Ýbnu Amr Ýbni'l-As (radýyallâhu anhümâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) þu duayý okurlardý: "AIlah'ým, huþü duymaz bir kalbten sana sýðýnýrým, dinlenmeyen bir duadan sana sýðýnýrým, doymak bilmeyen bir nefisten, faydasý olmayan bir ilimden, bu dört þeyden sana sýðýnýrým."

    Tirmizi, Daavât 69, (3478); Nesâi, Ýstiâze 2, (8, 255).

    1851 - Ebü Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Belanýn ezmesinden, helâkýn gelmesinden, kötü kazadan, düþmanlarýn þamatasýndan Allah'a istiâze edin."

    Buhâri, Kader 13, Daavât 28; Müslim, Zikr 53, (2707); Nesâi, Ýstiâze 34, (8, 269, 270).

    1852 - Yine Ebü Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) þöyle dua ederdi: "Allahým, þikak ve nifaktan ve kötü ahlâktan sana sýðýnýrým."

    Ebü Dâvud, Salât 367, (1546); Nesâi, Ýstiâze 21, (8, 264).

    Bir rivâyette þöyle denmiþtir: "Allahým! Açlýktan sana sýðýnýrým, çünkü o pek fena yatak arkadaþýdýr. Hýyânetten de sana sýðýnýrým, çünkü o ne kötü huydur."

    1853 - Yine Ebü Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: "Mirac gecesi cinlerden bir ifrit gördüm. Elinde ateþten bir þüle olduðu halde beni tâkip ediyordu. Nazarýmý her atýþýmda onu görüyordum. Cibril (aleyhisselâm) bana: "Ýstersen sana bir dua öðreteyim, onu okursan, þülesi söner ve aðzýnýn üstüne düþer" dedi." Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Pekâla!" dedi. Cibril (aleyhisselâm) de "Þunu oku!" buyurdu:

    "Allah'ýn kerim olan rýzàsý için, eksiksiz, mükemmel kelimâtullah hakký için -ki hiç kimse muttaki olsun, fâcir olsun onu aþýp daha güzelini söyleyemez- (bela olarak) semadan inen, semaya yükselen, (ve ceza gerektiren) þerlerden, yeryüzünde yarattýðý þerden, yer(in altýn)dan çýkan þerden, gece ve gündüz fitnelerinden, gece ve gündüz gelen musibetlerden AIIah'a sýðýnýrým. Ey Rahman, hayýr getiren hâdiseler hâriç."

    Muvatta, Þi'r 10, (2, 950, 951).

    ÝSTÝÐFAR, TESBÝH, TEHLÝL TEKBÝR, TAHMÝD VE HAVKALE

    1854 - Abdullah Ýbnu Amr Ýbni'l-Âs (radýyallâhu anhümâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ýki haslet veya iki hallet -vardýr ki onlarý Müslüman bir kimse (devam üzere) söyleyecek olursa mutlaka cennete girer. Bu iki þey kolaydýr. Kim onlarla amel ederse, azdýr da... Her (farz) namazdan sonra on kere tesbih (sübhânallah), on kere tahmid (elhamdülillah), on kere tekbir (Allahu ekber) söylemekten ibarettir."

    (Abdullah der ki "Ben Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ýn bunlarý söylerken parmaklarýyla saydýðýný gördüm. Resülullah devamla buyurdular: "Bunlar beþ vakit itibariyle toplam olarak dilde yüzellidir. Mizanda bin beþ yüzdür. "Ýkinci haslet" ise yataða girince Allah'a yüz kere tesbih, tekbir ue tahmid'de bulunmanýzdýr. Bu da lisanda yüzdür, mizanda bindir. (Her ikisi toplam iki bin beþ yüz eder.)"

    Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) sözlerine þöyle bir soru ile devam etti:

    "Hanginiz bir günde, gece ve gündüz iki bin beþ yüz günah iþler?"

    "Bunlarý niye söylemiyelim ey Allah'ýn Resülü?" dediler. Þu cevabý verdi:

    "Þeytan, namazda iken her birinize gelir: "Þunu þunu hatýrla" der, ve namazdan çýkýncaya kadar devam eder. (Bu hatýrlatmalarýn neticesi olarak) kiþi bu tesbihatý terk bile eder. Kiþi yataðýna girince de þeytan ona gelir, (zikir yapmasýna imkân vermeden) uyutmaya çalýþýr ve uyutur da."

    Tirmizi Daavât 25, (3407); Ebü Davud, Edeb 209, (5065); Nesâi, Sehv 90, (3, 74).

    1855 - Ýbnu Ebi Evfa (radýyallâhu anhümâ) anlatýyor: "Bir adam gelerek- "Ey Allah'ýn Resülü! dedi, ben Kur'àn'dan bir parça seçip alamýyorum. Bana kifâyet edecek bir þeyi siz bana öðretseniz!"

    "Öyleyse, buyurdu, Sübhânallah velhamdüIillah, ve lâilâhe illallah, vallahu ekber, velâ havle vela kuvvete illâ billâh. (Allahým seni tenzih ederim, hamdler sana mahsustur. Allah'tan baþka ilah yoktur, Allah en büyüktür, güç kuvvet Allah'tandýr) de."

    "Ey Allah'ýn Resülü! dedi, bu zikir Allah içindir. (O'nu senâdýr), kendim için dua olarak ne söyleyeyim?"

    "Þöyle dua et: Allahým bana merhamet et, afiyet ver, hidayet ver, rýzýk ver!"

    Adam (dinleyip, kalkýnca) ellerini sýkýp göstererek: "Þöyle (sýmsýký belledim!)" dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm), bunun üzerine:

    "Ýþte bu adam iki elini de hayýrla doldurdu !.." buyurdu."

    Ebü Davud, Salât 139, (832); Nesâi, Ýftitâh 32, (2, 143); Hadis Ebü Dâvud'da tam olarak, Nesâi'de kýsmi olarak rivâyet edilmiþtir.

    1856 - Hz. Âiþe (radýyallâhu anhâ) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ölümünden önce þu dualarý çok tekrar ederdi: "Sübhânallahi ve bihamdihi, estaðfirullahe ve etübu ileyh. (Allahým seni hamdinle tesbih ederim, màðfiretini diler, günahlarýma tevbe ederim.)" Ben kendisinden bunun sebebini sordum. Þu açýklamayý yaptý:

    "Ràbbim bana bildirdi ki, ben ümmetim hakkýnda bir alamet göreceðim. Ben onu görünce Sübhânallâhi ve bihamdihi, estaðfirullahe ve etübu ileyh zikrini artýrdým. Bu gördüðüm, Ýzâ câe nàsrullahi ve'l-fethu.. süresidir. "

    Buhâri, Tefsir, Nasr, Ezân 123,139; Megâzi 50; Müslim, Salât 220, (484).

    1857 - Ebü Hüreyre (radýyallahu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sübhânallahi, velhamdu lillahi, velâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber (Allah'ý tesbih ederim, hamdler Allah'adýr, Allah'tan, baþka ilâh yoktur. Allah en büyüktür) demem, bana, üzerine güneþin doðduðu þeyden (dünyadan) daha sevgilidir."

    Müslim, Zikr 32, (2695); Tirmizi, Daavât 139, (3591).

    1858 - Ýbnu Mes'ud (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Miraç sýrasýnda Ýbrahim (aleyhisselâm)'le karþýlaþtým. Bana:

    "Ey Muhammed, ümmetine benden selam söyle. Ve haber ver ki: Cennetin topraðý temiz, suyu tatlýdýr. Burasý (suyu tutacak þekilde) düz ve boþtur. Oraya atýlacak tohum da sübhânallah, velhamdülillah, ve lâilâhe illallah, vallahu ekber cümlesidir."

    Tirmizi, Daavât 60, (3458).

    1859 - Hz. Ebü Bekri's-Sýddikin âzadlýsý Yüseyre (radýyallâhu anhümâ) -ki ilk muhâcirlerden idi- anlatýyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bize dedi ki: "Size tesbih, tehlil, takdis, tekbir çekmenizi tavsiye ederim. Bunlarý parmaklarla sayýn. Zira parmaklar (Kýyamet günü nelerde kullanýldýklarýndan) suale maruz kalacaklar ve konuþturulacaklardýr."

    Tirmizi, Daavât 131, (3577); Ebü Dâvud, Salât 359, (1501).

    1860 - Hz. Ebü Bekri's-Sýddik (radýyallahu anh) anlatýyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ýstiðfar eden kimse günde yetmiþ kere de tevbesinden dönse günahta musýr sayýlmaz."

    Tirmizi, Daavât 119, (3554); Ebü Dâvud, Salât 361, (1514).

    1861 - el-Eðarru'l-Müzeni (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Þurasý muhakkak ki, bazan kalbime gaflet çöker. Ancak ben Allah'a günde yüz sefer istiðfar eder (affýmý dilerim)."

    Müslim, Zikr 41, (2702); Ebü Dâvud, Salât 361, (1515).

    1862 - Yine Eðarru'l-Müzeni, Müslim'in bir rivâyetinde Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ýn þöyle dediðini nakletmiþtir: "Ey insanlar! Rabbinize tevbe edin. AIIah kasem olsun ben Rabbim Tebârek ve Teâlâ hazretlerine günde yüz kere tevbe ederim."

    Müslim, Zikr 42, (2702).

    1863 - Buhâri ve Tirmizi'de gelen bir rivâyette Hz.Ebü Hüreyre (radýyallâhu anh) diyor ki: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ý iþittim, demiþti ki: "AIIah'a kasem olsun, ben günde Allah'a yetmiþ kere istiðfar ediyorum tevbede bulunuyorum."

    Buhâri, Daavât 3; Tirmizi, Tefsir, Muhammed, (3255).

    1864 - Esmâ Ýbnu'I-Hakem el-Fezâri (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Hazreti Ali'yi dinledim, þöyle demiþti: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dan bir hadis dinledim mi, Allah Tealâ hazretlerinin faydalanmamý dilediði kadar ondan istifade ediyordum. Þayet bir adam O'ndan hadis rivâyet edecek olsa (gerçekten duydun mu diye) yemin ettiriyordum. Yemin edince onu tasdik edip rivâyetini kabül ediyordum."

    Hz. Ebü Bekri's-Sýddik (radýyallâhu anh) bana þu hadisi rivâyet etti ve bu rivâyetinde Ebü Bekir doðru söyledi: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ý dinledim, demiþti ki: "Günah iþleyip arkasýndan kalkýp abdest alarak iki rekat namaz kýlan sonra da AIIah Teâla hazretlerine tevbe eden her insan mutlaka maðfiret olunur." Sonra da þu ayeti okudu. (Meâlen): "Onlar fena bir þey yaptýklarýnda veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ý zikrederler, günahlarýnýn baðýþlanmasýný dilerler. Günahlarý Allah'tan baþka baðýþlayan kim vardýr? (Al-i Ýmrân 135).

    Tirmizi, Tefsir Al-i Ýmran, (3009); Ebü Dâvud, Salât 361, (1521) Ýbnu Mâce Ýkâmetu's-Salât 193, (1395).

    1865 - Hz. Ebü Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: "Kim: "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu la-þerike leh, lehu'l mülkü ve lehu'l-hamdü ve hüve alâ külli þey'in kadir" duasýný bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiþ gibi sevàb verilir, ayrýca lehine yüz sevab yazýlýr ve yüz günahý da silinir. Bu, ayrýca üç gün akþama kadar onu þeytana karþý muhafaza eder. Bundan

    daha fazlasýný okumayan hiçbir kimse, o adamýnkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere "Sübhânallahi ve bihàmdihi" derse hatalarý dökülür, hatta denizin köpüðü kadar (çok) olsa bile."

    Buhâri, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Timizi, Daavât 61, (3464).

    1866 - Hz. Ömer (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissàlâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim çarþýya girince Lâ ilâhe iIIalIâhu vahdehu Iâ þerike Ieh, Iehü'I-mülkü ve Iehü'I-hamdü yuhyi ve yümitü ve hüve hayyün Iâ yemütü bi-yedihi'I-hayr ve hüve aIa külli þey'in kadir. (AIlah'tan baþka ilàh yoktur, tekdir, ortaðý yoktur, mülk ve hamd ona aittir. Hayatý o verir, ölümü de o verir. Kendisi hayattârdýr, ölümsüzdür. Hayýrlar O'nun elindedir. O her þeye kâdirdir) duasýný okursa AIIah ona bir milyon sevab yazar, bir milyon da günah affeder ve mertebesini bir milyon derece yüceltir."

    Bir rivâyette, üçüncü mükâfaata bedel, "Onun için cennette bir köþk yapar" denmiþtir."

    Tirmizi, Daavât 36, (3424).

    1867 - Resülullah (aleyhissàlâtu vesselâm)'ýn zevcelerinden Cüveyriyye (radýyallâhu anhâ)'nin anlattýðýna göre, "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz bir gün sabah namazýný kýlýnca, daha kendisi namazgâhýnda iken, erkenden yanýndan çýkmýþ, gitmiþ, kuþluktan sonra Cüveyriyye (ayný yerinde zikrederek) otururken geri gelmiþ ve: "Býrakýp gittiðim halde duruyorsun (hiç yerinden kýmýldamadýn galiba?)" diye sormuþtur. "Evet" cevabý üzerine þunu söylemiþtir: "Ben senden ayrýldýktan sonra dört kelime(Iik bir dua)yý üç kere okudum. Eðer bunlardan hâsýl olan sevab tartýlacak olsa, senin burada sabahtan beri okuduðun dualarýn sevabýnýn aðýrlýðýna denk olur. O dua þudur: "Sübhânallahi ve bihamdihi adede halkýhi ve rýdâ nefsihi ve zinete arþihi ve midâde kelimâtihi. (Allah'ý mahlukatý sayýsýnca, nefsinin rýzasýnca, arþýnýn aðýrIýðýnca, kelimelerinin adedince tesbih (noksanlýklardan tenzih) ederim."

    Müslim, Zikr 79, (2726); Tirmizi, Daavât 117, (3550); Ebü Dâvud, Salât 359, (1503); Nesâi, Sehv, 93, (4, 77).

    1868 - Hz. Ebü Hüreyre (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: "Ýki kelime vardýr, bunlar dile hafif, terazide aðýr, Rahmân'ada sevgilidirler: Sübhânallahi ve bihamdihi, Sübhânallâhi'l-azim. (Allahým seni hamdinle tesbih ederim, yüce Allahým seni tenzih ederim) kelimeleridir."

    Buhâri, Daavât 65, Eymân 19, Tevhid 58; Müslim, Zikr 31, (2694); Tirmizi, Daavât 61, (3463).

    1869 - Yine Ebü Hüreyre hazretleri (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Lâ havle ve Iâ kuvvete illa billah. (Güç de kuvuet de ancak AIIah'tandýr) sözünü çok tekrar edin."

    Mekhül dedi ki: "Kim bunu der ve sonra da: "Allah (ýn gazabýn) dan ancak O (nun rahmeti)'na iltica etmekle kurtuluþa erilebilir" derse, Allah ondan yetmiþ çeþit zararý kaldýrýr ki bunlarýn en hafifi fakirliktir."

    Tirmizi, Daavât 141, (3596).

    HZ. PEYGAMBER'E SALAVÂT

    1870 - Ebü Mes'ud el Bedri (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Biz Sa'd Ýbnu Ubâde'nin meclisinde otururken Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanýmýza geldi. Kendisine, Beþir Ýbnu Sa'd: "Ey Allah'ýn Resülü! Bize Allah Teâla Hazretleri, sana salât okumamýzý emretti. Sana nasýl salât okuyabiliriz?" diye sordu. Efendimiz þu cevabý verdi:

    "Þöyle söyleyin: "AIIahümme salli aIa Muhammedin ve aIâ âI-i Muhammed, kema salleyte aIa Ýbrahime ve barik aIâ Muhammedin ve aIâ âI-i Muhammedin kemâ bârekte aIa aI-i Ýbrahime inneke hamidun mecid. (AIIah'ým! Muhammed'e ve Muhammed'in âline rahmet kýI, týpký Ýbrahim'e rahmet kýldýðýn gibi. Muhammed'i ve Muhammed'in âlini mübârek kýl. Týpký Ýbrahim'in âlini mübârek kýldýðýn gibi." (ResuIullah ilâveten þunu söyledi): "Selam da bildiðiniz gibi olacak."

    Müslim,Salât 65, (405), Kasru's-Salât 67,(1,165,166); Tirmizi,Tefsir, Ahzâb,(3218); Ebü Dâvut, Salât 183, (980,981); Nesâi, Sehv 49, (3, 45, 46).

    Tirmizi dýþýndaki Kütüb-i Sitte kitaplarýnda, Ebü Humeyd es-Sâidi (radýyallâhu anh)'den gelen bir rivayet þöyle:

    "Ashab sordu: "Ey Allah'ýn Resülü sana nasýl salât okuyalým?" Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm): Þöyle söyleyin, dedi: "AIIahümme salli aIâ Muhammedin ve aIâ ezvâcihi ve zürriyyetihi kema salleyte aIâ Ýbrâhime ve bàrik aIâ Muhammedin ve aIaezvâcihi ve zürriyyetihi kemâ bârekte aIâ Ýbrâhime inneke hamidun mecid. (AIIahým! Muhammed‚ zevcelerine ve zürriyetine rahmet kýl, týpký Ýbrahim'e rahmet kýldýðýn gibi. Muhammed'i, zevcelerini ve zürriyetini mübarek kýl, týpký Ýbrahim'i mübarek kýldýðýn gibi. Sen övülmeye Iayýksýn, Þerefi yücesin)."

    Buhâri, Daavât 33, Enbiya 8; Müslim, Salât 69, (407); Muvatta, Kasru's-Salât 66, (1,165); Ebü Dâvut, Salât,183, (979); Nesâi, Sehv 54, (3, 49).

    Kà'b Ýbnu Ucre'den gelen bir rivâyet de þöyle: "Resülullah (aleyhissaIatu vesselam) yanýmýza gelmiþti: "Ey Allah'ýn Resülü, dedik, sana nasýl selam vereceðimizi öðrendik. Ama, sana nasýl salât okuyacaðýz (bilmiyoruz)? " "Þöyle söyleyin! dedi:

    "AIIahümme salli aIa Muhammed'in ve alâ âI-i Muhammedin kema salleyte aIa Ýbrahime inneke hamidun mecid. AIIahümme barik aIâ Muhàmmedin ve aIa âI-i Muhammed, kemâ bârekte aIa âIi Ýbrahime inneke hamidun mecid."

    Buhâri, Daavât 33: Müslim, Salât 66, (406); Ebü Dâvud, Salât 183, (976);Nesâi, Sehv 51, (3, 47); Tirmizi Vitr,20, (483).

    1871 - Hz. Enes (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim bana (bir kere) salât okursa AIIah da ona on salât okur ve on günahýný affeder, (mertebesini) on derece yükseltir."

    Nesâi, Sehv 55, (3, 50).

    Yine Nesâide Ebü Talha (radýyallâhu anh)'dan gelen bir rivâyet þöyle: "Bir gün Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm), yüzünde bir sevinç olduðu halde geldi. Kendisine:

    "Yüzünüzde bir sevinç görüyoruz!" dedik.

    "Bana melek geldi ve þu müjdeyi verdi: "Ey Muhammed! Rabbin diyor ki: "Sana salavat okuyan herkese benim on rahmette bulunmam, selam okuyan herkese de benim on selâm okumam sana (ikram olarak) yetmez mi?"

    Nesâi, Sehv 55, (3, 50).

    1872 - Ýbnu Mes'ud (radýyallâhu anh) anlatýyor: Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm) buyurdular ki: "Kýyamet günü bana insanlarýn en yakýný, bana en çok salavât okuyandýr."

    Tirmizi, Salât 357, (484).

    Yine Tirmizi'de Hz. Ali (radýyallâhu anh)'den kaydedilen bir rivâyette þöyle denir: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Gerçek cimri, yanýnda zikrim geçtiði halde bana salavât okumayandýr."

    Tirmizi, Daavât 110, (3540).

    1873 - Hz. Ýbnu Mes'ud (radýyallâhu anh) anlatýyor: "Resülullah (aleyhissâlatu vessalâm) buyurdular ki: "Yeryüzünde Allah'ýn seyyâh melekleri vardýr. Onlar ümmetimin selâmýný (ânýnda) bana teblið ederler."

    Nesâi, Sehv 46. (3, 43).

    LA ÝLAHE ÝLLALLAH'IN FAZÝLETÝ

    7090 - Su'dâ'I-Mürriyye radýyallahu anhâ anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ýn vefatýndan sonra Hz. Ömer, (bir gün kocam) Talha'ya uðradý. (Onu üzgün bularak "Neyin var, niye üzgünsün? Amca oðlun (Ebu Bekr'in) halife oluþu mu seni üzdü?" dedi. Talha: "Hayýr! Lakin ben Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ýn: "Ben bir kelime biliyorum, her kim ölümü anýnda onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nur olur ve onun cesedi ve ruhu, ölüm anýnda o kelime sebebiyle bir rýza, bir rahmet bulacaktýr" buyurduðunu iþittim" dedi. Ben bu kelimenin ne olduðunu o ölünceye kadar sormadým. (Ýþte bunun için üzgünüm)" dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Ben o kelimeyi biliyorum. O, Resülullah aleyhissaltu vesselâm'ýn amcasý (Ebu Tâlib)e vefatý anýnda teklif ettiði kelime-i tevhiddir. Eðer Resülýýllah aleyhissalâtu vesselâm, amcasý için, kelime-i tevhidden daha kurtarýcý bir þey bilseydi onu (söylemesini) emrederdi" dedi."

    7091 - Muâz Ýbnu Cebel radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ölen bir nefis (ölüm anýnda) Allah'ýn bir ve benim Allah elçisi olduðuma þehadet eder, kalbi de bunu tasdik ederse, Allah mutlaka ona maðfiret kýlar."

    7092 - Ümmü Hâni radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "La ilahe illallah (Allahtan baþka ilah yoktur)" kelimesini fazilette hiçbir amel geçemez ve bu kelime hiçbir günahý býrakmaz, (affettirir)."

    7093 - Ebu Sa'îd radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim, sabah namazýnýn peþinden La ilâhe illallahu vahdehu la þerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli þey'in kadîr (Allah'tan baþka ilah yoktur. O birdir, ortaðý yoktur mülk ona aittir, hamdler de ona layýktýr, her çeþit hayýr O'nun elindedir. O her þeye kadirdir)" derse kendisine, Hz. Ýsmail evlatlarýndan bir köleyi âzâd etmiþ gibi sevap yazýlýr."

    7094 - Kudame Ýbnu Ýbrahim el-Cümahî radýyallahu anh'ýn anlattýðýna göre: "Kendisi, Hz. Abdullah Ýbnu Ömer Ýbni'l-Hattab radýyallahu anhüma'ya gidip geliyordu. Bu uðramalarý esnasýnda yaþça delikanlý ve üzerinde kýrmýzýya boyanmýþ iki parça giyecek vardý. Kudâme devamla der ki: "Abdullah Ýbnu Ömer bize Resülullah aleyhissalatu vesselâm'ýn kendilerine þunu anlattýðýný söyledi: "Allah'ýn kullarýndan bir kul dedi ki: "Ey Rabbim! Senin zâtýnýn celaline ve senin hâkimiyetinin azametine layýk þekilde sana hamd olsun." Bu hamd kulun amelini yazmakla muvazzaf iki meleði aciz býraktý. Onlar (bunun sevabýný) nasýl yazacaklarýný bilemediler. Bunun üzerine melekler göðe çýktýlar ve: "Ey Rabbimiz! Senin kulun öyle bir kelam söyledi ki, nasýl yazacaðýmýzý bilemiyoruz" dediler. AllahTeâla hazretleri, -kulun söylediði sözü en iyi bilen olduðu halde-: "Benim kulum ne söyledi?" diye sordu. Melekler: "Ey Rabbimiz! O kul: "Ya Rabbi lekel-hamdu kemâ yenbaði li-Celâli vechike ve azîmi sultânike" söyledi" dediler. Bunun üzerine Allah Teâla hazretleri o iki meleðe buyurdu ki: "Kulum bana kavuþup da ben onu söylediði söze (hamde) karþýlýk mükâfaatlandýrýncaya kadar siz o sözü kulumun söylediði gibi yazýnýz" buyurdu."

    7095 - Hz. Aiþe radýyallahu anhâ anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm sevdiði bir þeyi görünce: "Hamd o Allah'a mahsustur ki sâlih þeyler sadece onun lütuf ve nimetiyle tamamlanýr" derdi. Hoþlanmadýðý bir þey görünce de: "Her durum üzerine Allah'a hamd olsun" derdi."

    7096 - Hz. Ebu Hureyre radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm þöyle derlerdi: "Elhamdulillah alâ külli hail. Rabbi eüzu bike, min hâli ehli'n-nâr" (Her hal için Allah'a hamdolsun. Ey Rabbim cehennem ehlinin halinden sana sýðýnýrým."

    7097 - Hz. Enes radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allah kuluna bir nimet verdiði zaman kul "Elhamdülillah" derse, kulun verdiði (yani hamd demek suretiyle ödediði, kendine saðlayacaðý menfaatçe) aldýðýndan efdal (üstün) olur."

    7098 - Hz. Ebu Hureyre radýyallahu anh'ýn anlattýðýna göre: "Kendisi aðaç dikerken yanýna Resülullah aleyhissalâtu vesselâm uðrar ve: "Ey Ebu Hureyre! Þu diktiðin nedir?" der.

    "Kendim için bir fidan dikiyorum!" cevabýný verir. Aleyhissalâtu vesselam: "Sana, senin için daha hayýrlý bir dikilecek fidan göstereyim mi?" buyurur. Ebu Hureyre: "Göster! Ey Allah'ýn Resülü!" der. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm: "Sübhanallahi velhamdülillahi ve lâ ilahe illallahu vallahu ekber (Allah bütün noksan sýfatlardan münezzehtir, bütün hamdler ona mahsustur. Allah'tan baþka ilah yoktur, Allah en büyüktür)" de! Bunu söylersen her bir kelimesi için sana cennette bir aðaç dikilir."

    7099 - Nu'man Ýbnu Beþîr radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allah'ýn celalinden zikrettiðiniz tesbih (sübhanallah), tehlil (lâ ilahe illallah) ve tahmid (elhamdülillah) cümleleri Arþ'ýn etrafýnda dönüp dururlar. Onlar týpký arý oðulu uðultusu gibi uðultu çýkararak, sahiplerini andýrýrlar. Sizden biri, Arþ'ýn civarýnda kendisini andýrtan birisinin olmasýndan hoþlanmaz mý?"

    7100 - Ümmü Hani radýyallahu anhâ anlatýyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a geldim ve: "Ey Allah'ýn Resûlü! Bana (kolay ve sevabý büyük) bir amel gösterin. Zira artýk ben yaþlandým, zaafa ugradým ve þiþmanladým" dedim. Aleyhissalâtu vesselâm derhal þu cevabý verdiler: "Yüz kere Allahuekber de! Yüz kere elhamdulillah de, yüz kere sübhanallah de. (Bunu yapman senin için) Allah yolunda eðerlenip gemlenmiþ yüz attan daha hayýrlýdýr. (Kurban edilmiþ) yüz deveden daha hayýrlýdýr. Yüz köle azad etmekten daha hayýrlýdýr."

    7101 - Ebu'd-Derdâ radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bana dedi ki: "Sana sübhanallahi velhamdulillahi ve la ilahe illallahu vallahu ekber" demeyi tavsiye ederim. Zira bu kelimeler, günahlarý döker, týpký aðacýn yapraklarýný dökmesi gibi."

    ÝSTÝÐFAR

    7102 - Hz. Ebu Hureyre radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ben günde yüz sefer Allah'a istiðfarda bulunurum."

    7103 - Ebu Musa radýyallahu anh anlatýyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ben günde yetmiþ kere Allah'a tevbe ve istiðfarda bulunurum."

    7104 - Huzeyfe radýyallahu anh anlatýyor: "Benim dilimde, aile efradýma karþý bir ölçüsüzlük vardý. Fakat bu baþkalarýna olmazdý. Bu halimi Aleyhissalâtu vesselâm'a söyledim. Resülullah: "Ýstiðfar bakýmýndan ne haldesin? (Bu kusurunun baðýþlanmasý için günde yetmiþ kere istiðfar et!" buyurdular."

    7105 - Abdullah Ýbnu Busr radýyallahu anh anlatýyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Amel defterinde çok istiðfar bulunana ne mutlu!"

    7106 - Hz. Aiþe radýyallahu anha anlatýyor: "Resülullah aleyhisselatu vesselâm þöyle dua ederdi: "Ey Allahým! Beni, güzel amel iþledikleri zaman(bunun mükâfaatýyla) müjdelenen ve hata iþlediði zaman da istiðfar edenlerden eyle!"

    LA HAVLE VELA KUVVETE ÝLLA BÝLLAH

    7107 - Ebu Zerr radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bana: "Sana cennet hazinelerinden bir hazineyi haber vereyim mi?" buyurdular.

    "Evet! Ey Allah 'ýn Resülü!" dedim.

    "Lâ havle velâ kuvvete illa billah (Gerek ibadet için gerek dünyevî iþlerim için muhtaç olduðum) bütün güç kuvvet Allah'tandýr" de!" buyurdular."

    7108 - Hâzým Ýbnu Harmele radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a uðramýþtým. Bana: "Ey Hâzým! Lâ havle velâ kuvvete illa billah" de! Çünkü bu cümle cennet hazinelerinden biridir" buyurdular."

    RESÜLULLAH'IN DUASI

    7109 - Hz. Enes Ýbnu Mâlik radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah þu duayý çok yapardý: "Allahümme sebbit kalbî alâ dînike.(Allahým kalbimi dinin üzere sabit kýl." Bir adam: "Ey Allah'ýn Resülü! Biz sana iman ettiðimiz ve senin getirdiklerini tasdik ettiðimiz halde bizim (âkibetimiz) için korkuyor musun?" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm adama þu cevabý verdi: "Kalpler, muhakkak ki Rahman'ýn parmaklarýndan iki parmaðý arasýndadýr, onu (dilediði þekilde) döndürür."

    Ravi der ki : "A'meþ iki parmaðýný gösterdi. "

    RESULULLAH'IN SIÐINMA TALEP ETTÝÐÝ ÞEYLER

    7110 - Ýbnu Abbâs radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, Kur'ân'dan bir sure öðretir gibi þu duayý bize öðretmiþti: "Allahým! Cehennem azabýndan, kabir azabýndan, Mesih Deccâl'in fitnesinden, hayat ve ölüm fitnesinden sana sýðýnýrým."

    7111 - Hz. Câbir radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm: "Allah'tan faydalý ilim dileyin, faydasýz ilimden Allah'a sýðýnýn" buyurdu."

    7112 - Hz. Aiþe radýyallahu anhâ'nýn anlattýðýna göre: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm kendisine þu duayý öðretmiþtir: "Allahým ben senden hayrýn her çeþidini isterim; yakýn olsun, uzak olsun; bildiðim olsun, bilmediðim olsun; bütün þerlerden de sana sýðýnýrým; yakýn olsun, uzak olsun; bildiðim þer olsun, bilmediðim þer olsun. Allahým! Kulun ve peygamberin Muhammed'in senden istediði þeyleri senden ben de istiyorum. Kulun ve peygamberin hangi þerlerden sana sýðýnmýþsa ben de o þerlerden sana sýðýnýyorum. Allahým! Ben senden-, cenneti ve cennete götüren söz ve amel(de beni muvaffak kýlman)ý istiyorum. Ateþten ve ateþe götüren söz ve fiillerden de sana sýðýnýyorum. Ve dahi benim hakkýmda hükmettiðin her kaza ve kaderi hayýrlý kýlmaný senden diliyorum."

    7113 - Hz. Ebu Hureyre radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bir adama: "Namazda ne diyorsun?" diye sordu. Adam: "Teþehhüdü (Ettahiyyatu, Allahümme salli, Allahümme barik...) okuyorum. Sonra Allah'tan cennet diliyor ve cehennem ateþinden O'na sýðýnýyorum. Ama vallahi ben, ne senin okuduðunu ne de Muaz'ýn okuduðunu bilmiyorum" dedi. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm (adama): "Biz de senin okuduðun þeyler çerçevesinde okuyoruz" buyurdu."

    7114 - Evs Ýbnu Ýsmail el-Beceli radýyallahu anh'ýn anlattýðýna göre: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm vefat ettiði zaman, Hz. Ebu Bekr'in þöyle söylediðini iþitmiþtir:

    "Resülullah aleyhissalatu vesselâm benim þu makamýmda ilk yýl, ayaða kalktý -böyle söyleyince Hz. Ebu Bekr gözlerinin yaþýný tutamayýp aðladý- sonra dedi ki:

    "Size doðru olmanýzý sýdký, tavsiye ederim. Çünkü sýdk birr (denen Allah'ýn rýzasýna götüren en iyi amelle beraberdir) ikisi de cennettedir. Yalandan sakýnýn. Çünkü o, fücürla beraberdir ve ikisi de cehennemdedir. Allah'tan afiyet dileyin. Çünkü, kimseye Çünkü, kimseye yakinden sonra afiyetten daha hayýrlý bir þey verilmemiþtir. Birbirinizle hasedleþmeyin. Birbirinizle aranýzdaki iyi münasebetleri kesiþmeyin. Birbirinize sýrt çevirmeyin. Ey Allah'ýn kullarý kardeþler olun!"

    7115 - Hz. Ebu Hüreyre radýyallahu anh anlatýyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kiþinin yaptýðý dualar içerisinde en hayýrlýsý þudur: Allahümme innî es'eluke'l-mu'âfâte fid-dünya ve'l-âhireti (Ey Allah'ým! Senden dünya ve ahirette afiyet istiyorum),"

    DUAYA KENDÝNLE BAÞLA

    7116 - Ýbnu Abbâs radýyallahu anhüma anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allah bize ve Âd'ýn kardeþine rahmet eylesin."

    ÝSM-Ý AZAM

    7117 - el-Kâsým (Ýbnu Abdirrahman) radýyallahu anh demiþtir ki: "Allah'ýn, duada þefaat kýlýndýðý taktirde, o duayý kabul ettiði ism-i âzamý þu üç surededir: Bakara, Âl-i Ýmran ve Tâ-Hâ.

    Ebu Ümâme radýyallahu anh'tan yapýlan bir rivayette, bunun benzeri Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan merfu olarak gelmiþtir.

    7118 - Hz. Aiþe radýyallahu anha anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm þöyle yalvardýlar: "Allahým! Ben, senin pak, güzel, mübarek ve yüce nezdinde en sevimli olan, onunla dua edildiði taktirde hemen icabet ettiðin, onunla senden istenince hemen verdiðin, onunla rahmetin talep edilince rahmetini esirgemediðin, onunla kurtuluþ talep edilince kurtuluþ verdiðin isminle senden istiyorum."

    Hz. Aiþe'nin belirttiðine göre, bir baþka gün Aleyhissalâtu vesselam'ýn, kendisine "Ey Aiþe! Kendisiyle dua edildiði taktirde icabet ettiði ismi, Allah'ýn bana gösterdiðini sen biliyor musun?" diye sormuþtu. Hz. Aiþe der ki: "Ben: "Ey AIlah'ýn Resülü! Annem babam sana feda olsun, onu bana da öðret!" dedim. "Ey Aiþe onu sana öðretmem uygun düþmez!" buyurdu. Bu cevap üzerine ben de oradan uzaklaþýp bir müddet tek baþýma oturdum. Sonra kalkýp, baþýný öptüm ve: "Ey Allah'ýn Resülü! Onu bana öðret" diye ricada bulundum. O yine: "Onu sana öðretmem uygun olmaz, ey Aiþe! Onunla senin dünyevî bir þey talep etmen uygunsuz olur" buyurdu."

    Hz. Aiþe devamla der ki: "Ben de kalkýp abdest aldým, sonra iki rekât namaz kýldým, sonra: "Allahým! Sana Allah isminle dua ediyorum. Sana Rahman isminle dua ediyorum.Sana Birrurrahîm isminle dua ediyorum. Sana bildiðim ve bilmediðim güzel isimlerinin hepsiyle dua ediyorum. Bana maðfiret et, rahmet eyle" diye dua ettim."

    Aiþe devamla der ki: "Bu duam üzerine Resülullah aleyhissalâtu vesselâm güldü ve: "Ýsm-i âzam, senin yaptýðýn þu duanýn içinde geçti" buyurdu."

    7119 - Hz. Ebu Hureyre radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allah Teâla hazretlerinin doksandokuz ismi vardýr, yüzden bir eksik. O, tektir, teki sever. Kim bu isimleri ezberlerse cennete girer. Onlar þunlardýr: Allah, el-Vahid, es-Samed, el-Evvel, el-Ahir, ez-Zâhir, el-Bâtýn, el-Hâlýk, el-Bâri, el-Musavvir, el-Melik, el-Hakk, es-Selâm, el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, er-Rahmân, er-Rahîm, el-Latif, el-Habîr, es-Semî', el-Basir, el-Alîm, el-Azîm, el-Bârr, el-Müte'âl, el-Celîl, el-Cemîl, el-Hayy, el-Kayyüm, el-Kâdir, el-Kâhir, el-Aliyyu, el-Hakîm, el-Karîb, el-Mucîb, el-Ganiyyu, el-Vehhab, el-Vedüd, eþ-Þekür, el-Mâcid, el-Vacid, el-Vâli, er-Râþid, el-Afuvvu, el-Ðafür, el-Halîm, el-Kerîm, et-Tevvâb, er-Rabb, el-Mecîd, el-Veliyyu, eþ-Þehîd, el-Mübîn, el-Bürhân, er-Ra'üf, er-Rahîm, el-Mübdiu, el-Mu'îd, el-Bâis, el-Vâris, el-Kaviyyu, eþ-Þedîdu, ed-Dârru, en-Nâfi'u, el-Bâki, el-Vâkî, el-Hâfýd, er-Râfi', el-Kâbýd, el-Bâsýt, el-Mu'ýzzu, el-Müzillü, el-Muksýt, er-Rezzâk, Zü'l-Kuvve, el-Metîn, el-Kâim, ed-Dâim, el-Hâfýz, el-Vekîl, el-Fâtýr, es-Sâmi', el-Mu'tî, el-Muhyî, el-Mümît, el-Mâni', el-Câmi', el-Hâdî, el-Kâfý, el-Ebed, el-Âlim, es-Sâdýk, en-Nür, el-Münîr, et-Tâmm, el-Kadîm, el-Vitru, el-Ahadu, es-Samedu, ellezi lem yelid velem yüled ve lem yekün lehu küfüven ahad."

    Zûhrî der ki: "Bana birçok ilim ehlinden ulaþtýðýna göre, bu Esmâu Hüsna'nýn okunmasýna "Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ þerike leh. Lehü'l Mülkü ve Lehü'I-Hamdu bi-yedihi'l-Hayr ve huve ala külli þeyin kadîr, la ilahe illâllahu, lehül-Esmâu'l-Hüsnâ" diye baþlanmalýdýr."

    BABANIN DUASI

    7120 - Ümmü Hâkim Bintü Vedda'el-Huzâ'iyye radýyallahu anha anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm þöyle buyurdular: "Babanýn duasý perdeyi deler (kabul makamýna ulaþýr)."

    SABAH VE AKÞAM YAPILACAK DUALAR

    7121 - Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ýn hâdimi Ebu Selâm anlatýyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm þöyle buyurdular: "Akþam ve sabaha erdiði vakit: "Radîtu billahi Rabben ve bi'I-Ýslâmi dînen ve bi-Muhammedin nebiyyen (Rabb olarak Allah'tan, din olarak Ýslâm'dan, peygamber olarak Muhammed'den razýyým" diyen bir müslüman veya insan veya köle yoktur ki, o kimseyi Kýyamet günü razý ve memnun etmek Allah üzerine bir hak olmasýn."

    YATAÐA GÝRÝNCE YAPILACAK DUA

    7122 - Abdullah Ýbnu Mes'ud radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, yataðýna girince, sað elini yanaðýnýn altýna koyar sonra þu duayý okurdu:

    "Allahümme, kýnî azâbeke yevme teb'asu -ev tecme'u- ibâdeke (Allahým! Kullarýný yeniden dirilttiðin veya topladýðýn- gün beni azabýndan koru."

    EVDEN ÇIKINCA YAPILACAK DUA

    7123 - Ebu Hureyre radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, evinden çýktýðý vakit þu duayý okurdu: "Bismillahi la havle vela kuvvete illa billah, et-tüklânî alallah. (Allahýn ismiyle. Dünya ve ukbâ iþlerine güç kuvvet Allah'tandýr. Dayanaðým Allah'dýr."

    7124 - Hz. Ebu Hureyre radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kiþi evinin -veya apartmanýn- kapýsýndan çýkýnca, adama müekkel (nezaretçi) iki meleði vardýr. Adam: "Bismillah" deyince onlar: "Doðruya irþad edildin" derler. "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" deyince, melekler: "Korundun" derler. Adam: "Tevekkeltü alâllah" deyince onlar: "Ýþin (sana bedel) görüldü" derler.

    (Resülullah aleyhissalâtu vesselâm devamla) dedi ki: "Sonra adamýn iki karîni (yani onu günaha sürüklemek isteyen insî ve cinnî iki þeytaný) onu karþýlarlar. Melekler (o þeytanlara): "Hidayete erdirilen, iþi (Allah tarafýndan) görülen ve muhafaza altýna alýnan bir kimseden ne istiyorsunuz?" derler "
    Konu pencere77 tarafýndan (02-05-2007 Saat 08:48 ) deðiþtirilmiþtir. Sebep: Baþlýðý düzeltme

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •