YALANIN VE YALANCININ ZEMMÝ

5165 - Safvân Ýbnu Süleym radýyallahu anh anlatýyor: "Ey Allah'ýn Resûlü! dedik, mü'min korkak olur mu?"

"Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine:

"Evet!" buyurdular. Biz yine:

"Pekiyi yalancý olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayýr!" buyurdular."

Muvatta, Kelâm 19, (2, 990).

5166 - Ýmam Mâlik'e ulaþtýðýna göre, Ýbnu Mes'ud radýyallahu anh þöyle demiþtir: "Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taþýmaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamý simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde "yalancýlar" arasýna kaydedilir."

Muvatta, Kelam 18, (2, 990).

5167 - Behz Ýbnu Hakim an ebihi an ceddihi anlatýyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Yazýklar olsun o kimseye ki, insanlarý güldürmek için konuþur ve yalan söylerler! Yazýk ona, yazýk ona!"

Ebu Davud, Edeb 88, (4990); Tirmizi, Zühd 10, (2316).

5168 - Esma radýyallahu anha anlatýyor: "Bir kadýn gelerek: "Ey Allah'ýn Resûlü! Benim bir kumam var. Ona karþý (yalan söyleyerek) kocamýn vermediði þeyle karnýmý doyurmuþ göstersem bana bir mahzur getirir mi?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam:

"Verilmeyenle karnýný doyurmuþ gösterip övünen, týpký, iki yalan elbisesini giyen gibidir" cevabýný verdi."

Buhari, Nikah 106; Müslim, Libas 127, (2130); Ebu Davud, Edeb 91, (4997).

5169 - Abdullah Ýbnu Amir radýyallahu anh anlatýyor: "Bir gün, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, evimizde otururken, annem beni çaðýrdý ve:

"Hele bir gel sana ne vereceðim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam anneme:

"Çocuða ne vermek istemiþtin?" diye sordu.

"Ona bir hurma vermek istemiþtim" deyince, Aleyhissalatu vesselam:

"Dikkat et! Eðer ona bir þey vermeyecek olursan, üzerine bir yalan yazýlacak!" buyurdular."

Ebu Davud, Edeb 88, (4991).

5170 - Hz. Ebu Hureyre radýyallahu anh anlatýyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Ümmetimin sonunda yalancý Deccaller olacak. Onlar, ne sizin ne de atalarýnýzýn hiç iþitmediði þeyleri anlatacaklar. Onlardan sakýnýn!"

Müslim, Mukaddime 6, (6).

5171 - Ýbnu Mes'ud radýyallahu anh anlatýyor: "Þeytan insan suretinde temessül eder ve bir cemaate gelerek onlara yalan þeyler söyler. Bir müddet sonra cemaattekiler daðýlýrlar. Onlardan biri:

"Bir adam dinledim, yüzünü de tanýrým ama ismini bilmiyorum. Þöyle þöyle söylemiþti" diyerek (onun yalanýný bilmeden tekrar eder)"

Müslim, Mukaddime 7. hadisin arkasýnda).

YALANIN MÜBAH OLDUÐU YERLER

5172 - Esmâ Bintu Yezîd radýyallahu anha anlatýyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Ey insanlar! Pervanenin ateþe atýlmasý gibi sizi yalanýn peþine düþmeye sevkeden þey nedir? Halbuki, üç yer hariç yalanýn her çeþidi âdemoðluna haramdýr: Bu üç yere gelince:

1. Erkeðin, rýzasýný saðlamak için hanýmýna yalaný,

2. Harpte söylenecek yalan. Çünkü harp bir hileden ibarettir.

3. Ýki müslümanýn arasýnda sulhü saðlamak kasdýyla söylenen yalan."

Tirmizi, Birr 26, (1940).

5173 - Ümmü Külsüm Bintu Ukbe radýyallahu anh anlatýyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ý iþittim, diyordu ki:

"Ýki kiþinin arasýný düzelten, hayýr söyleyip, hayýr teblið eden kimse yalancý deðildir."

Buhari, Sulh 2; Müslim, Birr 101, (2605); Ebu Davud, Edeb 58, (4921); Tirmizi, Birr 26, (1939).

5174 - Safvan Ýbnu Süleym ez-Zühri radýyallahu anh anlatýyor: "Bir adam: "Ey Allah'ýn Resûlü! Ben karýma yalan söyleyeyim mi?" demiþti. Aleyhissalatu vesselam: "Yalanda hayýr yoktur!" buyurdular. Adam:

"Vaadde bulunmama, lehinde söylememe ne dersiniz?" diye tekrar sordu. Aleyhissalatu vesselam da: "Öyleyse sana bir vebal yok!" buyurdular."

Muvatta, Kelâm 18, (2, 990).

5175 - Hz. Ebu Hureyre radýyallahu anh anlatýyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Ýbrahim aleyhisselam sadece üç yalan söylemiþtir: Bunlardan ikisi Allah'ýn zatýyla ilgili; biri "Ýnne sagimü" sözüdür; diðeri de "Bel fegalehu kebiruhum haza" sözüdür. Bir tanesi de zevce-i pâkleri Sâre Hatun hakkýndadýr. Hz. Ýbrahim zalim birinin diyarýna (Mýsýr'a) beraberinde Sâre de olduðu halde gelmiþti. Sâre güzel bir kadýndý. Sâre'ye: "Bu cebbâr herif, bilirse ki sen karýmsýn, senin için bana galebe çalar. Eðer sana soracak olursa, kýzkardeþim olduðunu söyle! Çünkü sen, zaten Ýslâm yönünden kardeþimsin, din kardeþiyiz. Ben yeryüzünde senden ve benden baþka bir müslüman bilmiyorum" dedi.

Bunlar zâlim kralýn memleketine girince, adamlarýndan biri bunlarý gördü. Hemen gidip:

"Senin memleketine öyle güzel bir kadýn girdi ki, sizden baþkasýnýn olmasý münasib deðildir" dedi. Kral derhal adamlar gönderip, Sâre'yi yanýna getirtti. Hz. Ýbrahim namaza durdu. Sâre adamýn yanýna girince, kraI (onu ayakta karþýladý, fakat) elini ona uzatamadý. Eli þiddetli þekilde tutuldu. Sâre'ye:

"Elimi salmasý için Allah'a dua et! Sana zarar vermeyeceðim!" dedi. Sâre de dediðini yaptý. Ama kral tekrar Sâre'ye sataþmak istedi. Eli, öncekinden daha þiddetli tutulup kaldý. Sâre'ye ayný þekilde ricada bulundu. O da kabul etti. (Adam normal hale dönünce tekrar) sataþmak istedi. Eli önceki iki seferden daha þiddetli þekilde tutuldu. Sâre'ye yine:

"Allah'a dua et, elimi salsýn, sana zarar vermeyeceðim!" diye rica etti. Sâre dua etti, adamýn elleri açýldý. Kral kadýný getiren adamý çaðýrdý ve ona: "Sen bana insan deðil bir þeytan getirmiþsin. Bunu diyarýmdan çýkar!" dedi. Sâre'ye, Hâcer'i baðýþ olarak verdi.

Sâre yürüyerek geldi. Ýbrahim onu görünce:

"Nasýlsýn, ne haber?" dedi. Sâre:

"Hayýr var! Allah cebbârýn elini tuttu ve (bana) bir hâdim verdi!" dedi."

Hz. Ebu Hureyre radýyallahu anh der ki:

"Ey sema suyunun oðullarý! Bu kadýn (Hâcer) sizin annenizdir."

Buhâri, Enbiyâ 9, Büyü' 100, Hibe 36, Nikâh 12, Ýkrâh 6; Müslim, Fezâil 154, (2371); Ebu Dâvud, Talâk 16, (2212); Tirmizi, Tefsir, Enbiya, (3165).

RESULULLAH HAKKINDA YALAN

5176 - Hz. Ali radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Benim hakkýmda yalan söylemeyin. Zira benim üzerime yalan uyduran cehenneme girer."

Buhâri, Ýlm 38; Müslim, Mukaddime 1, (1); Tirmizi, Ýlm 8, (2662).

5177 - Ýbnu'z-Zübeyr radýyallahu anhüma anlatýyor: "Babama dedim ki: "Ben niye senin Resülullah'tan hadis rivayetini iþitmiyorum. Halbuki falan ve falandan çokça iþitiyorum?" Bana þu cevabý verdi:

"Evet ben, müslüman olduðum günden beri Aleyhissalâtu vesselâm'ý hiç terketmedim. Hep beraber olduk. Ancak O'nun þöyle söylediðini de iþittim:

"Kim bile bile bana yalan nisbet ederse ateþteki yerini hazýrlasýn."

Buhâri, Ýlm 38; Ebü Dâvud, Ýlm 4, (3651).

5178 - Muðire Ýbnu Þu'be radýyallahu anh anlatýyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Benim üzerime söylenen yalan, bir baþkasý üzerine söylenen yalan gibi deðildir. Öyleyse kim bile bile bana yalan nisbet ederse cehennemdeki yerini hazýrlasýn!"

Buhâri, Cenâiz 34; Müslim, Mukaddime 4, (4); Tirmizi, Ýlm 9, (2664).

5179 - Mücâhid merhum anlatýyor: "Büþeyr el-Aþevi, Hz. Ýbnu Abbâs

radýyallahu anhümâ'ya gelip:

"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki..." diyerek birþeyler anlatmaya kalktý. Ancak Ýbnu Abbâs onu konuþmaya býrakmadý ve kendisine iltifat etmedi. Büþeyr:

"Sözlerimi niye dinlemiyorsunuz? Ben size Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'dan anlatýyorum, hiç týnmýyorsunuz, niçin?" diye sordu. Ýbnu Abbâs ona þu cevabý verdi:

"Biz vaktiyle, bir kimsenin "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki" dediðini iþitince, gözlerimizi ona çevirip kulaklarýmýzý da dinlemek üzere uzatýyorduk. Ne zaman ki, insanlar hadis rivayetinde laubalileþtiler, biz de onlardan ancak bildiklerimizi almaya baþladýk."

Müslim, Mukaddime 7, (7).