Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
2 sonuçtan 1 ile 2 arasý

Konu: Abdullah Bin Cahþ

  1. #1

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Abdullah Bin Cahþ

    Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri, Uhud harbinde Hz. Abdullah bin Cahþ'la arasýnda geçen konuþmayý þöyle anlattý:

    "Uhud’da, savaþýn çok þiddetli devam ettiði bir andý. Abdullah bin Cahþ yanýma sokuldu, elimden tuttu ve beni bir kayanýn dibine çekti. Bana þunlarý söyledi:
    - Þimdi burada sen duâ et, ben "âmin" diyeyim. Sonra ben duâ edeyim, sen de "âmin" de!
    Kýyasýya vuruþayým
    Ben de, "Peki!.." dedim ve þöyle duâ ettim:
    - Allahým, bana çok kuvvetli ve çetin kâfirleri gönder. Onlarla kýyasýya vuruþayým. Hepsini öldüreyim. Gâzi olarak, geri döneyim.
    Abdullah bin Cahþ benim yaptýðým bu duâya, bütün kalbiyle "âmin" dedi. Sonra kendisi þöyle duâ etmeye baþladý:
    - Allahým, bana zorlu kâfirler gönder, kýyasýya onlarla vuruþayým. Cihâdýn hakkýný vereyim. Hepsini öldüreyim.
    En sonunda bir tanesi de beni þehîd etsin.
    Gönlüm böyle bir duâya "âmin" demek arzu etmiyordu. Fakat, o istediði ve önceden söz verdiðim için mecbûren "âmin" dedim.

    Kýlýcý kýrýldý

    Daha sonra, kýlýçlarýmýzý çektik, savaþa devam ettik. Ýkimiz de önümüze geleni öldürüyorduk.
    O, son derece bahadýrâne harbediyor, düþman saflarýný tarumar ediyordu. Düþmana hamle üstüne hamle ediyor, þehîd olmak için derin bir iþtiyakla hücûmlarýný tazeliyordu.
    "Allah Allah!.." diye çarpýþýrken kýlýcý kýrýldý. O anda sevgili Peygamberimiz, ona bir hurma dalý uzatarak, savaþa devam etmesini buyurdu.
    Bu dal bir mu’cize olarak kýlýç oldu ve önüne geleni kesmeye baþladý. Birçok düþmaný öldürdü."
    [Daha sonra bu kýlýç, vârisleri elinde uzun seneler kaldý. En son bir Türk kumandaný, iki yüz altýna bunu satýn almýþtýr.]
    Savaþýn sonuna doðru Abdullah bin Cahþ, Ebûl Hakem isminde bir müþrikin attýðý oklarla arzu ettiði þehâdete kavuþtu.
    Þehîd olunca, kâfirler, bu mübârek þehîdin cesedine hücûm ederek burnunu, dudaklarýný ve kulaklarýný kestiler. Her tarafý kana boyandý.
    Muharebe bittikten sonra, Abdullah bin Cahþ’ý þehîd edilmiþ bulan Hz. Sa’d, durumu ve onun yaptýðý duâyý Peygamber efendimize anlattý.
    Resûlullah efendimiz de, onun duâsýnýn kabûl edildiðini ve bu dünyada istediðine kavuþtuðunu, âhýrette de istediðine kavuþacaðýnýn anlaþýldýðýný bildirdi.
    Hz. Abdullah bin Cahþ’ý ve dayýsý "Seyyidüþþühedâ" ya’nî, "Þehîdlerin efendisi" Hz. Hamza’yý ayný kabre defnettiler.
    Abdullah bin Cahþ hazretleri, Resûlullahýn halasý Ümeyme ile Cahþ’ýn oðludur. Zevcât-ý tâhirâttan Zeyneb binti Cahþ’ýn kardeþidir. Habeþistan'a iki kere hicret etti. Birkaç kere ordu kumandaný yapýldý.Hz. Ebû Bekir’in vasýtasýyla, kelime-i þehâdet getirerek, ilk Müslümanlardan olmak þerefine kavuþtu.

    En çok katlananýnýzdýr

    Abdullah bin Cahþ hazretleri, Ýslâmiyeti heyecanla yaþayan zâtlardandý. Ýlk Müslüman olduðu yýllarda, kâfirler kendisine her türlü ezâ ve cefâyý yapmýþlardý. Hepsine de îmânýnýn verdiði güç ile mukabele etmiþ, ezâ ve cefâlara katlanmýþtýr. Peygamber efendimiz, kendisi için buyurmuþtur ki:
    - Açlýða ve susuzluða en çok dayanan ve katlananýnýzdýr.
    Resûlullah efendimizin þehîdler için verdiði müjdeleri duyarak, hep þehîd olmaya can atar, harplerde hep en önde kahramanca çarpýþýrdý.
    Peygamber efendimiz hicretin ikinci senesinde, Nahle’de, Kureyþ müþriklerini gözetlemek üzere, ilk önce Ebû Ubeyde bin Cerrâh’ý göndermek istemiþti. Hz. Ebû Ubeyde, Peygamber efendimizden ayrýlmaya dayanamýyarak aðlamaya baþladý. Bunun üzerine Peygamberimiz, onu göndermekten vazgeçti. Hz. Abdullah bin Cahþ der ki:
    "O gün Resûlullah aleyhisselâm, yatsý namazýný kýlýnca bana buyurdu ki:
    - Sabahleyin yanýma gel! Silahýn da yanýnda bulunsun! Seni bir tarafa göndereceðim.
    Sabah olunca mescide gittim. Kýlýcým, yayým, ok ve çantam üzerimde, kalkaným da yanýmda idi. Resûlullah efendimiz, sabah namazýný kýldýrdýktan sonra, muhâcirlerden benimle birlikte gidecek birkaç kiþi buldu. Bir mektup vererek buyurdu ki:
    - Seni bu kiþilerin üzerine kumandan tayin ettim. Git! Ýki gece yol aldýktan sonra, mektubu aç! Orada yazýlanlara göre hareket et!
    - Yâ Resûlallah! Hangi tarafa gideyim?
    - Necdiye yolunu tut! Rekiye’ye, kuyuya yönel!"
    Abdullah bin Cahþ hazretleri, Nahle seferine görevlendirildiði zaman, ilk defa "Emîr-ül-mü’minîn" sýfatý verildi. Böylece, Ýslâmda ilk tayin olunan "emîr" oldu. Mücâhidlerin, iki kiþisi için bir develeri vardý.

    Kimseyi zorlama!

    Sekiz veya oniki kiþilik bir birlik ile iki gün sonra Melel mevkiine vardýklarýnda, mektubu açtý. Mektupta þunlar yazýlýydý:
    Bismillâhirrahmânirrahîm. Bu mektubu gözden geçirdiðin zaman, Mekke ile Tâif arasýndaki Nahle vâdisine ininceye kadar, Allahü teâlânýn ismi ve bereketiyle yürüyüp gidersin.
    Arkadaþlarýndan hiçbirini, seninle birlikte gitmeye zorlamayasýn! Nahle vâdisindeki Kureyþlileri, Kureyþlilerin kervanýný gözetleyip denetleyesin! Onlarýn haberlerini bize bildiresin!
    Emîr-ül-mü’minîn Hz. Abdullah bin Cahþ, Peygamberimizin mektubunu okuduktan sonra, "Bizler Allahü teâlânýn kullarýyýz ve hep O’na döneceðiz. Ýþittim ve itâat ettim. Allahü teâlânýn ve sevgili Resûlünün emrini yerine getireceðim" diyerek mektubu öpüp, baþýna koydu. Sonra arkadaþlarýna dönerek dedi ki:
    - Hanginiz þehîd olmayý istiyor ve özlüyorsa, benimle gelsin! Gelmek istemeyen dönüp gidebilir, hiçbirinizi zorlayýcý deðilim. Gelmezseniz, ben tek baþýma gidip, Resûl aleyhisselâmýn emrini yerine getireceðim.

    Biz de iþittik

    Arkadaþlarý hep birden cevap verdiler:
    - Biz de, iþittik. Allahü teâlâya, Peygamber efendimize ve sana itâat edicileriz. Nereye istersen, Allahü teâlânýn bereketi ile yürü.
    Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretlerinin de bulunduðu küçük ordu ile Hicâz’a doðru yol aldýlar ve Nahle’ye geldiler. Bir yere gizlendiler. Oradan gelip geçen Kureyþîleri gözetlemeye baþladýlar.
    Bu sýrada bir Kureyþ kâfilesi geçti. Develer yüklü idi. Mücâhidler, Kureyþ kâfilesine yaklaþarak, onlarý Ýslâma da’vet ettiler. Kabûl etmeyince, çarpýþma baþladý. Çarpýþma sonunda, birisini öldürdüler, ikisini esir aldýlar. Birisi de atlý olduðu için ona yetiþemediler. Kâfirlerin bütün malý mücâhidlere kaldý.
    Hz. Abdullah bin Cahþ, bu ganimet mallarýnýn beþte birini Resûlullah efendimize ayýrdý. Bu ganimet, Müslümanlarýn aldýklarý ilk ganimetti. Bu beþte bir hisse de, ilk ayrýlan beþte bir idi. Ýlk öldürülen müþrik ve alýnan esirler de, bu Nahle seferindeydi. Daha henüz ganimetle ilgili âyet-i kerîmeler gelmemiþti.
    Bundan sonra Bedir gazâsý oldu. Alýnan esirler için, Resûlullah efendimiz, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Abdullah bin Cahþ’a danýþtý. Hicretin üçüncü senesinde yapýlan Uhud harbinde büyük kahramanlýklar gösterdi. Hz. Abdullah bin Cahþ yiðitliðin sembolüydü.

    En çok özlediði

    Abdullah bin Cahþ, Peygamberimize çok baðlý idi. Resûlullah efendimiz, onu emîr tayin ettiði vakit, kendisine sormuþtu:
    - Ey Abdullah! Dünyada en çok arzu ettiðin, özlediðin nedir?
    Bunun üzerine, "Allah ve Resûlüne muhabbettir" diye arzetmiþti.
    Hz. Abdullah orta boylu, çok yakýþýklý bir zât idi. Peygamber efendimizi pek ziyâde severdi. Bu muhabbet uðrunda canýný fedâdan çekinmemiþ, Uhud harbinde en büyük kahramanlýðý göstererek, Allahü teâlânýn rýzâsý uðrunda þehâdet þerbetini içmiþtir.
    Eshâb-i kirâm arasýnda lâkabý, "El Mücâhidü fillah", ya’nî "Allah yolunun fedâisi" idi. Þehîd olduðunda 40 yaþlarýnda idi. Allah yolunda Habeþistan’a yapýlan ikinci hicretten sonra, âilece Medîne’ye hicret etmiþti. Medîne’ye hicret edince, Asým bin Sâbit ile kardeþ oldu.

  2. #2

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    paylaşım için teşekkürler
    :welcome:

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •