Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
2 sonuçtan 1 ile 2 arasý

Konu: Zübeyr Bin Avâm

  1. #1

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Zübeyr Bin Avâm

    Hz. Zübeyr, Peygamber efendimizin halasý olan Hz. Safiyye’nin oðludur. Ýlk Müslümanlardandýr. Cennetle müjdelenen on kiþiden biridir.Îmân ettiði vakit, amcasý çok kýzmýþtý. Dinden dönmesi için, kendisini ateþe sokup çýkartýyordu. Amcasýnýn, "Daha fazla inat etme, atalarýnýn dînine dön" teklifine karþý diyordu ki:
    - Aslâ küfre dönmem! Allah birdir. Fayda veya zararý olmayan putlara tapmam. Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah.
    Böylece, yapýlan bütün iþkencelere büyük bir sabýr ve metânet gösteriyordu.

    Allah sizi yine toplar

    Îmân edenler çoðaldýkça, müþrikler, korkularýndan Müslümanlara akla hayâle gelmedik iþkenceler yapýyorlardý. Peygamber efendimiz, bu dayanýlmayacak iþkenceleri görünce buyurdu ki:
    - Siz bâri yeryüzüne daðýlýn! Yüce Allah, sizi yine toplar.
    Eshâb-ý kirâm sordular:
    - Yâ Resûlallah nereye gidelim?
    - Habeþ ülkesine gitseniz iyi olur. Habeþ ülkesinde kimse zulme uðramaz. Orasý doðruluk yurdudur. Allahü teâlâ sizi belki orada ferahlýða kavuþturur.
    Bunun üzerine, içlerinde Zübeyr bin Avvâm hazretlerinin de bulunduðu 15 kiþilik bir kâfile Habeþistan’a hicret etti. Habeþ meliki Necaþî kendilerini çok iyi karþýladý. Orada rahat bir þekilde yaþadýlar. Necâþî de daha sonra Müslüman oldu.
    Hz. Ümmü Seleme anlatýr:
    "Biz Habeþistan’da huzur içinde yaþarken, bir grup Habeþli Necâþi'ye isyân ederek saltanatýný elinden almak istedi. Bunlarýn Necâþî’ye üstün gelmesinden korkuyorduk. Çünkü bunlar, bize hayat hakký tanýmazdý.
    Necâþî de bunlarýn üzerine yürüdü. Savaþ, Nil nehrinin öbür tarafýnda oluyordu. Durum çok kritikti. Necâþî’nin gâlip gelmesini istiyorduk. Eshâbdan ba’zýlarý dediler ki:
    - Kim savaþ cephesine gidip, bize haber getirir?
    Hz. Zübeyr bin Avvâm cevap verdi:
    - Ben giderim!
    - Peki, sen git!
    Hz. Zübeyr bu sýrada, Müslümanlarýn yaþý en genç olaný idi. Hz. Zübeyr bin Avvâm’a bir su tulumu þiþirdiler ve göðsüne astýlar. Sonra Nil’in üzerinde yüzdü ve ordularýn karþýlaþtýðý Nil’in öteki tarafýna geçti. Onlarýn yanýnda hazýr bulundu.

    Müjde, Necâþî zafere eriþti!

    Biz ise, Necâþî’nin düþmana gâlip gelmesi ve memleketinin baþýnda kalmasý için, Allahü teâlâya duâ ettik. Biz durumun ne olacaðý merakla beklerken, Hz. Zübeyr uzaktan göründü. Koþuyordu. O elbisesiyle iþâret ediyor ve þöyle sesleniyordu:
    - Müjde, Necâþî zafere eriþti ve Allahü teâlâ, onun düþmanýný helâk etti ve ona memleketinde kalmaya kudret verdi.
    O zamana kadar böyle sevindiðimizi hatýrlamýyorum.
    Necâþî, Allahü teâlânýn izniyle o kâfiri maðlup ederek sað sâlim sarayýna döndü. Resûlullahýn yanýna gelene kadar, biz onun yanýnda güzel bir hayat sürdük. Sonra Eshâb-ý kirâm, Mekke’den Medîne’ye hicret edince, biz de Habeþistan’dan Medîne’ye hicret ettik."
    Peygamber efendimiz Medîne’ye hicret ettiði zaman, Hz. Zübeyr bin Avvâm’ý, Ensâr’dan Ka’b bin Mâlik ile kardeþ yaptý.
    Peygamber efendimiz, Bedir muharebesinde Hz. Zübeyr bin Avvâm’ý, sað kanada kumandan tayin etti ve buyurdular ki:
    - Meleklerin alâmetleri ve niþanlarý vardýr. Siz de kendinize birer alâmet ve niþan yapýnýz!

    Savaþ þiddetli geçiyordu

    Bunun üzerine Zübeyr bin Avvâm hazretleri, baþýna sarý bir sarýk sardý. Her iki taraf, bütün güçleriyle saldýrýya geçti. Zübeyr bin Avvâm anlatýr:
    "Bedir günü, ben, müþriklerden Ubeyde bin Sa’îd’le karþýlaþtým. O baþtan ayaða kadar zýrha bürünmüþ, gözlerinden baþka bir yeri görünmüyor ve at üzerinde bulunuyordu. Çocukluktan beri büyük karýnlý olduðu için, kendisine, Ebû Zâtil Kirþ = Karýn Babasý denirdi. O, "Ben Ebû Zâtil Kirþ’im! Ben Ebû Zâtil Kirþ’im!" diye meydan okuyordu.
    Elimdeki mýzraðýmý hemen onun gözüne sapladým. Ubeyde yýkýlýp öldü. Ayaðýmý yanaðýna bastým, olanca kuvvetimle mýzraðýmý çekip çýkardým. Fakat mýzraðýmýn iki tarafý eðilmiþti."
    Meleklerin de katýldýðý Bedir savaþý çok þiddetli geçiyordu. Peygamber efendimiz, durmadan Allahü teâlâdan yardým diliyor ve O’na yalvarýyordu.
    Hz. Zübeyr’in Bedir harbi esnasýnda gösterdiði kahramanlýk çok büyüktü. Vücudunda yaralanmadýk bir yer kalmamýþtý. Üç büyük kýlýç darbesi almýþtý. Bunlardan biri boynunda idi. Bedir muharebesi Müslümanlarýn gâlibiyetiyle netîcelendi. Bu savaþta, 14 Eshâb-ý kirâm þehîd oldu. 70 müþrik öldürüldü.
    Mekkeli müþrikler bu yenilgiyi unutamamýþ, bir yýl sonra tekrar Medîne’ye hareket etmiþlerdi. Uhud’da iki ordu yine karþýlaþtý. Hz. Zübeyr bin Avvâm ve Mikdâd bin Esved, Ýkrime kumandasýndaki süvârileri karþýlayýp, bozguna uðrattýlar.
    Zübeyr bin Avvâm ve Mikdâd bin Esved, biner süvâriye denk tutulurdu. Zübeyr bin Avvâm hazretleri, müþriklerin sancaktarý olan Kilâb’ý öldürdü ve yedi arkadaþý ile Peygamber efendimizin yanýnda þehîd oluncaya kadar ayrýlmamak üzere yemin ettiler.

    Onu yere düþür!

    Bu savaþýn baþýnda, Mekkeli müþriklerden biri, çarpýþmak için er diledi. Herkesin çekindiðini, geri durduðunu zannederek, dileðini üç kere tekrarladý.
    Bunun üzerine Zübeyr bin Avvâm, baþýna sarý bir sarýk sararak meydana yürüdü. Birden devenin üzerine sýçrayýp, kâfirin boðazýna sarýldý. Deve üzerindeki bu mücâdele devam ederken, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
    - Onu yere düþür!
    Zübeyr bin Avvâm o müþriki yere düþürdü. Üstüne çöküp, onu öldürdü. Peygamber efendimiz, bu husûsta buyurdu ki:
    - Eðer Zübeyr, onun karþýsýna çýkmasaydý, ben çýkacaktým.
    Uhud savaþýnda müþriklerin okçularý, Peygamber efendimizi ok yaðmuruna tutunca, Eshâb-ý kirâm, Peygamber efendimizi ortalarýna aldýlar. Atýlan oklar Peygamber efendimizin saðýndan solundan geçiyor, ya önüne düþüyor veya üstünden aþýp geçiyordu.
    Zübeyr bin Avvâm ve arkadaþlarý, Peygamber efendimizin etrafýnda pervane gibi dönerek, gelen oklara ve kýlýçlara vücutlarýný siper ettiler.


    Hamdolsun iyidir

    Pek çok Eshâb-ý kirâm çarpýþa çarpýþa þehîd oldu. Düþman gerilemiþ, zafere yaklaþýlmýþtý. Zafer sevinciyle bir kýsým Sahâbenin terkettikleri yerden, düþman süvârileri saldýrýya geçti ve Peygamber efendimize kadar sokuldular. Peygamberimiz yaralandý. Eshâb-ý kirâm hemen toparlandý ve netîcede savaþ tekrar Müslümanlarýn lehine döndü.
    Uhud savaþý bitmiþti. Peygamber efendimizin vefâtý þayiasý Medîne’ye ulaþýnca, Peygamber efendimizin halasý Safiyye hâtun hemen Uhud’a hareket etti. Uhud meydanýna gelince, oðlu Zübeyr’i ve Hz. Ali’yi görüp, önce Resûlullahýn hâlini sordu. Hz. Ali, "Hamdolsun iyidir" deyince, ferahladý. Fakat Hz. Safiyye, "Onu bana göster" deyince, Hz. Ali, Peygamber efendimizi gösterdi. Peygamberimiz yaralý idi. Peygamberimizin sað olduðuna þükretti.
    Hz. Safiyye, baba-anne bir kardeþi olan Hz. Hamza’nýn durumunu da görmek istiyordu. Peygamber efendimiz Hz. Safiyye’nin gelmekte olduðunu görünce, Zübeyr bin Avvâm’a buyurdu ki:
    - Anneni geri çevir, kardeþinin cesedini görmesin.
    Zübeyr bin Avvâm hazretleri, "Anneciðim! Resûlullah geri dönmenizi emrediyor" deyince, Hz. Safiyye dedi ki:
    - Eðer ona yapýlaný benim görmemem için geri döneceksem, zaten ben kardeþimin cesedinin kesilip biçildiðini öðrenmiþ bulunuyorum. Her sýkýntýya râzýyýz. Allah yolunda bundan daha beter olanlarýna da râzýyýz. Sevâbýný Allahü teâlâdan bekliyeceðiz. Ýnþâallah sabredip, katlanacaðýz.
    Hz. Zübeyr bin Avvâm, durumu Peygamber efendimize bildirince, buyurdu ki:
    - Öyle ise býrak görsün!

    Hamza için getirdim

    Hz. Safiyye, kardeþi Hz. Hamza’nýn cesedinin yanýna oturup, sessizce aðlamaya baþladý. Bu sýrada, Peygamber efendimiz de sessizce aðladýlar.
    Hz. Zübeyr bin Avvâm anlatýr:
    "Annem Safiyye binti Abdülmuttalib Uhud’da yanýnda getirdiði iki hýrkayý çýkarýp dedi ki:
    - Bunlarý, kardeþim Hamza için getirmiþtim.
    Hz. Hamza’yý kefenlediler ve Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali ve Hz. Zübeyr bin Avvâm Kabre indirdiler. Ayný kabre, onun gibi þehîd olan, Hz. Abdullah bin Cahþ’ý da koydular."
    Uhud’dan dönüþte, Peygamber efendimiz yolda, münâfýklardan Ebû Azzel Cümehi’yi yakaladý. Resûlullah efendimiz onu Bedir’de esîr etmiþti. Sonra onu lutfederek öldürmemiþti. O, "Yâ Resûlallah, beni býrak" dedi. Resûlullah efendimiz de þöyle buyurdu:
    - Vallahi bundan sonra artýk, sen ellerini okþayýp, Muhammed’e iki kere hîle ettim diyemiyeceksin.
    Zübeyr bin Avvâm hazretleri, Allah yolunda kýlýç sýyýranlarýn ilkidir. Bir gün, Peygamber efendimizin yaralandýðýný zannedip kýlýcýný sýyýrdý. Doðruca, Mekke’nin yukarý kýsmýnda bulunan Resûlullahýn yanýna koþtu. Peygamber efendimiz, kendisini böyle yalýn kýlýç görünce, sordu:
    - Ey Zübeyr! Ne var, nedir bu hâlin?
    - Efendim, size bir zarar verdiler diye korktum, onun için kýlýcýmý sýyýrdým.

    Bir kiþi yok mu?

    Hz. Câbir bin Abdullah der ki:
    "Hendek günü iþ aðýrlaþýnca, Resûlullah efendimiz bize, "Benî Kureyza’nýn tutum ve davranýþýný öðrenip gelebilecek bir kiþi yok mu? diye sordular. Zübeyr bin Avvâm, "Ben gider, öðrenip gelirim" dedi. Gidip, onlarýn tutum ve davranýþlarýný öðrenip geldi.
    Ýþler yine aðýrlaþýnca, Resûlullah efendimiz tekrar sordular:
    - Bize, Benî Kureyza’nýn tutum ve davranýþýný öðrenip gelebilecek bir kiþi yok mu?
    Yine Zübeyr bin Avvâm dedi ki:
    - Ben, gider, öðrenir, gelirim.
    Gidip, onlarýn tutum ve davranýþlarýný öðrenip geldi ve durumu arzetti:
    - Yâ Resûlallah! Onlarý, kalelerini tâmir ederken ve harp tâlimleri yaparken gördüm. Ayrýca, hayvanlarýný derleyip toparlýyorlardý.
    Bunun üzerine Resûlullah efendimiz buyurdu ki:
    - Her Peygamberin bir havârisi vardýr. Benim de havârim Zübeyr’dir."
    Benî Kureyza Yahûdîlerinin tutum ve davranýþlarýný gözetlemek ve öðrenmek üzere, Peygamber efendimizin gönderdiði kiþilerin ilki Hz. Zübeyr bin Avvâm idi.
    Hendek savaþýnda da müþrikler bozguna uðradýlar. Medîne’de oturan Yahûdîler, Eshâb-ý kirâma arkadan saldýrarak anlaþmayý bozdular. Peygamberimiz de savaþtan sonra, onlarý Medîne’den çýkardýlar. Yahûdîler Hayber kalesine toplandýlar.
    Peygamberimiz Hendek savaþýndan sonra da Hayber üzerine yürüdüler. Hayber'de, meþhûr Yahûdî Cengâveri Merhab, kaleden çýkarak er diledi. Hz. Ali çýkarak Merhab’ý öldürdü. Merhab’ýn katlinden sonra onun oðlu Yâsir, babasýnýn intikamýný almak için meydana çýkarak, "Bana karþý gelecek var mý" diye baðýrdý.

    Oðlum þehîd mi oluyor?

    Hz. Zübeyr, hemen atýný sürerek onu karþýladý ve ikisi de þiddetli bir muhârebeye tutuþtular. Oðlunun bu hareketini seyreden Hz. Safiyye, Resûl-i ekreme yaklaþýp sordu:
    - Yâ Resûlallah! Oðlum þehîd mi oluyor?
    Resûl-i ekrem de, "Hayýr" buyurdu.
    Resûl-i ekremin bu beyânýndan birkaç dakika sonra, Hz. Zübeyr, hasmýný öldürdü. Zübeyr bin Avvâm, Hayber savaþýnda da büyük kahramanlýklar gösterdi. Netîcede Hayber kalesi de alýndý.
    Hayber kalesinin fethinden sonra Mekke’yi fethetmek için hazýrlýklar yapýldý.
    Peygamber efendimizin Mekke’yi fethetmek için hazýrlýk yaptýðýný, müþriklere haber vermek için yazýlan bir mektup, bir kadýn vasýtasý ile, gizlice Mekke’ye gönderildi.
    Sâre adýndaki bu kadýn, bu mektubu, baþýna yerleþtirdikten sonra, üzerinden saçlarýný belikler hâlinde örerek mektubu gizledi ve Kureyþlilere teslim etmek üzere yola çýktý.

    Acele gidiniz!

    Bu durumu Cebrâil aleyhisselâm Peygamberimize bildirdi. Peygamber efendimiz de Hz. Ali, Hz. Zübeyr ve Hz. Mikdâd bin Esved’e buyurdu ki:
    - Acele gidiniz! Hah denilen yere vardýðýnýzda, orada, yanýnda bir mektup bulunan, hayvan üzerinde bir kadýn bulacaksýnýz. Mektubu ondan alýnýz ve bana getiriniz!
    [Hah; Medîne ile Mekke arasýnda bir yer olup, Medîne korularýndandýr.]
    Hz. Ali ve arkadaþlarý, durmadan at koþturarak Hah denilen yere vardýlar. Kadýn orada idi. Hz. Ali kadýna sordu:
    - Yanýnda götürmekte olduðun mektup nerede?
    Kadýn cevap verdi:
    - Benim yanýmda mektup falan yok.
    Kadýnýn eþyalarýný aradýlar, mektubu bulamayýnca, Hz. Ali kýlýcýný çekip dedi ki:
    - Resûlullah efendimiz bize, senin yanýnda mektup olduðunu söyledi. Resûlullah aslâ yalan söylemez. Ya mektubu çýkarýrsýn veya tepene kýlýcý indiririm.
    Kadýn yeminler ederek, inkâra devam ettiyse de, Hz. Ali ve arkadaþlarýnýn iþi sýký tuttuðunu anlayýnca, çâresiz olarak saçýnýn arasýndan mektubu çýkarýp verdi. Böylece haber verme teþebbüsü engellenmiþ oldu. Hz. Ali ve arkadaþlarý da mektubu Resûlullaha getirdiler.
    Fetih hazýrlýklarý tamamlanýnca Hicretin 8. senesinde Resûl-i ekremin kumandasýnda hareket eden binlerce mücâhid, Mekke’ye doðru ilerledi. Hz. Zübeyr, bu hareket esnasýnda Resûl-i ekremin sancaðýný taþýyordu. Peygamber efendimiz, askerlerini Zî Tuva denilen yerde bölüklere ayýrdý. Bir kýsmýný Zübeyr bin Avvâm’ýn emrine vererek Mekke’nin Kudâ tarafýndan girmelerini emir buyurdular.

    Ýþte o Zübeyr’dir

    Mekkeli müþrikler Mekke’yi harpsiz teslim ettiler. Mekke’nin fethinden sonra Huneyn vâdisinde Hevâzin müþrikleriyle savaþýldý. Bu savaþta Hevâzin kabîlesi maðlup olarak geriye çekilmeye baþladý. Kabîlenin ileri gelenlerinden Mâlik bin Avf gitti ve iki dað arasýnda yüksek bir mevkide arkadaþlarýna dedi ki:
    - Durunuz ki, zayýflarýnýz yürüsün ve geride kalanlar bize yetiþsinler! Hezîmete uðrayanlar gelip onlara kavuþuncaya kadar orada durdular. Mâlik, gelenlere sordu:
    - Geriye bakýn neler görüyorsunuz?
    - Uyluklarý uzunca bir süvâri görüyoruz. Mýzraðýný omuzu üzerine koymuþ ve baþýna bir kýrmýzý sarýk baðlamýþ.
    - Ýþte o, Zübeyr bin Avvâm’dýr. Yemin ederim ki, elbette o size ulaþýr. Onun için yerinizde sýký durunuz, ayrýlmayýnýz!
    Hz. Zübeyr bin Avvâm, o iki dað arasýndaki tepelik yerin dibine vardý. Hevâzinliler de onu gördüler. Yetiþip, onlara saldýrdý. Oradan çýkartýp uzaklaþtýrýncaya kadar onlarla cenk etti.
    Sahâbeden Hubeyb bin Adiy’i kâfirler yakalayýp Mekke’ye götürdüler. Ýdâm ettiler. Kâfirler görsün de sevinsinler diyerek sehpadan indirmediler. Kýrk gün sehpada kaldý. Bedeni çürüyüp, kokmadý. Hep taze kan aktý.

    Yetmiþ atlý yetiþti

    Resûlullah efendimiz, bunu haber alarak, onun cesedini getirmek üzere, Zübeyr bin Avvâm ve Mikdâd bin Esved’i gönderdiler. Zübeyr ve Mikdâd cesedi gece aðaçtan aldýlar. Medîne’ye getirirken, arkalarýndan yetmiþ atlý yetiþti.
    Bu iki Müslüman, kendilerini korumak için Hubeyb’i yere býraktýlar. Yer yarýlýp Hubeyb kayboldu. Kâfirler de bu hâli görüp, döndüler, gittiler.
    Hz. Zübeyr bin Avvâm Tâif Muhâsarasýna, Tebûk seferine ve Vedâ Haccýna iþtirak etmiþtir.
    Amr Ýbn’il-Âs, Mýsýr’ýn kalbi olan Fustat þehrini zaptetmek için Hz. Ömer’den dörtbin kiþilik kuvvet istediðinde, Hz. Ömer ona her biri bin kiþiye bedel dört kiþi göndermiþtir ki, bunlar; Hz. Zübeyr bin Avvâm, Hz. Mikdâd bin Esved, Hz. Ubâde bin Sâmit ve Hz. Mesleme bin Muhalled idi. Zübeyr bin Avvâm, yedi aylýk muhâsaradan sonra Fustat þehrini zaptetmeye muvaffak olmuþtur. Sonra Ýskenderiyye üzerine yürüyerek, burasýnýn da alýnmasýnda büyük rol oynamýþtýr.
    Hz. Zübeyr, namaz kýlarken Ýbni Cermuz tarafýndan þehîd edildi. Þehîd olduðunda 67 yaþýnda bulunuyordu. Hz. Ali, Hz. Zübeyr’in vefâtýna çok üzülmüþ olup, cenâze namazýný bizzat kendisi kýldýrdý.
    Hz. Zübeyr bin Avvâm, uzun boylu, beyaz tenli, zarif, kibar bir kimse idi. Emânete son derece riâyet eder, hassasiyet gösterirdi. Hz. Zübeyr bin Avvâm, kendisine emânet edilen þeyleri saklamak için ne yapacaðýný þaþýrýrdý.
    Ticaret ve ziraat ile meþgûl olurdu. Medîne’nin en zenginlerinden sayýlýrdý. Medîne etrafýndaki arsalardan baþka Basra, Kûfe ve Mýsýr’da da bir hayli emlâký vardý. þehîd edildiðinde mîrâsçýlarýnýn herbirine kýrkbin dirhem gümüþ kaldý.

    Dilencilikten hayýrlýdýr

    Etrafýndaki fakirlerin hepsinin maiþetini temin etmek husûsunda büyük gayretler sarfetmiþtir. Borç para isteyene borç para verir, cihâda gitmek isteyenleri Allah rýzâsý için donatýrdý. Zekâtýný zamanýnda ve muntazaman verirdi. Þu hadîs-i þerîfi naklederdi:
    (Birinizin ipi alýp, odun yüklenerek satmasý ve Allahýn onun yüzünü ak etmesi, dilencilikten hayýrlýdýr. Ýstediði kimseden birþey alsýn veya almasýn böyledir.)
    Bütün servetine ve zenginliðine raðmen, o, son derece sâde yaþardý. Sâde giyinir, sâde yemek yer ve zînet eþyasýna iltifat etmezdi. Ancak, silâhýna hassasiyet gösterirdi. Bu itibârla kýlýcýnýn kabzasýný gümüþten yaptýrmýþtý.
    (Talha ile Zübeyr, Cennette komþularýmdýr) hadîs-i þerîfi ile medhedildi. Az hadîs bildirdi. Bir tanesi þöyledir:
    (Bilmediðini hadîs olarak söyleyen, Cehennemde azâb görecektir.)
    Hz. Ömer, vefât edeceði zaman, halîfe olmaya lâyýk gördüðü altý kiþiden biri Talha, biri de Zübeyr’dir.

  2. #2

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart

    paylaşım için teşekkürler
    :welcome:

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •