Avrupa basýný Ahmet Altan'ýn yazýsýný tartýþýyor...
15.06.2007 14:50Ahmet Altan'ýn internet sitesinde yayýnladýðý "Üçüncü Dünya Savaþý, Türkiye’den çýkabilir..." baþlýklý yazýsý Avrupa'nýn saygýn basýn kuruluþlarýnda haber olarak yayýnlandý.
Ýþte Avrupa'da tartýþma yaratan o yazýdan bir bölüm...
Ahmet ALTAN
Üçüncü Dünya Savaþý, Türkiye’den çýkabilir…
Türkiye, son ve büyük bir hesaplaþmaya doðru gidiyor. Bu ülke korkulduðu gibi ýrka ya da dine dayalý bir bölünme yaþamadý.
Daha korkunç ve daha temel bir bölünmeyle sakatlandý.
Cumhuriyet boyunca süren “kültürel bölünme” artýk iyice keskinleþti.
Þimdi bir yanda, ayakkabýlarýný sokak kapýsýnýn önünde çýkaran, kadýnlarýnýn baþýný örttüðü, erkeklerinin sokaða pijamayla da çýkabildiði, erkek çocuklarýnýn kahveye gittiði, kýzlarýnýn tam bir baský altýnda yaþadýðý, türküyle arabesk arasý bir müzikten hoþlanan, belki de hiç kitap okumamýþ, hiç dansetmemiþ, hiç karý koca birlikte lokantaya gitmemiþ, hiç tiyatro seyretmemiþ, evlerinde floresan lamba yakan, iyi eðitim alamamýþ, dini inançlarý kuvvetli kalabalýk bir kitle var.
Diðer yanda ise kýz lisesiyle Robert Kolej yelpazesinde eðitim görmüþ, bir düðün salonunda ya da kolej partisinde dansetmiþ, sinemaya giden, çok fazla olmasa da kitap okumuþ, müzik zevki pop þarkýlarla klasik müzik arasýnda dolaþan, evi nispeten daha zevkli döþenmiþ, kýzlarýn flörtüne izin verilmese bile göz yumulan, Allah’a inanan ama ibadete pek aldýrmayan, kadýnlarýnýn baþýný örtmediði, þarabýn kalitesinden pek anlamasa da kadýn erkek bir arada gidilen bir gezmede içki de içmiþ, gazetelere bakan, magazin haberlerini izleyen, kendini birinci gruba kýyasla çok geliþmiþ hisseden, entelektüel düzeyi çok yüksek olmasa da okumuþ yazmýþ, Batý standartlarýna yakýn bir grup var.
Bu iki grubun yaþam tarzý birbirinden kopuk.
Onlarý, Batý’daki sýnýflar arasýnda ortak bir zevk yaratan kilise müziði, dini resimler, Ýncil’in sinemalara bile yansýmýþ hikayeleri gibi birleþtirecek kültürel bir zemin yok.
Hayatlarý, zevkleri, inanýþlarý birbirinden farklý.
Hatta birbirine düþmanca.
Birinci grup Cumhuriyet boyunca horlanmýþ, aþaðýlanmýþ, itilip kakýlmýþ.
Þimdi bu grup siyasal olarak örgütlendi. Kalabalýklar. Ve her seçimi kazanacak siyasi bir güçleri var artýk.
Ýkinci grup ise azýnlýkta. Ve artýk bir daha seçim kazanma ihtimalleri yok.
Bu noktada da tarihi bir paradoks ortaya çýkýyor.
Daha Batýlý olan “ikinci grup”, Batý’nýn siyasi deðerlerini kabul ederse bir daha asla iktidarý ele geçiremeyeceðini bildiði için Batý’ya ve Batý’nýn demokratik deðerlerine düþman oluyor.
Yaþam tarzý olarak Batý’ya düþman olan kesim ise iktidarý ancak Batý’nýn kriterlerini kabul ederek ele geçirebileceðini bildiði için Batý’yla iliþkileri geliþtirmek ve demokrasiyi kabullenmek istiyor.
Bu kültürel parçalanmada “ordu” önemli bir role sahip.
Eðer, birinci grubu desteklerse ve Batý’nýn demokrasisi burada kabul görürse, ordu da iktidarýný kaybedecek.
Aslýnda birinci grubun çocuklarýndan oluþan ordu, kendi iktidarýný sürdürebilmek için, kendisine benzemeyen ikinci grupla iþbirliði yapýyor. Bir anlamda kendi köklerine ihanet ediyor.
Bu iki grup siyasi iktidar için son kez çarpýþmak üzere hareketlenmiþ gözüküyorlar.
Birinci grup ekonomik olarak da güçlü artýk, Anadolu’da üretim yapýyor, “devletle” arasý iyi olmadýðý için malýný dýþ dünyaya satýyor. Para kazanýyor. Siyasi örgütünü destekliyor.
Ýkinci grup parasal güç olarak da kuvvetli deðil.
Dýþ dünyayla iþ yapan, dýþardan borçlanan büyük burjuvazi, Türkiye’nin ancak demokrasiyle normalleþebileceðine inanan entelektüel kesim, devletin yapýsýnýn deðiþmesi ve dünyayla bütünleþmesi gerektiðini düþünen bir grup bürokrat, birinci grubun destekçileri.
Yargý, ordu, bürokrasinin önemli bir kýsmý ikinci grubun arkasýnda.
Ýkinci grup, siyasetle, demokrasiyle iktidarý elinde tutmasýnýn mümkün olmadýðýný kavradýðýndan þimdi siyaset ve demokrasi dýþýnda bir çözümün peþinde.
Cumhurbaþkaný seçimi kavganýn keskinliðini ve iki tarafýn niyetlerini açýkça ortaya koydu.
Ordu destekli ikinci grup artýk seçim de istemiyor.
Ve darbe söylentileri gittikçe artýyor.
Cuntalardan söz ediliyor.
Peki, darbe olursa ne olur?
Yaþam tarzý Batý’ya daha yakýn olan grup orduyla birlikte iktidara gelir ve Batý’nýn desteðini kaybeder.
Avrupa buna kesinlikle karþý çýkar.
Amerika her zamanki pragmatizmiyle, Kuzey Irak ve Ortadoðu politikalarýný desteklemesi karþýlýðýnda darbeyi kabullenebilir aslýnda. Ama Amerika’nýn önünde de ciddi bir engel var. “Demokrasi getireceðim” diye Irak’ý iþgal eden bir ülke, dünyaya ve kendi kamuoyuna Türkiye’deki “darbeyi” niye desteklediðini açýklayamaz. Ve Irak faciasýndan sonra ikinci bir “zorlamayý” gerçekleþtirecek gücü yok. Ýstese de istemese de darbeye karþý çýkacak.
Yorum Sizlerin!


Teþekkur:
Beðeni: 

Alýntý

Yer imleri