Rakamý duydu dondu kaldý !

Türkiye devalüasyona nasýl gitti, 2001'in siyasi liderleri neden direndi ve nasýl ikna oldu?

Tarih 21 Þubat 2001. Ziraat Bankasý Genel Müdürü Osman Tunaboylu, Hazine Müsteþarý Demiralp’e ’Bankanýn anahtarýný veriyorum’ dedi. Demiralp, Tunaboylu’yu da alýp Bakan Recep Önal’a gitti. Bakan iki kamu bankasýnýn faiz zararýný duyunca öylece kaldý. Sonu devalüasyonla biten meþhur 14 saatlik toplantýyý baþlatan ana neden de bu oldu...

Selçuk Demiralp, Türkiye’yi devalüasyona götüren süreci de kitapta þöyle aktardý:

21 Þubat günü Merkez Bankasý 3.5-4 milyar dolar sattý. Çarþamba öðleye doðru Osman Tunaboylu (Ziraat Bankasý Genel Müdürü) geldi ve ’Biz kapanamýyoruz’ dedi. Aþaðý yukarý Halk Bankasý ve Ziraat Bankasý’nýn iki gün içerisinde ödediði faiz 2 milyar dolardan fazlaydý. Ýki günde ödediði faiz ciddi bir faizdi. Ýnanýlmaz birþeydi. ’Sen nasýl bu hale geldin’ dedik. ’Anahtarý veriyorum’ dedi. O konuþmadan sonra Osman’ý aldým doðru Bakan’a gittim. Recep Bey’e (Önal)... Recep Bey de öylece kaldý ödenen faizi duyunca...

Herkes darmadaðýn

Ben orada yine anlattým. ’Bu böyle gitmez, bu olay bitsin. Merkez faizleri týrmandýrýyor, dövizden vermiyor görünüyoruz ama faizden veriyoruz. Ýnanýlmaz birþey içerisindeyiz. Çýkýþ yok. Bunun çaresini bulmamýz lazým. Çaresi de floating (dalgalý kur). Bunu bekletmenin bir anlamý yok. Ýki günde bakýn nereye geldik’

Recep Bey ’ben Baþbakanlýk’a gidiyorum’ dedi. Meþhur 13-14 saatlik toplantý yapýldý. Biz yine ayný þeyleri anlattýk.

Bu sefer Bahçeli de geldi. Herkes darmadaðýn ve gergin. O toplantýya gece SPK Baþkaný Doðan Cansýzlar da katýldý. Osman da katýldý, Zekeriya da katýldý. Biz Gazi (Erçel) ile birþeyler anlatýyoruz, onlar yeni önerilerde bulunuyorlar. Hükümet tarafý ’Bak iþte bazý arkadaþlar yeni öneriler getiriyorlar’ diyor. Neyse bayaðý gergin bir þey oldu. Hatta ben de çok þey konuþtum. ’5 milyar dolar gitti’ dedim. 5 milyar dolar göz göre göre gitti. Biraz rezervimiz vardý, kötü günlerde kullanmamýz lazýmdý. Bu tarz tartýþmalar oldu.

Eski bakanlarý çaðýrdýlar. Siyasileri çaðýrdýlar. Böyle bir trafik curcuna oldu. Bayaðý bir daðýldýk. Onlar da daðýldý. Onlarý da anlayýþla karþýlýyorum. Zor bir þey. Her hükümette en zor þey devalüasyon yapmaktýr. Ama sonuç buraya geldi. O akþam nihayet uzun tartýþmalar sonucu bu kararý aldýlar. Gece saat 03.00 gibi kamuoyuna duyuruldu...

‘G7’ler ve IMF, dalgalý kura geçmezsek, desteklerini çekeceklerini söylediler’

2001 krizinin canlý tanýklarýndan Hazine eski Müsteþarý Selçuk Demiralp, Hatice Aydoðdu ve Nurhan Yönezer’in kaleme aldýðý “Krizin sözlü tarihi” adlý kitapta piyasalar için en kritik günler olan 19-20 ve 21 Þubat 2001’i anlatýrken, G7’ler ve IMF’nin kendilerini dalgalý kura geçilmediði takdirde programdan desteklerini çekmekle tehdit ettiðini anlattý:

Dövizde uzun süre bant sistemini götüremezdik. IMF ile bunu gözden geçirmemiz gerektiðini düþünüyoruz. ’ABD’ye gelin’ dediler. Ancak bunu benim Hükümet’e de anlatmam gerekiyordu. Yurtdýþýnda olursam bunu telefonla anlatmam imkansýz.Özellikle onlarýn gelmesini istedim. Hatta onlar Washington’da buluþalým dediler. Ben de ’Sizin bir þekilde gelmeniz gerekiyor’ dedim. Ne yapalým ne yapalým derken G20 toplantýsý Ýstanbul’da yapýlacak. G20’ler toplantýsýna IMF de katýlýyor. Stanley Fischer’e ’sen de gel’ dedim. Halbuki onun görevi deðildi. Baþka bir baþkan yardýmcýsý gelecekti. ’Onun yerine sen gel o toplantýya katýlýyor gibi...’

Cottarelli’nin gözden geçirmesini de o tarihe aldýk. O da Türkiye’de olacaktý. Fischer, Michael Deppler ile (IMF Avrupa Bölüm Baþkaný) beraber gelecekti.

Toplantý iyi baþladý. Alman Maliye Bakan Yardýmcýsý Türkiye hakkýnda övgü dolu sözler söyledi. IMF destekledi. Ancak bir gün sonra... Piyasalar allak bullak. Baþbakan’ýn bir takým sözleri, onlarý biliyorsunuz. Döviz talebi fýrladý olay çýðrýndan çýktý.

Fischer bana ’ne düþünüyorsun’ diye sordu. ’Yok bu iþ böyle gitmez bitti’ dedim. Daha önce çok tartýþmýþtýk. ’Ýkinci bir þansýmýz olmaz’ dedim. Fischer da ’götüremezsiniz olay bitti’ dedi.

Türkiye’ye G7 baskýsý

Bu arada çok enteresan bir toplantý oldu. Piyasalar karýþýnca G7’lerin bakan yardýmcýlarý hemen bir araya geldi. Toplantýdan sonra Fischer bana geldi ve ’G7’lerin kararýný sana deklare edeceðim, Türkiye floating’e geçmediði takdirde G7’ler programdan desteðini çekecek. IMF olarak da bizim görüþümüz bu. Floating’e geçerseniz oturur tekrar görüþmelere baþlarýz. Geçmezseniz desteðimizi G7’lerle çekiyoruz. Bu bir karar’ dedi.

Öyle anýnda oldu ki... Karar verenler arasýnda John Taylor da var. (ABD Hazine Bakan Yardýmcýsý)

’Zaten bunun baþka alternatifi kalmadý, Ankara’ya gidip konuþacaðým’ dedim.

Olay zaten belliydi. 7.5 milyar dolar civarýnda Merkez Bankasý’na talep vardý o gün. Bu kadar olumsuzluðun arasýnda tek bir þans vardý. ABD’de bayram vardý ve piyasalar kapalýydý. Çok önemli bir gün kazanmýþtýk. Fischer ile beraber geldim. Gazi, Ankara dýþýndaydý o da geldi. Saat 19.00 gibi Baþbakanlýk’a liderlerin yanýna gittik. Devlet Bahçeli ilk defa bir yurt dýþý geziye (Türkmenistan) gitmiþ. Onun yerine Devlet Bakaný Þüayip Üþenmez vekalet ediyordu. Bir toplantý yapýldý. Hiç kimse devalüasyona yanaþmadý.

Liderler ’Biz aramýzda toplantý yapacaðýz, size haber veririz’ dediler. Biz de Merkez Bankasý’nýn sosyal tesislerine gittik. Zekeriya Temizel (BDDK Baþkaný) da vardý. Oturduk genel deðerlendirme yapmaya çalýþýyoruz.

Anlattýk anlamadýlar

Gece saat 00.00’da tekrar çaðýrdýlar. ‘Biz bu kararý almayalým kendi aramýzda ilave bir takým deðerlendirmeler yapacaðýz’ dediler. Açýkçasý hiçbirimiz bunu beklemiyorduk. Çok þaþýrmýþtýk.

Biz döndük.

Bunu Fischer’a anlattým. O da inanamadý. ’Nasýl olur, yarýn piyasa açýlacak ne yapacaklar? Hadi yarýný geçtik öbür gün ne yapacaklar? Bilmiyorlar mý?’ dedi.

Ben de ’anlattýk ama anlamadýlar’ dedim.

Fischer’ýn Türkiye’deki programý daha uzayacaktý ama ’Ben yarýn sabah ayrýlýyorum. Çünkü programla iliþiði kesiyorum’ dedi. Cotarelli’ye de ayrýlma talimatý verdi. Ertesi gün oldu. 21 Þubat Salý günü bizim en büyük itfamýz olduðunu anlattým. 5 milyar dolarýn üzerinde bir itfa vardý. Biz o gün ‘faizi yüzde 60’larýn altýna çekebilir miyiz’ diye hesap yapýyorduk. Maalesef yüzde 300-400’lere çýktý. Hatta talep yok.

Egebank’ta hiç yorum yapmadý

TMSF’ye devredileceklerden biri de Egebank’tý. Ama hiçbir yorum yapýlmadý. ’Eðer bu 5 banka böyleyse yapacak birþey yok’ denildi. Bunun uzamamasý, bu akþam imzalarýn tamamlanýp kararnamenin sabahleyin yürürlüðe girmesi gerektiðini söyledim. Hemen Baþbakanlýk’ta bir ekip hazýrlandý ve bakanlarýn imzalarý alýndý. Olmayanlarý da faks sistemiyle çözdüler. Sabaha karþý 05.00 gibi Sayýn Cumhurbaþkaný’na (Süleyman Demirel) götürülmesi gerekiyordu. Cumhurbaþkaný’na kimin götüreceði söz konusu oldu. Baþbakan önce “Ben üstlenirim” dedi. Sonra yanýlmýyorsam Hüsamettin Bey üstlendi bu iþi. Sabah saat 07.00 gibiydi. Hüsamettin Bey beni telefonla aradý ve dedi ki “Kararname elimde, imzalanmýþ sen gel bunu al, gereðini yap.”

Tarihi operasyon

Ben kalktým hazýrlandým. Baþbakanlýk’a gittim. Kararnameyi Hüsamettin Bey’den aldým. Orada Resmi Gazete’yi hazýrladýk. Saat 09.00’dan önce yayýmladýk. Bu arada gece yarýsý, sabah daðýtýlmak üzere basýn bildirisi hazýrlamýþtým. Bir gece önce de 5 bankaya atanacak isimleri tespit etmiþtik. Onlarla görüþmeler yaptýk. Ankara’dan gidenler o gece yola çýktýlar. Saat 09.00’da bankalarda olacak þekilde. Büyük bir operasyondu. Ýlk defa ekonomi tarihinde böyle bir operasyon yapýldý. Basýnýn da herhangi bir duyumu olmadan, en ince teferruatýna kadar buradaki arkadaþlarým çok hassas davrandýlar.