Þimdide 'çarþaf krizi'
![]()
Anayasa taslaðý üniversitede kýyafeti “Devrim Yasalarý’na aykýrý olmamak” þartýyla serbest býrakýyor. Ancak Devrim Yasalarý çarþafý yasaklamýyor. Hukukçulara göre, anayasa yürürlüðe girince üniversitede çarþafý yasaklayan yasa çýkarýlmasý gerekiyor. Konunun uzmanlarý görüþlerini açýkladý. Devrim Tarihi profesörü Þerafettin Turan, Atatürk devrimlerinde iki konunun yasaya baðlanmadýðýný anlattý, biri kadýn kýyafeti, diðeri Türkçe. Turan, “Devrim yasalarý çarþafý, þalvarý peçeyi engellemez” dedi. Prof. Ülkü Azrak da 48 yýldýr öðretim üyesi olduðunu kaydederek, “1980 öncesinde, hatta 80’den bir süre sonra da çarþaflýlarýn, cübbelilerin üniversitede fink attýklarýný” söyledi.
Yeni anayasa taslaðý üniversitelerde türban yasaðýný çözerken, ortaya beklenmedik bir þekilde çarþaf sorunu çýktý. Taslakta getirilen düzenleme üniversitelerde kýlýk kýyafeti Devrim Yasalarý’na aykýrý olmamak þartýyla serbest býrakýyor.
Taslaðý hazýrlayan Bilim Kurulu’nun üyesi Doç. Serap Yazýcý ise, bu madde üzerinde çok tartýþtýklarýný anlattý. “Sarýk ve cüppeyi engeller, ama çarþafý engellemez” görüþünü doðrulayan Yazýcý, çarþaf vb. kýyafetlerin kanunla çok ayrýntýlý olarak yasaklanmasý gerektiðini vurguladý.
Prof. Þerafettin Turan (Türkiye Bilimler Akademisi Üyesi)
ATATÜRK ÝKÝ KONUYU YASAYA BAÐLAMAMIÞ
"Yeni anayasa taslaðýnda üniversitelerde kýlýk kýyafet serbestliðinin sýnýrlarýný belirlerken “Devrim yasalarýna aykýrý olamaz ifadesi” koymak çarþafla, peçeyle okula girmek isteyenleri engellemez. Bu bir kandýrmacadýr. Anayasa taslaðýndaki düzenleme kabul görürse üniversitelerde türban da, çarþaf da giyebilirler, peçe de takabilirler, þalvar da giyebilirler. Devrim yasalarýnda bunu engelleyecek hiç bir þey yok. Devrim yasalarý ortada. Ama bizde maþallah politikacýlar bile okumadýklarý için herkes olur mu olmaz mý diye havanda su dövüyor.
Atatürk devrimlerinde iki þey yasaya baðlanmamýþtýr: Birisi kadýn kýyafeti, diðeri de Türkçe. Devrim yasalarýnda kadýnlara iliþkin hiç bir düzenleme yok. Devrim yasalarý dýþýnda da kadýn kýyafetlerine iliþkin bir yasa bulunmuyor. Devrim yasalarýnda kadýnlara iliþkin laiklik, abc devrimi vardýr, medeni yasanýn bir-iki maddesi vardýr. Fes yerine þapka giyilmesine iliþkin bir yasa var. Bir de dini kýyafetlerle ilgili yasa var: Bazý Kisvelerin Giyilemeyeceðine Dair Kanun. Bu kanun erkeklere iliþkin düzenleme içeriyor. Çünkü Osmanlý döneminde Ýslamiyet’te kadýnlar rahip olamazlar, müftü olamazlar. Bu kanun, erkekleri ilgilendiren, din hizmetleriyle uðraþanlarý ilgilendiren bir yasadýr."
Prof. Ülkü Azrak (Maltepe Üniversitesi)
BAÞBAKAN NÝÇÝN ‘BAÞÖRTÜSÜ’ DÝYOR
"Bugüne kadar türbandý, þimdi baþörtüsü diyorlar. Sebebini söyleyeyim size. Bunlarýn amaçlarý þu: Anayasanýn teminatý altýnda olan Devrim Kanunlarý’ný olduðu gibi býrakýyorlar. Onlarý fazla ýrgalamýyor. Kýyafet Devrimi Hakkýndaki Kanun dýþýnda bütün kýyafetler serbesttir. O kanun ne yapýyor? O kanun dini kisveleri yasaklýyor. Çarþaf, dini kisve falan deðil ki! Baþörtüsü dini kisve deðil ki! Dini kisve ne? Dini kisve, ibadethanelerde, camilerde kullanýlan hocanýn sarýðý, hocanýn cüppesi, tarikat mensuplarýnýn kýlýklarý, kýyafetleri. Bunlarý yasaklamýþtýr Dini Kisvelerin Yasaklanmasýna Dair Kanun. Bunun dýþýndaki giysiler serbesttir. Þimdi kurnazlýk þu: Yarýn, öbürsü gün, türbaný da dini kisve sayarsa üniversite ve öðrencileri içeri almazsa, “Hayýr efendim, dini kisve falan deðil bu, baþörtüsü. Bizim bacýlarýmýzýn analarýmýzýn, halkýn giysisidir bu, dini kisve sayýlmaz” diyecekler. Onun için Baþbakan “türban” demiyor, “baþörtüsü” diyor.
80’DEN ÖNCE ÜNÝVERSÝTEDE ÇARÞAFLILAR FÝNK ATARDI
Tam 48 yýldýr öðretim üyeliði yapýyorum, dile kolay. Ýstanbul Üniversitesi’nde 1980’den önce, hatta 80’den bir süre sonra da üniversitelerin içerisinde kara çarþaflý, dini külahlarý ile dolaþan erkekler, poturlu, þalvarlý, göbeklerine kadar sakallar uzatan bir takým tipler üniversite bahçesinde fink atýyorlar, derslere giriyorlardý. Nasýl biliyor musunuz? Sadece gözlerini açýkta býrakan kara çarþaf giyen kýzlar derslere giriyorlardý. Kara çarþaf insanlarýn dinsel, geleneksel bir takým giysileri sayýlabilir. Çünkü o kara çarþaflý kadýnlarýn sokaklarda dolaþamadýðý dönemler çok gerilerde kaldý. Onlar 30’lu yýllarda kaldý. Hatta 40’lý yýllarýn baþlarýnda. Toplumda onlarý dýþlama gibi bir durum vardý. Ama çok partili rejimden sonra, 1946’dan itibaren kara çarþaflýlar ortaya çýktýlar. Bu Türkiye’de olaðan hale geldi.
MAHKEME BELKÝ BAÞKA TÜRLÜ KARAR VERECEK
“Bunlar geleneksel giysimizdir” bahanesiyle üniversiteye girmek isteyeceklerdir. Nasýl engel olacaksýnýz? Rektörler, biz engel oluruz, onlarý içeri sokmayýz, baþörtülüyü de içeri sokmayýz, diyorlar. Mahkemeye gitsinler. Mahkeme anayasadaki hükmü nasýl uygulayacak, nasýl yorumlayacak? Sorun burada baþlýyor iþte. Mahkeme, “Aslýnda baþörtüsü siyasi alana dökülen bir dini semboldür” diyecek daha önceki kararlarda olduðu gibi. “Dini kisve sayýlýr” diyecek mesela. Ama bütün mahkemelerden böyle bir karar bekleyemezsiniz ki. Bazý mahkemeler de baþka türlü karar verirler..."
Doç. Serap Yazýcý: (Bilgi Üniversitesi)
CÝDDÝ HÜRRÝYET PROBLEMÝ DOÐABÝLÝR
"Biz bunu formüle etmeye çalýþýrken çok çok tartýþtýk. Elbette bu taslakta yer alan formülün amacý çarþafa, cübbeye, vesaire olanak tanýmak deðildir. Serbestliðin Ýnkýlap Kanunlarý’na aykýrý olamayacaðý ibaresinin konulmasýný düþündük. Fakat bu da bize tam bir çözüm saðlamýyor. Ýnkýlap Kanunu dini kisveleri yasaklýyor. Cüppe, sarýk gibi; ama çarþafý yasaklayan açýk bir hükmü yok. Veya baþý açýk kiþilerin hürriyetlerini güvence altýna alan bir hüküm içermiyor. Dolayýsýyla bunun çok çok akýllýca formüle edilmesi gerekir. Bir yerden hürriyet tanýrken baþka bir yerden ciddi hürriyet problemleri doðabilir.
YASAYLA AYRINTILI OLARAK YASAKLANMALI
Kanunun ifadesi sarýk ve cüppeyi engeller ama çarþafý engellemez. Anayasada çarþaf, cüppe, sarýk gibi sembollerin yasak olduðunu anayasada belirtmek çok daha aþýrý bir üslup olurdu. Dolayýsýyla mutlaka kanun koyucunun bunlara olanak tanýnmadýðýný çok ayrýntýlý olarak düzenlemesi gerekiyor. Mutlaka bunun engellenmesi lazým. Aksi takdirde çok ciddi bir kamu güvenliði sorunu doðabilir. Çarþaflý bir öðrencinin kimlik tespiti güçleþebilir. Çarþafýn altýnda baþka bir öðrenci gelmiþ olabilir. Bu problemin mutlaka aþýlmasý gerekiyor.
BÜTÜN RÝSKLERÝ DÝKKATE ALDIK
Biz de bu maddeyi yazarken bütün riskleri dikkate aldýk. Konu tam olarak çözüme baðlanmýþ deðil. Þunu samimiyetle ifade etmek istiyorum. Bir anayasa metninde türbanla ilgili açýk veya zýmni (örtülü) düzenlemenin yer almasý bu bir taslak dahi olsa, bir anayasa hukukçusu olarak beni mutlu kýlmýyor. Bundan dolayý çok memnun olduðumu söyleyemeyeceðim. Teknik olarak bu bir ayrýntýya taalluk eder. Oysa bir anayasa ayrýntýlarý düzenlememelidir. Türkiye’nin bu baðlamda ciddi bir sorunu var.
TAHAMMÜLLE MÜMKÜN OLABÝLÝR
Belirli bir kesim baþörtüsü kullandýðý için ya üniversitelere gidemiyor veya yüksek öðretim kurumlarýna devam ederse din hürriyetinin yansýmasý olan bir haktan mahrum kalmýþ oluyor. Sosyolojik düzeyde bu anlamda güçlü bir problemin olduðunu inkar edemeyiz. Bunun çözümü gerekiyor. Ama þunu da itiraf edeyim, Anayasa formülleriyle bu problemin çözümünün mümkün olacaðý kanýsýnda da deðilim. Çünkü sosyolojik düzeyde toplumun iki kesiminin birbirini anlayýp, birbirine tahammül etmesiyle mümkün olabilecek bir süreç olacaktýr.
MAHKEME KARARI YÜZÜNDEN TASLAÐA KOYDUK
Þimdi neden anayasa taslaðýna bunu koyduk: Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda iki kararý var. Bu kararlarý dikkate aldýðýmýz zaman bu anlamdaki bir hürriyetin adi bir kanun yoluyla tanýnmasýna olanak bulunmuyor. Anayasa Mahkemesi’nin kararý türbana serbestlik tanýnmasýný imkansýz kýlýyor. Dolayýsýyla ancak Anayasa’da buna olanak tanýyan bir hüküm yer alýrsa bu hürriyetin tanýnmasý mümkün olabilecektir. Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi’nin (AÝHM) Leyla Þahin kararý ise yanlýþ deðerlendiriliyor. AÝHM; Türkiye’deki türban yasaðý, Avrupa Ýnsan Haklarý Sözleþmesi’nin din hürriyeti ilkesinin ruhuna aykýrý deðildir, dedi. Ama bundan, devletin bu yasaðý mutlaka devam ettirmesine iliþkin bir anlam çýkartýlamaz. Aksine mahkeme bu kararýnda çözümün ulusal makamlarýn takdirinde olduðunu ifade etmiþtir. Anayasada böyle bir formülün yer almasýna, AÝHM’in kararý engel deðildir. Ama mahkeme, bu özgürlüðün tanýnmasý halinde baþý açýk kiþilerin hürriyetlerinin de teminat altýna alýnmasý gerektiðini özel olarak vurgulamýþtýr."


Teþekkur:
Beðeni:
Alýntý

Yer imleri