üç sýnýf insan
ÜÇ SINIF ÝNSAN KÝ..
Soru: “Üç sýnýf insan var ki, Allah onlarla konuþmaz, onlara bakmaz ve onlarý azab-ý elim içinde býrakýr. Ýhtiyar zinakâr, yalancý melik ve kibirli fakir” hadîsinde kiþiler arasýndaki vech-i münasebet nedir?
Cevap: Hepsinin hali, yaptýklarý þeye ters. Zinayý genç yaparsa, “bedenine yenik düþtü” denir. Ama bunu gençlik devresini atlatmýþ bir ihtiyar yaparsa, affedilir gibi deðildir. Yalan her zaman çok çirkindir ama bunu bir devlet baþkaný yaparsa, o topyekün bir toplumu sarsar. Kibir aslýnda kötüdür. Ama bu kibri yapan fakir olursa, o bütün bütün küstahlýk etmiþ olur.
BENLÝÐÝ TERKETME
Benliði ve benlik buudlu þeyleri terketmek çok önemlidir ve önemine binaen de üzerinde ne kadar durulsa yeridir. Zira kâmil insan olabilmenin birinci þartý budur. O ise, insan olmanýn yegane gayesidir. Þeytan benlik ve enaniyet sebebiyle huzurdan kovulmuþtur. Her halde, onun huzurdan kovulmasýný netice veren þeyler, insanýn huzura kabulüne sebep olacak deðildir. Halbuki kâmil insan olma, Cenâb-ý Hakk’ýn huzur-u hassýna kabul demektir. Ýlim, irfan elde edilen mertebeye sadece buud kazandýrabilir. Yoksa, bizzat manevî mertebe kazandýramaz. Zannediyorum ilmine irfanýna güvenip caka satanlar, ahirette bir çobandan farksýz olarak haþrolacaklardýr.
“BEN YAPTIM, BEN ETTIM...”
Çoðu zaman yaptýðýmýz iþlerde, þükrün bereketine mazhar olmak yerine, “ben yaptým, ben ettim..” gibi kelimelerle þirk kapýlarýný aralayabiliyoruz. Halbuki her insan, “beni de, davranýþlarýmý da yaratan Allah’týr” anlayýþýndan hareketle, kendisine lütfedilen baþarýlarý kendi nefsine mâl etmemelidir. Mesela; insanýn, “yemek yedim” demesindeki “yeme” Allah’ýn yarattýðý bir þeydir. Yani onu aðýzda çiðneme-öðütme, sonra mideye gönderme-hazmetme, daha sonra da yararlý kýsýmlarýný alýp, diðerlerini dýþarýya atma... gibi iþler, bütünüyle iradenin dýþýnda cereyan etmektedir. Ýþte insanýn buna sahip çýkýp, “ben yedim” demesi akýl ve mantýkla izah edilemediði gibi, misalini verdiðimiz veya vermediðimiz bütün mazhariyetlerinde de, kendi dahlinin onda bir bile olmadýðýný görüp, “Allah’ýn izniyle böyle oldu, Allah ihsan etti vs.” diyerek þükür kapýsýný açýk tutmasý gerekir. Bu düþünce hem nimetlerin saðnak saðnak devam etmesine vesiledir, hem de þirk kapýsýnýn kapalý kalmasýný saðlar. Böyle düþünüp ve bu düþünce üzerinde hayatý þekillendirme, þükre açýk olma demektir.
Fakat insanýn bu hakikata uyanmasý, onu kavrayýp hayatýna mal etmesi zaman ister. Onun için insan, iç sezisiyle onu kavrayacaðý, vicdaný inkiþaf edip, söylediklerinin doðru olduðunu anlayacaðý âna kadar, bunu bir prensip olarak kabul edip söylemeli ve bütün güzelliklerde hep O’nu kaynak bilip, O’na yönelmelidir


Teþekkur:
Beðeni:
Alýntý

Yer imleri