Asýl adi 12 hayvanlý Türk yýllýðý olan bu takvim, 12 yýlýn 5 katý olan 60 yýllýk devreleri ile Gök Türkler’de, Uygur Türkleri’nde, Tuna-Bulgar Türkleri’nde, Ýtil Bulgar Türkleri’nde ve daha önceleri de büyük ihtimalle Hun Türkleri’nde kullanýlmýþ olup, Türkler arasýnda çok yaygýn bir sistem olmuþtur. Gök Türk yazýtlarý, Uygur kitap ve hukuk belgeleri, Tuna Bulgarlarý’nýn yazýtlarý, Bulgar Hakanlarý Listesi bu takvimle tarihlendirilmiþtir. Hatta, Manas Destaný’ndaki bazý olaylar bile On Ýki Hayvanlý Türk Takvimi ile tarihlendirilmiþtir. Türk Takvimi’nde bir gün 12 bölüme ayrýlýr, her bölüme ‘Çað’ adý verilirdi.Bir çað iki saat, dolayýsýyla bir gün de 24 saat idi. Herbir çað ise sekiz ‘Keh’ten ibaretti. Yýlbaþý olarak gece-gündüz eþitliðinin yaþandýðý 21 mart, Nevruz günü alýnýrdý. Bu eski Türk takvimi, her biri bir hayvan adý ile anýlan “ 12 yýllýk” devre esasýna dayanýyordu. Yýllarýn adlarý þöyle idi:
1. yýl : Sýçkan (fare),
2. yýl : Ud (sýðýr-öküz),
3. yýl : Bars (pars),
4. yýl : Dabýþkan (tavþan),
5. yýl : Nuh (Lu)( ejderha)(timsah),
6. yýl : Ýlan (yýlan),
7. yýl : Yunt (at),
8. yýl : Koy (koyun),
9. yýl : Biçit (maymun),
10.yýl : Tabuk (tavuk),
11.yýl : Ýt (köpek),
12.yýl : Tonbuz (domuz).
Bir yýlda 12 ay vardý. Aylar birinçay (birinci ay) , ikinçay (ikinci ay), üçünçay (üçüncü ay), dördünçay (dördüncü ay), beþinçay (beþinci ay), altýnçay (altýncý ay), yedinçay (yedinci ay), sekizinçay (sekizinci ay), dokuzunçay (dokuzuncu ay), onunçay (onuncu ay), onbirinçay (onbirinci ay) ve onikinçay (onikinci ay) diye adlandýrýlmýþtýr. Güneþin iki batýþý arasý bir gündür.
Edouard Chavannes’in “Le Cycle turc des Douze Animaux 12 Hayvanlý Türk Takvimi”, adlý araþtýrmasýna göre Asya’da kullanýlan 12 Hayvanlý takvim Türklere ait bir takvim sistemiydidi ve Çinliler bu takvimi Türklerden almýþlardý. Chavannes bu yüzden de araþtýrmasýnýn adýný 12 Hayvanlý Türk Takvimi koymuþtur. Bu takvimin çýkýþýný Kaþgarlý Mahmut þu þekilde anlatýr: Türk hakanlarýndan birisi, birkaç sene önce yapýlmýþ bir savaþý öðrenmek istemiþ, ama o savaþýn yapýldýðý yýl konusunda bir anlaþma saðlanamamýþ. bunun üzerine hakan, ileri gelenlerle bir kurultay düzenleyerek, “biz bu tarihte nasýl yanýldýksa, bizden sonra gelecek olanlar da yanýlacaktýr; öyleyse þimdi göðün on iki burcu ve on iki ay sayýsýnca her yýla bir ad koyalým ve yaptýklarýmýzý bu yýllarýn geçmesiyle anlayalým; bu, aramýzda unutulmaz bir aný olarak kalsýn.” deyince, ulus bu öneriyi hemen onaylamýþ. bundan sonra hakan ava çýkmýþ ve beraberinde bulunan askerlerine yaban hayvanlarýný ilýsu’ya doðru sürmelerini emretmiþ. askerler, hayvanlarý sýkýþtýrarak bu nehre doðru sürmüþ. hayvanlardan bazýlarýný avlamýþlar, bazýlarý ise nehre atýlýp karþý yakaya yüzmüþ. karaya ilk defa sýçan çýktýðý için, birinci yýla sýçan yýlý demiþler; sýçandan sonra, sýrasýyla sýðýr, pars, tavþan, timsah, yýlan, at, koyun, maymun, tavuk, köpek ve domuz karaya ulaþmýþlar ve bu nedenle sonraki yýllara bunlarýn adý verilmiþ.daha sonra, bu yýllarýn her birinde bir hikmetin olduðu düþünülerek fal tutulmuþ ve kehânete baþ vurulmuþ. mesela sýðýr yýlýna girildiðinde, savaþlar çoðalýrmýþ; çünkü öküzler sürekli olarak birbirleriyle vuruþur ve tos yaparlarmýþ. tavuk yýlýnda yiyecek çok olur, ancak insanlar arasýnda karýþýklýk çýkarmýþ; çünkü tavuðun yemi danedir ve daneyi bulabilmek için çöpleri ve kýrýntýlarý birbirlerine karýþtýrýrmýþ.
Ýçinde bulunduðumuz yýlý(2007) domuz yýlý olarak tanýmlayan bu takvimin 1900′lerin baþýna dek orta asya türkleri arasýnda, özellikle de avam sýnýfýnda yaygýn olduðu söylenir. Zira Zeki Velidi Togan’ýn anýlarýnda anlattýðýna göre kimliðini gizleyerek kaçmaya çalýþtýðý sýralarda yolunu kesen rus askerleri kimliðini sorgulamak için adýný, soyadýný, yaþýný sorduklarýnda: “valla yýlan yýlýnda doðmuþum…” demiþ, böylelikle askerleri cahil bir göçebe olduðuna ikna etmiþtir.


Teþekkur:
Beðeni:

Alýntý

Yer imleri