Aydýn Doðan'dan Emin Çölaþan'a þok teklif!
Emin Çölaþan, iþten kovulmadan önce þok bir teklif aldýðýný iddia etti. Eðer bu iddia doðruysa medya dünyasý toz duman olacak..
Çölaþan AKÞAM'a içini döktü-2
30 buçuk yýlýn hesabýný türbede Allah’a verdim
Hürriyet’ten resmen kovulduktan sonra Hacý Bayram Türbesi’ne gidip Allah’a þükrettiðini anlattý Çölaþan. ‘Bir tek Ertuðrul’un bana kovulma tebligatýný yaptýðý gün sabaha kadar uyuyamadým.
Ýzmir’de otel odasýnda, lobide, sokakta dolaþtým. O gün sýfýr uykuyla gezdim. Ýki kilo verdim’ dedi
Kitapta, türbeye gidip dua ettiðinizi yazýyorsunuz. Bunu sýk sýk yapar mýsýnýz?
- Sýk sýk yapmam. Ama Allah’a inanan bir insaným. Onun için bu din sömürücülerine de karþý çýkarým. Yobazlara, din baronlarýna yönelik binlerce yazý yazmýþýmdýr. Allah ile kulun arasýna girenlere ve dini ticarete alet edenlere karþý çýkarým. Allah’a inancý sonsuz olan bir insaným. 1977 yýlýnda gazeteciliðe ilk Milliyet’te baþlayacaktým. Hacý Bayram Türbesi’nde Allah’a dua etmiþtim. Çünkü sýfýrdým, hiçbir þey bilmiyordum. Gazeteciliðin ne olduðunu bilmiyordum. Aradan tam 30 buçuk yýl geçmiþti. 2007 yýlýnýn 31 Aðustos günü bana resmen yazýlý tebligat getirildi ve o gün resmi olarak iliþkimiz kesildi gazete ile. O 30 buçuk yýlýn hesabýný gittim ben yine Allah’a Hacý Bayram Türbesi’nde verdim. Daha doðrusu Allah’a þükrettim. Çünkü bir yerlere gelmiþtim. Gazetecilik mesleðinde baþarýlý olmuþtum. O benim için bir vicdan borcuydu.
GENELKURMAY’A GÖNDERDÝM
Kitapta 10. Cumhurbaþkaný Ahmet Necdet Sezer ile karþýlaþmanýza da yer vermiþsiniz. Kitap çýktýktan sonra bir temasýnýz oldu mu?
- Hayýr olmadý, ama kendisine imzalý bir kitabýmý gönderdim. Genelkurmay Baþkaný’na, Demirel’e gönderdim. Gazeteci arkadaþlarýmýza gönderdim. Hürriyet’teki arkadaþlarý maalesef en sona býraktým. O sýrada da kitap tükendi. Onlara henüz gönderemedim. Onlar da hepsi kendisi almýþlar. Devlet adamlarýndan baþka kimseye sanýyorum göndermedim. AKP kanadýndan kimseye göndermedim.
Ýþten çýkarýlan birinin eski iþyeri ile ilgili kitap yazmasýnýn etik olmadýðý yönünde eleþtiriler ortaya atýlýyor.
- Ben oradaki özel olaylarý yazmadým. Özel hayata iliþkin olaylarý yazmadým. Ben sadece benim birebir yaþadýðým olaylarý yazdým ki onlar sadece ve sadece benim yazýlarýmla ilgili olanlardýr. Benim amacým bu kitabý yazarken, tarihe bir not düþmekti. Yani bu kitap bundan 100 yýl sonra da okunacak. Ben Türkiye’nin siyasi tarihine de bir not düþtüm ayný zamanda. Bir iktidar var ve iktidarýn medyaya yaptýðý baský var. O medyaya yapýlan baskýlarý sadece ben yaþamadým. Binlerce arkadaþýmýz yaþadý ve yüzlerce arkadaþýmýz þu veya bu nedenle kovuldu.
BEKÝR SIÐINDIÐIM LÝMANDIR
Kitabýnýzda Ertuðrul Özkök ile aranýzda geçen bir konuþmada Bekir Coþkun ile ilgili bir anekdota da yer veriyorsunuz. Özkök, size ‘Onu kimse iplemiyor. O magazin yazdýðý için onu ipleyen yok’ diyor. Kitap çýktýktan sonra Bekir Coþkun ile bu konuda bir görüþmeniz oldu mu?
- Kitapta geçen bu konuþmanýn ardýndan Bekir’e aynen aktardým ben bu olayý. Bekir benim yaþadýðým bazý olaylarýn da bire bir tanýðýdýr. ‘Bak senin için de böyle böyle diyor’ dedim. Çünkü tepem atmýþ, nevrim dönmüþ. Bekir benim sýðýnacaðým bir liman. Gazetede ayný kattayýz. Odalarýmýz yan yana ve dostum, arkadaþým, sýrdaþým. Dolayýsýyla Bekir de benle her þeyi paylaþýrdý. Çok özel konularý dahi ben de paylaþýrdým. Bekir de benden saklamazdý, ben de ondan saklamazdým.
Bu kitabý elbet bir gün yazacaðýmý biliyordum
Kitabýnýzdaki anlatýmdan çok iyi notlar tuttuðunuz anlaþýlýyor. Bu kitabý yazmayý daha önceden planlamýþ mýydýnýz?
- Bir gün yazacaðýmý biliyordum. Bir gün yazmak zorunda kalacaktým. Çünkü daha AKP’nin ilk aylarýnda tablo çýkmýþtý ortaya. Ne olacaktý? Þu veya bu nedenle artýk dayanamayýp istifa edecektim ya da onlar beni kovacaktý. Ayrýldýðým zaman bu notlarý kitap haline getirecektim kararlýydým.
Benim alýþkanlýðýmdýr. Ben belli konularda not tutarým. Geçmiþe iliþkin de çok ilginç notlarým vardýr. AKP iktidara geldikten sonra ben bunlardaki büyük deðiþikliði hissetmeye baþladým. Çünkü bire bir benim üzerime gelmeye baþlamýþlardý. Pek kimse bilmez not tuttuðumu. Ben yaþananlarý kaleme almaya baþladým ve bunun sayesinde bu kitabý 8 iþ gününde bitirdim inanýr mýsýn? Sabah 10, 15-20 dakika yemek molasý. Akþam 6 buçuk 7. 8 iþ gününde bitirdim. Çünkü her þey hazýrdý elimde. Yapacaðým tek þey onlarý bir sýraya koymaktý. Þöyle üzerlerinden bir geçmekti kýsaca. 3 gün falan da okuyup tekrar düzeltmelerini yapmak sürdü. Yani ben kitabý yazmaya baþladýðýmda 10 Eylül 2007 idi. Kitap 5 Ekim 2007’de çýktý. 25 gün. Bu bir rekordur. Bilgi Yayýnevi de çok iyi çalýþtý. Bu kitap bir gün yazýlacaktý. Eli mahkumdu.
Kitabýnýzýn Doðan Grubu’nun maðazalar zinciri D&R’da da satýþa sunulmasý, sizi rahatsýz ediyor mu?
- Hayýr niye rahatsýz etsin. Gayet doðal bir þey. Sonuçta aferin uygarca bir iþ yapýyorlar. D&R’da satýlmasý beni sevindirir. Onlarýn da uygarlýðýný gösterir. Daha çok insana daha çok kitap satarsýn.
Yara aldýlar ürkütmek pahasýna vak vaka baþladýlar
Sizden sonra, Hürriyet’i nasýl görüyorsunuz?
- O konuyu ben bilemem. Benim herhangi bir þey söylemem yanlýþ olur. Ama benim kovulmamdan önceki Hürriyet’i sorarsanýz onu söyleyebilirim: Hükümeti eleþtirmekten korkan, magazin aðýrlýklý, baldýr bacak aðýrlýklý, suya sabuna dokunmayan bir gazete. Ertuðrul zaten bütün muhabir arkadaþlarýmýzla Ankara’da toplantý yaptý ve söyledi. ‘Beyler,’ dedi, ‘Bundan sonra siyaset istemiyor millet, bundan sonra magazine aðýrlýk vereceðiz. Bilginiz olsun. Haberlerinizi ona göre düzenleyin’ dedi. Benden sonraki Hürriyet için bir þey söyleyemem. Ama tahmin ediyorum. Benim olayýmdan biraz yara aldýklarý için bir parçacýk daha, altýný çiziyorum bir parçacýk daha, hükümeti eleþtirmeye baþladýlar. Ama kayda deðer bir þey deðildir. Hafif bir deðiþiklik seziyorum. Çünkü yara aldýlar. O yarayý bir an önce sarmalarý gerekiyor. Onun da tek çaresi ürkütmek pahasýna vak vaklarý, muhalefet yapmalarýdýr.
Yalnýz, Türk basýnýnda bir þeylerin olacaðý kanýsýndayým. Bir yerde bir dibe vuracak ve bir toparlanma ya da yok olma sürecine doðru gidecek bu iþ. Þu Sabah gazetesi falan hele bir satýlsýn. Bir görelim bakalým kim alacak ne olacak ne bitecek. Önemli olaylar yaþýyoruz Türkiye’de.
ÜZERÝMDEN YÜK KALKTI
Ýþinize son verilmesi üzerinizde nasýl bir etki yarattý?
- 65 kiloyum ben 20 senedir. Ne iner ne çýkar. Bu olaydan sonra 2 kilo verdim. 65 kiloda 2 kilo vermek önemli bir olaydýr. Bazýlarý beni gördüðü zaman ‘Aaa zayýflamýþsýnýz. Yüzün falan çökmüþ’ diyorlar. Fakat son derece rahatlamýþ hissediyorum kendimi. Üzülmedim mi, tabii ki üzüldüm. O ayrý olay. Ama bir yük kalktý üzerimden. Kavgasýz, dövüþsüz, sinir bozucu olaylar yaþanmadan geçen bir süreç. Uykum zaten çok iyidir. Bir tek Ertuðrul’un bana kovulma tebligatýný yaptýðý gün sabaha kadar uyuyamadým. Ýzmir’de oteldeydim zaten. Sabaha kadar otel odasýnda dolaþtým. Otelin lobisine indim çay içtim, otelin dýþýnda dolaþtým. O gün sýfýr uykuylaydým.
BEN BÝR MEVZÝ KORUYORDUM
Üzerinizde baskýlar sürerken neden istifa etmediðiniz merak ediliyor. Geçmiþte ‘Yazýlarýnýn sansür edilmesini içine sindiren gazetecileri’ eleþtiren yazýlarýnýz da olmuþtu.
- Þimdi ben orada niye kaldým? Yazýlar makaslandýðý, sansürlendiði halde ben orada bir mevzi tutuyordum. Kimin adýna mevzi tutuyordum ben orada. Milyonlarca Atatürkçü, laik, çaðdaþ, yurtsever insan adýna ben orada bir mevzii koruyordum. Bekir Coþkun vardý, Özdemir Ýnce vardý. Tufan Türenç vardý. Tahmin ediyorum en önde gelen bendim. Ýþte orada bunlarýn bana sansür uygulamaya baþlamasý, bana git mesajý vermekti. Ben býrakýp gidemezdim. Ýþte kavga oradan patladý zaten ve iþ o boyuta geldi ki benim istifa etmem karþýlýðýnda Ertuðrul Özkök bana büyük paralar teklif etti. Hem de Aydýn Doðan’ýn aðzýndan teklif etti. ‘Emin istifa etsin, biz ona çok büyük paralar verelim. Hayatý boyunca rahat yaþamasýný saðlayalým’ dediðini aktardý. Ýþ o boyuta geldi. Böyle bir olay Türk basýnýnda olmamýþtýr tahmin ediyorum bugüne kadar.
'Beni böyle kovdular ey halkým'
Ünlü gazeteci seçim döneminde muhalif yazýlar yazmamasý için uyarýldýðýný ve “Ne zamana kadar?” diye sorunca, “Köprüyü geçene kadar” yanýtýný aldýðýný söylüyor. Emin Çölaþan’a, Aydýn Doðan’ýn memleketi Kelkit’e asýlan Atatürk aleyhtarý pankartý köþesinde haber yapmasýnýn “sonu getirdiði” aktarýlmýþ
Hürriyet Gazetesi’nde 22 yýl çalýþtýktan sonra iþine son verilen Emin Çölaþan’ýn, yarýn raflarda yer alacak “Kovulduk Ey Halkým Unutma Bizi” adlý kitabýnda, günlerce tartýþýlacak diyaloglar yer alýyor. Çölaþan’ýn aktarýmýna göre, seçim sürecinde AKP aleyhinde yazmamasýný isteyen Genel Yayýn Yönetmeni Ertuðrul Özkök, “Ne zamana kadar?” sorusuna þu cevabý vermiþ: “Tayyip cumhurbaþkaný olunca bitecek. Abdullah baþbakan olacak. O daha ýlýmlý bir adam, üzerimize bu kadar gelemez. Köprüyü geçene kadar...”
KIRILMA NOKTASI
Çölaþan, Aydýn Doðan’la aralarýndaki “kýrýlma noktasý”nýn ise, 27 Mayýs’taki köþesinde yer verdiði bir pankart haberi olduðunu söylüyor. Gümüþhane Kelkit’te asýlan bu pankartta, “Alkollü sürücüler her gün trafik kazalarýnda hayat kaybediyor, kaybettiriyor” denildikten sonra Atatürk’ün resmi kullanýlmýþ ve “Sizce suç kimde?” denilmiþ.
Yazýsýnda, “Atatürk düþmanlýðýnýn hangi boyutlara ulaþtýðýný ve nasýl sinsice sergilendiðini bu fotoðrafta bire bir görüyorsunuz. Gümüþhane Valisi ve Kelkit Kaymakamý, bu afiþi herhalde görmemiþler! Görseler bile anlamýný, verdiði mesajý kavramamýþlar! Türkiye’de þimdi böyle oyunlarý çaktýrmadan oynuyorlar” diyen Çölaþan, sonrasýný þöyle aktarýyor:
“Bilmeden cami duvarýna iþemiþim. Çünkü bizim patron Aydýn Doðan Kelkitli... Bunu kovulma saatlerinden önce Ertuðrul söyledi. Kovulma sonrasýnda Sedat Ergin ‘Senin olayýnda kýrýlma noktasý bu Kelkit yazýsý oldu’ dedi. Onca sorun içerisinde bunun ne kadar doðru olduðunu bilemem. Belki de bir bahane idi. Her þey aklýma gelirdi de, Kelkit’in baþýma iþ açacaðý doðrusu gelmezdi!”
ÖZKÖK: JONGLÖRÜM
Tecrübeli gazeteci, kitabýnda, 10 Mart 2004’te Özkök’ün Ankara Hilton’daki kral dairesinde Bekir Coþkun, Sedat Ergin ve kendisiyle yaptýðý sohbette þunlarý söylediðini anlatýyor: “Bakýn beyler gazeteyi yazar okutmaz, haber okutur. Biz hiçbir þey deðiliz. Önemli olan haberlerdir. En baba yazar gazeteden ayrýlsa tantanasý bilemedin bir ay sürer ve unutulur. Hürriyet’i yönetmek Türkiye’yi yönetmekten çok daha zordur. Aslýnda gazetecilik yapmýyorum burada biliyor musunuz? Ben cambazým cambaz. Cambazlýk yapýyorum. Siz bilmezsiniz. Benim zamanýmýn ancak yüzde 20’si gazetecilikle geçiyor. Yüzde 80’i cambazlýkla geçiyor. Benim karþýmda patron var. Kýzlarý var, damadý var. Hangisine dert anlatacaðýmý þaþýrýyorum. Yediðim fýrçalarýn haddi hesabý yok.Bakýn benim yaptýðým iþi iyi bilin. Ben burada gazetecilik deðil jonglörlük yapýyorum. Elimdeki beþ topu yere düþürmeden havaya atýp tutuyorum.”
Çölaþan’a sunulan üç seçenek
AKP milletvekili Ömer Çelik ve Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan hakkýnda yazdýðý iki yazýnýn ardýndan geliþen olaylarý ise Çölaþan þöyle aktarýyor: “Ertuðrul yine aramaya baþladý: ‘Yine yazýyorsun bunlarý be kardeþim, bin defa rica ettim yazma diye. Ondan sonra baþýmýza bela açýyorsun. Geliyorum Ankara’ya’ dedi. 16 Ocak’ta geldi. Derhal konuya girdi.
‘Bak arkadaþ, hükümetin POAÞ’ta üzerimize nasýl geldiðini görüyorsun. Biz de önlem almak zorundayýz. Aydýn Bey’in sana çok selamlarý ve ayrýca senden çok önemli bir ricasý var. Dedi ki; ‘Emin benim eski arkadaþýmdýr, bunlarýn kesin olarak iletilmesini istiyorum.’ Þimdi sana onlarý aynen aktaracaðým ve karar vermeni isteyeceðim.
Baþbakan, Maliye Bakaný ve hükümet hakkýnda yazý yazma. Bizim bunlarla iþimiz var.
Ýstersen uzun süreli izne çýk ve bir süre yazma.
Ýstersen gazeteden tümüyle ayrýl. Bu takdirde Aydýn Bey, sana yüklü bir para verecek. Patron diyor ki ‘Emin’e istediði her türlü olanaðý saðlayalým, gelecek kaygýsý olmasýn.”
Sezer’le karþýlaþma
KOVULMA olayýnýn ardýndan 10. Cumhurbaþkaný Ahmet Necdet Sezer’in, eþi Tansel Çölaþan’la telefonda görüþerek “geçmiþ olsun” dediðini anlatan Çölaþan, Farabi’den Cinnah’a doðru yürürken Sezer’in konvoyuyla karþýlaþmasýný da kitabýnda þöyle anlatýyor: “Konvoy beni geçti, dört-beþ metre ilerimde ve yolun ortasýnda birdenbire durdu. Þaþýrmýþtým. Siyah Mercedes’in sað ön kapýsý açýldý ve yaver inip selam durdu. Sonra sað arka kapýyý açtý ve Ahmet Necdet Sezer aracýndan çýktý... Ayaðýmda kot pantolon, yaka baðýr açýk durumdayým. Sezer’le birbirimize doðru yürüdük. ‘Emin Bey, önce size geçmiþ olsun diyorum. Hepimiz çok üzüldük baþýnýza gelene. Semra da çok üzüldü...”
Simavi telefon edip dert yandý
ESKÝ patronu Erol Simavi’nin geçmiþ olsun demek için aradýktan sonra söylediklerine, Çölaþan kitabýnda þöyle yer vermiþ: “(Gazetenin baþýna elleriyle getirdiði Ertuðrul hakkýnda burada yazýlmasý mümkün olmayan þeyler söylüyordu. Sonra içini döktü) Bak Çölaþan, param olsa inan ki þu yaþýmda Babýali’ye dönüp gazete çýkaracaðým. Param var ama bana yetecek kadar var. Senin olaydan sonra çok iyi bir promosyon verdikleri halde gazetenin satýþý çok düþtü. Ýnþallah ders almýþlardýr.”
Tekelleþme muhalefeti bitirdi
ÇÖLAÞAN, kitabýnda, Doðan Medya Grubu’nun tekelleþmesi konusunda da þunlarý söylüyor: “Doðan Medya Grubu’nda muhalefet yapan bir tek gazete vardý: Gözcü. Gün geldi, zarar ediyor gerekçesiyle onu da kapattýlar. Patron, Vatan Gazetesi’ni de satýn aldý. Sahip olduðu gazeteler, 2007 sonunda þöyle: Hürriyet, Milliyet, Posta, Radikal, Fanatik, Referans, Vatan. Yazýlý basýnýn yaklaþýk yarýsý. Tekelleþme denilen olayýn ta kendisi. Sahip olduðu televizyon kanallarý, (eksiðim olabilir) Kanal D, CNN Türk, Star TV. Öbür yanda POAÞ, Ýstanbul Hilton... Hilton arazisine gökdelenler dikmek için beklenen izinler... Enerji ihaleleri, özelleþtirme iþleri, yurtdýþýnda satýn alýnan þirketler. Grup çok büyümüþ, büyüdükçe AKP hükümetine olan ihtiyacý artmýþtý. Muhalefet yapmak mümkün deðildi.”
FETHULLAH GÜLEN UYARISI
KÝTAPTA, 12 Kasým 2004’te Fettullah Gülen ile ilgili yazýsý üzerine Özkök’le yaptýðý telefon görüþmesini, Çölaþan þöyle anlatýyor:
Ertuðrul otelden aradý:
- Yav, gözünü seveyim. Fettullah Gülen’le, Zaman Gazetesi’yle ilgili bir þey yazma.
- Niçin bir þey mi oldu? Onlar da yasak kapsamýna mý alýndý?
- Zaman Gazetesi’nin daðýtýmýný biz yapýyoruz. Her gün 500 bin gazetenin daðýtým parasýný alýyoruz. Herifleri ürkütüp kaçýrýrsak, Sabah’ýn daðýtým þirketiyle anlaþýrlar. Çok büyük para kaybederiz. Senin anlayýþýna havale ediyorum.
- Eh yani bu kadarýna pes diyorum.
- Lütfen bundan sonra bunlara dokunma.
ABDULLAH ILIMLI, BiZi ANLAR
Çölaþan ve Özkök arasýnda, sansürün süresi için þu konuþma geçmiþ:
Peki ne zaman bitecek bu sýkýntýlý dönem?
- Tayyip cumhurbaþkaný olunca bitecek. Abdullah baþbakan olacak. O daha ýlýlmlý bir adam. Söylediðimizi anlar. O zamana kadar biraz ýlýmlý gidelim. Köprüyü geçene kadar... Abdullah üzerimize bu kadar gelmez. Þimdi Tayyip bizi batýrmaya çalýþýyor.
Peki cumhurbaþkanlýðý konusuda Doðan Grubu olarak nasýl bir tavýr alacaksýnýz?
- Sessiz kalacaðýz, destek vermeyeceðiz ama karþý da çýkmayacaðýz. Bunlar bizi batýracak. Þu POAÞ olayýnda üzerimize nasýl geldiklerini gör. Ama Aydýn Bey de kinleniyor. Zamaný gelince bunlarýn (...)
'Beni böyle kovdular ey halkým' -2Emin Çölaþan, ‘Kovulduk Ey Halkým Unutma Bizi’ isimli kitabýnda 22 yýl emek verdiði Hürriyet Gazetesi’nde yazýlarýna müdahalelerle baþlayan süreçte yaþananlarý Aydýn Doðan ve Ertuðrul Özkök gibi isimlerle yaþadýðý diyaloglarý okuyucularýyla paylaþýyor
Emin Çölaþan, “Kovulduk Ey Halkým Unutma Bizi” adlý kitabýnda yazýlarýna patronu Aydýn Doðan’dan gelen müdahaleleri Genel Yayýn Yönetmeni Ertuðrul Özkök’ün nasýl ilettiðini diyaloglarla aktarýyor.
Usta gazeteci kovulmaya kadar giden sürecin baþlangýcýný kitabýnda þu sözlerle anlatýyor: 2003 yýlý böyle geçti. Ertuðrul yazýlarýmla oynamaya baþlamýþtý. Her seferinde kavga ediyorduk. Arkadan vuruyordu. Telefon açýp uyarýyordum. Bir daha yapmayacaðý konusunda söz veriyor, yemin ediyordu. Þubat 2004. Ertuðrul Ankara’da. ‘Özel bir þeyler konuþalým’ diye odama geldi. Limonlu çay söyledik ve konuþmaya baþladý:
E.Ö: Bak, Doðan Medya Grubu’nun bütün kuruluþlarý þu anda çok iyi gidiyor. Fakat hükümet isterse en saðlam kuruluþlarý, en saðlam bankalarý bile bir günde batýrýr. Þimdi senden ricam iki-üç ay hükümetle ilgili bir þey yazma. Bu Aydýn Bey’in de ricasýdýr.’
E.Ç: Yav Ertuðrul, tam seçim öncesindeyiz. Fýkra mý yazayým? Okuyucu beni tefe koyar. Bütün saygýnlýðýmý yitiririm.
- O halde bir ay falan yazma.
- O da olmaz. Þimdi sen bana dürüstçe söyle. Ýktidar beni size þikayet mi ediyor?
-Evet.
- Kim.
- Kim olduðunu tahmin edersin.
- Tayyip mi?
-Yorum yok.
-Peki baþka kimleri þikayet ediyorlar? Bekir de çok sert yazýlar yazýyor. Ona var mý þikayet?
-Ona yok. O mizah üslubuyla yazdýðý için kimse iplemiyor.
Çölaþan’ýn kitabýnýn bazý bölümlerinde hedef aldýðý bir diðer ünlü gazeteci de Mehmet Ali Birand oldu. Çölaþan, Birand ile kendisini þöyle karþýlaþtýrýyor: Ben dolandýrýcýlýktan hüküm giymiþ olsaydým, Hürriyet’ten veya Doðan Grubu’ndan herhalde o gün kovulurdum. Kovulmayý býrakýn, insanlarýn yüzüne bakamazdým. Ama hem bizimkilerin hem de Mehmet Ali Birand’ýn yüreði geniþmiþ. O da, bizimkiler de umursamadý bile!
BAÞÖÐRETMEN ERTUÐRUL
Çölaþan, AB ile ilgili bir yazýsýnda Türkiye’yi AB karþýsýnda ‘kuma’ya benzetince, Londra’da bulunan Özkök’ün kendisini “Bir daha böyle yazýlar yazma” diye uyardýðýný anlatarak, þöyle devam ediyor:
Feci bozuldum, tepem attý. Telefonu suratýna kapattým. Hiç böyle olmamýþtým. Baþöðretmen (!) 7 Eylül fýrçasýndan sonra þimdi de üzerime böyle geliyordu. Sigortalarým attý!
SUYUM ISINIYORDU
Özkök’ün 14 Aðustos 2007’de Bekir Coþkun’u öven yazýsý ardýndan da Yýlmaz Özdil: Büyük Yazar, Büyük Gazetede” denilerek iþe alýnmasý üzerine “Suyumun iyice ýsýndýðýný, tezgahýn kurulduðunu, bu arkadaþtan sonra benim kovulacaðýmý Ýstanbul Hürriyet’teki kulaðý delik arkadaþlar bana söylemiþti. Ýnanmamýþtým” diyen Çölaþan, Kordon Deniz Restoran’da Özkök’ün kendisini nasýl kovduðunu þöyle anlatýyor:
“Biraz meze söyledik. Masaya özel getirilen 15-20 þiþe þarap arasýndan bir Avustralya þarabýný seçti... Telaþlý ve ezikti. Birkaç dakika sonra doðrudan konuya girdi. Bak arkadaþ, Aydýn bey seninle çalýþmak istemiyor... Bu kararý kesin. Ben de sana bildiriyorum!”
Çölaþan, tebligatýn ardýndan Özkök’ün mutlaka Bodrum’a giderek Aydýn Doðan’ýn gönlünü almasýný istediðini de yazýyor.
TÜRBEDE DUA ETTÝM
ÝÞÝne son verilmesini resmi tebligatla almasýnýn ardýndan Çölaþan’ýn ilk iþi Hacý Bayram Türbesi’ne giderek dua etmek oluyor: Çölaþan Büyük Allahým, sana her þey için binlerce þükürler olsun Yarabbim. Allahým, þu geride býraktýðým 30.5 yýllýk gazetecilik mesleðim bugün için noktalandý. Ne mutlu bana ki bu mesleði þanla, þerefle, açýk alýnla, lekesiz sürdürdüm.... Sana her þey için binlerce þükürler olsun yarabbim. Amin.”
Aydýn Bey eski Aydýn Doðan deðil
ÇölaÞan, köþelerin çoðunun iktidar yandaþý yazarlara býrakýlmasýndan yakýndýðý kitabýnda patronu Aydýn Doðan ile ilgili þu tespitleri yapýyor: “Aydýn bey, artýk eski Aydýn Doðan deðildi. Hayatý, büyük parasal çýkarlarýna endekslenmiþti. AKP döneminden önceki Aydýn Doðan gitmiþ, yerine sanki bir baþkasý gelmiþti. Kendisine ait bazý yayýn organlarýnda ‘fikir ve ifade özgürlüðü’ adýna Kürtçülük, Ermenicilik, þeriatçýlýk, Fettullahçýlýk bile yapýlýyordu. Hrant Dink cinayeti sonrasýnda Tempo dergisinin 25 Ocak 2007 tarihli sayýsýnýn kapaðýnda Ermeni harfleriyle yazýlar vardý. ‘Hepimiz Ermeniyiz’ sloganlarý atýlýyordu. Cinayet kýnanýrken iþin dozu kaçýyor ve halk CNN-Türk televizyonuna CNN-Kürt adýný takmýþtý.”
alýntýdýr....kaynak:Akþam Gazetesi...


Teþekkur:
Beðeni:

Alýntý




Yer imleri