Teþekkur Teþekkur:  0
Beðeni Beðeni:  0
Sayfa 2/3 ÝlkÝlk 123 SonSon
26 sonuçtan 11 ile 20 arasý

Konu: Gördüðü Son Rüya « Atatürk'ün Gizemi

  1. #11

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    A29 Rusya Kehaneti « Atatürk'ün Gizemi

    Rusya Kehaneti « Atatürk'ün Gizemi


    Kurtuluþ Savaþý sýrasýnda en büyük desteði Rusya'dan alan Mustafa Kemal, savaþ sonrasýnda ise iliþkilerini belli bir düzeyde sürdürüyordu. Çünkü Lenin'den sonra iktidarý ele geçiren Stalin, Rusya'yý keyfi bir þekilde yönetiyordu...

    Yýl: 1936...

    Atatürk her zamanki gibi Çankaya'daki akþam yemeklerinde ülkenin sorunlarýný konuþurken, masadakiler sýk sýk Paþam, Ruslar þöyle ileri adýmlar atýyor, ekonomide, sanayide, askeri alanda þöyle baþarýlý oluyorlar diye anlatýyorlardý.

    Atatürk bunun üzerine yemeði býrakýp masanýn üzerindeki içinde meyvelerin bulunduðu tabaðý alýyor ve yere alacakmýþ gibi yapýyor. Masadakilere: "Eðer bunu yere býraksam kaç parça olur?" diye soruyor.

    "40 parça olurdu Paþam" diyorlar. "Hayýr..." diyor Atatürk, soruyu yine tekrar ediyor, ayný cevabý alýyor. Bunun üzerine: "Bilemediniz..." diyor. Ve devam ediyor: "Biraz sabredin... Yurtta Sulh, Cihan'da sulha sarýlýn. Çünkü 60 yýl sonra Rusya 60 parça olacak. Bu nesil Bolþevik Ýhtilali yaptý. Kan kussa, kýzýlcýk yedim der. Oðullarý da babalarýnýn istikametinde gider. Ama ondan sonraki nesil Rusya'yý 60parçaya böler..."

    Þimdi Atatürk'ün bu sözleri söylemiþ olduðu 1936 yýllarýný þöyle bir hatýrlayalým... Henüz daha II. Dünya Savaþý çýkmamýþ ve Rusya büyük bir güç olmamýþken, bu sözler söylenmiþtir. Yani inanýlacak gibi deðil ama 1936'da 1990'larý anlatmýþtýr. Bunun tek bir izahý olabilir. Bu normal þartlarda açýklanabilecek bir mesele deðildir. Eðer Atatürk'ün geleceði görebilen "Üstün Sezme Gücü" olmasaydý, böyle bir kehanetti bulunabilmesi mümkün olamazdý...

    Gerçekten de Rusya'daki parçalanma, Atatürk'ün söylemiþ olduðu gibi üçüncü nesilde meydana gelmiþtir. Atatürk 1936 yýlýnda Rusya'nýn parçalanacaðýný söylerken ayrýntýlý açýklamalarda da bulunmuþtur:

    "Bu gün Sovyetler Birliði dostumuzdur, komþumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluða ihtiyacýmýz vardýr. Fakat, yarýn ne olacaðýný kimse bugünden kestiremez. Týpký Osmanlý gibi, týpký Avusturya Macaristan Ýmparatorluðu gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bu gün Rusya'nýn elinde sýmsýký tuttuðu milletler avuçlarýndan kaçabilirler. Dünya yeni dengeye ulaþabilir, iþte o zaman Türkiye ne yapacaðýný bilmelidir. Bizim, bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancý bir, özü bir kardeþlerimiz vardýr. Onlara sahip çýkmaya hazýr olmalýyýz. Hazýr olmak yalnýz o günü susup beklemek deðildir. Hazýrlanmak lazýmdýr. Milletler buna nasýl hazýrlanýr? Manevi köprüleri saðlam tutarak... Dil bir köprüdür. Ýnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olaylarýn böldüðü tarihîmiz içinde bütünleþmeliyiz. Onlarýn bize yaklaþmasýný bekleyemeyiz, bizim onlara yaklaþmamýz gereklidir."

    "Rusya bir gün daðýlacaktýr. O zaman Türkiye onlar için örnek bir ülke olacaktýr" diyen Atatürk kehanetlerine þöyle devam eder: "Türkiye 21. Yüzyýlý þekillendiren Avrasya için bir kilit ülke konumundadýr. Onlar bizi örnek alacaklardýr. "

    Atatürk'ün Türk Cumhuriyetleri için söylediði kehanetleri onaylayan Genel Kurmay Ýkinci Baþkaný Orgeneral Çevik Bir; 4 Mayýs 1998 tarihli Sabah Gazetesi'nde "ATATÜRK GERÇEÐÝ 65 YIL ÖNCE GÖRDÜ" baþlýðý ile yayýnlanan demecinde þunlarý söylemiþtir:

    "Yeni Atlantik Giriþimi toplantýsýnda konuþan Orgeneral Bir, Türkiye'nin dýþ politika hedeflerini ve NATO geniþlemesinin bölge dengeleri üzerindeki etkisini anlattý. Türkiye'nin artan önemine dikkat çeken Bir, "Türkiye 21'inci yüzyýlý þekillendiren Avrasya için bir kilit ülke konumundadýr. Ýlginç olan, Mustafa Kemal Atatürk'ün bu gerçeði 65 yýl önce görmesidir' dedi. Orgeneral Çevik Bir, Atatürk'ün SSCB'nin günün birinde daðýlacaðýna iliþkin sözlerini de hatýrlatarak, Türkiye'nin diðer Avrasya ülkeleri için iyi bir model olduðunu kaydetti."

  2. #12

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    A29 Orman Çiftliði « Atatürk'ün Gizemi

    Orman Çiftliði « Atatürk'ün Gizemi


    Atatürk bir gün Ankara'nýn banliyölerinde araba ile dolaþýrken, arabasýný durdurur. Þimdiki Orman Çiftliði'nin bulunduðu bölgede bir çiftlik kurmak istediðini yanýndakilere açýklar. Fakat itiraz ile karþýlaþýr... "Paþam burada bir þey yetiþmez. Burada su dolu bir testi topraða gömülse aksamdan sabaha çýkmaz."

    Yetkililer de bu bölgede hiç bir þeyin yetiþemeyeceðini söylerler. Fakat Atatürk fikrinden vazgeçmez. Bu bölgede bir çiftlik kurulabileceðini ýsrarla vurgular. Bunun üzerine Atatürk'e konuyu ispat etmek için su dolu bir testi topraða gömülerek bir gün býrakýlýr. Ertesi gün testinin topraktan çýkarýldýðýnda su dolu olduðu görülür...

    Þimdi o yerde "Atatürk Orman Çiftliði" bulunmaktadýr...

  3. #13

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    A29 Ýznik'in Batý Kapýsý « Atatürk'ün Gizemi

    Ýznik'in Batý Kapýsý « Atatürk'ün Gizemi


    Atatürk, 15 Temmuz 1936'da Yalova'dan Bursa'ya geçerken Ýznik'e uðramýþtý. Yanýnda Celal Bayar, Afet haným ve daha bazý arkadaþlarý vardý. Afet hanýný Ýznik'i gezmek için Atatürk'ten izin alýr. Atatürk: "Hay, hay... Gidebilirsiniz fakat asýl Ýznik'i göremeyeceksiniz. Çünkü o topraðýn altýndadýr" der.

    Atatürk etrafýndakilere sorar: "Ýznik kaç kapýlýdýr?" Bir Ýznikli yanýt verir: "Üç kapýsý vardýr efendim. Bulunduðumuz yerin doðusundaki kapý, kuzeyindeki Yeniþehir kapýsý, güneyindeki Ýstanbul kapýsý..."

    Atatürk'ün "Peki Batý kapýsý nerede?" diye sormasý üzerine Ýznikli öyle bir kapýnýn olmadýðýný ve böyle bir kapýyý bilmediklerini söyler. Atatürk bir müddet susar.. Ve o konuyla ilgili baþka bir söz etmez.. Konu kapanýr...

    Aradan seneler geçer... Biriken sularý Ýznik Gölü'ne akýtmak için kanal açmaya uðraþan iþçiler, sularýn kendiliðinden boþluk bularak akmaya baþladýðýný görürler... Kazýya devam edilir... Sonunda topraðýn altýndan tam teþkilatlý kurþun bir kapýyý ortaya çýkartýrlar... Ýþte bu kapý Atatürk'ün aradýðý ve bahsettiði kapýdýr!...

  4. #14

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart 8. Edward « Atatürk'ün Gizemi

    8. Edward « Atatürk'ün Gizemi


    1936 yýlýnýn Ekim Ayý'nda o zamanki Ýngiltere Kralý 8. Edward ile Madam Simpson, Türkiye'de Atatürk'ün misafiri olarak bulunuyorlardý. Atatürk ve misafirleri bulunduklarý gemiden, Moda'daki deniz yarýþlarýný seyrediyorlardý. Atatürk çok keyifli ve neþeliydi. Ýngiltere Kralý 8. Edward ile Madam Simpson yanyana oturuyorlardý.

    Bir ara Madam Simpson elindeki dürbünü ile ayaða kalktý. Davetliler ve gazeteciler de kalktýlar. Kral da Ata'yý selamlayarak Madam Simpson'un arkasýndan kalkýnca, Atatürk yanlarýndakilere döner ve þöyle der: "Kral'ýn Madam'a karþý zaafý olduðunu görüyorum. Korkarým ki, tahtýný bu kadýn yüzünden kaybedecek."

    Ýngiltere tahtýna çýkmýþ olan 8. Edward bir süre sonra Madam Simpson ile evlenmek isteyince, saray çevresindekiler ve hükümetin ileri gelenleri bu evlenmeye karþý geldiler ve engel oldular. Çünkü Madam Simpson asil tabir edilen bir aileden gelmiyordu. O halktan biriydi. Bunun üzerine 8. Edward Ýngiltere tahtýndan feragat ederek, Bayan Simpson ile evlenmiþti. Bu olay Yirminci yüzyýlýn en büyük aþký olarak kitaplara ve filmlere konu olmuþtur.

  5. #15

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    Standart Baþkent Ankara « Atatürk'ün Gizemi

    Baþkent Ankara « Atatürk'ün Gizemi


    Atatürk'ün Ankara'yý Baþkent yapmasýnýn ardýndaki sebep bir hayli ilginçti. Bu sebebi açýklarken ayný zamanda yeni bir kehanette daha bulunuyordu. "Ben Türk'ün imkansýzý imkan haline getiren kudretini bütün dünyaya göstermek için Ankara'yý istedim. Bir gün gelecek þu çorak tarlalar yeþil aðaçlarýn çevirdiði villalar arasýndan uzanan yeþil sahalar, asfaltlar ve binalarla bezenecek. Hem bunu hepimiz göreceðiz, yakýnda olacak..."

    Ankara 13 Ekim de Baþkent oldu... Fakat Cumhuriyet'in ilk yýllarý da neredeyse boþ denecek kadar az bir nüfusa sahipti ve kýrsal bir alanda kuruluydu. Bunun için bazý Batýlý devletler büyükelçi göndermeyeceklerini açýklamalarýna raðmen, Atatürk ve Türk Hükümeti kararlarýndan hiç bir zaman vazgeçmediler.

    Ancak Atatürk bu konuda da haklý çýkacaktý... Atatürk'ün bu sözlerinin de çok kýsa bir süre sonra gerçekleþtiðini, Batýlý devletler büyük bir þaþkýnlýkla izlemiþlerdir. Bu arada Ankara'nýn Baþkent olacaðý ile ilgili kehanette bulunan bir baþka kiþi daha vardý...

    Bu kehanet; Tarikatý Aliye Sufi þeyhlerinden Müþtak Dede'nin 1848 yýlýnda basýlan "Divan"ýnda yer alan bir þiirde ortaya çýkýyordu. Bu þiirde Ankara'nýn Baþkent olacaðýna dair bir kehanette bulunulmuþtur.

    Müþtak Dede'nin Sufi anlayýþýna uygun olarak kehanetini þifreli bir þekilde yazdýðý þiirinin l, 3, 5, ve 7 nci mýsralarýnda sýrasýyla Arapça Elif, Nün, Kaf, Re ve He harfleri vurgulanmaktadýr. Bu harfler A, N, K, R, H yi yani Ankara'yý belirler. Ýkinci mýsrada belirtilen bu yerin Ankara olacaðý, yedinci mýsrada da bunun hay-u hu ile yani Kurtuluþ Savaþý kastedilerek, gürültü-patýrtýyla gerçekleþeceði ima edilmektedir. Üstelik Ebcet hesabýyla birinci mýsranýn açýlýmý yapýldýðýnda, hicri tarih ortaya; çýkmaktadýr. Ayrýca Baþkent olacak yerin Ankara olduðu dokuzuncu mýsrada geçen Sultan Hacý Bayram'a iliþkin ifadeyle; de açýklanmaktadýr. Çünkü Hacý Bayram Veli'nin türbesi Ankara'da yer alýr.

  6. #16

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    A29 Yeþil Ordu « Atatürk'ün Gizemi

    Yeþil Ordu « Atatürk'ün Gizemi


    1920 yýlý Ýlkbaharý'nýn sonlarýna doðru bir gün Mustafa Kemal, Tevfik Rüþtü Âras'ý Ankara Ýstasyonunun bitiþiðinde kaldýðý bir eve çaðýrdý. Tevfik Rüþtü Araþ kendisine bir yaverinin haber verilmeksizin "Yeþil Ordu" teþkilatýna alýndýðýndan þikayet etti. O sýralarda Büyük Millet Meclisi kurulalý 10 hafta olmuþtu. Vatanýn kurtarýlmasý için baþvurulan, türlü tedbirler arasýnda bir de "Yeþil Ordu" adý verilen gizli bir teþkilat vardý.

    Fakat Birinci Büyük Millet Meclisi tam anlamýyla ve bütün kuvvetiyle iþlemeye baþladýðý için artýk her türlü daðýnýk tedbirlerin kaldýrýlmasý ve her faaliyetin Büyük Millet Meclisi yetkileri içine alýnmasý zamaný da artýk gelmiþti. Yeþil Ordu teþkilatýna lüzum kalmamýþtý.

    Atatürk o gece bazý arkadaþlarýný davet ederek konuyla ilgili bir toplantý düzenlemiþti... Toplantýda Celal Bayar, Muhtar Bey, Yunus Nadi Bey, Kýlýç Ali Bey ve Tevfik Rüþtü Araþ bulunuyordu. Atatürk ciddi iþler konuþtuðu zaman toplantýlarda kahveden baþka bir þey içmezdi. Alkol kesinlikle almazdý.

    O gece konuþmalar uzun sürmüþtü. Toplantý bittiðinde gece yarýsýný iki saat geçmiþti. Toplantýda memleketin çeþitli yerlerinden ve önemli kiþilerden gelen raporlar okunmuþ, kurtuluþ etrafýnda deðiþik mevzular konuþulmuþ, sert tartýþmalardan sonra, üzerinde görüþ birliðine varýlan bazý kararlar alýnarak sýrasýyla yazýlmaya baþlanmýþtý.

    Toplantý tamamen bitip de, o gece için son kahveler içilirken, Mustafa Kemal, Tevfik Rüþtü Aras'a hitap ederek: "Bu gün öðleden sonra bu konular etrafýnda bir arkadaþla görüþmüþ, bazý notlar almýþtým. Tevfik Rüþtü, lütfen köþedeki saksýnýn içinde duran o notlarý alýp okur musunuz?"

    Tevfik Rüþtü Aras sözkonusu notlan okumaya baþlayýnca toplantýda bulunanlarýn hepsi hayretler içinde kalmýþtý... Saatlerce üzerinde konuþularak, görüþ birliðine varýlan kararlarýn hepsinin, tamamýyla ayný olmak üzere o not kaðýdýnda yazýlmýþ olduðunu gördüler!...

  7. #17

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    A29 Not Defteri « Atatürk'ün Gizemi

    Not Defteri « Atatürk'ün Gizemi


    Erzurum Kongresi yapýldýðý dönemlerde geçen bir konuþma:

    "Mazhar not defterin yanýnda mý?"
    "Hayýr paþam."
    "Zahmet olacak ama bir merdiveni inip çýkacaksýn. Al gel."

    Mazhar Müfit Kansu'nun aþaðýya gidip elinde not defteriyle geldiðini görünce, sigarasýndan bir iki nefes çektikten sonra: "Ama bu defterin, bu yapraðýný kimseye göstermeyeceksin. Sonuna kadar gizli kalacak. Bir ben, bir sen, bir de Süreyya (Kalem Mahsus Müdürü) bileceksiniz, þartým bu..."

    Paþa'nýn þartý kabul edildi. Bundan sonrasýný olayýn þahidi Mazhar Müfit Kansu'nun aðzýndan dinliyoruz: "Öyleyse tarih koy" dedi. Koydum: 78 Temmuz, 1919 Sabaha karþý.

    "Pekala yaz" diyerek devam etti. "Zaferden sonra Hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktýr... Bu bir. Ýki Padiþah ve Haneden hakkýnda zamaný gelince gereken iþlem yapýlacaktýr. Üç örtünme kalkacaktýr. Dört Fes kalkacak, uygar milletler gibi þapka giyilecektir."

    Bu anda kalem elimden düþüverdi. Yüzüne baktým. O da benim yüzüme bakýyordu. Bu, gözlerin bir takýlýþta birbirlerine çok þey anlatan konuþuþuydu. Paþa ile zaman zaman senli benli konuþurdum. "Neden duraksadýn?" dedi. "Darýlma ama paþam, sizin hayal peþinde koþan taraflarýnýz var" dedim.
    Güldü...

    "Bunu zaman gösterir, sen yaz" dedi. "Beþ Latin harflerini kabul etmek." "Paþam yeter, yeter..." dedim. Biraz da hayal ile uðraþmaktan býkmýþ bir insanýn davranýþý ile: "Cumhuriyet ilanýný baþarmýþ olalým da üst tarafý yeter" dedim.

    Defterimi kapattým. "Paþam sabah oldu. Siz oturmaya devam edeceksiniz, hoþçakalýn" dedim. Yanýndan ayrýldým. Gerçekten gün aðarmýþtý. O anda olaylarýn beni nasýl aldattýðýný ve Mustafa Kemal'i doðruladýðýný ve Mustafa Kemal'in beni nasýl bir cümle ile yýllar sonra susturduðunu tarih önünde açýklamalýyým...

    Aradan yýllar geçmiþti...

    Çankaya'da akþam yemeklerinde birkaç defa: "Bu Mazhar Müfit yok mu, kendisine Erzurum'da örtünme kalkacak, þapka giyilecek, Latin harfleri kabul edilecek dediðim ve bunlarý not etmesini söylediðim zaman, defterini koltuðunun altýna almýþ ve bana hayal peþinde koþtuðumu söylemiþti" demekle kalmadý, bir gün önemli bir ders daha verdi.

    Þapka devrimini açýklamýþ olarak Kastamonu'ndan dönüyordu. Ankara'ya geldiði zaman da otomobille eski meclis binasý önünden geçiyordu. Ben de kapý önünde bulunuyordum. Manzarayý görünce gözlerime inanamadým!...

    Kendisinin yanýnda oturan Diyanet Ýþleri Baþkaný'nýn baþýnda da bir þapka vardý. Kendisi ne ise? Fakat kendisim karþýlamaya gelenler arasýnda bulunan Diyanet Ýþleri Baþkanýna da þapkayý giydirmiþti. Ben hayretle bu manzarayý seyrederken otomobili durdurdu. Beni yanýna çaðýrdý ve þöyle dedi: "Azizim Mazhar bey, kaçýncý maddedeyiz? Notlarýna bakýyor musun?"

  8. #18

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    A29 Rüyasýnda Gördüðü Zafer « Atatürk'ün Gizemi

    Rüyasýnda Gördüðü Zafer « Atatürk'ün Gizemi


    Bu inanýlmaz olay, yýllar önce Mustafa Kemal'in görmüþ olduðu kehanet özelliði taþýyan bir "haberci rüya"nýn ayniyle gerçekleþmesidir. Atatürk görmüþ olduðu bu rüyayý Dr. Reþit Galip beye anlatýr: "Rüyamda bana 'Paþam, Ýnönü'den ne haber?' diye sordunuz. Ben de: 'Vaziyet kritiktir' cevabýný verdim. Kritik nedir? Anlamadým ki dediniz. Bunun cevabýný 15 dakikaya kadar size veririm diyerek odama çekildim."

    Mustafa Kemal bu rüyasýný Dr. Reþit Galip Bey'e anlattýðý zaman düþman henüz saldýrýlarýna baþlamadýðý gibi, Ýnönü Mevkii de önem kazanmamýþtý. Aradan çok uzun zaman geçti. Düþman ile yapýlan ilk savaþ olan Birinci Ýnönü Savaþý kazanýlmýþtý. Bunu Ýkinci Ýnönü Savaþý izledi...

    Henüz bu ikinci savaþýn neticesinin alýnmadýðý tehlikeli günlerden biriydi... Mustafa Kemal'in arabasý Millet Meclisi'nin önünde durduðunda; O'nun yanýna telaþ ve endiþe içinde koþan Dr. Reþit Galip bey sorar:

    "Paþam, Ýnönü'den ne haber?"
    "Vaziyet kritiktir."
    "Kritik nedir? Anlamadým ki"

    Mustafa Kemal: "Sana bunun cevabým 15 dakikaya kadar veririm" dedikten sonra, gülümser... "Hani Ankara'ya geldikten sonra ben bir rüya görmüþtüm. Hatýrladýnýz mý?"

    Dr. Reþit Galip bey biraz düþündükten sonra rüyayý anlatýr. Bunun üzerine Mustafa Kemal tekrar gülümseyerek: "Ýþte, rüya aynen gerçekleþmektedir... Ben Ýsmet'i tanýrým. Göreceksin 15 dakikaya kadar varmadan muzafferiyet haberini alacaðýz!..."

    Mustafa Kemal Millet Meclisi'ndeki odasýna çekilir. Gerçekten de 15 dakika geçmeden. Garp Cephesi Komutaný Ýsmet imzalý bir telgraf gelmiþ ve Ýkinci Ýnönü Savaþý'nýn zaferle sonuçlandýðý öðrenilmiþtir...

  9. #19

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    A29 Cepheyi Görüyordu « Atatürk'ün Gizemi

    Cepheyi Görüyordu « Atatürk'ün Gizemi


    Sakarya Savaþý'ndan sonra idi. Bir subay cepheden alýnan bilgileri Baþkomutan Mareþal Gazi Mustafa Kemal'e okuyordu. Kaðýttaki notta cephe komutanlarýndan biri, Seyit Gazi'nin kuzeydoðu tarafýnda bir düþman fýrkasýnýn göründüðünden bahsediyordu...

    Bunun üzerine Mustafa Kemal kaþlarýný çatarak: "Hayýr!... Orada düþman yoktur... Ýyi baksýnlar..." Subay öðle yemeðinde geri geldi. Biraz da sýkýlarak: "Haber aldým komutaným. Bahsedilen yerde düþman yoktur."

  10. #20

    Kullanýcý Bilgi Menüsü

    A29 Suikastçiyi Tanýmasý « Atatürk'ün Gizemi

    Suikastçiyi Tanýmasý « Atatürk'ün Gizemi


    Ýttihat ve Terakki'nin adamlarý, Mustafa Kemal'i artýk can sýkýcýlýktan çok, tehlikeli bir kimse olarak görmeye baþlamýþlardý. Sonunda kendisini öldürtmeye karar verdiler. Ve bu iþ için de genç bir subayý görevlendirdiler.

    Suikastý üstlenen genç subay bir bahaneyle Mustafa Kemal'in odasýna gelerek kendisiyle konuþmaya baþladý. Mustafa Kemal kendisiyle konuþan subayýn gözlerine bakar bakmaz o eþsiz ön seziþiyle karþýsýndakinin niyetini anlayýverdi...

    Çekmecesinin gözünden tabancasýný çýkartarak sert bir þekilde masanýn üzerine koydu. Karþýsýndaki subayla konuþmasýný sürdürdü. Ve kendisini bu düþüncesinden konuþarak vazgeçirdi. Sonunda genç subay gerçeði itiraf etti.

    Daha sonra da kendisine suikast düzenlenen Mustafa Kemal; yýllar sonra 1926 yýlýnda bu konuyla ilgili Ýzmir'de kendisine sorulan bir soruya karþýlýk, þöyle diyordu: "Ben kendi kendimin koruyucusuyum..."

Sayfa 2/3 ÝlkÝlk 123 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Þu an Bu Konuyu Gorunteleyen 1 Kullanýcý var. (0 Uye ve 1 Misafir)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •