Mehmet Þevket Eygi
20.11.2007
Devletimiz PKK’yý bitirmeye kesin karar vermiþ... Bu kararý verenleri alkýþlamak ve tebrik etmek gerekir... Nasýl bitirecekler? Askeri güçle... Sadece ordu ile asker ile silâh ile PKK biter mi? Bitmez... Onun mali gücü, gelir kaynaklarý, bütçesi, parasý vardýr. Bir yandan ordu ile üzerine gidilecek, öbür yandan bu kaynaklar kurutulacak... PKK’nýn belli baþlý beþ mali kaynaðý vardýr. Bunlarý sýralayalým:
1) Büyük çapta uyuþturucu ticareti. Bu iþi PKK tek baþýna yapmýyor. “Ortaklar”ý var, “birileri” ona yardým ediyor, göz yumuyor.
2) PKK terörünün tozu dumaný içinde dehþetli silâh, cephane, askerî araç ve gereç kaçakçýlýðý, ticareti yapýlmaktadýr. “Birileri” bu iþten iyi para vuruyor, bunun da mutlaka önlenmesi lazýmdýr.
3) Güneydoðu sýnýr bölgemizde muazzam miktarda akaryakýt kaçakçýlýðý yapýlmaktadýr. Bunun da önlenmesi gerekir.
4) Baþta Ýstanbul olmak üzere, bazý büyük þehirlerimizin yer altý mafyatik yapýsý PKK’ya hizmet vermektedir. Bu yapýnýn da yýkýlmasý gerekir.
5) Yýlda 400 bin koyunluk bir hayvan kaçakçýlýðý vardýr. “Birileri” buna göz yummaktadýr. Tabii komisyonlarýný alarak... Bu hayvanlar Van’da kesilip tüketime arz edilmektedir. Bu yolla PKK’ya büyük gelir temin edilmektedir.
Bendeniz PKK uzmaný deðilim. Ben biliyorsam, istihbaratçýlarýmýz, “büyüklerimiz, aðabeylerimiz” haydi haydi biliyorlardýr.
Bu saydýðým beþ büyük pislik temizlenmezse, PKKbitirilebilir, yerine baþka bir terör teþkilatý kurulur.
Van’daki, Batman’daki, Urfa’daki son hadiseler son derece vahimdir. Üç beþ bin kiþi de olsa, Kürt bayraklarý yükseltilmiþ, Öcalan posterleri ile Ankara rejimine baþ kaldýrýlmýþtýr. Sayýlarý ne kadardýr bilemem, halkýmýzýn bir kýsmýnýn “Türkiye’ye aidiyet” duygusu ve bilinci kaybolmuþtur.
Yirmi küsur yýldan beri PKK terörü Türkiye’yi sarsýyor. Bu terörle ilgili birkaç temel gerçeðe de parmak basmak istiyorum.
(A) PKK terörü, çoktan bitirilebilirdi. Kasýtlý olarak bitirilmemiþtir.
(B) PKK isyaný baþlangýçta “kontrollü” idi. Sonra boynuzlar kulaklarý geçmiþ ve kontrolden çýkmýþtýr.
(C) Gazeteci Uður Mumcu’nun “GERÇEK KATÝLLERÝ” bulunup cezalandýrýlmadýkça PKK terörü bitmeyecektir. Devletimizin þu anda uçan sinekleri bile tespit eden dehþetli bir istihbaratý (hatta birkaç istihbaratý) bulunmaktadýr. Uður Mumcu’nun kimler tarafýndan, nasýl, niçin, kimlere öldürtüldüðünün hâlâ bilinmemesi aklýn kabul edebileceði bir þey deðildir.
Bugünkü resmî ideoloji ile Türkiye’nin bütünlüðünü korumak gittikçe zorlaþacaktýr, Bir devlet, bir rejim, bir düzen, bir sistem, bir ülke resmî bir ideoloji ile özdeþleþtirilemez. Ýdeolojiler, gelip geçici, dar kalýplardýr. Ýdeolojiler tarihî arýza ve kazalarýn neticesinde hâkim olmuþlardýr. Tarihe bakarsak resmî ideolojilerin bir baþlangýç, bir de bitiþ tarihleri vardýr. Bir devletin ebed-müddet olmasý isteniyorsa, onu resmî ideolojiye mahkûm etmemek gerekir.
PKK bitirilebilir mi? Böyle bir þey mümkün ve muhtemeldir. Lakin, PKK’nýn bitmesi ile “Kürt meselesi” bitmez. Ülkemizde tahminen onbeþ milyon Kürt vatandaþýmýz yaþamaktadýr. Onlarýn doðurganlýklarý veya nüfus artýþlarý diðer kesimlerden daha fazladýr. Hattâ bazý yazar, düþünür ve araþtýrýcýlara göre yirmibeþ sene sonra Türkiye’de çoðunluðu onlar teþkil edecektir. Aslýnda Kürtlerin devlete düþmanlýðý yoktur. Onlar bir ideolojiye, bir sisteme, bir takým güçlere düþmandýr. Türkiye’deki bir takým derin güçler Kürt vatandaþlarýmýzýn Devletimizden soðumalarý, hatta ona düþman olmalarý için ellerinden geleni yapýyorlar.
Lucas Notaras Bizansýn son devrindeki asilzâdelerden biriydi. Onun þöyle bir sözü vardýr: “Ayasofya’da Katolik Kardinallerinin þapkalarýný görmektense, Türklerin kavuklarýný görmeyi tercih ederim.” Þimdi bizde öyle bir zihniyet var ki “Resmî ideolojiden vazgeçmektense, Türkiye’nin parçalanmasýný, bölünmesini, batmasýný yeð görürüm...” demektedir.
Türk Tarih Kurumu Baþkaný Prof. Dr. Yusuf Halaçoðlu’nun, büyük harflerle levhasý yapýlýp her yere asýlmasý gereken çok önemli bir sözü var:
“BÝZ BU KAFA ÝLE GÝDERSEK TÜRKÝYE’YÝ AYAKTA TUTAMAYIZ!”
Maalesef güçlü ve derin birileri Nuh diyor Peygamber demiyor...
Kuzey Irak’a bitiþik Güneydoðu Anadolu’yu Ortadoðu’nun Ýsviçre’si yaparsýn, fabrikalar, atölyeler, iþletmeler... Canlý ve verimli bir ticaret, iþsiz kimse kalmaz, herkes refah içinde, hürriyet, adalet, güvenlik... Türkiye’nin öteki bölgelerinden oralara çalýþmak ve yerleþmek için insanlar gelir. Kuzey Irak’taki halk, “ah ben de orada yaþayabilsem” der... Meselenin asýl çözümü budur.
DTP’nin kapatýlmasý, Kürtçülük hareketini yasadýþý sahalara yönlendirir. DTP milletvekilleri çok yanlýþ hareketler ve söylemler sergiliyor ama yine de bunlarý yasal alan içinde, Meclis çatýsý altýnda, dokunulmazlýk zýrhý içinde yapabilmelidirler. Zamanla daha siyasi, daha akýllý, daha þuurlu, daha saðduyulu olacaklarý ümit edilir.
Kürt vatandaþlarýmýza ve kardeþlerimize bir takým temel haklarýný ve hürriyetlerini vermekte cimrilik etmemeliyiz. Bu iþler yasaklarla, baskýyla, tabularla, devlet terörü ile halledilemez. Kürtçe gazete, dergi, kitap çýkartmak, radyo ve televizyonlarda yayýn yapmak serbest býrakýldý da kýyamet mi koptu?.. Þehit Saddam Hüseyin’in (evet þehit edilmiþtir...) zalim diktatörlüðü sýrasýnda Irak’da Kürtçe yayýn yapýlabiliyordu. Demokratik Türkiye’de niçin yapýlamasýn?.. Ülkemizdeki Ermeniler Ermenice, ikibin kiþiye düþmüþ olan Rumlar Rumca gazete yayýnlayabiliyor da, onbeþ milyon Kürt vatandaþýmýz anadilleri ile niçin yayýn yapamasýn?..
Kürt meselesini kangren haline getirmiþ olanlar, iflâh olmaz Ýslâm düþmanlarýdýr. “Aman gericilik, aman lâiklik elden gidiyor, din ve dindarlar Cumhuriyet için en büyük tehdit ve tehlikedir” deyip dururken, bir yandan da Kürtlerin bir kýsmýný Devlete düþman edecek kadar zulüm ve baský yaptýlar, nihayet bugünlere geldik.
Sokaklara, gazetelere, meydanlara bakýnýz... Baþörtülü hanýmlarla açýk hanýmlar, baþörtülü kýzlarla açýk kýzlar çok rahat, çok uyumlu bir þekilde, gerçek bir samimiyetle konuþarak birlikle yürüyorlar... Bir takým malum “Beyaz Türkler” dýþýnda kimse kimseyi dýþlamýyor... Türklerle Kürtler bu vatanda birlik içinde yaþamaktadýr... Bizim huzurumuzu, kardeþliðimizi, uyumumuzu bozanlar ABD, Ýsrail, baþka yabancý güçler ve onlara hizmet eden “Beþinci Kol”dur.
Bu yaþa geldim. Diyarbakýr’a hiç gitmedim. Kaç senedir niyetim var. Durum söylendiði ve anlatýldýðý gibi gerçekten vahim mi, yoksa mübalaða mý ediliyor?.. Þehrin içinde, çarþýya pazara yakýn temiz bir otele inerim (beþ yýldýz kompleksim yoktur, sadece yeterli konforu olsun...) yöresel yemeklerden yerim, iki mihraplý tarihî camide namaz kýlarým, el sanatý birkaç hatýra eþyasý alýrým, acaba orada sahaf dükkaný var mýdýr? Yoksa büyük eksiklik... Antikacý dükkâný varsa ve fiyatlar makul ise bir de antika veya antikamsý eþya alýrým ve tekrar Ýstanbul’a dönerim


Teþekkur:
Beðeni: 

Alýntý

Yer imleri