Mehmet Þevket Eygi
21.11.2007
GAZETELERDE, televizyonlarda bir yaygara bir yaygara... Neymiþ efendim, Keþan’da bir okulda bir öðrenci Sultan Vahdettin’i yeren bir kompozisyon yazmýþ, vilayetin valisi soruþturma açtýrmýþ; bu Atatürk’e dolaylý þekilde hakaretmiþ.
Meðerse iþin aslý çok baþkaymýþ. Bakýnýz bu kompozisyonun ilk cümleleri þunlar:
“1299 yýlýnda Söðüt ve çevresine inen küçük kara bulut yavaþ yavaþ büyüdü ve tüm Balkanlarý sardý. Bu kara bulutun altýnda tüm insanlar kendilerine olan saygýnlýklarýný yitirip bir kiþi için çalýþtýlar. Elde ettikleri her þeyi bir haine verdiler. Sonucunda da çoðu bu hainin emriyle öldürüldü. Ýþte tüm bu zamanlarda ne güneþ doðmak, ne kuþlar ötmek, ne bulutlar dans etmek, ne de bayraklar dalgalanmak isterdi.
Bu kara bulut ve onun doðurduklarý 1918 yýlýna kadar sürdü ve 1918’den sonra yavaþ yavaþ daðýlmaya baþladý...”
Kompozisyonun bu satýrlarýný Hýncal Uluç Beyin, “içinde olduðum bir gazetecilik ayýbý” baþlýklý yazýsýndan aldým. Dolduruluþa geldiðini kabul ediyor. Kendisini tebrik ediyorum.
Peki, böyle bir kompozisyonu “Sultan Vahdettin’e hain dediði için soruþturma açýldý?” baþlýðýyla veren kaltabanlara ne demeli?
Kim yazdýysa (yazýklar olsun ona!) 1299’daki kuruluþ yýlýndan baþlayarak 622 senelik bir tarihi iðrenç bir þekilde karalýyor. Bu yazý bir kompozisyon deðil, bir küfürnamedir.
Biz 622 senelik tarihimizi inkâr edersek, bu coðrafyadaki varoluþumuzu inkâr etmiþ olmaz mýyýz?
Osman Gazi hain, Orhan Gazi hain, þehit Murat Hüdavendigâr hain, Yýldýrým Beyazýt hain, II. Murat hain, Ýstanbul fatihi Sultan Mehmet Han hain, Yavuz hain, Kanunî Sultan Süleyman hain... Dünyanýn neresinde atalarýna böylesine sövüp sayan, çamur atan vicdansýzlar görülmüþtür?
Yeryüzünde iki büyük cihan devleti kurulmuþtur. Birincisi Roma Ýmparatorluðudur, Ýkincisi Osmanlý Devleti’dir. Osmanlý bugünkü mânada bir devlet deðil, bir barýþ, bir paxtýr.
Osmanlý tarihinin kuruluþ devirlerinde balkanlardaki gayr-i müslim ahali, kendi istekleriyle Osmanlý tebaasý olmuþlardýr. Çünkü az vergi alýnýyordu,
Hýristiyanlarýn dinlerine karýþýlmýyordu, güvenlik ve adalet saðlanýyordu. Bunlarý ben söylemiyorum, Batýlý tarihçiler söylüyor. Hatta bir kýsým Rumlar bile itiraf ediyor. 1205’te IV. Haçlý Seferi’nde Katolik Hýristiyanlarýn Ýstanbul’u aldýktan sonra Ortodoks Rum kardeþlerine neler yaptýklarýný tarih yazýyor. Yaktýlar, yýktýlar, öldürdüler, yaðma ettiler, kiliseleri bile soydular. Haydut ve katil Haçlýlar, Ayasofya’nýn içine atlar, katýrlar, eþekler soktular, bunlara çaldýklarý kýymetli kilise eþyalarýný yüklerken, hayvanlar kutsal mabede pisliyordu... Baþ Patriðin vazettiði kürsüye bir fahiþeyi çýkarttýlar, çirkin konuþmalar yaptýrdýlar.
Cihannüma adlý tarih kitabýnda okudum, Sultan II. Murad, Edirne’yi zapt edince civardaki Rum köylüleri korkmuþlar vadilere, daðlara, tepelere saklanmýþlar. Bir müddet sonra köylerine dönüp bakmýþlar. Ne görmüþler? Üzüm mevsimiymiþ, Türkler kopardýklarý salkýmlarýn yerine paçavralara sarýlmýþ paralar býrakmýþlar. Ýþte Osmanlý’nýn farký...
Tarihçi ve edebiyatçý Harold Lamb, Muhteþem Süleyman adlý kitabýnda, Padiþahýn Avrupa ortalarýna yaptýðý bir seferde günlüðüne (Ruzname) þöyle bir cümle yazdýrdýðýndan bahseder: “Bugün, ekili arazide atýný otlatan bir sipahinin boynunu vurdurttum.” Düþünebiliyor musunuz? En az 100 bin kiþilik bir ordu atlarýyla develeriyle, öküz, ve mandalarýyla, toplarýyla, yemek kazanlarýyla, çadýrlarýyla Ýstanbul’dan kalkýyor, Macaristan taraflarýna gidiyor ve yolda bir tarlayý, bir bahçeyi, bir bostaný bile çiðnemiyor, zarar vermiyor. Bu konuda kusuru olan idam ediliyor.
Yukarýda birkaç satýrýný verdiðim kompozisyonu bir ilkokul öðrencisi yazmamýþtýr. Hocasý yazmýþtýr ve maalesef buna birincilik ödülü verilmiþtir.
Þu garabetlere bakýnýz:
Birinci garabet: Kompozisyonu öðrenci deðil, hoca yazýyor.
Ýkinci garabet: Böyle rezil bir kompozisyona birincilik ödülü veriliyor.
Üçüncü garabet: Bizim büyük Beyaz Medya, “Vahdettin’e hain diyen kompozisyona soruþturma açýldý, bu Atatürk’e hakarettir...” diyor.
Gelelim son padiþah Vahdettin Han hain miydi? Bence kesinlikle deðildir. Yeteri kadar tarih bilenler ona asla hain diyemezler. Arzu edenler Murat Bardakçý’nýn “Þahbaba” adlý güzel araþtýrmasýný okuyabilirler. Saðlam bilgiler ve belgelerle doludur. Sultan Vahdettin talihsiz bir kimsedir, yenilmiþ bir devletin baþýna geçmiþti, yapacak hiçbir þeyi yoktu. Mustafa Kemal’i, büyük paralar vererek Anadolu’ya o göndermiþtir. Paþa, Samsun’a indikten sonra Sultan’a iki uzun telgraf göndermiþtir, bu telgraflarýn ilk cümlesi:
“Atebe-i ulya-yý Hazret-i Hilafet penahiye...” (Bugünkü uyduruk, arýtýlmýþ, damýtýlmýþ Türkçe ile “Halife Hazretlerinin yüce eþiðine...”)
Ýmzasýnýn üzerinde de, telgraflarýn birinde “Kulunuz”, diðerinde “Kullarý Mustafa Kemal” diye yazýlýdýr.
Medeni ve hür bir milletin yakýn tarihinde Sultan Vahdettin faciasý gibi bir trajedi yaþanmýþ olsaydý, þimdiye kadar binlerce tarih araþtýrmasý yayýnlanmýþ olurdu. Bizde bu konuda 10’dan fazla kitap yoktur.
Sultan Vahdettin talihsizdir... Kusurlarý olabilir... Lakin kesinlikle hain deðildir.
II. Dünya Savaþý’nda Fransa’da Mareþal Petain de hain deðildi. Talihsizlikle hainliði birbirine karýþtýrmayalým.
Bizim tarihimizde hainler yok mudur? Elbette vardýr.
Velinimeti Sultan Abdülaziz Han’ý tahtýndan indirip þehit ettiren Serasker Avni Paþa haindir.
31 Mart Vakasý’nda hiçbir dahli ve suçu olmadýðý halde Sultan Abdülhamid’i tahttan indirenler haindir. Onlarýn basiretsizlikleri yüzünden Balkan Harbi’nde koskoca Rumeli’yi kaybetmedik mi?
Sultan Vahdettin hain olsaydý, (ülkeyi terk etmek zorunda kaldýðý zaman yanýna, gurbette geçimine yetecek kadar para alýrdý. Almadý... 1926’da Ýtalya’nýn San Remo þehrinde vefat ettiði zaman alacaklý esnaf, cenazesine haciz koydurttu. Tabutunu kaldýðý binanýn arka kapýsýndan kaçýrýp Þam’a götürdüler, orada defnettiler.
Bir gün çok Ulu bir Mahkemede kimlerin vatan haini olup olmadýðý þaþmaz bir adaletle ortaya çýkacaktýr,
(Mustafa Kemal Paþa, Sultan Vahdettin’in kýzý Sabiha Sultan’a talip olmuþtu, onunla nikahlanabilseydý “Damad-ý Þehriyarî” olacak ve belki de tarih nehri bambaþka bir vadiden akýp gidecekti... Bu ayrý bir hikâyedir, baþka bir yazýda tafsilatýný anlatmak isterim.)


Teþekkur:
Beðeni: 

Alýntý

Yer imleri