YÖK Baþkanýnýn projesine tepki



YÖK Baþkaný Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ýn araþtýrma görevlilerini kadrolu deðil, bursla çalýþtýrma projesine araþtýrma görevlileri de, profesörler de karþý çýkýyor.






Üniversite Öðretim Üyeleri Derneði Baþkaný Prof. Tahsin Yeþildere: Burs genellikle ahbap çavuþ iliþkisiyle verilir ve bu sistemde sosyal güvence diye bir þey olmaz. Güvence olmayýnca da düþünce özgürlüðü ortadan kalkar. Prof. Levent Köker: Zaten çok yetenekli ve nitelikli mezunlar çok uzun bir zamandan beri üniversitelerde araþtýrma görevlisi olmak istemiyorlar. Dolayýsýyla YÖK Baþkaný istediðini yapabilir. Doç. Levent Ürer: Çocuklar hocalarýna baðýmlý olacak. Çünkü sözleþmesi her an bitebilir. Araþtýrma Görevlisi Muammer Kaymak:Amaç akademik iþgücü piyasasý oluþturmak. Araþtýrma Görevlisi Barýþ Altaylýgil: Her yýl sözleþme yenilenmesi araþtýrma görevlileri üzerinde manevi bir yük yaratacaktýr.
Haberin devamý

Yeni YÖK Baþkaný’nýn projelerini, Milliyet gazetesi yazarý Fikret Bila köþesinden duyurdu. Cumhurbaþkaný’nýn, KKTC Cumhurbaþkaný Mehmet Ali Talat onuruna Çankaya Köþkü’nde verdiði yemekte YÖK Baþkaný ile sohbet ettiklerini anlatan Bila, YÖK’te yeni projeleri Baþkan Özcan’ýn þu açýklamalarýyla duyurdu:

“Araþtýrma görevlileriyle ilgili düþüncelerimiz var. Bizde araþtýrma görevlileri kadrolu, maaþlý geliyor ve ileride akademik ilerlemede baþarýsýz olunca mahkemeye gidiyor. Ayýramýyorsunuz. Bu nedenle ben, kadrolu, maaþlý uygulama yerine araþtýrma görevlileri için burslu sisteme geçmenin daha uygun olacaðýný düþünüyorum. Baþarýsýzlýk olursa burs kesilir ve sorun kalmaz. Ayrýca, TUS gibi genel bir sýnav yapýlmasý ve belli notun üzerindekilerden araþtýrma görevlisi alýnmasýný düþünüyorum. Öyle her hoca ben seni alýyorum, demesin, belli kiþiler için kadro ilan edilmesin...”.

NTVMSNBC, Özcan’ýn sözünü ettiði projeyi tartýþmaya açtý. Akademisyenler, vakýf üniversitelerinde de uygulandýðýný belirttikleri bu projeye tepkilerini açýkladýlar. NTVMSNBC’ye açýklanan görüþler þöyle:

Prof. Tahsin Yeþildere (Öðretim Üyeleri Der.Baþ.):
BURSLAR AHBAP-ÇAVUÞ ÝLÝÞKÝSÝYLE BELÝRLENÝR

Zaten vakýf üniversitelerinde uygulanan bir sistem bu. Bizim sürekli olarak savunduðumuz bir takým ilkelere son derece ters düþen bir yaklaþým. Biz araþtýrma görevlisinin alacaðý maaþýn yüksek olmasýndan yanayýz. Ama bu burs tarzýnda deðil tabii. Bu bursun verilme ilkeleri ve þekilleri genellikle ahbap çavuþ iliþkisiyle oluyor. Hele bugünkü sistemde üniversitelerde kadrolaþmayý getirebilecektir. Akademik niteliklerini ilerletebilecek olanlarýn öðrenciyken yapýsý belli oluyor. Dolayýsýyla hangi dalda iyi bir akademisyen olabilir, oradaki hocalar o gençleri yakýndan izleyerek tanýyabiliyorlar. Bunu merkezden üniversitelere atama þeklinde yaparsanýz, aynen TUS sýnavlarýnda olduðu gibi üniversitelere de bu yayýlýrsa sorunlar ortaya çýkacaktýr. Akademik hayatta öðretim üyesiyle, yüksek lisans öðrencisi arasýndaki iliþki.

YAZ AYLARINDA SOSYAL GÜVENCE YOK
Burs sistemi bir çok vakýf üniversetsinde uygulanýyor ve ortaya þöyle sorunlar çýkýyor: Sosyal haklardan yoksun oluyorlar. Örneðin Sabancý Üniversitesi gibi bir vakýf üniversitesinde düþüp belini inciten bir doktora öðrencisi hastaneye gittiðinde, yazýn sigortanýz yok, üniversiteler yazýn tatilde, bursunuz ve sigortanýz okul açýkken geçerli diyerek sosyal güvencesini vermiyorlar. Dolayýsýyla burs sisteminde sosyal güvence diye birþey olmaz.

Ayrýca araþtýrma görevlisi seçimi merkezden olmamalý, üniversitelerin kendisine býrakmak lazým. Örneðin Boðaziçi Üniversitesi nitelikli eleman alabilmek için kendi mezun ettiði öðrenciye master ve doktora vermiyor. Baþka yerlerdeki öðrencileri seçip alýyor. Dolayýsýyla bunu öðrencilerin alým kriterlerini üniversitelerin kendisine býrakmak lazým.

DÜÞÜNCE ÖZGÜRLÜÐÜ ORTADAN KALKAR
Ýkincisi, tabii ki araþtýrma görevlisinin özgürce bilim üretmesi, fikirlerini açýkça savunmasý, üniversitelerin geleceði açýsýndan çok önemli. Sistemi deðiþtirmeden merkezden de atama yapsanýz, burslu da yapsanýz, ifadeleri anabilim dalý baþkanýna ters düþtüðünde, “Bu baþarýsýzdýr, bursunu da kesin” deyip atarlar üniversiteden. Güvence olmayýnca düþünce özgürlüðü ortadan kalkar.

Prof. Levent Köker (Gazi Üniversitesi):
KUÞKULARIM VAR

YÖK Baþkaný’nýn söylediklerinin bir bölümü uygulanýyor zaten. Vakýf üniversitelerinin önemli bir bölümü bu yönteme göre çalýþtýrýyorlar. Benim çalýþtýðým bölümde bir araþtýrma görevlisi arkadaþýmýzýn üniversite ile iliþkisi kesildi. O da TODAÝ’ye gitti. Ýngiltere’de master yapmýþ yetenekli bir arkadaþýmýzdý. Ama Gazi Üniversitesi’nden gidiyor, iþte TODAÝ’de falan çalýþýyor. Bu sistem bana biraz Amerikanvari geldi. Olabilir ama Türkiye’nin þartlarý böyle bir sistemle daha nitelikli mezunlarýn akademisyenliðe çekilmesi sonucunu doðurur mu, benim kuþkum var. Esas itibarýyla genç insanlara üniversite mensubu olduklarý takdirde nasýl bir gelecek vaad ediyor, buna iliþkin bir þey söylememiz lazým. Bu projenin araþtýrma görevlisi niteliklerini, üniversitedeki akademik personel niteliklerini geliþtirmeye dönük bir proje olduðu konusunda kuþkularým var benim.

BAÞKAN ÝSTEDÝÐÝNÝ YAPABÝLÝR
Bütün bunlardan önce þunun düþünülmesi lazým. Özellikle benim çalýþtýðým sosyal bilimler alaný için söyleyebilirim, nitelikli mezunlar zaten üniversite mesleði, akademisyenlik mesleði yapmak istemiyor. Bir defa maddi þartlar cazip deðil. Bu mesleðin herhangi bir getirisi yok ki. Profesörün aldýðý maaþ belli, üstelik son derece bürokratik bir disiplini var üniversitelerin. Hem bürokratik disiplini çekeceksiniz, hem düþük maaþa razý alacaksýnýz. Bu ancak çok idealist olarak yapýlabilecek bir iþ zaten. O yüzden çok yetenekli ve nitelikli mezunlar çok uzun bir zamandan beri üniversitelerde araþtýrma görevlisi olmak istemiyorlar. Dolayýsýyla Baþkan (YÖK Baþkaný) istediðini yapabilir. Bu söyledikleri eðer daha nitelikli personelin üniversite mesleði olan akademisyenliðe özenmesine neden olacaksa ben desteklerim, ama hiç zannetmiyorum. Mevcut durum genç insanlarýn akademisyen olmalarý konusunda zaten yeterince caydýrýcý.

Doç. Levent Ürer (Ý.Ü-Öðretim Üyeleri Sendikasý Üyesi)
KEÞKE MEMURLAÞTIRABÝLSEK

Bu durumda hiç kimse mesleki güvencesi olmadýðý için üniversiteyi tercih etmeyecektir. Bunun özgürlük boyutu da var. Çocuklar, hocalarýna baðýmlý kalacaklardýr. Çünkü sözleþmesi her an sona erebilir, master her an bitirilebilir. Bu durumda farklý düþünceler üniversitelerden nasýl çýkacak? Devlet, haklarý geniþleten bir kurumdur, gerileten deðil. Bu uygulamalarla haklar geriletiliyor. Týrnak içinde, “Keþke memurlaþtýrabilsek”... Çünkü memurun bir güvencesi var.

SÝYASÝ KADROLAÞMANIN ÖNÜ AÇILIR
Avrupa’da sýnýfsal dengeler var. Avrupa’da bir iþçi iþe baþvurmadan önce gider sendikaya üye olur. Türkiye’de bu olduðu gün, öðretim üyelerinin de bu yapý içine girmesi savunulabilir. Ama orada sendika da iþçinin kalitesini arttýracak sendikadýr. Öðretim üyesi sendikasý, öðretim üyesinin kalitesini denetler ve kalitesini arttýrmaya çalýþabilir. Bizde bunlar daha oluþmadýðý için bu tür özgürlüklerin yozlaþabileceðini, hatta siyasi kadrolaþmanýn önünü açabileceðini düþünüyorum. Merkezden atama ile, kurumlara sadakat duygusu da olmayacaðý için asistanlýk duygusu ve kuruma baðlýlýk, kurum kültürü duygusu ortadan kalkacaktýr. Mesela þu anda Ýstanbul Üniversitesi’nde çalýþan hocalarýn tamamý, ekonomik duygularla deðil, kurum duygularýyla üniversitede kalmayý sürdürmektedirler. Kurum duygusu ortadan kaldýrýlýrsa, bu kurumlarýn içlerinin çok rahat boþalacaðýný da görmeleri gerekir. Yapýlmak istenen þey, ancak buna hizmet edecektir.

Muammer KAYMAK (Hacettepe-Araþtýrma Görevlisi):
YÖK BAÞKANI SANIYORUM HAKLARDAN RAHATSIZ

YÖK’ün 1990’lý yýllarýn ortalarýndan bu yana yaygýn bir þekilde uyguladýðý 2547 sayýlý yasanýn 50/d maddesi, araþtýrma görevlilerinin lisansüstü eðitim süresince her yýl yenilenen sözleþmelerle istihdam edilmesini öngörüyor. Bu maddeye göre araþtýrma görevlilerinin lisansüstü eðitim bitince üniversite ile iliþiði kendiliðinden kesiliyor. Bunun pratikteki anlamý zaten burslu öðrencilik. Bu anlamda sayýn YÖK Baþkaný’nýn dile getirdiði görüþler bir yenilik içermiyor. YÖK Baþkaný sanýyorum, araþtýrma görevlilerine özlük haklarý bakýmýndan devlet memurlarýnýn sahip olduðu haklarýn verilmesinden rahatsýz. Yani lisansüstü eðitim süresince verilen düzenli maaþ, saðlýk ve sosyal güvenlik gibi haklarýn ortadan kaldýrýlmak istendiði anlaþýlýyor. Bu anlamda iþ güvencesi bakýmýndan deðil ama sosyal kazanýmlar bakýmýndan mevcut uygulamadan geriye dönüþ niyetleri var. Elbette bu, her þeyi piyasa mantýðýnýn çözeceðini düþünen zamanýn ruhuna uygun bir yaklaþým.

KÝÞÝLÝKSÝZ AKADEMÝSYEN TÝPOLOJÝSÝ YARATILIYOR
Üniversitede iþ güvencesi sorunu, “akademik gerekleri yerine getirmeyenlere bile iþ güvencesi veriliyor” argümanýyla çarpýtýlýyor. Herhangi bir devlet memuru, görevinin gereklerini yerine getirmediði zaman iþletilecek mekanizmalar varsa aynýsý akademik personel için de vardýr. Yani akademik baþarýsýzlýk argümanýný öne sürerek tüm akademisyenlerin iþ güvencesini ortadan kaldýrmak doðru deðil. Kaldý ki üniversitede kalmayý tercih edenlerin ezici bir çoðunluðu, düþük maaþlara ve diðer tüm olumsuzluklara raðmen bu iþi bir yaþam biçimi olarak benimseyen idealist insanlardýr. Üniversitede iþ güvencesinin olmayýþý, kendi gözlemlerime dayanarak söylüyorum, doktora bitince karþýlaþýlacak iþsizlik tehdidi karþýsýnda akademik verimi azaltmakta, parlak öðrencileri akademik kariyer düþüncesinden uzaklaþtýrmakta, iþ güvencesi olmadýðý için üniversiteler ve ülke meseleleri hakkýnda hiçbir eleþtirel tutum almayan, edilgin ve kiþiliksiz bir akademisyen tipolojisi yaratmaktadýr. Üniversitede iþ güvencesinin tamamen kaldýrýlmasýnýn altýnda yatan en önemli etken bir akademik iþgücü piyasasý oluþturmaktýr. Akademiye ve bilime tümüyle yabancý olan iþletme /iþveren/çalýþan iliþkileri hakim kýlýnmaya çalýþýlmaktadýr. Bu Batý üniversitelerinde sonuçlarý þimdiden sorgulanmaya baþlanan piyasa merkezli dönüþümün önemli bir adýmýdýr. Bu yöndeki giriþimlerin tümüyle baþarýya ulaþmasý halinde, zaten kurumsallaþma problemi olan üniversitelerimizden geriye bir þey kalmayacaðý konusunda derin kaygýlarým var.

Barýþ Altaylýgil (Ý.Ü-Araþtýrma Görevlileri Temsilcisi)
SÖZLEÞMENÝN YENÝLENMESÝ MANEVÝ YÜK OLACAK

Bir genç 23’ünden sonra yüksek lisansa girip, 3 yýl yüksek lisans, 4 yýl doktora, 7-8 yýllýk eðitimden sonra üniversiteye kazandýrýlabiliyorsa, hem yüksek lisans, hem doktorayý baþarýyla tamamlamýþsa, bu gençlerin üniversitede kadro almasýnýn önünde bir engel bulunmamasý gerekir. Doktora tezi savunmasý dýþýnda ekstradan bir sýnav, eleme sisteminin çýkartýlmasý, aslýnda üniversitenin kendi iþleyiþine karþý kuþkuyla yaklaþmasý anlamýna geliyor. Bunu doðru bulmuyorum. Türkiye’de üniversitelerin siyasetle iliþkisi çok dolaylý deðil. Dolayýsýyla her yýl sözleþme yenilenmesi araþtýrma görevlileri üzerinde manevi bir yük yaratacaktýr.

HAYATIMIZ SINAVLA GEÇTÝ
Yapýlmasý gereken þey, yüksek lisans ve doktora programlarýnýn niteliði arttýrýlarak, üniversiteye deðerli akademik kadrolarýn kazandýrýlmasý. Ekstra sýnavlar doðru deðil. Zaten biz bu noktalara gelene kadar hayatýmýz sýnavla geçti. Dünyada rekabet etmeye çalýþtýðýmýz ABD ve Avrupa üniversitelerindeki gençler bizim kadar sýnavlara girmiyor. Çözüm ekstra sýnavlarýn kurgulanmasý deðil, bilim adamýnýn üniversiteye hangi araçlarla katýlýmýnýn saðlanacaðý konusu. Yeni kurulan üniversitelerde öðretim açýðý var. Sorun, bu kadrolarýn nasýl yetiþtirileceði sorunudur.

ALDIÐIM ÜCRET 1.086 YTL
6 yýldýr üniversitedeyim. Doktora tezimi vermek üzereyim. Þu anda aldýðým ücret 1.086 YTL. Vakýf üniversitelerinde de aþaðý yukarý bizimle ayný alýyorlar. Ancak bazý vakýf üniversitelerinde bu ücretin daha da aþaðý çekildiðini arkadaþlarýmdan duydum. Üniversitede kalmak için bu kadar eziyet çekmeyi kim, niye göze alsýn ki?



NTV