Mehmet Þevket Eygi
08.01.2008
Dünyada büyüklük, güç ve þöhret (ün) birkaç çeþittir ve bunlar birkaç yoldan kazanýlýr. Para ile kazanýlan büyüklük ve güçtür. Bu büyüklük gerçek ve kalýcý bir büyüklük deðildir. Büyük kiþi parasýný, zenginliðini, malýný yitirince büyüklüðü de, gücü de gider. Bunlarý ölümüne kadar elde tutsa bile ölümden sonra gider. Yakýn tarihimizde ülkemizin ehl-i dünya kesiminde çok büyük insanlar vardý. Öldüler, büyüklükleri bitti. Biraz þöhretleri kaldý o da bitecek.
Þöhret birkaç türlüdür. Birincisi yalancý þöhrettir. Eskiden buna þöhret-i kâzibe denirdi.
Þöhretin yalan olmayaný bile âfettir. Yalan ve sahtesi ender âfettir.
Gerçek büyüklük, âfet olmayan gerçek þöhret, sayýlarý çok az olan hayýrlý kimselerde bulunur ve onlara zarar vermez.
Gerçek büyükler büyüklüðe, güce, þöhrete asla tâlip olmazlar. Bunlara mâruz kalýrlar, yâni onlar istemez ama bunlar kendilerine gelir.
Baþlangýcýndan sonuna kadar tarihin en büyük insaný Son Peygamber Hz. Muhammed aleyhisselâmdýr. O’nun büyüklüðü para ile, mal ile, servet ile elde edilmiþ bir büyüklük deðildir. Allah tarafýndan seçilmiþtir ve insanlara “en güzel bir örnek ve model olarak” gösterilmiþtir. (Kur’ân’da bu mealde âyet vardýr.)
Ondan sonra diðer peygamberler büyüktür.
Peygamberlerden sonra insanlarýn gerçek ve hayýrlý büyükleri peygamberlere dost, yardýmcý ve havari olan mü’minlerdir. Bunlarýn en hayýrlýlarý da bizim Peygamberimizin Ashabýdýr. Peygamber “Ashabým yýldýzlar gibidir. Hangisine bakarsanýz doðru yolu bulursunuz.” buyurmuþlardýr.
Ashabdan sonra, insanlarýn en hayýrlýlarý, Peygamberi görmeyip ashabý görmüþ olan Tâbiîndir. Sonra Tebe-i Tâbiîn...
Ýlk üç kuþaktaki yüksek ve hayýrlý Müslümanlara Selef-i Sâlihîn denir.
Ýslâm’da fýkh mezhepleri vardýr... Tasavvuf tarikatleri vardýr... Kur’an’a, Sünnete, Þeriata uygun olmalarý þartýyla bunlar haktýr.
Bir de ‘fýrka’ denilen topluluklar bulunmaktadýr. Bunlar az veya çok Kur’ân’dan, Sünnetten, Þeriattan ayrýlmýþlardýr. Kimisi bid’attir, kimisi sapýktýr, kimisi küfürdedir.
Ýslâm dininde ve kültüründe cemaatçilik, cemaat asabiyeti, cemaat fanatizmi yoktur.
Dinî hizmet ve faaliyet yapmak için dernek, vakýf elbette kurulabilir, bir cemaat oluþturulabilir. Lâkin bu derneklerin, vakýflarýn, cemaatlerin din içinde ayrý bir din haline gelmeleri doðru deðildir.
Zamanýmýzda öyle cemaatler, fýrkalar, hizbler var ki kendilerini yüce Ýslâm dini ile özleþtiriyorlar. Yani bütünü parçanýn içine sýðdýrmaya çalýþýyorlar. Yanlýþ!..
Sultanlýk iki türlüdür; Dünya sultanlýðý... Gelir geçer. Mâneviyat sultanlýðý: O gerçek sultanlýktýr, kalýcýdýr.
Ýbrahim bin Edhem Hazretleri önceleri Belh sultanýydý, sonra bir gün derviþ elbisesi giyerek sarayýn arka kapýsýndan kaçtý, gitti, kayboldu... Ýþte bundan sonra maneviyat âleminin sultaný oldu. Bir lokma ekmek alacak parasý bile bulunmazdý. Soðuk gecelerde hamam külhanlarýnda kül, toz, toprak içinde yatardý. Dünyevi bakýmdan bir hiç olmuþtu. Bu hiçlik ona hepi buldurmuþtu.
Ýstanbul’un iki vâlisi vardýr. Biri vilayet konaðýnda oturan devletin valisi. Onlar gelir geçer. Lütfü Kýrdar... Fahrettin Kerim Gökay... Haydar Bey... Falan Bey... Filan Bey... Feþmekan Beyefendi...
Ýstanbul’un manevi valisi, ruhaniyet aleminin büyüðü Eyüb’tedir. Peygamberin mihmandarý, Ashabýn büyüklerinden Ebu Eyyub el-Ensarî Radiyallahu anh. Onun valiliði ve büyüklüðü gerçektir. Sayýn valimiz bu satýrlarýmý okurlarsa (okuyacaklarýný tahmin etmiyorum...) sakýn kýrýlmasýnlar. Doðru söze ne denir...
Müslümanlarýn kurtuluþu gerçek büyüklere tâbî olmalarý, onlara baðlanmalarý, onlarý sevmeleri, onlarýn yolundan gitmeleri, onlarýn emir ve öðütlerini tutmalarýyla mümkündür.
Müceddid-i Elf-i Sânî Ýmam-ý Rabbani Hazretleri “Siz Ashabý Kiramý görmüþ olsaydýnýz, onlara deli derdiniz. Onlar sizi görmüþ olsalardý, size Müslüman demezlerdi...” buyurmuþlardýr.
Bu devir Müslümanlarý, para gücüyle sahte büyüklükler ve sahte þöhretler elde eden bir takým kimselere hayran oluyorlar, onlarýn peþlerine takýlýyorlar, onlarý kendilerine imam/önder kabul ediyorlar. Bu ise kendilerini çýkmaz sokaklara sokuyor.
Gerçek âlimleri, kâmil mürþitleri, muhterem gerçek/icazetli þeyh efendileri, sâlihleri tenzih ederim. Hayýrlý dualarý üzerimize sâyeban olsun (Bizi gölgelesin). Onlarýn ellerinden öperim.
Ancak, zamanýmýzda halkýn bir kýsmýnýn maneviyât büyüðü sandýðý öyle kiþiler var ki, halktan Ýslâmî hizmet ve faaliyet için topladýklarý paralarla kendi þahsi/nefsani propagandalarýný yapýyorlar. Hazretim çok büyük... Hazretim en büyük... Hazretim göklerde uçuyor... Daha neler neler... Ýnsanlarýn en büyüðü olan Resul-i Kibriya Aleyhi Ekmelüttahaya Efendimiz bir kere miraca çýkmýþlar, bunlar maþaallah hiç gökten aþaðý inmiyorlar, fesubhanallah!..
Namus ve þereflerini koruyarak erdemli bir þekilde politika hizmetleri yapanlarý da tenzih ederim. Baþarýlarýna dua ediyoruz. Lâkin öyleleri var ki Þeriatýn, Ýslâm ahlâkýnýn, bilgeliðin, hukukun kabul etmediði haram yollarla efsanevî servetler elde ediyorlar ve bunlarla kendilerine büyüklük, þan þöhret, nüfuz, güç satýn alýyorlar. Bunlar gerçek büyük deðildir. Bunlar (mutlaka desteklenmeleri gerekiyorsa) kerhen desteklenebilir.
Ýslâm tarihine bakalým, gerçek büyükler büyüklüklerini parayla elde etmemiþlerdir. Nasýl büyük olmuþlardýr? Ýlimle, irfanla, yüksek ahlâk ve karakterle, faziletle, hikmetle, takvayla, vera ile, cihad ile, tevazu ile, zühd ile...
Büyük imamlarýn, tasavvuf erbabýnýn içinde çok ender olarak dünya malýna sahip bulunanlar olmuþ, fakat onlar bu zenginliðe raðmen zühd ve fakr içinde yaþamýþlardýr. Ebu Hanife ve Ubeydullah Ahrar Hazretleri gibi.
Zamane Müslümanlarý, genellikle, gerçek büyüklerle sahte büyükleri ayýrt edemiyor. Bu dikkatsizlik dolayýsýyla da nicelerinin ayaklarý kayýyor.
Parayla, yalan dolanla, þeytani propagandalarla büyük olmuþ ve gafillerin gönüllerinde taht kurmuþ... Böylesine tabî olanlar acaba Mevlalarýný mý bulurlar belâlarýný mý?


Teþekkur:
Beðeni: 

Alýntý

Yer imleri