Aydýn'ýn Nazilli Ýlçesi'nde, Atatürkçü Düþünce Derneði (ADD) þubesinin düzenlediði, `Kadýn üzerinden din istismarý' konulu konferansta konuþan Selçuk Üniversitesi Ýlahiyat Fakültesi Ýslam Felsefesi Anabilim Dalý Baþkaný Doç. Dr. Þahin Filiz,'Türban' dinden sapma niteliði taþýr' açýklamsýnda bulundu


Selçuk Üniversitesi Ýlahiyat Fakültesi Ýslam Felsefesi Anabilim Dalý Baþkaný Doç. Dr. Þahin Filiz, türbanýn Ýslamda yeri olmadýðýný ve dinden sapma niteliði taþýdýðýný savundu.

'HIMAR KELÝMESÝ YANLIÞ TERCÜME EDÝLÝYOR'

Türban tartýþmalarýyla gündeme gelen `hýmar' kelimesinin Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý tarafýndan yanlýþ tercüme edildiðini kaydeden Filiz, þunlarý söyledi:

"Hýmar kelimesi, bazý meallerde, `kadýnlar baþlarýndaki örtüyü omuzlarýna ve göðüslerine indirsinler' þeklinde geçiyor. Buradaki `hýmar' kelimesi baþörtüsü þeklinde tercüme ediliyor. Bu çok yanlýþtýr. Çok acýdýr ki, Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý da bunu söyleyemedi. Çünkü doðru deðil. Hýmar içkiden gelir ve `aklý örtmek' demektir. Diðer bir anlamýyla `örtü' anlamýna gelir. Bu masa örtüsü de olur veya baþka bir örtü, baþörtüsü de olabilir. Fetva veren uzman siyasiler olduðu için, bunun farklý bir anlamý olduðunu öðrendik. Ýslam'ýn özgün kaynaklarýndan hareketle, türbanýn Ýslam'da yeri olmadýðý, dinden sapma niteliði taþýdýðý kanýtlanmaktadýr." Bu Linki Görmeniz Ýçin SupersatForuma Uye Olmanýz Gerekmektedir.

Hazreti Kuran-ý Kerim'e bakalým ↓

Rabbimizin kadýnýn örtünmesi ile ilgili ayetlerini gözden geçirelim;

Nur Suresi ayet 31. ''Mümin kadýnlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kýsýmlarý müstesna olmak üzere, zinetlerini teþhir etmesinler. Baþ örtülerini, yakalarýnýn üzerine (kadar) örtsünler. Kocalarý, babalarý, kocalarýnýn babalarý, kendi oðullarý, kocalarýnýn oðullarý, erkek kardeþleri, erkek kardeþlerinin oðullarý, kýz kardeþlerinin oðullarý, kendi kadýnlarý (mümin kadýnlar), ellerinin altýnda bulunan (köleleri), erkeklerden, kadýna ihtiyacý kalmamýþ (cinsî güçten düþmüþ) hizmetçiler, yahut henüz kadýnlarýn gizli kadýnlýk hususiyetlerinin farkýnda olmayan çocuklardan baþkasýna zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte olduklarý zinetleri anlaþýlsýn diye, ayaklarýný yere vurmasýnlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluþa eresiniz.''

Kur`an-ý Kerim’de, Nur suresi 31. ayetinde Allah Teala, Baþ örtülerini, yakalarýnýn üzerine (kadar) örtsünler diye buyurmaktadýr.
Ama, Allah'dan daha iyi bilenler (haþa) “ayette baþýnýzý örtün diye bir þey yok. Yakanýzý, boynunuzu örtün” diye birþeyler zýrvaliyorlar. Þimdi eeee bunu duyunca, çok þeyler söylemek gerekiyor da hangi kelimeyi seçelim diye zorlanýyoruz. Bu mantýða göre þöyle sorsak; ‘Pantolonunun paçasýný ayakkabýnýn üstüne indir desek, üstünü açabilirsin gibi bir mana mý anlarsýn! Þu kafaya bak, mantýða bak.

Arapça’da ‘hýmar’ baþý örten örtü demektir. Baþörtüsünün adý Arapça’da noktalý ‘hý’ harfiyle hýmar. Yani hýmar herhangi birþeyi örten örtü deðildir. Baþý örten örtüye denir. Þu masayý örten örtüye ‘hýmar’ denmez. Ýlla ki baþý örten örtüdür hýmar. Ayette de o geçiyor. Ve hatýrlýyorsunuz Kur’an-ý Kerim’de içkiye de hamr denir. Arapca lugatlarda hýmar farklý mana ifade eder, hamýr'ýn manasý ise farklýdýr. Bunu ilahiyat'da ki bir Profösörün ayýrd edememesi Ýlahiyat'da ki ilmi seviyeyi göstermektedir! (Ýstisna Alimlerimiz mevcuttur elhamdülillah)

Ýçkiye neden hamr denmiþ? Aklý örtüyor da ondan! Ýçki aklý çalýþmaz hale getiriyor. Aklý örttüðü için, sarhoþ ettiði için ‘hamr’ denmiþtir. O zaman ‘hýmar’ baþý örten örtüdür. Baþ örtme manasý o kelimede esasen vardýr.

Kimileri kendi makam ve mevkileri ellerinden gidecek yada bazý insanlara daha hoþ görünüp onlarýn istedikleri tarzda yorum yaparak prim yada dünyalýk elde edecek. Ama gel gör ki Rabbim her konuda olduðu gibi bu konularda da bize gereken uyarýlarý yapmýþ ve olasý durumlardan haberdar etmiþtir.
Bu kiþiler yeryüzünde fitne ve bozgunculuk çýkarmak için þeytanlarýndan gerekli emirleri daima alarak, tastamam yerine getirmeye gece gündüz uðraþmaktadýrlar.


Bakýnýz Rabbim Bakara suresinin 8 - 18. ayetlerinde bu insanlar için ne buyurmuþtur;


8 - Ýnsanlardan öyleleri de vardýr ki, inanmadýklarý halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandýk." derler.
9 - Allah'ý ve müminleri aldatmaya çalýþýrlar. Halbuki sýrf kendilerini aldatýrlar da farkýna varmazlar.
10 - Kalplerinde hastalýk vardýr. Allah da onlarýn hastalýðýný arttýrmýþtýr. Yalan söylemelerine karþýlýk onlara elem verici bir azab vardýr.
11 - Hem onlara: "Yeryüzünde fesat çýkarmayýn." denildiðinde: "Biz ancak ýslah edicileriz." derler.
12 - Ýyi bilin ki, onlar ortalýðý bozanlarýn ta kendileridir, fakat anlamazlar.
13 - Onlara: "Ýnsanlarýn (müslümanlarýn) inandýðý gibi inanýn." denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandýðý gibi mi inanacaðýz?" derler. Ýyi bilin ki, asýl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler.
14 - Onlar iman edenlere rastladýklarý zaman: "Ýnandýk" derler. Fakat þeytanlarýyle yalnýz kaldýklarý zaman: "Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz." derler.
15 - (Asýl) Allah onlarla alay eder ve taþkýnlýklarý içinde serserice dolaþmalarýna mühlet verir.
16 - Ýþte onlar o kimselerdir ki, hidayet karþýlýðýnda sapýklýðý satýn aldýlar da, ticaretleri kâr etmedi, doðru yolu da bulamadýlar.
17 - Onlarýn durumu, bir ateþ yakanýn durumu gibidir. (Ateþ) çevresini aydýnlatýr aydýnlatmaz Allah onlarýn (gözlerinin) nurlarýný giderdi ve onlarý karanlýklar içinde býraktý, artýk görmezler.
18 - (Onlar) saðýrdýrlar, dilsizdirler, kördürler. Artýk (hakka) dönmezler.


Tarlasýný talan eden farelerden çiftci nasýl kurtulur

Zamanýnda bir çiftcinin tarlasýný yüzlerce fare talan ediyor. Ciftci fareleri tek tek yakalayýp imha etsede üstesinden gelemiyordu, çünkü sayýca çok fazlalar ve her geçen gün dahada çoðalýyorlardý.
Aklýna bir fikir gelir ve bunu tatbik etmeye baþlar. Tek bir fareyi canlý olarak yakalar ve onu haps eder. Ýki hafta boyunca fareyi aç býrakýr ve diðer fareleri yakalayýp kuþbaþý halinde esir fareye servis yapar.
Haftalarca aç kalmýþ olan fare kendi arkadaþlarýný güzel bir afiyetle yer. Bu durum haftalarca devam eder. Çiftci yakalar fareleri ve ufak ufak doðrayarak esiri olan fareye yedirir.
Bizim farecik olmuþtur artýk kocaman bir FARE. Güçlü kuvetli ve gayet þiþmanca bir haldedir.
Çiftci artýk bu kocaman esir olan faresini tarlaya serbest býrakýr. Tarlada ki diðer ufak fareler ''aaa bak bu da bizdendir, yanýna gidelim'' derler ve o koca faremizin yanýna varýrlar. Bizim þiþman fare haftalarca sadece ufak fare yemiþ olmasý onu artýk bir fare deðirmeni haline getirmiþtir ve ve ve kendisine iyi niyetle yanaþan fareciklerin kafasýný koparýp afiyetle yer!

Bir hafta içinde tek bir fare kalmaz tarlada, bizim büyük fare her birini yemiþtir ve sonunda oda çiftcimiz tarafýnca imha edilir. Böylelikle hem farelerden hemde yetiþtirdiði büyük fareden kurtulmuþ olur.


Bu hikaye bize ders versin. Okuyup geçmeyelim!

Her ''Evladým'' diyeni baban sanma! Her gördüðün sakallýyý deden bilme! Her sözede kanma! Kitabýný býrakýp yan yatma!