'Oðlum ateist öldü, neredeydiniz?'
Sýzýntý Dergisi'nin ilk çýktýðýnda, oðlunun ateist olarak öldüðünü söyleyen bir babanýn mektubu Fethullah Gülen'i göz yaþlarýna boðmuþtu. Ýþte Sýzýntý'nýn doðuþu ve bugünü:
![]()
Sýzýntý 30 yaþýnda... Zaman zaman burukluklar yaþansa da kâinat kitabýný ‘esma’ nazarýyla okutma hedefinden hiç geri kalmadý. Hepsinden önemlisi; milyonlarýn ona verdiði emek asla unutulmadý, unutulmamalý da!..
‘Sizlere ne kadar dua etsem azdýr; sayenizde ailemle kulluðun zirvelerini bulduk. Ancak ayný ölçüde kýzýyorum. Niye, büyük oðlum ateist ölmeden önce bize ulaþmadýnýz?...’ Þubat 1979’da yayýn hayatýna merhaba diyen Sýzýntý’ya gelen okur mektuplarýndan biri böyle sesleniyordu. Asker emeklisi babanýn feryadýný okuyan Fethullah Gülen Hocaefendi hýçkýrýklara boðuluyor. O hâliyle arkadaþlarýna dönüp “Ýmanýn hangi kalbe, ne zaman gireceði belli deðil.” diyebiliyor sadece…
Eylül rüzgârlarýna, Þubat soðuklarýna aldýrmadan hakikat seyrine devam ediyor, Sýzýntý. Mütevazý ruhlarýn gayretiyle Meksika’dan Endonezya’ya kadar dünyanýn dört bir yanýna ulaþtý. Baþarýyla çok takdir kazandý; ama eriþmesi gereken o kadar çok mekan ve gönül var ki… Þimdilerde ‘bizim de kendimiz olduðumuz günler’in arayýþýyla yenilenen ülkülerle yoluna devam ediyor.
ÝNANMANIN GERÝCÝLÝK SAYILDIÐI SENELER
70’lerin Türkiye’si… Üniversiteler, liseler hatta ortaokullarda bile siyasî çatýþmalar sahneleniyor. Pozitivist, Marksist fikirler ve Darwin Teorisi dokunulmaz kutsallar. “Madem her þeyi Allah yarattý, O’nu kim yarattý? Allah’ý niye göremiyoruz? Azrail bir anda o kadar insanýn canýný nasýl alýyor?” tarzý sorularla genç dimaðlar zehirlendikçe zehirleniyor.
Fen derslerine giren çok sayýda öðretmen, kâinattaki mükemmel iþleyiþi hep “tabiat ana”ya baðlýyor. “Ýyi de bunlara ‘ol’ diyen bir Allah var!” diyenler gericilikle suçlanýyor. Tahripkâr düþüncelere sýnýrlý bilgisiyle direnmeye çalýþanlar çoðu zaman maðlup… Bir büyük insanýn dediði gibi; küfür artýk bilimle yol alýyor, neþriyatla yayýlýyor. Bunlara karþý zaman zaman iman davasýný savunan gazeteler ve dergiler yayýmlansa da istenilen etkinliðe bir türlü ulaþamamýþ. Diðerlerinden üslubuyla, mizanpajýyla, yazýlarýyla farklý yeni bir derginin yayýmlanmasýysa elzem. Ama kim ve nasýl yola çýkacak?
ZUHUR’DAN SIZINTI’YA
Türkiye Öðretmenler Vakfý (TÖV) çatýsý altýnda toplanan bir avuç insan da ayný sýkýntýdan muzdarip. Önlerinde Fethullah Gülen Hocaefendi, bir an önce harekete geçmenin telaþýný yaþýyor. Evvela ‘Zuhur’ isimli bülten doðuyor. Ancak 5 sayý yayýmlanýyor; çünkü istenilen etki saðlanamýyor. Hocaefendi daha ötesini, hatta 60’larda Kemal Ural’ýn yayýmladýðý, Risale-i Nur’dan bölümlerle süslü ve beðeniyle takip ettiði ‘Þule’ dergisinin de daha ilerisini arzuluyor.
Neticede Hocaefendi’yle birlikte Abdullah Aymaz, Þerafettin Kocaman, Dr. Kudret Ünal ve Mehmet Atalay amatör ruhla yola çýkýyor. Kýsa sürede derginin muhtevasý belirleniyor: Baþyazý, hayatýn inceliklerini sergileyen ilmî makaleler, sonralarý ‘Ölçü veya Yoldaki Iþýklar’ ismiyle kitaplaþacak özlü sözler; edebî ve tarihî yazýlar, zihin bulandýran pozitivist sorulara verilen ruhlarý rahatlatýcý ilmî cevaplar…
Yazýsýný ilk getiren ve arkadaþlarýnýn önüne býrakýp tevazuyla “Bakýn, iþinize yararsa kullanýrsýnýz.” diyen kiþi, Hocaefendi. Þerafettin Kocaman’a göre o hareket Sýzýntý’da yazmanýn ana çizgisini ortaya koyan ilk mesajdý: Kimsenin yazýsý kutsal metin deðildir. Tüm eserler ekiptekilerin tenkidine açýktýr. Arif Sarsýlmaz’a göre bu davranýþ, muhtemel yazarlýk enaniyetlerine daha ilk anda set çeker.
Ýddiasýz, mütevazý bir isim de bulunur dergiye: Sýzýntý. Ressam Tamer Bey logo için alternatifler hazýrlar ve Hocaefendi’nin beðenisine sunar. Zamanla evlerin, kahvelerin ve araçlarýn duvarlarýný, camlarýný süsleyecek ‘boynu bükük, gözü yaþlý çocuk’ resmi de, Mehmet Akif’in “Merhametin yok diyelim nefsine/ Merhamet etmez misin evlâdýna?” mýsralarý eþliðinde kapaða yerleþtirilir. Yazýlar hazýrlanýrken býrakýn kelimeyi, harf hatasýna dahi düþmemek için azamî dikkatle çalýþýlýr. Çünkü, eldeki teknik imkânlar iptidaîdir ve tek bir harf hatasý için en az yarým gün uðraþmak gerekmektedir.
NÝHAYET DERGÝ BASILIYOR
Matbaa iþleriyle Þerafettin Kocaman ilgilenir. Öðleden önce okulda öðrencileriyle, sonrasýnda dergi için basýmevlerinde koþturmaktadýr. Kendi tabiriyle amatörlük her hâllerine yansýmýþtýr: “Karýnca Matbaasý vardý, Ýzmir’in en gözde basýmeviydi. Kaç defa kapýsýný aþýndýrdým hatýrlamýyorum.”
Yazý heyetinin maddî beklentisi yoktur; ama teknik iþler masraflýdýr. En büyük problemlerden kâðýt sýkýntýsý, Naci Þençekiçer’in yardýmýyla birkaç sayý için aþýlýr. Sonrasýnda çalýþanlarýn himmetine baþvurulur. Biraz para birikince devreye Hacý Kemal Erimez girer ve Ankara’ya kadar gidip bir matbaa makinesi satýn alýr. 12’nci sayýdan itibaren Sýzýntý kendi imkânlarýyla çýkar.
48 sayfalýk ilk sayý 6.000 basýlýr. Kýsa sürede olumlu sinyaller alýnýr. Tabir yerindeyse dergiye herkes sahip çýkar. Her satýrýn altý çizilir. Okuyucu mektuplarýnýn sayýsý sürekli artar. Merak o raddeye varýr ki gelecek sayýlarýn muhtevalarý ýsrarla sorulur.
Ancak birkaç sayý sonra heyettekiler yazma konusunda týkanma hisseder. Hocafendi’nin ‘okumazsanýz yazamazsýnýz’ teþhisi uyarýnca edebî eserlerin listesi çýkartýlýr ve toplu programlar düzenlenir. Haftalýk toplantýlar da yazý ve okuma üslubuna katký saðlar.
DARBE DÖNEMÝNDE YAYININI SÜRDÜRDÜ
Dergi 1,5 yaþýndayken 12 Eylül askerî darbesi gelir. Toplumu derinden vuran süreç Sýzýntý’yý sekteye uðratmaz. Çünkü siyasete bulaþmama çizgisi hep korunmuþtur. Maksat sadece Allah’ý anlatmaktýr. Hatta bu uðurda tepkileri önlemek için O’nun ismi dahi kullanýlmamýþtýr. Bu yaklaþýmýn bir semeresi de, derginin Millî Eðitim Bakanlýðý tavsiyeli yayýmlar arasýna alýnmasýdýr.
Turgut Özal döneminde fikir ve inançlar üzerindeki baský yumuþayýnca Sýzýntý’nýn eriþim alaný daha da geniþler. Kütüphanelere, hapishanelere daðýtýlan derginin ‘anlatma’ çabasý kýsa zamanda makes bulur. Devrin en gözde iletiþim kanalý TRT’ye reklâm dahi verilir. ‘Sevgi ve hoþgörünün dergisi’ sloganý ilk kez bu reklâmlarda kullanýlýr. Ancak çoðu kimsenin evinde televizyon bulunmadýðýndan, reklamý görmek için kahvehanelerde saatlerce beklenir.
29’UNCU YILI GERÝDE BIRAKIRKEN...
Siyasete girmese de siyasi hareketlilikten etkilenir Sýzýntý. Özellikle 28 Þubat sürecinde MEB’in tavsiye kararýný kaldýrmasý bunlardan biridir. Ama Hocaefendi bunu çok dert etmez. Asýl problem, yýllar geçtikçe dergiye gösterilen ilgisizliktir. Baþyazý ve Kalbin Zümrüt Tepeleri bölümleri hariç diðer kýsýmlara gerekli ehemmiyet verilmemektedir. Oysa Sýzýntý, geldiði noktada sayýsýz insanýn alýn teri ve duasýyla yoðrulmuþ bir maziye sahiptir. Neticede en sýký dönemlerde dahi yazý heyetlerini aksatmayan ýzdýrap insaný, baþyazýlarýna ara verir. Israrlý davetler ve tazelenen ivmeyle baþyazýlarýna tekrar kavuþur Sýzýntý.
Hasrete son veren Þubat sayýsýndaki baþyazýda dergiye nasýl baktýðýný ve bakýlmasý gerektiðini de ortaya koyuyordu Fethullah Gülen Hocaefendi: “Ben onun hâlâ ruhunu yitirmediðine inanýyor, daha uzun süre sesimize soluðumuza tercüman olabileceði düþüncesiyle oturup kalkýyorum. Zaman her þeyi soldurup tesirsiz hâle getirdiði gibi bir gün onun da böyle bir hükm-ü kazaya maruz kalacaðý izahtan vârestedir; ama ben ona hissiyatýmýza tercüman olmasý istikametinde ve Hakk’a bakan, Hakk’ý gösteren hizmetlerinde uzun ömürler dilemeyi bir vefa borcu biliyorum.”
SIZINTI’NIN VAZÝFESÝ ASLA BÝTMEZ
Sýzýntý Dergisi Ýmtiyaz Sahibi Þerafettin Kocaman:
HOCAEFENDÝ YAZI HEYETLERÝNÝ ASLA TERK ETMEDÝ
Hocaefendi arandýðý dönemlerde dahi yazý heyetlerini aksatmadý. Bu bize güç verdi. Çünkü Ona göre Allah’ý anlatmada Sýzýntý büyük görev ortaya koyuyordu. Toplumda herkese ulaþabiliyor, her yere girebiliyordu. Özellikle baþyazýlar ve orta sayfalar daha ilk günlerden dikkat çekti. Her seferinde baþyazýyý kim yazýyor sorularýna muhatap oluyorduk.
Kaynak Yayýn Grubu Genel Yayýn Yönetmeni Reþit Haylamaz:
KAÝNATI DEÐÝÞEN BÝLÝMSEL GELÝÞMELERLE TEKRAR TEKRAR OKUMAK LAZIM
Bir yerde her þeyi gerçekleþtirdik derseniz, orada iþin miadý dolmuþ demektir. Bu sebeple Sýzýntý’nýn daha yapacak çok iþi var. Kâinat kitabýný okuma yöntemiyle hareket eden Sýzýntý’nýn görevi asla bitmez. Tabii, bilim ve teknolojideki geliþmelere ayak uydurmak lazým. Kimilerine göre artýk böcekten, kuþtan ve bitkiden verilen misallerle Allah’ý anlatmak sýradan gelebilir; ama ‘Esma’nýn yansýmalarýnda her zaman keþfedilecek yenilikler vardýr. Bunlarý da Sýzýntý’ya tekrar tekrar yansýtmak gerekir.Aksiyon


Teþekkur:
Beðeni: 



Alýntý

Yer imleri