Mehmet Þevket Eygi

11 Nisan 2008

Bu yazým sadece bir kýsým danýþmanlara (vazifelerini hakkýyla yapanlara deðil) hitap etmektedir. Hoþa gitmeyecek fikirler ve tenkitler ihtiva ediyorsa peþinen özür beyan ederim.

Sayýn Danýþmanlar!.. Birtakým Muhteremleri veya Sayýnlarý mutlaka çok açýk þekilde uyarmanýz gerekmektedir. Aksi takdirde aldýðýnýz (az veya çok) danýþmanlýk ücretleri ve maaþlarý size helâl olmaz.

Bilhassa yüksek bir zatýn mutlaka uyarýlmasý gerekmektedir.

Uyarýrsak bize kýzar, hattâ iþimizden olabiliriz demeyin ve vazifenizi yapýn.

Danýþmanlýk hizmetleri yaðcýlýk, yalakalýk, meddahlýk yapmak deðildir. Acý da olsa, hoþa gitmese de doðrularý söylemekle mükellefsiniz.

Bu devirde yüksek mevkilerde bulunan büyük adamlara yapýlacak en büyük iyilik onlarý müspet þekilde uyarmaktýr.

Onlara yapýlacak en büyük kötülük yaðcýlýk yapmak, evet efendim ne kadar doðru söylediniz, isabet ettiniz, zaten sizin her sözünüz hikmet, her ameliniz hayr-ý mahzdýr demektir.

1960’dan önce merhum Adnan Menderes’in, acý gerçekleri, yaklaþan büyük tehli***i duyuran danýþmanlarý olmuþ olsaydý, onlar onu uyandýrmýþ olsalardý ve o da bu uyarýlarý dikkate alýp gereklerini yapmýþ olsaydý büyük felaket belki de meydana gelmeyecekti.

Büyük bir zat bundan 10 ay kadar önce uyarýlmýþ, “Partiyi kapatmak için hazýrlýk yapýyorlar” denilmiþ, o ise “Býrakýn bu saçmalýklarý, halkýn kafasýný karýþtýrmayýn...” cevabýný vermiþti. O Danýþmanlar vazifelerini yapmýþ olsalardý, büyük zat belki de uyanacaktý ve tedbir alacaktý.

Zaman, “Evet efendim... Ýsabet ettiniz efendim... Siz çok haklýsýnýz efendim... Emir buyurursunuz efendim... Ah efendim...” zamaný deðildir.

Çok sayýn danýþmanlar, lütfen vazifenizi yapýnýz. Lütfen acý gerçekleri çok açýk ve seçik bir üslupla haber veriniz.

Piyale Paþa Camii’nde Sabah Namazý

GEÇEN pazar, Saadet Partisi Kadýköy Ýlçe Gençlik Kollarýna mensup bir grup ile Kasýmpaþa’daki Piyale Paþa Camii’ne sabah namazý kýlmaya gittim. Bu cami Mimar Sinan’ýn, üslubu deðiþik þaheserlerinden biridir. Ýstanbul’un Müslüman halkýnda sanata, mimarlýða, kültüre merak olsa her gün yüzlerce vatandaþ tek baþýna veya topluluklar halinde bu mabedi ziyaret eder, hayranlýkla seyrine bakardý.

Namazdan sonra kahvaltý edeceðiz. Kasýmpaþa’ya zaman zaman öðle yemeðine giderim ama sabah kahvaltýsý yapýlacak yerleri tanýmýyorum. Böyle bir yer aramaktansa Eyüb Sultan’a gidelim dedik. Oraya vardýðýmýzda cami-i þerifin etrafý otomobil doluydu, cemaat akýn akýn dýþarý çýkýyordu. Sevinilecek bir þey, demek ki, Müslümanlarýn bir kýsmý biraz uyanmýþlar, pazar sabahlarý namaz kýlmak için otomobillerine binip geliyorlar.

Pazar sabahlarý Eyüb Sultan Camii’nin dolmasý, cemaatin avluya taþmasý elbette iyi bir þeydir ama asla yeterli deðildir.

Ýstanbul’un bütün camileri sabah namazlarýnda (ve diðer vakitlerde) cumalarda olduðu gibi dolmazsa Müslümanlar için kurtuluþ ve hürriyet güneþi doðmaz.

Öncelikle sabah, sonra diðer vakitlerde camilerin cuma namazlarýnda olduðu gibi dolmasý da yeterli olmaz. Halkýn en az yüzde 75’i namaz kýlmalý, hür ve mukim erkekler farzlarý camilerde (camilere gidemiyorlarsa bulunduklarý yerlerde) ehil imamlarýn ardýnda cemaatle kýlmalýdýr.

Farz namazlarýn cemaatle kýlýnmasý Resûl-i Kibriya Efendimizin (Salat ve selam olsun O’na) büyük sünnetlerindendir.

Diyanet’in camilere imam tayin etmesiyle iþ bitmiyor. O imamlarýn âlim, arif, hikmetli, zarif, cazibeli, karizmatik, çok yüksek ahlâk ve fazilete sahip, halký peþinden sürükleyecek kimseler olmasý gerekir.

Þehrin, on bin cemaat alacak kapasitede bir camiinin baþýna merhum Muhammed Zahid Kotku gibi bir imam tayin edin, bir müddet sonra o cami sabah namazlarýnda dolar.

Müezzinlerin de çok vasýflý olmasý gerekir. Üç bin camiye sahip Ýstanbul’un en az 300 mabedinde harikulade ezan okuyan güçlü müezzinler bulunmalýdýr. Ses olacak, hançere olacak, müzik bilgisi olacak, eda ve üslup olacak. Böyle müezzinlerin okuduklarý ezanlarý bî-namazlar bile dinler. Hattâ gayr-i müslimler bile.

Zamanýmýzda Ezan-ý Muhammedi’nin en büyük düþmaný kötü kullanýlan hoparlörlerdir. Ezan aslýnda güzel okunuyor ama hoparlör haddinden fazla açýlmýþ ve kutsal çaðrýyý bozuyor. Bu gibi ölçüsüzlüklere ne zaman son verilecek?

Þehrin büyük camilerinden birinin hoparlör/ses sistemi için en son 100 bin dolar masraf edilmiþ. Cami derneðinin baþkaný ben olsaydým, üyeleri ikna eder ve bu para ile birkaç müezzin yetiþtirirdim. Bulunacak adaylara Türkiye’de, Mýsýr’da ve Ýtalya’da ses ve musiki tahsili yaptýrýrdým. Evet, Ýtalya’da...

Artýk herkesin otomobili var. Tatil günleri bunlarla mââile cümbür cemaat pikniðe, gezmeye gidiliyor. Haftada en az bir kere de namaza gidilmelidir. Sadece Eyüb Camii’ne deðil. Bir çiçekle yaz gelmez. Süleymaniye’ye, Sultanahmed’e, Beyazýt’a, Fatih’e...

Peygambere sevgi ve baðlýlýk sadece lafla, edebiyatla olmaz. O’nun sünnetlerini hayata geçirmek gerek. Bid’atlerden de kaçýnmak. Namaz kýlmak, farz olmanýn yanýnda ayný zamanda büyük bir sünnettir. Cemaat sünnettir.

Türkiye camileri, yazýmýn baþ tarafýnda anlattýðým gibi vakit namazlarýnda, cumalarda olduðu gibi dolsaydý bugünkü zelil ve esir duruma düþer miydik.

Bazý rasyonalist kafalýlar, “Namaz kýlacaðýz da ne olacak?” diye sorabilirler. Namazýn sýrlarý vardýr. Bu ibadeti dosdoðru ve cemaatle eda eden Müslüman bir toplumun üzerine Allah’ýn yardýmý ve korumasý gelir.

(O sabah kahvaltý esnasýnda yapýlan sohbetten birkaç konu:

- Yapýcý, müspet, faydalý, deðerli eleþtirilere açýk olmak, özeleþtiri yapmak.

- “Ýki günü birbirine eþit olan ziyandadýr” hadisinin ýþýðýnda ilim, irfan, kültür, hayýr hasenat, iyilik bakýmýndan daima ileriye gitmek.

-Daha vasýflý, daha olgun, daha güçlü Müslümanlar olmak için çalýþmak.

- Müslüman derneklerin, vakýflarýn, cemaatlerin lokallerini, hizmet mekanlarýný kaliteli ve sanatlý bir þekilde dekore etmeleri.

- Üyeleri, baðlýlarý, müntesipleri yetiþtirmek için tekamül kurslarý açýlmasý. Güzel Türkçe konuþmak ve yazmak kursu... Güzel ve temiz giyinme kursu... Bir Müslüman nasýl yaþamalýdýr kursu...)