GÜL, dün öyle bugün böyle...
Konu ayný, içerik farklý
1995 (AB)
“Türkiye’nin AB’ye giremeyeceði kesindir... Çünkü Avrupa Birliði bir Hýristiyan Birliði’dir. Sizi o zenginler köþkünün bahçesindeki bir kulübeye böyle koyarlar iþte...”
1992 (Laiklik)
“Moral deðerleri açýsýndan yine Türkiye’nin bütünlüðünü tehdit eden , en ziyade tahribatý vermiþ olan, sistemin ilkelerinin birisi de laiklik ilkesidir.”
2008 (AB)
“Türkiye içindeki ve Avrupa kamuoyundaki bütün tartýþmalara raðmen Türk halký AB standartlarýný benimseme, yönünde sessiz, ama devamlý biçimde mesafe almaktadýr.”
2008 (Laiklik)
“Türk halký, anayasanýn, devleti, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak niteleyen temel ilkeleri konusunda mutabakat içindedir. Bunda hiç þüphe yoktur.”
Haber : Fatih ERBOZ
1992 ve 1995 yýlýnda yaptýðý konuþmalarda Avrupa Birliði ile laikliðe eleþtiriler yönelten Cumhurbaþkaný Abdullah Gül, dün AB’den övgüyle sözederken laiklik ilkesine de vurgu yaptý. Abdullah Gül, Türkiye ve AB arasýndaki iliþkilerin, diyaloðun ve iþbirliðinin her düzeyde geliþtirilmesinin, devam eden katýlým sürecinin gereði olduðunu söyledi. Ýstanbul Radisson SAS Oteli’nde düzenlenen Türkiye-AB Karma Ýstiþare Komitesi (KÝK) 24. Toplantýsý’nýn açýlýþýnda konuþan Gül, Türkiye ile AB iliþkilerinin yapýsýný üçlü bir sacayaðýna benzetmenin mümkün olduðunu belirterek, bunun ilk iki ayaðýný hükümetler arasý ve parlamentolar arasý temaslarýn teþkil ettiðini ifade etti. Gül, þunlarý söyledi: “Katýlým müzakereleri devam ettiði halde, Avrupa’da ülkemize iliþkin, Türkiye’de ise AB ile ilgili olarak bazý iletiþim, algýlama ve anlayýþ sunumlarý ile kimi zaman da yanlýþ anlamalarýn bulunduðunu görüyoruz. Bu itibarla da KÝK’in çalýþmalarýnýn bundan sonra da etkin biçimde devam etmesini temenni ediyorum.” Gül özetle þöyle devam etti:
Tarihi bir fýrsat
“Bugün sizlere Türkiye’nin modern Avrupa kurumlarý ve deðerleriyle olan iliþkilerinin ne kadar tarihsel ve köklü olduðu gibi, bildiðiniz hususlarý tekrarlamayacaðým. Bunlar hepinizin çok iyi bildiði ve zaman zaman çok geniþ þekilde konuþtuðumuz konular. Bu tarihsel temel artýk yepyeni bir olguya dönüþmüþtür, yepyeni bir statüye kavuþmuþtur. Türkiye 2005 yýlýnda AB ile tam üyelik müzakerelerine baþlamýþtýr. Müzakerelere baþlamakla kalmamýþ, mesafe de katetmeye baþlamýþtýr. Bu geliþme iki tarafa da tarihi bir fýrsat, yeni bir esneklik vermektedir. Bu tür fýrsatlar deðiþen konjonktürler nedeniyle her zaman ortaya çýkmayabilir. Bunun bilinciyle þimdi iki taraf bu tarihi fýrsatý en iyi þekilde deðerlendirmeli ve bu yeni perspektifle ilerlemelidir. Türkiye içindeki ve Avrupa kamuoyundaki bütün tartýþmalara raðmen Türkiye ve Türk halký AB’nin deðer ve standartlarýný benimseme, içselleþtirme ve hayata geçirme yönünde sessiz ama devamlý biçimde mesafe almaktadýr.” Cumhurbaþkaný Abdullah Gül, Türk milletinin reform sürecinde, ara vermeksizin koþar adýmlarla gitmesini de tavsiye ederek, “Bunun, Türkiye’yi bugün içinde bulunduðu tartýþmalý ortamdan daha güçlü þekilde çýkaracaðýna, ayrýca toplumun bazý kesimlerinin var olan kaygýlarýný gidereceðine inandýðým için gerçekten tavsiye ediyorum” dedi.
Cumhuriyet kazanýmlarý
Gül, Türk halkýnýn, anayasanýn, devleti, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak niteleyen temel ilkeleri konusunda mutabakat içinde olduðunu ve bunda hiç þüphe bulunmadýðýný belirtti. Gül, þöyle dedi: 85 yýllýk Cumhuriyet döneminde saðlanan baþarý ve kazanýmlar, cumhuriyetimizin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olma özelliklerini daha da güçlendirmiþtir, daha da derinleþtirmiþtir. Türk halký, bu sürecin devamý konusunda tam bir kararlýlýk içindedir. Bu doðrultuda, cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün çaðdaþ uygarlýk düzeyine ulaþmak olarak özetlediði hedefe ulaþma yolunda bugüne kadar muazzam bir mesafe kat edilmiþtir. Türkiye’nin ufku ayný doðrultuda son derece açýktýr.”
Gül, 13 yýl önce böyle diyordu
Avrupa Brliði (AB) hayali için taviz üstüne taviz veren AKP’nin en dikkat çekici isimlerinden olan Abdullah Gül’deki, AB deðiþimini görmek için, Usta gazeteci yazar Hulki Cevizoðlu’nun “Ýþgal ve Direniþ” kitabýndaki þu satýrlara bakmak yeterli. “Günlerden 8 Mart 1995. Kürsüde bir konuþmacý var. Refah Partisi Kayseri milletvekili Abdullah Gül, TBMM’de AB için özetle þöyle diyordu: ”Siz o profesörün (Erol Manisalý) dediði gibi, Avrupa’nýn Zenginler Kulübü’nün köþkünde, bahçedeki bir barakaya girdik diye sevinerek geldiniz... Sizi o zenginler köþkünün, üzülürek maalesef söylüyorum, kendi ülkem adýna, bahçesindeki bir kulübeye böyle koyarlar iþte...
Taviz veriliyor...
1982 yýlýndan itibaren, mâli yardým yapmayacak mýydý, Ankara Antlaþmasý veyahut da diðer anlaþmalara göre? Burada herþey tek taraflý olarak gitmektedir. Avrupa’nýn menfaatleri söz konusu olduðunda tavizler verilmektedir, fakat Türkiye’nin çýkarlarý söz konusu olduðunda, hiçbir direniþ, hiçbir ýsrar olmamaktadýr.”
AP, bölmek istiyor
Gül, 12 yýl önce, SP’nin Kýzýlcahamam Kampý’nda ise þunlarý söylüyordu: “Avrupa Parlamentosu’nda (AP), Türkiye’de bölücülüðün, otonom idarelerin nasýl istendiðini, Ermeni davalarýnýn savunulduðunu göreceksiniz. Fakat Türkiye’de, bu milletin Müslüman’ca yaþamasý söz konusu olduðunda, köktendincilik denilecek; Avrupa, budur.”
Laikliði tehdit olarak görmüþtü
Abdullah Gül, 1992 yýlýnda Türkiye Gönüllü Kültür Teþekkülleri 3. Ýstiþare Toplantýsý’nda yaptýðý laiklik konusundaki konuþmasýnda ise þunlarý söylemiþti: “Tarih boyunca görülmüþtür ki, en kalýcý ve birleþtirici unsur din olmuþtur. Ama bu Türkiye’deki resmi ideoloji tarafýndan devamlý tehdit altýna alýnmýþ. Moral deðerleri açýsýndan yine Türkiye’nin bütünlüðünü tehdit eden, sistemin ilkelerinin birisi de laiklik ilkesidir. Maalesef laiklik, gerek kavram olarak, gerek uygulama olarak Türkiye’de hep münakaþa konusu olmuþ. Laikliði, devlet ile dinin birbirlerinden ayrýlýðý þeklinde en basit olarak tarif edersek, önce Türkiye’de tabii din böyle söylenmiþ, ondan sonra da tam bir kontrol altýna alýnmýþtýr.”
Görevini mahkemeye devretti!
AKP’nin gönderdiði hiçbir yasayý veto etmeyen Gül, Anayasa Mahkemesi’nin yükünü ardýrdý. Cumhurbaþkaný Abdullah Gül göreve geldiði günden bu yana, Çankaya Köþkü’ne sunulan kanunlar konusunda veto mekanizmasýný çalýþtýrmazken, Gül’ün, kanunlarý birer birer onaylamasý da yeni dönemde Anayasa Mahkemesi’nin yükünü artýrdý. Gül’ün önüne gelen kanunlarý jet hýzýyla onaylamasý CHP’nin sýk sýk Anayasa Mahkemesi’nin yolunu tutmasýna yol açarken CHP bugüne kadar 2’si Anayasa deðiþikliði 7’si kanun olmak üzere toplam 9 kez Yüksek Mahkeme’ye baþvuruda bulundu. Hafta baþýndan bu yana Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Kanunu ile bazý belediyelerin kapatýlmasýný ve 43 yeni ilçe kurulmasýný öngören kanun için Anayasa Mahkemesi’ne baþvuran CHP, “kadrolaþma” iddialarýna yol açan Saðlýk Hizmetleri Temel Kanunu’nda deðiþiklik öngören kanun için de hazýrlýk yapýyor.
Yeniçað...


Teþekkur:
Beðeni:

Alýntý

Yer imleri