Örgütlü ihanet...




Özcan YENÝÇERÝ
-------------------
Ýnceleme-Araþtýrma




Küresel güçler, Yeni Osmanlýcýlýk kavramý adý altýnda “Ýstanbul Merkezli Yakýndoðu Federasyonu”, “Türk-Yunan Federasyonu”, “Türk-Kürt Federasyonu” gibi oluþumlar hedefliyor. Ortadoðu’da uygulamaya konulmuþ olan BOP’un alt yapýsýný oluþturmak üzere, bu yeni proje devreye sokulmak isteniyor.

Taþeron Ýsrail
KÜresel gücün Ortadoðu’daki taþeronu Ýsrail... Ön Asya’da ise bu misyon, ABD tarafýndan Türkiye’ye verilmek isteniyor. Milli olan ne varsa sistemli olarak yýkýlýyor, mahkum ediliyor. Bunun için de hain Ali Kemaller öne çýkarýlýyor. Çünkü þeref azalmadan alçaklýk çoðalmaz.


Ali Kemal’den torununa uzanan süreçte Yeni Osmanlýcýlýk ve örgütlü ihanet!



Küresel gücün Ortadoðu’daki taþeronu Ýsrail’dir. Ön Asya’da bu misyon, tarihi geçmiþi dolaysýyla ABD tarafýndan Türkiye’ye verilmek istenmektedir. Bunun tarihi, kültürel ve fizibil gerekçeleri vardýr. Bu amaçla “Yeni Osmanlýcýlýk” adý altýnda ABD’nin Büyük Ortadoðu Projesinin taþeronu bir Türkiye yaratýlmak istenmektedir. Bunun yolu da Türkiye’deki Mustafa Kemal iradesinin kýrýlmasýndan geçmektedir. Bu da ancak baðýmsýzlýðý önemsemeyen, egemenliðini takas edebilen ve “vatan bir bütündür parçalanamaz!” idealini terk edebilen yönetimler tarafýndan baþarýlabilir. Zira milli devleti, üniter yapýyý ve egemenliði eski zamanlara ait bir hikâye olarak görenler, ancak ülkenin ve milletin onurundan taviz verebilirler. O yüzden Türkiye’de “baðýmsýzlýk ve egemenlikten kimsenin iskonto yapma hakký yoktur” diyenlerin bir kýsmý içeri týkýlmýþ, kalan diðer bir kýsmý da sistemin dýþýna itilmiþtir. Türkiye bugün “bizi, kimin yönettiði önemli deðildir. Önemli olan nasýl yönettiðidir” diyen bir zihniyetin yönetimindedir.

Milli Olana Düþmanlýk!

Bu zihniyetin Türk siyasi hayatýna yansýmalarýný, AB ve ABD eksenli baskýlarý, dayatmalarý ve diretmeleri sorun deðil, itibar konusu yapanlarýn davranýþlarýnda görmek mümkündür. “Yabancý sopasý olmadan biz adam olamayýz” düþüncesi bu anlayýþýn ürünüdür. Bu nedenledir ki, Türkiye’deki siyasetçilerin söylemlerinde artýk milli çýkar kavramýna rastlanýlmaz olmuþtur. Strateji, milli olan her þeyin mahkûm edilmesi esasý üzerine kurulmuþtur. Milli eðitim, milli kültür, milli devlet, milli kimlik, milli yapý ve milli direniþ kavramlarý terk edilmiþtir. Onlarýn yerini, küresel, global, Soros, AB, ABD, evrensel gibi her kullananýn farklý anlamlar yüklediði kavramlar almýþtýr.

Emperyalist Enstrüman

Olarak Yeni Osmanlýlýk!
Osmanlý Devleti, büyük Türk tarihinin en þerefli sayfalarý arasýnda yerini almýþtýr. Her Türk, Osmanlý geçmiþinden de týpký Selçuklu, Göktürk geçmiþiyle olduðu gibi gurur duyar. Bu anlamda hepimiz Osmanlýyýz, Selçukluyuz, Göktürklüyüz, Uygurluyuz ve Türkiye’yiz!
Günümüzde Önasya ve Ortadoðu temelinde Küresel Güçlerin, eski Osmanlý coðrafyasýný sömürgeleþtirmek için devreye soktuðu “Yeni Osmanlýlýk” projesinin Osmanlý’yla ve Türk milletinin mazisiyle bir ilgisi yoktur.
“Yeni Osmanlýlýk” esas itibarýyla ABD hakimiyetinde Ýsrail’i ebed müddet kýlma projesidir. Fikir babalarý da Ariel Þaron, Ýzak Rabin, Daniel j. Elazar, Noam Chomsky, Graham Fuller (CIA), Paul Henze (CIA) ve Huntington gibilerdir.
Noam Chomsky(1) bu konuda þunlarý önerir: “Ortadoðu’da ulusallýk ve ulusal kimlik yok edilmeli bunun için de Ortadoðu Osmanlýlaþtýrýlmalýdýr. Böylece bölgede Batý çýkarlarýna karþý çýkacak ulusal güç ve direnç kalmayacak, sistemin çarklarý rahatlýkla iþleyecektir. ABD için en tehlikeli düþman ve tehdit Baðýmsýzlýk tehdidi. Asla hoþ görülemez”. Kudüs Federal Araþtýrmalar Enstitüsü Baþkaný Daniel Elazar, “Ortadoðu için ulus-devletlerin deðil, etnik-dinsel cemaatlerin doðal örgütlenme biçimlerinin belirleyici olduðunu” ve bunun için “Osmanlý millet sisteminin mümkün bir model olduðunu” ileri sürmüþtür.
Ýsrail Yabancýlar Bürosu’nda daha önce çalýþmýþ olan Oded Yinon “(Ortadoðu’nun) Osmanlý döneminde Doðu Akdeniz kýyýlarýnda olduðu gibi dinsel ve etnik küçük parçalara ayrýlmasý gerektiðini” ileri sürmüþtür. Ýmralý’daki adam da “Osmanlý Eyalet Sistemini” nin “Kürt sorunu” nun tek çözümü olduðunu ileri sürmüþtür.
Bu projenin mimarlarý, Yeni Osmanlýlýk kavramý adý altýnda “Ýstanbul Merkezli Yakýndoðu Federasyonu” , “Türk-Yunan Federasyonu” , “Türk-Kürt Federasyonu” ndan söz etmektedirler. “Osmanlý Milletler Topluluðu Kurulmalý” , “Federal Kürt Ýslam Devleti Kurulmalý” vb. görüþleri savunmaktadýrlar.
Kýsacasý bu proje bir Türk ya da Müslüman projesi deðildir. Bugünlerde Ortadoðu’da uygulamaya konulmuþ olan BOP’un dünlerde alt yapýsýný oluþturmak üzere devreye sokulmuþ olan devamýdýr. Adýndan baþka Osmanlý olan, bir yaný da yoktur. Konuyla ilgilenenler Cengiz Özakýncý’nýn belgesel niteliðindeki “Türkiye’nin Siyasi Ýntiharý Yeni-Osmanlý Tuzaðý” adlý kitaba bakabilirler.
Davasý Olmayanlar, Baþkalarýnýn Davasýný Dava Edinirler!
Türkiye’yi, ideal anlamda bir davasýnýn olmamasý kullanýlabilir bir ülke konumuna getirmiþtir. Yabancý çýkarlara karþý kendi çýkarlarýný; yabancý iddialara karþý kendi iddialarýný dile getirmeyenler baþkalarýnýn eteklerine tutunarak ayakta kalmaya çalýþýrlar. Türkiye tam da bu durumdadýr.
Milletler varlýklarýný ve devamlýlýklarýný kendi deðer ve kaynaklarý üzerine bina etmek durumundadýr. Dýþ dengeleri birbirine karþý kullanarak uzun süre ayakta kalmak mümkün deðildir. Elbette çoðu zaman baþkalarýnýn koyduðu kurallarla da oyun oynanmak zorunda kalýnabilir. Ancak esas olan baþkalarýnýn koyduðu kurallara uygun oyun kurmak deðil, oyunun kurallarýný koymaktýr.
“Sineðin kanadýndan yað çýkarmak” türünden bir þark kurnazlýðý ile Ýngiltere’nin Londra Belediye Baþkanlýðýna seçilmiþ bir adamýna umut baðlamak ne tür bir ahlaktýr. Kendi milli deðerlerine ve kimliðine sahip çýkmayanlarýn Boris’lerin eteðine tutunmasý nasýl bir zihniyet olduðunu iyi anlamak gerekir.
Atatürk dururken Ali Kemal’den söz etmek hangi þerefli insanýn yapacaðý bir iþtir. Kendi davasýný dava edinmeyenleri, kendi deðerini deðerli kýlamayanlarý ne uþaklýk kurtarýr ne de hainlik!


Yeni Osmanlýlýk Adý Altýnda
Ali
Kemal Ýdeolojisini Yaygýnlaþtýrmak!
Ali Kemal temelde Mustafa Kemal karþýtlýðýný anlatýr. Mustafa Kemal her türden milliliði içine alan bir kavramdýr. Türkiye’de baðýmsýzlýk, özgürlük, egemenlik, milli irade, cumhuriyet, milli devlet gibi deðerler Mustafa Kemal markasýný taþýr. Ali Kemal ise teslimiyetçi, mandacý, teslim ol; mutlu olcu, Rumcu, Ermenici, Ýngilizci, AB’ci, ABD’ci, Ýþbirlikçi ve Uþaklýk türünden bir zihniyeti teslim eder.
Türk milletinin baðýmsýzlýðýnýn karþýsýnda olan Ali Kemal gibiler, kimi zaman Yunan iþgalinin, kimi zaman Ýngiltere’nin mandasýnýn, kimi zaman da Ermeni Hýnçak ve Taþnak örgütlerinin Müslüman halka saldýrýlarýnýn yanýnda yer almýþlardýr. Yaþananlar göstermiþtir ki bu topraklar yalnýz kahramanlar deðil ayný zamanda birinci sýnýf hainler çýkarmaya da elveriþlidir. Nihayetinde bir zamanlar “Yunan bize medeniyet getirecek” diyen düþünür de Anadolu’yu iþgal eden Yunan ordusuna karþý koymamak gerekir çünkü onlar “Halifenin ordusu sayýlýr” diyen din adamý kýlýklý insanlar da, “Umumun arzusu, Ýngiltere tarafýndan yönetilmektir” diyen siyaset adamlarý da bu ülkeden çýkabilmiþtir.
Ali Kemal ve onun takipçilerinin Kurtuluþ Savaþýnýn Türkler tarafýndan kazanýlmasýyla birlikte yerle yeksan olduðunu sananlarý, son geliþmeler ciddi bir biçimde tekzip etmiþtir. Onlar Atatürk döneminde, bütün hatýralar canlý iken milletin gözünden uzaklaþtýlar ve yer altýna çekildiler, orada hazýrlýklarýný tamamladýlar, yeterince güçlendiler ve uygun þartlarý görünce de yeniden nüksettiler.
Türk milleti, varlýk-yokluk savaþý olan Kurtuluþ Savaþý verirken yurt dýþýna kaçanlar, savaþ bittikten sonra yurda dönerek geminin dümenine geçmiþlerdir. Dümene geçmekle de kalmamýþ süreç içerisinde zenginleþmiþ, kentleþmiþ, entelektüelleþmiþ ve ülkenin kaderi üzerinde söz sahibi olmuþlardýr.
Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’ni AB ve ABD çýkarlarý temelinde yeniden dizayn etmeye çalýþanlar iþte bunlardýr. Bunlarýn Türkiye’yle ilgisi, bir biçimde edindikleri T.C. pasaportundan ibarettir. Bir çoðu zaten birden fazla ülkenin pasaportunu taþýmaktadýr. Ýþte Ali Kemal, bu türden insanlarýn zihniyetlerinin zirvesini teþkil eder.
Bugün “Türk” kavramýný “etnisite” ye indirgeyenler, “Ne mutlu Türküm Diyene” söylemine karþý çýkanlar, Türk milletine yeni bir kimlik arayanlar, milli devlet döneminin kapandýðý söyleyenler, Ergenekon kavramýný çete kavramýyla özdeþleþtirmeye çalýþanlarýn tamamýna yakýný, Ali Kemal zihniyetinin günümüzdeki uzantýlarýdýr.


O, Ali Kemal ki!
O, Ali Kemal ki, “Ýngiliz Muhipleri” cemiyetinin üyesidir. Amansýz bir kuvvayý milliye düþmanýdýr. Ýstiklal Savaþýna þiddetle karþý çýkanlar arasýndadýr. Ermeniler üzerine Kazým Karabekir’in yaptýðý harekâta da þiddetle karþý koymuþtur. Bundan dolayý da ona Türk milleti, Artin Kemal unvanýný vermiþtir.
O, ayný zamanda Peyam-ý Sabah adlý gazetenin de yazarýydý. “Ýstiklal Þartlarý ve Türkler” baþlýklý bir yazýsýnda “Türklerin istiklale layýk olmadýklarýný, daha uzun süre büyük devletlerden birisinin himayesi altýnda yetiþmesi gerektiðini” ileri sürmüþtü. Bugünkü takipçileri gibi o daha o zaman, “Avrupa ile baþa çýkmayý asýrlardan beri Asya’nýn hangi kavmi baþardý ki, biz baþarabilelim” diyerek Ýngiliz emperyalizminin Türkiye’yi iþgal etmesine karþý çýkýlmamasý gerektiðini savunmuþtu. O, Türk milletinin baðýmsýzlýðýna, egemenliðine, varlýðýna ve özgürlüðüne karþý mücadele etmiþ birisidir. Bu yüzden Türk halký, kendisi hakkýndaki kanaatini Kurtuluþ Savaþý’nýn akabinde trajik bir biçimde belirtmiþtir.
Çok açýktýr ki, Mustafa Kemal iradesinin etkinliði kýrýldýkça Damat Ferit ve Ali Kemal’lerin önemi artacaktýr. Çünkü þeref azalmadan alçaklýk çoðalmaz. Bu sosyal psikolojinin bir kuralýdýr. Adý ihanetle özleþmiþ bir þahýstan itibarlý birisiymiþ gibi söz etmek nedensiz deðildir. Bu, ihaneti sezdirtmeden sevimli gösterme
operasyonudur.
(1) Noam Chomsky, Kader Üçgeni: ABD-Ýsrail ve Filistinliler, Ýletiþim Yayýný, Ýstanbul, 1993, s.536


Ali Kemal, Milli Mücadele aleyhinde yayýn yapan Peyam-ý Sabah gazetesinin baþyazarý ve iþbirlikçi Ýstanbul Hükümeti’nin Dahiliye Vekili. Ýzmit’te halk tarafýndan 6 Kasým 1922 tarihinde linç edilerek öldürülmüþtür.


Hain Torunu Olmak Türkiye’de Kariyerdir!
Star Gazetesi 3 Mayýs 2008 tarihli nüshasýnda bir baþka Ali Kemal’in torunundan söz etmiþ. Bu defa sözü edilen torunun adý Boris Johnson’dýr. Ýngiltere yurttaþýdýr. Haberde dikkat çeken iki cümle var. Birisi “Türk etnik kimliðiyle gurur duyan Boris Johnson Londra Belediye yarýþýnda önde gidiyor” cümlesidir. Diðeri de “Osmanlý torunu Londra’yý alýyor” cümlesidir. Haberin devamýnda da “Osmanlý dönemi gazetecilerinden Ali Kemal’in...” diye devam eden bir cümle var.
Gazete bilinçli olarak Türk kimliði demiyor. Türk etnik kimliðiyle gurur duyan diyor. Türk’ü etnik kimlik olarak nitelemek bilinçli bir ayrýmcýlýktýr. Bunun adý, bütünleþtirici Türk kavramýný, ayrýmcýlýk için kullanmak üzere özellikle etnik bir boyuta indirgemektir. Hainin torunu “Londra’yý alýyor” diyecek yerde “Osmanlý’nýn Torunu Londra’yý alýyor” diyor. Böylece Ali Kemal bütünüyle Osmanlýyý temsil etmiþ oluyor. Kuþkusuz Ali Kemal’e karþý olanlar da bu mantýða göre baþkalarýnýn torunu olmuþ oluyor. Böylece hain torunu olmaya kariyer sahibi olmak gibi bir anlam yüklenmiþ oluyor.
Londra’da Ali Kemal’in Torunu Olmak!
Londra Belediye Baþkanlýðý seçimini Muhafazakâr Parti’nin Türk kökenli (!) adayý Boris Johnson kazandý. “Osmanlý’nýn son Ýçiþleri Bakaný Ali Kemal’in torunuyum” sözleriyle Türk seçmenden oy isteyen Johnson, Londra’nýn 14 bölgesinden 9’unda rakibine üstünlük saðlamýþ. Seçim kampanyasý sýrasýnda Livingstone ve Türk geçmiþine vurgu yaparak Türk asýllý Londralýlardan oy isteyen Johnson arasýnda bir “Atatürk” tartýþmasý yaþanmýþ. Livingstone, Türk mahallesine yaptýðý bir gezide, bir kahvedeki Atatürk posterini göstererek, “Bu adamý tanýyor musunuz. Bu adam, Boris Johnson’un dedesinin ihanet ettiði adamdýr” demiþ.
Bütün bu haberler Türkiye’deki gazetelerde “Londra’ya Türk Baþkan” baþlýðý altýnda yer almýþtýr.
Fehmi Koru’nun kahramanlar gibi Boris Johnson’ýn, Ali Kemal’in torunu olduðunu ýsrarla savunmasý da ilginçtir.
Ali Kemal’in ya da Ebu Cehil’in torunu olmak bu kadar önemli midir? Erdal Þafak “Boris’in büyük dedesinin Ali Kemal olmadýðýný söylüyor. Ali Kemal’in eþi Ýngiliz’miþ, ama daha önce bir Ýngiliz’le evliymiþ ve ondan bir çocuðu varmýþ... ” Evet, Ali Kemal, Boris Johnson’ýn büyük ninesiyle evlendi. 1906’da. Ancak kadýn bir çocuklu duldu. O çocuk da Johnson’ýn dedesiydi. Zaten bir yýl evli kaldýlar “ diyen Sabah yazarýna Fehmi Koru, fena halde içerlemiþ görünüyor. Fehmi Koru, konuya büyük bir açýklýk getirerek Boris’in dedesinin Ali Kemal olduðunu kanýtlamýþ görünüyor.
Adý ve soyadýndan, ne kadar Türk olduðu belli olmayan bir adamýn Londra’da Belediye Baþkaný olmasýnýn anlamý nedir? Bu adam gerçekte meþhur hain gazeteci Ali Kemal’in torunu mudur? Orasý, görüldüðü gibi tartýþmalýdýr. Ancak bilinen kadarýyla, Ali Kemal’in oðlu Osman Ali 1920’lerde Ýngiltere’ye yerleþmiþ, Wilfred Johnson adýný almýþ. Adam tabiyeti ve coðrafyasýný, dinini, dilini, adýný hep birlikte deðiþtirmiþ. Ýþte bu meþhur Boris Johnson’un Ali Kemal’in torunu olduðu söyleniyor. Ýngiliz Boris, yani Ali Kemal’in torunu olan bu zattan birilerinin övünç payesi çýkarmasý nedensiz olmasa gerek!
Türkiye’nin bölünmesi, Türklüðün tarihten silinmesi, Osmanlý’nýn Ýngiliz mandasý altýna girmesini isteyen Ali Kemal’in Boris adlý Ýngiliz torununun ” Türk etnik kimliðiyle gurur “ duymasý hangi anlama gelmektedir?
Neymiþ? Bizim (!) Boris Johnson ” Londra’ya Türk Baþkan “ olarak seçilmiþ. Halbuki dedesi olduðunu söylediði Ali Kemal bunun tam tersini savunmuþtu. Yani O, ” Ýstanbul’a bir Ýngiliz Baþbakan “ istemiþti. Diðer yandan bazý gazetelere göre bu Boris Johnson ” Atatürk hayraný ve Fenerbahçeli “ imiþ. Umarýz öyledir. Ýlginç deðil midir? Boris, ” Atalarým Türk ama ben Türkçe konuþamadýðým için de üzgünüm “ demiþ. Hâlbuki bu Boris’in atalarý Türk’ten, Atatürk’ten, Türkiye’den hatta Türkçe isminden kaçarak Ýngiltere’ye vasýl olmuþlardýr. Ýngilizler de sadýk iþbirlikçilerini o dönemde baðýrlarýna basmýþlar ve kendilerinden daha çok Ýngiliz çýkarlarýna hizmet ettikleri için de statülerini Londra’ya Baþkan yapacak bir seviyeye yükseltmiþlerdir.
Bugünlerde birileri ” Londra’ya Türk Baþkan “ söylemleri altýnda gerçekte þunu demek istiyorlar. Biz onlarý Türkiye’den kovduk. Ankara ve Ýstanbul’a baþkan olamayýnca gidip adamlar bunu Londra’da gerçekleþtirmiþ oldular. Yani bir anlamda Türkiye’nin ” ne Osmanlý’nýn ne de Ali Kemal’in kýymetini bilmediðini “ dile getirmeye getiriyorlar.
Bu yalnýz Ali Kemal’le de sýnýrlý deðil. Köþe yazýlarýna da konu olan bir Osmanlý Prensesi Zeynep: Siyasete Evet demiþ. Devamýnda da ” Osmanlý ile Cumhuriyet arasýnda köprü olabilirim “ diye ilave etmiþ. Çok sayýda benzer örnekleri vardýr. Son zamanlarda kimi Ali Kemal’in torunu, kimisi de Osmanlý Hanedaný üyesi olduðu söylenen bir takým insanlardan sýk sýk söz edilir olmuþtur. Onlarla röportajlar yapýlmakta, yaþadýklarý travmalar televizyon ve gazete sütunlarýnda okuyucuya duyurulmaktadýr.
Birileri bunlarý ABD/Ýsrail projesi olan Yeni Osmanlýcýlýðýn gereði olarak yapmaktadýrlar. Osmanlý torunu Londra’da Belediye Baþkaný oldu. Osmanlý Hanedanýndan falan þahýs Türkiye’ye geldi. Hanedanýn falan üyesi filan yerde þöyle iþler baþardý vb.. bir takým söylemlerin perde arkasýnda farklý amaçlar saklýdýr. Birilerinin -Osmanlý deðil ama- bizden olmayan birilerinin adýna harekete geçtiði görülmektedir.
Yabancýdan ve yabancý uþaklýðýndan umut besleyenlerin akýbetlerinin ne olduðunu tarih söylemektedir. Tarihi okumasýný bilmeyenler tarihi yeniden yaþamak zorundadýr. Bu gerçek her iki taraf için de geçerlidir.



Önce Türkiye’deki
Ali Kemal’in Torunu
Gündeme Gelmiþti!

Bakýn Ali Kemal’in torunu Türkiye’de nasýl gündeme gelmiþti. Zamanýn Cumhurbaþkaný Sezer’in Dýþiþleri Bakanlýðý’nýn beþ müsteþar yardýmcýsýnýn atamalarýný veto etmesi üzerine Ali Kemal adý gündeme gelmiþti. Bu vetonun eleþtirisinin odaðýnda Ali (Artin) Kemal’in torunu Selim Kuneralp’ýn veto yemesi vardý.
Ali Kemal’in oðlu Zeki Kuneralp’in, kendisi gibi diplomat olan oðlu Selim Kuneralp, Ýsveç ve Kore’de büyükelçilik yaptýktan sonra Ankara’ya çekilmiþti. Bu zat bir süre önce bakanlýkta Müsteþar Yardýmcýlýðý’na atandý. Selim Kuneralp’ýn birkaç aydýr yürüttüðü bu görevi zamanýn Cumhurbaþkaný’nca veto edildi.
Veto gerekçesinin ne olduðu da Cumhurbaþkanýnca açýklanmamýþtý. Ancak tarihi arka planý bilenler, konunun dede Ali Kemal ile ilgisini kurarak deðerlendirme yapmýþlardý. Diðer yandan Selim Kuneralp’ýn, Karen Fogg’un email arkadaþý olduðu da ortaya çýkmýþtý. Karen Fogg’la mesajlaþmasýnýn özelden deðil gizlilikten dolayý saklý kanallardan yapýlmasý gerektiðini e-postalarýn birinde mesaj arkadaþý Karen Fogg’a þöyle anlatýr: “Sevgili Karen, dünkü mesajýmda yanlýþlýkla Büyükelçiliðin e-posta adresini kullanmýþým. Hâlâ geçerli olan eski adresime yazmaða devam etmen gerek. Yoksa senin mesajlarýný burada herkes okuyabilir”.
Demek ki dede Ali Kemal’den torununa, yabancýlarla gizli/kapaklý yazýþmak, iþbirliði yapmak ve mesajlaþmak gibi meziyetler de miras kalmýþ. Dede zamanýn Ýngiliz Muhibbisi idi, torunu da AB muhibbisi olmuþ. Aradan yýllar geçmiþ ama deðiþen fazla bir þey olmamýþ.








Yeniçað...